+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7
  1. #1
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Jan 2014
    Mesaj
    40
    Rep Gücü
    290

    Exclamation Hz. İsa ile karşılaşmak...

    Dün Kuran okurken Hz. İsa (as) ile ilgili ayetleri görünce bir kez daha heyecanım arttı. Hz İsa (as) Kuran’da birçok ayette Allah’ın övdüğü, çok üstün ahlaklı, doğumu ve yaşamı mucizelerle dolu, kendisinden sonra gelecek kutlu insanı, yani Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’ı ismiyle haber veren, ahir zamanda dünyaya gelip Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında ittifak kurup İslam’ın dünya hâkimiyetine Hz. Mehdi (as) ile birlikte vesile olacak çok kutlu bir peygamber.

    Herkesin bildiği gibi Hz. İsa (as) babasız dünyaya gelmişti. Allah Kuran’da Hz. İsa (as)’yı “Allah’ın kelimesi” olarak sıfatlandırmış, onun dünyada ve ahirette Allah’a yakın kılınanlardan olduğunu haber vermiş, daha doğmadan önce Allah Hz. İsa (as)’yı insanlara Mesih olarak gönderdiğini Hz. Meryem’e bildirmiş, henüz beşikteyken insanlarla konuşturmuş, mucizelerle dolu bir peygamberdi.

    ... Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('ol' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur... (Nisa Suresi, 171)

    Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendi'nden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır... (Al-i İmran Suresi, 45)


    Allah’ın Hz. İsa (as)’ya vahyettiği İncil tahrif edildiği için Hz. İsa ile ilgili en güvenilir bilgileri Kuran’dan edinebiliyoruz. Hz. İsa (as)’ın doğumu, yaşamı, gösterdiği mucizeler, Musevilere yaptığı tebliğ, hasta ve sakat insanları iyileştirmesi, ölüleri diriltmesi, Hz. İsa (as)’ın ölmediği ya da öldürülmediği ve ahir zamanda dünyaya geri gönderileceği gibi konular Kuran’ın çok fazla ayetinde detaylı olarak anlatılmış.

    Her zaman olduğu gibi Allah’ın kanunu değişmedi, diğer peygamberlerde olduğu gibi Hz. İsa’ya da çok az insan inandı. Hz. İsa bütün hayatı boyunca insanları Allah’a iman etmeye davet etmesine rağmen ona inanların sayısı ilk başlarda çok azdı. Hz. İsa’nın tebliğ yaptığı dönemde Museviler dinlerini birçok mezhebe ayırmış ve Hz. Musa’ya indirilen dinden çok farklı bir din türetmişlerdi. Hz. İsa (as) da yaptığı tebliğlerde bu uydurma hükümleri ortadan kaldırıyordu. Bundan rahatsız olan gruplar da sürekli Hz. İsa (as)’a tuzaklar kurmaya başladılar. Hatta bu kutlu peygamberi öldürmek için yeltenseler de Allah Kuran’da Hz. İsa (as)’ı öldürmediklerini, onun bir benzerini öldürdüklerini bize şöyle bildiriyor:

    Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Hayır; Allah onu Kendi'ne yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 157-158)

    Yukarıdaki ayetten de gördüğümüz gibi Rabbimiz Hz. İsa (as)’ın ölmediğini bize başka bir düşünceye mahal vermeyecek şekilde bildirmiş. Bazı Hristiyanlar da Hz. İsa (as)’ın öldükten sonra dirilerek göğe yükseldiğine inanıyorlar. Hâlbuki Kuran’da “Hayır; Allah onu Kendi'ne yükseltti.” (Nisa Suresi, 158) ayetiyle bizler Hz. İsa (as)’ı öldürdüklerinin doğru olmadığını görüyoruz.

    Allah kıyamete yakın bir dönemde, yani ahir zamanda Hz. İsa (as)’ı yeryüzüne göndereceğini de bize şöyle bildirmiş:

    Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim. (Al-i İmran Suresi, 55)

    Rabbimiz ayette "sana uyanları kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim" ifadesiyle Hz. İsa (as)’a tabi olanları kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğini bildirmiş. Fakat geçmiş dönemlerde yaşayan Hristiyanlar inkâr edenlere karşı üstün gelmedikleri, hatta aksine çok büyük bozulmalar yaşadıkları için bu ayetin ahir zamana baktığını anlayabiliyoruz. Ayrıca Allah Hz. İsa (as) için “Şüphesiz, o, kıyamet saati için bir ilimdir” (Zuhruf Suresi 61) ayetiyle bildirdiğine göre, Hz. İsa (as)’ın ahir zamanda kıyametten önce yeryüzüne geri gönderileceğini anlıyoruz.

    Sevgili peygamberimiz (sav) de birçok hadisinde ahir zamanda Hz. İsa (as)’ın yeryüzüne geri döneceğini, Hz. İsa(as)’ın yeryüzüne inişinin kıyametin bir alameti olduğunu bize 1400 sene önce haber vermiş:

    Sizler on alameti görmedikçe hiçbir zaman Kıyamet kopmaz... Biri de İsa (as)'ın inmesi... (Müslim, Kitabü-l Fiten: 39)

    Onunla (Hz. İsa ile) benim aramda hiçbir peygamber yoktur. O (Hz. İsa) şüphesiz inecektir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı renktedir. Sarıya boyalı iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. İslam için mücadele edecektir. Deccaliyeti kaldıracak, sonra yeryüzünde tam kırk sene kalacak. Sonra ölecek ve namazını Müslümanlar kılacaklardır. (Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tırmizi, Büyük Hadis Külliyatı, Rudani, 5.cilt, s.380)


    Bazı insanlarda “Hz. İsa (as) Müslümanların peygamberi değil, neden seviyorsunuz” gibi çarpık bir mantık oluyor. Bu çarpık mantık aslında tamamen Kuran’ı bilmemekten kaynaklanıyor. Çünkü Kuran’a baktığımızda Allah’ın Hz. İsa (as)’ı çok fazla övdüğünü, güzel ahlakını insanlara örnek gösterdiğini, seçkin, onurlu ve saygın bir Peygamber olarak bildirdiğini görüyoruz. Ayrıca Allah samimi Müslümanların sadece Kuran’a değil, kendinden önceki kitaplara da iman ettiğini bizlere bildirmiş.

    Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız." (Bakara Suresi, 136)

    Ayetten de çok net anlayabileceğimiz gibi gerçek bir müslüman tüm Peygamberlere, Allah’ın vahyettiği tüm kitaplara iman eder. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki, tek korunmuş Kitap Kuran-ı Kerim’dir. Tevrat ve İncil çok fazla bozulmaya uğratıldığından bu iki kutsal kitapta da Kuran’la mutabık bölümlerine ancak hüsn-ü zan edebiliriz.

    Hz. İsa (as) Müslümanların çok sevdiği, büyük şevkle ve heyecanla görmeyi istediği, Allah’ın kıyametten önce yeryüzüne geri göndereceğini bildirdiği çok mübarek bir peygamber. Peygamberimiz (sav) birçok hadisinde de Hz. İsa (as)’ın Hz. Mehdi (as) ile birlikte Kudüs’te namaz kılacaklarını bizlere haber vermiş. Her müslüman bu iki kutlu şahıs ile karşılaşmak, onlarla birlikte namaz kılmak, onlara gönülden, büyük bir şevkle tabi olmak için ve Allah’ın bu güzellikleri kendilerine nasip etmesi için dua etmeli…

    Hz. Mehdi müminlerle beraber Beytül Makdis'de (Kudüs) sabah namazı kılarken, o sırada nüzul eden (yeryüzüne inen) Hz. İsa'yı takdim edecek ve Hz. İsa ellerini, onun (Hz. Mehdi'nin) omuzuna koyarak, "Namazın kameti (farz namazı kılmak için okunan ezan; namaza başlama işareti) senin için getirildi, bu yüzden sen kıldır" diyecek ve nihayet Hz. Mehdi, Hz. İsa ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

  2. #2
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    sevgili isa peygamberimizin işi müslümanlarla değil kendi ümmetiyledir. icraatları ile ümmetini islamiyet anlayışında buluşturacak olan görevlidir. bu icraatları uzun yıllardır sürmektedir. fakat insanlar bunu çok geç anlayacaklar. onlar ölmemiş diri uyanık ruhlardır. kişiler ancak onların icraatlarına vesile olacak ve bunu bilerek yapmayacaklardır. peygamber taraftarı olmak islam ile bağdaşmaz. her insanın birinci görevi ulu Allahın taraftarı olmaktır. ulu Allahın taraftarı olmak sadece ona inanmak değil, hertürlü şart ve koşulda doğrudan yana olmak demektir. din; adalet ve hukuk icratıdır ve sosyal yaşam ile beraberdir. siyasetten çıkamayacaği gibi, adalet ve hukugun ayrılıp soyutlanacağı hiçbir alanda yoktur. kisi önce kendisinin polisi olmalıdır.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  3. #3
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    162
    Rep Gücü
    40
    Sevgili Ebru Altan,

    Ben bir Yehova'nın Şahidiyim ve İsa peygamberle ilgili aşağıdaki yazıyı sizinle paylaşmak istedim, ilginizi çekmesini umarım...
    İsa Mesih


    Tanım: Doğrudan Yehova Tanrı tarafından yaratılmış tek varlık, Tanrının biricik Oğlu. Bu Oğul tüm yaratılanların ilkidir. Gökte ve yerde var olan tüm diğer şeyler onun aracılığıyla yaratıldı. Kendisi evrendeki en büyük ikinci varlıktır. Yehova insanlık uğruna yaşamını fidye olarak vermesi için onu yeryüzüne gönderdi; böylece Ademin soyundan iman eden herkese sonsuz yaşam yolu açılmış oldu. Bu Oğul, tekrar yüceltilerek gökteki konumuna getirildi; şimdi Kral olarak hüküm sürüyor. O, tüm kötüleri yok etmek ve Babasının yeryüzüyle ilgili başlangıçtaki amacını gerçekleştirmek için yetki almış durumdadır. İsa isminin İbranicesi Yehova Kurtuluştur anlamına gelir; Mesih ise İbranice Maşiah sözcüğünden gelir ve Meshedilmiş Kişi, yani Tanrı tarafından özel bir göreve atanmış kişi anlamındadır.


    İsa Mesih tarihte yaşamış gerçek bir kişi mi?


    İsa Mesih in tarihte yaşamış gerçek bir kişi olduğunun başlıca kanıtı Kutsal Kitabın kendisidir. İnciller, olayları zaman ve yer belirtmeden anlatan kayıtlar değildir. Zaman ve yerle ilgili ayrıntıları net olarak verir.


    Bir ansiklopedi şöyle diyor: Romalı tarihçi Tacitus İS 110da kaleme aldığı Annalete (Yıllıklar) Christianus adının İmparator Tiberius döneminde Vali Pontius Pilatusun idam ettirdiği Christustan [Mesihten] kaynaklandığını bildirir. . . . . Yahudi tarihçi Filavios İosephos [Josephus] da Ioudaike arkhailogia (Yahudilerin Tarihi) adlı yapıtında, İS 62de Mesih denen İsanın kardeşi Yakubun taşlandığını yazar (Ana Britannica, 2000, Cilt 12, s. 11). Josephusun, XVIII. Kitabının 63 ve 64. kısımlarında İsadan doğrudan söz edip olumlu ifadeler kullandığı görülür. Bazıları bu sözlerin sonradan Hıristiyanlar tarafından eklendiğini ya da süslendiğini iddia eder, oysa üslubun ve kullanılan sözcüklerin Josephusa ait olduğu kabul edilmektedir ve bu kısım eldeki tüm elyazmalarında bulunmaktadır.


    Encyclopædia Britannicanın 2002 baskısında şu sözler yer aldı: Bu bağımsız kayıtlar, eski zamanlarda Hıristiyanlığa karşı olanların bile, İsanın tarihsel bir kişi olduğundan asla kuşku duymadıklarını kanıtlar; bu konu, temelsiz gerekçelerle, ilk kez 18. yüzyıl sonunda, 19. yüzyıl boyunca ve 20. yüzyıl başlarında tartışma konusu yapıldı.


    İsa sadece iyi bir insan mıydı?


    İlginç olarak, İsa kendisine İyi Öğretmen diye hitap eden birini düzeltti; çünkü o, iyilik konusundaki standardın kendisi değil Babası olduğunun farkındaydı (Mar. 10:17, 18). Öte yandan insanlar ona iyi biri dediğine göre, İsanın doğru sözlü biri olması gerekir. Gerçekten de, düşmanları bile öyle olduğunu kabul ettiler (Mar. 12:14). O kendisinin dünyaya gelmeden önce gökte yaşadığını, Tanrının biricik Oğlu olduğunu ve tüm İbranice Kutsal Yazılarda geleceği önceden bildirilen Mesih olduğunu söyledi. İsa, ya söylediği gibi biriydi ya da büyük bir sahtekârdı; her iki durumda da ona yalnızca iyi bir insan demek mümkün değildir (Luka 24:44-48; Yuhn. 3:13; 4:25, 26; 10:36).


    İsa sadece büyük peygamberlerden biri midir?


    İsa, kendisinin Tanrının biricik oğlu (Mat. 16:15-17; Yuhn. 10:36), önceden bildirilen Mesih (Mar. 14:61, 62) olduğunu söyledi; ayrıca dünyaya gelmeden önce gökte yaşadığını (Yuhn. 6:38; 8:23, 58), öldürüleceğini ve üç gün sonra diriltilip göğe döneceğini anlattı (Mat. 16:21; Yuhn. 14:2, 3). Bu iddiaları gerçekten doğru muydu? Başka sözlerle o, Tanrının tüm hakiki peygamberlerinden ayrı bir konumda, kendini dini lider olarak gören herkesten tamamen farklı biri miydi? Gerçekler ölümünden üç gün sonra ortaya çıkacaktı. Tanrı onu dirilterek İsa Mesihin doğruyu söylediğini ve gerçekten biricik Oğlu olduğunu onayladı mı? (Rom. 1:3, 4). Diriltildikten sonra İsayı gören 500ü aşkın görgü tanığı vardı. Sadık elçileri ayrıca onun göğe yükselişine, sonra da bir bulutun içinde gözden kayboluşuna tanık oldular (Elçi. 1:2, 3, 9; 1. Kor. 15:3-8). Onlar İsanın diriltildiğine o kadar ikna olmuşlardı ki içlerinden birçoğu hayatlarını tehlikeye atmak pahasına bu gerçeği başkalarına anlattılar (Elçi. 4:18-33).



    İsa Tanrı mıdır?


    Yuhn. 17:3, YÇ:[İsa Babasına şöyle dua etti:] Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesihi tanımalarıdır. (Burada İsanın tek gerçek Tanrı olarak kendinden değil gökteki Babasından söz ettiğine dikkat edin.)


    Yuhn. 20:17, YÇ: İsa, [Mecdelli Meryeme] Bana dokunma dedi. Çünkü daha Babanın yanına çıkmadım. Kardeşlerime git ve onlara söyle, benim Babamın ve sizin Babanızın, benim Tanrımın ve sizin Tanrınızın ynına çıkıyorum. (O halde diriltilmiş İsaya göre Babası, hem kendisinin Tanrısı, hem de Mecdelli Meryemin Tanrısıydı. Oğlun Babasına Tanrım diye seslendiği başka ayetler de vardır.)





    Kurtulmak için tek istenen İsa Mesihe iman etmek midir?


    Elçi. 16:30-32, YÇ: [Zindancı] Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir? diye sordu. Onlar [Pavlus ve Silas], Rab İsaya iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz dediler. Sonra kendisine ve ev halkının hepsine Rabbin sözünü [Tanrı Sözünü,İÇÇ] bildirdiler.(Bu ayetteki zindancının İsaya iman etmesi sadece içtenlikle ona inandığını söylemesi anlamına mı geliyordu? Pavlus bundan daha fazlasının gerekli olduğunu gösterdi; zindancı Tanrının Sözünden bilgi almalı ve onu kabul etmeliydi, nitekim Pavlus ve Silas da ona bu sözü anlatmaya başladılar. Dolayısıyla biri İsanın tapındığı Tanrıya tapınmazsa, öğrencilerinin nasıl kişiler olması gerektiği konusunda İsanın öğrettiklerine uymazsa ya da öğrencilerine yapmalarını emrettiği işi yapmazsa, bu kişinin İsaya gerçekten iman ettiği söylenebilir mi? Unutmayalım ki, kurtuluşu kendi çabamızla kazanamayız; bunu sadece İsanın yaşamını vererek sağladığı kurbanın değerine iman ederek elde edebiliriz. Ancak İsa, Matta 10:22de Sonuna kadar dayanan kurtulacaktır der.)


    İsa dünyaya gelmeden önce gökte yaşadı mı?


    Kol. 1:15-17, YÇ: Görünmez Tanrının görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı Odur [İsa Mesihtir]. . . . . Her şey Onun aracılığıyla ve Onun için yaratıldı. Her şeyden önce var olan Odur.


    Yuhn. 17:5, YÇ: [İsa Babasına şöyle dua etti:] Baba, dünya var olmadan önce ben senin yanındayken sahip olduğum yücelikle şimdi beni yanında yücelt(Ayrıca Yuhanna 8:23).


    İsa göğe aynı bedenle mi gitti?


    1. Kor. 15:42-50, YÇ: Ölülerin dirilişi de böyledir. Beden çürümeye mahkûm olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir. . . . . Doğal beden olarak gömülür, ruhsal beden olarak diriltilir. . . . . Nitekim şöyle yazılmıştır: İlk insan Âdem yaşayan can oldu.Son Âdemse [Âdemin başlangıçtaki durumu gibi kusursuz olan İsa Mesih] yaşam veren ruh oldu. . . . . Kardeşler, şunu demek istiyorum, et ve kan Tanrının Egemenliğini [Allahın melekûtunu,KM; Tanrının krallığını,YD] miras alamaz. Çürüyen de çürümezliği miras alamaz


    1. Pet. 3:18, KM: Mesih de, . . . . günahlar için, bedende öldürülmüş, fakat ruhta diriltilmiş olarak, bir defa öldü.




    İsanın diriltildikten sonra öğrencilerine insan olarak göründüğü doğrudur. Peki neden öğrencilerinin onu görüp de hemen tanıyamadıkları olaylardan söz ediliyor? (Luka 24:15-32; Yuhn. 20:14-16). Bir keresinde İsa Toması ikna etmek için ellerindeki çivi izleri ve böğründeki mızrak yarasıyla görünmüştü. Acaba o olayda kapılar bile kilitliyken nasıl ansızın belirip ortalarında durmuştu? (Yuhn. 20:26, 27). İsanın bu olaylarda, meleklerin geçmişte insanlara görünürken yaptığı gibi beden almış olduğu açıktır. İsayı diriltirken onun insan bedenini ortadan kaldırmak Tanrı için zor olmamalı. İsanın bedeni Tanrı tarafından mezarda bırakılmadı (herhalde bunun amacı İsanın öğrencilerinin onun diriltildiğine olan inancını güçlendirmekti); öte yandan bedenin sarıldığı sargılar orada dürülü olarak duruyordu. Ancak diriltilen İsaânın üzerinde her zaman giysisi vardı (Yuhn. 20:6, 7).


    İsa Mesih başmelek Mikael mi?


    Mikael (Mikail) adı Kutsal Kitapta ruhi bir varlığa atfen sadece beş kez geçer. Bu ruhi varlığa, baş önderlerde biri, senin [Danielin] halkını koruyan büyük önder ve Başmelek olarak da değinilir (Dan. 10:13; 12:1; Yahd. 9, YÇ). Mikael Tanrı Gibi Kim Var?anlamına gelir. Dolayısıyla Mikael isminin, Yehovanın egemenliğini savunmak ve Onun düşmanlarını yok etmek üzere önderlik eden kişiye verilen isim olduğu açıktır.


    1. Selanikliler 4:16da (YÇ) İsa Mesihin dirilmeyi başlatacak olan emir çağrısından başmeleğin seslenmesi olarak söz edilir ve Yahuda 9da başmeleğin Mikael olduğu söylenir. Başmelek Mikael yetki açısından İsadan daha alt konumdaysa, İsanın emrini başmeleğin seslenmesi olarak ifade etmek uygun olur mu? O halde, Mikaelin İsa Mesih olması mantıklıdır. (Başmelek ifadesi Kutsal Yazılarda hiçbir zaman çoğul olarak geçmez, bu da onun tek bir kişi olduğunu gösterir.)




    İsa öldürülmedi diyenler için:


    Tanrının İsa gibi kutsal birinin öldürülmesine izin verdiği fikri başta garip gelebilir. O, insanlar karşısında aciz kaldığı için değil, Tanrının amacının önemli bir kısmını yerine getirmek için öldü.

    İsa neden ölmesi gerektiğini açıklamıştı (Mat. 20:28). Kutsal Kitap İsanın bizi günahlarımızdan kurtarmak amacıyla öldüğünü söyler (Rom. 5:8, 12).

    Aslında onun neden mucizevi şekilde dünyaya geldiğini bilirsek bu konuyu daha iyi anlayabiliriz.




    İsanın hayatı sizin inandığınız İncilde farklı anlatılıyor diyenler için:

    Son yıllarda bu tür söylentiler sık sık duyuluyor. Bunların gündeme gelmesinde popüler filmlerin ve romanların da payı var. Ayrıca birçok kitap ve makale MS 2 ve 3. yüzyıllara ait bazı metinlere dikkat çekiyor. Bu metinler İsanın hayatıyla ilgili, İncillerden çıkarılmış olan gerçekleri ortaya koyduğunu iddia ediyor. Sizce hangisi daha güvenilirdir, İsanın döneminde onunla birlikte yaşamış öğrencilerinin kayıtları mı, yoksa ondan yüz yıldan fazla zaman sonra yaşamış kişilerin yazdıkları mı?
    Konu merkür tarafından (03-06-2014 Saat 06:30 PM ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Ziyaretci
    Misafir..

    Anlayana, dınleyene, gercektır

    Onu adı ısa degıl
    onun adı YAHUSHA
    babasının adı YAHUAH (ALAHIM)

  5. #5
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Nerden
    Dünya'dan.....
    Yaş
    49
    Mesaj
    148
    Rep Gücü
    251
    Sizce hangisi daha güvenilirdir, İsanın döneminde onunla birlikte yaşamış öğrencilerinin kayıtları mı, yoksa ondan yüz yıldan fazla zaman sonra yaşamış kişilerin yazdıkları mı?
    Hangisi öğrencisi...? Markos mu, Luka mı....? Matta ve Yuhanna için " BELKİ " havarilerden diyebilirsiniz, ancak Markos ve Luka Hz.İsa'yı görmemiştir bile....Üstüne üstlük sadece " duyduklarını " yazmışlardır...:

    İNCİL
    LUKA-BAP 1
    1.Aramızda vaki olmuş şeylerin hikâyetini, başlangıcından gözlerile görenlerin ve kelâmın hizmetçisi olanların bizlere nakil ettiklerine göre tertip etmeğe bir çok kimseler giriştiklerinden,
    2.ben de, ta başından beri hepsini dikkatle araştırıp tahkik ederek,
    3.ey faziletli Teofilos, olduğu gibi sırası ile sana yazmağı münasip gördüm;
    4.ta ki, sana öğretilen kelâmın doğruluğunu bilesin.

    Luka bunu kendisi söylüyor...Ne diyor BEN İSAYI GÖRMEDİM diyor...! NAKİLLERİ aldım kullandım diyor...! Ki Luka ve Markos PAVLOS (Saul) un öğrencileridir...!

    - - - Updated - - -

    Sevgili Merkür...Detay sorular sorsam yanıtlar mısınız...?

  6. #6
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    162
    Rep Gücü
    40

    Cevap: Hz. İsa ile karşılaşmak...

    Merhaba Bursalı68,

    Aşağıdaki yazıları okursanız sevinirim.


    LUKA İNCİLİ iyi yürekli zeki bir adam tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın bu güzel nitelikleri Tanrının ruhunun rehberliğiyle birleşince ortaya titiz, sıcak ve duygulu bir kayıt çıkmıştır.

    Yazar ilk ayetlerde şöyle der: Başından itibaren tüm olayları titizlikle araştırdığımdan, sana bunları mantıklı bir sırayla yazmaya karar verdim (Luka 1:3). Bu iddiasının ne kadar doğru olduğu ayrıntılı ve özenli kaydından görülebilir.


    Kaydın hiçbir yerinde Luka ismi geçmese de eski devirlere ait yetkili kaynaklar yazarın o olduğu konusunda aynı görüştedirler.

    Muratori Fragmanında (MS y. 170) bu incilin Lukaya ait olduğu belirtilir; Irenaeus ve İskenderiyeli Clemens gibi ikinci yüzyıl yazarları da bunu kabul eder. Ayrıca Kutsal Kitapta yazarın Luka olduğunu gösteren güçlü kanıtlar vardır.

    Örneğin Pavlus Koloseliler 4:14te ondan sevgili hekim Luka diye söz eder. Gerçekten de bu incil ancak bir hekim gibi eğitimli birinin yazabileceği, akademik değer taşıyan bir eserdir. Lukanın dili ve (diğer üç incil yazarınınkinin toplamından daha geniş olan) sözcük dağarcığı, işlediği çok önemli konuyu büyük bir titizlikle ve kapsamlı şekilde ele almasını mümkün kılar. Örneğin müsrif oğulla ilgili kayıt şimdiye dek yazılmış en güzel kısa öykü olarak nitelenmiştir.


    Lukada geçen tıbbi terim ve sözcüklerin sayısı 300ü aşar. Bu sözcüklerden bazılarını Yunanca Kutsal Yazıları kaleme alan diğer kişiler de kullanmış olsa bile, yalnızca Luka bunları tıbbi anlamlarıyla kullanır.* Örneğin cüzamdan söz ederken her zaman diğer yazarlarla aynı ifadeleri kullanmaz. Diğer yazarlara göre cüzam cüzamdır; oysa bir hekim için cüzamın farklı evreleri vardır. Bu nedenle Luka, İsaya gelen bir adamı cüzamlı yerine her tarafını cüzam sarmış olarak tarif eder (5:12). Lazarın bütün vücudunun yaralarla kaplı olduğunu söyler (16:20). Ondan başka hiçbir incil yazarı Petrusun kaynanasının yüksek ateşle yattığını söylemez (4:38). Luka gibi diğer üç yazar da Petrusun başkâhinin hizmetkârının kulağını kestiğini söyler; ancak İsanın

    onu iyileştirdiğini sadece Luka ekler (22:51). Yine, kayıttaki şu sözler bir hekimin konuştuğu izlenimini yaratır: cinin etkisiyle on sekiz yıldan beri rahatsız olan bir kadın vardı. Kadın iki büklüm olmuştu ve doğrulamıyordu(13:11).

    Benzer şekilde, kayıt merhametli Samiriyelinin bir adamın yaralarına yağ ve şarap döküp onları sararak ilkyardım uyguladığını anlatır; böyle ayrıntılı bir kayıt sevgili hekim Lukadan başka kime ait olabilir? (10:34).


    Peki Luka incilini ne zaman yazdı?

    Luka, Elçilerin İşleri kitabının başında daha önce yazdığı ilk kayıttan, yani incil kaydından söz eder (Elçi. 1:1). Elçiler kitabı büyük olasılıkla MS 61de tamamlandı; o sırada Luka, davasına Sezarın bakmasını bekleyen Pavlusla birlikte Romadaydı. Bundan önce Luka, üçüncü vaizlik turunun sonuna yaklaşan Pavlusla birlikte Filipiden Sezariye ye gelmişti. Pavlus davasını Sezara sunmadan önce orada hapis yatarak iki yıl beklemişti. Luka incilini o sırada, yani MS 56-58 yılları arasında Sezariyede yazmış olmalı. Filistinde bulunduğu bu dönem boyunca, İsanın yaşamı ve hizmeti sırasındaki tüm olayları başından itibaren titizlikle araştırabildi.Dolayısıyla Luka, incilini Markostan önce yazmış olmalı.


    Luka 12lerden biri değildi, hatta muhtemelen İsanın ölümünden sonra iman etmişti; bu yüzden de incilinde kaydettiği tüm olayların görgü tanığı olamazdı. Bununla birlikte, vaizlik işinde Pavlusla çalıştı ve aralarında çok yakın bir ilişki vardı (2. Tim. 4:11; Filim. 24). Bunun doğal bir sonucu olarak yazılarında Pavlusun etkisi fark edilir, örneğin Efendimizin Akşam Yemeği ile ilgili Luka 22:19, 20 ve 1. Korintoslular 11:23-25 ayetleri karşılaştırıldığında bu görülebilir. Luka, kaydını yazarken Matta İncilini de kaynak olarak almış olabilir. Her şeyi titizlikle araştırırken İsa nın yaşamındaki olayların görgü tanıklarıyla, örneğin annesi Meryem le ve o sırada hayatta olan öğrencilerle konuşma fırsatı bulmuş olmalı. Luka nın ayrıntılı ve doğru bilgileri toplayabilmek için elindeki tüm olanakları kullandığından emin olabiliriz.


    Dört incil kaydı incelendiğinde, yazarların amacının sırf diğerinin anlattıklarını tekrarlamak ya da Kutsal Kitaptaki en önemli kişinin yaşamı hakkında birden fazla tanıklık sağlamak olmadığı görülür. Luka nın olayları ele alırken kendine özgü bir tarzı vardır.

    İncilindeki bilginin yüzde 59u diğer incillerde bulunmaz. Örneğin, diğer incil kayıtlarında değinilmeyen en az altı mucizeyi ve bunun iki katından fazla örneği kaydına dahil eder. İncilinin üçte birini anlatıya, üçte ikisini de konuşmalara ayırır. Lukanın kaydı dört incilin en uzunudur. Matta, incilini öncelikle Yahudiler için, Markos ise Yahudi olmayanlar, özellikle de Romalılar için yazmıştır.

    Lukaya gelince, o kaydına saygıdeğer Teofilos hitabıyla başlar ve onun şahsında Yahudi ya da diğer milletlerden olan herkes için yazar (Luka 1:1, 4). Böyle genel bir okuyucu kitlesini düşündüğünden, İsanın soy kaydını verirken Tanrının oğlu Âdeme kadar gider; oysa Matta özellikle Yahudileri düşünerek yazdığından soy kaydında İbrahim ve sonrakilere yer verir (3:38).

    Yine, Şimeonun İsa hakkında söylediği, milletlerin gözündeki perdeyi kaldıracak ve tüm insanlar Tanrının sağladığı kurtuluş yolunu görecek gibi sözlere de özel olarak yer verir (2:29-32; 3:6).

    Luka, tüm kitap boyunca iyi düzenlenmiş titiz bir kayıt oluşturarak usta bir anlatıcı olduğunu gösterir. Yazılarında görülen titizlik, kaydının doğruluğuna dair sağlam bir kanıttır. Hukukçu bir yazar şöyle dedi: Romanlar, efsaneler ve sahte tanıklar, uzak bir yere ve belirsiz bir zamana ait olaylar anlatır ve bu şekilde, biz hukukçuların iyi bir savunma konusunda öğrendiği şu ilk kuralı bozarlar:İfadeler zaman ve yer belirtmelidir.Öte yandan Kutsal Kitapta olayların tarihi ve yeri tam bir kesinlikle belirtilir. Bu yazar, sözlerine kanıt olarak Luka 3:1, 2 ayetlerini gösterdi:Sezar Tiberius un saltanatının on beşinci yılında, Pontius Pilatus

    Yahudiye valisiyken ve Herodes Celilenin, kardeşi Filipos İturea ile Trahonitisin ve Lisanyas Abilene bölgesinin yöneticileriyken, Kayafanın ve yüksek kâhin Hannanın zamanında, çölde Zekeriya oğlu Yahyaya Tanrıdan bir bildiri geldi.
    Bu ayetlerde zaman ve yer konusunda hiçbir belirsizlik yoktur; aksine Luka, Yahya ile İsanın hizmetlerinin başlangıcını saptayabilmemiz için tam yedi yetkilinin ismini verir.


    Luka İsanın doğduğu zamanı saptayabilmemiz için de iki ipucu verir. Luka 2:1, 2 ayetleri şöyle der: günlerde Sezar Augustus tüm yeryüzünde nüfus sayımı yapılması için bir buyruk çıkardı. (Bu ilk nüfus sayımı Kirinius Suriye valisiyken yapıldı.)Yusuf ve Meryem bu sayım sırasında kütüğe yazılmak için Beytleheme gitti ve İsa orada doğdu.* Şu yorumcunun sözlerine katılmamak elde değil: Lukanın bir tarihçi bilincine sahip olduğunun en belirgin kanıtlarından biri, kaydını her zaman kusursuz bir doğrulukla

    kaleme almış olmasıdır. Evet, Lukanın başından itibaren tüm olayları titizlikle araştırdığı iddiasını kabul etmemiz gerekir.




    Luka aynı zamanda İbranice Kutsal Yazılardaki peygamberlik sözlerinin İsa Mesihin yaşamında tüm ayrıntılarıyla gerçekleştiğine dikkat çeker. O, İsanın bu konudaki tanıklığını da aktarır (24:27, 44). Ayrıca, ileride olacaklarla ilgili bizzat İsanın bildirdiği peygamberlik sözlerini de titizlikle kaydeder. Bunlardan birçoğu zaten göze çarpan şekilde, tüm ayrıntılarıyla gerçekleşti. Örneğin

    tıpkı İsanın bildirdiği gibi, Yeruşalim çepçevre kazıklar çakılarak kuşatıldı ve halk MS 70te korkunç bir soykırım sonucu yok edildi


    (Mat. 24:2; Luka 19:43, 44; 21:20-24). Tarihçi Flavius Josephus olayları Roma cephesinden izleyen bir görgü tanığıydı. O,Yeruşalimin çevresindeki 16 kilometrelik bir alanda bulunan tüm ağaçların kesildiğini, bunlardan yapılan kazıklarla yaklaşık 7 kilometre uzunluğunda bir kuşatma duvarı oluşturulduğunu anlattı. Ayrıca çok sayıda kadın ve çocuğun açlıktan öldüğünü,

    1.000.000dan fazla Yahudinin yaşamını kaybettiğini, 97.000 Yahudinin de sürgün edildiğini yazdı. Bugün bile Romadaki Titus Takının kabartmalarında Yeruşalimdeki mabetten alınmış ganimeti taşıyan bir Roma zafer alayı görülebilir.* Lukanın kaydettiği diğer peygamberlik sözlerinin de tam olarak gerçekleşeceğinden emin olabiliriz.

    - - - Güncellendi - - -

    Markos Kitabı

    Kapsadığı Dönem: MS 29- 33


    İSA Getsemanide tutuklanıp elçileri kaçtığında genç bir adam onu takip ediyordu; çıplak bedeni üzerine has ketenden bir giysi geçirmişti. Kalabalık onu da yakalamaya çalışınca keten giysisini bırakıp çıplak kaçtı (Mar. 14:51, 52). Bu gencin Markos olduğuna inanılır. Elçilerin İşleri kitabında ondan Markos denilen Yuhanna diye söz edilir. Markos Yeruşalimli varlıklı bir aileden geliyor olabilirdi, çünkü kendi evleri ve hizmetçileri vardı. Annesi Meryem de İsanın takipçisiydi ve ilk cemaat onların evinde toplanıyordu. Petrus bir melek tarafından hapishaneden kurtarıldığında bu eve gelmiş ve kardeşleri orada bir arada bulmuştu (Elçi. 12:12, 13).

    Kıbrıslı bir Levioğlu olan görevli vaiz Barnabas, Markosun kuzeniydi (Elçi. 4:36; Kol. 4:10). Barnabas kıtlıktan etkilenen kardeşlere yardım etmek için Pavlusla birlikte Yeruşalime geldiğinde Markos da Pavlusu tanıdı. İman kardeşleriyle ve gayretli gezici gözetmenlerle yaptığı arkadaşlıklar Markosun yüreğinde görevli vaiz olarak hizmet etme arzusu uyandırmış olmalı (Elçi. 11:29, 30; 12:25). Böylece Barnabas ile Pavlusun ilk vaizlik turlarında onlara yol arkadaşlığı yaptı ve yardım etti. Ancak Pamfilya bölgesinin Perge şehrinde bir nedenle onlardan ayrılıp Yeruşalime döndü (Elçi. 13:5, 13). Markosun bu davranışı üzerine Pavlus ikinci vaizlik turunda onu yanına almak istemedi. Bu durum Barnabasla yollarını ayırmalarına yol açtı. Pavlus Silası seçti, Barnabas ise kuzeni Markosu yanına alarak gemiyle Kıbrısa gitti (Elçi. 15:36-41).


    Markos hizmette kendini kanıtladı ve sadece Barnabasa değil, sonradan hem elçi Petrusa hem de Pavlusa çok değerli yardımlarda bulundu. Pavlusun Romadaki ilk tutukluluğu sırasında (MS y. 60-61) Markos onun yanındaydı (Filim. 1, 24). Sonra MS 62 ile 64 arası bir dönemde Petrusla birlikte Babilde bulundu (1. Pet. 5:13). Pavlus muhtemelen MS 65te yine Romada hapisteydi. Oradan Timoteosa yazdığı bir mektupta Markosu da yanında getirmesini istedi, çünkü hizmetiyle bana çok yararı dokunuyor dedi (2. Tim. 1:8; 4:11). Kutsal Kitap kaydında Markostan son kez burada söz edilir.


    Bu en kısa incilin Markos tarafından yazıldığı kabul edilir. Markos, İsanın elçilerinin iş arkadaşıydı ve hayatını iyi haberi duyurmaya adamıştı. Fakat 12 elçi arasında olmadığı gibi İsanın yakın dostlarından biri de değildi. Öyleyse İsanın hizmetini başından sonuna dek zihnimizde canlandırmamızı sağlayan o özel ayrıntıları nereden edinmiş olabilirdi? İlk kilise tarihçileri olan Papias, Origenes ve Tertullianusa göre Markosun bilgi kaynağı, yakın arkadaşı olan Petrustu.* İlişkilerinin sıcaklığını Petrusun ondan oğlum Markos diye söz etmesinden anlayabiliriz (1. Pet. 5:13). Petrus Markosun kaleme aldığı hemen hemen her şeyin görgü tanığıydı, dolayısıyla Markos diğer incillerde bulunmayan pek çok ayrıntıyı ondan öğrenmiş olabilir. Örneğin Markos Zebedinin yanında çalışan işçilerden söz eder, İsaya yalvaran cüzamlının diz çöktüğünü, cinlerin tutsağı olmuş adamın kendini taşlarla yaraladığını ve İsanın İnsanoğlunun büyük bir güç ve ihtişamla gelişi hakkındaki peygamberlik sözlerini bildirirken Zeytinlik Dağının mabedi gören bir yerinde oturduğunu söyler (Mar. 1:20, 40; 5:5; 13:3, 26).

    Petrus çok duygulu biri olduğundan İsanın duygularını anlayabilir ve bunları Markosa aktarabilirdi. Markosun sık sık İsanın ne hissettiğini ve nasıl tepki verdiğini anlatmasının nedeni bu olabilir. Örneğin İsanın derin bir keder içinde olduğunu, etrafındakilere kızgınlıkla baktığını söyler (3:5). Bazı olaylarda da derin bir iç geçirdiğini veya derin bir iç çektiğini yazar (7:34; 8:12). İsanın zengin genç yöneticiye karşı duygularını da sadece Markos dile getirir ve onu sevmişti der (10:21). Ayrıca, İsanın küçük bir çocuğu öğrencilerinin ortasına aldığını söylemekle kalmayıp onu kucakladığını da belirtmesi ve başka bir olayda daha çocukları kucakladığını söylemesi kaydına büyük bir sıcaklık katar (9:36; 10:13-16).

    Atılgan, hareketli, dinamik, enerji dolu ve ayrıntılara dikkat eden biri olan Petrusun bu özellikleri Markosun üslubuna yansımıştır. Markos adeta olayların hızına yetişme çabasındadır. Örneğin hemen o anda gibi ifadeleri tekrar tekrar kullanır, bu da kaydını sürükleyici ve etkili kılar.

    Markosun elinde Matta İncilinin bulunduğu ve Markos kaydının sadece yüzde 7lik kısmının diğer incillerde olmayan bilgiler içerdiği doğrudur. Ancak bu incilin, Mattanın birkaç özel ayrıntı eklenmiş özetinden ibaret olduğunu düşünmek yanlış olur. Matta İsayı vaat edilen Mesih ve Kral olarak betimlerken, Markos onun yaşamına ve işlerine başka bir açıdan bakar. O, İsayı Tanrının mucizeler yapan Oğlu ve zafer kazanan Kurtarıcı olarak resmeder. Markos Mesihin vaazları ve öğretilerinden çok yaptığı işler üzerinde durur. İsanın mesellerinden çok azına ve uzun konuşmalarından sadece birine yer verir; Dağdaki Vaazına değinmez. Bu nedenle Markos İncili diğer incillerden daha kısadır. Ancak yine de onlar kadar çok olay anlatır ve İsanın en az 19 mucizesine özel olarak değinir.

    Matta kendi kaydını Yahudiler için yazarken Markosun en başta Romalılar için yazdığı anlaşılır. Nasıl böyle söyleyebiliyoruz? Çünkü Markos, Musa Kanununa sadece onunla ilgili konuşmaları aktarırken değinir ve İsanın soy kaydına yer vermez. Mesih hakkındaki incil, dünyanın tüm ulusları için önem taşıyan bir haber olarak sunulur. Yahudi olmayan okuyuculara yabancı gelebilecek Yahudi âdetleri ve öğretileriyle ilgili açıklamalar yapar (2:18; 7:3, 4; 14:12; 15:42). Aramca ifadeleri tercüme eder (3:17; 5:41; 7:34; 14:36; 15:22, 34). Filistin bölgesindeki coğrafi yerler ve bitkiler hakkında açıklamalar yapar (1:5, 13; 11:13; 13:3). Markos diğer incil yazarlarından daha çok Latince sözcük kullanır. Örneğin kaydında muhafız asker(speculator), vali konağı (praetorium) ve subay (centurio) terimleri geçer (6:27; 15:16, 39).

    Markos Romalılara hitap ettiğine göre, kaydını Romada kaleme almış olmalıdır. Hem ilk kilise tarihçilerinin görüşlerine hem de kitabın içeriğine dayanarak, kitabın elçi Pavlusun birinci veya ikinci tutukluluğu sırada, yani MS 60 ile 65 arası bir dönemde Romada yazıldığı söylenebilir. O yıllarda Markos bir veya iki kez Romada bulunmuştu. İkinci ve üçüncü yüzyılın tüm önde gelen otoriteleri bu incili Markosun yazdığını doğruluyor. İkinci yüzyılın ortalarında Hıristiyanlar Markos İncilini kullanmaya çoktan başlamıştı. Yunanca Kutsal Yazılara ait ilk listelerin tümünde yer alması Markos İncilinin Tanrı ilhamı doğru bir kayıt olduğunu gösterir.



    Markos İncilinin hem diğer incillerle hem de Başlangıçtan Vahiye kadar olan tüm Kutsal Yazılarla tam bir uyum içinde olması onun Tanrı ilhamı doğru bir kayıt olduğunu gösterir. İsa her seferinde, yetkisini sadece sözleriyle değil doğa, Şeytan ve cinleri, hastalıklar ve hatta ölüm üzerindeki gücüyle de gösteren biri olarak anlatılır. Markos kaydı yerinde olarak şu etkileyici giriş cümlesiyle başlar: İsa Mesih hakkındaki iyi haberin başlangıcı. Onun gelişi ve hizmeti iyi haber anlamına geliyordu. Dolayısıyla Markos İncilini incelemek herkese büyük yarar sağlayacaktır. Markos MS 29un ilkbaharıyla MS 33ün ilkbaharı arasındaki olayları anlatır.
    Konu merkür tarafından (03-12-2014 Saat 06:55 PM ) değiştirilmiştir. Sebep: yazım yanlışı

  7. #7
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Nerden
    Dünya'dan.....
    Yaş
    49
    Mesaj
    148
    Rep Gücü
    251

    Cevap: Hz. İsa ile karşılaşmak...

    Sevgili Merkür...

    Sizce hangisi daha güvenilirdir, İsanın döneminde onunla birlikte yaşamış öğrencilerinin kayıtları mı, yoksa ondan yüz yıldan fazla zaman sonra yaşamış kişilerin yazdıkları mı?
    Ben bu söylediğiniz üzere...;
    Hangisi öğrencisi...? Markos mu, Luka mı....?
    Bunu soruyorum...!

    LUKA İNCİLİ iyi yürekli zeki bir adam tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın bu güzel nitelikleri Tanrının ruhunun rehberliğiyle birleşince ortaya titiz, sıcak ve duygulu bir kayıt çıkmıştır.
    Bu....;

    Markos İncilinin hem diğer incillerle hem de Başlangıçtan Vahiye kadar olan tüm Kutsal Yazılarla tam bir uyum içinde olması onun Tanrı ilhamı doğru bir kayıt olduğunu gösterir.
    Ve bu, benim sorumun yanıtı değil...

    Ayrıca, hangi " kutsal sayılan " metin olursa olsun, bu o metnin vahy olduğu anlamı taşımaz...Ki ayrıca Matta-Markos-Luka ve Yuhanna ile birlikte diğer metinlerin aralarındaki kaos ve karmaşa ve tutarsızlıkları tek tek yazmayalım en iyisi...Ki size sorarken örneklediğim Luka'dan alıntı ayetleri o İncil'in İLAHAM değil, ALINTI olduğunu gösterir...

    Daha ilk başta zaten Matta ve Luka " çuvallamaktadır "...! Hz.İsa'nın soy ağacını saymaya çalışırlar, ancak ikisi birbirini tutmaz, her ikisi de Tekvin'i tutmaz...!İsterseniz size TEK TEK çıkartılmış isim çetelesini sunabilirim...

    İnanç sizin inancınız ancak, hiç olmazsa biraz da kitabınızı doğru irdeleyip cümle kursanız da bu tür sıkıntılara düşmeseniz, bence daha güzel olur...
    Konu bursali68 tarafından (04-12-2014 Saat 02:22 AM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Hayaletlerle Karşılaşmak
    dogangunes Tarafından Parapsikoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-05-2008, 02:31 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık