Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    62
    Rep Gücü
    183

    "DiNLER" YARATICIMIZDAN MI?

    Merhaba,

    Bir baba varsayin. Ayni ya$larda 4 çocugu var ve onlari birbirlerinden küçük ya$larda ayiriyor ve farkli yerlerde büyütmeye karar veriyor:
    • Bir çocuguna sadece radikal "SOL" egitimi veriyor, ve sagcilarin igrenç, pislik fa$ist olduklarini, dinin de "afyon" oldugunu ve kendisinin dü$üncelerini payla$mayanlarin dost olamayacagini hatta dü$man olduklarini yillarca beynine sokuyor, "solcularin" vah$ice katledildikleri görüntüleri sürekli izlettirerek, kin ve intikam duygulariyla büyütüyor.

    • Bir digerine sadece radikal "SAG" egitim veriyor, ve solcularin igrenç, pislik komünist olduklarini, kendisinden farkli renkten, dilden, dinden insanlarin dahasi kendisinin dü$üncelerini payla$mayanlarin dü$man olduklarini, yillarca beynine sokuyor, "sagcilarin" vah$ice katledildikleri görüntüleri sürekli izlettirerek, kin ve intikam duygulariyla büyütüyor.


    • Digerine sadece "ATEiST" bir egitim veriyor, her$eyin "bilim" oldugunu, Tanri denen $eyin aslinda safsata oldugunu, dine inananlarin beyinsiz, zir cahil ve çok tehlikeli olduklarini, onlarin a$aglanmasi, tepeden bakilmasi gerektigini ve kesinlikle dost olunamayacagini yillarca beynine sokuyor ve Dinlerarasi sava$larin, farkli inançtan yada "ateist" olan insanlarin yakildigi, kafalarinin kesildigi, vah$ice katledildikleri görüntüleri sürekli izlettirerek, kin ve intikam duygulariyla büyütüyor.


    • Sonuncusuna ise sadece , radikal "DiN" egitimi veriyor, ve ateistlerin ve kendisinin dinine mensup olmayanlarin dü$man oldugunu, gerekirse öldürülebileceklerini hatta bunu yaparsa yaraticisinin çok memnun olacagini yillarca beynine sokuyor ve "kendi dinine mensup" insanlarin vah$ice katledildikleri görüntüleri sürekli izlettirerek, kin ve intikam duygulariyla büyütüyor.

    Sonra bu "sevgi" dolu baba, yillar sonra, dört çocugunun ayni ortamda ya$amasi gerektigine karar verir.
    Onlarin ya$ayabilecegi muhte$em bir ev alir ve çok sevdigi çocuklarinin payla$acaklari mutlu anlari (!) kaçirmak istemedigi için, evin dört bir yanina gizli kameralar yerle$tirir.

    Daha sonra yavrularini bu eve getirir ve yanlarindan ayrilip kendi evine gider ve evde olup bitenleri seyretmeye koyulur, ancak kisa bir süre sonra bir oglu digerini biçaklar, bir digeride karde$inin e$yalarini ate$e verir ve inanilmaz olaylar ya$anir, kiyamet kopar ancak "sevgi" dolu baba kilini kipirdatmaz sadece seyreder...
    Saglikli ve "sevgi" dolu bir baba öyle degil mi? çocuklarinin egitimiyle yakindan ilgilendi (!), onlara muhte$em bir ev satin aldi, tüm ihtiyaçlarini kar$iladi, ama çocuklari çok geçimsiz, o ne yapsin degil mi ya!

    Maalesef, Sevgi dolu YARATICIMIZA iftira atiliyor!

    Eger Yaraticimiz, ayni anne ve babadan gelen insanliga farkli kitaplar gönderdiyse, farkli dinler olmasina O neden olduysa, tarih boyunca ve günümüzde bu ayni anne ve babadan gelen çocuklar birbirlerini DiN adina vah$ice katlediyorsa, bugün Afganistan'da, Irak'ta masum çocuklarin üzerlerine bomba yagiyorsa, Hiristiyan müslümandan, Katolik protestandan, Sünni Aleviden vs... birbirlerini vah$ice katledecek kadar nefret ediyorlarsa, suç kimindir?

    Derin dü$ünmeyen, otomatige baglanmi$ insanlar, maalesef bu dinleri normal kar$iliyor, neymi$ 4 Kitap gönderilmi$, toplumun ihtiyaçlarina göre farkli farkli dinler inmi$!

    Bizi Yaratan, bizi bir anne ve babadan yaratti, O bizim mutlu bir $ekilde ya$amamizi ister, sözde Kendisinin gönderdigi dinler yüzünden birbirimizi katletmemizi degil!
    Dogrudur, Tanri insanlarla irtibata geçmek için; Yaratili$imizin amacini, dünyanin bu igrenç hale gelmesinin nedenini ve bizleri nelerin bekledigini vs... açiklamak üzere seçtigi insanlar vasitasiyla, Mektup niteliginde bir Kitap yazdirmi$tir, Allah'in kontrolü altinda, getirilmi$" bu Kitap, dünyanin en çok satilan Kitabidir (Guiness Rekorlar Kitabina göre), en çok dile tercüme edilmi$ (yakla$ik 2200 dil), dünyanin her yerinde ya$ayan insanlarin yüzde 99' una rahatlikla ula$abilen bir Kitaptir.

    Ancak tarih boyunca, hirsli ve art niyetli insanlar erk ve çikar ugruna maalesef "Kutsal Kitabi" farkli biçimde göstermeye, lanse etmeye çali$mi$lardir, ve "yok Tevrat Yahudilerin, yok Incil Hiristiyanlarindir vs..." gibi Tanri'nin hiçte tasvip etmedigi va amaçlamadigi bir $ekilde sunmu$lardir.

    Eger Allah, Tanri, insanliga farkli dinler gönderdiyse, çocuklarinin arasina nifak tOhumlari sokan, yukarida anlatilan "sevgi" dolu babadan bir farki var midir?

    O, dünyayi bizler azami $ekilde mutlu olalim diye, harika bir $ekilde tasarladi, her$ey 5 duyumuza hitap edecek $ekilde yaratilmi$tir, O yarattiklarini birbirlerine dü$ürür mü?

    "O" SEVGi DOLUDUR, böyle bir $eyi ASLA YAPMAZ, YAPMAMI$TIR DA...

    *** " «Dar kapıdan girin. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.
    Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.
    "


    Ho$çakalin...

  2. #2
    Kıdemli Üye onuc13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Yaş
    46
    Mesaj
    559
    Rep Gücü
    2430

    Cevap: "DiNLER" YARATICIMIZDAN MI?

    ALLAH KATINDA TEK DİN ve TEK KİTAP


    “Bana öyle geliyor ki, İslam, değişen hayat şartlarına uyma imkan ve kabiliyetini gösteren yegane dindir” (Bernard SHAW).

    Müslüman olmuş bir Alman diplomatı olan Muhammed Emin Hobohm, birçok Batılının, İslam’ı niçin seçtiklerini şöyle izah ediyor: “Şunu hemen belirtelim ki, gerçeğin daima kendine özgü bir gücü vardır. İslam dininin ana ilkeleri, o kadar akla yatkın, o kadar çekici ve o kadar tabii ki, samimi bir hakikat araştırıcısı onlardan etkilenmeden edemez. Sözgelişi, Tevhid inancını ele alalım: Allah’ın birliğine inanmak, bizleri nasıl da batıl inançlardan korumakta ve insanın şerefini yüceltmektedir!..”


    Devam eden uzun izahat içerisinde İslam’daki ahiret inancının, namazın, orucun, hoşgörünün hikmetlerinden bahsedilmekte ve İslam hakkında şu değerlendirme yapılmaktadır:

    “İslam, esasta nazariyeye değil, uygulamaya dönüktür. O, insanın yalnızca şu veya bu yönünü dikkate alan bir din değildir. İslam, her bakımdan, Allah’ın iradesine teslim olmak demektir”(İslam, Our Choice, 176, s.30,31).

    ‘Müslümanlığı, İslam’ı yeni seçmiş Batılılardan veya oryantalistlerden mi öğreneceğiz!’ diyenler olabilir. Ancak, İslam’ın sesinin hiç eksik olmadığı bir ortamda yaşamakla beraber O’nun(İslam’ın) kadrü kıymetini bilmeyenlerimiz de çoktur. Bunun elbette birçok nedenleri de mevcuttur...

    Hepsi bir yana İslam’ın, niçin ‘Allah katında tek din’(Âl-i İmran: 19,85) olduğunu hakkıyla bilmek ve bildirmek borcundayız. Bu çağlar üstü ‘tek din’in mensubu olmanın sorumluluğunu yerine getirebilmek için de “asrın idrakine İslam’ı söyletmek” gerekmektedir. Öyleyse içinde bulunduğumuz asrın idrak ve anlayışlarını iyi tanımalıyız. Asrın insanını İslam’a yöneltecek sebebleri iyi keşfetmeliyiz. Eğer hakikati kendi batıllarımızla bulandırıp anlaşılmaz bir tarzda takdim edersek vebalimiz çok büyük olacaktır. Gerçekleri, bulandırmadan, gerektiği şekilde sunmak zorundayız. O zaman gerçeğin gücü kendini gösterecektir. M.E. Hobohm’ın da belirtmeye çalıştığı gibi İslam, akl-ı selime yatkın, insan fıtratına uygun, samimi hakikat arayıcıları için, yegane gerçek ve kurtuluş yoludur.

    İnsan, bir şeylere inanmak, inandıklarını yaşamak ve yaşadıklarından lezzet almak, huzur duymak ihtiyacında ve arayışı içindedir. Bu fıtri bir ihtiyaçtır. İşte İslam, fıtri olan bu ihtiyaca itikadi, ameli ve ahlaki(tasavvufi) hükümleriyle cevap veren ‘tek din’ dir.

    Muharref Hıristiyanlık ve Yahudilik, insanlığın bu tabii ihtiyaçlarına cevap vermek şöyle dursun insanlığı tarih boyunca inanç, amel ve ahlak bunalımlarına sürüklemekten başka bir şey yapamamışlardır.

    Ama, İslam öyle mi? Teoriye değil, uygulamaya dönük olan İslam; hayatı, bir nizam olarak kuşattığı ve bir bütün olarak uygulandığı çağlarda, yüzyıllar boyu insanlığın barış, huzur ve saadetinin teminatı olmuştur. Ve müslümanlar, bu sayede ilim ve medeniyetin temellerini atmışlardır. Bu, tarihi bir vakıadır. “İslam, insanlık, iktisad, ilim ve edebiyat dinidir” diyen Lui Druck ve “Avrupa medeniyeti, yani Garb medeniyeti tamamıyla Müslümanların medeniyetidir” diyen Dusen, Müslüman olmadıkları halde gerçeği itiraf eden yüzlerce düşünür ve araştırmacıdan ikisidir. Hakikat, güneş gibi zahirdir; güneşe gözünü kapayıp inkar edenler, kendilerini karanlıkta bırakmaktan başka bir şey yapamazlar...

    İslam’ın tarihi başarısını ve bugün insanlığın fevc fevc O’na koşmasının hikmetini merak edenler; itikadi ve sosyal nizamı ile bütün zaman ve mekana hitap eden(evrensel) tek dinin İslam olduğunu bilmelidirler.

    İslam inanç sisteminde, muharref Hıristiyanlıkta olduğu gibi üç bilinmeyenli(Baba Allah- Oğul Allah- Ruhü’l-Kuds) bir Allah inancı mevcut değildir. Veya Yahudilikte olduğu gibi “Yerleri ve gökleri yarattıktan sonra yorulup, dinlenen,” “yarattıklarına pişman olan” yorgun, aciz ve hatalı iş yapan, “hamileliği kadınlara bir ceza olarak veren” Yahova gibi bir Allah inancına İslam’da rastlayamazsınız. İslam’ın inanmamızı istediği Allah(c.c.), her türlü noksan sıfatlardan münezzeh, kendinden başka ilah bulunmayan, Samet olan, doğmamış ve doğurmamış ve hiçbir şeye denk olmayan(İhlas Suresi), herşeye gücü yeten... Vâcibü’l-Vücud olan tek varlıktır. “Tevhid” şuuruna erenler bunu iyi bilirler. Başta “Tevhid” olmak üzere bütün “Amentü” esasları, şüphelerden tam bir uzaklık ve durulukla akıl ve gönülleri tatmin ederek mü’mini ebedi saadete hazırlamaktadır.

    Bununla birlikte İslam’ın sosyal hayata koymuş olduğu kalıcı hükümleri başka hiçbir din ve sistemde bulamazsınız. Bu hükümler, ‘pörsümez yeni’ler olarak her çağda insanlığı refah ve saadete ulaştıracak özelliktedir.

    Burada, İslam’ın topyekün rükünlerini hikmetleriyle birlikte bir yazıda izah etmenin imkansızlığını takdir edersiniz. Yaptığımız, İslam’ın bazı esaslarına genel bir yaklaşımla dikkatleri O’nun üzerine çekerek düşünenleri araştırmaya sevk etmektir.

    Reddiye yazmak için İslam hakkında araştırma yapan nice kariyer sahibi insanlar, O’na teslim olmaktan başka çare bulunmadığını anlayarak müslüman olmuşlardır. İlmin adeta putlaştırdığı, her meselenin çok ince detaylarına kadar her yönüyle araştırılma imkanına sahip olunduğu bir çağda Roger Garaudy(Reca Carudi), Maurice Bucaille, Cat Stevens(Yusuf İslam) gibi birçok düşünür, ilim adamı ve sanatçının Müslümanlığı benimsemiş olmaları ve insanlığa tek kurtuluş reçetesi olarak sunma gayretleri, bu canlı şahitler; İslam’ın cihanşumul, bozulmamış, bütün zaman ve mekana hitab eden tek ilahi din olduğunu ispatlamaya yetmez mi? Bu meyanda Carudi’nin, “İslam’ın Va’dettikleri”; Bucaille’nin “Kitab-ı Mukaddes-Kur’an ve Bilim” namıyla Türkçeleştirilen eserleri gerçekten incelenmeye değerdir.

    KUR’AN: ALLAH KATINDA TEK KİTAP

    Evet, Kur’an-ı Kerim, bugün, bozulmamış tek ilahi kitaptır. Kıyamete kadar da bu özelliğini yitirmeyecektir. Çünkü O, ilahi teminat altındadır: “Zikri(Kur’an’ı) şüphesiz Biz indirdik Biz; ve şüphesiz O’nu (tebdil ve tahriften, kıyamete kadar) Biz koruyacağız, Biz!”(el-Hicr:9), buyurulmaktadır.

    Kur’an’ın aslının Hz.Osman’dan(r.a.) ve Hz. Ali’den(k.v.) kalma birer nüshası halen Topkapı Müzemizde muhafaza edilmektedir. Bugün dünyanın dört yanına yayılmış milyonlarca adet Kur’an-ı Kerim, büyük bir titizlik ve hassasiyetle basılmış olarak aslına tıpatıp uymaktadır. Ve her asırda olduğu gibi çağımızda da Kur’an’ı ezbere yazabilecek binlerce “hafız” mevcuttur.

    Hangi açıdan incelerseniz inceleyin Kur’an’ın, her yönüyle bir mucize olduğunu göreceksiniz. Ve beşerin böyle bir kitap meydana getirmekten aciz olduğunu itiraf edeceksiniz... Kur’an’ın bizzat kendisinin bu hususta meydan okuması çok manidardır: “Eğer, kulumuz(Muhammed)’a indirdiğimiz(Kur’an)’den kuşku içinde iseniz, haydi siz de O’nun gibi bir sûre getirin. Allah’tan başka bütün şahitlerinizi(yardımcılarınızı) de çağırın; eğer doğru iseniz (bunu yapın)”(el-Bakara:23).

    Goethe’nin itirafı çok yerinde: “Kur’an yaratılmış mıdır, bilmiyorum. Ama, kitapların kitabıdır, buna bir müslüman gibi inanıyorum” diyor. Meşhur İngiliz Tarihçi Edward Gibon da, “Roma İmparatorluğunun İnhitat ve Sükutu” adlı eserinde; “Kur’an her türlü karışıklıklardan uzaktır. Kur’an, Allah’ın birliğine en kuvvetli delildir” demektedir.

    Kur’an-ı Kerim, bütün hayatımızı kuşatan hükümler ihtiva etmektedir. Sosyal, ekonomik, ahlaki... hatta ahiret hayatına ait hükümler... “Kur’an, sıkıntı içinde olanlara yardım edilmesini, savunmasız insanların korunmasını, öksüzlere şefkat gösterilmesini emreden bir kitaptır. O, düşmanlarla yapılmış olsa bile her türlü sözleşme ve andlaşmalara uyulmasını emreder. Kur’an,bir kralla bir dilenciyi eşit sayar ve Allah huzurunda onları kardeş olarak bir araya getirir” (S.P.Scott).

    Allah Resulü’nün “O’na sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız” diyerek bıraktığı en büyük emanet “Allah Kitabı Kur’an”dır. “Şüphesiz bu Kur’an, en doğru yola götürür”(el-İsra:9).

    Cehalet karanlığında boğulan beşeriyet, Kur’an’ın nuruyla aydınlanmalıdır. Her problem, Kur’an’ın formülüyle çözülmelidir. Allah’ın razı olduğu İslam ve Kur’an yolunda daim ve kaim olasınız...



    İSLAM / ‘ALLAH KATINDA TEK DİN’

    “Şüphesiz,Allah katında tek din, İslâm’dır” (Âl-i İmran Sûresi,19).

    “Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki; kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır”(Âl-i İmran S. 85).

    “(Resûlüm!) O, sana Kitab’ı hak ve önceki kitapları(n asıllarını) tasdik edici olarak tedricen indirmiş; daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat ve İncil’i ve Furkan’ı indirmiştir”(Âl-i İmran S. 3).

    “Şüphesiz ki, bu Kur’an, en doğru yola iletir”(el-İsra 9).

    “(Resûlüm) de ki: “Ey Ehl-i Kitap(yahudi ve hıristiyanlar)! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; ‘Şahit olunuz ki, biz müslümanlarız’ deyiniz”(Âl-i İmran S. 64)

    ‘İslam’, “selâm” kelimesinden türemiştir. ‘Selâm’; ‘itaat etmek, boyun eğmek, bağlanmak, barış, esenlik ve kurtuluş’ demektir. Dinî literatürdeki anlamı; Allah’a ve O’nun Resulü’ne itaat etmektir. ‘Müslüman’; ‘Allah’tan başka hiçbir gizli ve açık ilaha itaat etmeyen ve Hz.Muhammed(s.a.v.)’i diğer bütün peygamberler gibi Allah’ın kulu ve elçisi kabul eden bahtiyar insandır. “Heva ve hevesini tanrı edinen ve Allah’ın (yanındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü?” (el-Câsiye 23) buyurulmaktadır.

    Gerçek “müslüman” heva ve heveslerinin esaretinden kurtulup Allah’a teslim olmakla, gerçek hürriyete kavuşan mutlu bir kuldur.

    İslamiyet; Hz.Âdem’le başlayan ve Hz.Muhammed(s.a.v.) ile kemale ulaşan ve hükmü, kıyamete kadar devam edecek olan ve evrensel olan son ilahi dinin adıdır.

    Miladi 610 yılında, Cebrail adlı vahiy meleğinin, “Yaratan Rabbinin adıyla oku!”(el-Alak, 1) diye başlayan ayetleri getirmesiyle Kur’an’ın tebliği başlamış ve İslamiyet bütün zorluklara rağmen en hızlı yayılan din olmuştur. Bu gerçek, İslam’ın, fıtrat dini olmasındandır: “Sen, yüzünü, Allah’ı birleyici olarak doğruca dine çevir. Allah’ın yaratma kanununa uygun olan dine dön ki, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yaratması değiştirilemez. İşte doğru din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler”(Rum S., 30). / “Bugün size dininizi olgunlaştırdım ve size nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı beğendim.” (el-Mâide 3).

    · · İslamiyet’e göre, hiçbir insan doğuştan günah yükü taşımaz: “Her doğan(çocuk) İslâm fıtratı üzerine doğar; çocuğu anne-babası (sonradan) Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır ve Mecusileştirir.”[Buhari; Cenaiz, 80,93 / Müslim; Kader, 22(2658) / Muvatta; Cenaiz, 52(1,241) / Tirmizi; Kader 5 (2139) / Ebû Davud; Sünen 18(4714)]. Ve herkes kendi günahından sorumludur:

    “Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmez” (el-Fâtır, 18 / el-İsra,15).

    Ancak, hadislerin beyanına göre; kötü bir çığır açanlar, o çığırda gidenlerin günahlarının bir mislini yüklenirler. Hayırlı bir çığır açanlar da, aynı şekilde sevap kazanır. Bunun dışında günahlar ve sevaplar ferdidir.

    · · İslam’da, dünya ve ahiret dengesi vardır:

    “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu gözet; dünyadaki payını da unutma”(el-Kasas,77).

    “Sizin hayırlınız, dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını, terk etmeyendir, her ikisi için aynı derecede çalışandır”(Binbir Hadis, Mehmet Arif, sh.177, Hds.431, 1325; Kahire, Ceride mtb.).

    “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış”(Muhtaru’l-Ehadis, sh.29).

    · · İslamiyet, sadece bir inanç ve belli ibadetlerden mürekkep bir din değil; aynı zamanda ailevi, sosyal, iktisadi, hukuki ve siyasi hayatı düzenleyen temel hükümleri hâvi bir hayat nizamıdır. Bu gerçeği; Kur’an ayetlerinden ve Hz.Muhammed(s.a.v.)’in “Canlı Kur’an” olan hayatından rahatlıkla anlayabiliriz.

    “Sonra da seni, din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona(şeriata) uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma”(el-Câsiye,18).

    “Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerdir, (zalimlerdir / fâsıklardır)” (el-Maide, 44,45,47)

    [Ayrıca bkz.:

    Aile hayatı hakkında: el-Bakara, 187, 228, 229, 231, 232, 233; el-Ahzab, 50; en-Nisa, 4, 24, 25, 35, 128, 129, 7, 11, 12, 19, 33, 127, 176; Rum S., 21; el-İsra, 23, 24.

    Sosyal(ictimai) konularda: Âl-i İmran S.,103; el-Enfal, 46; el-Maide 2; en-Nisa 36; en-Nahl, 90, 125; el-Hucurat, 12; el-Maide, 90, 91.

    Ekonomik(iktisadi) konularda: el-Bakara, 188, 267, 275, 278; ez-Zariyât, 19; et-Tevbe, 60; el-Haşr, 7.

    Hukuki-Siyasi konularda: el-Maide, 33, 38, 44, 45, 47; en-Nisa, 11-13, 176; en-Nûr, 1-4; el-Câsiye, 18; el-Bakara, 178, 179, 190-193; el-İsra, 57; el-Hucurat, 15].

    · · İslamiyet’te her amel-i salih ibadet şuuruyla yapılır ve ibadetlerde “ihlas”, “ihsan”, “huşu” ve “takva” esastır:

    “Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet(kulluk) etsinler diye yarattım”(ez-Zâriyât, 56).

    “Dini, yalnız Allah’a has kılarak(ihlasla) O’na yalvarın”(el-A’raf, 29).
    “Haydi; kafirlerin hoşuna gitmese de Allah’a, Allah için dindar ve ihlaslı olarak dua ediniz”(el-Mü’min 14).

    “Kim, muhsin olarak yüzünü Allah’a dönerse(Allah’a hakkıyla kulluk ederse), onun ecri Rabbi katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır, ne de bir üzüntü çekerler”(el-Bakara 112).

    “İhsan; Allah’a, O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir; çünkü her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da, O, seni mutlaka görür”(Müslim; K.İmam, Hds.8).

    “Gerçekten mü’minler kurtuluşa ermişlerdir; onlar ki, namazlarında huşû(derin saygı ve ürperti) içindedirler”(el-Mü’minûn 1,2).

    “Sonuç, takva sahiplerinindir”(Tâhâ S.,132; Kasas S.,83).

    “Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki, varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır. / (Resulüm) de ki: ‘Size, bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah’ın hoşnutluğu vardır.’ Allah, kullarını çok iyi görür”(Âl-i İmran S.,14,15).

    “Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun! / O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da, güzel davranışta bulunanları sever. / Yine onlar(takva sahipleri) ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları, Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler”(Âl-i İmran S.,133-135).

    “Ey iman edenler! Allah’a karşı takva sahibi olun(Allah’tan ittika edin) ve sâdıklarla beraber olun”(et-Tevbe, 119).

  3. #3
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    62
    Rep Gücü
    183
    Sevgili "onuç13",

    Diyanet i$leri BA$kanligi yapmi$ Bir ilhiyat profesörü sizinle KESiNLiKLE ayni fikirde DEGiL!

    Acaba hangini haklisiniz?

    Okuyunuz: http://www.supermeydan.net/forum/for...hread7828.html

Benzer Konular

  1. Dün "canım" olan yarın "düşmanım" olmaz benim...
    Venhar Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 17-09-2010, 09:02 PM
  2. "Gerçek Mümin" ile "Çakma Müslüman" arasındaki farklar
    elosia Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 31
    Son mesaj: 09-02-2010, 04:39 PM
  3. "Hayır demesini bilmeyenin "evet"inin de bir anlamı yoktur."
    İnci Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-06-2009, 11:48 AM
  4. "Evin"siz ("oikos"suz) Ekoloji"= "Sözde çevrecilik!"
    kalemsör Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-04-2009, 04:04 PM
  5. <font color="#000000" size="4" face=
    m_cumur Tarafından windows (xp,vista) Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 04-02-2008, 09:41 PM
Yukarı Çık