Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Dınler tarıhı

    SIR DİNLERİNDE KURTULUŞ
    (Orfizim, Mitraizm ve Gnostizm)
    Fuat AYDIN*
    Sır Dinleri
    Burada “sır dinleri” anlamını tercih ettiğimiz ancak “gizem” olarak da
    tercüme edilebilecek olan kelime, mystery karşılığı olarak kullanılmıştır. Bir
    Dinler tarihi kavramı olarak söz konusu kullanım, “dinler tarihi ekol”ünün
    hellenistik dönemle ilgili çalışmaları sonrasında literatüre girmiştir. Genel
    olarak dünyanın farklı yerlerinde benzerleri bulunsa da, orta doğu kökenli
    olan ve batıyı geçerek özellikle Yunanistan ve Roma’da miladi birinci yüzyıl
    boyunca yaygınlık kazanan ve etkin hale gelen sırf dini cemaatleri ifade
    etmek için kullanılmaktadır. Söz konusu bu dinsel olgunun bu şekilde
    isimlendirilmesi, bu tür cemaatlere girişin gizli olarak yapılmış olmasından;
    kurtuluşun sırrını kendisine katılanlara belli aşamalardan sonra verme
    iddiasından kaynaklanmaktadır.
    Bu tür cemaatlere girişin gizli oluşunun bir sonucu olarak da, onlarla
    ilgili bilgi, uygun şartları taşımayan yani, cemaate üye olmayanlara
    verilmediği gibi, söz konusu cemaate ait bilginin saklanması ve ehil
    olmayanlar yani, inisiye edilmeyenlere verilmemesi de, bu cemaatlere üye
    olmanın şartlarından biridir1. Bunun bir sonucu olarak da, konuyla alakalıbilgi genel olarak azdır;
    var olan bilgiler ise, daha sonra bu cemaatten ayrılan
    insanların yaptıkları ifşaatlara ve bunlardan aktarılan bilgilere ve (özellikle
    Mitraizm durumunda) arkeolojik bir takım verilerin yorumuna
    dayanmaktadır.
    Sır dinleri hem genel bakış açılarında hem de detaylarda farklılıklar
    gösterseler de, söz konusu farklılıklara rağmen, genel bir başlık altında
    toplanmalarını mümkün kılan; bu ismin verilmesini sebep olan birtakım
    ortak özelliklere de sahiptirler. Bu ortak özellikler şu başlıklar altında
    toplanabilir:
    -İnsanın tanrısal bir öze sahip olması;
    -Bu tanrısal özün maddi beden içine hapsedilmesi;
    -Semavi kaynağına ulaşmak için bu özün maddi bedenden kurtulmasının
    zorunlu olması;
    -Kurtuluş için dini sırra erme töreninin gerekliliği;
    -Günahı ortadan kaldırmak için temizleyici ritüellere ihtiyaç;
    -Sakramental inayetin verilmesi;
    -İlahın tecrübelerine katılma ya da onları taklit;
    -İlah’la komünyona girme ya da O’nunla özdeşleşme;
    -Kardeşlik olarak da adlandırılan cemaat üyelerine ölümsüzlüğün kesin
    olarak vaad edilmesi ve üstün bir takım güçlerin verilmesi2.
    -Sır dinlerinin bir diğer özelliği de, dindarları arasında ırk, millet ve
    ekonomik ve sosyal farklılıkları dikkate almayan mutlak bir eşitliğin
    olmasıdır. Mitraizm dışında, hem erkeklere hem de kadınlara açık olup
    inhisarcı bir özellikleri yoktur3.
    Yukarıda sayılan özelliklerinden dolayı “kurtuluş veren” olarak da
    tanımlanırlar ve bu yüzden de söz konusu dinlerin tanrıları,
    “kurtarıcılar/soteria” diye isimlendirilirler (soter, Serapis; soteria, Isis gibi). Bu
    kurtuluş, arzulanan bütün mutlulukları içerir: Hayatın tehlikelerinden kurtulma,
    hastalıktan ve kötü talihden korunma gibi.
    Fakat, bütün bunlardan öte, ruhun kurtuluşunu ve ölümsüzlüğünü içerir.
    Yunan dünyasındaki sır dinlerinde var olan ise, tabii düzene uygun bir kurtuluş
    vaadidir ve bu kurtuluş öte dünyada gerçekleşecektir5.
    Mitraizm dışındaki bu kültlerdeki merkezi figür, ölen ve dirilen genç
    tanrıdır. Bu kültlerin ilahları, esasen bitkisel ilahlardır. Kült vasıtasıyla
    burada, gerçekleştirilen birleşmeler, bu ilahların kaderlerine ortak olmayla
    özdeşleştirilir. Böylece, inisiye edilen üye, ölümsüz hayat için ilahın ölümüne
    ve yeniden doğumuna katılır. İnisiye edilen, yeniden doğar; tanrılaştırılır ve
    aydınlatılır. Ruhunda ölümsüzlük ilacına sahip olur. Her zaman olmasa bile,
    bazı durumlarda, sırra erme törenlerinde ilahla birlik olan için yeni reel bir
    şahsiyet inşa edilir6. Bu kültlere müracaat eden insanlar, kendilerinin kaderin
    kölesi olduklarını düşünen, iyi ve kötü olayların, ölümün ve düşmanının
    hiçbir zaman üstesinden gelemeyeceği/gelememe ihtimallerine maruz
    kaldıklarını ve kendi kontrolerinin dışında olan bir gücün elinde olduklarını
    bilirler. Bütün bu durumlarda, kendilerine yardımı dokunacak olanlar, şehrin
    ya da devletin tanrısı olamayacağından; bu tanrı ancak dünya dışından bir
    tanrı olmalıdır. Bu tanrı, aynı zamanda bütünüyle kendi inayetinden dolayı,
    kaprisli bir tanrıdır. İnsanlar, yukarıda zikredilen bu durumlardan, sır
    dinlerinden gelen bu inayet tanrısı tarafından kurtulurlar7.
    Bu sır dinlerinden bir kısmı daha sonra da varlıklarını devam ettirmiş
    olmalarına rağmen, yukarıda da kısmen zikredildiği gibi, ağırlıklı olarak
    bulundukları dönem miladi birinci yüzyıldır.
    devam edecek....

    sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 8 / 2003

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    Bu dinler arasında: Orfik ve
    Pythagoryen kardeşlikler; Büyük Anne ve Attis kültleri; Mısır’ın Rabb
    Serapis’i ve Kraliçe Isis-Osiris’i, Suriye Baalleri ve Adonis, İran Mitrası,
    Yunan Elusinian ve Gnostik kardeşlikleri vs8 sayılabilir. Bunların hepsini ele
    almak yerine, nasıl bir kurtuluş anlayışına sahip olduklarını ortaya
    koymak/örneklemek maksadıyla Orifizm, Mitraizm ve Gnostisizm kısaca
    incelenecektir.

    Orfizim ve Kurtuluş
    Orfik, yanlış olarak mistik şarkıcı Orfeus’a izafe edilen ve altıncı yüzyılda
    derlenmiş şiirlerden alınan bir terimdir. Orfizim olarak bilinen, bir Yunan
    dini hareketidir

    Orfiscilik, bedenin ruha hapsedildiğini; bedeni ruhun mezarı ve bu
    hayatı da bundan sonrası için bir hazırlık safhası olarak kabul eder. Hayatın
    amacı, bir dizi arınma sayesinde yeniden-doğuş zincirinden kurtulmaktır.
    Ruh, ancak ölüm yoluyla kurtularak asli tanrısal öze yeniden katılabilir.
    Ancak, bu hakiki birleşmeden önce, ruhu beden hapishanesinden geçici
    olarak kurtarmak ve tanrısal özle birleşmesini sağlamak dini bir sır ya da
    tören yoluyla mümkündür.

    Orfikler için insanların yaşam dedikleri şey, gerçekte ölümdü ve gerçek
    hayat ise ölümden sonra başlamaktaydı10. Ruh, tanrısal ve ölümsüzdür;
    ancak, ataları Titanların günahları sebebiyle insan, önceki yüksek
    konumundan düşmüştür. Bu düştüğü durumdan, yeniden doğuşlar yoluyla
    kurtarılabilir11. Kahraman Orfeus ile gizemsel birleşme, onun ruhunun
    bedenleşmiş hali olan bir hayvanın yenilmesini de içine almak üzere,
    arınmanın ve daha yüksek bir varlık düzeyine geri dönüşün araçlarından
    biriydi. Sır cemaatine kabul edilen birey, tanrısal şeyleri bilme ayrıcalığına
    kavuşurdu12. Daha sonra kilise babası Cyprian tarafından ifade edilen “extra
    ecclesiam nulla salus/kilise dışında kurtuluş yoktur” düşüncesinin ilk ifade
    edicisi Orfiklerdir. Yalnızca Orfik hayatı yaşayanlar, Orfik ritleri yerine
    getirenler ve öte dünya için geçiş kelimelerini muhafaza edenler
    kurtulacaklardır. Bunun dışında kalan ölüler, Tartaros’da13 çamur içinde
    kalacak; müthiş acılara katlanacak ve yeniden doğmaya maruz kalacaklardır14.
    Saf bir sistem olan ofrizim, ilk dönemlerinde Pythagoras, Heraclitus ve
    Plato’yu da etkilemiştir. Zamanla ilgisini, ruhun insan bedeninde mezara
    konulduğu ve evvelki semavi yerini yeniden elde etmeyi arzuladığı şeklindeki
    temel doktriniyle, bu dünyadan öte dünyaya kaydırdı. Yunanistan’da ve
    Roma’da bir sistem olarak yüzyıllarca devam etti; ancak yeniden doğma ve
    kurtuluş doktrinini asla kaybetmedi15.

    Mitraizm ve Kurtuluş
    Köken olarak İran kaynaklı olan Mitra, Roma imparatorluğunda
    tapınılan ve güneşle (Roma’da sol invictus) özdeşleştirilen bir tanrıdır. Mitra,
    yalnızca Avesta’da değil, ilk Vedalar’da da bulunur. Ortaya çıkışı, İranlılar ve
    Hintlilerin birbirinden ayrılmadan önceki bir tarihe, milattan önceki bir
    zamana kadar geri gider. Ancak, gelişmesi ve yaygın hale gelmesi, mö. ikinci
    ve dördüncü yüzyıl boyunca olmuştur. İran dini, Zerdüşt tarafından tanzim
    edildikten sonra, Mitra, Ahura Mazda’ya göre ikincil bir konuma düştü.
    Burada Mitra, Ahura Mazda tarafından kötülüğe karşı yardım etsin diye
    yaratılmış bir yarı tanrı; ya da daha önceden var olan fakat Zerdüşt
    tarafından bastırılmaya çalışılan ancak, sonradan yeniden ortaya çıkan bir
    tanrı16 olarak görünür. Zerdüştlüğün Fırat vadisi boyunca yayılması ve
    Babil’de Kalde astrolojisiyle ve Babil’in tanrısı Marduk ile karşılaşmasının bir
    sonucu olarak değişikliğe uğradı. Mitra, daha sonra İonya Grekleriyle olan
    karşılaşmasında güneş tanrısı Helios ile özdeşleştirildiği gibi, burada güneş,
    doğruluk ve adalet tanrısı Şamaş ile özdeşleştirildi

    Mitra kültünde, askeri eğilimler hakimdir; erkeklere has olan bu kültün
    mensupları arasında askerler, bürokratlar, tüccarlar ve köleler yer alır. Kült,
    mağaralarda icra edilirdi18. Hıristiyanlığın ilk yıllarında Roma toplumunda
    önde gelen bir yer edindi. Hem Roma’da hem de bütün imparatorlukta
    popüler bir kült halini aldı. Mitra kültüne mensup olanların toplandığı yer
    olan Mithraea, Roma’dan İngiltere ve Almanya’ya kadar her yerde
    bulunmaktaydı19. Kültün kutsal metinleri olmadığından, inanç ve prensipleri
    hakkındaki bilgiler; nispeten az olan klasik literatürdeki birkaç referanstan ve
    Mitrayı konu alan rölyef ve heykellerden çıkartılmak zorundadır. Mitraizmle
    ilgili sahnelerin en dikkat çekici tarafı, boğayı öldüren tanrı Mitra’nın yer
    aldığı sahnedir. Bu sahne, hakkındaki bilgiler ne kadar az olsa da, bu
    sahnenin verimlilik miti ve ona ait ritüel olduğu açıktır. Boğanın kanı,
    tanrının toprağı canlandıran ve başağı üreten hayat gücüdür. Bu aynı
    zamanda, bir yaratılış mitidir de. Bu dünyanın sonunda bir başka boğa,
    kurban edilecek ve o zaman bir kurtarıcı ve yeni bir hayat bu kurbanın
    kanından doğacaktır20. Mitra aynı zamanda, her şeyi feth eden güneş,
    yeryüzüne ışık ve hayat gönderen; kötülük ve karanlık güçlerle savaşlarında
    doğrular topluluğunun de lideridir. Burada Yahudi messiyanizmini hatırlatan
    bir eskatolojiyi görmek mümkündür

    Taurobolium (yukarıda zikredilen boğanın kurban edilmesi olayı),
    Mitraizm’deki en etkili sakramenttir. Abid, üzerinde boğanın kurban edildiği
    platformun bulunduğu bir hendekte diz çöker. Kurban edilen boğanın kanı
    abidin üzerine dökülür ve bununla günahlarından temizlendiği gibi, bu onun
    ebedi olarak yeniden doğmasına da sebep olur22. Yıkanmalar ve dinsel
    banyolar, kötülükten kurtulmak için kullanılır.
    Mitra bu dünya ile sema arasındaki bir aracı olarak da kabul edilir. Bu
    yüzden de kültün merkezi ilgisini ölümde gerçekleşen ve ruhun, yedi
    gezegen yoluyla asli yerine geri dönmesinden ibaret olan astral kurtuluş için
    hazırlanma oluşturur. Mitra, ritüeli gizlidir ve bu yüzden de onun hakkındaki
    bilgilerimiz, düşmanlarından ve güvenilir olmayan tanıklardan yani,
    Hıristiyan din adamlarından gelir.
    DEVAM EDECEK.....

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    Mitra kültünde, insanlar kurtuluşa erişmek için bir takım safhalardan
    geçmek zorundadırlar. Mitraizm’in kendi zamanında geliştiği St. Jerom,
    mistiğin (saratus) ruhun nihai yükselişinde geçtiği yedi gezegensel alana kadar
    olan yedi safhadan geçmesi gerektiğini söyler. Kuzgun (croax), saklı/gizli
    (cryphius), asker (miles), aslan (leo), İran’lı (perses), güneşin habercisi
    (heliodromus) ve baba (pater). Bazen bu safhaların hepsi askeri nitelikli olarak
    kabul edilir. Zaman zaman maskeler ve uygun elbiseler, dereceleri temsil
    edecek şekilde giyilir ve hayvanların ve kuşların hareketleri taklit edilir.
    Porphory, ilk üç derecenin gizlilik yemini edildiği zaman olacak olan gerçek
    sırra erme törenine ya da sacramentuma hazırlık olduğunu söyler23. Mitraizm’e
    girecek olan kişi, yedi safhayı ya da dereceyi geçer ve son olarak kılıçla
    parçalanmış bir çelengi alır ve başına koyar. Sonra, “Mitra benim tacım”
    diyerek onu omuzuna dayar. Bunun üzerine, kırmızı sıcak bir demirle alnı
    damgalanır.
    Keza, Mitraizmde suya batırmayla yapılan vaftiz, ateşle yapılan çetin bir
    sınav, ölüm ve yeni hayata doğum draması ve ekmek şarap sakramenti
    olduğu gibi, bazen bir uçurumu atlamak gibi, özel cesaret testleri de vardır.
    Porphory, ellerine bağlı ateşlerle ve gözleri bağlanmış, ölümü taklit ederek
    geçen daldırma suretiyle yapılan vaftizden de bahseder. Leo/Aslan
    safhasında, dine yeni giren aday, ekmek ve su ya da şarap sakramentine
    katılmasından dolayı iştirakçi haline gelir.

    Gnostisizm’de Kurtuluş
    Gnostisizm basit bir grup inanç olmaktan daha çok, farklı bir çok
    şekilleri olan, kökleri Yahudilik ve Hıristiyanlık öncesine kadar giden,
    Tanrı’ya ruha ve dünyaya dair bir bakış açısı içeren bir harekettir. Düalizm
    üzerine temellendirilmiş kurtuluşçu bir din olarak da isimlendirilebilir26.
    En önemli özelliği, yüce ruhu, esas olarak fiziki dünyaya ve bedene
    yabancı görmesidir. Gnostikler, kendilerini, kurtulunması gereken bir
    hapishanede mahkum olarak görürler. İnsanların bir kısmının, parçalanmış
    ve bütünüyle yabancı fizik dünya ve bedene hapsedilmiş olan tanrısal bir
    parça ya da ışık parçasından oluştuğuna inanırlar. Geri kalanlar ise,
    kendilerinde tanrısal hiçbir ışık taşımayan yalnızca akı__________llı ancak hayvandırlar.
    Parçalar, yalnızca birbirleriyle değil, fakat aynı zamanda kozmik düşüş öncesi
    ayrıldıkları yüce tanrısalla ya da ilk tanrısal insanla da yeniden birleşmek
    isterler. Yüce Tanrı, kesinlikle yaratıcı değildir; zira, yaratılış, ne ikinci
    derecede bir tanrı tarafından bilmeden gerçekleştirilen korkunç bir hatadır
    bir şey oluşuna dair kötü bir gücün işidir. Ne yüce Tanrı ne de aydınlanmış (gnostik)
    şahsın; yaratıcı ve onun yaptıklarıyla herhangi bir ilişkileri vardır27.
    Gnostik kurtuluş mitinin, bir çok şekli vardır. Bir kısmı oldukça ayrıntılı
    olan mitler, bu trajik durumu ve bu durumdan bir kurtarıcı vasıtasıyla nasıl
    kurtulunacağını anlatırlar.

    “Yüce Tanrı, dünyevi hayattan uzaktır ve onunla ilgilenmez. Zamanın
    başlangıcından önce, bütünüyle ışıktan oluşan ilk semavi insan28 vardı.
    Karanlığın kötü güçleri (ya da yaratıcı tanrı veya aeon ya da aeonlar birliği) bu
    ilk insanı ele geçirdiler ve onu, karanlığın kaosundan kendisiyle dünyanın
    yaratıldığı manyetik güçler olarak kullandıkları/kullandığı milyonlarca küçük
    ışık parçasına böldüler. Ancak yine de, ışık parçalarının yakından takip
    edilmeleri gerekiyordu. Çünkü, eğer onlar yer değiştirir ve yeniden
    birleşirlerse, dünya kaosa geri dönecektir. Bu yüzden, binlerce kötü ruh
    onları gözetim altında tutarlar. Işık parçası, dünyevi insanın, en iç benidir (
    ancak ona ‘ruh’ demek doğru olmayabilir) ve evi olan semaya dönme
    arzusuyla onu tedirgin olmaktan korur. Şeytanlar/kötü ruhlar bu arzuyu
    baskı altında tutmak için insanı ilaçla uyutur ve uyuştururlar; ta ki, zaman
    zaman semayı unutur, ancak bazı zamanlar (belli şahıslarla) arzusu
    keskinleşir ve bu yer yüzü hapishanesinden kurtulmak ister.
    Sonunda, şeytanların/kötü ruhların yaptıklarının farkına varan ve
    insanın ancınacak durumu karşısında harekete geçen Yüce Tanrı, onu
    kurtarmak için Oğlunu gönderir. Şeytanlar/kötü ruhlar, farkına varmasınlar
    diye, dünyevi bir bedende dikkatli bir şekilde gizlenir. Tebliğde bulunur ve
    insanlara şifa dağıtır ancak, asıl görevi, uzay boyunca şeytani güçlerin ileri
    karakolu oldukları gezegenlerin birinden diğerine geçerken, ihtiyaç duyulacak
    olan kutsal parolayı Seçilmiş’e vermektir. Babaya ulaşıncaya kadar geçilecek
    olan bir dizi safhada ona yol göstermek için önden gider. Son olarak bütün
    ışık parçaları semavi insanı yeniden oluşturmak için bir araya toplanacak ve
    maddi dünya kaosa geri dönecektir”

    Gnostisizm’e göre, insan korkunç bir korkunun, sonsuz bir zaman ve
    mekan korkusu, bu dünyanın hay huyu ve düşmanlığı korkusu ya da daha
    ziyade insanı yoldan çıkartmaya çalışan ve onu kendi gerçek benliğine
    yabancılaştırmaya çalışan şeytani güçler hakkındaki bir korkunun kurbanıdır.
    Kendini, şeytani güçlerin pençesinde hissettiğinden dolayı, kendisinden
    korkar. O, artık kendisinin efendisi değil, fakat şeytanların oyun alınıdır.
    Arzu ve iradesinin itkileriyle kendi manevi hayatına yabancılaştırılmıştır30.
    29 Gnosis kelimesi, Yunanca “bilgi” anlamında kullanılan bir kelimedir. Bu anlamının yanı
    sıra başka bir takım anlamlara da gelir. Kelime, gnostikler için, vahye benzeyen ve özel
    olarak verilmiş bir bilgi anlamını ifade eder. Yalnızca hususi vahiyle seçilenler bu bilgiye
    sahip oldukları gibi kurtuluş anahtarına da yalnızca onlar sahip olacaklardır.

Benzer Konular

  1. İLGİNÇ TARİHİ BİLGİLER!!!
    efelenen Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 14-03-2008, 02:59 PM
  2. PEYGAMBERLERİMİZİN TARİHİ
    Mevt Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 27
    Son mesaj: 22-11-2007, 09:14 PM
  3. İÇ ÇAMAŞIRI TARİHİ
    dogangunes Tarafından Kadın Modası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-09-2007, 10:58 PM
  4. TÜRK SİNEMA (YEŞİL ÇAM) TARİHİ
    dogangunes Tarafından Sinemalar Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 10-08-2007, 03:44 PM
  5. TARİHİ SİNOP CEZAEVİ
    Bay X Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-06-2007, 10:15 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık