Çoık dinli tarihi ve her dinin kutsal emanetlerini bağrında taşıyan bünyesi ile üç ilahi din müminlerinin de gönüllerini süsleyen şehirler güzel Kudüs, Osmanlı Devleti günlerinde nasıl bir yerdi. İşte o günlerden kareler:

Özge Yalın'ın haberi

Altgeçitlerde, çeşme başlarında, mabetlerde görülen Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi fotoğrafları şehrin inanç ve tarih zenginliğini de göz önüne seriyor.

TARİH BOYU KUTSALLIK

Bugün üzerinde Mescid-i Aksa Külliyesi'nin bulunduğu tepenin İslam Dini için kutsallığı Miraç Gecesi Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın bu tepeyi ziyaret etmiş ve buradan Mirac'a yükselmiş olmasına dayanır. Ancak gerek bu hadise, gerekse bu hadiseye binaen bu tepe üzerinde kurulan İslam binaları daha önceki dönemlerin kutsallarına da saygı göstermiştir. Bir zamanlar Hz. Süleyman'ın inşa ettiği Beytülmakdis'in bu tepede olduğu inancı olduğu gibi korunmuş, Hz. İsa'nın bu tepede bulunan II. Mabed'de yaşadıkları İslam geleneğinin bir parçası haline gelmiştir. İnşası MS 699 yılında tamamlanan Kubbetüssahra bir anlamda İslam geleneğinin bu geçmişle geleceği buluşturan bir abidesi gibidir. Mescid'i Aksa'nın kuzeybatı noktasında bulunan Gavânima Minaresi (Antonia Kulesi) üzerinden çekimli bu fotoğraf Aksa Külliyesinin tamamını gösteriyor.

***

Mukaddes şehir Kudüs, Osmanlı dönemine ilişkin 454 fotoğrafla masamızın üzerinde duruyor artık.

IRCICA (İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi) tarafından hazırlanan "Fotoğraflarla Osmanlı Döneminde Kudüs" kitabı, Kerim Balcı'nın açıklayıcı metinleriyle zenginleşmiş bir Kudüs albümü aslında.

Fotoğrafların büyük kısmı, Sultan II. Abdülhamit devrinde çekilen ve birer kopyası IRCICA arşivinde bulunan Yıldız Fotoğraf Albümleri'nden alınmış, bir kısmı da diğer koleksiyonlardan seçilmiş.

Başka dillere de çevrilmesi planlanan kitap, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun deyimiyle 'sessiz bir çağrı'da bulunuyor. İslam Konferansı Teşkilatı'nın uzun zamandır yaptığı çağrının bir benzeri; şehrin 1967'den önceki statüsünü kazanması, mescitlerin mukaddes karakterinin korunması ve bunlara serbest ulaşımın sağlanması için yapılmış sessiz bir davet...

Çok dinli bir tarihi ve mirası temsil eden albüm Kudüs için, adı her zaman barışla anılması gereken bu kutlu şehir için bir dolu temenni de içeriyor. İhsanoğlu "Her bir dinin Kudüs ile olan tarihî bağının samimiyetle anlaşılması"nı istiyor, kitaba bir önsöz yazan Halit Eren ise bir kısmı bu albümde de resmedilen Kudüs'ün, tarihî mirası ve bu mirası meydana getirmiş medeniyetleriyle ebediyen uyum içinde yaşaması ümidinde.

Şimdiye kadar yapılmış bu en kapsamlı Kudüs kitabı 'Panorama', 'Mescid-i Aksa', 'Şehir ve İnsan', 'Kutsal Mekânlar', 'Kudüs Sokakları', 'Osmanlı Kudüs'ünde Meslek Erbabı ve İnsan Çehreleri' gibi merak uyandırıcı başlıklar içeren on bir bölümden oluşuyor.

KUBBETÜSSAHRA'YA OSMANLI MÜHRÜ

Kubbetüssahra bugün ayakta duran en eski İslam binasıdır. Tarihi boyunca ancak bir defa kubbesi çökmüş, bunun dışında yapı ayakta kalmayı başarmıştır. Ancak Kubbetüssahra'ya mevcut mavi çinili, hat yazmalı dış görünüşünü Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman kazandırmıştır.


YOLLARIN KESİŞTİĞİ NOKTADA SÜLEYMAN SEBİLİ

Osmanlı Kudüs'ünün iki ana caddesi vardı: Şam Kapısı'ndan Ağlama Duvarı'na uzanan el Vâd (Vadi) Caddesi ve el-Halil Kapısı'ndan Aksa Külliyesi'nin kapılarına kadar uzanan Davud Caddesi. El Vâd Caddesi büyük oranda binaların altından devam eden bir tünel cadde durumundaydı. Gerçek hayattan çekilmiş bu fotoğrafta dönemin Filistinli kıyafetlerini incelemek mümkün.

BAB-EL SİLSİLE CADDESİ

Aksa Kompleksi'nin Mahkeme Kapı-sı'ndan çıkan ve Yafa Kapısı'na kadar ulaşan bu cadde, fotoğrafta görülen küçük sokaktan Ağlama Duvarı'na ulaşırdı. Fotoğraftaki sima farklılığının sebebi bu merkezî konum olsa gerek. Fotoğraf 1900-1920 yılları arasında çekilmiş.

BİR BEDEVİ KADIN

Kudüs ve civarında fotoğraf çeken Batılılar, kadınları gerçek hayat ortamlarından çıkarıp, kadınlıklarına vurgu yapan fotoğraflar çekmeyi tercih ederlerdi. 1898-1914 yılları arasında çekilmiş olan bu fotoğraf ise halen Filistin bedevileri arasında görülebilecek gerçek bir kadın figürünü resimlemiş.

KUDÜS'Ü GERİ ALMAK İÇİN SON SALDIRI

26 Aralık 1917 günü Osmanlı ordusu Kudüs'ü geri alabilmek için bir saldırı yaptı. Bu adeta, Kudüs şehrine yapılmış, "Seni savaşmadan bırakmak istemedik" seslenişiydi. Fotoğrafta elindeki el bombasını atamadan şehit düşmüş bir Osmanlı askeri görülüyor. Tarih boyunca hiçbir millet Kudüs için Türkler kadar şehit vermemiş, Filistin topraklarına onlar kadar kan akıtmamıştır.

(Zaman)













haber7.com