Merhaba



Ey kalbleri kirlenmiş, dilleri dağlanmış gafiller..
Ey ciğer kanı içen hasta gönüllü zalimler!
Siz topraksınız..içtiğiniz o ab-ı hayat nereden
akmıştı? Kur'anın feyzi nereden, çölün ateşi
nereden gelmişti? Toprak, "ben kan içtim," diye
feryad edecek, evet o "üstüme toprak saçın,
ben katil değil miyim?" diye inliyecektir.

Soframa biraz tuz koydum. Belki bir ciğerle
kaynaşırım, dedim. Ola ki gayretli dostlarla
kucak kucağa geleyim. Güzellerin kollarındaki
bilezik gibi kendilerine yakin olayım.

Benim sözlerimi anlayabilenler takdir eder.
Cennet sazcıları o ahengi kendilerine halhal
yaparlar. Güzel sohbeti seçenler ister istemez
bundan fayda görürler. Halbuki iyilerin sohbeti
cihandan uzaklaştı. Bal sofrası şimdi arı kovanı
oldu. Zamana bak ki bayağılar yüzünden insan
insandan sıkınmaktadır. İnsan oğlunda irfan ve
muhabbet kalmadığı gibi İnsanoğlu da aradan
kaybolmuş. Dünya artık Süleyman devrinden
uzaklaşmış, gerçek insan görünmez olmuştur.

Kiminle sevişmek, kaynaşmak istedim nihayette
ondan kaçmayı maslahata uygun gördüm.
Kimsenin gölgesi hüma kanadının feyzini vermedi.
Kimsenin sohbetinden vefa kokusu duymadım.
Edep tohumu saçmak, vefa tohumu ekmekten
başka nedir?
Vefanın şartı dostluk hakkını gözetmekten başka
ne olabilir?
Çiftçi, yetiştirdiği danelerden bir gün faydalanmak
üzere tohum eker..

MAHZEN-İ ESRAR / NİZAMÎ
m.e.g.s.b yayınları