Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

menkıbeler...

islam (Müslümanlık) Kategorisi Dini Hikayeler Forumunda menkıbeler... Konusununun içerigi kısaca ->> 1 den önce sayı var mı? Allahü teâlâyı inkâr eden zeki bir dehri [ateist] vardı. Hıristiyan din adamları bu dehriye ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mevt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    izmir
    Mesaj
    846
    Rep Gücü
    228

    menkıbeler...

    1 den önce sayı var mı?
    Allahü teâlâyı inkâr eden zeki bir dehri [ateist] vardı. Hıristiyan din adamları bu dehriye cevap veremeyince, sana ancak İslam âlimleri cevap verebilir diyerek onu Basra�ya gönderirler. Basra�ya gelip, dünyada bana cevap verebilecek bir âlim bulamadım der. Herkese meydan okur.

    Hammad hazretleri (hele önce bizim çocuklarla tartış, gerekirse âlimlerle görüşürsün) der, onun karşısına genç yaştaki Numan bin Sabit�i [imam-ı a�zam Ebu Hanife hazretlerini] çıkarır. Dehri, çocuk denilecek yaştaki bir gençle tartışmayı gururuna yediremez. Kürsüye yumruk vurur, �Hani nerede, o meşhur âlimleriniz� der.

    Genç Numan bin Sabit onu, onun silahı ile vurur. �Ne o der, demek benden korkmaya başladın?� Dehri bu söze tahammül edemeyerek ilk sorusunu sorar:
    - Var olan şeyin başlangıcı ve sonu olmaması mümkün mü?
    - Mümkündür.

    - Nasıl olur?
    - Sayıları bilirsin birden önce hangi sayı vardır?

    - Bir şey yoktur.
    - Mecazi bir olanın önünde bir şey olmayınca, hakiki bir olanın önünde ne olabilir?

    - Peki hakiki olanın yönü ne tarafadır?
    - Mumun ışığı ne taraftadır?

    - Bir tarafta denemez.
    - Mecazi ışık için böyle denirse ebedi nur olan için ne denebilir?

    - Her var olanın bir yeri olması gerekmez mi?
    - Mahluklar için öyledir.

    - İlah kâinatta ise, bir yerde görünmesi gerekmez mi?
    - Yaratan ile yaratılan mukayese edilmez ama sütte yağı görebiliyor musun?

    - Görülmez.
    - Sütte yağ olduğu bir gerçek iken, göremiyoruz diye nasıl inkâr edilir? Ben de sana bir soru sorayım: Senin aklın var mı?

    - Elbette var.
    - Var olan şey görünür dedin. Aklın varsa gösterebilir misin?

    - Peki O, şu anda ne yapmaktadır?
    - Sen bütün soruları kürsüden sordun. Biraz da ben kürsüden cevap vereyim.

    - Peki geç kürsüye.

    İmam-ı a�zam olacak bu genç, kürsüye çıkıp, �Allahü teâlâ şu anda, senin gibi imansız bir dehriyi kürsüden indiriyor ve benim gibi bir muvahhidi kürsüye çıkarıyor� der ve ardından Rahman suresinin (Öyle iken Rabbinizin hangi nimetlerini inkâr edebilirsiniz?) mealindeki 28. âyetini okur. Kalabalık hep bir ağızdan istiğfara başlar. Bu arada dehri çoktan uzaklaşıp gitmiştir.

    kaynak:1’den önce sayı var mı? .:.: www.dinimizislam.com :.:.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mevt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    izmir
    Mesaj
    846
    Rep Gücü
    228

    Abdestsiz emzirilen süt

    Abdestsiz emzirilen süt
    Muhammediye kitabının yazarı Yazıcıoğlu Muhammed Efendi, Edirne ve Gelibolu civarında yaşamıştır. Bu muhterem zatın bir de Ahmed-i Bîcan olarak bilinen kardeşi vardır. Ahmed-i Bîcan hazretleri, aynı zamanda Envar-ül Aşıkın kitabını Farsça�dan tercüme eden zattır.

    İki kardeşten biri olan Ahmed-i Bîcan, bir gün bir camide vaaz etmekte iken ağabeyi Muhammed Yazıcıoğlu camiden içeriye girer ve küçük kardeşinin sohbetini dinlemeye başlar. Kardeşi ağabeyinin camiye geldiğinin farkındadır. Fakat bir de bakar ki, ağabeyi biraz sonra camiyi gülerek terk eder.

    Kürsüde nasihat etmekte olan Ahmed-i Bîcan hazretleri, ağabeyinin bu halinden bir şey anlayamaz ve akşam eve geldiği zaman olayı annesine anlatıp durumu öğrenmesini ister. Anne, büyük oğlu Muhammed eve geldiği zaman, (Oğlum, kardeşin camiden niçin gülerek çıktığını soruyor, bir hata mı işledim diyor. Kardeşinin dersinden niçin gülerek çıktın) diye sorduğunda şöyle cevap verir:

    �Anneciğim, ben kardeşimin vaazına gülmedim. Ben bir insanoğlunun sohbetini dinlemeye ne kadar melek gelmiş, oturacak yer bulamıyorlar da birbirlerinin üzerine oturuyorlar, onların hâli çok hoşuma gitti de ona tebessüm ettim. Ben de meleklerden camide oturacak yer kalmadığı için çıkıp gittim.�

    Annesi, ağabeyinin bu sözlerini anlattığında Ahmed-i Bîcan çok müteessir olup dedi ki:
    �Anneciğim, ağabeyim melekleri görebiliyor da, ben niye göremiyorum. Bunu ondan bir sorar mısın?�

    O güzide anne büyük oğluna bunu sorduğunda aldığı cevap şöyle oldu:
    �Anneciğim, bu noksanlığı sen kendinde araman lazım, sen benden daha iyi bilirsin.�

    O vakit düşünme sırası anneye geldi. Uzun müddet tefekküre daldıktan sonra bunun sebebini şöyle açıkladı:
    �Oğlum sana hiç abdestsiz süt emzirmedim. Ahmed�e ise henüz kundakta iken, ben namaza durmuştum, Ahmed de şiddetle ağlamaya başlamıştı. Bu sırada evimizde bir komşu kadın vardı. O, çocuk ağlamasın diye Ahmed�i aldı emzirmeye başladı. Ben hemen namazı kılıp elinden aldım ama, biraz emmişti. Sonra o kadına abdestli olup olmadığını sordum, bana abdestinin olmadığını söylemişti. Onun melekleri görmemesine sebep olsa olsa bu olmalı.�
    kaynak:Abdestsiz emzirilen süt .:.: www.dinimizislam.com :.:.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mevt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    izmir
    Mesaj
    846
    Rep Gücü
    228

    Açlıktan ölen servet sahibi

    Açlıktan ölen servet sahibi
    Yusuf aleyhisselam, iftira yüzünden zindanda iken Mısır hükümdarı bir rüya görmüştü. Korku ile uykusundan uyanıp; Ben rüyamda 7 semiz ineğin 7 zayıf ineği yediğini ve 7 yeşil başak, 7 de kurumuş başak gördüm. Eğer rüya tabiri biliyorsanız, bu rüyamı tabir edin dedi. Onlar, Biz böyle rüyaları tabir edemeyiz dediler. Hazret-i Yusuf ile zindanda kalan şerbetçi, Hazret-i Yusuf�un rüya tabir ettiğini hatırlayarak; Ben bu rüyayı tabir ettireceğim dedi. Hazret-i Yusuf�un yanına gitti. Mısır hükümdarının rüyasını anlatıp tabirini istedi.

    Hazret-i Yusuf, �7 sene bolluk, sonra 7 sene kıtlık olacak. Bollukta saklayın, kıtlıkta bunları yersiniz. Bolluk senelerinde çok ekip, ekinleri sapları ile beraber, başakları ile ambarlara koymalısın. Bu şekilde ekinler bozulmadan kalır, hem de saplar hayvanlarınız için yem olur. Halka da, ekinlerinden ihtiyaçları kadarını yemelerini, geriye kalanını saklayıp korumalarını emretmelisin. Bu yiyecekler kıtlık senelerinde sizin ve çevredeki insanların ihtiyaçlarını karşılayacaktır� dedi.

    Hazret-i Yusuf�un tavsiyelerini beğenen hükümdar; Mısır�ın hazinelerinin idare işini Hazret-i Yusuf�a bıraktı. Yani onu maliye nazırı yaptı. O da gerekli tasarruf ve iktisat yolunu tuttu. 7 bolluk senesinden sonra 7 kıtlık senesi geldi. Her taraftan tahıl almak üzere insanlar gelmeye başlamıştı.

    Bu olaylardan bir müddet sonra Yemen�e çok şiddetli bir sel gelir, ağaçları kökünden söker, binaların yıkılmasına sebep olur. Sular çekildikten sonra eski bir mezarın açıldığı görülür. Ortaya bir kadın cesediyle büyük bir servet çıkar. Kitabedeki yazı okunduğunda, bu cesedin Himyeri hükümdarlarından birinin kızı olan Tace adındaki bir kadına ait olduğu anlaşılır. Tace�nin cesedinin boynunda 7 inci gerdanlık, kollarında 7 kıymetli altın bilezik, ayaklarında mücevherli 7 halhal ve on parmağın 7 sinde muhteşem mücevher yüzüklerin bulunduğu görülür. Ayrıca baş tarafında çok kıymetli eşya ile doldurulmuş hazine gibi bir tabut parladığı da dikkatlerden kaçmaz. Bu tabutun ön kısmında ki levhada yazılı olanlar ilgi çekicidir.

    Hitabede şunlar yazılı idi:
    Ben hükümdarın kızı Tace�yim. Memleketimizde müthiş bir kıtlık çıktığı için, tahıl getirtmek üzere, birkaç adamımı, Mısır maliye nazırı olan Yusuf aleyhisselama yolladım. Epey bir zaman geçtiği halde gönderdiğim adamlar gelmeyince, adamlarımızdan bazılarına bir kantar (50 kilo kadar) gümüş verip herhangi bir yerden bununla bir kantar un alıp getirmesini istedim. Onlar da bulamadılar. Nihayet bir kantar altın verip tekrar gönderdimse de, yine bulamadıklarından, incileri öğütüp yemekten başka çare bulamadım. Fakat o da beni besleyemediği için, büyük bir servet içinde açlıktan ölümle yüz yüze kaldım. Benim bu acıklı hâlimi işitenler, gerekli dersi almalı, servetine güvenmemeli, gerekli iktisat yolunu tutmalıdır. Tarihte altının da, incinin de, geçmediği durumlar varsa da, benden başka dünyada hangi kadın bu kadar muhteşem ziynetler içinde ölmüştür?

    Hazineler bu kadına fayda etmediği gibi, ahirette de para pul geçmeyecektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Üzerinde kul hakkı olan, ölmeden önce ödeyip helalleşsin! Çünkü ahirette altının, malın değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınır, sevapları olmazsa, hak sahibinin günahları buna yüklenir.) [Buhari]
    kaynak:Açlıktan ölen servet sahibi .:.: www.dinimizislam.com :.:.

Benzer Konular

  1. “Allah Dostlarından Menkıbeler”
    zekaikc Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-12-2012, 11:35 AM
  2. Hikmetli Menkıbeler
    bziya Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-07-2008, 10:18 PM
Yukarı Çık