Konu başlığındaki her hadis konyevi.net ten alınmıştır


HADİS VE SÜNNETİN ÖNEMİ
El-Mikdam b. Ma’di Kerb (radıyallahu anhu)’dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Yakındır; koltuğuna yaslanıp oturan bir adama benim hadisim ulaşacak ve o şöyle diyecek; “Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır. Onun içinde helal olarak bulduğumuzu helal sayar, haram olarak gördüğümüzüde haram sayarız.” Oysa (zavallı bilmiyor ki) Allah Resulünün haram kıldığı şey de, Allah’ın haram kıldığı şey gibidir.” (Tirmizi)

***
DAVET - TEBLİĞ
Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Başkalarını (doğru veya eğri yola) davet eden herkesi kıyamet gününde o şeye davet ederek haşrolunur. Bir kişi bir kişiyi davet etse bile." (İbn Mace)

***
İLMİN ÖNEMİ VE DEĞERİ
Ebu Zer (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Ya Eba Zer! Gidip Allah'ın kitabından bir ayet öğrenmen, senin için yüz rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır. Amel edilsin veya edilmesin, gidip ilmi bir konuyu öğrenmen ise senin için bin rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır." (İbn Mace)

***
İbn Abbas (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "İlim öğrenirken ölen kimse, o kadar yükselmiş olarak Allah'a kavuşur ki, kendi ile Peygamberler arasında yalnız Peygamberlik derecesi kalır." (Taberani)

***
Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Allah'ı zikretmek (tesbih ve tekbir gibi), ibadetler ile alim ve öğrencinin dışında kalan, dünya ve dünyanın içerisindeki her şey Allah'ın rahmetinden uzaktır." (Tirmizi, İbn Mace, Beyhaki)

***
Enes oğlu Muaz (Radıyallahu Anh)'dan Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bir kimse ilim öğretirse, o kişiye öğrettiği ilimle amel edenlere verilen kadar sevap verilir. Amel edenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez" buyurmuştur. (İbni Mace)

***
Muaviye b. Ebi Süfyan (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem): "Allah her kimin hakkında hayır dilerse onu dinde alim ve fakih kılar" buyurmuştur. (Buhari, Müslim)

***
Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)'dan Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “İnsanoğlu öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak şu üç şey müstesnadır.

1-Sadaka-i cariye, (İnsanlara kalıcı fayda veren kurumlar vs) 2-Faydalanılan ilim, 3-Arkasından kendisine dua edecek iyi bir evlat." (Müslim, İbn-i Mace, İbn-i Huzeyme )

***
Ebu Derda (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Allah rızası için ilim öğrenmek maksadıyla giden bir kimseye Allah cennete giden bir kapıyı açar. Melekler onun için kanatlarını yayarlar. Ona gökteki melekler ve denizdeki balıklar dua ederler. Alimin abide üstünlüğü, gökteki dolunayın en küçük yıldızlara üstünlüğü gibidir. Alimler, Peygamberlerin varisleridir. Peygamberler, miras olarak altın, gümüş ve para bırakmazlar. Fakat ilim bırakırlar. Böyle olunca ilmi olan, bu mirastan hissesini almış olur. Bir alimin ölümü telafi edilemeyen bir felaket, kapatılamayan bir gediktir. O, batan bir yıldız gibidir. Bir kabilenin ölümü, bir alimin ölümünden daha ehvendir (iyidir)." (Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace, İbn Hıbban)

***
ADAB -EDEP

İbni Ömer (radıyallahu anhu)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Hiçbiriniz kesinlikle sol eliyle yiyip içmesin. Zira şeytan soluyla yer, soluyla içer." Müslim, Eşribe 107. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et'ime 19; Tirmizî, Et'ime 6; İbni Mâce, Et'ime 8

Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Sağ elle yiyip içmek müstehap, özürsüz olarak sol elle bu işleri yapmak mekruhtur.
2. Şeytan gibi davranmaktan, onun yaptığı gibi yapmaktan kaçınmak gerekir.
3. Anne ve babaların çocuklarına sofra âdâbını öğretmeleri lâzımdır.
4. Yahudî ve hıristiyanlara benzememek, müslümanların özenle sürdürmeleri gereken kimlik ve kişilik görevleridir.
5. İslâm, ilke ve uygulama olarak insanın doğasına en uyumlu dindir ve bu uyumun günlük hayata yansımasını istemektedir.
Günlük hayatını Kur'an ilkelerine ve sünnetteki uygulamalara göre tanzim eden kimse, hayatını Allah'ın istediği şekilde yaşamış olur.
Şeytana veya Ehl-i kitab'a benzemekte hiç bir hayır ve iyilik yoktur.

***
Amr İbni Şuayb'ın, babası vasıtasıyla dedesinden rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Beyaz saçları yolmayın. Zira o beyaz saç, kıyamet günü müslümanın nûrudur." Ebû Dâvûd, Tereccül 17; Tirmizî, Edeb 56; Nesâî, Zînet 13. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 25

Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Saç ve sakallardaki beyaz kılların koparılması yasaklanmıştır.
2. Ağarmış saçlar, müslümanlar için bahtiyarlık sebebidir. Çünkü bu saçlar, âhirette sahipleri için ışık olacaktır.

***
ARKADAŞ

"Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin."
(Ebu Davud, 4833)

***
KARŞI CİNSE BENZEMEK

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları halde çıplak görünen ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesafeden hissedilen kokusunu bile alamazlar." (Müslim, Cennet 52)

Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Kadın tavırlı olmaya çalışan erkekler ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlar Peygamber Efendimiz tarafından lânetlenmişlerdir.
2. Tavır ve davranışlarında olduğu gibi giyim-kuşamlarında da karşı cinse özenen ve benzemeye çalışan erkek ve kadınlar lânetlenmiştir.
3. Zamanımızda hemen tüm çeşitleriyle görülen bu cinsler arası yozlaşan tavır ve ilişkilerin düzeltilmesi, toplumun yeterli ve sağlıklı bir İslâmî eğitimden geçirilmesi, nesillere canlı bir dinî kişilik kazandırılmasıyla mümkündür.

***
İbni Abbas radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hiçbiriniz, yanında mahremi bulunmayan bir kadınla başbaşa kalmasın." (Buhârî, Nikâh 111, Cihâd 140; Müslim, Hac 424. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ' 16, Fiten 7)

Büreyde radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cihada çıkan erkeklerin geride bıraktıkları hanımları, cihada çıkmayan erkeklere kendi anneleri gibi haramdır. Bunlardan bir erkek, mücâhidlerden birinin âilesine bakmayı üzerine alır da hiyânet ederse kıyamet günü bu adam durdurulur, o mücâhid bunun amelinden dilediğini alır." Büreyde diyor ki, sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize döndü ve "Ne zannediyordunuz?" buyurdu.

(Müslim, İmâret 139. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 11; Nesâî, Cihâd 47, 48)

Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Yanında mahremi bulunmayan bir kadının yanına girmek, onunla tenhada baş başa kalmak (halvet) haramdır.
2. Cihada çıkmış bir mücâhidin âile fertleri, gerideki erkekler için kendi anneleri hükmündedir. Onlara ihanet etmek, kişinin annesine hıyanet etmesi kadar çirkin ve ağır bir suçtur, cezası da ona göredir.
3. Mücâhidlerin yokluğunu fırsat bilip aile efradını istismar etmek asla câiz değildir.
4. İslâm toplumu, mücâhid ve gurbettekilerin geride bıraktıkları için tam bir emniyet ve güven ortamıdır.

***

İHLAS -İYİ NİYET
Hz. Ömer (Radıyallahu Anh)'den Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir; "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey verilir. (Niyetine göre ecir ve sevap alır veya cezalanır.) Kimin hicreti Allah ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulüne olur. (Böylece Allah'ın emrini yapmış, rızasını da kazanmıştır.) Kim de dünyalık kazanmak ve bir kadınla evlenmek maksadıyla hicret ediyorsa, onun da yapmış olduğu hicreti, hicret ettiği şeylere olur. Dünya malını kazanır. İstediği kadına kavuşur. (Fakat Allah'ın rızasından mahrum kalır.)"
(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)

***
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Kul, birçok iyi ameller işler. Bu ameller mühürlü bir zarfda melekler tarafından Allah'a yükseltilir ve bu zarf Allah'ın huzuruna konur. Allah-u Teala: "Bu zarfı atınız, zira bunun içindeki amel ile benim rızam kasdedilmemiştir" buyurur. Sonra Allah-u Teala melekleri çağırır ve : "Şu şu amelleri ona yazınız" buyurur. Melekler; "Ya Rabbi! O bunların hiçbirini yapmadı." derler. Allah-u Teala; "Yapmadı ama, yapmayı niyet etti." buyurur.” (Darekutni)

***
İbn Mace'nin rivayet ettiği bir hadiste, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyuruyor; "Bu ümmetin durumu şu dört gurup insanın haline benzer; "Bir adama Allah mal ve ilim vermiş, o kişi de malını bilinçli olarak çalıştırır ve onu doğru olan yerlerde harcar." "Bir adama da Allah ilim vermiş mal vermemiştir. Bu kişi; "Keşke benim de onun kadar malım olsa da onun gibi amel etsem" der.

Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Her ikisinin de alacakları sevaplar eşittir." buyurdu. "Bir kimseye de Allah mal vermiş ilim vermemiştir. Bu kişi malını zararlı ve gereksiz yerlere harcar" "Bir kişiye de Allah ne ilim ne de mal vermiştir. Bu kişi ise; "Şayet benim de şu adam gibi malım olsa, ben de onun gibi yapardım" der. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem); "Bu iki adamın da vebali aynıdır." buyurdu. (İbn Mace)

***
Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyuruyor: "İnsanlar kıyamet gününde niyetlerinin miktarınca gönderileceklerdir. Yani niyeti ne kadar sağlam ise derecesi o kadar yükseltilecektir." (İbn Mace)

***
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: "Kim ki bir iyiliği niyet eder de sonra herhangi bir mani sebebiyle onu yapamazsa, ona tam bir sevap yazılır." (Taberani, Ebu Davud)

***
Muaz bin Cebel (radıyallahu anhu) der ki: "Yemen'e vali olarak gönderileceğim zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e: "Ey Allah'ın Resulü! Bana bazı tavsiyelerde bulun." dedim. O da; "Dininde samimi ol, sana az amel yeter." karşılığını verdi. (Hakim)

***
İmam Ali (radıyallahu anhu)'dan, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğu rivayet olundu: "Bir kimse kırk gün Allah rızası için ihlasla amel ederse, hikmet menbaları kalbinden diline fışkırır. (Hep hikmetli ve güzel sözler konuşur.)” (İbn Hıbban)

***
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Cebrail (aleyhisselam)'a “İhlas nedir? diye sordu. Cebrail (aleyhisselam)’da Allah-u Zülcelal’e sorduğu zaman; Allah-u Zülcelal ona şöyle buyurmuştur: "İhlas, benim sırlarımdan gizli bir sırdır. Onu halis kullarımın kalbine emanet olarak koydum." (Kuşeyri, risalesinde zayıf bir senedle rivayet etmiştir.)

***
Ebu'd-Derda (radıyallahu anhu)'dan Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edildi: "Bir kimse; 'gece kalkar namaz kılarım' deyip yatağına yatsa, şayet kalkamayıp sabaha kadar uyusa amel defterine niyet ettiği namazın sevabı yazılır. Uykusu da kendisine Rabbi tarafından bir sadaka olur." (Nesai, İbn Mace, İbn Hıbban)

Gülistan Dergisi Sayı:68, Ağustos 2006