Abdülhakim Arvasi, evliyadan bir kişi.
Sünnet-i seniyyeye muvafıktı her işi.

Bir gün, sevdiklerine buyurdu ki: (Dinleyin!
Hiç bir amelinize, az bile güvenmeyin.


İbadet etseniz de, edin yine istiğfar.
Ancak böyle kabule layık olur dualar.

Büyüklerden birisi şöyle söylemektedir:
(Bizim tövbemiz bile, tövbeyi gerektirir.)

Onlar böyle söylerse, ne demek düşer bize?
Zira hep isyandayız an be an Rabbimize.

Boynu bükük, günahkâr bilirsek kendimizi,
O zaman Hak teâlâ, affeder belki bizi.

Bilhassa (kul hakkı)ndan lazımdır çok sakınmak.
O helal etmedikçe, affetmez cenâb-ı Hak.

Mümine sert bakmak da, girer ki kul hakkına,
Aklı olan, hiç girmez böyle bir hak altına.

Ve hele gıybet etmek, kalb kırmak ve su-i zan,
Gibi kul haklarına düşebilir her insan.

Bundan kurtulmanın da, çaresi, yolu tektir.
O da, hak sahibinden helallık dilemektir.

Sen haklı olsan dahi, yine sen git, helallaş.
Ve de ki: (Sen haklısın, affet beni arkadaş.)

Zira Peygamberimiz buyurdu: (İki kimse,
Herhangi meseleden ihtilafa düşerse,

Kim önce davranıp da, özür dilerse eğer,
Cennette, yüksek bir köşk olur ona müyesser.)


Bilhassa hanımların hukukuna riayet,
Eyleyip, bu hususa etmeli fazla gayret.

En fazla münasebet, çünkü onlar iledir.
Her gün helallaşmayı, âdet edinmelidir.

Yoksa hiç belli olmaz, gelir de ecelimiz,
Mâzallah kul hakkıyla, o gün ölebiliriz.

Kul hakkını, dünyada halledin ki siz önce,
Yoksa, çok müşkil olur ahirete gidince.

Kendini alacaklı sanan nice kimseler,
Hesapları ters dönüp, borçlu hale düşerler.


Öyleyse bu dünyada, ne yapıp yapmalıdır.
Mutlak özür dileyip, helallık almalıdır.)

Bir gün de buyurdu ki: (Kardeşlerim aman ha!
Hiç gaflete gelip de, girmeyin bir günaha.

Çok şeyleri bilmek de, kâfi değil velhasıl.
Öğrendiği şeyleri, yapmaktır dinde asıl.

Şeytan da âlim idi, çok şeyi biliyordu.
Ve lakin bildiğini yapmayınca, kovuldu.

Eğer ki bir ilimle edilmezse hareket,
O ilim, azap için olur burhan ve senet.

Özür bahaneye de, yol bulamaz o kişi.
Zira hiç diyemez ki: Bilmiyordum bu işi.

Dinini bilmemek de, gerçi özür değildir.
Herkes, ilmihalini güzel öğrenmelidir.)

Şiirlerle Menkıbeler