2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 15 Toplam: 15
  1. #11
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    bolu/ist
    Mesaj
    3
    Rep Gücü
    12

    Cevap: Azrail'n Güzelliği (sakın uzun demeyin mutlaka okuyun lütfen

    paylaşım için teşekkürler.

  2. #12
    Kıdemli Üye Mevt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    izmir
    Mesaj
    846
    Rep Gücü
    228

    Cevap: Azrail'n Güzelliği (sakın uzun demeyin mutlaka okuyun lütfen

    abi çok güzel bir yazı ya ve gerçek olduğunu bilmek dahada etkiledi beni.yazandan allah razı olsun.saygılar

  3. #13
    yeni üye niles.k - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Yaş
    33
    Mesaj
    91
    Rep Gücü
    53

    Cevap: Azrail'n Güzelliği (sakın uzun demeyin mutlaka okuyun lütfen

    paylaşımın için çok teşekküler.çok etkilendim

  4. #14
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesaj
    34
    Rep Gücü
    463

    Cevap: Azrail'n Güzelliği (sakın uzun demeyin mutlaka okuyun lütfen

    Alıntı serseriozi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Azrail'n Güzelliği> > -Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra-> Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla > karşılaştım ...

    İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer > bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin > yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe > rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım > salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.> > Ertesi gün O'na:> -"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin.> > Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:> -"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"> -"Kızım,"
    dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir > prens gibi gelecektir."> > Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak > vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı.
    Sadece kendisine > uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma > gelerek:> -"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi > ve devam etti:> -Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması > imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün > ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden > biraz önce de:> -Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!...> >
    Herşeyden önce olayın doğru olduğuna inanıyorum. Ama burada hemen konunun asıl temeline gelelim. İstihare nedir. Herhalde zaten herkes bu sözcüğü biliyor ki, bunun hakkında bir soru sorulmamış. İstihare ile rüya yoluyla ruh varlıklardan mesajlar alınır. Peki kimdir bu ruh varlıklar? Şunlardan hangileri?

    1- Ölmüş insanların ruhları
    2- Melekler
    3- Cinler

    ve şu soruları da soralım:

    Acaba bu rüyalarla verilen mesajlar tümüyle doğru mudurlar?

    Bu mesajlar Allah katından onaylı mesajlar mıdırlar?

    Şeytan ya da cinler insanlara aldatıcı mesajlar verebilirler mi?

    Vikipedi'den:

    (...)
    Maddesiz bedenli ruh varlıklar ve özel rüyalar

    3 farklı etkileme durumu

    Uykuda yapabildikleri yalnızca rüyalar ama nispeten en kolay uygulayabildikleri bir yöntem

    Uyku-uyanıklık arası hali ise başka bir ideal durum oluşturuyor. Çünkü rüyadan farklı olarak kişiye yaşadıklarının rüya olmadığı hissi verilir.

    Uyanıkken ise yapabilecekleri şey görüntü (vizyon) göstermedir. Ama kişinin bilinci yerindedir. Herşeyin farkındadır. (Uyanıkken yapabildikleri bununla sınırlı değildir. Öfke, uysallık, sevgi, nefret, bir yere yönlendirme duyguları ve kişiyi etkileyen vd. etkileri vardır.)

    Diğer birçok yöntemlerden birçoğu "Uyku-uyanıklık arası" türüne uyum gösteren şeylerdir. Örneğin hipnoz, meditasyon, yoga (asıl yoga, fiziksel egzersiz değil) gibi şeyler beyni uyuşturmaya yönelik yöntemlerden sadece birkaçıdır. Bunların beyni kontrol edebilmeleri için beynin uyuşması - düşüncelerden arındırılması - yavaşlatılması şarttır.


    Alıntı->Meditasyon

    "Eğer insanların zihinleriyle oynayabilen "bedensiz ruh varlıklar" varsa insanlara herşeyi inandırabilirler. Hipnoz beyni etkilemek değil midir? Ya da "haberci rüyalar" nedir? Beyine sesler, görüntüler, uykuda veya yarı uykudayken vs. verilebiliyorsa her şey olur. İnsana birçok şey inandırılabilir. Uyuşturucu kullanan kimselerin - bir tür uykululuk hali, beynin çalışmasının yavaşlatılması - halusinasyonlar görmesi tastlantı mıdır? Konular farklı adlar taşısa da - hipnoz, reenkarnasyon, durugörü, telepati, ruhsal irtibat, astral seyahat vs.- özünde aynı şey var; ruhçuluk. Daha doğrusu "bedensiz ruh varlıkların" insanların zihinlerini uyurken rüyalarla, uyanıkken önce çeşitli yöntemlerle uyuşturarak - örneğin hipnoz veya trans - (aracılık eden kişiler olan ve olmayan şekilleriyle) zihinlerini ele geçirmeleri ve sonra da istedikleri sesleri, görüntüleri, bilgileri o kişinin belleğine yerleştirmeleridir. Örneğin bir çocuğun zihnine önceki yaşantısına ait olduğuna dair birtakım veriler yerleştirilirse, bundan reenkarnasyon inancı oluşturulur. Çocuk gider önceki ailesine ait evi eliyle koymuş gibi bulur, aile fertlerini tanır vs. Bazı kişilerin başından geçenlerin anlatıldığı olayların konu edildiği yazılar var. Bütün hepsi ruhçulukla ilgili ve sonuçta insanların beyinlerinin yapay olarak etkilendiği ve yanlış inançların oluşması için maksatlı olarak tertiplenmiş aldatmacalardır. Tabii insan kaynaklı değil. Yoga, meditasyon ve zikir gibi uygulamalar zihnin düşüncelerden arındırılması değil midir? Neden hipnozda birine gevşe, hiç birşey düşünme denir? Pharmakia (bugünkü kullanımı Pharmazie) sözcüğünün ruhçulukta kullanılan ve zihni uyuşturan uyuşturucu maddelerle ilgisi vardır. Amaç beynin kullanılabilir bir hale, kıvama getirilmesidir, yavaşlatılmasıdır ki, "bedensiz ruh varlıklar"ca kontrol edilebilsin. Bir örnek zikirdir: İnsanın zihninden düşünceleri boşaltması zordur. Ama eğer herhangi bir sözcüğü sürekli tekrarlarsanız, aslında aynı etkiyi yapmış olursunuz. Yani zihin karmaşık düşüncelerden sıyrılır ve tekdüze olarak ele geçirilebilir bir kıvama girer. Sözcüğün şu ya da bu olmasının bir önemi yoktur. Amaç kişinin karmaşık düşüncelerinin engellenmesidir. Bu sözcük herhangi bir sözcük olabilir, yeter ki maksat yerine gelsin."


    Maddedeki şu ifadelere dikkat edilirse daha iyi anlaşılabilir:

    Zihni düşüncelerden boşaltarak zemin hazırlamak:

    Konsantrasyon yöntemi: Dikkatin tek bir noktada toplanmasına dayanır. Zihnin konsantre olduğu bu nokta, soyut bir düşünce, bir mandala, bir yantra (bir geometrik biçim), bir koan (bilmecemsi Zen soruları), bir mantra (bir ses, sözcük, cümle veya şarkı), bir mum alevi, solunum kontrolü veya bir başka şey olabilir. Konsantre olunan şey hangi düşünce ya da hangi konuysa, dış uyaranlardan etkilenmemeyi becererek ve zihne girmeye çalışan konu-dışı fikirleri geri göndererek o konu üzerinde derin ve ayrıntılı bir biçimde ve zorlanmadan düşünmek söz konusudur.

    Mantra (zikir) yoluyla beyni düşünemez hale getirmek:

    Bir ses, bir sözcük, bir cümle veya bir şarkı biçimindeki mantraların tekrarının, özellikle meditasyonun sürekliliğini sağlayan monoton bir uyaran olması bakımından yararı bulunmaktadır. Ayrıca, kimilerine göre, bazı mantralar ses titreşimleri yoluyla yaratılan birtakım tesirlerle de meditasyoncuya yararlı olmaktadırlar. Mantralar dinlere göre ve bir üstadın öğrencisi hakkındaki kişisel belirlemelerine göre değişirler. Meditasyoncu, düşünürken aklına başka şeyler gelirse, sükunetle mantrasını tekrar eder ve ana konuya geri döner. Kısaca, meditasyonda mantra bir anahtar gibi kullanılır.


    "...zihnin düşüncesiz kalması, boş tutulması gerekir."..."Zihne gelen tesir bazen ruhsal tekâmül düzeyi yüksek varlıklardan gelir."..."obsesyon denilen büyük bir tehlikeyi davet edebilir." Bu ifadeler tamamen yerindedir.

    "Bilinç ayrışması" olarak adlandırılan ikinci yöntem ise, ne olup bittiğini tarafsız bir gözlemle izleme yöntemi olarak açıklanabilir. Bu yöntemin en tanınmış şekli Zen'deki zazen uygulamasıdır. Bu ikinci yöntemin Uzakdoğu'da kullanılan bir başka biçimi de şöyle açıklanır: Önceden kararlaştırılmış, konsantre olunacak herhangi bir konu yoktur, zihnin düşüncesiz kalması, boş tutulması gerekir. Meditasyon ilerledikçe zihni boş tutabilme süresi de uzar. Bu boşluk sırasında zihne ilham gelmesi söz konusu olur. Zihne gelen tesir bazen ruhsal tekâmül düzeyi yüksek varlıklardan gelir. Zihnin sükunetle boş bırakılmasının amacı içte sezgisel olarak belirebilecek bu tesirlere yer ayırmaktır. Bu tür sezgiler insana diğer zamanlarda da gelmekle birlikte, meditasyon halinde daha kolay, daha açık, daha güçlü ve daha özgün halde gelirler. Fakat zihni boş tutmaya dayalı yöntemin yeterince bilgi ve görgüye sahip olmadan yapılması obsesyon denilen büyük bir tehlikeyi davet edebilir.

    "Yogada uygulanan mantraları, yani kutsal sözleri tekrarlayarak gerçekleştirilen meditasyonun sufizmdeki karşılığı “zikir”dir."

    Meditasyon, yoganın temel taşlarından biridir. Yoga ile ulaşılacak, evrenle birleşip bütünleşme haline meditasyon uygulaması olmadan gelmek mümkün değildir. Bu meditatif hal aslında pek çok dinin pratikleri içinde yerini bulmuş bir uygulamadır. Örneğin, İslam Sufizminde benzer uygulamalara sıklıkla rastlanmaktadır ki, en bilinen örnek “sema” meditatif hal sağlanmadan uygulamada devamlılığın kolay kolay gerçekleşmeyeceği bir çalışmadır. Yogada uygulanan mantraları, yani kutsal sözleri tekrarlayarak gerçekleştirilen meditasyonun sufizmdeki karşılığı “zikir”dir. Uygulamada solunuma ya da sema veya duaya odaklanma gibi farklılıklar olsa da, meditatif hale geçildiğinde karşılaşılan fizyolojik değişimler aynıdır. Bunu yanında her iki meditasyon esnasında da kişilerin neşeli, güçlü duygular, zamansızlık hissi, farkındalıkta artış, zihinsel dinçlik, iyi olma hissi ve genel gevşeme hissettiklerini ifade ettikleri görülmektedir

    ...farklı bir dördüncü bilinç düzeyi gözlenmiştir.

    Meditasyonun hem zihinsel bir aktivite hem de bu aktivitenin ardından ulaşılan bir “bilinç hali” olduğu 1970’lerde yapılan çalışmalarda ortaya koyulmuştur. Yapılan çalışmalarda meditasyon yapanlarda tıpta mevcut olan uyku, uyanıklık ve rüya bilinç düzeylerinden farklı bir dördüncü bilinç düzeyi gözlenmiştir.

    Gözlemlenen bu dördüncü bilinç kimin bilincidir? Bu "bedensiz ruh varlıklar"ın kontrolündeki bilinç olmasın--88.247.183.234 17:02, 5 Mart 2007 (UTC)
    (...)

    Tartışma:Rüya yorumu - Vikipedi

    :Extranado:

  5. #15
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    istanbul
    Mesaj
    54
    Rep Gücü
    19

    Cevap: Azrail'n Güzelliği (sakın uzun demeyin mutlaka okuyun lütfen

    sağol paylaşımın için gerçekten gözlerim doldu..RABBİM hepimize hayırlı ömürler ve hayırlı ölümler versin..

Benzer Konular

  1. Bugün hediyedir(okuyun mutlaka)
    EXSELANCE Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-03-2009, 02:12 AM
  2. Bilmiyorum duymadım demeyin,Okuyun Öğrenin
    YukseLL Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-02-2009, 03:44 PM
  3. msn bilgisayar mutlaka okuyun
    süvari Tarafından Msn, icq, skype, chat, irc, mirc Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-01-2008, 03:57 PM
  4. Greyfurt (Mutlaka Okuyun)
    çitlembik Tarafından Alternatif Tıp Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 14-06-2007, 12:57 PM
  5. Efendiler! (MUTLAKA OKUYUN )!!!!!
    serseriozi Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 13-06-2007, 03:57 PM
Yukarı Çık