Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Eski Üye Nil@y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesaj
    2.070
    Rep Gücü
    330

    Sultan III. Mehmed Han



    Babası : Sultan III. Murad
    Annesi : Safiye Sultan
    Doğduğu Tarih : 26 Mayıs 1566
    Padişah Olduğu Tarih : 27 Ocak 1595
    Öldüğü Tarih : 22 Aralık 1603

    III. Mehmed, II. Murad’ın Sâfiye Sultân’dan 1566’da dünyaya gelen oğludur. Babasının vefâtı üzerine sancak beyliğinden Osmanlı Padişahlığı tahtına oturan son şehzâde olarak 1595’de Manisa’dan gelerek İstanbul’da cülûs etti. Her padişah döneminde olduğu gibi, son zamanlarda âdet haline gelen yeniçerilerin baş kaldırmaları ve bahşiş talebi kavgaları bunda da meydana geldi. Ferhad Paşa’nın gayretleriyle zorbalar bastırıldı. Ancak Avusturya seferi uzayıp gidiyordu. Sadrazam Sinan Paşa, Eflak üzerine yürüdü; Bükreş’i aldı; ancak Yergöğü’nde dehşetli bir mağlûbiyet tattı.

    Padişah Hocası Hoca Sa’deddin Efendi, Sinan Paşa’nın fikrine katılarak Padişahın bizzat sefere katılmasını arzu ediyordu. Bu arada vefat eden Sinan Paşa’nın yerine Damad İbrahim Paşa veziriazam olmuştu. Nihâyet Yeniçerilerin de teşvikiyle 21 Haziran 1596/24 Şevval 1004’de Padişah sefere çıkmak üzere hareket etti. Eğri Kalesi kuşatılıp feth olundu ve bu sebeple III. Mehmed Eğri Fâtihi olarak anıldı. Daha sonra Macarların Kereşteş dedikleri Haçova’da zor da olsa büyük bir zafer kazanıldı. Bunda Hoca Sa’deddin’in büyük bir rolü vardı. Harpten dönen Padişah, Hoca Sa’deddin ve çevresindeki insanların tesiriyle Cığala-zâde’yi sadrazamlığa getirdi. Ancak hem Kırım Han’ı Gâzî Giray’ı azledip Kırım’da fitne çıkarmasıyla ve hem de muharebe gününün ertesi günü askeri yoklatarak dâhilde ihtilâfların ve isyânların baş göstermesine vesile olmasıyla fayda yerine zarar getirdi. Gerçekten Cağaloğlu Sinan Paşa’nın bu hareketleri neticesinde Anadolu’da Celâlî denilen eşkıya isyanları memleketi kasıp kavurmaya başladı. 1008/1599 yılında Damad İbrahim Paşa yeniden Sadrazamlığa getirildi. Nemçe Harbi sürüp giderken Tiryaki Hasan Paşa ve Kuyucu Murad Paşa, Avrupa’da mühim zaferlere imza basıyorlardı. Uyvar üzerine gidilmesi de bu tarihlerde oldu.

    Bütün bu zorluklar içinde bir de İran Şahı andlaşmayı bozdu ve Osmanlı Devleti’ne harb ilan etti. Anadolu’yu Celâlî isyanları kasıp kavuruyordu. Osmanlı Devleti bu karışıklıklar ve ihtilâller içinde iken III. Mehmed 1603’de dünyaya gözlerini yumdu. Oğlu Mahmûd’un katli, Celâlî isyanları ve bunları tahrik eden Safeviler karşısında ordunun başarılı sonuçlar alamaması, III. Mehmed’in ölümüne sebep olan en önemli olaylardı.

    III. Mehmed, sancağa çıkan ve oradan padişahlığa gelen son Osmanoğludur. Fıtraten zayıf iradeli ve saf idi. Vehhâmdı. Anası Sâfiye Sultân’ın müthiş tesiri altında kalıyordu. Babası gibi III. Mehmed de, kardeş katli meselesini en çok suiistimal eden padişahlardan biriydi. 19 kardeşini, aldığı zayıf fetvâlara dayanarak idam ettirdi. Bu arada, başkalarıyla ittifak ettiği ve yazışmalarda bulunduğu jurnallenen oğlu Şehzâde Mahmûd’u da idam ettirdi; sonra da jurnalleyen insanların hayatına son verdi.

    III. Murad devrinde de babasının zamanında olduğu gibi, devamlı bir duraklama ve hatta gerileme alâmetleri kendini göstermektedir. Düzenli kanunnameler yerine, devletin merkez teşkilâtında ve özellikle ülü’l-emrin temelini teşkil eden Padişah ve vezirlerde görülen şer‘-i şerife muhâlif halleri siyâsetnâmeler ile âlimler ikaz ve irşâd eylemişlerdir. Taşra teşkilâtında meydana gelen zulümleri ve haksızlıkları ise, ya yerli âlimler merkeze bildirmişler veya halkın tazallüm ve şikâyeti üzerine merkez teşkilâtı taşra memurlarına adalete ri‘âyet etmeleri için emirnâmeler göndermişlerdir. İşte Celâlî isyanlarının ortaya çıkış sebebi de budur.

    Adâletnâme, devlet otoritesini temsil eden görevlilerin, re`âyaya karşı bu otoriteyi kötüye kullanmaları ve kanun, hak ve adâlete aykırı davranmaları halinde, ülü’l-emrin hakkı ve kanunu hatırlatıcı mâhiyette düzenlediği hukukî düzenlemelerine denir. Osmanlı Devleti’nde padişahın hükmü tarzında kendisini göstermiştir.

    Osmanlı Devleti’nde, mezâlim divanının yerini Divan-ı Hümâyûn aldığı gibi, kanunnameler ve tezkire'lerin yerini de adâletnâmeler almıştır. Yani Divan-ı Hümâyûnda mazlûmların şikâyeti bizzat dinlendiği gibi, Divan görüşmelerini Kasr-ı Adâlet veya Adâlet Köşkü denilen yerde dinleyen Padişah tarafından, mahallî idarecilere şikâyetleri önlemek üzere adâletnâmeler de gönderilmiştir.

    III. Mehmed, Adlî mahlasıyla şiirler yazan, nazik ruhlu ve zayıf irâdeli bir padişah; ancak Osmanlı padişahları arasında en çok takvâ sahibi olanlardandır. Zamanındaki sadrazamlar arasında Koca Sinan Paşa, Ferhad Paşa, Hadım Hüseyin Paşa, hiç kimsenin beğenmediği Cığala-zâde (Cağaloğlu) Sinan Paşa ve İbrahim Paşa’yı; âlimler arasında Hasan Can’ın oğlu Hoca Sa’deddin, Şeyhülislâm Bostan-zâde Mehmed Efendi, Hoca-zâde Mehmed Efendi ve şeyhlerden Şeyh Muhyiddin Efendi ile Şeyh Şemseddin Sivâsî’yi zikretmeliyiz.

    ZEVCELERİ: 1- Hândân Vâlide Sultân; I. Ahmed’in annesi. 2- Vâlide Sultân; Abaza asıllı ve I. Mustafa vâlidesi. 3- Haseki; Şehzâde Mahmûd annesi. 4- Haseki; Şehzâde Selim annesi.

    ÇOCUKLARI: (İsimleri bilinmeyen beş altı tane daha çocuğunun bulunduğu söylenmektedir). 1-Şehzâde Sultân Selim Hân. 2-Şehzâde Sultân Cihangir Hân. 3-Şehzâde Mahmûd Hân. 4-Şehzâde Ahmed. 5-Şehzâde Mustafa. 6- Hatice Sultân. 7- Ayşe Sultân .


    15.01.1595 Sultan III. Murad’ın vefatı.
    27.01.1595 Sultan III. Mehmed’in tahta çıkması.
    16.02.1595 Koca Sinan Paşa’nın azli, Ferhat Paşa’nın üçüncü sadareti.
    27.04.1595 Eflak seferine çıkan veziriazam Ferhat Paşa’nın Davutpaşa’dan hareketi.
    14.05.1595 Eflak ve Boğdan ‘ın imtiyazlı Voyvodalık statüsüne son verilerek valilikle idare edilen vilayet idaresinin kurulması.
    07.07.1595 Veziriazam Ferhat Paşa’nın azli. Koca Sinan Paşa’nın dördüncü sadareti. Rusçuk’ta Tuna üzerinde köprü kurulmaya başlanması.
    16.07.1595 Vezir Sinan Paşa’nın cepheye gitmek üzere Davudpaşa karargâhına geçmesi.
    04.08.1595 Estergon Kalesi’nin kuşatılması.
    07.08.1595 Başkumandan Sinan Paşazade Mehmed Paşa’nın karargâhına geçmesi.
    19.08.1595 Ordu’nun Rusçuk’ta kurulan köprüden Yerköy’e geçmesi.
    24.08.1595 Kalugeran savaşı.
    28.08.1595 Bükreş’in işgali.
    02.09.1595 Estergon Kalesi’nin kahramanca bir müdafaadan sonra düşmana teslimi.
    13.09.1595 Ordu’nun Bükreş’ten Tergovişte’ye hareketi.
    09.10.1595 Veziriazam ve Serdarıekrem Ferhat Paşa’nın idamı.
    17.10.1595 Ordu’nun Tergovişte’den Bükreş’e hareketi.
    27.10.1595 Köprü faciası ve “Akıncı” ocağının kapatılması.
    31.10.1595 Yerköyü Kalesi’nin düşmesi ve Türklerin kılıçtan geçirilmesi.
    19.11.1595 Koca Sinan Paşa’nın azli, Lala Mehmed Paşa’nın sadareti.
    28.11.1595 Veziriazam Lala Mehmed Paşa’nın vefatı.
    01.12.1595 Koca Sinan Paşa’nın beşinci ve son sadareti.
    03.04.1596 Veziriazam Koca Sinan Paşa’nın vefatı.
    04.04.1596 İkinci Vezir Damad İbrahim Paşa’nın sadareti.
    20.06.1594 Sultan III. Mehmed’in “Eğri Seferi” için İstanbul’dan hareketi.
    09.08.1596 Ordu’nun Belgrad’a gelmesi.
    26.08.1596 Salankamen’de kurulan Harp Meclisi’nde Sultan III. Mehmed’in başkanlığında savaş durumunun görüşülmesi.
    24.09.1596 Eğri Kalesi’nin kuşatılması.
    12.10.1596 Eğri Kalesi’nin alınması.
    26.10.1596 Haçova meydan muharebesi. Osmanlı tarihinde parlak zaferle sonuçlanan meydan muharebelerinin sonuncusu.
    27.10.1596 Veziriazam Damad İbrahim Paşa’nın azledilmesi ve göreve Cağaloğlu Sinan Paşa’nın getirilmesi.Ordu yoklaması ve Cağaloğlu Sinan Paşa’nın Anadolu’yu kana bulayan kararları.
    05.12.1596 Cağaloğlu Sinan Paşa’nın azli. Damad İbrahim Paşa’nın ikinci kez sadareti.
    22.12.1596 Sultan III. Mehmed’in Eğri seferinden İstanbul’a dönüşü ve törenle karşılanması.
    11.10.1597 Tata Kalesi’nin alınması.
    03.11.1597 Veziriazam Damad İbrahim Paşa’nın azledilmesi ve Hadım Hasan Paşa’nın sadareti.
    29.03.1598 Yanık Kalesi’nin düşman hilesi veya ihaneti sebebiyle düşmesi.
    09.04.1598 Eminönü’ndeki Yenicaminin temel atılması töreni.Hadım Hasan Paşa’nın azli. İkinci Vezir Cerrah Mehmed Paşa’nın sadareti.
    10.09.1598 Arad Kalesi’nin işgali.
    28.09.1598 Avusturya’lıların Budin Kalesi’ni kuşatmaları.
    01.10.1598 Varat’da toplanan Harp Meclisi’nin kuşatma kararı.
    02.10.1598 Budin kuşatmasının kaldırılması.
    03.10.1598 Varat kuşatmasının kaldırılması.
    20.10.1598 Szolnok konağında çıkan yeniçeri isyanı üzerine Budin’e gidilmekten vazgeçilmesi.
    06.01.1599 Veziriazam Cerrah Mehmed Paşa’nın azli.Damad İbrahim Paşa’nın üçüncü sadareti.
    15.05.1599 Damad İbrahim Paşa’nın “Uyvar Seferi”ne hareketi.
    18.09.1599 Ordunun Budin önlerine gelmesi.
    30.09.1599 Ordunun Peşte’den Ciğerdelen’e hareketi.
    02.10.1599 “Tacüt Tevarih” yazarı Şeyhülislam Hoca Sadeddin Efendi’nin vefatı.
    14.10.1599 Düşman topraklarına akın hareketleri.
    18.10.1599 Eflak Voyvodası asi Mihail’in orduya elçi gönderip itaatını bildirmesi.
    07.04.1600 Divan şiirinin büyük ustalarından Bâki’nin ölümü.
    14.08.1600 Ordunun Belgrad’dan Kanije Seferine hareketi.
    12.09.1600 Kanije muhasarası.
    23.091600 Anadolu’da devam eden Celali isyanına karşı gönderilen kuvvetleri.Kaynari yakınlarında mağlup eden Kara Yazıcı Halim Şah’ın Anadolu’da saltanat ilan etmesi.
    22.10.1600 Kanije Kalesi’nin teslim alınması.
    10.07.1601 Sadrazam Damad İbrahim Paşa’nın ölümü.
    22.07.1601 Yemişçi Hasan Paşa’nın sadareti.
    09.08.1601 Sadrazamın Belgrad’a Hareketi.
    12.08.1601 Celali İsyanı başı Kara Yazıcı Halim Şah’ın Sepetli muharebesinde mağlup edilmesi.
    19.08.1601 Eflak Voyvodası Mihail’in Avusturyalılarca öldürülmesi.
    09.09.1601 Alman, İtalyan, İspanyol, Fransız, Macar ve Malta askerlerinden kurulan Hıristiyan Müttefik ordusunun Kral Ferdinand komutasında Kanije Kalesi muhasarası.
    18.11.1601 Düşman ordusunun Kanije gazilerine mağlup olarak kaçması.
    20.03.1602 Celalilere karşı harekete geçen Hasan Paşa’nın öldürülmesi.
    12.07.1602 “İstoln-i Belgrad” Kalesi’nin muhasarası.
    06.08.1602 “İstoln-i Belgrad” Kalesi’nin alınması.
    08.03.1603 Padişah III. Mehmed’in, Celalilerle siyasetten anlaşma kararı.Cağaloğlu Sinan Paşa’nın isyan başı Deli Hasan’la görüşmek için görevlendirilmesi.
    14.07.1603 Peşte bozgunu.
    22.07.1603 Eski Budin muharebesi.
    26.09.1603 Tebriz şehrinin Safavi egemenliğine geçmesi.
    29.09.1603 Soyan Bozgunu.Şah Abbas kuvvetlerinin Osmanlı birliklerini mağlup etmesi.
    04.10.1603 Veziriazam Yemişçi Hasan Paşa’nın azli.
    16.10.1603 Yemişçi Hasan Paşa’nın idamı.Malkoç Ali Paşa’nın sadareti.
    21.10.1603 Tebriz Kalesi’nin Safavilere teslimi. Nahçıvan’ın tahliyesi.
    15.11.1603 Erivan şehrinin, Şah Abbas’a teslimi.
    20.11.1603 Sultan III. Mehmed’in ölümü.
    21.12.1603 I. Ahmed’in Padişah olması.

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    Babası: Sultan III. Murad
    Annesi: Safiye Sultan
    Doğum Tarihi: 1566
    Vefat Tarihi: 1603
    Saltanat Müd.: 1595-1603
    Türbesi: İstanbul'dadır.

    Devleti Osmaniyyeyi yirmidört milyon kilometrekarelik bir mesaha ile Manisa'da vali olarak devlet hizmetlerinde vukuf kesbetmek üzere gönderidği Veliahd Şehzade Mehmet Sulta na bırakan merhum padişah Üçüncü Murad Hân vefat etti ğinde tarihler Hicri 1003, miladi 1595 yılını gösteriyordu.

    3. Mehmed'in Doğumu

    Hicri 937, miladi 1566'da Manisa'da doğan ve Venedikli Bafo ailesine mensub ve sonradan müslüman olarak Safiye Sultan ismini alan 3. Murad Hân Hazretlerinin sevgili karısın dan tevellüd etmişti. Hazreti Padişah çok evlenip yüziki ço cuk sahibi olmasına rağmen Safiye Sultanı daima en gözde eşi bilmiş ve daima ona âşık kalmıştır.
    ikinci Selim Hazretlerine doğum müjdesi verildiği zaman hazreti padişah pek memnun olmuş ve şu sözlerle adını: «Ec dadı kiramımızda Murad oğlu daima Mehmed olagelmiştir)» diyerek torununa Mehmed adını koyduğunu ilan etmiş olu yordu. O sırada 2. Selim daha tahta geçmemiş ve Cihan Sul tanı Kaanuni Sultan Süleyman Hazretleri berhayattı. Üçüncü Mehmed ilk derslerini Manisalı İbrahim Cafer Efendiden gör müş ve hocasının vefatı üzerine Haydar Efendi ve Pîr Meh*med Azmi Efendiden feyz ve ilim aldı.

    3. Mehmed'in Tahta Geçişi

    Sultan Çelebi Mehmed Hazretleri zamanından beri devam eden an'aneye uygun olarak 3. Murad'ın vefatı gizlendi ve Manisa'daki şehzade Mehmed'e haber gönderildi. Anası Safiye Sultanın müdebbirliğinden emin olan Şehzade hiç acele etmeden İstanbul'a geldi.
    İstanbul halkı topların endaht ettirildiği duyunca 3. Murad devrinin bittiğini ve 3. Mehmed devrinin başladığına muttali ouyordu.

    Yeni padişahın geldiğini öğrenen ulema, vezirler ve komu tanlar derhal saraya koşup padişaha bağlılıklarını bildirip bi at ettiler. Merhum padişahın naşı mübarekleri Sultan Selim Camii yakınlarındaki Yavuz Selim Hazretlerinin türberine ve onun yanına defnolundu.

    Sultan 3. Murad merhum müddeti hayatında yüziki çocuk sahibi olmuşsa da vefatlarında 27 sultan hanım, 20 şehzade hayattaydı. Bu şehzadelerin en büyüğü şimdi padişah olan 3. Mehmed'di. Geri kalan 19 erkek kardeşi için padişah ne ya pabilirdi... Çünkü ilk iş «İz içtimaen halifetan faktelü ehadü-hüma» fetvasına da uygun olarak teamüden 19 şehzadenin id*****... bu 19 şehzade arasında iki aylık bebek de vardı. Fakat onun bir imtiyazı vardı Hanedanı Ali Osmandı... İki ay lık bebek milleti için feda edilmişti. Aslında millî kurtuluş sa vaşımızın cereyanı sırasında milleti için büyük bir fedakârlığı göze alan, top mermisi ıslanmasın diye bebeğinin üzerindeki battaniyeyi alıp top mermisine saran kadına ne kadar saygı gösteriyorsak; iki aylık bebeği de milleti için feda eden padi şah ağabeye o kadar hak tanımak gerekir... İşte bu 19 idam infaz edildiği vakit meşhur şair Bâki'nin talebesi olan şehza de Mustafa'nın halk tarfından çok sevilmesi idamını perçinle yen brristirıat oluyordu. Bu şehzadenin infazını gerçekleşti ren dilsizlerin elinden arta kalan son derece dokunaklı bir tersiye idi. Merhum şehzadeler babaları 3. Murad'ın ayak ucuna defn olunurlarken sultan hanımlar da eski sarayın yo lunu tutuyorlardı. Bu işleri müteakip 3. Mehmed unvanıyla taht-ı Osmaniye cülus eden padişah, Asakir-i şahaneye bir kesede otuzbin duka altın olmak üzere yüzotuz kese diğer bir değişle 3.900.000 duka altını ihsan büyürdür.

    3. Sultan Murad merhum, saltanatının son iki yılında Cu ma selamlıklarına çıkmıyordu. Tahta çıktıktan sekiz gün son ra yeni padişahın cuma selamlığına çıktığı ve askerleri ile, halkla beraber bir olup namaz kıldığı görüldü. Bundan hem asker hem de ahali memnun oldu.

    Cuma namazından sonra devlet gemisinde bir takım deği şiklikler yapıldı. Sadrazam Sinan Paşa vazifeden alınıp yerine Ferhad Paşa tayin olundu. Kaptan-ı Deryalığa Halil Paşa ge tirilmiş, bu makamda bulunan Çağalazade başka hizmete getirilmek üzere istirahate çekilmişti. Devletin ileri, gelen me murlarına kürkler hediye edilerek padişahın nazarlarının üze rilerinde olduğu ihsas edilerek görevlerine devam denilmiş bulunuyordu. Bu arada dünyanın diğer devletlerinin hüküm*darlarına 3. Mehmed'in taht-ı Osmaniyye cülus ettiğini bildi ren fermanlar gönderiliyordu.
    Tekaüde ayrılan Sinan Paşa, Malkara'da ikamete memur edilmişse de bu ihtiyar vezir, kendince daha hizmet vermek kanaatini taşıdığından Sadrazamlığı tekrar ele geçirmek için çalışmalar yapmaya karar vermiş ve bu çalışmalarda her şe yi vasıta kılmağa kendini mazur görmek gibi yanlış bir içti-had yapmıştı.

    Ferhad Paşa İle Askerin Arasının Açılması

    Vezareti uzma makamında bulunan Ferhad Paşa, küffar üzerine sefer yapmak hususunda müzakere yapılan divan toplantısmdan konağına dönmek üzere maiyetiyle birlikte at üstünde yoia çıkmış, bir müddet ilerledikten sonra karşısında bin kadar, Kuloğlanı denilen ve türlü sebeplerden sipahi bö lüklerine yerleştirilmeleri gecikmiş olmalarından dolayı cülus hsisi alamadıklarından şikâyet etmişlerdi. Ferhad Paşa ndisinden vazife isteyen bu askerlere mülayemetle «Evlat-l rım hududa gidiniz ulufeleriniz orada verilecektir» dediyse Ae cevab olarak itirazlar, gürültüler hatta hareketlerle karşıla-ınca hiddetlenen paşa «sizden olan emire itaat etmeyen kâ fir olur, avratları boş düşer, sizler bunu bilmez misiniz?» diye ölçüyü kaçıran bir hitabda bulunur. İsyancılar hemen soluğu Şeyhülislâmın yanında alırlar. Durumu anlatırlar. Şeyhülis lâm ise sadrazamın böyle söylemesi ile kâfir olunup, avratla rın boş düşmeyeceğini söylediyse de ve onları teselli ettiyse de asilerin istediği fetvayı da vermedi. Bunun üzerine dağılan asiler, sadrazamın sözlerini sipahi bölüklerine de yaymaya başladılar. Ertesi gün bu sözlerin büyük bir fitne çıkacağını tahmin eden divan bu adamların ulufelerini almak üzere top lanmalarını bildirdi, ulufe almak üzere toplanmaları emr edi len asker ulufe yerine başka bir istekle divan'ın karşısına çık tılar... Bu istek Veziriazam Ferhad Paşa'nın kellesi idi. Sadra zam hitabesi esnasında bir sürçü lisan yüzünden kellesi iste*necek duruma getirmişti. Oldum bittim milletimiz kâfirlikle ithama ve aile ocağına yapılan tarize karşı çok hassastır. Sadrazam sinir ile söylenmiş bir sözün nelere mal olmakta olduğunu gördü. Asiler, ulufe istemiyor sadrazamın kellesi diye ter ter tepiniyordu. Bu sözden anlamaz topluluğu dağıt mak için Yeniçeri Ağasının emriyle bir bölük yeniçeri ve sa ray bostancıları vazifelendirilmiş, topluluk dağıtılmış fakat Yeniçeri, Sipahi ve Bostancılar ihtilafına başlangıç sayılacak fitne ortaya konmuş oluyordu. İki cihan serveri Efendimiz Hazretleri bir hadisi şerifinde meâlen «Bir fitne çıktığı zaman oturan, ayakta olandan, yatan oturandan daha hayırlıdır» di ye buyurmuşlardı. İşte tecelli,.. Bundan böyle her yeniçeri-si-Pahi ihtilafı bu olaya kadar.ğelir dayanır. Her neyse... Dağıtı lan sipahilerin dağıtılan bu isyanlarında daha evvel sözünü ettiğimiz sabık veziriazam Sinan Paşa, Çağalazade ve Siyavuş Paşaların dahli görüldüğünden bir hat-ı hümayunla Anadoluya sürülmeleri tezekkür etmişti.

    Sadrazam Ferhad Paşa, Eflâk üzerine doğru sefere çıkmış, damad İbrahim Paşa sadaret kaymakamlığına tayin buyurumuştu. Sinan Paşa tarafını ilzam eden Şeyhülislâm ve bazı vezirler, Hazreti Padişah nezdinde fırsat düştükçe; Ferhad Pa şanın asker tarafından sevilmediğini, mahut olayın buna müncer olduğunu bu sebeple bir muvaffakiyet elde edileme yeceğini söylemekte idiler. Bu türlü sözler sonunda 3. Mehmed hazretleri, Eflâk ile Buğdan'ı eyalet hükümlerine t.âbi tu*tarak Eflâk Beylerbeyliğine Cafer Paşayı tayin buyurmuşlar dı. Sadrazam Ferhad Paşa İstanbul'dan ayrıldıktan 7 hafta sonra Rusçuk önlerinde, eskiden Eflâk Voyvodası olan Mihaii mağlup etmiş, dörtbin kelle ve beşyüz esir ile orduya katılan Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa ile müşavere ederek Tuna nehri üzerine bir köprü inşasına karar verdiler.

    Bu kararlarını tatbike başladıkları esnada İstanbul'da dev lete ancak kendilerinin hizmet edebileceği kanaatında olan sadaret kaymakamı damad İbrahim Paşa ve sürüldüğü Ana dolu'ya her nasılsa gitmemiş olan Sinan Paşa aralarında itti fak etmişler ve Ferhad Paşa hakkında ve aleyhinde Hazretİ Padişahtan bir ferman sızdırabilmişlerdi. Acaba damad İbra him Paşa, Safiye Sultanın damadı olmak hasebiyle bu fer manı kayınvalidesine mi dayanarak alabilmişti... Bunu bile miyoruz. Fakat ileride görülecektir İbrahim Paşa, valide sul tan olan kaynanasından padişah katında çok şefaat göre cektir. İdam fermanını havi olan Mabeynci Ahmed Ağa, ira-dei seniyye ile ordugâha vasıl olmuşsa da hakkında sadır olan hükmü adamları vasıtasiyle haber alan Ferhad Paşa, mührü hümayunu Satırcı Mehmed Paşaya teslim ederek ya nına aldığı üçbin süvari ile İstanbul'a doğru yola çıkmıştı. Ta rihler bu sırada Hicri 1003, Miladi 1595 yılını gösteriyordu. Sinan Paşa 4. defa Veziriazamlığa tavin edilmiş ve Ferhad Paşa aleyhinde çok şiddetli takibata geçmiş, yanında yeniçe ri askerleri olduğu halde Eflâk'a doğru yola çıkmıştı. Yan yolda Ferhad Paşa'ya rastgelmiş «Kellesi benim, serveti si zin» diye bağırarak yanındaki askeri Ferhad Paşa üzerine salmıştı. Ferhad Paşa malına acımamış onları müdafaaya girmeyerek uzaklaşıp kelleyi kurtarabilmişti. Çünkü yeniçeri ler malları görünce Ferhad Paşanın kellesini unutuvermişler-di. Bu badireyi atlatan Ferhad Paşa, Valide sultana intisab ederek onun yardımlarıyla kelleyi kurtarmış ve çiftliğinde ra hat oturmasına müsaade olunmuşsa da bu arada Salamon Eskinazi adlı bir yahudinin saraya Ferhad Paşa lehine yaptığı tavassut ters patlayan bir torpil olmuş, önce Yedikule zinanı-nı boylamış, yahudinin tavassutuna kalmış bir vezirin akıbeti kelleyi kaybetmek olmalıydı ve öyle de oldu.

    Şunu hiç unutmamak icab ederki; yahudi daima İslama ve müslümana düşmandır. Kur'an-ı Kerim bu kavme daima işa ret etmiştir. Onun yâni yahudinin düşmanlığı nasıl bir ateşse dostluğu da öyle bir ateştir. Ateşin vazifesi yakmaktır... Bir müslüman olarak daima hatırımızda bulundurmalıyız işte bu vak'a bile burda müşahhas bir İbret olarak kendini sergiliyor.

    Mihal İle Savaş

    Sinan Paşa yanında bulunan dört bin askerle Bükreş üzeri ne giderken etrafı orman ve bataklıklarla kaplı bir geçidde Eflâk ordusuyla karşılaştı.......

    devam edecek...................

Benzer Konular

  1. Fatih sultan mehmed' in bedduası
    YukseLL Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-12-2011, 02:18 PM
  2. Fatih Sultan Mehmed Han
    Nil@y Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-09-2010, 03:25 PM
  3. 100 Büyük Adam - Fatih Sultan Mehmet ( II.Mehmed )
    bursali68 Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-04-2010, 12:00 PM
  4. Fatih Sultan Mehmed'ten İnce Sözler
    snal Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 28-10-2009, 12:08 AM
  5. Sultan Mehmed Çelebi Han
    Nil@y Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-11-2006, 03:57 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık