Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 Toplam: 6
  1. #1
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesaj
    1
    Rep Gücü
    6

    Mevlevizm öğretileri hakkında.


    7-A’raf-54:
    Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a kurulan, geceyi,kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. ÂlemlerinRabbi olan Allah’ın şanı yücedir.


    Ah celalettin madem öyle sen de göründüğün gibi olaydın ya. Niye evliyalık yaptın şirk ile? Uzak olsunlar. mevlevilik , teslimiyettendir diyerek İslamdan(teslimiyetten) beslenenler.

    Yani derler ki mevlevilik te Allah'ın sistemindendir derler biz Müslümanız/İslamız derler ise. (Kitapta da olması lazım o zaman...)

    2-Bakara-286:
    (…)Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.


    ayetini gösteririm. Ben Allah’tan başkasına teslim olmam.

    Görüldüğü üzere Mevlâ Allah’ın sıfatıdır, bunu bir kula yakıştırmak yanlıştır, tıpkı Bedi gibi.

    İsteyen videoları izleyebilir, görsellik sizlere daha net izlenim kazandıracaktır, olan biteni daha iyi gözlemleyebilirsiniz belki kimlere hizmet, secde edildiğini görürsünüz.

    Mevlana Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı, Abdülhamit Çakmut’un anlatımıdır.

    mevlana kimdir? Mevlana kimdir? - UZMANTV

    muhammed celalettin 1250 yılında, bugünkü Afganistan sınırları içinde bulunan borasan bölgesindeki ber… şehrinde dünyaya gelmiştir. Asıl ismi muhammed celalettin dir. mevlana ve rumi isimleri daha sonra verilmiştir. mevlana Mevla’ya ait olan demektir. Rumi ise batılıların ona takmış oldukları bir lakaptır yani Anadolulu demektir. Babası ..lar sultanı sultan .. efendi annesi ise Mümine hatundur. O dönemin karışıklıkları sebebiyle, aile hz. mevlana 9 yaşındayken çok büyük zorluklarla anadoluya göç etmiştir hz. mevlana’nın İslam ve tasavvufta yeni çok önemlidir. tasavvuf, insan sanatıdır. hz. mevlananın babasının söylemiş olduğu bir söz vardır “Ben Kur’anın bendesi, Hz. Muhammed’in ayağının tozuyum.” Der, yani mevlana ve mevlevilik , Kur’anın dışında ve İslamın dışında bir şey değildir. Zaten Kuranın temelinde, insan vardır hz. mevlanayı incelediğimizde de baştan aşağı insana hizmet, kendisine hedef ve ideal edinmiştir.
    Babası sırf bir söz söyledi diye, Allah’ı bırakıp kuluna mı hizmet edeceğiz yani? Zaten Kuranın temeli önemlidir değil mi bir tek diğer ayetler hiç önemli değil düşüncesi bilmediğimiz şeyin ardı sıra gitmek olur. Bunlarda tıpkı Hintlerin insan tanrı anlayışı gibi tasavvufu kullanarak ilah birdir ilkesini bölmüşlerdir ki başkalarının sözlerine iman ediyor, o ritüellere uyuyor üstüne bir de yalancılık ediyorlar.

    Mevleviliğin nasıl bir felefesi vardır? Mevleviliğin nasıl bir felsefesi vardır? - UZMANTV

    Mevleviliğin temel felsefesi insandır. Zaten Kur’an-ı Kerimde de tüm insanlık, tüm alem insanlığın emrindedir. Hz. mevlana da İslamın hoşgörüsünü aldığına göre, mevleviliğin özü tamamen insana hizmet eder insan derken, dili, dini, ırkı, milleti, teninin rengi ve cinsiyeti ne olursa olsun bütün insanlar eş ve eşittir. Eş ve eşit olan bu insanların her birisi evrendeki en değerli varlıktır. Bütün mesele bu değerli varlığa, İslâmın ve hz. mevlana’nın çizmiş olduğu sanat ve edebiyatla bezenen insanın hizmet etmesi, insanları katagorilere ayırmadan bütün insanlığa aynı mesafede yaklaşarak onu sevgiyle kucaklamasıdır.

    86-Tarık-13:
    Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırd eden bir sözdür.
    8-Enfal-22:
    Muhakkak ki Allâh indînde canlıların en şerrlisi, aklını kullanmayan (taklitle yaşayan) sağırlar ve dilsizlerdir.


    Kuran ayetleri bile bile gizleyenler işte bunlardır, hem bilirler hem de uygulamazlar gizlerler. İşlerine geleni kullanırlar.

    Mevlevilik nedir? Mevlevilik nedir? - UZMANTV

    Mevlevilik mevlana’nın yolundan giden insanların kurmuş olduğu bir tarikattır. mevleviliğin hizmet ettiği alan baştan sona kadar insandır. hz. mevlana döneminde, yaşadığı dönemde mevlevilik denen bir tarikat yoktu. hz. mevlana öldükten sonra oğlu sultan veled efendi tarafından kurulmuş ve mevlevilik bu günkü sistematik hale getirilmiştir.Hz. mevlana ve ailesi büyük bir göç neticesinde ülkemizde ilk önce Karaman’a sonra Konya’ya yerleşmiştir. mevlevilik orada kök salmış, bütün dünyaya sekizyüzyılı aşkın bir zamandır insanı, insan sevgisini ve hoşgörüyü aşılamaya devam etmektedir. Mevlevilik bir bakıma, bir gönül, fikir ve sanat hareketidirde. İslâm’ın o güzel hoşgörüsüne, sanatı, edebi, edebiyatı katarak insan Allahına, sevgiliye kendine şi’ar edilir.

    Şi’ar[Arapça]: Şifre, simge, ülkü(amaç).
    H.z. : Yüceltme, yanında olsun .. (tasavvuf terimi olduğu söylenir)
    Mevlana: Mevlamız, efendimiz demektir. (artık kimin için diyorsanız)

    Dinin anlamı sistem/düzen demektir, burada mevlevilik herkesin giriş yapabileceği bir sistem olarak tanıtılmaktadır. Yani imandan sonra inkara davet eder. Allah’a boyun eğmiş iken (Müslümanken), ona teslim (İslam) olmuşken der ki ne olursan ol gel ne olursa olsun maksat hizmet, kime hizmet ? derseniz görürsünüz ki bu İslam (Allah’a teslimiyet) değil çünkü Allah’ın kitabı eksik değildir, kitapta yok içinde bir sürü aykırı durumlar var örümcek ağı gibi bir inanış elbette yalan söyleyenler cezasını çekerceklerdir.


    Mevlevilikte nasıl kurallar var? Mevlevilikte nasıl kurallar var? - UZMANTV

    Mevlevilik aynı zamanda birer kurallar zinciridir. Bugün hayatta olan, hz. mevlananın birinci kuşak kolunu faruk emrençelebinin başkanlığında tüm mevleviler insanlığa hizmet etmeye devam etmektedirler. Çelebi ailesi, post makamıdır oğulların görevlendirilmiş olduğu mevleviliğin en üst kademesinde insan sert arif dediğimiz dedeefendi, bu sert ariften sonra yine hz. mevlanının torunlarının görev vermiş olduğu hakikatten mevleviliği bilen, yaşayan, bilgili görgülü insanların seçildiği bir de dedeefendiler vardır, dedeefendiler aynı zamanda sama ayinlerini de idare ederler aynı zamanda mevleviliğe gönül veren insanlar günümüzde dedefendilerin edep ve fiziki terbiyesinden geçerler. mevlevilikte sofra adabı çok önemlidir, o devirde yerde sofralar kurulur, bir kabın içinden yemek yenir, bir can su isteyecekse bir lokma ekmeği sağ omzu üzerine götürerek hiç konuşmadan sofraya hizmet eden arkadaşlarına ben su istiyorum der su geldiği zaman da diğer canlar yemek yemezler yani arkadaşlarından bir lokma yemek fazla yememek adına hep birbirlerine saygıyla eğilirler ve sofrada kullanılan bütün malzemeler, tabak vesaire belli edilmeden görüşme dediğimiz belli etmeden öperek yani bardak, tabak, çanak vesaire bana hizmet ediyorsun sana müteşekkirim ifadesiyle can bulur.

    10-Yunus-59:
    De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”


    Allah’ın sisteminin üzerine sistem oluşturulmaya çalışılmış albenili hale getirmek için çelişitli şekillerde süslenmiştir. Tıpkı Kuran gibi ayetler birbirine bağlanmış hocalar sistematik bir şekilde dizilmiş ve insanlar sömürülmektedir.

    6-En’am-93:
    Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!


    Nasıl mevlevi olunur? Nasıl Mevlevi olunur? - UZMANTV

    Mevlevilikte kişinin benden çıkıp biz olması gerekmektedir. Ben olan adam bir damladır biz olan insan ise deryadır. Mevleviliğin işine giren insanlar ilk etapta mahbap dediğimiz mutfakta önce çiğ olarak pişerler, daha sonra da onların ruhu pişirilir yani mevlana ve mevlevilikte yemek kültürü çok önemlidir.Yemek kültürünün yanındada o çiğ pişmişlerin yani bize gıda olan, bizi ayakta tutan şeylerin yanına, bu ayakta tutan maddelere bizim mânâmız ruhumuz katılır ve insan o sanat yoğunluğu içinde ömür boyu pişer. mevlevilikte önemli olan bir şey daha vardır, gönül çilesi çekilmelidir. Mevleviye gelen insan ilk başvuran insana muhip denir yani sevene denir ilgi duyana denir buna muhip denir.muhip olan kişi kırk gün çilehaneye girer bu çilehane kendi vücuduna zarar vermek adına değil, nefsi ve ruhu terbiyet etmek adınadır. Hz mevlana’nın fikirlerine, gönül veren onu seven bütün insan bu yola girebilirler. Bunun çözümü nedir? Dedeefendi dediğimiz dedeefendilere başvurmak, dedeefendinin tekbirini yani sikkesini tekbirlemesiyle, mevliğiliği olduğunu ifade eden bir hal alır. Ondan sonra, terbiye başlar sema eğitimi başlar, sema eğitimiyle birlikte gönül terbiyesi başlar çünkü semazen niçin döndüğünü bilmeli, niçin var olduğunu bilmeli ve insanlığa sevgiyle, saygıyla, sanatla nasıl hizmet edeceğinin şuru içinde olmalıdır.

    Elbette bunlar Kuranda olmadığı için lazım değil hatırlatmak en iyisi öyle aylak aylak bakışlar atıp salakça bir hüzün oluşturayım suratımda ki insanlar etkilensinler bunu söylediğimde.

    Mevlevilerin yaşantısı nasıldır? Mevlevilerin yaşantısı nasıldır? - UZMANTV

    Mevlevilik öğretisinde, insanlar eş ve eşittir. Dini, ırkı, mezhebi, teninin rengi, cinsiyeti ne olursa olsun bütün insanları eş tutmak, onlara saygı duymak, onları sevmek duyumundadırlar zaten Kur’an-ı Kerim’in birinci ayetinde ifade etmiyor mu Yüce Rabbimiz? Biz, El hamdu lillâhi rabbil âlemîn yani âlemlerin Rabbiyim demiyor mu? mevleviler de bunu kendilerine ideal edinmiştir yani Allah diyebilirdi ki El hamdu lillâhi rabbil müslimîn yani Müslümanların Rabbiyim hayır öyle bir şey dememiştir. Böyle söyleyince, Allah’a inanan-inanmayan milleti ne olursa olsun, Yüce Rabbim yarattığı her şeyi bizim için çok önemlidir onu saygıyla, sevgiyle kucaklamak durumundayız, ona hizmet etmeyi kendimize ideal edinmek durumundayız.

    Ayeti yorumlama da geldi ya tamam şimdi Kuran’a uyacaksanız madem?

    39- Zümer-3:
    İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.

    Demek ki, işe geldiğinde o çene çalışır.

    Mevlevilikte çile: Mevlevilikte "çile" ne anlama gelir? - UZMANTV

    Mevlevilikte çile, önemlidir. Ben mevleviliğe baş vurmak istiyorum, olurum diyen canlar-dervişler kırk gün mevlevihânede dışarı hiç çıkmadan gönül terbiyesine, nefs terbiyesine girerler. Orada kazancı dedenin, ahçı dedenin yemeğiyle, fikirleriyle pişerler kırk gün sonra insan-ı kamilliğe adım atmış vaziyette mevlevihaneden çıkıp, hayatlarına devam ederler. Yine Dede efendiler 1001 gece çile çıkarırlar çiledeki kasıt insanın vücuduna zarar verilmesi değil, insan ruhunun insan nefsinin terbiye edilmesi ve dünya nimetlerinden kendini alıkoyarak, nefsine sahip olmasıdır.

    Artık kime ibadet ediyorlarsa onlara bu ibadetleri ve ön hazırlıkları da onlara o önermiştir. Demek ki mevlevilik sistemini/dinini oluşturanlar İslam(Allah’a teslimiyet) başlığı altında din sömürüsü yapacaklarmış.

    50-Kâf-26:
    “Allah ile beraber, başka bir ilâh edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!”
    50-Kâf-27:
    Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”
    72-Cin-18:
    “Şüphesiz mescitler, Allah’ındır. O hâlde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.”


    (Onlara secde edip, boyun eğip, karşılarında divan durmayın.) Görüntülere dikkatli bakınız.

    3-Al’i İmran-28:
    Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz.Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır.


    Mevlevilikte müziğin yeri nedir? Mevlevilikte müziğin yeri nedir? - UZMANTV

    Musiki mevlevilikte çok önemlidir kısacası musiki ve edebiyat insanı olgunlaştıran, güzelleştiren, içindeki büyük tozları döken, madde ve manâsını engelleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. mevleviliğin temel musiki eletlerinden birisi malumunuz ney’i dir.
    Ney (müzik aleti) insandır. Ney, anayurdundan koparılmış ve kamışından çıkarılmış, insanın elinde şekil alarak böğrü denilerek yedi tane delik açılmış, güneşin altında kurutularak, o sulak tatlı şekerler içinde olan yerleri çıkmış ve insanın elinde can almıştır. İnsanda böyledir, bizlerde anne karnında dünyaya gelip, dünyada bir çok şeyler içinde mücadele etmekteyiz bütün mesele, niçin doğduğumuzun? niçin var olduğumuzun? ve nereye gideceğimizin şuuru içinde davranmak, ona göre yaşamaktır. mevlevilikte musiki ve edebiyat çok önemlidir, geçmiş tarihteki bütün Türk musikisinin dehâları mevlevi dedeleridir, bunların bestelemiş oldukları ayin-i şerifler musiki eşliğinde icra edilir, musiki heyetine mutrıp denir. mutrıptaki görev alan seslendirmelere ayinhan denir. Bu insanların, ayinleri eşliğinde semazenler bir yolculuğa çıkarlar.

    17-İsra-46:
    Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da (ibadete lâyık ilâh olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.


    Yani Allah’ı durmaksızın övüp, Kurana uydukça daralırlar ve kabullenmezler.

    47-Muhammed-3:
    Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.
    93-Duha-11:
    Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.
    40-Mü’min-67:
    O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra “alaka”dan4 yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.


    Adamın doğum ile ilgili bilgi vermediği dikkatimi çekti, tartı ile şirk veriyor zerre ile de doğru yol. Kirli ile pisi karıştırıyor.

    2-Bakara-159:
    İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lânet eder, hem de bütün lânet etme konumunda olanlar lânet eder.


    Onlara öğreti yapan kişiler resmen beyinlerini yıkamakta (40 gün+) ve onlardan doğru yolu gizlemekteler. Oysa yaptıkları İslam düşmanlığı ağızlarından taşmaktadır. Oradaki insanların hizmet anlayışı nerelere varabilir, sınırlarını siz düşünün ve bu İslam camisı için bir tehdidtir bence Allah uyarmıştır bizleri.

    3-Al’i İmran-79:
    Allah’ın, kendisine Kitab’ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun.”


    Mümkün mü hiç? Hürmet edilecek bir çok kademe oluşturulmuş buna müsade etmeyeceklerdir. Allah’ın zikrinden yüz çevirenlere bir çok şeytan musallat olmuştur ona göz açtırmazlar, çabalarlar.


    4-Nisa-88:
    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    4-Nisa-89:
    Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.

    48-Fetih-9:
    Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik.)

    58-Mücadele-20:
    Allah’a ve peygamberine düşman olanlar var ya, işte onlar en aşağı kimselerin arasındadırlar.


    Adına İslamiyet (Allah’a teslimiyet), Müslümanlık (Allah’a kulluk) dememelidirler, iftira etmemelidirler. O yüzden onları dost edinmemeliyiz. Onlardan gerçeği gizleyenlere, gizli ritüellerini levellere ayıranlara (böylece suyu yavaşça ısıtanlara da) herkes lanet edecektir, haklarından cehennem gelecektir bu beyaz giymiş fırıldakların kafir ve müşrik olanlarının (yani hepsinin). Yazacak çok şey var ama gözlem yeterli olacaktır, bunların sürgün edilmesi lazım biz Müslümanız, İslamız dedikleri sürece tehlikedirler, insanları bataklarına çekerler bunları duyurmalıyız.

    Dikkatinizi çekerim : Site adresi verdim videolar kendi sitesinde , Müslümanlık (Allah’a kulluk) > İslamiyet (Teslimiyet) Dini (Sistemi) bölümünde yer almaktadır. Yani bu videoyu siteye yerleştirenler ne yaptıklarını bilmiyorlar?
    Bence derhal bunu diğer inançlar katagorisine taşımaları ya da böyle bir katagori uydurvermeleridir pek zor gelmeyecektir tahminimce.

    İslam caimasının meclisini eşcinsellik hastalığına bağlı sorunlarının temellerini atanlardır bunlar bozguncuların ta kendileridirler.

    kynk: diniyazilar.com

  2. #2
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Mesaj
    22
    Rep Gücü
    0
    Klasik, vahabiler.. Kendileri dışında, her mezhep, fırka ve cemaat; hâşâ batıl/sapık.. hatta kafirdir..

    Yazının tam***** sabredemedim.. Çünkü, İslama ait tarihi bir kişilik ve fırka baştan kafir ilan edilmiş, kanıt olarak da "Mevlâ" kelimesinin sadece Allah'a ait olduğu söylenmiş.. Heyhat..

    Halbuki, "Mevlâ" (efendi, yönetici, koruyucu, hidayet edici vs..) sadece Allah'a has değildir.. "Velî" kelimesinden türemiştir ki; örneğin, kendi kararını verecek oldunluğa erişmemiş kişilere, mesla bir öğrenciye "Velin kim?" dediğimizde "Allah'tır.." demez.. Kendi üzerinde, "velayet" yani yönetim-idare-yönlendirme hakkı bulunan babasını, annesini veya başka bir büyüğünü gösterir..

    Kur'an'daki şu ayet "Mevla"mız kimlerdir gösterir bize; "Şüphesiz, sizin velileriniz (mevlanız) önce Allah, sonra Peygamberi ve iman eden, namaz kılan ve rüku ederken secde eden Mü'minlerdir.." Maide; 55

    Yani, Allah Mevlamızdır.. Bunun yanında Peygamber de Mevlamızıdr.. Ayette geçen, "iman edip namaz kılan, rüku halindeyken secde eden mü'minlerden kasıt Hz Ali'dir.." Çünkü, namazdayken, rüku halinde bir dilenciye yüzüğünü vermiştir.. Hakeza..

    Peygamberimiz Hadisinde de "Ben kimin Mevlasıysam.. Ali de onun Mevlasıdır.." buyuruyor.. Hatta, bu hadisten sonra, Hz Ömer, Hz Ali'yi tebrik etmiş, ve "Ey Ali.. Ne mutlu sana!.. Sen sabahladığında da, akşmladığında da her mü'minin Mevlasısın.." buyurmuş..

    Dolayısıyla, Ehl-i Beyt, de bizim Mevlamızdır.. Yani, İnsanlar Mevlâ olabiliyor.. Ki, Celaleddin Rumi'yi de dönemindeki insanlar Mevla olarak görmüşler.. İşlerinde, ona müracaat etmişler.. Bunda ne sakınca vardır?

    Şu kitabı muhakkak okuyalım, ve "Mevlâ" kimler öğrelim.. Ki, inşallah bu şekilde, aşırılık bizi yoldan çıkarmamış olur: "Vela ve Velayet Üzerine"

  3. #3
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Mesaj
    22
    Rep Gücü
    0
    ve, İslamın (Sünnilik/Ehl-i Sünnet, Şiilik/Şia/Alevilik, Sufilik/Tasavvuf, Nurculuk vs.) herhangi bir mezhebi, mektebi ya da meşrebini yalan yanlış bilgilerle, "Diğer Dinler" konusuna almanız hayret vericidir.. Konunun, İslam'da tasavvuf bölümüne taşınmasını istiyorum.. Saygılarımla

  4. #4
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    May 2012
    Nerden
    ksk
    Mesaj
    95
    Rep Gücü
    159
    Okumadan yada okuduğunu anlamadan sadece kulaktan dolma bilgiler ile kendine sal yapıp denize açılanlar bu yolda boğulur.
    -Mevlânâ Celâleddin Rûmi dostlarının katıldığı özel toplantılar düzenler, tasavvufi ve dini sohbetler yapar, şiir söyler, zikrederek sema ederdi.

    * insanlığa hizmet etmek;
    * başkalarına her zaman iyi ve güzel davranışın örneği olmak;
    * aklı iyi kullanmak, hikmet sahibi olmak;
    * dindar olmak;
    * içini her zaman temiz tutmak; (nefsine hakim olmak)
    * bilim edinmek, bilgili olmak;
    * alçakgönüllü, sabırlı, güler yüzlü ve hoşgörülü olmak;

    mevleviliğin temellerinden sadece bir kaçı. Siz bunlardan hangisini dinimize ters görüyorsunuz? hangisi yanlış? zaten bunlar doğru insan olmanın gerektirdikleri değilmidir? Eğer at gözlükleri ile bakarsanız bu hayata okuduğunuzdan da hiç birşey anlamazsınız....

    "Ey İnsan! Heybeti görmek için Arş'a bak; genişliği görmek için Kürsî'ye bak; yazıyı görmek için Levh'e bak; yüksekliği görmek için göklere bak; bilgiyi görmek için kalplere bak; Aşkı görmek için bilgiye bak; ve Sevgili'yi görmek için Aşk'a bak.." Saygılarımla...
    beni ben yapan zaten ne bu beden ne de bu tin , beni ben yapan birtek ona olan sevgim ....

  5. #5
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim dostlarım;

    tartıştığımız, konuştuğumuz şeyleri;

    sırf inandığımız bildiğimiz şeyleri putlaştırmak, yüceltmek için değil, inancımızın doğruluğu yada yanlışlığını aramak içinde değil,
    bakış açılarımızı birbirimizin gözünden de görerek empati yaparak sohbetimize devam edersek, ancak o vakit egolarımızdan arınmış bir halde doğruya doğru yol alarak hepimizin içini güneş gibi ısıtan ulu Allahımızın birleştirici kudretini üzerimizde hissedebilir el birliği ile yürüyebiliriz. aksi taktirde atalarımızın gitmiş olduğu yolun çok doğru olduğunu savunacak kimse yoktur herhalde içerimizde. çünkü geçmişte ulu Allahın bilgisini harfini kelamını kullanarak hep bölünme, aşırı yüceleme veya birbirini fikirinden dolayı alçaltma ile bozguna uğrayanlardan küçük bir örnekte biz teşkil ederiz. birbirimizi çürütüp verilen emeğe haksızlık etmeden kendi dünyalarımızdan ayrı ayrı ama tek bir yöne, ulu Allaha doğru açılan o gül kokulu yollara bakışlarımız ile eşlik edersek, islamın taşıdığı evrensel ve bütün zamanlara hitap eden HUMANİZM anlayışını insanlık ilmini yaşatmış ve icra etmiş oluruz.

    kim hangi pencereden bakarsa baksın hepimizin yönü ulu Allaha ise bu fikire saygı duyarak birbirimizin fikirleri önünde çok rica ederim saygı ile eğilelim. hatta yolunu şaşırıp gözünü dünya hayatına diken kimseye bile bu saygıyı taşıdığı ulu Allahın nurunun hatırına sevgi ile gösterelim. bu bizim islam anlayışımıza çok yakışır doğrusu. ulu Allahımızı, sevgili muhammedimiz'i, isamızı ve tüm peygamberlerimiz ile ulu meleklerimizi çok memnun eder. buna inanın, güvenin. onların isteği bundan fazlası değildiki zaten. saygı sevgi hoşgörü anlayış.

    bu sohbet çok güzel başlamış umarım bir ego saldırısı olmadanda devam eder. çünkü şeytan birlik ve beraberlik içinde olanları sevmez bozgunculuğu ego ile çıkartır. onu görür görmez tanıyacağınıza ve gülüp geçeceğinize hiç kuşkum yoktur artık. o kimi zaman bir dindarın nefsinde zuhur eder kimi zaman bir bilim adamının kimi zamanda hiç ummadığınız bir kimsenin. ulu Allah'ın şanı yücedir ve bu ego yenilecektir yakın zamanda yer yüzünde.
    Konu tansxx tarafından (05-06-2012 Saat 07:59 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  6. #6
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    May 2012
    Nerden
    ksk
    Mesaj
    95
    Rep Gücü
    159
    Amaç tabiki de kimseyi kırmak, küçümsemek yada gücendirmek değildir. Amaç eğer ortada bir yanlış bilgi varsa bunu düzeltmek dediğiniz gibi doğru yolda birleşmektir.
    beni ben yapan zaten ne bu beden ne de bu tin , beni ben yapan birtek ona olan sevgim ....

Benzer Konular

  1. Kıbrıs hakkında
    mopsy Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 16-09-2011, 10:30 PM
  2. yapıştırıcılar hakkında
    orkuorkun Tarafından Kimya Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-07-2010, 12:31 AM
  3. Don Juan Öğretileri
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-07-2010, 12:04 AM
  4. Yolculuk (Don Juan Öğretileri)
    mopsy Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-06-2010, 08:44 PM
  5. ABS hakkında
    YukseLL Tarafından Oto teknik servis Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 30-03-2009, 02:15 AM
Yukarı Çık