İsa takipçilerine ‘bütün milletlerden insanları öğrencisi olarak yetiştirmelerini’ söyledi (Matta 28:19, 20).

İlk öğrencilerini iyi haberi duyurmaya yollarken insanların evlerine gitmelerini söylemişti (Matta 10:7, 11-13).

İsa öldükten sonra onun birinci yüzyıldaki takipçileri mesajlarını “hem herkesin içinde hem de evden eve” duyurmaya devam ettiler (Elçiler 5:42; 20:20).

Biz de onları örnek alıyoruz ve kapı kapı gitmenin insanlara ulaşmak için en iyi yol olduğunu düşünüyoruz.



İyi haberi sürekli olarak kapı kapı duyuruyoruz, fakat böyle şeyler yaparak kurtulacağımıza inanmıyoruz (Efesoslular 2:8). Peki neden?

Şöyle bir örnek verelim: Hayırsever bir adam söylediği zamanda, söylediği yerde olan insanlara çok pahalı bir armağan vereceğini vaat ediyor. Bu adamın

söylediğine gerçekten inansaydınız dediğini yapmaz mıydınız? Elbette yapardınız! Hatta büyük ihtimalle bu fırsattan yararlanmaları için arkadaşlarınıza ve ailenize

de haber verirdiniz. Bu adamın söylediklerini yaparak aslında bu hediyeyi hak etmiş olmazdınız. Çünkü bu hediyeye sırf hayırsever adam size vermek istediği için

sahip olabilirdiniz.

Aynı şekilde Yehova’nın Şahitleri de Tanrı’nın O’na itaat eden herkese sonsuz yaşam vaat ettiğine inanır (Romalılar 6:23).

Tanrı’nın vaatlerinden yararlanmalarını istediğimiz için inançlarımızı diğer insanlarla paylaşmaya gayret ediyoruz. Fakat bu hizmeti yerine getirerek kurtuluşu hak

ettiğimize inanmıyoruz (Romalılar 1:17; 3:28). Hiçbir insanın yaptıkları Tanrı’nın bu muazzam merhametini hak etmeye yetmez. “[Tanrı] doğru işlerimizin karşılığı

olarak değil, Kendi merhameti nedeniyle, bizi . . . . kurtardı” (Titus 3:5).