Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Israiliyatci/mesihatci hadisler.

islam (Müslümanlık) Kategorisi Dualar Hadisler Forumunda Israiliyatci/mesihatci hadisler. Konusununun içerigi kısaca ->> Merhaba Kur'an'in haberi olmadigi bir dini Islamin golgesinde yesertenler Kur'an'n disinda bir temel olusturmak icin beseri bilgiye El attilar. Resulun ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Israiliyatci/mesihatci hadisler.

    Merhaba

    Kur'an'in haberi olmadigi bir dini
    Islamin golgesinde yesertenler

    Kur'an'n disinda bir temel
    olusturmak icin beseri bilgiye
    El attilar.
    Resulun sozleri diyerek
    Karsi gelenlere saldirdilar.
    Kendilerine taraftar topladilar.

    Bu hadislere ornekler vererek
    Olayin ortusunu biraz araliyalim.

    ORNEK I

    Bir adam işçiler tutar. ‘Gün ortasına kadar bir kîrât karşılığında kim çalışır?’ diye sorar. Yahudiler bir kîrât karşılığında öğlene kadar çalışırlar. Sonra ‘Öğlenden ikindi namazına kadar bir kîrât karşılığında kim çalışır?’ diye sorar. Hıristiyanlar öğlenden ikindi namazına kadar bir kîrât karşılığında çalışırlar. Daha sonra ‘İkindi namazından güneş batana kadar iki kîrât karşılığında kim çalışır?’ diye sorar. İşte sizler ikindi namazından güneş batana kadar iki kîrât karşılığında çalışanlarsınız. Sizin ecriniz iki kattır. Yahudiler ve hıristiyanlar buna kızarlar ve ‘Çok çalışan biz, az ücret alan yine biz!’ derler. Allah da onlara şöyle buyurur: ‘Ben sizin hakkınızdan kısaltarak sizlere zulmettim mi?’ Onlar ‘Hayır.’ derler. Allah da şöyle buyurur: ‘Bu benim lütfumdur, dilediğime veririm.
    Ehâdîsu’l-Enbiyâ, bab no: 50

    Göklerin egemenliği, bağında çalışacak işçi tutmak için sabah erkenden dışarı çıkan toprak sahibine benzer. Adam, işçilerle günlüğü bir dinara anlaşıp onları bağına göndermiş. Saat dokuza doğru tekrar dışarı çıkmış, çarşı meydanında boş duran başka adamlar görmüş. Onlara ‘Siz de bağa gidip çalışın. Hakkınız ne ise veririm.’ demiş. Onlar da bağa gitmişler. Öğleyin ve saat üçe doğru yine çıkıp aynı şeyi yapmış. Saat beşe doğru çıkınca, orada duran daha başkalarını görmüş. Onlara, ‘Neden bütün gün burada boş duruyorsunuz?’ diye sormuş. ‘Kimse bize iş vermedi ki!’ demişler. Onlara ‘Siz de bağa gidin, çalışın.’ demiş. Akşam olunca, bağın sahibi kâhyasına, ‘İşçileri çağır!’ demiş. ‘Sonunculardan başlayarak, birincilere kadar, hepsine ücretlerini ver.’ Saat beşe doğru işe başlamış olanlar gelip kâhyadan birer dinar almışlar. Birinciler gelince daha çok alacaklarını sanmışlar, ama onlara da birer dinar verilmiş. Paralarını alınca bağın sahibine karşı söylenmeye başlamışlar. ‘Bu sonuncular yalnız bir saat çalıştılar.’ demişler. ‘Ama sen onları, günün yükünü ve sıcağını çeken bizlerle bir tuttun.’ Bağın sahibi onlardan birine şöyle karşılık vermiş: ‘Arkadaş! Sana haksızlık ettiğim yok! Seninle bir dinara anlaşmadık mı? Hakkını al, git! Sana verdiğimi bu sonuncuya da vermek istiyorum. Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu?
    Matta, 20/1-16

    ORNEK II

    Allah Teâlâ kıyamet günü buyurur: ‘Ey Âdemoğlu! Hastalandım beni ziyaret etmedin.’ Âdemoğlu ‘Ya rab! Seni nasıl ziyaret edebilirim. Sen âlemlerin rabbisin.’ diyecek. Allah ona ‘Bilmiyor muydun, filan kulum hasta oldu, sen ise onu ziyaret etmedin. Bilmiyor muydun, onu ziyaret etmiş olsaydın, beni onun yanında bulurdun. Ey Âdemoğlu! Senden yiyecek istedim ama beni doyurmadın.’ buyuracak. Âdemoğlu ise ‘Ya rabbi! Seni nasıl doyurabilirdim ki? Sen âlemlerin rabbisin?’ diyecek. Allah şöyle buyuracak: ‘Bilmiyor musun, falan kulum senden yiyecek istedi de onu doyurmadın. Bilmiyor muydun ki, onu doyurmuş olsaydın, onu benim nezdimde bulacaktın. Ey Âdemoğlu! Senden su istedim, bana su ikram etmedin?’ Âdemoğlu ‘Ya rabbi! Sana nasıl su ikram edebilirdim ki? Sen âlemlerin rabbisin?’ cevabını verir. Allah da ona şöyle buyurur: ‘Falan kulum senden su istedi. Ancak sen ona su vermedin. Ona su ikram etmiş olsaydın, bunu benim nezdimde bulacaktın.
    Birr, h. no: 43

    ‘Ey lanetliler! Çekilin önümden! İblis ile onun meleklerine hazırlanmış ebedi ateşe yollanın. Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana yiyecek vermediniz; yabancıydım, beni içeri almadınız; çıplaktım, beni giydirmediniz; hastaydım, zindandaydım, benimle ilgilenmediniz.’ O vakit onlar da şöyle karşılık verecekler: ‘Ya Rab! Seni ne zaman aç, susamış, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de sana hizmet etmedik?’ Kral da onlara şu cevabı verecek: ‘Size, doğrusunu söyleyeyim: ‘Mademki bu en basit kardeşlerimden biri için bunu yapmadınız, benim için de yapmamış oldunuz. Bunlar, ebedi azaba uğrayacak, salihler ise ebedi hayata kavuşacaklardır.”
    Matta, 25/36-46

    BIRDE RAVI SENEDI BILE OLMAYAN HADISLER VARDIR!

    Allah cc;'Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi murad ettim. Bilineyim diye mahlûkatı yarattım.'
    Allah cc,resulu Muhammed as'a ;'Sen olmasaydın bu kâinatı yaratmazdım.'

    Biraz Kur'an okuyan bunlarin kufur oldugunu
    Biraz tasavvuf okuyan bunlarin tasavvufun temeli oldugunu bilir.

    Ve Tasavvuf Islam rituellerini kullanan
    Ama
    Islam disi bir inanc sistemidir....

    http://www.supermeydan.net/forum/for...read51181.html

    ............?
    Konu mopsy tarafından (11-09-2011 Saat 11:54 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    1- “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi murad ettim. Bilineyim diye mahlûkatı yarattım.” İsmail Hakkı Bursevî’nin şerh etmek maksadıyla Kenz-i Mahfî diye bir eser yazdığı bu hadis, bütün hadis bilginlerince mevzu kabul edilmiştir. Öyle ki, mevzu hadislere mevzu olduklarını söylemekten çekinen Suyûtî bile buna mevzu diyebilmiştir.

    2- “Sen olmasaydın bu kâinatı yaratmazdım.” Mevzu hadislere dair yazılmış olan çalışmaların tamamı bu rivayeti mevzu olarak kabul etmiştir.

    Sıhhat açısından problemli olan kudsî hadislerin sayısal olarak fazla olmasının en büyük nedenlerinden birisi, sözün Allah’a nispet ederek insanlara tesir etme çabasıdır. Bir takım gayeleri olan kişiler, kendi amaçları doğrultusunda Kur’an’a bir şey ilave ederek Allah’ın kitabını davalarına direkt olarak alet edemediklerinden dolayı hadislere yönelmişlerdir. İnanç, hukuk vb. alanlarda kendi görüşlerini destekleyen pek çok hadis uydurmaları yanında Allah’ı da eylemin içine dâhil ederek kudsî hadisler uydurmuşlardır.

    Esasında bu hadislerin genelde ahlakî boyutla sınırlı kalması söz konusu hadisleri kimlerin uydurabileceği hususunda bir ipucu vermektedir. Bazı tasavvuf çevrelerinin, insanların ahlakî bozulmuşluğunu durdurmak ve İslamî değerler etrafında kalan bir yaşam sürmelerini sağlamak amacıyla bu tür hadisleri uydurmaya yöneldiklerini söylemek kabul edilebilir bir yorum olarak durmaktadır. Lakin kudsî hadislerin büyük kısmındaki sıhhat sorununa rağmen tamamının problemli olduğunu söylemek haksızlık olur. Nitekim söz konusu hadislerin önemli bir bölümü Kütüb-i Sitte hadisidir ve klasik hadis tenkit yöntemlerine göre her hangi bir problem de içermemektedir.

    Kudsî hadislerle ilgili iki problem:

    Bütün hadis külliyatı için söz konusu olan iki temel problem vardır ve bunların üzerinde ciddi çalışmalar bugüne kadar yapılmış değildir.

    1- Merfu olarak gözüken bazı hadisler başka yerlerde sahabi kavli olarak nakledilmektedir. Bu nedenle hadislerin tüm varyantlarını toplayacak ve bunlardan ortak bir metin oluşturacak ve de kimin sözü olduğunu ortaya çıkaracak çalışmalara ihtiyaç vardır. Zira sözün gerçekte kime ait olduğunun tespiti onun delil olarak değerlendirilmesi noktasında farklı bir yere konumlandırılmasına sebep olabilmektedir. Zira merfu hadisin mevkufla aynı olmadığı ehlince malumdur. Buna benzer durum kudsî hadislerde söz konusudur. Kudsî olarak tanımlanan hadisin normal merfu hadis olarak da geçtiğine şahit olabilmekteyiz. Dolayısıyla raviler açısından bir kusurun varlığından söz etmek mümkün gözükmektedir.

    2- Hadislerin Kitab-ı Mukaddes‘e arz edilmesi bugüne kadar ihmal edilmiş olan çok önemli bir konudur. Özellikle tefsir kitaplarında yer alan ve İsrâîliyyât olarak adlandırılan rivayetlerin ayıklanması hususunda oldukça titiz çalışmalar yapılmıştır ancak hadis metinlerinin birebir Eski Ahit ve Yeni Ahit‘te bulunup bulunmadıkları konusu ciddi anlamda tetkik edilmemiştir. Oysa bugün bizler bazı hadislerin metin olarak aynı ifadelerle Kitab-ı Mukaddes‘de yer aldığını biliyoruz. Eşleşen rivayetlerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususu da ayrı bir araştırma konusudur. Bu problem kudsî hadisler için de söz konusudur.

Benzer Konular

  1. Uydurma Hadisler
    mopsy Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 22-10-2011, 09:41 PM
  2. Uydurma Hadisler
    expositor Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-09-2011, 09:06 AM
  3. Kur-an ve hadisler ile mekkeliler
    Ammar Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 20-10-2010, 02:16 AM
  4. sahte hadisler...
    jurgen Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 07-12-2008, 11:28 AM
  5. Hadisler
    meryemakar Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 06-02-2007, 07:24 PM
Yukarı Çık