Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Rasul'den anekdotlar

    Selam

    Nisa 59'da ki ihtilaf edilen olayları, "Allah ve Rasulüne döndürme" emrini hatırlayanlar burada, fıkhetme kavşağına gelirler. Ayet herşeyden önce "Ulu'l-Emr" ile etbaının ihtilafını hayatın realitesinden görerek yermemiştir. Sonra ihtilafın askıda bırakılmasını değil çözümünü istemiştir. Çözüm için iki kaynağı göstermiştir. Peki ihtilaf, kaynağın ikincisi olan Hz. Rasul ile, Onun Ulul-Emr'in başı olması yönü ile olusa, ki yukarıda ki olay böyledir, ne olacak?

    Önce Rasul'ün uygulamasının
    "bir sünnet (vahy) mi yoksa
    içtihadi yani Ulu'l-Emr yönü mü"
    olduğu ayrılacaktır.


    İkinci yönü ise O'nun görüşleri de diğer içtihadlar gibi tarışmaya açık olacaktır.

    Enes'in anlattığına göre, Rasulullah Rumlara mektup yazmak isteyince, "Rumlar mühürsüz mektubu okumazlar" denildi. Bunun üzerine gümüşten bir mühür yapıldı. Enes anlatırken "parlaklığının hala gözleri önünde olduğunu" söyler. Üzerine "Muhammed Allah'ın Elçisi" ibaresi kazılır. Rasul fakihlerin bu içtihadını kabul eder.

    Hendek savaşında, Medine Kenti'nin nasıl savunulacağı sorunu vardır. Selman "Biz İran'da iken muhasaraya uğradığımız zaman şehrin etrafında hendek kazardık" demesi üzerine Rasul a. bunu uygun bularak hendeği kazdırtır, bizzat kendisi de bu kazı olayında çalışır.

    Rasul'ün öğrencileri arasında ictihadi ayrılıklar, olayın Rasul'e döndürülmesi ile ilgili olarak da hayli çok sayıda örnekler vardır.

    Rasulullah buyurur: " Hiç kimse salatını Kurayza oğulları toprağı dışında kılmasın." Buyruk bu kadardır. Askerlerin bir kısmı oraya varmadan namazın vakti girer. Bir kısmı salatı Rasul'ün emri gereği kılmazken bir kısmı "Rasul'ün kastı bu değildir" diyerek salatlarını ikame ederler. İbn Ömer, olayın Rasul'e aktarıldığında, Rasul a.ın "hiçbirini yanlış bulmadığını" anlatır.

    Bu ve benzeri örneklerdeki ihtilaf, İslam tarihi boyunca iki ayrı eğilim halinde devam ettirilmiştir. Sünni dünyanın "Ehli Hadis-Ehli Rey" ayrımı, Şii dünyadaki "Ahbariler ile Usuliler" arasındaki ihtilafın en önemli nedeni bu nassları anlayıştaki ayrılıktır. Fakih için bir tarafın yanılmış olduğunu anlamak güç olmasa gerek. Ama yanılgılarındaki neden emrin lafzına itaattan kaynaklanmaktadır. Sonra Rasul'ün iki uygulamaya da ses çıkarmamasını, ihtilafları (insanların fıtratlarından kaynaklanan ihtilafları) yok saymak, ümmet için yalnız bir tek çözümü kanun haline getirmek isteyen zorbaların nazarına sunulur. Ama her ihtilafta durum böyle midir? Bazen nassın lafzına sadakat adına yapılan cürmler affedilmez boyuflara ulaşabiliyor.

    devam edecek................

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    Başı yarılan bir mücahid "cünüblükten dolayı yıkanmayıp yerine teyemmüm etmesi" konusunda fetva istemişti. Gözle görülen bu derin yaraya rağmen adama yıkanması için fetva vermediler. Yıkandı ve öldü. Olay Rasul'e intikal ettiğinde hiddetlendi
    "Allah da onları kahretsin.
    Adamı öldürmüşler.
    İlmin anahtarı sormadır,
    bilmiyorlarsa bilenlere sorsalardı "' demiştir.

    Cevap veren adamı düşünün. O, ilimle, Qur'anla, hadisle cevap verdiğini sanıyordu. O'nun nazarında ilim nakilden ibarettir çünkü, üzerinde konuşmak, kastını, illetini anlamaya çalışmak, zahire muhalet etmek, reyle, istihsanla fetva vermek, heva ile amel etmektir! Oysa onların bu tutumu Rasul'ün dilinden cevabını almış, bir önceki örnekte olduğu gibi hoşgörü ile karşılanmamıştır.

    Nassların zahirinde takılanların yanılgısı bu olunca, imamların kavillerinin zahirinde takılanların cevapları ne olur acaba? Arapca bilgilerini, köhnemiş medrese eğitimlerini cehaletlerinin önüne bir perde gibi serip fakihlerin önünü tıkayanlar, Rasul ile ahirette karşılaştıklarında, Allah ile başbaşa kaldıklarında alacakları cevabın bundan çok farklı olduğunu mu sanırlar?

    Devam edecek.......

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    Bir seferde bulunan iki sahabe salatın vakti girince su bulamazlar, teyemmümle salatlarını eda ederler.
    Sonra vakit çıkmadan su bulurlar. Birisi abdest alarak namazı yeniden kılar, diğeri ise bana gerek olmadığını düşünür.
    Rasül ilk uygulamayı kendi sünnetine uygun bulur, ikincisi içinse
    "iki kez ecir alacağını "söyler ve her iki uygulamayı da meşru görmüş olur.

    Amr b. As bir seferde cünüblükten teyemmüm ederek namaz kıldırır.
    Cemaat durumu Rasul'e arzeder. Amr'ın savuması:
    "Allah'ın kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın, buyurduğunu işittim" olur.
    Rasul de tebessüm eder.

    Devam edecek.......

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Kur'an'da ki Rasula Itaat
    Vahiy cercevesinde dir.


    Enfal 67-68 ayetlerini okuyanlar[89] Bedir savaşından sonra esirlere yapılacak muamele hakkındaki Rasul ve öğrencileri arasında geçen tartışmaları hatırlarlar. "Bir Rasul'e yeryüzünde ağır basmadıkca esir almak yaraşmazdı..." Müslüman çocukları okuma yazma konusunda eğiterek azad edilen tutsaklar..

    Daha Bedir Harbi için yer seçiminde başlamıştır Önder ile askerler arasındaki meşveret..
    Su başına Kureyş'ten önce varmayı amaçlıyorlardı.
    Hubab b. Munzir "konaklanan yerin ileri ya da geri gitmeye müsait olmadığını" söylüyordu.

    Hz.Rasul'e bu kararın "ictihadi mi yoksa vahy mi?" olduğunu sorması ardından,
    Rasül'ün "kendi taktiği olduğunu" öğrenince
    "Burası uygun değildir. Orduya emredin de en yakın su başına kadar ilerleyelim.
    Bizim kuyudan başka bütün kuyuları imha ederiz, sonra da bir havuz yapar su ile doldururuz.
    Düşmanla savaşırken biz su çekeriz onlar içemezler" dedi.
    Ve Rasul' ün onayı ile öyle yapıldı.

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Düzeltilme tilavet olunmayan bir vahyle, Cibril ile Rasülün ayetler dışı buluşması türünde bir ikazla yapılmadı. Tilavet olunan, mütevatiren, tahrip olmaksızın kıyamete kadar korunacak "ez-Zikr" içine alındı. Böylece Hz. Rasul'ün biyografisindeki düzeltme de, Yunus'un siretindeki düzeltme gibi, Nuh'un, İbrahim'in siretindeki düzeltme gibi kitaplaştırıldı, söylentilerden, töhmetlerden kurtarılmış oldu.

    "Yanındakileri kov, bizim için ayrı meclisler kur" gibi pazarlıklarla gelen Mekke eşrafının tekliflerine iltifat etmemekle uyarıldı Hz.Rasul. Uyarılmasa belki bu tür ictihadi hataya düşmesi, usve olacağı için sonraki "Mekki İnkılaplar" için bir yanlış miras bırakması mümkün olabilecekti."

    Zulumat'ın yerle bir edidiği "Medine Inkılabı" ardında mü'minleri, insanları salat için Mescidi Nebi'ye nasıl çağıralım?" tartışması içinde buluyoruz. İbnu Umer'in nakline göre Hristiyanların çanını, Yahudilerin borusunu teklif edenler olur. Umer'in teklifi ise "insan sesi ile çağrı"dır. Umer'in ictihadı Rasul tarafından da onaylanır ve Bilal Salat'a çağırması için görevlendirilir..."Es- Salatu camiatun."

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Siretin Mekke dönemini ya da Kur'an'ın son cüzünde Abese suresini nuzul nedeni ile birlikte okumuş olanlar sureye de adını veren Abese olayını bilirler. İslami hareketin belki yeni Ömerler kazanabileceği bir tebliğ saatinde, boş vakitlerde, Erkam'ın evindeki muhabbet gecelerinde, Kur'an okuma gecelerinde kendisi ile bolca konuşma imkanı bulabilecek bir Ümmi Mektum'un Rasül.e sorduğu soruyu Peygamber zamanlama açısından yanlış bulmuş, soruya cevap vermeyerek başka bir uğraşısı olduğunu anlamasını istemişti. Ama tezekki öğrencisi sualini bir kaç kez yineleyince, Rasul, yüzünün ekşimesi, mimikleri ile O'nu, başka zaman sorması gerektiğine ikna etmek istedi.

    Rasul'ün burada yaptığı, hareketin daha lehine olacak bir tavrı yakalama ictihadıdır. Ama vahy dilinde bu, yergi konusu oldu ve Rasul itap edilerek risaletin, "Mekki Tenvir"in ilerisi için okuyucularına kötü bir miras bırakması önlendi. Hz.Rasul bu yaşlı A'mayı her gördüğünde " Rabb'imin kendisi için beni itap ettiği kul" diyerek latifede bulunurdu.

  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    Rasül Muhammed as.ın tenvir hareketinde ed-din kelimesi hareketin merhalelerine göre ayetlerde açılım gösterir. Rasül ve etbaı şu otorite/ dinlerden sırası ile geçerler...

    'Sizin dininin size, benim dinim bana..."

    Artık muvahhieler için Nedve uğrağında Kureyş kodamanlarının önerileri ile şekillenen toplumsal yasalar bir anlam ifade etmeyecektir. Atalarının kültüründen gelen örfi yaptırımlar, toplum katında kabul görse de, Nedve şeyhlerince onansa da Erkam'ın Evi'nden vize almadıkca mü'minler için bir bağlayıcılık taşımayacaktır. İlgili ayetteki " Benim otoritem beni bağlar" ifadesi varolan yaşanır bir realitenin dışa vurumudur. Legal otoritenin çözümleri ise ancak kendi etbaı için konuşma selahiyetindedir.

    "Dinde zorlama yoktur. Er-Rüşd; el-Gay'den kesinlikle ayrılmıştır. Kim Tağutu tekfir edip Allah'a inanırsa, O kopmak bilmez bir kulpa tutunmuştur.."

    Mekke'de benim dinim denilen otorite, Yesrib Medinesi'nde bütün toplum katmanlarını kuşatınca, Tağut'u veli edinenleri bir bardak suda boğmamış, istediği otoriteye bağlı olmakta onları özgür bırakarak, Mekke'de kendilerine tanınmayan hürriyeti, kendilerine tanıyarak kendisine yakışır tavrı sergilemiştir. Baskıya gerek yoktur. Çünkü hak, batılla karıştırılamayacak denli açık bir şekilde insanlara ulaştırılabilmektedir. Artık sınav dünyasını, sınavın alanı dışına çıkarmaya mü'minlerin hakkı yoktur.

    İç politikada "din" ile bunlar anlaşılırken, Hak ile Batılın ayrımının yapılamadığı, bunun için fırsatların tanınmadığı başka Nedve Beyleri'nin sultasındaki alanlar için bir başka din ayeti vardır:

    'Din yalnız Allah'ın oluncaya kadar kafirlerle savaşın."

    Ebu Leheb'lerin ellerinin uzandığı topraklarda insanların inanç özgürlüğü baskı altındadır. Rasül a.ın yönetimi için bu yerlerden insanların ellerini çektirme, "Yedullah'ı hakim kılma" savaşını verme prensibi getirildi Meliku'l-Hak tarafından. Nedve ülkelerindeki Erkam'ın Evleri desteklendi. Nur Inkılabı'nı gerçek-leştirmek isteyenlere arka çıkıldı. Dönüşüm Ayeti'ndeki [66] ifadesini bulduğu üzere Nur Inkılabı'nı parçalamak isteyen Tağut'un velileri de boş durmadılar. Onlara içinde legal Mescid'i Nebi'ye karşı Zulumat karşı devrimini gerçekleştirici Mescidi-Dırar'ları inşa etmek düşecekti. Rasül'ün ölümü sonrasında çok geçmeden bu Mescidlerin amaçlarına nasıl ulaştığını bilmekteyiz.

  8. #8
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    Lekesiz hayatının kırkıncı yılında Cibril'den "Muhammed, ey Muhammed. Sen Allah'ın Rasülü'sün" çağrısını duydu.
    Allah, Adem'in yeryüzüne inişinin ardından Risalet Kurumu'nu vazederken buyurduğu
    "Kime benden bir huden gelirse ve o ona ittiba ederse, O'nun için hüzünlenme yoktur, korku yoktur" ayetini
    Muhammed a.s'ın eli ile hem O'nun çağı hem de O'ndan sonraki çağlar için bir kez daha vahyetti.
    [İbnu Hişam/ es-Siretu'n-Nebeviyye]

    Muhammed a.s'a gelen kitap " Bizi Sırat el-Müstakim'e hidayet et"[el-Fatiha 5] duası ile başlar ve 2. surede
    " Bu kitap -ki kendisinde hiçbir kuşku yoktur- ittika edenler için bir hudendir" [el-Baqara 2] açıklaması ile devam eder.
    Kitap bütün ayetleri boyunca işte bu klavuzluğu yerine getirir.
    Olunmasını istediği insan tipini Rasul Muhammed'in şahsında oldurtur ve
    O'nda insanlar için bir usve olduğunu" açıkladıktan sonra vahye kulak vermeleri, O'na ittibaya davet eder.
    Olunmasını istediği insan tipini O'nun eliyle oldurtur. Böylece dini ikmal ettirerek
    son Elçi'sini insanlar arasından katına kaldırır.[8 Haziran 632.]

    Allah cc'nun selami ustune olun!

  9. #9
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam

    "Fakih olma Peygambere benzeme eylemidir diyor." bir bilge. "Tek farkla ki ona vahy gelmez." Elinde sımsıkı tuttuğu bir Kitap vardır. O kitabı okur, Rasul'ün kürsüsünden halka onu tebliğ eder, tebyin eder. Kitab'la çözümlediği sorunlar içtihadi ise onları mutlaklaştırıp şablona dökmez. Kendi görüşleri ile Kitab'ın doğruları arasındaki farkı ortaya koyar. Aynı endişeleri paylaşan insanlara karşı yüreği açıktır.

    Hira'yı yaşayan insanlarla Hira'dan birlikte çıkmak ister, halkına kendini değil, Kitab'ı götürür. Toplumun taşkınlıklarını bertaraf ederek, onların yerine tuğyan kürsüsüne kurulmayı düşünme-mektedir. Bütün işlerinde meşvereti ilke edinir. İnsanlara karşı, mü'minlere karşı sorumluluğun bilincindedir. Topluma, geçmiş ve geleceği ile tarihe karşı sorumludur. Kendisini tarihsel süreçte sağlam bir temel üzerine oturtur. Qur'an'ı kirleten mirası, Qur'an üzerinden ayıklamayı, Qur'an'ı salt kendi anlayışından ibaret görme yanılgısından uzaklaşmayı, el veren, gönül verenlerle birlikte başarmak ister.

Benzer Konular

  1. Kalbin cilası sünneti rasul ESTAĞFİRULLAH
    Daver Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-12-2009, 01:06 AM
  2. Anekdotlar..
    Venhar Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 13
    Son mesaj: 01-03-2009, 09:27 PM
Yukarı Çık