Merhaba



Amerikan Evanjelizmi ve İsrail Arasındaki Kutsal İttifak


ABD ve İsrail arasındaki derin siyasi, kültürel ve dini ilişkiyi anlamak; hem ABD’nin Ortadoğu politikasını daha doğru analiz etmek için hem de ABD ve İsrail dostluğunun dünü, bugünü ve geleceğinin idraki için önemi haiz bir konudur.

İsrail, her yıl ABD’den her bir İsrailli için 500 dolar değerinde yaklaşık olarak 3 milyar dolar yardım almakta ve bu rakam ABD dış yardım bütçesinin neredeyse beşte birine tekabül etmektedir. Üstelik İsrail bu yardımları tek seferde alarak faizini işletirken, diğer ülkeler 4 taksit üzerinden yardım almaktadır.

Çoğu zaman ise İsrail’in yardım olarak aldığı bu paraları ABD’nin onay vermediği Batı Şeria’da yerleşim yerlerinin kurulması gibi amaçlar için kullandığı da bilinmektedir.

Ayrıca ABD’nin İsrail’e yönelik siyasi desteği NATO bünyesindeki istihbaratın paylaşımıyla devam etmektedir. Bir diğer önemli nokta da ABD’nin İsrail’e verdiği diplomatik destektir. 1982’den günümüze İsrail’i eleştiren 32 BM Güvenlik Konseyi kararını veto ederken, tüm Güvenlik Konseyi üyelerinin toplamda verdiği veto sayısı ise çok daha az sayıdadır.

İsrail, Soğuk Savaş süresince ABD için Ortadoğu’da bir uydu rolü oynayarak Sovyetlerin bölgedeki yayılmasını kontrol etmesini sağlamış; öte yandan ise Arap ülkelerinden hem ABD hem de Batı için sarsıcı petrol ambargolarının uygulanmasına sebep olmuştur.

ABD-İsrail ilişkilerinin sorgulanmayışı ve ABD’ye verdiği ekonomik ve siyasi zarar 1990’lardan sonra da olan hızıyla devam etmiştir. İsrail’in uzlaşmaz ve barıştan uzak tavırları karşısında ABD’nin uluslararası kamuoyunu şaşırtan desteği, Arap ve İslam aleminde ABD karşıtlığını yükseltmiştir.

İsrail ile sarsılmaz ilişkisi ABD’yi hem Arap-İslam aleminde hem de tüm uluslararası kamuoyunda zor durumda bırakırken; İsrail sadık bir müttefik olmaktan ziyade pragmatist politikalarını her fırsatta göstermektedir. Peki bu derin ilişkinin ve tabiri caizse dış politikadaki kader birliğinin arkasındaki gerçek nedir?

ABD’deki Yeni Muhafazakâr kanat ve Yahudi cemaati ile yakın ilişkileri olan Protestan Evanjelistlere göre İsrail zayıf ve etrafı düşmanlarla çevrili bir ülke olduğundan ve yıllar öncesinde Yahudi halkına karşı işlenen suçlardan dolayı mağdur olduklarından özel bir muameleyi hak ediyor ve bir takım yanlışları ise görmezden geliniyordur.

Amerika’da İsrail’in tartışılması, Amerikalıları İsrail’e verdikleri desteğin seviyesini sorgulamaya sevk edeceğinden hem basın hem think thanklar hem de kongreyi etkileyen bazı kurumlar gündemi yönlendirmek için çalışmaktadırlar.

Akademi ve basın çevrelerinde sıkça kaleme alınan Yeni Muhafazakârların yanı sıra varlığı, amaçları ve İsrail ile ilişkileri sorgulanmayan bir diğer önemli Amerikan cemaati ise Evanjelistlerdir. Zira bu derin ilişkiyi anlamak, ABD-İsrail arasındaki derin ilişkileri sadece petrol, uluslararası ilişkiler ve İran karşıtlığı üzerinden okuma alışkanlığının da önüne geçecektir.

Evanjelizm; Martin Luther’in Protestanlığı ile başlamış, Püritenler ile büyümüş, Jimmy Carter, Ronald Reagan ve Baba Bush ile genişlemiş, G. Bush ile 11 Eylül sonrasında ise küresel bir güç olmuştur.

Evanjelizm; Yunanca müjde ve asıl gerçek anla mina gelen, kutsal kitaba yönelmek, dönmek manalarını da içeren, Hıristiyan terminolojisinde liberal Protestanlar ve Baptistler hariç tüm Protestanları ifade etmek için kullanılmaktadır.

Hıristiyan Siyonizmi olan Evanjelizmin kökenleri 17.yüzyıl İngilteresi’ndeki Katolik Kilisesi’ni ve kralı tanımayan Püritenlere kadar uzanır. Mesih İsa’nın Tanrı’nın dünya üzerindeki krallığının başına geçeceğine inanan Püritenler, Amerika’nın keşfi ve Avrupa’da gördükler baskı politikaları sonucu “Yeni Dünya” olarak adlandırdıkları Amerika’ya göç etmişlerdir.

Kendilerini, İsa Mesih'in geri dönüşüne uygun ortamı hazırlamak için Tanrı tarafından seçilmiş bir grup olarak kabul eden Evanjelistlere göre Amerika onların vaadedilmiş topraklarıdır. Amerika’da 100 milyonun üzerinde nüfusu olan bu grup, Ortadoğu’da Mesih’in gelmesi ile yaşanacak savaşı ve ardından kazanılacak zaferi hızlandırmak ve gerçekleştirmek için İsrail ile yakın dini, kültürel ve siyasi ilişkiler içerisinde bulunmaktadır.

İnanışlarına göre; Mesih’in iyilerin ordusunun başında Deccal’e karşı bugünkü İsrail’deki Megiddo tepesinde, Armageddon’da kazanacağı zaferde Evangelistlerin yardımı sonucu hem Evanjelistlerin ruhları öldüklerinde cennete yükseltilecek hem de Yahudilerle birlikte dünyanın iktidarını ele geçireceklerdir.

Evanjelistler, klasik Hıristiyan inancından farklı olarak Yahudilerle birçok ortak inancı paylaşırken; Eski Ahit ve Kitabı Mukaddes’ten kehanet ettikleri kıyamet öncesi yedi aşamaya odaklanmaktadır. Yahudilerin Filistin’e geri dönmesi, Büyük İsrail’in kurulması, İncil’in tüm dünyaya vaaz edilmesi, İsa Mesih’in ikinci kez dünyaya gelmesi, Yedi Yıl savaşı ve sonrası felaket dönemi, Armageddon Savaşı…

Evanjelistlerin Yeni Muhafazakarlar ile iç içe bir yapısı vardır ve birçok ABD başkanı ve üst düzey bürokrat, akademisyen ve kanaat önderi de bu inanıştan gelmektedir. Jimmy Carter, Ronald Reagan, G.H. Bush, Bill Clinton ve G. Bush bu isimlerden sadece en önemlileridir.

Evanjelistler düşüncelerini yaymak için birçok kamu diplomasisi metodunu kullanmaktadır. Küresel bilgi çağında milyarlarca bilgi ve haberi insanlara tasnif eden ve gündemi belirleyen gücün, iktidarı da belirlediği bir sistemde; kamu diplomasisinin geleneksel diplomasiden avantajlarını bilen EvanJelistler, dünya çapında birçok güçlü televizyon, gazete, internet sitesi, video oyunu, sinema filmi ve kitaplarıyla hem uluslararası kamuoyunu yönlendirebilmekte hem de ABD-İsrail ile ilişkilerinin sorgulanmasını engellemektedir.

bekiraydogann_@hotmail.com
Amerikan Evanjelizmi ve İsrail Arasındaki Kutsal İttifak (Bölüm 1)