Merhaba



Süleyman (a.s) Belkıs'ın ünlü tahtının bir mucize eseri olarak kendi sarayına getirilmesini istedi,
ifrit adlı bir cin, bir kimse oturduğu yerden kalkmadan tahtı getirebileceğini,
yanında kitaptan bir ilim bulunan kimse ise, göz açıp kapayıncaya kadar tahtın önlerinde hazır olabileceğini söyledi.
Gerçekten o sırada San'a'da veya başka bir rivayete göre Şam yöresinde bulunan Süleyman (a.s)'ın yanına
Melike'nin tahtı göz açıp kapayıncaya kadar getirildi.
(en-Neml, 27/35-40.)

-Tahtı getiren kişi Abdullah b. Mes'ud'a (Ö. 32/652) göre Hızır (a.s)
(Alûsî, Rûhu'l-Meânî, X, 203.)

-İbn Abbas'a (Ö. 68/687) göre ise Süleyman (a.s)'ın veziri Asaf b. Berhıyâ (Harun el-Asefî) idi.
Asaf, dosdoğru (sıddîk) bir kul olup, kendisi ile Yüce Allah'tan bir şey istenince verilen, dua edilince kabul olunan
"Allah'ın en büyük ismi (ism-i azam)"ni biliyordu.
Hz. Süleyman'ın bir mucizesi olarak veziri böyle bir keramet göstermişti.
(el-Kurtubî, a.g.e, XIII, 136; es-Sûyûti, ed-Dürrû'l-Mensûr, VI, 360; Elmalılı, a.g.e, VI, 142,143.)

Hz. Âişe'den (Ö. 57/676) nakledilen şu hadis de bunu destekler:
"Asaf b. Berhıyâ'nın kendisi ile dua ettiği, Allah'ın en büyük ismi (ism-i a'zam),
"yâ hayy yâ kayyûm (ey diri olan ve herşeyin kendisi ile ayakta durup varlığını sürdürdüğü Yüce Allah)" ifadeleridir.
(bk. Tirmizî, Deavât, 64; İbn Mâce, Dua, 9; Dârimî, Fadâilü'l-Kur'ân, 14,15; A. b. Hanbel, VI, 461; el-Kurtubî, a.g.e. XIII. 136.)

-Fahreddîn Razî (Ö. 606/1210) tahtı getirenin bizzat Süleyman (a.s) olduğunu söylemiştir.
"Yanında kitaptan bir ilim bulunan kimse" ifadesi onun durumuna(Resul) uygun düşüyorsa da,
çoğunluk bilginler, bu kişinin bizzat Hz. Süleyman olmayıp,
adamlarından birisinin olmasını âyetlerdeki ifade üslûbuna daha uygun düştüğünü söylemişlerdir.
(Fahru'r-Râzî, Mefatihu'l-Gayb, XXIV, 197,198; el-Kurtubî. a.g.e., XIII, 136; Elmalılı, a.g.e., VI, 143.)