+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7
  1. #1
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    162
    Rep Gücü
    40

    Kutsal kitaba göre cennet

    CENNET NEDİR?

    İNSANLAR NE DİYOR?

    Bazıları cennetin efsaneden baska bir sey olmadığını dusunuyor. Baskaları ise, iyi insanların sonsuza
    dek zevk ve sefa icinde yasadıgı, bahceye benzeyen hayali bir yer olduguna inanıyor.

    KUTSAL KİTAP NE DİYOR?
    “Cennet” kelimesi insanlıgın ilk evi, yani Aden bahcesi için kullanılmıştır (Baslangıç 2:7-15). Kutsal Kitap bu bahceyi, ilk insan ciftinin hastalık ve ölüm olmadan yaşadığı gerçek bir yer olarak tarif eder (Başlangıç 1:27, 28). Bu çiftin, Yaratıcıya itaatsizlik ettigi için cennette yaşamasına izin verilmedi. Bununla birlikte Kutsal Kitaptaki birçok ayet, insanların yeniden kurulan cennette yaşayacagı bir zamandan bahseder.

    BU SİZİN İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

    Yaratıcımız sevgi doludur; bu nedenle Kendisine vefalı kullarının Aden bahçesi gibi bir cennette güzel bir yaşam sürmelerini sağlayıp onları ödüllendirecek olması
    çok mantıklıdır. Aynı zamanda Kendisini memnun eden şeyleri insanlara açıklaması da gayet dogaldır. Kutsal Kitap, Yaratıcımız
    hakkında bilgi alıp emirlerine itaat edersek O’nun onayını
    kazanabilecegimizi gosterir (Yuhanna 17:3; 1. Yuhanna 5:3).

    CENNET NEREDE?

    İNSANLAR NE DİYOR?

    Bazıları cennetin gökte olduğuna inanırken,başkaları gelecekte yeryüzünde kurulacağını iddia ediyor.

    KUTSAL KİTAP NE DİYOR?
    ilk insan çiftine verilen cennet, yeryüzündeydi. Yaratıcının, insanların sonsuza dek yeryüzünde yaşamalarını amaçladığı çok açıktır. Kutsal Kitap, Tanrı’nın yeryüzünü sonsuza dek var olması için yarattığını söyler (Mezmur 104:5).

    Ayrıca şunları bildirir: “Gökler Yehova’nın gökleri, fakat yeryüzünü insanoğullarına verdi” (Mezmur 115:16).

    O halde, Kutsal Kitapta cennet yeryüzüyle ilgili bir vaadin bulunması şaşırtıcı degildir. Tanrı, cennet yeryüzünde yaşayacak
    insanlara sonsuz yaşam armağanı verecek. Orada her şey barış ve uyum içinde olacak. Acılar ve sıkıntılar artık olmayacak. Ve insanlar gezegenimizin doğal güzelliklerinin tadını tam anlamıyla çıkaracaklar (İşaya 65:21-23).

    CENNETTE KİMLER YAŞAYACAK?
    İNSANLAR NE DİYOR?

    Birçok din sadece iyi insanların cennette yaşayacağını öğretiyor. Ancak “iyi” ifadesinin anlamıyla ilgili çelişkili fikirler var. Bazıları sadece dinsel törenlere katılmanın ve aynı sözleri tekrarlayarak ezbere yaptıkları duaların yeterli olduğunu düşünüyor.

    KUTSAL KİTAP NE DİYOR?

    Kutsal Kitap “doğru” insanların cennette yaşayacaklarını söylüyor. Peki Yaratıcının gözünde kimler doğru?
    Bir taraftan dinsel gelenekleri yerine getirip diğer taraftan Tanrı’nın isteğini görmezden gelenler doğru kişiler değildir.

    Kutsal Kitap şöyle der: “Yehova, yakılan sunulardan ve kurbanlardan çok sözünün dinlenmesinden hoşlanmaz mı? Şunu bil ki,
    Yehova’ya itaat etmek kurbandan iyidir” (1. Samuel 15:22). ( Yehova Kutsal Kitap'ta Tanrı'nın özel ismi olarak geçer)

    Kısacası, cennette sonsuza dek yaşayacak “doğru" kişiler Tanrı’nın Kutsal Kitaptaki emirlerine uyanlardır.

    SİZ NE YAPABİLİRSİNİZ?

    Yaratıcının emirlerine itaat etmek dinsel törenlere katılmaktan daha fazlasını içerir. Gün boyunca sergilediğiniz davranışlar Tanrı’yı sevindirebilir ya da üzebilir. Kutsal Kitabı dikkatle inceleyerek Yaratıcıyı nasıl memnun edebileceğinizi
    öğrenebilirsiniz. Unutmayın ki, Tanrı’yı memnun etmek zor değildir. Kutsal Kitap “O’nun emirleri ağır değildir” der (1. Yuhanna
    5:3). Tanrı, cennet yeryüzuünde sonsuz yaşam armağanını size vermeyi çok istiyor.

    Uyanış 0cak 2013 sayısından alınmıştır.

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Sn.Merkur;
    Hala Kutsal Kitabinizi ogrenmemissiniz.
    Uzunca bir aradan sonra
    Yoklugumuzu firsat bilip yine bir
    Olmayani,dogru gibi yazmissiniz.

    Eeeee!
    Misyonerlik boyle birsey zaten.
    Yerseler…..


    Once

    Göklerin öteleri RAB’bindir,
    Ama yeryüzünü insanlara vermiştir.
    (Mezmur 115:16).
    Eski Ahide gore yeryuzune
    Insanoglu hakim olacak mis!
    Hakimiyetin siniri eski ahide gore
    Nereye kadar olacak mis?
    ….16.Göklerin ötelerine kadar….

    Yani
    Goklerin icindeki yeryuzu
    Ve Goklerin otesine kadar
    Insanoglu hakim olacak.

    Ancak
    Goklerin otesine
    Yani
    Ilahi kata asla ulasamiyacak.

    simdi
    Ayni bolume ait
    Sn.Merkur’un sallamasina bakalim:
    Ayrıca şunları bildirir: “Gökler Yehova’nın gökleri, fakat yeryüzünü insanoğullarına verdi” (Mezmur 115:16).
    sn.Merkur
    115.16. da Yehova nerede yaziyor?
    Gokler Yahovanin nerede yaziyor?
    Goklerin OTESI kavramini neden cikarttiniz....

    Bir ikincisi

    sn.Merkur
    Yine basmis gaza
    Durdurabilene askolsun:
    O halde, Kutsal Kitapta cennet yeryüzüyle ilgili bir vaadin bulunması şaşırtıcı degildir. Tanrı, cennet yeryüzünde yaşayacak
    insanlara sonsuz yaşam armağanı verecek. Orada her şey barış ve uyum içinde olacak. Acılar ve sıkıntılar artık olmayacak. Ve insanlar gezegenimizin doğal güzelliklerinin tadını tam anlamıyla çıkaracaklar (İşaya 65:21-23).

    Bakalim
    Bu bolumun gercegi nasil
    ?

    21Evler yapıp içlerinde yaşayacak,
    Bağlar dikip meyvesini yiyecekler.

    22Yaptıkları evlerde başkası oturmayacak,
    Diktikleri bağın meyvesini başkası yemeyecek.
    Çünkü halkım ağaçlar gibi uzun yaşayacak,
    Seçtiklerim, elleriyle ürettiklerinin tadını çıkaracaklar.

    23Emek vermeyecekler boş yere,
    Felakete uğrayan çocuklar doğurmayacaklar.
    Çünkü kendileri de çocukları da
    RAB’bin kutsadığı soy olacak.
    (İşaya 65:21-23).

    Evet
    Sn.Merkur sanki cenneti anlatan bolum gibi burayi yazmis.
    Bu dunyada YASARKEN inananlara verilecek Lutuflar anlatiliyor.

    Daha iyi anlamak icin
    Hemen bir oncesini
    Yani 20’yi okuyalim
    Orada birkaç gün yaşayıp ölen bebekler olmayacak,
    Yaşını başını almadan kimse ölümü tatmayacak.
    Yüz yaşında ölen genç,
    Yüz yaşına basmayan kişi lanetli sayılacak.
    (İşaya 65:20)
    sn Merkur
    Bunlar cenneti/ahireti anlatsalar
    Ahirette 100 yasinda olenler olurmuydu?



    Bir ucuncusu:
    Sn.Merkur hiz kesmiyor ve,
    Kutsal Kitap, Tanrı’nın yeryüzünü sonsuza dek var olması için yarattığını söyler (Mezmur 104:5).
    Simdi
    Eski ahidi okuyalim.
    Yeryüzünü temeller üzerine kurdun,
    Asla sarsılmasın diye.
    (Mezmur 104:5).

    Kendi Kitaplarini bile tahrif etmekten kacinmayan
    Bir dinin temsilcisi sn.Merkur ve diger misyonerler.
    Sizin Tanrinin Kitabi olarak inandiginizi bile
    boyle tahrif ederken
    Nasil size inanmamizi beklersiniz?


    Ah!
    Yalanlarin misyoneri ah…

    Neyse simdilik bu kadari yeter!

  3. #3
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba

    Uzunca bir aradan sonra
    Yoklugumuzu firsat bilip
    Çok önemli bir şahsiyetsiniz yokluğunuz bizi çok üzdü yaww:))

    Egonuz tavan yapıyor inanın sizin yok olduğunuzu bilseydi o arkadaş mesaj yazmazdı..Kimsenin fırsatı kullandığı yok zaten sizin bizim aramızda yazıyor olmanız sizin açınızdan fırsat...

  4. #4
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Mesaj
    15
    Rep Gücü
    5
    İnsanlar cennete inanıyorlar. Yerini bilemeyiz diyorlar. Kabul, kitaplarda yazmıyorsa kendileri uyduracak değiller elbette. Peki cehennem nerede dersek, cevap yine aynı olur. Bunu ruh hakkında sorsak, cevap yine net olmaz. Bu tür konular hep bilinmezlik içindedirler.

    Peki hangi konular çok iyi bilinir? Bu konuda seçim yapmaya gerek yok. Binlerce din aliminin kendi dinlerine uygun olarak yazdıkları onbinlerce, hatta yüzbinlerce, belki de milyonları aşan kitapları ve benzeri yayınları vardır. Bunlar dinin binbir çeşit ayrıntılarını ele alırlar.

    Ama cennet ve cehennem konusu demek ki o kadar da önemli değilmiş ki, kitaplarda bu konuda fazla birşey söylenmemiş anlaşılan.

    O kadar önemsiz konularda bilgi çok, ama önemli konularda yok! Benim için de sorun yok, nasıl inanırlarsa inansınlar. İster ruhları nirvanaya gitsin, isterse başka bir yere. Ama bunları söyleyenler artık başkalarını biraz zor ikna edebiliyorlar ki, insanlara sorulduğunda cevaplar biraz yan çiziyor. Birçokları artık şöyle diyorlar:

    "Gidip te gelen var mı?"
    "Cennet de, cehennem de bu Dünya'da."

    Başkaları ise inanıyorlar. Onlar da şöyle cevap veriyorlar:

    Cennet nerede?

    "Bilemeyiz."

    Ruh nedir?

    "Bilemeyiz."

    Peki neyi biliriz?

    "Dini konularda ufak tefek birçok ayrıntıyı biliriz. Bol bol söylenceler biliriz."

  5. #5
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    162
    Rep Gücü
    40
    “CEHENNEM” sözcüğü zihninizde nasıl bir görüntü oluşturuyor? Cehennemi ateşle kükürtün yandığı, sonsuza dek işkence ve ıstırap çekilen gerçek bir yer olarak mı düşünüyorsunuz? Yoksa, cehennem bir durumun simgesi mi?


    Hıristiyan Âleminin din adamları, dayanılmaz işkencelerin yapıldığı alevler içinde bir cehennemi yüzyıllar boyunca günahkârların kesin yazgısı olarak gördü. Bu inanç başka birçok dinde de hâlâ yaygındır. U.S.News & World Report dergisinde şunlar belirtiliyor: “Hıristiyanlık cehennem sözcüğünü çok bilinen bir sözcük haline getirmiş olabilir, ancak bu öğreti yalnız onun tekelinde değildir. Ölümden sonra acı çektirerek cezalandırma tehdidinin, dünyadaki hemen hemen belli başlı tüm dinlerde ve bazı küçük dinsel gruplarda bir karşılığı vardır.” Hindular, Budacılar, Müslümanlar, Caynacılar ve Taocular bir şekilde bir cehennem inancına sahiptirler.


    Bununla birlikte, cehennem çağdaş düşüncede başka bir anlam kazanmıştır. Daha önce adı geçen dergide şunlar belirtiliyor: “Cehennemin alevler içinde bir yer olduğuyla ilgili geleneksel anlayışın hâlâ taraftarları olsa da, sonsuz cehennem azabının özellikle nahoş bir hücre cezası olduğuna ilişkin çağdaş görüşler ortaya çıkmakta ve bunlar, cehennemin aslında inanıldığı kadar sıcak olmayabileceğini ileri sürmektedir.”


    Cizvit dergisi La Civiltà Cattolica’da şunlar belirtildi: “Tanrı’nın, lanetlenmiş insanlara, cinler aracılığıyla ateşte yakmak gibi korkunç işkenceler yaptığını düşünmek . . . . yanıltıcıdır.” Ve devamen şunlar söyleniyor: “Cehennem vardır, fakat o bir yer değil, bir durumdur; Tanrı’dan ayrı olmanın acısını duyan kişinin durumudur.”

    Papa II. Jean Paul 1999’da şunları söyledi: “Cehennem bir yerden çok, tüm yaşamın ve sevincin kaynağı olan Tanrı’dan bilerek ve isteyerek tamamen ayrılanların durumunu ifade etmektedir.” Papa cehennemin alevler içinde bir yer olduğuyla ilgili tasvirler hakkında şunları belirtti:
    “Bunlar, Tanrısız yaşamın tam bir hüsran ve boşluk olduğunu gösteriyor.”

    Kilise tarihçisi Martin Marty, eğer papa, cehennemi “alevlerle ve kırmızı giysiler içinde elinde yabası olan bir iblis”le tasvir etseydi, “insanlar onu ciddiye almazdı” diyor.


    Başka dinsel teşkilatlarda da benzer değişiklikler olmaktadır. İngiltere Kilisesi’nin öğreti komisyonunun bir raporunda şunlar belirtiliyordu: “Cehennem sonsuz azap yeri değil, Tanrı’ya karşı koyan kişinin seçtiği yaşam tarzıdır; mutlak kararlılıkla seçilen bu yaşam tarzı Tanrı’ya öylesine karşı ve aykırıdır ki, sonu mutlak yok oluştur.”


    Amerika Birleşik Devletleri Episkopal Kilisesi’nin öğreti el kitabı (kateşizm), cehennemi “Tanrı’yı reddetmemizden kaynaklanan ebedi ölüm” olarak tanımlıyor.

    U.S.News & World Report dergisi giderek daha çok kişinin şu fikri desteklediğini belirtiyor: “Kötülerin sonu ebedi azap değil, yok olmaktır. . . . . [Bu kişiler] Tanrı’yı nihai olarak reddeden insanların cehennemin ‘yakıp yok eden ateşi’nde var olmama durumuna getirileceklerini iddia ediyorlar.”


    Günümüzde cehennemin kükürt ve alevler içinde yanan bir yer olduğuyla ilgili düşünüşü reddetme yönünde bir eğilim olmasına rağmen, birçok insan cehennemin gerçek anlamda bir azap yeri olduğu inancına bağlı kalmaya devam ediyor.

    Louisville’deki (Kentucky, ABD) Güney Baptist İlahiyat Fakültesinden Albert Mohler şunu söylüyor: “Kutsal Yazılar açıkça, cehennemin alevler içinde azap çekilen fiziki bir yer olduğunu söylüyor.”

    Ayrıca, Evanjelik İttifak Komisyonu tarafından hazırlanan The Nature of Hell başlıklı raporda şunlar belirtiliyor: “Cehennem, reddedilmeyi ve azabı bilinçli olarak yaşamaktır.” Ayrıca şunlar ekleniyor: “Dünyada işlenen günahların ciddiliğine bağlı olarak cehennemde çekilen cezanın ve azabın dereceleri vardır.”
    ....

    Mukaddes Kitabın cehennem hakkındaki görüşü:


    Tanım: Hıristiyan Âleminde ve diğer birçok dinde, cinlerin yaşadığı ve kötülerin öldükten sonra cezalandırıldığı öğretilen yer; çoğu dinde bu cezanın işkence yoluyla verildiğine inanılır. Bu, Kutsal Kitaba dayanan bir öğreti değildir. Birçok Kutsal Kitap çevirisi Yunanca gehenna sözcüğünün karşılığı olarak cehennem ifadesini kullanır. Ancak bu doğru bir çeviri değildir. Yunanca Kutsal Yazıların asıl metninde gehenna sözcüğü sonsuza dek yok olmanın simgesi olarak kullanılır.

    Kutsal Kitap ölülerin acı çektiğini mi gösterir?


    Vaiz 9:5, 10: “Yaşayanlar öleceklerinin farkındadır; ölüler ise hiçbir şeyin farkında değildir . . . . El attığın her işi var gücünle yap, çünkü gideceğin ölüler diyarında iş, tasarı, bilgi ve hikmet yoktur.” (Ölüler hiçbir şeyin farkında değilse acı çekmedikleri de açıktır.)


    Mezm. 146:4: “Onun ruhu çıkar, kendisi toprağa döner; ve bütün düşünceleri [“kuruntuları,” KM; “tasarıları,” YÇ] o gün biter.”


    Kutsal Kitap beden ölünce canın yaşamaya devam ettiğini mi gösterir?


    Hez. 18:4: “Günah işleyen can ölecektir.”


    “Bedenden ayrı, maddi olmayan, tamamen ruhi bir varlık anlamındaki ‘can’ kavramı . . . . Kutsal Kitapta bulunmaz” (La Parole de Dieu, Paris, 1960, Georges Auzou, Rouen İlahiyat Okulu Kutsal Metin profesörü, s. 128).


    “[İbranice Kutsal Yazılardaki] Nefeş’in . . . . bedenden ayrı yaşadığı asla düşünülemez. Yeni Ahitte Yunanca [psykhe] çoğu kez ‘can’ olarak tercüme edilmesine rağmen, onu Yunanlı filozofların kullandığı anlamda algılamamak gerekir. Bu sözcük genellikle ‘yaşam,’ ‘canlılık,’ bazen de kişinin ‘kendisi’ anlamına gelir” (Encyclopedia Americana, 1977, Cilt 25, s. 236).


    Kutsal Kitaba göre, ölen insanlar nereye gidiyor?


    Kutsal Kitap kötülerin cehenneme mi gittiğini söyler?


    Mezm. 9:17, YÇ: “Kötüler ölüler diyarına gidecek, Tanrı’yı unutan bütün uluslar. . . .”


    Kutsal Kitap ölen doğru kişilerin nereye gittiğini söyler?


    Eyüp 14:13, YÇ: “[Eyüp şöyle dua etmişti:] Keşke beni ölüler diyarına gizlesen, öfken geçinceye dek saklasan, bana bir süre versen de, beni sonra anımsasan.” (Eyüp’ün nasıl biri olduğu hakkında Tanrı şunları söylemişti: “Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınır” [Eyüp 1:8, YÇ].)


    Elçi. 2:25-27, YÇ: “O’nunla [İsa Mesih’le] ilgili olarak Davut şöyle der: . . . . ‘Çünkü sen canımı ölüler diyarına terk etmeyeceksin, kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.’” (Tanrı’nın İsa’yı kısa süreliğine bile bırakmayacağı yer, ölüler diyarıydı.)


    Ölüler diyarına giden biri oradan çıkabilir mi?


    Vah. 20:13, 14, YÇ: “Deniz kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri yaptıklarına göre yargılandı. Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı.” (O halde ölen kişiler ölüler diyarından çıkarılacak. Burada ölüler diyarının ateş gölüne atıldığı söyleniyor, dolayısıyla ölüler diyarıyla ateş gölünün aynı yer olmadığı açıktır.)


    Kutsal Kitapta cehennemden söz edildiği inanışı nereden kaynaklanıyor?


    “İlk Kutsal Kitap çevirmenlerinin İbranice Şeol, Yunanca Hades ve Gehenna sözcükleri için tekrar tekrar cehennem karşılığını kullanmaları büyük bir karışıklığa ve yanlış anlamaya neden olmuştur. Sonradan Kutsal Kitap çevirilerinin gözden geçirilmiş baskılarını hazırlayan çevirmenlerin bu sözcüklerin harf çevirilerini kullanması da bu karışıklığı ve yanlış yorumları düzeltmeye yetmedi” (The Encyclopedia Americana, 1942, Cilt XIV, s. 81).


    Çevirmenler özgün dildeki sözcükler için tutarlı karşılıklar kullanmak yerine kişisel inançlarının yaptıkları çeviriyi etkilemesine izin verdiler. Örneğin, Kutsal Kitabın en bilinen İngilizce çevirilerinde şeol sözcüğü “cehennem,” “mezar” ve “çukur” olarak, hades sözcüğü de “cehennem,” “mezar,” “ölüler diyarı” ve “öteki dünya” olarak çevrilmiştir; gehenna sözcüğü için de “cehennem” karşılığı kullanılmıştır. Bu farklı kullanımlar yüzünden özgün dillerdeki sözcüklerin anlamı belirsizleşmiştir.


    Kötüler için sonsuz bir azap söz konusu mu?


    Mat. 25:46, YÇ: “Bunlar sonsuz azaba [“sonsuz cezaya,” İÇÇ], doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.” (Burada “sonsuz azap” ya da “ceza” olarak çevrilen Yunanca sözcükle ilgili The Emphatic Diaglott şu dipnotu veriyor: “Kolasin . . . . kolazoo sözcüğünden türemiştir, anlamı: 1. Kesip atmak; bir ağacın dallarını kesmek, budamak. 2. Kısıtlamak, baskı yapmak. . . . . 3. Terbiye etmek, cezalandırmak. Bir bireyin toplumla ya da hayatla bağını kesmek veya onu kısıtlamak bir ceza olarak görülür; böylece sözcüğün mecaz anlamdaki üçüncü kullanımı ortaya çıkmıştır. Ancak, [ayetteki] cümlenin ikinci kısmıyla daha iyi bağdaştığından ve böylece karşıtlığın etkisi ve güzelliği korunduğundan, sözcüğün ilk anlamı benimsenmiştir. Doğru kişiler yaşama gidecekler, kötülerin ise hayatla bağı kesilecek, yani ölüme gidecekler [2. Sel. 1:9, 10’a bakın].”)


    Kutsal Kitapta kötülerin sonunun ne olacağından söz eden başka ayetler sonsuz bir azabın söz konusu olmadığını gösterir.


    2. Sel. 1:9, 10, YÇ: “Böyleleri Rab’bin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma [“ebedi helak,” KM] cezasına çarptırılacaklar.”


    Yahd. 7, YÇ: “Sodom, Gomora ve çevrelerindeki kentler de benzer biçimde kendilerini fuhuş ve sapıklığa teslim ettiler. Sonsuza dek ateşte yanma cezasını çeken bu kentler ders alınacak birer örnektir.” (Sodom ve Gomorra’yı yok eden alevler binlerce yıl önce söndü. Fakat o ateşin etkisi kalıcı oldu, çünkü bu şehirler bir daha inşa edilmedi. Bununla birlikte Tanrı’nın hükmü yalnızca bu kentleri değil, içinde yaşayanları da kapsıyordu. Onların başına gelenler uyarıcı bir örnektir. İsa Luka 17:29’da onların ‘yok edildiğini’ söyler, Yahuda 7 ayeti de bu yok oluşun kalıcı olduğunu gösterir.)


    Vahiy kitabında geçen, ‘sonsuza dek sürecek işkence’ sözlerinin anlamı nedir?


    Vah. 14:9-11; 20:10, YÇ: “Bir kimse canavara ve heykeline taparsa, alnına ya da eline canavarın işaretini koydurursa, Tanrı gazabının kâsesinde saf olarak hazırlanmış Tanrı öfkesinin şarabından içecektir. Böylelerine kutsal meleklerin ve Kuzu’nun önünde ateş ve kükürtle işkence edilecek. Çektikleri işkencenin [Yunanca basanismou] dumanı sonsuzlara dek tütecek. Canavara ve heykeline tapıp onun adının işaretini alanlar gece gündüz rahat yüzü görmeyecekler.” “Onları saptıran İblis ise canavarla sahte peygamberin de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldı. Gece gündüz, sonsuzlara dek işkence çekeceklerdir.”


    Bu ayetlerde ne tür bir işkenceye değiniliyor? Vahiy 11:10’da (İÇÇ) “Bu iki peygamber yeryüzünde yaşayanlar için işkenceydi” denilmesi dikkate değer. İki peygamberin duyurduğu mesajla, yeryüzünde yaşayanların kötülüklerini utanç verici şekilde ortaya sermesi onlar için bir işkenceydi. Vahiy 14:9-11 (YÇ) “canavara ve heykeline” tapanlara “ateş ve kükürtle işkence” edileceğini söyler. Bu sözler ölümden sonra bilinçli bir durumda çekilen işkenceye değiniyor olamaz, çünkü “ölüler hiçbir şey bilmiyor” (Vaiz 9:5, YÇ). O halde insanlar yaşarken böyle bir işkence çekmelerine yol açan neydi? Tanrı’nın kullarının duyurduğu mesajdı; bu mesaj “canavara ve heykeline” tapanları “ateş ve kükürt gölü” ile simgelenen ikinci ölümün beklediğini bildiriyordu. Yıkımları kalıcı olacağı ve hiç unutulmayacağı için, onları yok eden ateşin dumanı sonsuza dek tütecekti. Peki Vahiy 20:10 (YÇ) ayetindeki İblis’in ‘ateş ve kükürt gölünde sonsuzlara dek işkence çekeceği’ ifadesi ne anlama gelir? Vahiy 21:8 (YÇ) ‘kükürtle yanan ateş gölünün’ “ikinci ölüm” olduğunu açıkça söyler. Dolayısıyla İblis’in orada sonsuza dek işkence çekmesi, onun için artık bir kurtuluşun olmayacağını gösterir; orada sonsuza dek tutulacak, yani ebediyen ölü kalacak. İşkence sözcüğünün (Yunanca basanos sözcüğünden gelen) bu kullanımı Matta 18:34’teki kullanımını hatırlatır; Yeni Dünya Çevirisi’nde olduğu gibi başka birçok çeviride de (RS, AT, ED) orada aynı sözcük için ‘zindancılar’ ifadesi kullanılmıştır.


    İncil kayıtlarında geçen “cehennem ateşi” ifadesinin anlamı nedir?


    Bazı Kutsal Kitap çevirilerinde “cehennem” olarak ifade edilen gehenna sözcüğü Yunanca Kutsal Yazılarda toplam 12 kez geçer. Bunlardan beşinde ateşle bağlantılı olan geennan tou pyros ifadesi “cehennem ateşi” olarak tercüme edilmiştir.


    Sözcüğün tarihsel kökeni: Gehenna, Yeruşalim surları dışındaki Hinnom Vadisi’ydi. Burası bir dönem s. 82putlara tapınılan ve çocukların kurban edildiği bir yerdi. İlk yüzyılda Hinnom Vadisi Yeruşalim’in pisliğinin yakıldığı bir çöplük yeriydi. Hayvan leşleri yakılmak üzere oraya atılırdı, ayrıca ateşin sürmesi için kükürt kullanılırdı. Mezara gömülmeye layık görülmeyen idam edilmiş suçluların cesetleri de Gehenna’ya atılırdı. İsa Matta 5:29, 30’da insanın “bütün bedeninin” Hinnom Vadisi’ne atılmasından söz etti. Leşler ve cesetler ateşin içine düşerse yanıp kül olurlardı, ama derin yamaçtaki bir çıkıntının üzerine düşüp kalırlarsa solucan veya kurtçuklar bu kokuşan cesetleri sarardı (Mar. 9:47, 48). İnsanlar Gehenna’ya diri diri atılmazdı; dolayısıyla orası insanların bilinçli durumda işkence çektiği bir yer değildi.


    İsa Matta 10:28’de (KM) kendisini dinleyenleri şöyle uyarmıştı: “Cehennemde (“Hinnom Vadisinde,” YD) hem bedeni, hem canı helâk etmeğe kudreti olandan korkun.” Acaba ne demek istedi? İsa burada Hinnom Vadisi’nin alevleriyle yapılacak bir işkenceden söz etmiyor, “Hem bedeni, hem canı helâk etmeğe kudreti olandan korkun” diyor. İsa ‘canın’ ayrıca ‘helâk edilmesinden’ söz ederek, insanın yaşamla ilgili tüm ümidini Tanrı’nın yok edebileceğini vurguladı; bu, o kişi için dirilme ümidinin kalmaması demekti. Sonuç olarak, “cehennem ateşi” ifadesi Vahiy 21:8’deki yok oluş anlamına gelen ‘ateş gölü,’ yani “ikinci ölüm” ile aynı anlamdadır.


    Kutsal Kitaba göre günahın cezası nedir?


    Rom. 6:23: “Günahın ödediği ücret ölümdür.”


    İnsan öldükten sonra da günahlarının cezasını çeker mi?


    Rom. 6:7: “Ölen kişi günahından beraat etmiştir.”


    Kötülerin sonsuza dek azap çekmesi Tanrı’nın kişiliğiyle bağdaşır mı?


    Yer. 7:31: “[Sapkın Yahudiler] Oğullarını ve kızlarını ateşte yakmak üzere Hinnomoğlu Vadisindeki Tofet’te yüksek yerler yaptılar. Ben böyle bir şey emretmedim, s. 83yüreğimden bile geçirmedim.” (Tanrı böyle bir şeyi asla yüreğinden geçirmediyse, bundan çok daha kapsamlı bir işkenceyi de şüphesiz düşünmez ve yapmaz.)


    Örnek: İşlediği bir suç yüzünden çocuğunun elini ateşe tutup yakan bir anne veya baba düşünebilir misiniz? “Tanrı sevgidir” (1. Yuhn. 4:8). Sağlıklı düşünen bir anne babanın yapmayacağı bir şeyi O yapar mı? Bu kesinlikle mümkün değil!


    İsa zengin adam ve Lazar hakkındaki sözleriyle kötülerin öldükten sonra azap çekeceğini mi öğretti?


    Luka 16:19-31’deki kayıt gerçek olarak mı yoksa yalnızca bir mecaz olarak mı anlaşılmalı? Bir Kutsal Kitap çevirisinin dipnotunda bu kaydın “gerçek kişilere değinmeyen, öykü tarzında bir mesel” olduğu söyleniyor (The Jerusalem Bible). Bu kayıt gerçekse Tanrı’nın onayına sahip kişilerin hepsinin İbrahim’in yanında olması gerekir; ayrıca parmak ucundaki bir damla suyun ölüler diyarının alevlerinde buhar olup gitmeden orada azap çeken birini rahatlatabileceğini kabul etmek gerekir. Bu size mantıklı geliyor mu? Bu kayıt gerçekse Kutsal Kitabın diğer kısımlarıyla çelişir. Ve eğer Kutsal Kitap kendi içinde çelişseydi gerçeği seven insanlar imanlarını ona dayandırmak ister miydi? Elbette Kutsal Kitap kendi içinde çelişmez.


    Bu mesel ne anlama geliyor? “Zengin adam” Ferisileri temsil ediyordu (14. ayete bakın). Dilenci Lazar ise Ferisiler tarafından hor görülen fakat tövbe edip İsa’nın takipçisi olan sıradan Yahudileri temsil ediyordu (Matta 21:31, 32; Luka 18:11; Yuhanna 7:49’a bakın). Onların ölümleri de simgeseldi ve durumlarındaki değişikliği gösteriyordu. Böylece, bir zamanlar hor görülenler Tanrı’nın onayını kazandı, bir zamanlar Tanrı’nın onayına sahip olduğu düşünülenler ise O’nun tarafından reddedildi. Onlar, hor gördükleri kişilerin bildirdiği hüküm mesajı nedeniyle azap çekiyorlardı (Elçi. 5:33; 7:54).


    Cehennem öğretisinin kökeni nedir?


    Eski Babil ve Asur inanışında “öteki dünya . . . . çok güçlü ve zalim tanrıların ve cinlerin yönetimindeki korkunç bir yer olarak betimleniyordu” (The Religion of Babylonia and Assyria, Boston, 1898, Morris Jastrow, Jr., s. 581). “Asur-Babilliler’inde cehennem göz korkutucu ifritlerin [kötü cinlerin] ve canavarların bulunduğu bir yer olarak değerlendiriliyordu” (Mezopotamya Mitolojisi Sözlüğü, Jeremy Black, Anthony Green, Aram Yayıncılık, Ekim 2003, s. 171). Hıristiyan Âleminin inandığı ateşli cehennem kavramının ilk örnekleri eski Mısır dininde bulunur (The Book of the Dead, New Hyde Park, N.Y., 1960, E. A. Wallis Budge’ın yazdığı girişle, s. 144, 149, 151, 153, 161). Başlangıcı MÖ 6. yüzyıla uzanan Budizm inancında da zamanla sıcak ve soğuk cehennem kavramları yer aldı (The Encyclopedia Americana, 1977, Cilt 14, s. 68). İtalya’da Katolik Kilisesinde bulunan cehennem betimlemelerinin kökeni Etrüsklere kadar uzanır (La civiltà etrusca, Milano, 1979, Werner Keller, s. 389).


    Aslında Tanrı’ya hakaret olan bu öğretinin kökleri çok daha eskiye uzanır. İşkence yeri olan bir cehenneme dair şeytani kavramlar Tanrı’ya atılan iftiralardır ve en büyük iftiracıdan (İblis, “İftiracı” anlamına gelir) kaynaklanır; İsa Mesih onu “yalanın babası” diye adlandırmıştı (Yuhn. 8:44).

  6. #6
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Jun 2013
    Mesaj
    7
    Rep Gücü
    5
    bu fünyanın acılarını gördükçe cehennemin nasıl bir olduğu fikri daha da uzaklaşıyor...

  7. #7
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    162
    Rep Gücü
    40
    Doğru söylüyorsunuz sevgili gezigözü, bu dünyada yeterince acı ve üzüntü var, cehennem öğretisi sevgi dolu bir yaratıcıyla hiç bağdaşmıyor. Hiçbir anne baba çocuğunun işlediği bir suça karşılık ona acımasızca terbiye vermeye çalışmaz, işkence yaparak onu cezalandırmaz. Yaratıcının da insanları sonsuz işkence yeri olan cehennemde cezalandıracak olması akıl ve mantıkla en önemlisi sevgiyle hiç bağdaşmıyor, bu fikir Tanrı'ya atılmış bir iftiradır, böyle bir şey asla olmayacak, içiniz ve kafanız rahat olsun.Bunu Kutsal Kitap ayetlerinde açıkça görebilirsiniz. Kötü insanlara verilecek en büyük ceza onları sonsuza dek cennet bir dünyada yaşamaktan mahrum bırakmak olacak, Tanrının belirlediği günden sonra geçilecek olan yeni dünyada sadece iyiler yaşayacak, Tanrı tüm kötü insanların ve kötülüklerin kökünü kazıyacak. Sevgiyle kalın...

Benzer Konular

  1. Yeteneğe göre almak, ihtiyaca göre vermek
    SOSYALİST Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 23
    Son mesaj: 22-11-2012, 09:35 AM
  2. Şeytan Bu Kitaba Çok Kızacak
    ashenarşi Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-06-2010, 10:07 PM
  3. Yorum: 0
    Son mesaj: 07-06-2010, 06:27 PM
  4. Hangi kitaba itibar edilir?
    nefisetülilm Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 26-12-2009, 07:00 AM
  5. kutsal su
    hayatyolunda55 Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-09-2007, 11:34 PM
Yukarı Çık