Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.462
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Esir Türk kızlarının hazin hikâyesi

    Viyana Kuşatması’nda bıraktığımız Türk kızlarının izi Almanya’da bulundu. Esir alınan binlerce Türk kızı vaftiz edilip Hıristiyanlaştırıldı.

    Bunlar arasında Alman arsitokrasisine yükselenler dahi var.

    Tarih sadece ‘olmuş ile bitmiş’in bilimi değil elbette. Aynı zamanda geleceğin yeniden inşası için başvurulan önemli bir kaynak. Bu sebeple tarih deşildikçe içinden yeni hazineler çıkar. Öyle olmasaydı dünü bugün ile nasıl birleştirebilirdik? Latif Çelik, bu düşünceyle hareket eden bir araştırmacı-yazar. Türk tarihinin Almanya’ya uzanan izlerinin peşinden nerdeyse bir ömür gitmiş. Topladığı bilgileri, fotoğrafları, derlediği kayıt dokümanlarını yıllar sonra bir kitapta toplamayı başarmış. Bilinmeyen, ancak Türk-Alman ilişkilerini derinden etkileyecek bulguları gün ışığına çıkarmış. Neticede çarpıcı bir iddia ortaya atıyor: “Almanya aristokrasisinin önemli bir kısmının atası Türkler.” Latif Çelik, bunun için Almanya aristokrasisi içinde önemli bir yeri olan Soldan ailesini örnek veriyor. Soldan Holding’in patronu Felix Soldan (ölmeden önce) ile görüşen Çelik, ailenin soyunun Selçuklulara dayandığı bilgisine ulaşmış. Soldan ailesi kendi soyunu 1279 yılına kadar araştırmış. Buna göre, Soldanların atası tıp yüzbaşısı Mehmet Sadık Selim, Halep yakınlarında Haçlılar ile Selçuklular arasında yaşanan savaşta esir düşer. 40 arkadaşıyla birlikte Beyrut, Kıbrıs, Cenova’dan sonra Almanya’ya getirilir. Selim, burada esaretin bedelini Alman ordusuna hizmet vererek öder. Zamanla din değiştirir ve ‘Selim’ ismi ‘Soldan’ olur. Ailenin Almanya’da büyüyen kolları bu ülkede giderek etkin bir güç hâline gelmeye başlar. Hatta din reformcusu Martin Luther’i destekleyenlerin başında bu ailenin bir kolu gelmektedir. Ailenin diğer bağı ise ünlü şair-yazar Goethe’ye kadar uzanır. Latif Çelik’e göre Goethe’nin annesinin kökeni Selim’in soyundan geliyor.

    Logophon Verlag isimli yayınevi tarafından Türkçe ve Almanca olarak basılan “Almanya’da Türk İzleri” isimli kitap tarihin bazı gizli noktalarını da aydınlatıyor. Örneğin, çarpıcı konulardan biri olan ‘esir Türk kızları’nın hikâyelerine geniş yer veriliyor. Özellikle İkinci Viyana kuşatması sonrasında esir alınan Müslüman Türk kızlarının Almanya içlerine dağıtıldığını kitaptan öğreniyoruz. Çelik, esir kızların izini sürürken kiliselerden elde eteği bilgilerle ancak 100 kişinin hikâyesine ulaşabilmiş. Alman Tarihçiler Birliği Başkanı Prof. Dr. Harmut Heller ise esir kızların 700’üne ait kayıtları elde etmiş. Ancak hem Çelik hem de Heller kızların sayısının binlerle ifade edilebileceğini belirtiyor. Çelik bu konunun tarih açısından büyük ses getireceğini söylüyor: “Özellikle II. Viyana Kuşatması’na Osmanlı yönetici sınıfının aileleriyle birlikte geldiklerini, yenilgiye giden yolda ani geri çekilme kararı ve ardından yaşanan kaos ortamında bu kadınlı çocuklu gruplardan yüzlerce bireyin Almanya-Avusturya ordularının eline geçtiğini tespit ettik. İsmi Merve, Ayşe, Kader olan kızlar vaftiz edilip dini değiştiriliyor ve daha sonra birer Hıristiyan olarak aristokratlar arasına karışıyorlar.”

    Bunun dışında, Osmanlı’nın 1683 sonrasında kaybettiği Macaristan’da nüfusun yaklaşık yüzde 6’sı Türk’tü. Bunlar Türk entelektüel, aristokrat, asker, soylu, zengin ve paşalardan oluşuyordu. Fidye alma gayesi ile buradaki Türkler tez elden toplanıp esir ediliyor. Bu esirler Avusturya ve Almanya’nın içlerine kadar getiriliyor. Latif Çelik bu konuya dair ciddi kaynaklara sahip olduğunu anlatıyor: “Kullandığım kaynakların önemli bir bölümü de genelde Alman entelektüellerin çalışmalarıdır. Buradan esir edilen Türklerin sayısının 40 bin olduğu bile söyleniyor.”

    FATMA, MERVE VE KADER AYNI KADERİ YAŞADI

    Avrupa ordularına esir düşen yüzlerce Türk kızından bazıları kiliselerde Hıristiyan yapılıp Almanlarla evlendirilir. 1683 Viyana bozgunu başta olmak üzere, Budin, Mohaç, Belgrad, Salankamen ve Zenta savaşları sonunda gerek şehirlerdeki soylu Türk ailelerinin kızları gerekse Osmanlı aristokrat ve askerlerinin aile fertlerinden çok sayıda Türk kadını esir alınarak Almanya’ya getirilir. 1683 sonrası, Türklerin Avrupa’daki geleceği için kırılma noktasıdır. Verilen kayıplar şehit ve yaralı şeklinde kayıt altına alınırken esirler pek dikkate alınmaz. Binlerce kadın esir Bavyera ve Baden Württemberg’deki kiliseler tarafından vaftiz edilir. İsimleri de değiştirilen bu insanlar bilinmeyen yerlerde kaybolur gider. Viyana Kuşatması sırasında değişik konularda verilen rakamlar içinde esirler yoktur. Özellikle esir kadınların esamisi bile okunmaz. 1683’te Viyana, 1685’te Neuhausel, 1686’da Ofen, 1687’de Mohaç, 1688’de Belgrad, 1691’de Salankamen ve 1697’deki Zenta savaşlarında çok sayıdaki Türk kadını esir alınarak Almanya’ya getirilir. Bunların içinde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın haremindeki kadın ve çocukların bir bölümü Nemçe askerleri tarafından esir alınır. Türk esirlerin izleri sadece Hıristiyan edilene kadar takip edilebiliyor. İsim değişikliğinden sonraki durumlarını tespit edip ortaya çıkarmak çok zor. 1680’lerde esir alma işi daha çok yüksek rütbeliler tarafından uygulanır, cesaret ve zafer alameti olarak algılanırdı. Bu yüzden esir edilen kızlar genellikle üst düzeydeki kişilerin tasarrufuna verilir. Din değiştirenlere hemen vatandaş olma hakkı tanınıyordu. Kilise kayıtlarında, genealog yazı edebiyatı ve Heimat kroniklerinde zor şartlar altında yapılan araştırmalarda çok sayıda Türk esirin getirildiği tespit edilir. Sadece Kuzey Bavyera’da 80 biyografik parça ortaya çıkarılmış durumda. Bunlardan yüzde 60’ı erkek yüzde 40’ı kadın. Çok sayıdaki Türk çocuğu ile ilgili bilgiler de bu tarihî dokümanlarda yer alır.

    Esir edilen kadınlara dair kısa özet bilgilere kayıtlarda rastlamak mümkün. Bunlardan birisi Fatma. Nürnberg arşivleri Fatma’nın hayat hikâyesini detaylı olarak açıklıyor. Fatma’nın doğum yeri Modon şehri olarak görünüyor. 12 yaşındayken Venedik askerleri 1686 başında Modon kalesini ele geçirince burada bulunan Fatma alınarak İsviçre’ye getirilir. Welsch dilini öğrenen Fatma, Pommer isimli bir aristokratın yanında kalır. Daha sonra Nürnberg Altdorf Üniversitesi’nde ilahiyat profesörü olan Dr. Johann Fabricius’a teslim edilir. 14 yaşındaki Fatma’ya Almanca ve İtalyanca öğretilir burada. Arşiv kayıtlarında, “Fatma kendi isteğiyle Hıristiyanlığı seçmiştir.” deniliyor. Fatma’nın yeni adı ise Katharina Aemylia’dır. Ancak Fatma yeni hayatına başladıktan birkaç gün sonra ölür. Aynı arşiv kayıtlarında Fatma-2 olarak birinin daha adı geçmektedir. Bu kişinin bir paşanın kızı olduğu sanılıyor. Hatta Sultan’ın torunu olma ihtimali yüksek. Fatma, 22 yaşında 1686 yılında Ofen şehrinin alınmasıyla General Markgraf Hermann Von Baden’nın esiri olur. Hemen Hıristiyanlaştırılan Fatma’ya Maria Anna Augusta Colestina adı verilir. Ancak tarihçi Latif Çelik, Fatma’nın ölene kadar kendi adını kullandığını tespit ediyor: “ Önemli evrakları imzalarken hep Fatma imzasını kullanır.”

    Bavyera’daki kilise kayıtlarından yola çıkılarak bazı esir Türk kadınlarının bilgilerine de ulaşılmış. Bunlardan biri Merve. 1693 yılında Nürnberg Sebaldus Kilisesi’nde vaftiz edilen Merve, Türk subayı Halil’in kızıdır. Baron Von Blumberg tarafından esir alınır. Diğer bir isim olan Habba’nın hikâyesi de Merve’ninki gibi özetlenmiş. Bir Türk kaptanının karısı olan Habba, Macaristan’da Grobvardein de Hauptmann Seider tarafından esir alınarak Kulmbach’ta bulunan Von Schönbock adında bir kadının yanına verilir. Erlangen yakınındaki Protestan Untenreuth kasabasındaki kilise kitabında şöyle bir bilgi yer alır: “3-4 yaşlarında olan Kader babası Belgrad’da şehit düşünce yanından alınarak getirilmiş. Daha sonraki geçmişi bilinmiyor. Kader’in Hıristiyan olarak yetiştirildiği belirtiliyor.”

    Çelik söz konusu esirlerin bir kısmının 1699’da geri alındığının da altını çiziyor. Almanların bu esirler için ‘Beute Türken-Ganimet Türkler’ dediklerini de kitabında uzun uzadıya işlemiş Çelik.

    YENİÇERİ CARL OSMAN

    Latif Çelik, araştırmasını sürdürürken aynı zamanda yer ve mekân isimlerini de izlemiş. Takip ettiği yol onu yine Almanya’da Türk izlerine çıkarmış. Bugün Almanya’da birçok şehirde bulunan Türk izlerinin başında, Türk adı geçen mahalle, cadde, bina veya semtler bulunuyor. Bununla birlikte birçok Alman’ın soy isminde, heykellerde, kilise tavanlarındaki kabartma ve resimlerde bile Türk izlerine rastlanıyor. Örneğin Carl Osman’ın hikâyesi oldukça ilginç. Orta Frankonya’daki Ansbach şehrinin Rügland köyündeki Carl Osman’ın mezarı yıllar süren aramalar sonucunda ortaya çıkarılmış. Mezar taşındaki yazıyı Latif Çelik kitabına şöyle yansıtmış: “1655’te İstanbul’da doğdu, 1688’de Belgrad’da esir düştü, 1727’de vaftiz edildi ve 1735 senesinde 80 yaşındayken öldü.” Bir Osmanlı sipahisi olan Carl Osman’ın ölümüne kadar dinini terk etmediğini, cenazesine gelen herkese para verilmesini vasiyet etmesiyle oldukça kalabalık bir törenle gömüldüğünü, tespit etmiş Latif Çelik. Kilise kaynaklarından elde edilen diğer bir bilgi de, Carl Aly (Ali) adlı Türk asıllı bir papazın sağlığında gizlice yaptırdığı hilal seklindeki mezar taşı. Kitapta anlatılan diğer bir şahıs ise Küçük Mustafa. O dönemde Osmanlı’nın Avrupa’yla yaptığı sayısız savaşlardan birinde esir edilen veya onların çocuklarından biri Mustafa. Yine özellikle kilise kayıtlarından ortaya çıkarılan bulgular doğrultusunda esir olarak getirilen ve Hıristiyanlaştırılan Türk askerlerinin hikâyeleri kitapta geniş yer buluyor.

    Frankfurt Kitap Fuarı’nda tanıtılacak olan Çelik’in kitabı daha şimdiden Alman tarihçilerin dikkatini çekmiş. Alman Tarihçiler Birliği Başkanı Prof. Dr. Harmut Heller Almanya’daki Türklerin varlığının 500 yıl öncesine dayandığını ve Çelik’in çalışmasının bu manada yeni bir tartışma başlatacağının altını çiziyor: “Müzikte, kültürde yaşamın her evresinde Batı, Türklerden etkilenmiştir. Bunları kendi iç bünyesinde tüketmiş. Aslında Almanlar ve Türkler birbirlerini yüzlerce yıldır tanıyorlar, birbirilerine yabancı değiller. Haydn, Mozart, Beethoven gibi ünlü müzisyenlerin beslendiği kaynak Türk musikisidir.”

    ‘Ganimet Türkler’ kavramını ilk kullanan tarihçi olan Heller Alman nüfusunun bu açıdan yeniden incelenmesinde yarar olduğunu söylüyor: “Almanlar ve Türkler oturup bu konuyu kendi aralarında konuşmalı. Esir alınan Türk kızları büyük babaannelerimiz olabilir. Bu vesile ile iki toplum arasındaki kırgınlıklar giderilmiş olur. Aile soylarında Türk kanı taşıyanlar bir yana, bugün Türklerin bu ülkeye gelişlerinin 40’ıncı yılını kutlayan politikacıların bile bilmediği gerçeklerle Alman kamuoyu bu kitapla ilk kez bu kadar derinden bilgilendirilecek.”

    Tarihçi Latif Çelik, “Almanya’da Türk İzleri” kitabının ikinci versiyonuyla ilgili hazırlıklara da başlamış. Yeni eserin adı “Türkiye’deki Alman İzleri” olacak. Latif Çelik sadece Almanya’daki Türk izlerini araştırmakla yetinmemiş, aynı zamanda bunu bir platformla bütünleştirmek istiyor. Türk-Alman Kültür Tarihi ve Integrasyon Araştırmaları Enstitüsü’nü kasım ayında açıyor. Alman tarihçilerle birlikte bu enstitüde yeni araştırmalara imza atılacak. (Aksiyon)

    Haşim Söylemez'in haberi
    haber7

  2. #2
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781

    Cevap: Esir Türk kızlarının hazin hikâyesi

    Savaslar oldugu muddetce, Boyle vakalar olacaktir. sadece asimilasyon degil. ayrica etki edilen nufuuz bolgelerinde kendiliginden dinii degismeler de olur. Ben asla yapmam kesseler de degismem , insanin karni tokken ve rahati bozulmadan soyleyecegi bir deyimdir. sadece bir korku ve aclik vermek yeter, Hapishanelerdeki rahat aclik grevi ile
    o psikolojinin alakasi yoktur. birilerinin gozunuz onunde katledilmesini gordugunuz an kaniniz donar. can korkusu ile aclik susuzluk, caniniz size agirlik yapar.

    Tarih kitaplari her ulkede yalanlar yazar. Gercekleri ancak yonsuz yada her iki tarafin tarihlerini okuyarak ortayi buldurarak tahmin edebilirsiniz. Hatta tarihte oyleleri vardir ki uc kesimden Din adami iken aniden tam tersi olanlar. Boru meselesi bir bolgede kimin borusu buyukse onun sesi iyi duyulur.

    Bugun Ataturk u anlamamaya calisanlarin icinde savas psikolojisini atmis olmaktan kaynaklanir.Bir baskasinin etkisi altinda kalmak. Rahattan inanmak baskadir, Birde korkudan inanmak. ne var ki savas
    inanc yerlerini toplu katleder. savasin saygisi yoktur.Oldurmek materyaldir ruhanii degildir. Toplu yerleri koz olarak kullanir .Cunku savas bilir ki insanlari cemaat yapan dindir. Irak i dusunun amerikan askerlerinin camii icindeki hareketlerine. Ve bu fotograflari gazetelere vermelerine. bu bilinclidir. Ayni fotograf hristiyan dunyasinda da yayinlanir. Onlara gore fethetmek baska uleklere gore isgaldir.
    can korkusunun basladigi yerlerde notr bolgede bir yalakalik baslar, Irak ta yeni kiliseler kurulmaya baslanmistir.
    bir yer isgal edildiyse Tamamen kendinden hale getirirse devsirir. Osmanli icindeki Yeniceri dedigimiz askerler Devsirmedir.yeniceriler ortadan kaybolduguna gore .Anadoludaki halklarin bir kismi yeniceriliktendir.Onlara da din degistirten borudur, borunun kuvvetli sesi.

  3. #3
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: Esir Türk kızlarının hazin hikâyesi

    Goethe'nin Türk akrabaları gün yüzüne çıkıyor
    İki yıldır El Cezire haber kanalı için belgeseller hazırlayan Yedirenk Film Yapım, İslam'a olan yakınlığı ve Türk kökenli olduğu iddiasıyla tarihçilerin ilgisini çeken ünlü Alman Şairi Goethe'nin köklerine ulaştı. Çekimleri devam eden 'Almanya'da Türk İzleri' belgeselinde, kökenleri Selçuklu'ya uzanan ve Goethe'nin akrabaları olan 'Soldan' ailesi anlatılıyor.

    Yedirenk Film Yapım Yönetim Kurulu Başkanı İsrafil Kuralay ve Ekibi. stanbul'da yaşanan Ramazan atmosferini tüm İslam ülkeleriyle paylaşmak amacıyla, Katar'dan yayın yapan ünlü haber kanalı El Cezire için belgesel filmler yapan Yedirenk Film Yapım, El Cezire ekranlarında yayınlanmak üzere iddialı bir belgesele imza attı. Almanya'daki Türk izlerini ve günümüzdeki Türk-Alman ilişkilerini görüntülemek amacıyla kolları sıvayan Yedirenk ekibi, Almanya'da Türklerden kalan ve geçmişi yüzyıllar öncesine uzanan çarpıcı izlere ulaştı. Yedirenk Film Yapım Yönetim Kurulu Başkanı İsrafil Kuralay, hazırlıkları devam eden “Almanya'da Türk İzleri” belgeselinde yer alan, ünlü Alman Oryantalist Şairi Johann Wolfgang von Goethe'nin Selçuklu Türklerine uzanan köklerini anlattı.

    GOETHE'NİN TÜRK AKRABALARI

    “Muhammed'in Nağmesi”-Mohamets Gesang- adlı şiirinde Hz. Peygamber'i öven, yazdığı mektuplarda Müslümanlarla birlikte namaz kıldığını açıklayan, ünlü eseri Doğu-Batı Divanı'nda Müslüman olduğuna dair iddiaları reddetmeyeceğini yazan Goethe'nin inancına dair bugüne kadar birçok tartışma yapıldı. Bu tartışmalardan herhangi bir sonuç çıkmadı ancak ünlü Alman şairin dini ve etnik kökenleriyle ilgili iddiaların sonu gelmedi. Bu iddialardan en önemlisi, Goethe'nin kökleri Selçuklulara uzanan bir Türk olduğuydu. Goethe'nin İslam'la ilgili yazdıkları ve Napolyon savaşları sırasında Rus ordusunda savaşan Türklerle kurduğu yakın ilişkiler nedeniyle perçinlenen şüpheler pek çok tarihçinin dikkatini Goethe'nin köklerine çekti.

    El Cezire televizyonu için hazırlanan “Almanya'da Türk İzleri” belgeselinin danışmanı, Türk ve Alman İlişkileri Uzmanı / Tarihçi Latif Çelik, Goethe'nin halen Almanya'da yaşayan ve kökenlerinin Selçuklu Türklerine uzandığını söyleyen Soldan ailesinin izini sürdü.

    Goethe'nin kökenleriyle ilgili araştırmalarıyla tanınan Alman Profesör Michael Heller'in, ünlü şairin soyundan gelen Soldan ailesiyle birlikte yaptığı soy araştırmalarını ekrana getiren belgeselde bugün Almanya'nın saygın ilaç şirketlerinden birine sahip olan Soldanlar'ın hikâyesi anlatılıyor.


    SULTANLAR 'SOLDAN' OLDU

    Prof. Michael Heller, belgeselde yayınlanacak röportajında Soldanlar ve Goethe'nin kökleri için şöyle diyor: “Goethe üzerine yaptığım araştırmalar beni Nürnberg yakınlarında ilaç alanında çalışan Soldan Holding'in sahibi, Dr. C. Soldan'a götürdü. Daha söze yeni başlamıştık ki Soldan, “Ben Almanya'nın en eski Türklerindenim dedi. Henüz Goethe ve Soldan ailesi arasındaki bağlantıdan habersiz olan ben, 'Osmanlı döneminden gelen Türklerdensiniz o halde” dedim. Soldan 'Hayır. Selçuklu döneminde gelenlerdeniz” deyince büsbütün kafam karıştı. Ancak bu kafa karışıklığı Almanya'nın en ünlü şairi Goethe'nin kökenleriyle ilgili kafa karışıklığının giderilmesiyle sonuçlanacaktı. Elinde tuttuğu belgeleri gösteren Bay Soldan'ın, ailesinin şeceresiyle ilgili yaptığı araştırmalar Selçuklu ordusuyla Haçlılar arasında 1279 yılında yapılan son savaşa kadar gidiyor.

    O tarihte Antep ve Halep arasındaki bölgede Selçuklu ve Haçlı orduları arasında yapılan savaşta çok sayıda Selçuklu askeri esir düşer. Bu askerlerden biri de Selçuklu ordularının komutanlarından biri olan Mehmet Sadık Selim'dir. Haçlılar tarafından Kudüs, Kıbrıs, Cenova yoluyla Baden Wrüttenberg'e Heilbronn ve Stutgart'a götürülen Mehmet Sadık, şansının da yardımıyla Almanya'da yerleşerek kök salmayı başarır. Yalnızca iki kadınla evlenmesine izin verilen Mehmet Sadık Selim'in 17 oğlu 2 kızı olur. Çocukları asker siyaset ve din konularında ilerleyip zamanla toplumda saygın insanlar olurlar. Özellikle Soldan ailesinin ilk 6. ve 7. neslinin mezarları Heilbronn ilinin Brackenheim kasabasında “Soldanların Kilisesi” adıyla anılan mezarlıkta bulunuyor.

    Sultan isminin bozulmasıyla oluşturulan Soldan, ailenin Türk kökenlerinden gelen bir miras. Dolayısıyla Soldan Kilisesi aslında Sultan Kilisesi anl***** geliyor. Goethe'nin kökleri Selçukluya uzanan bir Türk olduğunun en önemli kanıtı ise, Soldanların Kilisesi'nde gömülü olan akrabaları. Anne tarafından bir Soldan olan Goethe'nin kökeni, İslam'a olan ilgisini de önemli ölçüde açıklıyor. Artık Soldan ailesinin bütün fertleri Goethe adlı ünlü Alman oryantalistle akraba olduklarını biliyorlar.”



    Arap ülkelerinden Balkanlar'a kültür köprüsü

    El Cezire için hazırladığı belgesellerle İslam ülkeleri arasında köprü görevi kurduklarını belirten Yedirenk Film Yapım Yönetim Kurulu Başkanı İsrafil Kuralay, El Cezire kanalıyla Balkanlar'daki İslam toplumunun ve Osmanlı eserlerini 300 milyonluk Arap coğrafyasına taşıdıklarını söyledi. El Cezire yayını süren İstanbul'da Ramazan programlarının yanı sıra yine Ramazan boyunca ekrana gelecek Balkanlar'da Ramazan” programları için şunları söyledi: “Arap toplumu genel olarak Türkiye üzerinden Balkanlara uzanan İslam coğrafyası hakkında bilgi sahibi değil. Hatta Balkanlar'da İslam toplumu olduğundan bile habersiz. Biz bu belgeseller sayesinde İslam coğrafyaları arasında önemli bir köprü kurmuş oluyoruz.



    SULTANLAR KLİSESİ

    Çekimleri süren Almanya'daki Türk İzleri belgeseli hakkında bilgi veren Kuralay, Almanya'da Türklerden kalan mezarlarla ilgili bilgi verdi: “1683'de Viyana bozgunundan sonra 15 bin Türk esir düşüyor. Bunların bir kısmı Haçlılar tarafından Avusturya, Almanya, Polonya içlerine kadar götürülüyor. Belgeselde esirlerin izlerini takip ettik. Bugün Berlin'de esir düşenlerin torunlarından olan bir tarih profesörü var. Göetz Ali isminde. Karl Ali, Karl Osman gibi isimler kullanan aileler var. Bunlardan kalan mezarlar var. Bu mezarlardan biri de Goethe'nin de akrabaları olan Soldanlar. Kendilerine ait bir kiliseleri ve mezarlıkları olan Soldanlar, Türk atalarının mezarlarını muhafaza ediyor.

    ERTAN ALTAN

    14.09.2008

    "Bu arada bu güzel ilmi değeri olan konunuza şu örnek vereceğim yaklaşımların da ne kadar sırıttığını söylemezsem okuduğum konunun ahını almış olacağım. tam mostralık cevap ve ne dediği nede konuyla alakasını anladım.?!.

    Kısmen alıntı "Tarih kitaplari her ulkede yalanlar yazar. Gercekleri ancak yonsuz yada her iki tarafin tarihlerini okuyarak ortayi buldurarak tahmin edebilirsiniz. Hatta tarihte oyleleri vardir ki uc kesimden Din adami iken aniden tam tersi olanlar. Boru meselesi bir bolgede kimin borusu buyukse onun sesi iyi duyulur.

    Bugun Ataturk u anlamamaya calisanlarin icinde savas psikolojisini atmis olmaktan kaynaklanir.Bir baskasinin etkisi altinda kalmak. Rahattan inanmak baskadir, Birde korkudan inanmak. ne var ki savas
    inanc yerlerini toplu katleder. savasin saygisi yoktur.Oldurmek materyaldir ruhanii degildir. Toplu yerleri koz olarak kullanir .Cunku savas bilir ki insanlari cemaat yapan dindir. Irak i dusunun amerikan askerlerinin camii icindeki hareketlerine. Ve bu fotograflari gazetelere vermelerine. bu bilinclidir. Ayni fotograf hristiyan dunyasinda da yayinlanir. Onlara gore fethetmek baska uleklere gore isgaldir.
    can korkusunun basladigi yerlerde notr bolgede bir yalakalik baslar, Irak ta yeni kiliseler kurulmaya baslanmistir.bir yer isgal edildiyse Tamamen kendinden hale getirirse devsirir. Osmanli icindeki Yeniceri dedigimiz askerler Devsirmedir.yeniceriler ortadan kaybolduguna gore .Anadoludaki halklarin bir kismi yeniceriliktendir.Onlara da din degistirten borudur, borunun kuvvetli sesi. "

  4. #4
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781

    Cevap: Esir Türk kızlarının hazin hikâyesi

    http://www.supermeydan.net/forum/for...read19924.html


    IRAQ



    2007






    watched as pray - gozlem altinda






    turkey









    Konu orkuorkun tarafından (18-09-2008 Saat 12:58 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    güney
    Misafir..

    Cevap: Esir Türk kızlarının hazin hikâyesi

    orkuncuğum bu en sonda resim e bayıldım..
    Atatürk ve tayyip ....

    çok hoş bir çalışma....

Benzer Konular

  1. Veda / Esir Şehirde Bir Konak
    shgiptare Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 29-07-2009, 08:34 PM
  2. Müsade Özdemir Şiirleri (Bu ne hazin durumdur)
    ...CAVİDAN... Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-05-2009, 09:21 PM
  3. Türk Bayrağının hikayesi
    YukseLL Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 19-10-2008, 11:23 PM
  4. Esir düşman değil midir?
    Boyacikoylu Tarafından Müzik Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-07-2008, 10:42 PM
  5. Milli Piyango talihlisinin hazin sonu
    YukseLL Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-01-2008, 05:54 PM
Yukarı Çık