Bu bir gelenekti gelinlik kız kulağını kapıya dayar dinlerdi,genc kız kalbini kadere dayar beklerdi

kapının pervazına dokununca sivrilimiş bir kıymık elini hafifce çizdi

bir kaç kan damlası birikti,kanadı ama akmadı
küçük bir ah dedi ve sonra yuttu bu ah ı

içeride bir dünya kurulduğunu biliyordu ama bu dünya kalbinin enkazı üstüne kuruluyorsa ?

gittikçe sıkıntı bastı Holde dolanıyordu
Bir an ayakkabılara ilişti gözü
Çatlamış betonun üzerine çıkarılmış bir birinden bağımsız ama
Birbirinin tamamlayıcısı bir çift ayakkabı
"karı koca gibi "dedi içinden
Biri nereye giderse ötekide oraya gider Kâh biri öndedir,
Kâh diğeri Biri eskiyince diğeri de eskir ama nedense hep biri diğerinden önce delinir
Arkadan vuranı da çoktur, öne destek olanı da"ayakkabı işte" dedi düzeltirken


Gelen gencin ayakkabısıydı bunlar, biraz eskiceydi
demek ki giyecek daha iyi bir ayakkabısı yoktu

Bunlara ihanet etmediğine ve hemen değiştirip atmadığına göre kanaatkâr birisidir diye düşündü
demek ki bir ucu HZ İsa(as)dandı


Ayakkabı bağlarına takılmış ot tohumlarına takıldı gözü birden
İçinden "öndeki yoldan değil arkadaki patikadan gelmiş" dedi
Evin önü asfalttı herkes bu yolu kullanırdı
Kimse kestirme olan arazi yolunu sevmezdi
Sanki toprak ve çamur kendilerine çok uzakmış gibi kaçarlardı bu patikadan
Oysa o çok severdi bu yolu,
Yalnızlığını yolun iki tarafına saça saça yürürdü
"o yolu kullanmış "dedi
Bu tohumlar benimde her seferinde eteğime yapışırdı
Toprağı seviyor dedi minik bir gülümseme ekledi düşüncelerine
demek ki bir ucu HZ ADEM(as) dendi


Bir ara kapı aralandı ellerini gördü
İri ve damar damardı elleri
okumuş diyorlar ama elleri neden yıpranmıştı
Çalışan o eller sıva karmış mala tutmuş gibiydi
demek ki bir ucu HZ İBRAHİM(as) dendi


Şimdi sesini duyuyordu gencin ağır ağır konuşuyordu
Sesi ahenkliydi"kaba söz, kaba bir bedenden çığ gibi düşer,
Düştüğü yeri hayattan koparır
Sertçe söylenmiş her harf diğer harflerden zifte batırılarak ayrılmıştır
Kenara şerleş bir dile değdiğinde pişman olup ortasından kırılır nazlı elifler
"sesi kuş diline çarpıp dönüyor gibiydi demek ki bir ucu HZSÜLEYMAN (as)dandı


Efendimizden bahsediyordu
Kendisiyle birlikte efendimizin aşkını da getirmişti
Efendimiz diline değmişti ya sanki tüm oda aydınlanmıştı
demek ki bir ucu HZMuhammed MUSTAFA (sav)dandı


Methini çok duymuştu gencin ama kendisini hiç görmemişti
Boyu posu,kaşı gözü bir tavada eritmeli takva ölçeğine dökmeli dedi sessizce


Kasları yavaş yavaş gevşiyordu nedense
"çok komik dedi şimdi biz evlenince bir çift ayakkabı mı olcağız?"gülümsedi


Sonra bir an açıldı kapı
Bir an ruhunda yağmurlar başladı
Dizleri sağa sola kaydı ayaklarına hükmedemez oldu
Kafasını,boynunu ,ağzını burnunu cevirdi gence doğru ama gözlerini bir türlü çeviremedi
Kapıyı açan kimdi bilmiyordu
Sonra kapı tekrar kapandı
Dakikalardır dolanıp duran ayakları o an sabit kaldıbir koku vardı içinde
Kardelenler kokar mıydı?


Güzellik hafif esen rüzgâr gibi ferahlatıcı


pürüzsüz bir denizde yaşayan ışık gibi sakin


Ay gibi haledendi


Ve güzelliği çocukların ellerine bölüştürülen ekmek gibi sıcaktı
İşte o an anladı bu hali de HZ YUSUF(as) tandı


Ve yine anladı ki o kıymık elini neden peşinen kanatmıştı!!!!!!




http://www.mumsema.com/dini-guzel-ya...-olacagiz.html