Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 Toplam: 1

istifa ve şoför

islam (Müslümanlık) Kategorisi Dini Hikayeler Forumunda istifa ve şoför Konusununun içerigi kısaca ->> Mehmet Akif her sabah namaz için Sultan Ahmet Camii’ne gelir.Her gelişinde de yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş olduğunu görür.Ne ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    75
    Rep Gücü
    174

    rose istifa ve şoför

    Mehmet Akif her sabah namaz için Sultan Ahmet Camii’ne gelir.Her gelişinde de yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş olduğunu görür.Ne kadar erken gelse bu durum değişmez.Yaşlı adam mutlaka camiye ondan önce gelmiş bulunur.Ancak bu yaşlı nur yüzlü adam hiç durmadan gözyaşı dökmektedir.Bundan sonrasını Mehmet Akif şöyle anlatıyor:

    Bu yaşlı insanın yanına bir gün sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum ve ona Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin enginliğini anlattım.Ama o yine ağlamasına devam etti.Bana: “Derdimi tazeleme,git” dedi.Ben yine ısrar ettim.Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı:

    “Ben” dedi ,ikinci Abdülhamid zamanında binbaşıydım.Ailem çok zengindi.Ve ben bir subaydım, kışladan hiç ayrılamıyordum.Ancak bir gün anne ve babamın art arda vefat haberlerini aldım.Ailede benden başka da işlerimiz evirip çevirecek kimse yoktu.Çiftlikler, dükkanlar, mağazalar ortada kalmıştı.Hemen Sadarete bir dilekçe ile müracaat edip istifa etmek istediğimi bildirdim.Sadaretten gelen cevap olumsuzdu.İstifam kabul olunmamıştı.Ben ikinci ardından üçüncü bir müracatta daha bulundum.Ama her defasında aynı cevapla karşılaştım.Bunun üzerine Hünkar’a müracaata karar verdim.Bu kararımı sadarete bildirdim.İsteğim kabul edildi ve mabeyne alındım.Durumumu Hünkar’a vicahi olarak anlattım.Elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım.Hünkar istifa talebimden hoşlanmamıştı.Yüz ifadesinden bunu anlamak hiç de zor değildi.İsteksiz bir halde elinin tersiyle işaret etti: “Git, seni istifa ettik” dedi.

    Ben sevinerek huzurdan ayrıldım, eve döndüm.O gece rüya gördüm.Rüyamda Osmanlı ordusu tabur tabur bölük bölük geliyor ve Efendimiz (s.a.v)’e teftiş veriyordu. (Bu ordu idi ki kısa bir müddet sonra bütün cihana karşı kavga verecekti.Ve bu ordunun teftişini bizzat Efendimiz (s.a.v) yapıyordu.) Yanında Dört Büyük Halife olduğu halde Efendimiz (s.a.v) önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken, O’ndan bir adım geride edep ve terbiye içinde, boynu bükük halde Abdülhamid de bulunuyordu.Derken benim tabur geçmeye başladı.Ancak tabur dağınıktı.Başlarında kumanda yoktu.Efendimiz (s.a.v) bunu görünce Abdülhamid Cennet mekana: “Bu birliğin kumandanı nerede?” diye sordu.O da “Talebi üzerine istifa ettirdik.” Cevabını verdi.İşte o zaman Efendimiz (s.a.v), beni bütün bir ömür boyu ağlatan şu sözü söyledi: “Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik.” Söyle, bunu duyduktan sonra ben ağlamayayım da kim ağlasın?

    Ve Mehmet Akif diyor ki:Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti.Derdi çok büyüktü.Sessizce yanından uzaklaştım.Zaten başka yapabileceğim bir şey de yoktu.Zira bu pir-i fani ,tesellisini yine Efendimiz (s.a.v)’den bekliyordu.Kabul edildiği müjdesi gelmeden belli ki inlemesi dinmeyecekti.



    kaynak:ibretlik hikayeler: istifa - islami hikayeler dini hikaye oku


    Şoför


    Sokaklarda sefâlet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek olacaktı? İşsizlik yaygındı. Çevresi de perişandı. Bir yanı yıkılmaya yüz tutmuş evceğizinin camından yola doğru ümitsizce bakarken bir taksinin kapının önünde durduğunu, içinden de bir yolcunun indiğini gördü. Demek ki taksi şoföründe az çok para olacaktı. Çünkü müşteri indirmişti. Bütün cesaretini ve ümidini toplayarak evden çıkıp yola koştu. Yaklaşıp direksiyon başında arabasını hareket ettirmek üzere olan şoföre seslendi. – Sakın beni dilenci falan zannetmeyin. Üç çocuğumla üç gündür aç beklemekteyim. Bu gidişle namusumu lekelenmemden korkmaya başladım. Allah rızası için yardımda bulunun. Ben açlıktan ölmeye razıyım. Fakat çocuklarımın çığlıklarına tahammül edemiyorum.
    Beklenmedik bir anda gelen bu “Allah rızası için yardım” talebi zaten kıt-kanaat geçinen şoförü şaşırtmıştı. Düşünmeye başladı. Cebinde bir miktar parası vardı var olmasına; ancak bu parayı aylardır biriktiriyordu. Çünkü taksinin dört lastiği de kabaklaşmıştı. Onları değiştirmek için çırpınıyordu. Zaten akşamları eve gelince hanım da ikaz etmekten geri kalmıyordu:

    – Ne zaman değiştireceksin bu lastikleri? Birazcık geç kalsan, aklıma kötü şeyler geliyor. Acaba bir kaza mı yaptı kabak lastiklerle?’ diye korku içinde bekliyorum.

    O an için nefsi ve şeytan birlik olup vesvese vermeye başladılar:

    – Sen zaten zor geçinen kimsesin. Yardım edecek durumda değilsin. Bas gaza, git yoluna!

    Fakat imanı ve vicdanı da şöyle sesleniyorlardı:

    – Para dediğin şey böyle gün için lazım olur. Belli olmaz Allah’ın rızasının nerede olduğu. Biriktirdiğin parayı bu muhtaç hanıma vermelisin. Tam yeridir. Çocukları aç durumda, Onu namusunu kirleterek, para kazanma zorunda bırakmamalısın.

    Nihayet nefsini ve şeytanını yenmiş, cebindeki lastik parasını tümüyle kadıncağıza uzatarak:

    – Al bacım, namusunla yaşa. Bu para bir müddet seni idare eder. Sonrasında da Allah başka sebepler halk eder! Dedi. Minnet etmemek için de hemen gaza basıp oradan uzaklaşırken kadının:

    – Sen benim ihtiyacımı karşıladın, Allah da senin ihtiyacını karşılasın! duasını duydu. Gün boyunca kulaklarında çınlayan bu duaya hep (amin) dedi.

    Akşam eve gelince beklediği soruyla yine muhatap oldu.

    – Hâlâ değiştirmemişsin lastiklerini...


    – Bir lastikçiyle anlaştım. Yeni lastikler gelince hemen değiştirecek... diyerek geçiştirdi.

    Bu geçiştirme işi birkaç gün devam etti. Bir akşam yine eve gelirken iyice sıkılmış, “Bu defa ne diyeceğim?” diye düşünürken beklenmedik bir durumla karşılaşmıştı. Hanım kendisine adres yazılı bir kağıt uzattı, sonra da şöyle dedi:

    – Bugün bir lastikçi geldi, şu adresi verdi. “Yarın bana mutlaka gelsin, lastiklerini değiştireceğim” deyip gitti. Al şu adresi. Belli etmemişse de bunun izahını yapamamıştı. Çünkü böyle bir lastikçi ile konuşmamıştı. Merakla sabahı bekledi. İlk işi kağıttaki adrese gitmek oldu. Garipliğe bakın ki tamirciyi hiç görmemiş, buraya hiç gelmemişti. Elindeki kağıdı uzatınca bir şaşkınlık iki tarafta da yaşandı. Lastikçi:

    – “Sen o musun?” deyip şoförün boynuna sarıldı, başladı hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Sonra da şöyle devam etti:

    – Tam üç gündür Resûlüllah Aleyhisselam rüyama giriyor ve bana, "Şu adresteki şoförün lastiklerini değiştir, ücret olarak da benim şefaatime nail ol" buyuruyor. Allah için söyle. Sen ne türlü bir iyilik ettin, nasıl bir hayır dua aldın ki Resûlüllah Aleyhisselam üç gündür beni ikaz ediyor, senin lastiğini değiştirmem için beni vazifelendiriyor?

    kaynak:Dini Hikayeler
    Konu üsdat-ı aşK tarafından (15-05-2009 Saat 03:50 PM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Genelkurmayda toplu istifa
    YukseLL Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 01-08-2011, 12:28 PM
  2. Şoför bey Ay'a gidiş ne kadar?
    yeşeren Tarafından Bilgisayar ve İnternet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-05-2011, 08:45 AM
  3. Şoför dediğin böyle olmalı
    YukseLL Tarafından Araba ve Otomobil Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 28-09-2010, 10:47 PM
  4. Azrail istifa etti...
    Guney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 01-09-2010, 01:28 PM
  5. Lastik Parasını Veren Şoför
    Venhar Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-05-2009, 09:35 PM
Yukarı Çık