Çok güzel ve ilgi alanımdaki bir konuyu eklemenize sevindim, emeğinize sağlık.
Bu arada ABD her yeni rezerv ve konuya benim diyecek kadar emperyalist bildiğiniz gibi ve yine bildiğiniz gibi daha dün başka bir emperyalist düzenin (SSCB) elinden yeni kurtuldu garip (çoğunlukla)türk yurdu.

Tekrar teşekkürler konu için ve son gelinen enerji (petrol) konusunda da ben eklenti yapayım.

"Hazar Denizi’nin Yakın Dönem Siyasi Geçmişi:

Hazar Denizi’ndeki kaynakların tahmin edilenin çok üzerinde olması ve enerji yataklarının çoğunlukla Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan sahalarında bulunması, Hazar’ın statüsünün tekrar sorgulanmasına sebep oldu.

Soğuk savaş döneminde, güneyde İran’ın elinde kalmış küçük bir kısım hariç, Hazar Denizi’nin kıyıları, Sovyetler birliğine aitti. Zaten uzun yıllar Hazar ile ilgili tüm münasebetler bu iki devlet arasında olmuştur. (Sinan OGAN, www.turksam.org)

Hazar Denizi’nin paylaşılması konusu, 1991 yılına kadar, denize kıyısı olan SSCB ve İran arasında yapılan bir dizi antlaşmayla çözümlenmeye çalışılmıştır. Söz konusu antlaşmalardan ilki 1828 Türkmençayı Antlaşması’dır. Bu antlaşmaya göre, SSCB ile İran arasındaki kara sınırları Hazar Denizi’nde sona ermektedir. 1921 Dostluk Antlaşması Hazar üzerinde bütün Sovyet ve İran gemilerinin serbest seyrini sağlamıştır. 1935 yılında yapılan antlaşma ile Hazar’daki seyrüsefer özgürlüğü tekrarlanmış ve 10 millik balıkçılık bölgesi kurulmuştur. 1940 yılında bu antlaşma hükümlerini tekrarlayan bir antlaşma daha yapılmıştır. Ancak SSCB ve İran arasında imzalanan söz konusu antlaşmalar Hazar’ın statüsünü belirlememiş, suların veya deniz yatağının sınırını çizmemiştir"

kaynak: http://www.turksam.org/