Selam!

Rasulullahtn Başının Özelliği

578) El-Hasen Ibn Ali, dayısı Hind îbn Ebi Hale'nin şu sözünü ri vayet etti:
"Rasulullah'm (s.a.v.) başı büyüktü." [1]
579) Nafî Ibn Cübeyr şöyle dedi:
Ali îbn Ebî Talib, bize, Peygamber'i (s.a.v.) tarif ederken şöyle dedi: "Onun başı büyüktü." [2]

Rasulullah'ın Alnı

580) El-Hasen Ibn (Ali), dayısı Hind'in şöyle dediğini nakletti: "Rasulullah (s.a.v.) geniş alınlıydı." [3]

Rasulullah'ın Kaşları

581) El-Hasen îbn AH îbn Ebi Talib, dayısı Hind Ibn Ebi Hale'den şunu anlattı:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) kaşları uzun, ince ve araları çok yakındı. İki kaşı arasında öfkeli zamanında kabaran bir damar vardı." [4]

Rasulullah'ın Gözleri Ve Kirpikleri

582) El-Hasen îbn Ali, dayısı Hind Ibn Ebi Hale'nin şöyle dediğini nakletmiş tir:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) göz bebeklerinin siyahı çok siyahtı. Kaşları nın uçları ince, aralan çok yakındı. Kirpikleri uzundu." [5]
583) Cabir İbn Semura şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) gözlerinin beyazında kırmızılık vardı." Ebu Davud bunu, Şu'be'den rivayet edip şöyle dedi: "Onun gözleri elaydı." [6]
584) Cabir İbn Semura şöyle dedi:
"Rasulullah'a (s.a.v.) baktığım zaman iki gözü sürmeli derdim. Oysa gözlerine sürme çekmiş değildi." [7]

Rassulullah'ın Yanakları

585) El-Haşen îbn Ali, dayısı Hind îbn Ebi Hale'den şunu aktardı: "Rasulullah'm (s.a.v.) yanakları düzdü." [8]

Rasulullah'ın Burnu

586) Hind îbn Ebi Hale şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) burun kemiğinin ortasında bir kavis vardı. Burnunda, ona güzellik veren bir parlaklık vardı. Dikkat etmeyen kimse onun burun kemiğinin uzun olduğunu zannederdi." [9]

Rasulullah'ın Ağzı Ve Dişleri

587) Cabir îbn Semura şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.v.) geniş ağızlıydı." [10]
588) Cumey' şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) geniş ağızlı ve seyrek dişliydi." [11]
589) İbn Abbas şöyle dedi: Rasuhıllah'm (s.a.v.) Ön dişleri seyrekti. [12]
590) Hind şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.v.) gülümsediğinde dişleri dolu taneleri gibi görü nürdü." [13]
591) Ebu Hureyre şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v.) güzel ağızlıydı."[14]

Rasulullahin Kokusu

592) Enes İbn Malik şunu söyledi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) yanında on yıl kaldım. Bütün kokuları kok ladım. Onun kokusundan daha güzel bitfkoku koklamadım." [15]

Rasulullah'ın Yüzü

593) El-Hasen, dayısı Hind'in şöyle dediğini rivayet etti:
"Her türlü büyüklük Rasulullah'ta (s.a.v.) toplanmıştı. Onun yüzü, ayın ondördü gibi parlardı." [16]
594) Hz. Ali şöyle demiştir: "Rasulullah'm (s.a.v.) yüzü yuvarlakçaydı."
595) Cabir tbn Semura:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) yüzü yuvarlaktı, dedi." [17]
596) Ummu Ma'bed, Rasulullah'ı (s.a.v.) tarif ederken şöyle de miştir:
"Ben güzelliği besbelli ve parlak yüzlü bir zat gördüm." [18]

Rasulullah'ın Mübarek Sakalı

597) El-Hasen îbn Ali, dayısı Hind'in şu sözünü söyledi: "Rasulullah'ın (s.a.v.) sakalı sıktı." [19]
598) Ali îbn Ebi Talib şunu söyledi: "Rasulullah'm (s.a.v.) sakalı sıktı." [20]
599) Ummu Ma'bed:
"Rasulullah'm (s.a.v.) sakalı sıktı" demiştir, [21]
600) Amr îbn Şuayb'm dedesi:
"Rasulullah (s.a.v.), sakalından, enine ve boyuna eşit olarak ahrdı" demiştir. [22]

Rasulullah'ın Saçları

601)E1-Bera:
"Rasulullah'm (s.a.v.) büyük bir saç demeti vardı. O, kulaklardan yumuşağına kadar inerdi" demiştir. [23]
602) El-Bera şunu da söylemiştir:
"Rasulullah'm (s.a.v.) omuzlarına sarkan bir saçı vardı." [24]
603) Enes İbn Malik şöyle dedi:
"Rasulullah'm saçı, orta bir saçtı, ne kıvırcık ne de düzdü." [25]
604) El-Hasen, dayısı Hind'in şu sözünü aktardı:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) saçı ne dümdüzdü, ne de kıvırcıktı (hareli idi). Saçı, kendiliğinden ikiye ayrılıp yanlarına dökülürse, onları birleş-tirmezdi. Birleştikleri zamanda da onları ayırmaz, oldukları gibi bıra kırdı. Saçını uzattığında, kulaklarının memesini aşardı." [26]
605) Enes şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) saçları kulaklarının yarışma kadardı." [27]
606) Hz. Aişe şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) saçları kulak memesinden aşağıdaydı, fakat omuza dökülecek kadar uzun değildi." [28]
607) Ummu Hani şunu söyledi:
"Rasulullah Mekke'ye geldiğinde saçında dört örgü vardı." [29]
608) Ummu Hani Bint Ebi Talih şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.v.) Mekke'ye bizim yanımıza saçlarında dört örgü olduğu halde geldi." [30]
Başka bir rivayette şöyledir: O'nu, saçlarında .dört örgü olduğu halde gördüm.
609) Hz. Aişe şöyle demiştir:
"Peygamber (s.a.v.) tarakla saçlarını taradığında sanki kumlan kazırcasma tarardı."
610) îbn Abbas şunu söylemiştir:
"Rasuhıllah (s.a.v.) Ehl-i kitap gibi saçlarım alnına sarkıtıyordu, daha sonra Araplar gibi ayırdı." [31]
611) Enes şunu söyledi:
"Peygamber (s.a.v.) bir süre, saçlarını alnına sarkıttı. Daha sonra ayırdı."[32]

Rasulullah’ın Boynu

612) Ummu Ma'bed Rasulullah'ı tarif ederken şöyle demiştir: "Onun boynunda uzunluk vardı." [33]
613) El-Hasen İbn Ali, dayısı Hind'den şunu rivayet etti: "Rasulullah'm (s.a.v.) boynu uzundu. Gümüş gibi parlaktı." [34]
614) Osman îbn Abdülmelik: Bana -Sıffîn savaşında Hz. Ali'nin arkadaşlarından olan- dayım, Ali'nin şöyle dediğini haber verdi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) boynu gümüş gibi parlaktı." [35]

Rasulullah'ın Omuzlarının Genişliği

615) El-Bera İbn Azib şunu söyledi: "Rasulullah'm (s.a.v.) omuzları genişti." [36]

Rasulullah'ın Kürek Kemikleri Arasının Enli Olduğu

616) Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir:
"Rasulullah'm (s.a.v.) kürek kemiklerinin arası enliydi." [37]

Rasulullah'ın Göğsü

617) El-Hasen, dayısı Hind'in şöyle dediğini anlattı:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) göğsü enli, göğsü ve karnı bir seviyedeydi, çıkık değildi." [38]

Rasulullah'ın Karnı

618) Ummu Ma'bed, Rasulullah'ı tarif ederken şöyle demiştir: "Onda karın büyüklüğü ve sarkıklığı yoktu." [39]
619) Ummu Hani şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) karnını görür görmez, (yazı yazmak için kullanılan) kırışık derileri hatırladım."
620) Muharriş el-Ka'bi şunu söyledi:
"Rasulullah (s.a.v.) bir gece Ci'rane'den umreye gitti. Sırtına bak tım. Sanki bir gümüş külçesiydi." [40]

Rasulullahın Göbeği

621) Hz. Ali şöyle demiştir:
"Rasulullah'm vücudu (belirli yerler dışında) kılsızdı. Göğsünden göbeğine kadar bir çizgi halinde uzanan ince kıllar vardı." [41]
622) El-Hasen, dayısı Hind'in şöyle dediğini anlattı:
"Rasulullah (s.a.v.) soyunduğu zaman vücudundan nur saçılırdı. Göğsünden göbeğine kadar bir çizgi halinde uzanan ince kıllar vardı. Pazıları, omuzları ve göğsünün üst kısımları biraz kıllıydı." [42]

Rasulullah'ın Parmakları

623) Hz. Ali şunu anlattı:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) avuç ve ayaklan dolgundu, parmaklan uzundu." [43]

Rasulullah'ın Elleri

624) Hz. Ali şunu söylemiştir:
"Rasulullah'm (s.a.v.) elleri iriydi." [44]
625- El-Hasen, dayısı Hind'in şöyle dediğini rivayet etti:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) avuçlarının içi genişti." [45]
626) Enes şöyle demiştir:
"Ben, Rasulullah'ın (s.a.v.) avucunun yumuşaklığını atlasta ve i-pekte görmedim." [46]
627) Mariye şunu söyledi:
"Peygamber'e (s.a.v.) beyat ettiğimde, o güne kadar onun elinden daha yumuşak bir ele dokunmamış tim."
628) Avn Ibn Ebi Cuhayfe'nin babası şunu anlattı:
"Rasulullah Abtah'a çıktı. Bir asayı dikip onun gerisinde namaz kıldı. Ashabı, elini tuttuktan sonra yüzlerinde gezdirmeğe başladılar. Ben de geldim. Elini tuttum, yüzümde gezdirdim. Elinin kardan daha soğuk ve miskten daha hoş kokulu olduğunu hissettim." [47]

Rasulullah'ın Bilekleri

629) Hind şöyle demiştir:
"Rasulullah'm (s.a.v.) bilekleri uzun, mafsalları kalındı." [48]
630) et-Teveme'nin mevlâsı (azatlı kölesi) salih şöyle dedi: Ebu Hureyre, Rasuhıllah'ı (s.a.v.) tarif ederken şöyle dedi: "Rasulullah'm (s.a.v.) pazıları enliydi." [49]

Rasülullah'ın Bacakları

631) Cabir İbn Semura şöyle demiştir: "Rasulullah'ın (s.a.v.) bacakları inceydi.' [50]
632) Abdurrahman îbn Malik İbn Cüşem'in babası, kardeşi Sura-ka'mn kendisine şunu haber verdiğini söyledi:
"Devesinin üzerindeyken Rasulullah'a (s.a.v.) yaklaştım. Üzengi sinin içindeki bacaklarını sanki hurma ağacının göbeğindeki beyazlık gibi gördüm." [51]
633) Edebiyatçılardan biri şu şiiri söyledi:
"Ya Rabbi! En büyük makamın yakınından yürüttüğün ayak hatı rına, risalette (peygamberlikte) yaratıkların omuzunu ona merdiven yaptığın ayak hürmetine lütuf olsun diye ayağımı Sırat'ta sabit kıl. Be nim için kurtarıcı ol.
O ikisini ilerisi için hazırlık malzemesi yap. Onlar kime ait o-lursa, azaptan emin olur ve Cehennem'den korkmaz."[52]

Rasulullah'ın Topuğu

634) Cabir İbn Semura şöyle dedi: "Rasulullah'ın (s.a.v.) topuğu az etliydi." [53]

Rasulullah'ın Ayakları

635) el-Hasen, dayısı Hind'den şunu anlattı:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) ayaklarının altı düz değil, çukurdu. Ayakları hafif etliydi. Ayaklarının üzerine su döküldüğü zaman etrafa yayılırdı." [54]
636) Osman îbn Abdilmelik şöyle dedi: Hz. Ali'nin arkadaşlarından olan dayım, bana, Hz. Ali'nin şöyle dediğini anlattı:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) el ve ayakları dolgundu (kalındı)." [55]

Rasulullah'ın Mafsalları İriydi

637) Hz. Ali: "Rasulullah'ın(s.a.v.)mafsalları iriydi" demiştir. [56]
638) îbrahim îbn Muhammed, Hz. Ali'nin oğlunun şöyle dediğini nakletti:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) mafsalları iriydi." [57]

Rasulullah'ın Bütün Organları Düzgündü

639) el-Hasen, dayısı Hind'in şu sözünü rivayet etti:
"Rasulullah'm (s.a.v.), bütün organları düzgündü. O, ne şişman ne de zayıftı." [58]

Rasulullah'ın Boyu

640) Rabia, Enes tbn Malik'i, Rasulullah'ı şöyle tarif ederken duydu:
"Rasulullah (s.a.v.) orta boyluydu. Ne fazla uzundu, ne de kısa." [59]
641) el-Bera şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) ne kısaydı ne de uzundu." [60]
642) el-Bera şunu da söylemiştir: "Rasulullah (s.a.v.) orta boylu birisiydi." [61]
Yukarıdaki üç hadis Buhari ve Müslim'in Sahihlerinde mevcuttur.
643) Âli tbn Ebi Talib'in soyundan İbrahim İbn Muhammed şunu anlattı:
Ali (r.a.) Rasulullah'ı (s.a.v.) tarif ederken şöyle dedi: "Rasulullah ne çok uzundu ne kısaydı. O, orta boyluydu." [62]
644) el-Hasen, dayısı Hind'in şu sözünü nakletti:
"Rasulullah (s.a.v.) normalden daha uzun, çok uzun olandan kı saydı, yani uzuna yakın orta boyluydu." [63]
645) Hz. Aişe şunu anlattı:
"Rasulullah'm (s.a.v.) şöyle bir özelliği vardı: Yanma uzun boylu kimse gelse, kendisi ondan daha uzun görünürdü. Çok defa, iki uzun boylu kimseyle birlikte yürüdüğünde onlardan daha uzun görünürdü.
Onlardan ayrılınca, kendisi orta boylu haline döner, o iki kişi de uzun boylu hallerine dönerlerdi." [64]

Rasulullah'ın Cildinin Yumuşaklığı

646) Enes Ibn Malik şunu söyledi:
"Rasulullah (s.a.v.), insanların eli en yumuşak olanıydı. O'nun e-linden daha yumuşak ne yün ne de ipeğe dokundum." [65]
647) Osman Ibn Abdilmelik şöyle dedi:
Sıffîn'de Ali tbn Ebi TalİDİn arkadaşlarından olan dayım bana Hz. Ali'nin:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) derisinin yumuşak olduğunu" anlattı. [66]

Rasulullah'ın Rengi

648) Enes Ibn Malik şunu söyledi:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) rengi parlaktı. O, ne esmerdi, ne de çok be yazdı." [67]
649) Ebu Hureyre şöyle söyledi:
"Rasulullah (s.a.v.) beyazdı. Sanki gümüşten dökülmüştü." [68]
650) Hz. Ali şunu söyledi:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) rengi, kırmızılığı bulunan beyazdı." [69]
651) Enes: "Rasulullah'ın rengi esmerdi" demiştir. [70]
652) Enes İbn Malik:
"Rasulullah (s.a.v.), insanların en güzel renklisiydi" demiştir. [71]

Rasulullah'ın Güzelliği

653) El-Bera: "Rasulullah'tan daha güzel hiçbir şey görmedim." [72]
654) Ebu Ishak, el-Bera'ya:
-Rasulullah'm (s.a.v.) yüzü kılıç gibi miydi? diye sordu. El-Bera: -Hayır, ay gibiydi, dedi. [73]
655) Ebu Hureyre:
"Ben Rasulullah'tan (s.a.v.) daha^-güzelini görmedim. Güneşin ı-şığı sanki yüzünden akıyordu" dedi.
656) Cabir tbn Semura şunu söyledi:
"Peygamber'i (s.a.v.) kırmızı bir hülle (elbise) giymiş olarak gör düm. O'na ve aya bakmağa başladım. O, benim gözlerimde aydan daha güzeldi." [74]
657) el-Bera:
"Nakışlı kırmızı bir hülle giymiş olarak, Rasulullah'tan (s.a.v.) daha güzel hiç kimseyi görmedim. O'nun, omuzlarına yakın saçları var dı" demiştir. [75]
658) Said el-Cureyrî şöyle dedi:
Ebut-Tufeyl'in: Peygamber'i (s.a.v.) gördüm. Yeryüzünde benden başka onu gören kimse kalmadı, dediğini duydum.
-O'nu bana tarif etsene, dedim. Ebu't-Tufeyl: -Beyaz, güzel ve orta boyluydu, diye cevap verdi.
659) Ummu Ma'bed, Rasulullah'ı tarif ederken şöyle dedi:
"Uzaktan, insanların en tatlısı ve en güzeli, yakından da en açığı ve en güzeliydi." [76]
660) Enes tbn Malik: "Rasulullah (s.a.v.), sanki gümüşten dökül müştü" demiştir. [77].
661) Hz. Aişe şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.v.), insanların en güzel yüzlüsü ve rengi en parlak olanıydı." [78]
662) Hz. Ebu Bekr (r.a.): "Rasulullah'ın (s.a.v.) yüzü ayın halesi gibiydi" demiştir. [79]
663) Muhammed Ibn Ammar, er-Rubeyyi' Bint Muavviz'e:
- Bana Rasulullah'ı (s.a.v.) tarif etsene dedim. er-Rubeyyi':
- Yavrum! O'nu görseydin, güneşi doğuyor zannederdin, dedi. [80]
664) Ibn Abbas şöyle dedi;
"Rasulullah'ın (s.a.v.) bir gölgesi vardı. Güneşe çıktığında, O'nun ışığı güneşin ışığını bastırırdı. Bir lâmbanın yanmdayken de ışığı, lâmbanın ışığını bastırırdı." [81]

Rasulullah'ın Teri

665) Enes İbn Malik şunu anlattı:
Peygamber (s.a.v.), Ummu Suleym'in evine gelir, o yokken yata ğında uyurdu.
Yine bir gün gelerek onun yatağında uyudu. Hemen Ummu Su-leym'e gidip: îşte Peygamber (s.a.v.), senin yatağında uyudu, dediler. Ummu Suleym geldi. Peygamber (s.a.v.) terlemiş, teri yatağın üzerin deki bir deri parçasına toplanmıştı. Hemen çantasını açarak bu teri ku rulamağa ve onu şişesine sıkmağa başladı. Bu arada Rasulullah (s.a.v.) uyanıp:
- "Ne yapıyorsun?" dedi. Ummu Suleym:
- Çocuklarımız için bunun bereketini umuyoruz, dedi. Rasulullah (s.a.v.):
- "İsabet ettin, dedi." [82]
666) Enes (r.a.): "Rasulullah (s.a.v.) parlak beyaz renkliydi. Teri sanki inci gibiydi" demiştir. [83]
667) Hz. Aişe şöyle demiştir:
"Rasulullah'ın (s.a.v.) yüzündeki ter, yaş, inci gibiydi. En keskin miskten daha güzel kokardı." [84]
668) Hz. Ali şöyle demiştir: "Peygamber'in (s.a.v.) teri, sanki inci, terinin kokusu da misk gibiydi." [85]
669) Habib Ibn Ebi Harde şunu rivayet etti: Ben-i Kureyş'ten bir zat bana şöyle anlattı:
"Rasulullah (s.a.v.) Mâiz Ibn Malik'i recmettiğinde (taşladığında) ben babamın yanındaydım. Taşlar ona isabet edince ben korktum. Bu nun üzerine Rasulullah (s.a.v.) beni kucağına aldı. Koltuğunun altından misk kokusuna benzer bir ter akmıştı." [86]
670) Ebu Hureyre şunu anlattı: Bir adam:
-Ya Rasulellah! Ben kızımı evlendirdim. Bana yardım etmeni isti yorum, dedi. Rasulullah (s.a.v.):
- "Şimdi yanımda hiçbir şey yok. Fakat yarın benimle görüş, ya nında geniş ağızlı bir şişe ve bir ağaç çubuk getir" dedi.
Adam geldi. Kollarından teri sıyırmaya başladı. Şişeyi doldurduk tan sonra:
- "Bunu al. Ailene söyle, koku sürünmek istediğinde bu çubuğu şi şenin içine sokup sürünsün" dedi.
Hanımı ondan süründüğünde Medine halkı da güzel bir koku du yardı. Böylece onlar Mutayyebun (kokulananlar) diye adlandırıldılar. [87]

El-Vefa Bı-Ahvalil-Mustafa/ALTINCI BOLUM
RASULULLAH’IN BEDENİ ÖZELLİKLERİ