Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10

Allah kullarını "imtihan" eder mi?

Din ve İnanç Kategorisinde ve Diger Dinler Forumunda Bulunan Allah kullarını "imtihan" eder mi? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Merhaba, Farzedelim Alt katınıza bir çift taşındı ve bu çitfin 4 yaşında oğulları var. İyi komşuluk adına "Hayırlı uğurlu olsuna" ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    62
    Rep Gücü
    183

    Allah kullarını "imtihan" eder mi?

    Merhaba,

    Farzedelim Alt katınıza bir çift taşındı ve bu çitfin 4 yaşında oğulları var. İyi komşuluk adına "Hayırlı uğurlu olsuna" gidiyorsunuz ve bu ziyaret sonrası, bu yeni komşularınızdan oldukça memnun kalıyorsunuz yani ilk izlenim 'çok iyi insanlar' oldukları yönünde.

    Birkaç gün sonra, bu kattan çocuk çığlıkları yükselmeye başlıyor. Annenin babanın bağırmaları arasında ağlayan bir çocuk sesi...

    Kulak kabartıp, içinizden " Ufaklık çok büyük bir yaramazlık yapmış ve cezalandırılmış olmalı" diyorsunuz.

    Zamanla bu çift, mahallenin en sevilen insanları haline geliyor, kibar olmaları, cömert olmaları, yardımsever olmaları herkesin taktirini kazanmalarını sağlıyor...

    Ancak huzursuzsunuz çünkü sık sık ana babanın bağırmaları arasında, o 4 yaşındaki minik çocuğun acı acı çığlık sesleri gelmeye devam ediyor...

    Ne yapardınız?

    Herhalde duyarlı davranıp çocuğun neden bu kadar ağladığını sormaya giderdiniz, öyle değil mi?

    Vicdanınızı dinleyip, gidiyorsunuz, kapılarını çalıyorsunuz, Anne tüm sevecenliğiyle size kapıyı açıyor ancak kadının az ilerisinde gördükleriniz sizi dehşete düşürüyor: çocukcağız koridorda kan revan içinde boylu boyunca yerde yatıyor!
    Kendinizi toparlıyorsunuz ve rencide etmemeye özen göstererek endişelerinizi dile getiriyorsunuz ama ana ve baba, yüzlerinde Sevgi dolu bir ifadeyle şöyle karşılık veriyor:
    "Aşk olsun, boşu boşuna Endişelenmişsiniz! O bizim evladımız, o BiZiM sayemizde dünyaya geldi dolayısıyla onun üzerinde HAK SAHiBiYiZ ve bu nedenle de içimizden nasıl geliyorsa ona karşı öyle davranıyoruz. Biliyor musunuz aslında, ana babası olarak onu DENiYORUZ, İMTİHAN EDİYORUZ!
    Onu bazen dövüyoruz, cezalandırıyoruz, bazen açlıkla sınıyoruz, bazen soğukta balkonda bekletiyoruz ki hastalansın vs... Ama daha henüz 4 yaşında, önünde daha uzun yıllar var, daha kötü muamelelere maruz kalacağı uzun yıllar var önünde!
    Aslında bu yaptıklarımız onun iyiliği için: Ona bize sevgisini, itaatini gösterme fırsatı sunuyoruz ve eğer tüm bu kötü muamelelerimize rağmen bizleri sevmeye, saymaya, itaat etmeye devam ederse, büyüyünce Kendisine harika imkanlar sunacağız: Kışlık ve yazlık olmak üzere evler, güzel arabalar alacağız ve bunların yanında tüm geçimini de sağlayacağız!
    Ama ÖNCE, Bu denemelerden başarıyla çıkmalı, herşey bizim istediğimiz şekilde sonuçlanmalı! "

    Böyle bir yanıt karşısında ne tepki verirdiniz?

    "Demek "imtihan" amaçlıydı, gerçekten Harikasınız! Siz onun Ana babasısınız, onu hayata getiren, besleyen sizlersiniz, çocuğunuza istediğiniz gibi muamele edebilirsiniz elbet, döversiniz de, aç da bırakırsınız, gerekirse işkence de yaparsınız, bu sizin en doğal hakkınız nasıl olsa!
    Ama itiraf etmeliyim ki çok duygulandım, demek bu denemelerden başarıyla çıkarsa ona harika bir gelecek sunacaksınız, ne kadar şanslı bir çocuk, harika bir ailede dünyaya gelmiş..."

    Deyip, gönül rahatlığıyla evinize mi dönerdiniz yoksa
    en kısa zamanda polise haber verip, çocuğu bu sağlıksız ana babanın elinden kurtarmak için girişimlerde mi bulunurdunuz?

    Herhalde bu son yola başvururdunuz öyle değil mi?

    Bu olayı başka bir boyuttan ele alalım...

    Peki bizler de bu 4 yaşındaki çocuğun durumuna benzer bir durumda değil miyiz? YÜCE Allah'ın yanında 4 yaşındaki bir çocuk gibi değil miyiz?
    Kaldı ki gerçekten 4 yaşında olan çocuklar hatta bebekler de minicik ve "sabi" olmalarına rağmen en muhtaç oldukları zamanlarda yetim veya öksüz kalabiliyorlar en son örneğini Van depreminde yaşadık, kör doğabiliyorlar, kan kanseri yani Lösemi gibi korkunç hastalıklarla boğuşuyorlar, cinsel istismara uğruyorlar ve daha birçok korkunç olaylara maruz kalıyorlar hatta hayatlarını kaybediyorlar!..

    Haydi biz büyükler aklı baliğ olanlarız, günah işleyebiliyoruz o nedenle "imtihana" tabiyiz peki bu "sabi" miniklerin ne kabahatleri var?
    Allah onları koruyamaz mı, bu olumsuzlukları yaşamalarını engelleyemez mi? Görünen o ki, minicik yavrular da bir nevi "İmtihandalar"...

    Şimdi kendimize soralım:
    Dünyamız bir imtihan yeri olarak tasarlandıysa ve Allah da, Kullarını çeşitli acılarla sınıyorsa, yukarıdaki örnekte anlatılan ana babadan ne farkı kalır?

    Şayet imtihan ediyorsa, sebebi nedir? Neden "imtihan ediyor?" Buna gerçekten ihtiyacı var mı?

    "O" zaten herşeyi gören, herşeyi bilen değil midir?
    Zihinlerimizi, Yürekleri okuyamıyor mu? Ona hangi olaylarda sadık kalıp kalmayacağımızı önceden bilemez mi, öngöremez mi?
    İlla ki sevdiklerimizi elimizden mi almalı, sakat doğmamızı mı sağlamalı, deprem sel gibi doğal afetlerle mi sınamalı, "Kendisini" sevip sevmediğimizi saptaması için türlü belalar mı getirmeli başımıza!

    Yine soruyorum eğer Allah insanları ACI olaylarla imtihan ediyorsa, böyle bir DENEME dünyasındaysak, "Onun" bu örnekteki Ana babadan ne farkı kalır?

    Ama değer değil mi tüm bu belaları, bu hastalık, doğal afetleri, sorgulamadan göğüslemeye! Nasıl olsa dedelerimiz, ana babalarımız bunlara inandıysa bir bildikleri vardır, nasıl olsa sadık kalırsak Allah bizleri örnekteki sevgi dolu(!) ana baba gibi sonradan ödüllendirecek: bize ileride Cennet verecek!

    Ben de bu şekilde büyütüldüm İslam olarak yani Teslim olandım, insanların başına acı olaylar gelince "Allah neden yardım etmedi?" gibi sorular gelirdi aklıma ama bu konuyu hiç düşünmemek en iyisiydi, çünkü bunları düşünmemeliydim, günahtı, Allah katiyetle sorgulanamazdı, ben de sorgulamadım, taki benden 1 yaş büyük Kuzenimi feci bir kazada kaybettiğim o güne kadar...

    19 yaşındaydı, sülalenin sevgilisiydi, 1 hafta sonra askere gideceği için işinden ayrılmıştı, o son "sivil" haftasını ailesiyle, arkadaşlarıyla geçirecekti, İzmir'inin tadını çıkaracaktı... Bir pazar sabahı, Foça ya gitmek üzere arkadaşıyla birlikte erkenden yola çıktılar, amaç hem babaanneyi ziyaret etmek hem de denize girmek ama o, Foça'yı bir daha hiç göremedi... Çanakkale otobüsü onların motoruna çarpmış ve arkada oturan kuzenimi metrelerce sürüklemiş, orada can vermiş dayı oğlum...
    Evde müzik dinliyorum, telefon çaldı, açtım "Okan kaza geçirmiş ama önemli bir şey yokmuş, işin yoksa Babaanneye gelsene..."
    Nasıl gittiğimi hatırlamıyorum, eve yaklaşınca anladım ki telefon eden akrabam bana yalan söylemiş...
    Yere boylu boyunca yatırmışlar, üzerini beyaz örtüyle örtmüşler, göbek hizasında büyük bir bıçak, cansız beden şişmesin diye konmuş... Etrafı akrabalarıyla, arkadaşlarıyla dolu, herkes ağlıyor, bayılanlar var... 18 yaşındayım ve ilk defa yaşıyorum ölümü ama kabullenemiyorum, çok şakacıydı Okan, örtüyü üzerinden atıp "Nasıl kandırdım ama!" diyeceği anı bekliyorum, ama o hiç kalkmadı! Uzun bir zaman sonra yanına gidip yapmamam gereken bir şey yaptım, örtüyü kaldırdım: Asfaltta sürüklendiği için yüzü, dişleri, vücudu zıparalanmış, deri yok... Dehşete kapıldım, örtüyü hemen örtüp yerime hemen oturdum, o görüntü gözümün önünden gitmiyor...Saatler geçiyor, yavaş yavaş kendime geliyorum...Dışarıya çıktım, avluda imamı görünce hemen yanına gittim ve "O çok iyi bir insandı, çok gençti, bu şekilde ölmeyi haketmek için ne yapmış olmalı? Neden öldü, neden?" diye sordum... "Takdiri İlahi, yiyeceği ekmek bu kadarmış, alın yazısı" deyince "Peki Kim yazdı bu korkunç yazıyı alnına, yiyeceği ekmek bu kadarmış madem, kim kesti rızkını?" diye sorunca İmam yanıt veremedi, onun yerine ben verdim: "Allah değil midir alınlara yazan, ne zaman nasıl öleceğimizi belirleyen? Neden bu şekilde ölmesine izin verdi?" diye tekrar sordum ama tatmin edecek hiç bir yanıt alamadım... Evden ağlayarak uzaklaştım ve yalnız kalacağım bir yere gittim, Gökyüzüne bakarak "O" na hitaben konuştum, içimi döktüm ve "O" nunla olan tüm ilişkilerimi sona erdirdim...
    O gün benim için Din konusunda bir dönüm noktası oldu ve o günden sonra hep sorguladım ve "bana, seviklerime, insanlara "İMTİHAN ETME " bahanesiyle acı olaylar yaşatan bir Tanrı nasıl Sevgi dolu olabilir mi?" diye sıkça sordum kendime!

    İnsanlığın asırlardır yaşadığı bu acıları normal karşılayıp, "bu dünya İMTİHAN yeridir, olur böyle şeyler" desturunu DERİN düşününce, bu alışılmış cümle bana çok garip geldi:Sana acı çektiren, sevdiklerini, sağlığını elinden alan birini sevmek, tapınmak hiç mantıklı, sağlıklı gelmedi bana, Bu durum aslında "STOKHOLM SENDROMU" vakasından başka birşey değil!

    Tekrar yazımın başındaki örneğe dönecek olursak...

    Eğer anlatılan ana babanın oğullarına reva gördükleri muameleyi "YANLIŞ" buluyorsanız, o halde "HAYIR ve ŞER ALLAHTANDIR" demeyi bırakın çünkü kendinizle çelişiyor olursunuz!

    39 yaşındayım ve yıllar boyunca süren Kutsal Yazı araştırmalarımın sonucunda şu gerçeklerin biz insanlara çok açık bir şekilde anlatıldığını gördüm:

    Tanrı şu anda dünyada yaşayan hiçkimseyi acı olaylarla iMTiHAN ETMEZ, Acı çektirmez, ölmesine neden olmaz aynı şekilde ölen insalara da acı çektirmez, ateşli fırınlarda yakarak, irinli sular içirerek işkence etmez!
    YARATICIMIZ bu korkunç şeyleri yapamaz çünkü O "SEVGi" DOLUDUR, elbette "HAYIR" ONDANDIR" ama "ŞER" kesinlikle O'NDAN DEĞiLDiR, olamaz da çünkü "O" Kutsaldır, Kutsallığın olduğu yerde ŞERRİN yani kötülüğün zerresi olamaz!

    Art niyet elbette yok ama Bizlere öğretilmeyen, bilmediğimiz o kadar çok şey var ki o nedenle ilk adım olarak Yaratıcımıza kendimizi en iyi ifade ettiğimiz dilde "O"na Kendisini bize buldurması için durmadan dua edip, rehberliğini, yardımını dilemeliyiz... Dualarımız kesinlikle karşılıksız kalmayacaktır ve "Kapısını" bizlere açacaktır çünkü "O" bunları taahhüt ediyor:

    "Dilemeye devam edin, size verilecektir;
    Aramaya devam edin, bulacaksınız;
    Kapıyı çalmaya devam edin, size açılacaktır.
    Çünkü dileyen herkes alır,
    arayan herkes bulur ve kapıyı çalan herkese kapı açılır
    "

    (Mukkades Kitap)

    Önyargılı okuyucuların, Önyargısız olmaları dileğiyle,
    Hoşçakalın...
    Konu YESHUA tarafından (01-11-2011 Saat 10:46 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2011
    Nerden
    Ankara
    Yaş
    46
    Mesaj
    79
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    35
    Tekrar yazımın başındaki örneğe dönecek olursak, Eğer anlatılan ana babanin oğullarina reva gördükleri muameleyi "YANLIŞ" buluyorsanız, o halde "HAYIR ve ŞER ALLAHTANDIR" demeyin çünkü kendinizle çelişiyor olursunuz!
    NİSA SURESİ
    78. Onlara bir iyilik isabet ettiğinde, "Bu, Allah katındandır!" derler. Ama kendilerine bir kötülük dokunduğunda, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi, Allah katındandır." Şu topluluğa ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!

    79. İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir.

    Hayır da şer de Allah’tandır
    Fakat
    Şer insana; nefsinin kazanmış olduklarının karşılığı olarak Allah’tan ulaşır…

    İmtihan; sorumluluk taşıyabilecek yaşta olan insanlara uygulanır...
    Çocuğun anne-babası çocuğun sahibi değillerdir; çocuk onlar için bir emanettir ve anne baba çocuk ile imtihan edilirler. Ve çocuğa karşı olan davranışlarından hesaba çekilirler…

    İnanan bir insan, kendi çocuğuna Allah’ın emrettiği ölçülerde davranır.

    ENFAL SURESİ
    28. Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihan aracıdır

    Dünyamız da bir imtihan yeri olarak tasarlandıysa ve Allah da, "Kullarını çeşitli acılarla sınıyorsa, yukarıdaki örnekte anlatılan ana babadan ne farkı kalır?
    Anne babaya hesap soracak olan elbette vardır; peki Allah’a hesap soracak kim var?

    TEVRAT/DANİEL-BÖLÜM.4
    35. Dünyada yaşayanlar bir hiç sayılır. O gökteki güçlere de dünyada yaşayanlara da Dilediğini yapar. O`nun elini durduracak, O`na, “Ne yapıyorsun?” diyecek kimse yoktur.

    TEVRAT/YEŞAYA–45
    9. Kendine biçim verenle çekişenin vay haline! Kil, topraktan yapılmış çömlek parçası, Kendisine biçim verene, “Ne yapıyorsun? Yarattığın nesnenin tutacağı yok” diyebilir mi?


    Verdiğiniz örnekteki bu tür muameleye maruz kalan 4 yaşındaki çocuk;

    Reenkarnasyon ölçülerine göre imtihan için dünyaya gönderilmiş bir insan olamaz; daha önceki hayatlarında kötülükler yapmış; hem bu dünyada hem de ahirette cezalandırılmayı hak etmiş kalbi mühürlü birisi olabilir..

    Bu durumda iki olasılık vardır…
    1- Çocuk, reenkarnasyon ölçüleri dahilinde kâfir olarak dünyaya gelmiştir ve imtihan halinde olan anne-baba için bir imtihan aracı olmuştur. Anne baba da çocuğa davranışlarından dolayı imtihanı kaybetmişlerdir.

    KEHF SURESİ
    80. "Oğlan çocuğa gelince: Onun anası-babası inanmış kişilerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk."

    2- Hem anne baba hem de çocuk reenkarnasyon ölçüleri dahilinde önceki hayatlarında kötülükler yaparak kalpleri mühürlenmiş ve kafir olarak dünyaya gelmişlerdir; bu durumda hem anne baba hem de çocuk ceza ve rezillik yaşıyorlardır.

    Bu durum; imtihan halinde olan insanlar için hem bir örnek hem de imtihan için bir araçtır…

    ENAM SURESİ
    137- Aynen bunun gibi, müşriklerden birçoğuna, Allah'a ortak koştukları kişiler, öz evlatlarını öldürmeyi güzel göstermiştir ki, hem onları yok etsinler hem de dinlerini onlar aleyhine karmakarışık hale getirsinler. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, düzdükleri iftiralarla baş başa bırak.
    Konu kıyamet tarafından (01-11-2011 Saat 07:21 AM ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    "Allah değil midir alınlara yazan, ne zaman nasıl öleceğimizi belirleyen? Neden bu şekilde ölmesine izin verdi?" diye tekrar sordum ama tatmin edecek hiç bir yanıt alamadım...
    Sn.YESHUA , siz ANILARINIZI yazarken neyi yazarsınız....Yaşadıklarınızı mı , yaşayacaklarınızı mı...!

    Sağlıcakla kalınız...

  4. #4
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2011
    Nerden
    Ankara
    Yaş
    46
    Mesaj
    79
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    35
    Başlığa ait soru şu şekilde de sorulabilir!
    Allah yeryüzüne; imtihanları bitmiş, cehennemlik oldukları kesin olan kalpleri mühürlü insanlar gönderir mi?

    Reenkarnasyon sistemi ölçülerine göre, imtihanları bitmiş kalpleri mühürlü insanların yeryüzünü gönderilme nedenleri..

    1.Kendilerine ait süreyi tamamlasınlar diye

    MÜMİN SURESİ
    67. O O'dur ki; sizi önce topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan yarattı. Sonra sizi bebek olarak annelerinizin karnından çıkarıyor, sonra güçlü çağınıza ulaşasınız ve nihayet ihtiyarlar olasınız diye sizi yaşatıyor. İçinizden bir kısmı daha önce vefat ettiriliyor. Tüm bunlar, belirlenen bir süreye ulaşasınız ve aklınızı işletesiniz diyedir.

    2.Daha çok günah işlesinler diye

    ALİ İMRAN SURESİ
    178- Küfre sapanlar, onlara süre tanımamızın kendileri için hayırlı olduğunu asla düşünmesinler. Onlara, biraz daha günah işlesinler diye süre veriyoruz. Yere geçirecek bir azap var onlar için.

    3.Ceza ve rezillik yaşasınlar diye

    BAKARA SURESİ
    114. Böyleleri için dünyada bir rezillik vardır. Âhirette ise bunlara çok büyük bir azap öngörülmüştür.

    4.İmtihan halindeki diğer insanlara araç olsunlar diye

    MUHAMMET SURESİ
    4. Küfre batmışlarla burun buruna geldiğinizde, boyunlar vurulur. Nihayet onları bastırıp sindirdiğinizde, antlaşma bağını sıkı bağlayın. Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir. Nihayet, harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, onlardan öc alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek için böyledir. Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla göz ardı edilmeyecektir.

    Kuran ve Tevrat’ta var olan reenkarnasyon sistemi fark edilmediği sürece; Allah’ın insanlara karşı adaletli -insanların hak ettiği gibi- davrandığının anlaşılması imkânsızdır…

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye alone - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nerden
    ankara
    Yaş
    38
    Mesaj
    592
    Rep Gücü
    18453
    bu nasıl bir yazı nasıl bir saçma paylaşım nasıl bir kıyaslama çok basite indirgenmiş yorum bile yapamıyorum...

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Tüm geçmiş ve geleceğin OL denildiğinde olduğu düşünülürse,
    bu imtihan saçmalığı KURTARICILARIN uydurmasıdır.

  7. #7
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tüm geçmiş ve geleceğin OL denildiğinde olduğu düşünülürse,
    bu imtihan saçmalığı KURTARICILARIN uydurmasıdır.
    Merhaba,

    Sevgili SOSYALİST...Aslında " OL " diğer taraftan " ÖL " demektir...Her doğan ÖLÜR...Bizde MEKATRONİK teki " I ( İnput ) - 0 ( Output ) " ,ya da PNÖMATİKTE kullanılan " VE-YA VALFİ " gibidir...Aynı düğme ile hem kapıyı açarsın , hem kapatırsın...Örnek : Belediye Otobüs Kapıları..:))) Yani hem " OL " durur , hem de " ÖL " dürürsün...Haytımızda küçücük de olsa örnekleri var...İşte bu yüzdendir ki zaten " BİG-BANG ve BİG CRUNCH " teorisi ırtaya çıkar...Hayatımızdaki her çıkışın bir de inişi olduğu gibi...

    OL ( düğmeye birinci basış ) ile ÖL ( düğmeye ikinci basış ) arasında kendi belirleyemeyeceklerinin dışındaki TÜM DAVRANIŞLARDAN insan kendi sorumludur...Çok basitçe , ister Zenci olsun ister Beyaz KATİL olup olmaması kendi sorumluluğunda - ister Müslüman olsun ister Yahudi DÜRÜST olup düzenbaz olması kendi sorumluluğundadır...Bunların da bir bedeli vardır , iyi davranışların da , kötü davranışların da....

    Bunun adına İMTİHAN mı dersiniz veya başka bir tanımlama mı getirirsiniz o ayrı...Ama NE EKİLİRSE O BİÇİLİR...

    Sağlıcakla kalınız...

  8. #8
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    62
    Rep Gücü
    183
    Merhaba "bursalı68",

    Anılarımı yazarken, elbette yaşadıklarımı yazarım, neden sordunuz?

    Hoşçakalın...

  9. #9
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Sn.YESHUA , teşekkür ediyorum , tahmin ettiğim ve gayet doğal olan yanıtı verdiniz...Konuyu biraz daha detaylandırayım ki anlaşılması kolay olsun...

    Örneğin ATOM = 1 gr diyelim kabaca...İçerisindeki;

    ELEKTRON = 1 gr
    PROTON = 1 gr
    NÖTRON = 1 gr...

    İyi ama içerisinde toplam 3 gr taşıyan ATOM niçin hala daha 1 GRAM....?

    Başka bir , gözle görülen , belki de aramızda mesleği icabı çok net bilenler vardır bu örneği...

    Eski tip Eksantrik Presler vardır...C TİPİ...

    Bu eksantrik presin tonajı diyelim ki 80 TON ( 80.000 kg )...Yani her vuruşta 80 Ton vuruyor demektir...Ve bu presler binanın tabanına / zeminine oturtulur...Peki bu pres her 80 Ton vuruşunda yere de 80 tonluk bir etki de bulunur...?

    Hemen ilk mesajımda sorduğum ve sizin de yanıtladığınız soruya geleyim...Anılarınızı yazdınız ve diyelim ki " OYNADINIZ "...Siz ne yaptınız KADERİNİZİ mi oynadınız...Yani OLMUŞ OLANI / YAŞANMIŞ OLANI mı oynadınız , yoksa yaşamadığınızı mı...??? Yaşadığınızı oynadınız değil mi...

    Biraz daha açayım...Elimizde 3 saatlik bir filmi , hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan 1 sn yede seyretmemizi sağlayan bir programımız var...! 3 saatlik filmi başlatıyorsunuz ve içinde yer alıyorsunuz...Sizinle birlikte olanlar da 3 saatlik filmde sizinle birlikte yaşıyor...Peki bu 3 saatlik filmi 1 sn de izleyen karakterlerin 3 saat boyunca neler " YAPTIKLARINI " yazdığında , aslında gerçekten yaptıklarını mı , yoksa yapacaklarını mı yazmıştır...Film içerisindeki siz hatara , kazara , yanlış bir şey yapmış olsanız bunu 1 sn de izleyenin SUÇU ne kadardır...? Bir ip ucu...:

    YAPTIKLARI = YAPACAKLARI....değişmez...!!!

    Buna da KADER denebilir mi...? Denemez mi...? Denebilir ise nedeni , denemez ise nedeni...? Nedir sizce...

    Sağlıcakla kalınız...

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesaj
    138
    Rep Gücü
    855
    Bir tanrı var ise neden imtihan etmesin ki onu anlayamıyorum... Siz tanrının ne yapabileceğine karar veremezsiniz ki ^_^
    Sizin sevgi dolu tanrınızı, sevgi değildir ki tanrısal ya da kutsal kılan... Tanrınız eğer kutsal ise, ''imtihan eden tanrı'' neden kutsal olmasın? ''kutsal'' olduğu için tanrı zaten.

    Bu acıklı hikayenin, iç huzuru -sizin dininiz gibi yerlerde arayan ya da aklını kaybetmiş ''gerek duygusal gerek düşünsel seviyesi yerlerde seyreden'' kimseleri etkilemesi muhtemel. Herkes düşünce ve inançlarını özgürce ifade edebilmeli, savunabilmeli, eleştirebilmeli vs. ama bazı ahlaki kaygıları gözeterek bir tanrı tasavvurunu eleştireceksin ve bu eleştiride samimiyet, dürüstlük, mertlik gibi ahlaki gerekliliği yerine getirmeyeceksin... O halde ''imtihan eden tanrı'' için ''bir tanrı bunları yapabilir mi'' diye akıl yürütürken, peki böylesi yoldan kendine iman edecek kimseler bulmamızı istiyorsa tanrınız ne farkı kalır ki eleştirdiğiniz tanrıdan?

    Kusura bakmayın ama böylesi argümanlar ve yöntem ile ''doğruyu bulacak'' insanların kendi dinlerine ya da dünyaya bir hayırları yok ki size ya da dininize faydası olsun ^_^


    Buna da KADER denebilir mi...? Denemez mi...? Denebilir ise nedeni , denemez ise nedeni...? Nedir sizce...
    Sayın Bursalı; Kuran'da kader hakkında örnek verdiğiniz şekil de izah eden bir ayet yok bildiğiniz gibi. Fakat her şeyi bir ölçü ile yarattığı geçer. Çokta detaylı bir anlatım yoktur kader hakkında o ayrı. Farzedelim doğru olanı kaderin bu olduğu ya da bu olmadığı olsun fark etmez.
    Önemli olanı zaten başının-sonunun, olacağın biteceğin biliniyor olması. Yani buna ne demeli?
    Konu Bulut tarafından (30-11-2011 Saat 03:05 AM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Yorum: 4
    Son mesaj: 28-05-2010, 11:15 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 03-01-2010, 03:06 PM
  3. "Hayır demesini bilmeyenin "evet"inin de bir anlamı yoktur."
    İnci Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-06-2009, 11:48 AM
  4. "Evin"siz ("oikos"suz) Ekoloji"= "Sözde çevrecilik!"
    kalemsör Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-04-2009, 04:04 PM
  5. "Allah Bir" Sözünde Bile Anlaşamayan Müslümanlar!
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-01-2009, 02:37 PM
Yukarı Çık