Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Eski Üye Nil@y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesaj
    2.070
    Rep Gücü
    330

    Fatih Sultan Mehmed Han



    Babası : Sultan II. Murad
    Annesi : Hüma Hatun
    Doğduğu Tarih : 30 Mart 1432
    Padişah Olduğu Tarih : 1444-1451
    Öldüğü Tarih : 3 Mayıs 1481

    Fâtih Sultân Mehmed, 30 Mart 1432 tarihinde Edirne Sarayında Hüma Hâtun’dan dünyaya geldi. Annesi onun gerçek saltanatını görmeden 1449 yılında vefât eyledi. Bir görüşe göre 19 ve bir diğerine göre 21 yaşında babasının vefatı üzerine üçüncü defa saltanat koltuğuna oturdu ve sınırları Tuna’dan Kızılırmak’a kadar genişleyen Devletinin başşehri olarak İstanbul’u almak ve Hz. Peygamber’in övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali idi.

    İstanbul’u almak için Boğaz’a hâkim olmanın şart olduğunu bilen Sultân Mehmed, 1452’de Boğazkesen Hisârı dediği Rumelihisârını inşa ettirdi. Karşısında Yıldırım’ın inşa ettirdiği Anadoluhisârı yükseliyordu ve artık Osmanlının izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildi. 1 Eylül 1452’de Edirne’ye dönen Sultân Mehmed, hemen kendisinin planlarını çizdiği topların dökümüne başladı. Deneyler yapıldı ve dünyanın harp aletleri alanında harikaları vücuda getirildi.

    Planı sezen İmparator zor durumdaydı; zira Bizans ikiye ayrılmıştı. Avrupa, yardım için Katolik olmalarını istiyor ve Ortodokslar ise hayır diyordu. 12 Aralık 1452’de Ayasofya’da Katolik ayini yapılması, Sultân’ın işlerini kolaylaştırıyor ve Bizans Başbakanı Notaras, “Bizans’ta Latin şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim” diyordu. Bizans’lılar parlayan ateşlerine ve Hz. Meryem’e güveniyorlardı. Ancak 1453 Şubatında Edirne’den yola çıkan toplar 5 Nisanda İstanbul önlerine geldi. 6 Nisan’da muhasara başladı. 53 gün süren muhasara sırasında Fâtih’in ordusu, tarihe geçen kahramanlıklar yazdı. Bizans’ın Galata ile Sarayburnu arasına gerdiği zincirler, Osmanlı donanmasının karadan yürütülerek Haliç’e girmesiyle parçalanmıştı. Muhasaranın 53. Günü Hz. Peygamber’in müjdelediği fetih 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşti ve Osmanlı ordusu tekbir sesleriyle Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden İstanbul’a girdi. Ayasofya’ya sığınan on binlerce insanın burnu bile kanamadı ve İslâm Hukukunun bu konudaki hükümleri aynen uygulandı ve herkese temel hak ve hürriyetleri tanındı.

    Fâtih’in fetihten sonra yaptığı ilk iş, İstanbul’un maddi ve manevi imar edilmesidir. Bu işi tamamladıktan sonra Belgrad hariç bütün Balkanları Osmanlı Devleti’ne ilhak eyledi. Batıyı emniyete aldıktan sonra, kendisine pürüz çıkaran Karamanoğulları ve İsfendiyaroğulları Beyliklerini tamamen ortadan kaldırdı. Bu arada Bizans’ın artığı olan Trabzon’daki Pontus İmparatorluğu da 1461 yılında tamamen tasfiye edilmiş oldu. Komutanlarından Gedik Ahmed Paşa, Kırım’ı aldı.

    Bütün bu fetihler, başta Abbasî Halifesi olmak üzere herkes tarafından takdir edilirken, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Fâtih’e kafa tutuyordu. Bunun üzerine Erzincan civarındaki Otlukbeli denilen yerde 1473 tarihinde bu sıkıntı da bertaraf edildi ve artık Osmanlı devleti Toroslara kadar genişledi. Fâtih Sultân Mehmed, yeni bir harbin hazırlığında iken, 1481 yılında 51 yaşında Gebze’de vefat etti. 28 yıllık padişahlığı süresince 2 İmparatorluk, 14 devlet ve 200 şehir fethederek Fâtih ünvanını Hz. Peygamber’den alan Sultân Mehmed, devletin sınırlarını 2.214.000 km2’ye genişletmişti ki, bu 3 Türkiye Cumhuriyeti eder demektir. Balistikteki keşifleri, Matematik ilmindeki dehası, dinî ilimlerde büyük bir âlim olması, Arapça, Farsça, Yunanca, Sırpça, İtalyanca ve benzeri önemli dünya dillerinden dokuzuna vâkıf olması, onu Osmanlı tarihinin en büyük askeri, devlet adamı ve âlimi olduğunu, düşmana ve dosta söyletmiştir.

    Ona bu büyük fetihte yardımcı olan devlet adamları arasında, Çandarlı Halil Paşa, Mahmûd Paşa, Rum Mehmed Paşa, İshak Paşa, Gedik Ahmed Paşa, Zağanos Mehmed Paşa, Balaban Bey, Bali Bey ve benzeri çok sayıda devlet adamı ve komutanları saymak mümkün olduğu gibi, manevi komutanlar arasında ise, asrının büyük âlimlerinden ve maneviyât erenlerinden, Molla Hüsrev, Molla Gürânî, Molla Zeyrek, Akşemseddin, Hızır Bey, Hocazâde Efendi, Molla Vildân ve Molla Şeyh Vefâ ve benzeri zatları zikretmek icabeder.

    ZEVCELERİ: 1- Gülbahar Hâtûn; II. Bâyezid ile Gevher Sultân’ın annesi. 2- Gülşah Hâtun; Karaman Oğullarından İbrahim Beğ’in kızıdır. 3- Sitti Mükrime Hâtun; Dülkadiroğlu Süleyman Bey’in kızıdır. 4- Çiçek Hâtun; Türkmen Beyi kızıdır. 5- Helene Hâtun; Mora Despotu Demetrus’un kızıdır. 6- Anna Hâtûn; Trabzon İmparatorunun kızıdır; evlilikleri kısa sürmüştür. 7- Alexias Hâtun; Bizans Prenseslerindendir.

    ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Sultân Mustafa Hân. 2- Gevher Sultân. 3- Şehzâde Cem Hân. 4- Şehzâde Bâyezid Hân. 5- İsmi bilinmeyen iki kızı.

    1451 Sultan II. Murad’ın ölümü ve Bursa’da defnedilmesi.Sultan II. Mehmed’in ikinci defa törenle tahta çıkışı.Şehzade küçük Ahmed’in “Nizam-ı Alem” için boğdurulması.
    Cülus tebriki için gelen elçilerle, barış antlaşmalarının yenilenmesi.Karaman isyanının bastırılması.Menteşe Beyliği’nin alınması.Cülus törenlerinde bahşiş verilme uygulaması başlaması.

    1452 Rumelihisarı’nın yapılması ve Anadoluhisarı’nın tamir edilmesi.Bizans İmparatorluğu’na harp ilanı ve İmparatorun İstanbul kapılarını ördürmesi.Fatih’in İstanbul’dan Edirne’ye hareketi.

    1453 Haliç’in ağzına zincir gerilmesi.“Şahi” adı verilen büyük topun İstanbul önlerine getirilmesi.İstanbul çevresinin işgalinin başlaması.Türk ordusunun İstanbul önlerine gelmesi.İstanbul surunun önünde Fatih’in karargâh kurması.Donanmanın bir gece içinde, Kasımpaşa’dan Haliç’e karadan geçirilerek indirilmesi.Fatih’in ordusu ile Cuma namazını kılarak kuşatma harekâtını başlatması.Haliç-Marmara arasında kuşatma hattının kurulması. Teslim teklifinin Bizans İmparatoru tarafından reddedilmesi.Harp harekatının başlaması.

    29.05.1453 İstanbul’un Fethi.Fatih’in İstanbul’a girişi.Çağ değişimi.Ortaçağın bitmesi.Yeniçağın başlaması.İstanbul’un devletin merkezi olması.Fatih’in Batı Hristiyanlığına karşı, Doğu Hristiyanlığını himayesi altına alarak yeni bir Rum Ortodoks Patriki tayin etmesi.Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’nın azledilmesi.Yerine ikinci vezir Mahmud Paşa’nın görevlendirilmesi.İstanbul Valiliğine Süleyman Bey’in, Kadılığına Celalzade Bey’in atanması.Silivri Kalesi’nin teslim olması.İmroz, Limni ve Taşoz’un Devlet topraklarına katılmaları.Enez, Midilli ve Ceneviz Beyleri’nin tabiyetlerini bildirmeleri.

    1454 Venedik Cumhuriyeti ile barış imzalanması. Birinci ve ikinci Sırp seferleri.Rodos Şövalyelerine harp ilanı.Osmanlı donanmasının Adalar seferi.

    1456 Üçüncü Sırbistan Seferi ve Belgrad’ın kuşatılması.

    1458 Mora Seferi.Sırbistan’ın fethi.Yedikule’nin yapılmasına başlanması.
    Atina’nın fethi.Eyüp Caminin inşaatına başlanması.

    1459 Güney Mora’nın fethi.Anadolu’nun manevi kahramanı ve Fatih’in hocası Akşemseddin Hoca’nın vefatı.Semendire’nin fethi.Sırbistan’ın Türk vilayeti haline gelmesi.Şehzade Cem Sultan’ın doğumu.

    1460 Güney Mora despotluklarının alınması.Eflak’ın himaye altına alınması.

    1461 Amasra Ceneviz kolonosininin fethi.Trabzon Rum İmparatorluğu’nun sona erdirilmesi.Çandaroğulları Beyliği’nin topraklarının, Osmanlı ülkesine katılması.
    Arnavutluk mütarekesi.

    1462 Eflak Prensliği’nin tabiyet altına alınması.Midilli Adası’nın fethi.
    Çanakkale Boğazı Kaleleri’nin onarılması.Fatih Cami’nin temel atma töreni.
    Arnavutluk ile olan mütareke döneminin sona erdirilmesi ve barış antlaşmasının imzalanması. Bosna Krallığı’nın fethi.

    1463 10 yıl sürecek Osmanlı-Venedik savaşlarının başlaması.

    1466 Fatih Sultan Mehmed’in Arnavutluk seferi. Arnavutluk Kaleleri’nin alınması.Karamanoğulları’nın sonu.Konya’nın zaptı.Büyük Türk denizcisi Barbaros Hayreddin Paşa’nın doğumu.

    1468 Şehzade Cem’in Kastamonu Valiliğine tayini.

    1470 Eğriboz’un alınışı.Devlete karşı isyan eden Muhammedhânelerin basılması.

    1471 Fatih Camii ve Külliyesi’nin açılışı.Yavuz Sultan Selim’in doğumu.Alaiye Beyliği’nin zaptı.Dulgadır meselesi. Osmanlı Devleti ile Mısır ve Suriye Kölemen Sultanlığı arasında anlaşmazlığın başlaması.Akkoyunlu Uzun Hasan ile Venedikliler arasında Devlete karşı kurulan, Venedik İttifakı.Devlet merkezinin Edirne’den İstanbul’a taşınması için yapılan ilk hazırlık.

    1472 Topkapı Sarayı’nın inşaatına başlanması.

    1473 Osmanlı-Akkoyunlu mücadelesi ve Otlukbeli zaferi.Uzun Hasan’ın esir edilmesi.

    1474 Ünlü bilgin Ali Kuşcu’nun ölümü.

    1475 Kırım’ın Osmanlı tâbiiyetine girişi ve Kuzey Karadeniz güvenliğinin sağlanması.

    1476 Fatih’in Boğdan seferi ve zaferi.

    1477 İnebahtı-Lepant kuşatması.Turhanoğlu Ömer Bey’in Venedik-İtalya akını.

    1478 Fâtih tarafından ilk altın paranın bastırılması.

    1479 Osmanlı-Venedik sulhü. Fâtih’in Venedikliler’e Trabzon ve Kefe’de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidnâme vermesi. Gürcistan ve Çerkezistan’ın fethi.Adriyatik Denizi’nde, Venediklilerin elinde bulunan ve Yedi Ada olarak bilinen stratejik adalardan, Ayamavra, Kefalonya ve Zanta Adaları’nın işgali.Osmanlı-Mısır anlaşmazlığının artması.

    1480 Fatih’in İtalya seferi, Otranto’ya çıkış.Başarısız Rodos kuşatması.

    1481 Devlet idaresinde yeni bir uygulama geçilmesi.Genişleyen toprakların kontrolu için Kazaskerliğin Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılması. Fatih Sultan Mehmed’in vefatı. II. Bayezid’in tahta çıkışı.

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Yine Karamanoğlu

    Konya hakimi Karamanoğlu hanedanın başında bulunan Karamanoğlu İbrahim bey; Selefi Mehmed Bey'in söylediği gibi «Bizim Osmanoğluyla olan düşmanlığımız mezara ka dardır» düsturuna bağlı bir adamdı. Ne umduysa kendi malu mudur. Bermutad isyana kalktı. MenteşeoğlUj Germiyanoğlu, Aydınoğlunu da bu isyana teşvik etmişti.
    Ne varki İbrahim bey suçu unutmuştu. Genç padişah çok enerjik, kararlı ve büyük İşler yapacak meziyetlerle müceh hez bir sultandı. Derhal anadolu Beylerbeyi İshak Paşa'ya or duyu seferber edip hedefin Karamanoğlu olduğunu bildiren fermanını gönderen Padişah, kendisi de çabucak hazırlandı.
    Karamanoğlu İbrahim Bey, kısa zamanda kuvvetli bir or duyu karşısında bulacağını tahmin etmediğinden, ayrıca
    kendisine Anadolu'da taraftar olabilecek bir kuvvet bulama dığından derhal aman diledi.
    Sultan 2. Mehmed; selefleri gibi bu fitneye yumuşak kal ma niyetinde değildi. O işi kökünden halletmek istiyordu. Fakat merhum babası vasiyyetinde; İki Cihan Serveri Efen dimiz (s.a.v.)'in tebşiratına nail olması için yetiştirdiği oğlunu il işinin mutlaka Kostantaniyye (İstanbul'nin hesabını görme si olmasını hassaten belirtmişti.

    Derler ki;
    Cenab-ı Hakk'ın sevgili kulu Murad-ı Sâni Hz.leri, zamanı nın büyük velisi, Hacı Bayram Veli Hz.leriyle sohbet ederler ken, bu mübarek zat'tan, Hazreti Padişah Kostantaniyye için sual eder ve der «Sultanım; acaba bu fetih bize nasib olmaz mı?» Gelen cevaba bakınız: «Bu beldenin fethini ne siz ne de ben vücudu fanî'mizle göremeyiz. Bize denir ki; şu oynayan çocuk ile kapuda dikili bizim köse'ye nasibtir.»

    Evet oynayan çocuk 2. Mehmed ile kapuda dikilen Ak-şemseddin'den başkası değildi.
    Sultan 2. Murad, vasiyyetine koyduğu fetih meselesinde her halde bu tebşirata da istinat ediyordu.
    Bizans Kayseri de bu sırada bir münasebetsizlik edip ya nında bulunan Şehzade Orhan Sultana verilmekte olan tahsi satın arttırılmasını, isteği yerine getirilmezse Orhan Sultanı salıverip, devletin başına mesele çıkaracağı tedidini savurmuştu.
    Kayser yapmış olduğu bu teklifle, Sutan 2. Mehmed'e bü yük bir fırsat tanımış oluyordu. Çünkü Kostantaniyye'yi feth etmekten başka bir düşünceye öncelik tanımayan Padişah; tahta geçişi sırasında heyet gönderen ve iyi münasebetler içinde olmayı temenni eden Kostantin Dragezes'in yakasına, kudretli parmaklarını nasıl geçireceğini düşünen buna vesile arayan Sultana bu teklif nefis bir bahane olmuştu.

    Boğaz Kesen Hisarı'nın İnşaası

    Karamanoğlu meselesi münasebetiyle Anadolu tarafına geçmiş'plan Hazreti Padişah Bursa'dan Edirne'ye avdet ederken Kocaeli üzerinden Göksuya gelip Güzelce Hisar adıyla anılan şimdiki Anadolu Hisarının izine üstü açık mu vakkat bir camii yaptırıp, otağını da Anadolu Hisarına hâkim bir tepeye kurdurup karşı kıyıda bir kale inşaasına başladı. Bu kalenin inşası için;
    Derler ki;

    Hz. Padişahın Anadolu Hisarının içine yaptırdığı muvakkat camiden sonra Otağı hümayununun Hisara hâkim bir tepeye kurdurmuş olması, Kayser'in dikkatini çeker ve elçiler gön dererek maksatlarını öğrenmek ister. Gelen heyete Hz. Padi şah «Kayser'e söyleyin bu sûr'un karşısına düşen yerde bir manda gönü kadar yer istiyorum, yoksa karşına çıkar oraları irademe alırım» der.
    Elçiler, Kayser'in yanına dönerler ve durumu anlatırlar. Kayser «Zaten oralarda dahi hükmümüz pek sökmüyor, bari bir manda gönü (derisi) verin onun kadar bir yer onun olsun» der.
    Bîr mandanın yüzülmüş derisi Sultan Hazretine gönderilir. Sultan Hazretleri; Kayser'in yolladığı bu deriyi bir saraciye ustasına verir ve iplik inceliğinde tek bir sicim yumağı haline getirmesini tenbih eder. Saraç bu deriyi sanatının en büyük ustalığını göstererek bir sırrım yumağı haline getirir ve Haz reti Padişah takdim eder. Padişah fustalarla (küçük gemiler) karşıya geçip bu sırım yumağının yettiği kadar bir alanı çevi rir, işaretler. Padişahın fustalarla karşı yakaya geçtiği haberi*ni alan Kayser yine elçilerini gönderir, ne yaptıklarını sordurur.

    Padişah; «Bize verdiğiniz gön kadar yeri işaretliyorum», der.
    Elçiler, biz size manda gönü kadar yer verdik, siz ne kadar yer işaretlemişsiniz derler.
    Hazreti Padişah; «Verdiğimiz gön elimde bu hale geldi, ben de o kadar yer işaretliyorum», der.
    Elçiler; bunun üzerine «Bu işi akıllarının alamadığını söy lerler.»
    Hazreti Padişah târihlere geçen şu muazzam cevabı verir.
    «Bizim hakikat kıldıklarımıza, sizin hayaliniz bile ulaşa maz.»
    Hazreti Padişah askerî ehemmiyet ve denizin avantajını pek isabetle kuİanarak bugünkü Rumeli Hisar'nın inşaasina başladı ve çok kısa bir zaman olan dörtbuçuk ayda inşaatı tamamlattı. Üç büyük kuleye, her kule inşaatına nezaret eden vezirlerinin isimlerini verdi. Zağanos Paşa Kulesi, Sam ca Paşa Kulesi, ve Çandarh Kara Halil Paşa Kulesi olarak hâ lâ isimleri muhafaza olunur. Bu kulenin ehemmiyetini belir ten en güzel dizelerden biri olan Enverî'nin Düsturnâmesin-den merhum Profesör Mükrimin Halil Yinanç'ın naklinden al mayı uygun bulduk.
    «Nice kal'a-i incilayin bir hisar Görmedi âlem İçinde rüzighar Hüsrevânî küp gibi çok toplar Atılır göklere andan küpler Ne gemi kaçamaz andan kelebek Kim ururlar topla geçse sinek»
    Evliya Çelebi bu Boğaz Kesen Hisarına (Rumeli Hisarına) yüzbeş adet top konduğunu bildirir.
    Bu Boğazkesen Hisarını tamamlatan Sultan Hazretleri maksadını verdiği isimle dahi açıklamış olmuyormuydu? BOĞAZKESEN

    Çandarlı Halil Paşa

    Padişah Hazretlerinin tek meşgalesi Kostantaniyye'nin fet hi idi. Bazı vezirler ve sadrazam Halil Paşa fetihten pek ümit-var değildiler. Bu mesele dîvanda konuşulduğu zaman bazı itirazlarda bulunurlardı. Hatta bazı tarihlerde muhasara sıra sında Bizans halkının ümidi kırılıp teslime hazırlandığı sırada güya, Halil Paşa haber göndermiş biraz daha dayansınlar, muhasara yakında kalkar, diye haber göndermiş de Bizans halkı yeniden gayrete gelmiş, muhasara o yüzden uzam:ş. Biz deriz ki, bu mümkün değildir Çünkü Çandarh ailesi, bu devletin kuruluşunda büyük vazifeler almış insanlardan mü teşekkildir. Belki dîvanda itirazlarda bulunmuştur.

    Çünkü bu yaşlı veziriazam, Timur belâsının devleti ne hal lere düşürdüğünü görmüş, devr-i fetreti geçirmiş Osmanlı Devletinin ne fitne ve fesatlar içinde kaynadığını müşahede etmiş ne zorluklar geçirilerek bugünlere gelindiğini biliyordu.

    Veziriazam Halil Paşa ve itiraz eden zevat ihanetten değil geçirdikleri badirelerin acısını unutamamış ve yine o badire lere düşülme korkusundan itiraz ediyorlardı. Bu yalan ve ifti ralar tarihlerimizden inşallah temizlenir ve bu yüksek karak terli insanların haklan yerine konur. Daha da ileri giderek şu nu deriz ki, Fatih Sutan Mehtned gibi bir fetih ve gönül sulta-nının Çandarh'nın hiyaneti olsaydı o mücessem kai'anın sûr'una o zatın ismini verdirir ve o ismin kullanılmasının de v***** müsaade eder miydi? diye biz de bir sual sorarız.

    Buraya bir film olayının da koyarak bu mevzudaki görüşü müze son vermek isteriz. 1950'den sonra bir mason'un ida resinde çevrilen «İstanbul'un Fethi» adlı film'de ki, bu yerli bir filmdir. Bu filmin maalesef Koca Veziriazam bir hain olarak gösterilmiştir. Çok uzun yıllar islâmî bir susamışlık içinde olan müslümanlar, o tarihlerde çevrilen bu filme akın akın gitmişler ve susuzluklarının bir bölümünü bu aldatma dola bında hafifletmişlerdi. O filme göre, Büyük Çandariı Hali] Pa*şanın hiyanet içinde olduğuna inanarak yılarca bu görüşe sa hip olarak kalmışlardı. Tabiiki hakikatları bilenler ve Hazreti Fatih'in ihraz etmiş olduğu mertebei makamın ne olduğunu anlayanlar hamdolsun bu görüşlere iştirak etmemişlerdir.
    Evet... Sultan 2. Mehmed Hazretlerinin fetih gayretinin, maazallah kötü bir akıbetle sonuçlanması, bu güngörmüş vezirlere mazideki acı hatıralarını akıllarına düşürüyordu. Bu vezirler yine birtakım itirazlarla seslerini yükseltirlerken Haz reti Padişahtan şu cevabı aldıklarının Samiha Ayverdi Hanı mefendinin «Türk Tarihinde Osmanlı Asırları» adlı eserinin 1. ciltinin 281. sh.inde, Tâcizade Cafer Çelebi'nin «Mahrûse-i İs tanbul» adlı eserinden nakletmeyi pek lüzumlu bulduk. «Bİr şeye Allah'ın iradesi taaluk edecek, bütün kâinat aksine ça lışsa geri döndüremez. Eğer ol kal'anın (Bizans) benim elimle feth olması mukadder olmuş ise, burç ve bârusu taş tan topraktan değil de, demirden olmuş olsa, mum gibi eri tip yumuşak eylerim.»

    Kılıcı gibi, sözü gibi kalemi keskin azîm ve irade sahibi, mânâ deryalarında kulaçlar atan Padişahın yukarıdaki sözleri artık her türlü itirazın kapısını kapatmıştı.

    Topların Dökülmesi

    Bütün kışı muhasara için hazırlıkla geçiren Sultan, Urban isimli bir Macar'ın yeni usul bir top icad ettiğini ve Sultana hizmet için kendisine başvurmasını gayet müsait karşılar. Çünkü Hazreti Padişah; İki Cihan Serveri'nin (S.A.V.)'in mü barek hadisi şeriflerinden «Düşmanın silâhı ile silâhlanınız»mealindeki hadisin zahiri ve batini mânalarını ihata edebile cek mertebede idi. O vakte kadar emsalleri görülmemiş bü yüklükte toplar döktürülmüştü. Hele bunlardan bir tanesinin namlusuna bir adam rahatça girip çıkıyordu. Bu topa «Şâhî» ismi verildi. Bu top Bizans surları önüne elli çift öküzle iki ay da getirilebildi. Bizanslıların kuvve-i mâneviyelerini bu top perişan ettiyse de bu toptan fazla istifade mümkün olmadı. Zira çok büyük gülle atıyor ve geç soğuyordu. Bir defasında patlayarak etrafındaki efradı da telef etti.

    Sûrların Önünde İslâm Mücahidleri

    857 Hicrî, 1453 Milâdî senesi Nisan başında mücahidler ordusu başlarında Sultan 2. Mehmed olduğu halde Bizans surları önünde görünmüşlerdi. Timurtaşzâdelerden Karaca Paşa, Silivrikapı haricinde işgal etmedik bir yer bırakmaya rak öncülük vazifesini bihakkın yerine getirdi. Hazreti Padi şah önce Eğrikapı önlerine inmişti. Bilâhare büyük topu Top-kapı'ya sevk ettirip, Eyüb sahilinden, Zeytinburnu'na kadar olan araziyi muhasara altına aldırdı. Zağnos Paşa; Kâğıdha-ne deresinden yürüyüp Şişli ve Beyoğlu tepelerini işgal etti. İcab ederse de Galata'yı işgal edecek idi. Galata o zamanlar Cenevizillerin elinde olup, bunlar iki yüzlü bir politika takib ediyorlardı. Gündüzleri Osmanlı Ordusunun isteklerini yerine getiriyorlar, geceleri ise bütün kuvvetleriyle Rumlara yardım ediyorlar idi.
    *
    Fetih'de Osmanlı Donanması

    Baltaoğlu Süleyman Paşa kumandasında dörtyüz parça irili ufaklı gemiden müteşekkil donanma, Emirgân körfezi ile sonradan Baltaoğlu'mum ismini Balta Umanı olarak alacak yerde dizilmiş olarak bekliyordu. Bu arada ehli salibin kuşat-filmdir. Bu filmin maalesef Koca Veziriazam bir hain olarak gösterilmiştir. Çok uzun yıllar islâmî bir susamışlık içinde olan müslümanlar, o tarihlerde çevrilen bu filme akın akın gitmişler ve susuzluklarının bir bölümünü bu aldatma dola bında hafifletmişlerdi. O filme göre, Büyük Çandarlı Halil Pa şanın hiyanet içinde olduğuna inanarak yılarca bu görüşe sa hip olarak kalmışlardı. Tabiiki hakikatları bilenler ve Hazreti Fatih'in ihraz etmiş olduğu mertebei makamın ne olduğunu anlayanlar hamdolsun bu görüşlere iştirak etmemişlerdir.

    Evet... Sultan 2. Mehmed Hazretlerinin fetih gayretinin, maazallah kötü bir akıbetle sonuçlanması, bu güngörmüş vezirlere mazideki acı hatıralarını akıllarına düşürüyordu. Bu vezirler yine birtakım itirazlarla seslerini yükseltirlerken Haz reti Padişahtan şu cevabı aldıklarının Samiha Ayverdi Hanı mefendinin "Türk Tarihinde Osmanlı Asırları» adlı eserinin 1. ciltinin 281. sh.inde, Tâcizade Cafer Çelebi'nin «Mahrûse-i İs tanbul» adlı eserinden nakletmeyi pek lüzumlu bulduk. «Bir şeye Allah'ın iradesi taaluk edecek, bütün kâinat aksine ça lışsa geri dondüremez. Eğer ol kal'anın (Bizans) benim elimle feth olması mukadder olmuş ise, burç ve bârusu taş tan topraktan değil de, demirden olmuş olsa, mum gibi eri tip yumuşak eylerim.»

    Kılıcı gibi, sözü gibi kalemi keskin azîm ve irade sahibi, mânâ deryalarında kulaçlar atan Padişahın yukarıdaki sözleri artık her türlü itirazın kapısını kapatmıştı.

    Ak Şeyhin Kerameti

    Kostantaniyye'nin fâtihi iki tanedir. İlki gönül fatihleridir ki, bunlar uzun yıllar evvel İstanbul'da yerleşmiş İslâm müca-hidleridir. İkincisi ise madde plânında, sebeb dünyasında ya-şayib adetullaha riayetle can verip şan alan, kan döküp kal'a alan İslâm mücahidleridir. Bu mücahidler ordusunun mânevi mimarı Ak Şemseddin Hazretleri, Sultan 2. Mehmed'İ Kos tantaniyye'nin fethi için daima teşvik etmiş, desteklemiş ve onun ve ordusunun muvaffakiyete ulaşması için Rabi Âlâ'ya niyaz ve tazarruda bulunuyor idi. Bir gün Sultan Hazretlerinin Kutlu otağına şu haber ulaştı. Ak Şeyh, keşif yoluyla Pey gamber Efendimiz (S.A.V.)'in mihmandarı Hazreti Ebû Ey-yüb'ül Ensârî'nin kabri şeriflerini bulmuştu. Bu haber İslâm ordusunda bir müjde olarak kabul olundu. Mücahidler ordu sunun kuvve-i mâneviyesi en yüksek dereceye vardı.

    Çünkü bu kuvve-i mâneviyenin yükselmesi için sebeblerin en büyüğü bu büyük sahabinin hayatında mündemiç idi. Medine'de bir gün Kur'an-ı Kerim okurken cihadla ilgili ayetlere gelince doksan yaşındaki bu aksakallı sahabi ayağa kalkar zırhını kuşanır, kılıcını beline takar, okunu yayını alır. Ben Halifenin ordusuyla cihada gidiyorum, der Evlât ve torunları baba sen yaşlısın, o iş bizim işimiz artık, derlerse de o müba rek sahabi vecd halinde, kimseyi dinlemez ve Halifenin ordu*suyla Beldeyi Tayyibeye cenge gelir ve burada şehadet mer tebesine de nail olur. Bu doksan yaşından sonra cihada çı kan sahabinin kabrinin bulunuşu fethin yakınlığının işareti ol duğu aşikâr olduğundan, bülbülün gül dalına konması gibi, zaferin de İslâm mücahidlerinin ağuşuna gelmesinin sembolü olmuştur. Dolayısıyla kuvvei mâneviyyelerinde tezayûdüne vesile olmuştur.

    Gemilerin Karadan Yürütülmesi

    O kerim ve Devletlü Padişah, Boğazkeseni yaptırırken Bi zans elçilerine «Benim hakikat kıldığım yere sizin hayalleri miz bile ulaşamaz» derken bu muazzam olayı da herhalde kastetmiş olmalıdır. Bu muazzam olayı biz anlatırken bir ge miye bir tank yükleme zorluklarını düşündüğümüzde bundan beşbuçuk asır evvel karada yürütülen gemileri, aç karnımızı doyurmak ve çıplak bedenimizi giydirmeye ancak yeterli olan aklımızla yapmanın zorluklarını da düşünmesini bilmeli yiz.

    Dolmabahçe'den (o zamanki adı Yeni Hisar) yukarıya dö şetilmiş keresteler yağlanmış ve gemiler bunların üzerinde Öküzlerin çekmesi ve mücahidlerin bilek güçleri ile asılmala rının yanında derviş gazilerin Hû Allah! Hû Allah! zikirleri arasında Halic'e indirilen gemiler sabahleyin Bizans halkın ca, Halic'in sularında seyir ederek Bizans'ın geri hatlarını da topa tuttuğu görülünce, bütün ümitleri bir balon gibi söndü. Çünkü limanın ön tarafına gerdikleri zincir orayı korumuştu amma; akıllan durduran bu harika olayın gerçekleşmesine mâni olamamıştı.

    Derler ki;
    Halic'e inmiş gemilerden geri hatlarına atış yapılan Bi zans'ın hâlâ gevşemediği müdafaaya devam ettiği görülür. Ehlullahtan olan hazreti F^tih durumu tefekkür eder ve ol perdeler açılıp ona ayan olur. Cibali Baba derler bir suflî velî duası berekâtı ile bunlara zarar ilişmesine mânidir.
    Secdeye kapanan Hazreti Padişah, Rabbi Zülcelâle yalva rır yakırır ve der ki, «Ya rabbi; eğer İki Cihan Serveri'nin hadî si şeriflerinde müjdelediği emir bensem tebcil eylediği asker bu askerse buna mâni olanı sen bilirsin, onu kabz eyle)» diye dua eder. Ve dua Cenab-ı Hak indinde kabul olunup Cibali Baba kabz olunur ve siyanetten mahrum Rum taifesi, zarara ve ziyana uğramaya başlar.

    Kati Ve Son Hücum

    Fatih muhasaranın sonlarının geldiğini hissediyor, fakat mürşidi, efendisi Ak Şemseddin Hazretlerinden durumu öğ renmek fethi müyesserin ne gün olacağını sormak üzere Şâir Mahmud Paşa'yi iki defa Şeyh'in otağına gönderdi. İkinci gi dişte cevab gelmişti. «Cemaziyel evvel ayının onsekizinci ge cesinin şafağında umumî bir taarruz yapılırsa Allah'ın inaye-tiyle fetih müyesser olacaktır.» dendi. Derhal hazırlıklara giri liyor, bütün gece Orduyu Hümayun ibadet ve savaş hazırlık ları İle meşgul oluyor. Bütün kumandanlar birliklerini dolaşı yor, onları hazırlıyorlardı. Şafak sökerken Beyaz Atının üze rinde bembeyaz elbiseler içinde Hazreti Padişah ordunun en Ön safında kılıcının zafer pırıltılarını aksettiren parlaklığıyla hücum emri veriyor. Düşmana bizzat taarruza geçiyor. Artık zafer İslâm'ındır. Kostantaniyye zaferler Sultanın oluyor. Fa tih ona lâkap, İslâmbol Kostantaniyye'ye isim oluyor.
    Hazreti Peygamber (S.A.V.) Hendek Savaşında sahabinin kıramadığı bir taşı parçalarken çıkan kıvılcımda gördüğü Sultan bu Sultandı ve asker bu askerdi.

    «O ne güzel bir emir, o ne güzel bir askerdi.»
    Fatih Sultan Muhammed Han ve İslâm Ordusu Osmanlı Ordusu idi.
    Evet muhasara 53 gün sürmüş, Ak Şemseddin Hazretle-ri'nin müjdelediği gün feth olunmuştu. Hicri 857, Milâdî 1453 29 Mayıs Salı günü İslâm Ordusu müjdelerin gerçekleştiğini ilân ediyordu.

    Büyük Osmanlı Tarihi
    Yazar : H.M.Hasırcı
    Yayınevi : Merve

Benzer Konular

  1. Fatih sultan mehmed' in bedduası
    YukseLL Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-12-2011, 02:18 PM
  2. Sultan III. Mehmed Han
    Nil@y Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 18-08-2010, 06:29 PM
  3. 100 Büyük Adam - Fatih Sultan Mehmet ( II.Mehmed )
    bursali68 Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-04-2010, 12:00 PM
  4. Fatih Sultan Mehmed'ten İnce Sözler
    snal Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 28-10-2009, 12:08 AM
  5. Sultan Mehmed Çelebi Han
    Nil@y Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-11-2006, 03:57 AM
Yukarı Çık