Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

Hristiyanlık Terminolojisi

Din ve İnanç Kategorisi Diger Dinler Forumunda Hristiyanlık Terminolojisi Konusununun içerigi kısaca ->> Adem , Tanrı tarafından yeryüzünde yaratılan ilk insandır. Adem konusu Eski Antlaşmada Tevrat'ın Tekvin (Yaradılış) bölümünde anlatılır. Tanrı, "İnsanı kendi ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.799
    Rep Gücü
    137443

    stat Hristiyanlık Terminolojisi

    Adem , Tanrı tarafından yeryüzünde yaratılan ilk insandır.

    Adem konusu Eski Antlaşmada Tevrat'ın Tekvin (Yaradılış) bölümünde anlatılır.

    Tanrı, "İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım" dedi, "Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun." Yar.1: 26

    Adem'in Tanrı'nın yasakladığı İyi ve Kötüyü bilme ağacının meyvesini yiyerek Cennet'te işlediği o ilk günah, büyük bir öneme sâhiptir; Adem'in günahı tüm insanlığa geçmiştir. İsa Mesih , bu günahı kaldırmak için gelen Tanrı Kuzusudur; çarmıhde canını feda ederek Tanrı tarafından seçilmiş insanların günahlarının bedelini ödemiştir. İsa Mesih'in çarmıhdaki kefareti insanlığın Tanrı ile barışmasını sağlamıştır.

    Aramice , Sami (Semitik) dil ailesinin Kuzey-Batı grubundan bir dil. Suriye ülkesinin eski adı olan Aram sözcüğüne izafeten adlandırılmıştır. Aramice en eski kaynaklar MÖ 2. binyıl başlarında Suriye'de bulunmuştur. MÖ 1. binyıl başlarında Babil ve Asur ülkelerini içeren Mezopotamya'da Akkadca yerine egemen dil olarak benimsenmiş, MÖ 6. yüzyılda tüm Yakındoğu'da egemenlik kuran Pers (İran) İmparatorluğunun resmi yazışma dili olmuştur. Aynı dönemde Yahudiler tarafından İbranice yerine günlük konuşma ve yazı dili olarak kullanılmaya başlanmıştır. İsa'nın anadilidir.Eski Ahid'in Danyal ve Esra bölümlerinin bir kısmı bu dilde yazılmıştır. MS 7. yüzyılda İslamiyet'in yayılması ile de yerini Arapça'ya bırakmıştır. Günümüzde yaklaşık 200.000 kullanıcısı vardır. Bugün Aramice ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

    Aramicenin Urfa lehçesinden türeyen ve MS 2. yüzyıldan itibaren Süryani Alfabesi (Estrangelo) ile yazılan lehçesine Süryanice adı verilir.

    Büyük İskender zamanına kadar (M.Ö. 6. yüzyıldan M.Ö. 4. yüzyıla kadar olan dönem) yakın doğunun ortak lisanı. Daniel 2'den 7'ye ve Ezra 4'ten 7'ye kadar olan bölümlerde ve İncil'deki, bazı önemli ifadeler de (bunların arasındaki en çok bilinen İsa'nın çarmıhtaki sözleri olan '' Elî, Elî, lema şevaktani '' yani, '' Tanrım, Tanrım, beni niçin terk ettin '' de kullanılan lisan gibi) Aramicedir. (Matta 27:46 NKJV)

    Aramice, linguistik değerleri bakımından İbraniceye çok yakındır ve yapısal formu bakımından da çok benzerdir. Kutsal Kitap?taki Aramice bölümlerde, İbranice yazılmış olan bölümlerdeki alfabenin aynısı kullanılmıştır. İbraniceden farklı olarak Aramice, başka lisanlardan aldığı bir çok kelime ve çok çeşitli bağlaçlar da dahil olmak üzere, daha geniş bir kelime yelpazesi kullanır. Ayrıca, olmak fiilinin değişik şekillerde kullanımı ya da ortaçların zamirlerle kullanımı gibi özelliklerin geliştirmesiyle, daha ayrıntılı bir gramer yapısını barındırmıştır. Aramice, İbraniceye göre daha az şiirsel ve daha az coşkulu bir lisan olsa da, mutlak bir ifade imkânı sunan daha üstün bir iletişim aracıdır.

    Aramice, belki de tarihte bilinen en uzun süre kullanılan lisan olma özelliğine sahiptir. Kutsal Kitap ataerkil döneminde kullanılmaktaydı ve günümüzde hâlâ Aramice konuşan kişiler mevcuttur. Aramice ve onun akrabası Süryanice, değişik yerlerde ve değişik zamanlarda kullanılarak, evrim geçirmiş ve bir çok lehçeyi oluşturmuştur. Yalınlığı, anlaşılırlığı ve kesinliği, karakteristik özelliklerini oluşturmaktadır. Gündelik hayatın tüm ihtiyaçlarına kolayca adapte olabilmiştir. Eğitimciler, devlet adamları, avukatlar ya da tüccarlar için aynı derecede işlerlik ile hizmet verebilmektedir. Bazı kişiler Aramiceyi, Sami dilinin İngilizcesi olarak adlandırırlar.

    Batı Kilisesi , Batı Roma İmparatorluğu'nun Latin Kilisesi'nden doğan kiliselere verilen isimdir. Bu kavram genellikle Doğu Ortodoks Kilisesi haricindeki kiliseleri tanımlamak için kullanılır. Batı Kiliseleri Roma Katolik Kilisesi , Protestan Evangelik Kilise, Luteherian Kilise, Presbiteryen Kilise, Baptist Kilise, Methodist Kilise, Anglikan Kilisesi ve diğer Reformist Kiliselerdir.

    Celile , Antik Filistin'in kuzey bölgesi. Şeria (Ürdün) Nehri'nin batısında kalır. Modern İsrail'in kuzeyindedir. İsrail topraklarının üçte birine tekabül eder. Yukarı Celile, Aşağı Celile ve Batı Celile olmak üzere üç bölgeye ayrılır.

    Celile bölgesindeki Nasıra kasabası, İncil'de Meryem ve kocası Yusuf'un memleketi olarak geçer. İsa'nın çocukluğunun geçtiği yerdir ve Hıristiyanlıktaki en önemli hac merkezlerinden birisidir. Nasıra'ya atfen İsa'ya Hristiyanlıkta "Nasıra'lı İsa" da denir. Bununla birlikte İsa'nın Filistin'deki Beytüllahim kasabasında doğduğuna inanılır.

    Christadelphian , Brothers in Christ, yani ihvan, İsa inancında kardeşlik anl***** gelen Yunanca ibareden türetilmiştir. 19. yüzyılın ortalarından itibaren Britanya ve Kuzey Amerika'nın birçok bölgesinde pek çok isim altında ancak tek bir inançla toplanan gruplar olmuştur. Amerikan Sivil Savaşı zamanında vicdani ve dini inançlarına aykırı olduğunu ileri sürerek askerlik hizmetini ifa etmeyi reddeden kimse statüsünü alabilmek için bir gruba bağlılığın beyan edilmesi gerekmiştir. O dönem itibariyle "Kristadelfian" kullanılmıştır.

    Kristadelfianların inançları tamamen İncil'e dayandırır ve Tanrı kaynaklı başka metinleri kabul etmezler. İncil, Tanrı'nın her şeyi yaratan olduğunu iletir. Oğlu İsa'dan ayrı bir varlıktır. İncil, Kutsal Ruh'un bir kişi olduğunu değil, Tanrı'nın yaratma ve kurtarmada kullandığı güç olduğunu öğretir.

    Kristadelfianlar vicdani ve dini inançlarına aykırı olduğunu ileri sürerek askerlik hizmetini ifa etmeyi reddeden kimselerdir (conscientious objector) ama pasifist değillerdir ve orduya girmekten sakınırlar. Genelde Pazar günleri gerçekleşen cemaat ibadeti, vaftiz edilen tüm üyelerle birlikte İsa'yı anmaya odaklanır.

    Günümüzde aşağı yukarı 130 ülkede, çoğu kurulmuş ekklesialara üye, kendi dillerinde vaaz ve ibadet eden yaklaşık 30.000 Kristadelfian vardır.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.799
    Rep Gücü
    137443
    ( Ç - E )
    Çarmıh , birbiri üzerine çapraz konmuş iki tahtadan oluşan darağacı.
    Farsça dört çivi anl***** gelir. Eskiçağ'da kurulu din ve düzene karşı suç işlediği için id***** karar verilenler çarmıha gerilerek öldürülürlerdi. Bunun için mahkumun vücudu ve ayakları çarmıhın dikey tahtasına bağlanır, kolları yana açılarak elleri yatay tahtaya mıhlanırdı. Günlerce açıkta, aç, susuz ve tahtaya çivili kalan mahkum, yavaş yavaş ve işkence çekerek ölürdü. Roma'lı vali Pontius Pilatus da İsa'yı böyle haca gerdirmişti.

    Çarmıha gerilme konusu utanç verici olarak nitelendiği için, uzun zaman Hıristiyanlarca ele alınamadı. 16. yüzyıl'dan sonra, pek çok ressam İsa'yı çarmıhta gösteren tablolar yaptı.

    Diofizit , Nestorius'un savunuculuğunu yaptığı görüş. Monofizit kavramının zıttı olan çift tabiatcı yani çift doğacı görüş. Bu görüşe göre:
    İsa'ya 30 yaşındayken Kelam'ın indiği, zamana kadar Meryem'den doğan İsa'nın saf ve günansız bir insan olduğu
    Tanrılık vasfının ancak Kelam geldikten sonra meydana geldiğini ve ancak o zamandan sonra hem insan hem de Tanrı karakterlerinin her ikisini de taşıdığı Meryem'in, Tanrı olan İsa'nın değil, insan olan İsa'nın annesi olduğu
    kabul edilir.

    Dolayısıyla, bu görüşe göre Meryem "Tanrı'nın annesi" (Theotokos) değil Mesih İsa'nın annesidir; Tanrı doğurulamaz dolayısıyla da İsa, Baba ile aynı özden olamaz. Ancak, Kelam'ın gelmesinden sonra İsa'da hem insansal, hem de tanrısal bir arada varolmuş, İsa hem tanrı hem de insan olmuştur. İsa kelamın gelmesinden sonra bu iki tabiatı da taşır (Diofizit).
    Bu görüşe göre çarmıha gerilirken tanrısal tabiat İsa'dan ayrılmış sadece insan olan İsa acı çekmiş, çektiği acılar Tanrı olan İsa'ya dokunmamıştır.

    Bu görüşleri Roma ve Yunan kiliseleri kabul etmemişler, 431 yılında toplanan I. Efes Konsili'nce reddedilmiş ancak Nestorius aforoz edilmemiş, sadece görevden alınmıştır. Faaliyetlerine devam eden Nestorius güçlenmeye başlayınca MS 449 yılında Efes'te toplanan II. Efes Konsili'inde alınan kararla Nestorius aforoz edilmiş ve sonuç olarak Nestorius'un görüşlerinin savunanlar kendi özel kiliselerini kurmuşlardır. Günümüzde Asuri (Nasturi) ve Keldani kiliseleri diofizit görüşe sahip olan kiliselerdir.

    Diriliş , İnsanların bedenleri, ölümden sonra toprağa döner, bozularak çürür: ancak canları, ki ne ölür ne de uyur, ölümsüz bir öze sahip olarak hemen kendilerini yaratan Tanrı?ya geri döner: doğru kişilerin canları, kutsallıkta mükemmel kılınmış olarak, en yüce göklere kabul edilir, öyle ki burada ışık ve görkem içersinde Tanrı?nın yüzünü görerek bedenlerinin kurtuluşunun tamamlanmasını beklerler. Kötülerin canları ise cehenneme atılır, ki orada işkence ve sonsuz karanlık içersinde kalarak büyük yargı gününü bekler. Kutsal Yazı, bedenlerinden ayrılan canlara ilişkin bu iki yerden başka bir yer tanımamaktadır.

    Son gün, diri olanlar ölmeyecek, fakat değiştirilecektir: bütün ölüler kendi (ancak bu sefer farklı niteliklere sahip olan) bedenleriyle diriltilecek ve kendi canlarıyla sonsuzluk boyunca ayrılmamak üzere birleştirilecektir.

    Aklanmamış olanların bedenleri, Mesih?in gücüyle utanç görmek üzere: aklanmışların bedenleri ise, Ruh?uyla, yücelik görmek üzere diriltilecektir, ve O?nun görkemli bedenine uygun olacak bir yapıya dönüştürülecektir.

    Dua , Dua, arzularımızı Tanrı'ya Mesih'in adında, Kutsal Ruh'un yardımıyla, günahlarımızın itirafıyla ve O'nun merhametlerini bilerek şükranla sunulmasıdır. Yalnızca Tanrı'ya dua edilir. Tanrı'ya yücelik verecek herşey için sevgi ile, saygı ile, tövbe ile, şükran ile, iman ile ve açık yürekle alçakgönüllülük içinde Tanrı'ya dua etmeliyiz.

    Elias Riggs , Osmanlı Devleti'nde faaliyet göstermiş ABD'li bir misyonerdir. Misyonerlikteki hizmet süresi 69 yıldır. Dört yaşında okumayı öğrenmiş, dokuz yaşında Grekçe'ye, 13 yaşında İbranice'ye başlamıştır. On dört yaşında Amherst College'e girmiş ve buradaki öğrenimi sırasında Keldanice öğrenmiş ve yirmi yaşında iken Keldani grameri üzerine bir kitap yayımlamıştır. , Süryanice, Arapça, Rumca, Ermenice, Bulgarca ve Türkçe, misyoner olduktan sonra öğrendiği dillerdir. İlahiyat doktorası yapmış ve ömrününün tam elli yılını geçirdiği İstanbul'da ölmüştür.

    Ekümen , kavramı 'dünya patrikliği' anl***** gelmektedir. Ekümen kavramının ilk ortaya çıkışı 1517 yılında Yavuz Selim'in, Mısır'ı fethettiğinde, İskenderiye ve Antakya Patrikhanelerini de, İstanbul'daki Patrikhane'ye bağlaması ve patriği de 'Milletbaşı'lıktan , 'Ekümen' yani 'Cihan patriği' ilan etmesiyle ortaya çıktı. Ekümenlik kavramı Fener Rum Patriği Bartholomeos'un dış ilişkilerinde "Yeni Roma'nın ve İstanbul'un Başpiskoposu ve Evrensel Patriği" unvanını kullanmasıyla Lozan Antlaşmasıyla hukuki ve siyasi konumu kaldırılan bu unvanı tanımayan Türkiye Cumhuriyetiyle sürtüşmelere yol açmaktadır.

    Ekümenik , Dini konularda yazılan kitaplarda ekümenik sözcüğü iki anlamda kullanılmaktadır. Birincisi, genel olarak Ortodoks, Protestan ve Katolik kiliselerin tek bir kilise haline gelmesidir. Bunu sağlamak için çalışmalar ve toplantılar yapılmaktadır. İyi niyetli açıklama ve bildirilere rağmen birleşme sağlanamamaktadır.

    Ekümenik sözcüğünün ikinci anlamı, Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin (Fener Rum Patrikhanesi) muhtar ve eşit Ortodoks kiliseleri arasında onursal önceliğidir. Ortodoks Rum Patrikhanesi bu unvanı ile Ortodoks kiliselerinin birliğini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Geçmişte Ortodoks kiliseleri birbirlerinin üzerinde değil, yan yana ve ayrı ayrı örgütlenmişlerdi. Bu yüzden aralarında bir hiyerarşi yoktur. Fener Rum Patriğinin Atina Başpiskoposu veya Moskova Ortodoks Patriği üzerinde bir yetkisi yoktur. Ancak onların kabul ettikleri kapsamda bir birleşmeyi gerçekleştirebilir. Uygulamada güçlükler çıkmaktadır. Örneğin Amerika'daki Rum ve Rus Ortodoksların örgütlenmesinde İstanbul ve Moskova Patrikhaneleri aynı görüşte değildirler. Fransa'da benzer bir sorun vardır. Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin ekümenlik konusunda Atina Başpiskoposu, Türkiye Cumhuriyetinden daha fazla karşı çıkmaktadır. Geçmişte ekümenizm, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının coğrafya ve siyasi birliğine dayanmıştır. Bugün böyle bir temel yoktur.

    Evanjelizm , Kutsal Kitap'a dönmek veya yönelmek anl***** gelmektedir. Genel anlamıyla İncil'ler hakkında vaaz vermektir. İsa üzerinde yoğunlaşan bu vaazların amacı Hristiyan olmayanları bu dine davet etmektir.
    Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarafından yazılmış dört kanonik İncil'in her birine "Evanjel" denir. Yunanca "iyi haber" ya da "genel olarak kabul edilen gerçek" anl***** gelen evangelion dan gelmektedir. Bu kelimeden türetilerek, İncil yazarlarına "Dört Evanjelist" denmiştir.

    Evanjelist ve Evanjelik kelimeleri farklı anlamlara gelmektedir. Evanjelist kelimesi en basit anlamıyla "Hristiyanlık bildirisini vaaz eden, yayan kişi" anl***** gelir. Evanjelik kelimesi ise daha çok Protestan Kilisesi'nin muhafazakar kesimini nitelemek için kullanılır. Evanjelikler, ABD'yi kuran ve tutuculuğuyla bilinen Protestan mezhebi Puritenler'in devamıdır. Evanjelizm merkezli bu akımın mensuplarına ve zamanla liberal Protestanlar haricindeki tüm Protestanlara Evanjelik denmeye başlanmıştır (20. yy'ın sonları, 21. yy'ın başı). Ayrıca Martin Luther, reformları esnasında kurduğu kilise hareketi için bu ismi kullanmıştır. Bu nedenle Kıta Avrupası'nda Evanjelik kelimesi, Protestan veya Lutherci olarak algılanır.

    Evanjelizmin temelleri İngiliz George Whitefield (1715-1770), Methodizm'in kurucusu John Wesley (1703-1791) ve Amerikalı filozof ve teolog Jonathan Edwards (1703-1785) tarafından atılmıştır. Bu üç kişi Amerika'nın en büyük Protestan mezhebi olan Baptistlerin ve Metodistlerin oluşumunun temel taşlarıdırlar.

    ABD'de 1820'lerde genelde Hristiyanlık inancı için kullanılan Evanjelizm 19. yüzyıldan itibaren iki ayrı koldan ilerlemeye başlamıştır. Charles G. Finney ile Amerikan halkının dönüşümünün sağlanması ile devrimcilik anlamı kazanmış diğer taraftan Playmouth Kardeşliği hareketinin kurucusu John Nelson Darby'nin öncülüğünde radikal bir dini yorumu temsil etmeye başlamıştır. Bugünkü Evanjelizm Amerika'daki Hristiyan toplumunun tutucu kanadını temsil etmektedir.[1]
    Darby'nin Muafiyetçilik akımı İncil ve Dünya tarihini yedi çağa ve veya Tanrı'nın insanlık hakkındaki takdirini gösteren yedi bölüme ayırmaktadır.

    C. I. Scofield tarafından yazılan Scofield Referans İncil'i ile 1880 ve 1890'lı yıllarda Darby'nin Tanrı, Tanrı'nın Krallığı'nı temsil eden insanlara imtiyaz vermiştir ve İsrail İncil'in Kıyamet zamanında önemli rol oynayacaktır öğretisi geniş kitlelerce benimsenmiştir.

    Lutherci Protestanlık ile başlayan; Püritenizmle olgunlaşan; Jimmy Carter, Ronald Reagan ve Baba Bush'un başkanlıkları döneminde adım adım gelişen Evanjelizm, 11 Eylül'den sonra Oğul Bush esas güç haline gelmiştir.

    Evanjelistler Eski Ahit'te bahsedilen Yahudiler'in Tanrı'nın seçilmiş halkı olduğu dogmasını onaylamaktadırlar. Buna göre Kutsal Topraklar'ın Yahudilere ait olduğuna, Mesih Isa'nın Kudüs'te tezahür bulacağına, buna bağlı olarak daha ileri bir tarihte bütün Yahudilerin Hristiyanlığa geçeceğine inanmaktadırlar. Evanjelistler ayrıca Katolik ve Ortodoks dogmalarını da reddetmektedirler.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.799
    Rep Gücü
    137443

    ( F - I )


    Gerçek İsa Kilisesi , 1917'de Pekin, Çin'de kurulmuş bağımsız bir kilisedir. Gerçek İsa Kilisesi uluslararası topluluğunun şu andaki seçilmiş lideri , vaiz Yung-Ji Lin 'dir. Bugün , 6 kıta ve 45 ülkede yaklaşık 1,5-2,5 milyon inanlısı bulunmaktadır. Hristiyanlığın Pentikost mezhebi Çin'de 20. yy başlarında doğmuştur. Kilise aynı zamanda Pentecostal yılbaşı ve paskalya yortularını kutlamaz. Kilise İlahiyat birliğine bağlıdır. Kilise1949 'daki Komünist devrim öncesi 3 yerel Çin kilisesinden birisiydi. Kilise İsa 'nın 2. gelişinden önce tüm halklara hakikati anlatmayı , göstermeyi amaçlamaktadır.

    Gloria Patri , ''Baba’ya, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a şan ve şeref olsun, başlangıçta olduğu gibi şimdi, daima ve ebediyen'' denilen yüceltme ( Benediction ) dir.

    Gül ve Haç Örgütü , M.S. 46 yılında kurulan tarikat.

    Prieree De Sion 1188'de ORMUS (inisiye edilenler tarikatı veya tekris edilenler tarikatı) isimli tarikatın bir adının da l'Ordre de la Rose-Croix Veritax olduğunu rivayet etmektedir.

    Günah ; Yeni Antlaşma öğretilerinin temeli, insanın özde günahkar olduğu ve günaha düşüşü öğretisidir. Düşüş demekle, insanın günah işleyerek kusursuz durumundan düşüşünü ifade etmekteyiz.

    Gunah Kutsal Kitap'in aciklamasina gore Tanri'nin Yasasina karsi gelmek ve Tanri'ya isyan etmektir . " parlayan yildiz, sabahin oglu" olan en guzel ve en guclu Melek olan Lusifer yuce Tanri gibi olmak ve O'nun tahtina oturmak istedi. Lucifer düşerek adı degişti ve seytan ismini aldi . İblis de denilen şeytan Aden Bahcesinde Adem ve Havva'ya ayni yalani " Tanri gibi olacaksiniz" yalanını soyleyerek insan soyuna gunahi getirdi.. Şeytanın günahın arkasında olduğu bir gerçek olmakla beraber bu durum bir mazeret değildir ve eylemlerimiz yüzünden olan sorumluluğumuzu da kaldırmaz. Tanrı bu neden le bizleri günahdan sorumlu tutar; günahın bedeli ölümdür. Adil Tanrı günahtan nefret eder; günah Tanrı ile ilişkimizi bozar ve bizi Tanrıdan uzaklaştırır. Tanrı'nın öfkesini günahsız olduğu halde insanlığın günahlarını yüklenerek Tanrıya sonsuz itaati ile çarmıhda canını veren İsa Mesih yatıştırır ve Tanrı ile ilişkimizi eski mükemmel hale getirerek barışmamızı gerçekleştirir.

    Kutsal Kitapta günah için kullanılan ilk sözcük (İbranice: hatat) Yaratılış 4:7 ayetinde geçer.

    Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın." Yar.4: 7

    Bu sözcüğün anlamı hedefi tutturamamak/kaçırmaktır. Grekçe hamartia da benzeri bir anlam taşır. Günahın diğer anlamları: başka tarafa yönelmek, bozulmak (İbr.: avon), kötülük/Günahkarlık (İbr.:raa), şiddet (İbr.: hamas), kötü düşünmek (İbr.: raşa)

    Adem'in günahı ile günah ve bedeli olan ruhsal ve bedensel ölüm tüm insanlık soyuna aktarıldı. Günah Adem'den ötürü dünyaya geldi ve İsa Mesih'in çarmıhdaki kefareti yani kurtarmalığıyla Tanrı insanların günahlarını yok saydı, Adem'in işlediği ve sonraki kuşaklara doğum yoluyla geçen günaha miras alınan günah; tüm insanlığın günahının İsa Mesih'e yüklenmesine ise atfedilen günah denilir.

    Hergün zararsız yalanlardan adam öldürmeye kadar birçok kişisel günah işlemekteyiz Isa Mesih'e iman etmemis insanlar bu kisisel gunahlarin yani sira atfedilen ve miras kalan gunahlarin da cezasini çekecekler yani sonsuz azap olan cehennem yargısıyla karşılaşacaklardır. İsa Mesih?in Rab ve Kurtarıcı olduğuna iman ettiğimiz için miras alaınan ve atfedilen günahdan Tanrı?nın lütfu ile muaf olan bizler kişisel günahlarımızı Tanrı?ya itiraf edip tövbe edersek şefkatli ve merhametli Tanrı günahlarımızı bağışlayacaktır.

    " Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır. " 1 Yuhanna 1:9

    Havari-Elçi , Arapça'ya Habeşçe'den geçmiş olup aslı havaryadır ve yardımcı anl***** gelmektedir. Havârî kelimesi, havr kökünden türemiş bir kelimedir ancak, Arapça'da bu kökten türeyen kelimelerin birbirinden farklı anlamları vardır. Havr, gözün beyazının çok beyaz, siyahının da çok siyah olması demektir. Ceylan ve sığır gözleri buna örnektir. Gözleri bu şekilde olan kadınlara havrâ? denir ki; çoğulu hûrdur. Türkçedeki hûrî kelimesi buradan gelmektedir.

    Yeni Ahit'in ilk dört bölümünü oluşturan kanonik İncil'lerden Matta ve Yuhanna İncilleri havariler tarafından yazılmıştır.

    Simun (Petrus): Orjinal metinlerdeki adı "Simon" veya "Simeon"dur. Havari Andreas'ın kardeşi, Celile'li bir balıkçıdır. Kilisesini üzerine inşa edeceği kayaya ithafen "Petrus" adı İsa tarafından verilmiştir. Roma'da öldürülmüştür. Roma Katolik Kilisesi'nin ilk piskoposu kabul edilir.İsa, Romalılar ve kendisinin Mesih olduğuna inanmayan Yahudiler tarafından çarmıha gerilmek üzere yakalandığında İsa'nın Havarisi olduğunu üç defa inkâr etmiştir. İnkâr edeceği İsa tarafından Son Yemek'te kendisine bildirilmiştir ancak Petrus buna inanmamıştır. Dört İncil'de de bu olay aynı şekilde anlatılır. Çarmıha gerildi.
    Andreas : Simun'un kardeşi, Celile'li balıkçı. X şeklindeki çarmıhta ölmüştür. İskoçya ve Rusya'nın baş azizidir.
    Büyük Yakup : Zebedi'nin oğlu, Yuhanna'nın kardeşi. I. Herod Agrippa tarafından kılıçla öldürülmüştür.
    Yuhanna : Zebedi'nin oğlu, Yakup'un kardeşi. Yeni Ahit'in dördüncü incili olan Yuhanna İncili'ni yazmıştır.
    Filipus : Sezar'a karşı gelmesinden dolayı, Bugün Türkiye'de bulunan Hierrapolis ( Pamukkale) kentinde Roma askerlerince çarmıha gerilerek şehit edilmiştir.
    Bartalmay : Ermenistan'da canlı canlı derisinin yüzüldüğü söylenir, çarmıha gerildi. Bu nedenle dericilerin azizidir.
    Tomas : "Şüpheci Tomas" veya "İkiz" olarak da bilinir. İsa'nın yaralarına dokunana kadar dirildiğine inanmayacağını söylemiştir. Mızrakla öldürüldü.
    Matta : Vergi memurudur. Yeni Ahit'in birinci incili olan Matta İncili'nin yazarıdır. Kılıçla öldürüldü.
    Küçük Yakup: Alfay'ın oğlu. Çarmıha gerildi.
    Yahuda (Taday) : Yakup'un kardeşidir. Pers topraklarında Simon ile birlikte öldürülmüştür. Oklarla öldürüldü.
    Simun (Yurtsever) : Pers topraklarında Yehuda (Taday) ile birlikte öldürülmüştür. Çarmıha gerildi.
    Yahuda (İşkariot, Kariot'lu) : 30 gümüş dinar için İsa'ya ihanet ederek yakalatmıştır. Vicdan azabından intihar etmiştir.

    Matthias : 13. Havari. Yahuda'nın yerine seçilmiştir.

    - Antakya Episkoposu İgnatiyas, vahşi hayvanların önüne atıldı.

    - İzmir Episkoposu Polikarp, 86 yaşında, diri diri yakıldı.

    Kartacalı Tertulliyan ( İ.S. 160 - 240 ) şunu ifade ediyor : " Şehit edilen hristiyanların kanı, kilisenin tohumu olmuştur. "

    Hıristiyanlık , İsa Mesih'in Rab ve Kurtarıcı olduğuna iman edenlerin yaşam biçimi.İsa'nın adına atfen İsevilik, İsa'nın doğum yerine atfen Nasranilik de denir. Hıristiyanlık inancına sahip kişilere Hıristiyan denir. Dünyanın her yerine yayılmış olmakla birlikte yoğun olarak Avrupa'da, Amerika'da, güney Afrika'da ve Avusturalya'da bulunmaktadırlar .

    Hıristiyan sözcüğünün kökeni, mesih kelimesinin Yunanca karşılığı olan khristos kelimesine dayanır. Khristos olarak adlandırılan İsa'ya inananlara ilk olarak Antakya/Tarsus bölgesinde Hristiyan denmeye başlanmıştır [kaynak belirtilmeli]. Hristiyan sözcüğü, "Mesih'in yandaşı" , "Mesih'e bağlı" , ''Mesih izleyicisi'' , '' Mesih imanlısı , ''Mesih inanlısı '' anlamlarına gelir.

    Khristos kelimesinin Türkçe'deki karşılığı Mesih ise İbranice'deki maşiah kelimesine dayanır. Bu sözcük İbranice 'kutsal yağ ile ovulmuş, kutsanmış' anl***** gelir. Batı medeniyetlerinde İsa için kullanılan Christ, Christus, Cristo vb isimler Mesih'in Yunanca karşılığı olan Khristos kelimesinden türemiştir .

    Hristiyanlığın kutsal kitabı, Kitabı Mukaddes veya aynı anlama gelen Kutsal Kitap adı ile anılır. Kitabı Mukaddes, 39 Kitapdan oluşan Eski Ahit ve 27 Kitapdan oluşan Yeni Ahit olmak üzere başlıca iki bölüm ve 66 Kitapdan oluşur. oluşur.

    Kitabı Mukaddes'in ilk kısmı Eski Ahit ya da Eski Antlaşma olarak adlandırılır. Yahudilerin kutsal kitaplarından Tanah ile bölüm adları ve sınıflandırmalar hariç aynıdır. Eski Ahit İsa'nın doğumundan önceki çok uzun bir zaman diliminde Yahudi peygamberleri, din adamları ve alimleri tarafından yazılmıştır. Eski Antlaşma'da İsa Mesih'i müjdeleyen birçok ayet bulunmaktadır.

    Kitabı Mukaddes'in ikinci bölümünü oluşturan Yeni Ahit ise İsa'nın sağlığında ve/veya ölümünden sonra Elçiler ve Peygamberler tarafından yazılmıştır. Hristiyan alimlerince kanonik kabul edilen Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncil'leri Yeni Ahit'in ilk dört bölümünü oluşturur.

    Yahudi kutsal metinlerinden oluşmuş Tanah'ın Hristiyanlık'ta Eski Ahit olarak adandırılmasının nedeni Tanrının İsa'dan asırlar önce Musa ile Sina Dağı'nda yaptığına inanılan antlaşmadır. Hristiyanlar tanrının İsa ile yeni bir antlaşma yaptığına inandıklarından ötürü Kitabı Mukaddes'in İsa'dan bahseden ikinci bölümünü Yeni Ahit olarak adlandırırlar. Bununla birlikte Yahudiler ikinci bir antlaşmayı kabul etmez, Tanah'ın Eski Ahit olarak adlandırılmasını uygun bulmaz ve bu ismi kullanmazlar.

    Hristiyanlığın ilk yedi kilisesi , M.S. 53-56 tarihlerinde Pavlus Efes kentine gelmiş ve kaldığı süre içerisinde yörede Hristiyanlığın yayılması için çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar sonucu ise Hristiyanlığın ilk yedi kilisesi oluşmuştur.

    Hristiyanlığın ilk yedi kilisesi ve günümüzde bulundukları yerler şöyledir:

    Ephesos (Selçuk)
    Smyrna (İzmir)
    Pergamon (Bergama)
    Sardes (Sart) (Salihli)
    Philadelphia (Alaşehir) (Manisa)
    Laodikeia (Denizli)
    Thyateira (Akhisar)

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.799
    Rep Gücü
    137443
    ( İ - L )

    İbranice , İsraillilerin ve açıkça olarak söylemek gerekirse, Eski Ahitin tümünün lisanıdır. 2. Krallar 18:26-28 ve Nehemya 13:24 te İbraniceden Yahudilerin Lisanı ve Yeşaya 19:18?de Kenan diyarının lisanı olarak bahseder.

    İbranice, geçmişin sadece tasvir edilmediği, aynı zamanda sözcüklerle boyandığı, resimli bir lisandır. Bizlere doğa manzaraları sunmak yerine, hareketli panoramalar verir. Olayların akışı, zihnimizin gözünden akıp gider. (İbranicede bir dikkat çekme üslûbu olan İşte kelimesinin, Yeni Antlaşmaya geçmiş ve sıkça kullanılmış olmasına dikkatinizi çekerim.) Canlandı ve gitti, dudaklarını araladı ve konuştu, gözlerini kaldırdı ve gördü, sesini yükseltti ve ağladı; buna benzer kelime sanatları ve vurguları lisanın tasvir gücünü arttırmaktadır.

    İsa , Nasıralı İsa olarak da bilinen Hıristiyanlık inancındaki temel figürdür. Hıristiyanlıkta İsa Mesih olarak inanılır ki bu tanım ona İbrani "Mesih" anlayışı bağlamında verilmiştir ki Hıristiyanlara göre İsa, Mesih'tir. Teolojide kullanılan, İsa'nın yaş***** dair ana kaynaklar Yeni Ahit'teki dört kanonik İncil'dir. Genel kabule göre bunlar İsa'nın ölümünden birkaç on yıl sonra yazılmıştır.

    İbrahim'in oğlu İshak'ın soyundan gelmiştir.. Annesi Meryem, Levioğulları soyundan geliyordu. Yeni Antlaşma, Meryem'in nişanlısı olan Marangoz Yusuf'un Davud'a kadar çıkan soyağacını verir. Eski Antlaşma'da Meryem'den veya İsa'dan sözedilmez.İsa'nın Roma imparatoru Augustus zamanında Beytlehem'de dünyaya geldiği gelmiştir.

    Hıristiyanlığa göre Tanrı'ın bir meleği Meryem isimli genç bir bakireye, bir oğul doğuracağını söyler. Çocuğun adı da İsa olacaktır. İsa, 'Kurtarıcı' demektir. Hıristiyan inancında İsa Mesih'in bu dünyada babası yoktur, sadece annesi vardır. Tanrı kendi gücü ve sözüyle, Meryem'in hamile kalmasını sağlamıştır.

    İsa 30 yaşına kadar marangozluk yapar. Yoksul ama rahat bir evde büyür. Çocukluk ve delikanlılık dönemine ilişkin çok az şey bilinir. 30 yaşlarında Vaftizci Yahya ile karşılaşır. Vaftizci Yahya, Şeria Irmağı kıyılarında vaazlar verir ve Yahudiler'in beklediği kurtarıcının (Mesih'in) gelmesinin yakın olduğunu anlatırdı. Bu nedenle Yahya, çoğunlukla İsa'nın "müjdecisi" olarak nitelenir. Yahya, tövbe ederek, Mesih'in gelişini bekleyenleri Şeria Irmağı'nın sularıyla vaftiz eder, ruhlarını arındırırdı. Bu nedenle, Vaftizci Yahya olarak anılagelmiştir. İsa da Vaftizci Yahya tarafından Şeria Irmağı'nda vaftiz edildi. Çok geçmeden izleyicilerinden küçük bir grupla birlikte dolaşarak vaaz vermeye başladı. Kendisi de bir Yahudi olduğu için bazen Yahudiler'in ibadet yeri olan sinagoglarda ama genellikle açık havada vaaz verirdi. Vaazlarında Tanrı'nın egemenliğinin yakın olduğunu, İnsanların bu müjdeye inanmalarını söylüyordu.

    Bu çağrı yüzyıllardır Tanrı'nın bir kurtancı göndermesini bekleyen Yahudiler üzerinde etkili oldu. Yahudiler, topraklarını yitirmiş, ezilmiş ve kendi yurtlarından sürgün edilmişlerdi ama Tanrı'nın Mesih göndereceğine, Mesih'in barışın ve adaletin egemenliğini kuracağına olan inançlarını sürdürüyorlardı. İsa vaizliğinin ilk döneminde, Celile'deki Kefernahum kentinde yaşadı ve çevredeki kasaba ve köylere geziler yaptı. İnciller'e göre bu dönemde çeşitli mucizeler gerçekleştirerek dinsel gücünü kanıtladı. Hıristiyanlığın Kutsal Kitap'ında ölülerin diriltilmesi, şeytan kovma, hastaların iyileştirilmesi, rüzgârların ve dalgaların durdurulması gibi birçok mucizeden söz edilir. İsa çoğunlukla, kısa öyküler ya da sıradan insanların yaşamlarından derlediği vurucu olaylar anlatarak iletmek istediği mesajı insanlara ulaştırırdı. İçinde yaşadıkları düzenden hoşnut olmayan insanlar İsa'nın, kendisini onaylamayan din yetkililerini açık sözlülükle eleştirmesinden hoşlanıyordu. Yahudi önderler ise onu, Musevilik'in kurallarına aykırı davranmakla suçladı. İsa ise, Tanrı'nın, onların yasalarını ya da saygınlıklarını önemsemediğini, onun insanlarda sevecenlik ve hoşgörü aradığını söylüyordu. Din büyüklerine dalkavukluk etmek için hiç çaba göstermeyen İsa, giderek onların nefretini kazandı. Yahudi önderlerin bir bölümü İsa'nın öğretisinin yanlış olduğunu ve insanları yanlış yola sürüklediğini düşünüyordu. Ötekiler ise o dönemde yönetimde bulunan Romalılar'a karşı siyasal bir hareket başlatabileceğinden, bunun da büyük bir yıkıma yol açacağından kaygılanıyordu. Önderlerin büyük bir bölümü, onun öğretisinin kendi konumlarını tehlikeye düşürebileceğini düşünüp, şu ya da bu nedenle ondan kurtulmaları gerektiği sonucuna vardılar.

    İsa yaş***** ve öğretisine yönelik bu tehdit karşısında hazırlıklı olmak için kendi seçtiği 12 havariyi özel bir eğitimden geçirdi. Dinsel deneyimlerinin en özlülerinden bazılarını onlarla paylaştı. İsa havarilerine kendi müjdelediği krallığın, Kudüs'te zafer kazanarak yönetimi ele geçiren bir dünya önderininkine benzemeyeceğini anlattı. İsa, yaşamının son yılında Yahudiler'in Hamursuz Bayramı için Kudüs'e gitti. O sırada kent, yüzlerce yıl önce Mısır'da yaşayan Yahudiler'in kölelikten kurtulmalarını kutlamaya gelen hacılarla dolup taşıyordu. Başlangıçta her şey iyi gitti. Kalabalık topluluklar, İsa'yı Nasıralı peygamber olarak selamladılar. Ne var ki, İsa, kendisine karşı olanların çoğaldığının ve daha kötüsü, havarilerinden birinin ona sırt çevirdiğinin farkındaydı. Yahuda İskaryot, bulunduğu yeri yöneticilere göstererek İsa'ya ihanet etti.Öleceğini anlayan ve bu ölümün havarilerinin inancını sarsacağından kaygılanan İsa, onları Son Akşam Yemeği'nde bir araya getirdi ve ölmesinin gerekli olduğunu, böylelikle Tanrı ile insanlar arasında yeni bir bağ kurulacağını açıkladı. Öldükten sonra İsa'nın öğretisini yaymak havarilerin görevi olacağı için, onlarla Tanrı arasında da yeni bir bağ kurulacaktı. İsa ekmekle şarabı aldı, kutsadı ve havarilerine vererek kendi bedeni ve kanı olduğunu söyledi. (Bu daha sonraları Hıristiyanlıkta önemli bir yere sahip olacak bir törene dönüşmüştür ve "trans-substansiyalizm olarak da bilinir) Yemekten sonra İsa ve havarileri Kudüs'ün doğu yakasındaki Zeytin Dağı'na ve oradan da tepenin yamaçlarındaki Getsemani Bahçesi'ne gittiler. Bu bahçede, Yahuda'nın yol gösterdiği görevliler İsa'yı tutukladı. İsa aynı gece yargılanmak üzere Yahudi Önderlerin karşısına çıkarıldı. Hıristiyanlık inancına göre sorgusu sırasında "Tanrı'nın oğlu musun?" sorusuna olumlu yanıt verince, Yahudi önderler günah işlediği gerekçesiyle onu ölüme mahkûm ettiler. Verilen bu idam kararı, Romalı Vali Pontius Pilatus'un onayı olmaksızın uygulanamazdı. Pilatus, aslında İsa'nın suçluluğuna inanmıyordu ama Yahudi Önderlerin ve onların izleyicilerinin bu istekte direnmeleri üzerine İsa'yı çarmıha gerdirme cezasına çarptırdı. O dönemde Romalılar, suçluları haç biçiminde bir kalasa çivileyerek idam ederlerdi. İsa, cuma günü Pilatus'un askerlerince başına dikenden bir taç giydirilerek çarmıha gerildi. O günün akşamında ölüsü çarmıhtan indirildi ve izleyicilerinden Aramatyalı Yusuf'a ait bir mezara kondu. Mezarın girişi büyük bir taşla örtüldü. Daha sonra gelişen olaylar Hıristiyanlığın Kutsal Kitap'ında şöyle anlatılır: "Cumartesi günü erken saatlerde bir grup kadın mezarı ziyarete gittiğinde taşın yerinden kaldırıldığını ve cesedin orada olmadığını gördü." Kısa bir süre sonra İsa'nın, önce Meryem'e ve ardından havarilerine göründüğüne ilişkin söylentiler çabucak yayıldı. İsa'nın yeniden dirilişi Hıristiyanlık'ın en önemli inançlarından biridir. Bu inanç, havarilerine ve izleyicilerine yeni bir güç vermiş ve Hıristiyanlık'ın yayılması için yaptıkları çalışmaları hızlandırmıştır.

    Katolik, Ortodoks ve Protestan teolojisine göre İsa'nın birbirine karışmayan iki ayrı tabiatı vardır, insan doğası ve Tanrı doğası. İsa aynı anda hem insan hem de Tanrı'dır. Bu iki doğanın birbirine karışmadan birleşmesine hipostatik birleşme denir. İsa ve Tanrı benlikte birleşirler. İsa, Hıristiyanlara göre Tanrı'nın yaşayan, diri sözüdür. Hıristiyanlar hipostatik birleşmeyi "Tanrı olan İsa, kul özünü alıp dünyada doğmuştur ama 'yaratılışın çamuruyla' kirlenmemiştir" şeklinde açıklarlar. Bu doğan söz Tanrı'nın parçası değildir, çünkü Tanrı parçalara bölünemez.

    Hıristiyanlara göre üç kişilikli olan Tanrı'nın özünün ikinci kişisi ezeli söz, tarihte bir zamanda kul özü kişiliği alarak insan bedenine girmiştir ve bu İsa Mesih'tir. Hıristiyanlar Tanrı'nın üç kişiliği ile ilgili bilgilerin Tevrat'ta da anlatıldığına inanır.
    Tanrı doğasının İsa'nın bedeniyle ilgisi yoktur. Baba ile aynı olan bir doğayı taşımaktadır ikisi de aynı kaynaktandır. Bu nedenle de İsa, Tanrı olarak kabul edilir.

    Yeni Antlaşma insan doğasını şöyle açıklar:

    "Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı."Flp 2:6

    "Ama yüceliğinden soyunarak kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı."Flp 2:7-8


    İsa, İncil'de Babaya seslenirken bu konuşma aynı varlığın iki benliği arasında geçer. İsa'nın kul özü kişiliği, ilahi kişilikle konuşur, yani Baba'ya dua edenin İsa'nın kul özü olduğu söylenir. Kul özü de almış olan Tanrı'nın ikinci kişiliği (söz), artık dünyada iken doğa değil ama konum olarak Öz'den (Baba'dan) aşağı seviyededir bu nedenle İncil'de "Baba benden üstündür" demiştir. İncil, İsa'nın çarmıha gerildikten sonra tekrar yüceltileceğini söyler. Çünkü artık dünyada olmayacak ve kul özü kalmayacaktır.

    James Warren takma adı Jim" Jones , ABD'li "People's Temple (İnsan Tapınağı) kilisesinin kurucusu vaiz.

    1978 yılında Guyana'da kendi ve müridlerine özel kasabası Jonestown'da 911 müridini aynı anda intihar etmeye ikna etmiş ve kendisi de müridleriyle birlikte ölmüştür.Müridler siyanürlü kokteyl ve enjektörler vasıtasıyla intihar ederken, koltuğunda ölü bulunan Jones'un kendini silahla vurduğu görüldü.Ölümlerinin son derece kutsal olacağını söyleyerek son konuşmasını yapan Jim Jones'un bu konuşmasının ses kaydı mevcuttur.

    Jean Calvin , 10 Temmuz 1509'da Paris'in yakla..ık 100 km kuzeyindeki Noyon'da do..du. 14 ya..ında okumak
    üzere Paris'e gönderildi. Fransa ba..kentinin en ünlü kolejlerinde okudu. Calvin'i 1528'de Orleans'da, 1529'da
    Bourges'da hukuk okurken görüyoruz. Sonunda eğitimini Orleans'da tamamladı. 1533'te reform hareketine katıldı.Tam bir Katoliklikten, Tanrının kelamından başka kutsal bir kaynak tanımamasının, yani Protestanlığa geçişinin bedelini, İsviçre'ye kaçarak ödedi. Cenevre'ye yerleşen Calvin, burada ünlü "Hıristiyan Dininin Kurululu"nu (1536) kaleme aldı. 1537'de Farel ile birlikte bir "inanç Bildirge"si yazmış ve tüm Cenevreliler'i bunu imzalamaya davet etmiştir. Amacı, "kimin İncil'den, kimin Papa'dan yana" olduğunu öğrenmektir. Bunun üzerine kentte beliren çatışma ortamı Calvin'in Strasbourg'a sürgüne gitmesine yol açmış, ama 1541'de geri dönerek Cenevre Kilisesini ve kentini örgütlemeye başlamıştır. Kentte katı bir teokratik yönetim kurmuş, fikirlerine karşı çıkanlara cezalar vermiştir. Calvin, 28 Mayıs 1564'te Cenevre diktatörü olarak ölmüştür.

    Calvin'in ardılı Theodore de Beze, Kalvinizmi bir doktrin topichaline getirmeye başlayan kişidir. Kalvinizm, Almanya,
    İskoçya, İngiltere, Hollanda ve Fransa'da yayılmıştır. Daha sonra hacı babalar denilen ilk püriten göçmenlerle birlikte Amerika'da da yaygınlaşacaktır. Kalvinistler 1875'te bir Dünya Birliği kurmuşlardır. Bu birliğe bağlı mümin sayısı 2003 itibariyle 75 milyondur. Bunun dışında püritenler, presbiteryenler, evanjelistler vb adı altında çok sayıda Kalvinist Protestan bulunmaktadır. Kalvinizmin temel görüşleri, "Hidayet doktrinleri" veya "Kalvinizmin beş noktası" olarak bilinirler. Bunlara, her bir noktanın baş harfinden "TULIP" de denir. Aslında bunlar, 1618-1619 Dordecht sinodunda, reformdan geçmiş Hollanda kiliseleri tarafından, onun eserlerinden ve vaazlarından hareketle formüle edilmişlerdir. Bu ilkelere "Dordecht Kanunları", yani "Dordecht Şeriatı" adı verilir.

    'Özgürlük Doktrinleri' veya 'Kalvinizmin Beş Noktası' olarak bilinen temel görüşleri ise 1618-1619 Dordecht Sinodunda reformdan geçmiş Hollanda kilisesi tarafından Calvin'in eserleri ve vaazları baz alınarak oluşturulmuştur. Bu beş noktayı şöyle sıralayabiliriz:

    1)MUTLAK YOZLAŞMA VEYA TOPTAN BOZULMUŞLUK : Kurtuluşa ermek için imanlı olmak yetmez, insanlara verilen İman tanrı tarafından lütfedilmiştir.

    2)KOŞULSUZ SEÇİM VE ÇİFTE KADER : Tanrı dünyayı yaratmadan önce bazı kişileri kurtuluş için seçmiştir.

    3)KİŞİSEL KURTULUŞ VEYA SINIRLI KEFARET : İsa bütün insanlığı kurtarmak için değil de sadece seçilmişleri kurtarmak için kendini feda etmiştir.

    4)KUTSAL RUH'UN ETKİN ÇAĞRISI VEYA KARŞI KONULMAZ LUTUF : Tanrı insanlara iki tür çağrı yapmıştır. Birincisi dış çağrı olup reddedilebilir bir çağrıdır, ikincisi ise iç çağrı olup yalnızca seçilmişlere yapılmıştır ve reddedilemez niteliktedir.

    5)AZİZLERİN SEBATI VEYA KUTSALLARIN SONA KADAR DAYANMASI : İsa'nın uğurlarına kendisini feda ettiği seçilmiş kimseler Ruh-ül Kudüs tarafından imanla donatılmıştır ve ruhları kurtulmuştur.

    Calvin'in kader anlayışı ise yukarıda belirttiklerimizi destekler niteliktedir. Calvin'e göre insanlar eşit şartlarda yaratılmamıştır, bazı insanlar için sonsuz yaşam öngörülürken bazıları için sonsuz lanetlenme söz konusudur. Diğer taraftan Calvin'cilik ile Avrupa'nın iktisadi gelişimi arasındaki ilişki de tartışılan bir konudur. Bu konuda toplum bilimcileri iki gruba ayrılır. Birinci grup bu düşünceyi ilk defa ortaya atan Max Weber'in takipçileridir. Bu grup Kalvinizm ile birlikte Avrupa'nın Kalvinizmi kabul etmiş veya en azından azınlık dini olarak kabul etmiş bölgelerinde ekonominin hızla geliştiğini savunur. Buna neden olarak da keşiş Protestan'lığının iç disipline ve ağır çalışmaya önem verişiyle 'modern kapitalizm ruhu?nun doğuşu gösterilir. Ayrıca Kalvinizm'e göre servet sahibi olmak ortaçağdaki gibi utanç verici olmamakla birlikte, para kazanmak, iş ahlakını ve kutsal güveni yerine getirmenin bir yolu olarak kabul edilir ve elde edilen gelirle fakirlere yardım etmek, diğer toplumsal gereklilikleri yerine getirmek tanrı adına bir kardeşlik ve dindarlık ifadesi olarak görülür. bu her zaman böyledir İkinci grup toplumsal bilimcilerin yani Avrupa'nın iktisadi gelişimi ile Kalvinizm arasındaki paralelliği reddeden grubun düşüncesi, Kalvinizmin kapitalizm'in gelişmesine yardımcı olmak bir yana, ona aykırı bir yapıya sahip olduğu ve Kalvinist kilise'lerin kapitalizm'i hiç de tasvip etmediği yönündedir. Calvin'in görüşleri Almanya, İskoçya, İngiltere, Hollanda ve Fransa'da kabul görmüştür. Hatta 'Hacı Babalar' denilen ilk Püritengöçmenlerle Kalvinizm Amerika'da da yayılma olanağı bulmuştur. 1875 yılında Calvin'in takipçileri Dünya Birliği'ni kurdular. 2003 yılı itibariyle bu kuruluşa bağlı kişi sayısı 75 milyonu bulmuştur.

    Jeanne d'Arc , Yüzyıl Savaşları boyunca İngiltere'ye karşı durmadan Fransa'ya yardım eden ve daha sonradan Fransa'nın dört bir yanında nam salmış bir Fransız Katolik azisesidir.

    12 yaşındayken St. Catherine, St. Margearet ve St. Micheal'in ruhları ile önsezi ile iletişime geçmeye başladığı söylenir. Savaşlarda Fransız ordusuna katılmış ve İngilizlere karşı savaşmıştır. Daha sonra onu esir alan İngilizler onun erkek giysileri giyip savaşan ve gaipten sesler duyan bir kâfir olduğunu öne sürerek onu henüz 19 yaşındayken yakarak öldürmüşlerdir.. Ölümünden beş yüzyıl sonra azize ilan edilmiştir.

    Jesus Saves , Türkçe "İsa kurtarıcımız, İsa kurtarır" gibi anlamlara gelen bu söz, özellikle Amerikan kilise papazlarının insanları günahlarından arındırmak, dine yönlendirmek ve kendilerince inandıkları doğru yolu buldurmak için söyledikleri teşvik amaçlı bir bildiridir.

    Katoliklik , Katolik Kilisesi veya Roma Katolik Kilisesi, ruhani başkanı Roma Başpiskoposu (Papa) olan, en fazla cemaate sahip Hristiyan mezhebi. Dünyada yaklaşık 1.2 milyar mensubu vardır. Katolikler yoğun olarak Güney Amerika'da ve Avrupa'nın güneyinde bulunurlar.

    Katoliklik, Kutsal Ruh'un kaynağı, İsa'nın tanrısal yönü, geleneklere verdiği önem, dini törenler ve Havari Petrus'un halefi kabul ettiği Roma Başpiskoposu'na (Papa) verdiği ayrıcalıklarla diğer Hristiyan mezheplerinden ayrılır. Papa'nın yanılamayacağı 1870'de alınan bir kararla resmileşmiştir.

    Katolik Kilisesi azizlere ve Meryem'e diğer kiliselerden daha fazla kutsiyet verir.
    Sadece erkekler papaz olabilirler. Evlenemezler, cinsel ilişkide bulunamazlar.
    Katolik Kilisesi boşanmaya, kürtaja ve suni döllenmeye karşıdır.
    Günah çıkarma çok önemli bir yer tutar.
    Katoliklik de Ortodoksluk gibi 4. Ekümenik konsil olan Kadıköy Konsili (Kalkedon Konsili)'nin kararlarını tanıyan bir kilisedir ancak Ortodoks Kilisesi sadece ilk 7 konsili tanımış bundan sonra yapılanları geçersiz saymıştır. Oysa Katolik kilisesi 20 Konsilin kararlarının da bağlayıcı olduğunu savunur.

    Kadıköy Konsilinde alınan kararlara göre İsa'da Hem insani hem de tanrısal özellikler bulunmaktadır, bu özellikler Meryem İsa'yı doğurmadan önce de bulunmaktaydı İsa Tanrı olarak baba ile aynı özden, İnsan olarak da günahlar hariç insanlarla aynı özdendir. Dolayısıyla Meryem sadece İnsan olan İsa'nın değil Tanrı olan İsa'nın da anasıdır ve ona Tanrı Anası anl***** gelen Theotokos denilmelidir.Bu farklı doğalar birleşmeden sonra hiçbir şekilde değişime uğramayıp kendi özelliklerini muhafaza etmişlerdir. Çarmıhta acı çeken İsa'nın sadece İnsani doğasıdır, bu acı Tanrısal doğa'ya dokunmamıştır. Aslında Diofizit görüşe yakkın olan bu karara itiraz eden Monofizit piskoposlar kendi bağımsız kiliselerini kurmuşlardır.

    Mezhebin ilk kurucusu havarilerden Petrus'dur, bu nedenle Papalar, Petrus'un vekili sayılırlar. Katolikler Kutsal Ruh'un kaynağı ile ilgili bir tartışma sonucu Ortodoksluk'dan ayrılmışlardır. Ortodoksluğa göre Kutsal Ruh, Baba'dan çıkmışken Katolikler'e göre Baba ile Oğul'dan çıkmıştır. Bu ayrım sonucu Roma Kilise'si 1054 yılında Ayasofya'ya gönderdiği bir belge ile Ortodoksluk'tan tamamen ayrılmıştır ve iki kilise karşılıklı birbirlerini aforoz etmişlerdir.

    1204 yılında 4. Haçlı Seferleri sırasında, Haçlı ordusunun İstanbul'u yağmalayıp, Ortodoks kiliselerini basması ve ortodoks rahipleri öldürmesi sonucu nefret daha da artmıştır. Vatikan Ruhani Meclisi 1870 yılında çıkarttığı bir kanunla Papa'nın yanılmazlık ilkesini kabul etmiştir. Buna göre Papa, Kutsal Ruh'un denetiminde olduğundan yanılmaz. 1964 yılında dönemin Papa'sı Papa VI. Paul ile İstanbul Patriği Athenagoras karşılıklı olarak aforozları kaldırmışlardır. Ancak iki kilise arasındaki bu yumuşama halka yansımamıştır. Ortodoks Yunanlılar bu gün dahi IV. Haçlı seferlerinde Katoliklerin yaptıklarını affedemezler.

    Papa, İsa'nin havarisi Petrus'un vekilidir. Asla yanılmaz ve Roma Kilisesi baş kilisedir.
    Roma Kilisesi Ruh-ül Kudüs tarafından idare edilir ve evrenseldir.
    Ruh-ül Kudüs, Baba ve Oğuldan çıkmıştır (Ortodokslar sadece Baba'dan çıktığına inanırlar)
    İsa hem insan, hem tanrı tabiatına sahiptir.
    Meryem günahsız olup, bakiredir. Şefaatte bulunma yetkisi vardır.
    Azizler şefaatte bulunabilirler.
    Komünyon (Kudas) ayininde ekmek mayasız olmalıdır.
    Günah çıkartma ve papaza itiraf gereklidir.
    7 sakrament vardır.
    Ruhban sınıfı evlenemez.
    Bu güne kadar toplanan 20 konsilin kararları da kabul edilmelidir.
    Cuma günleri et ve yağlı yiyecekler yenilmez.

    Keşiş , Hristiyanlık'ta evlenmemiş, manastırda yaşayan rahip. Keşiş sözcüğünün kökü Arapça ve Farsça'ya dayanır.
    Keşişler Hristiyanlığı içlerinde en yoğun şekliyle yaşamaya gayret eden, bunun için inzivaya çekilip günlerce düşüncelere dalan, manastırda yaşayıp hayatını Hristiyanlığa göre şekillendiren kişilerdir. Eski dilde manastırlara "keşişhane" denirdi.

    "Keşiş hayatı sürmek" deyimi Türkçe'de herşeyden elini ayağını çekip, yalnız başına yaşamak anlamında kullanılır.

    Kilise , Yunanca ekklesia (vücut) kelimesinden türemiştir. Mezhep ve bina anlamlarında kullanılır.

    Hristiyanlıkta kendi din adamları, kendi binaları ve diğerlerinden ayrılan doktrinleri bulunan mezheplerden her birine verilen isim.

    Hristiyanlıkta ibadet etmek ve bazı diğer dini vazifeleri yerine getirmek için tahsis edilmiş halka açık bina, tapınak.

    Kutsal Topraklar , Kutsal Topraklar deyişi genellikle dünyadaki en büyüktek tanrılı üç din olan Hristiyanlık, Musevilik, ve İslam için önem arz eden, günümüzde üzerinde İsrail ve Filistin'in bulunduğu topraklara verilen isimdir.

    Birçok dinin doğduğu bu topraklar, Haçlı Seferlerinin yapılmasına sebep olmuştur, günümüzde de Arap-İsrail gerginliğine sebep olmaktadır.

    O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona şöyle dedi:"Mısır Irmağı'ndan büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan butoprakları -Ken, Keniz, Kadmon, Hitit*, Periz, Refa, Amor, Kenan,Girgaş ve Yevus topraklarını- senin soyuna vereceğim."Yar.15: 18-21

    Lütuf ( Charis ), günahkarlara Tanrı tarafından verilen karşılıksız, hak edilmemiş ve layık olunmayan bir iyiliktir. Fakat Tanrı günahtan nefret etmekle beraber sonsuz azabı yani cehennem yargısını hakeden ve suçlu olan günahkarı da sevdiği için yüce merhametinden dolayı kurtuluş planı yapmıştır; yüce lütfu ile günahı nedeniyle kayıp olan insanı kurtarır. Kurtuluşumuz bizim hakkımız yada başarımız değildir; çarmıhda günahlarımıza kefaret yani kurtarmalık olan Rab İsa Mesih?in başarısıdır ve sonsuzdur.

    ?İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir? Efesliler 2:8-9

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.799
    Rep Gücü
    137443
    ( M - O ) Mahşerin Dört Atlısı , İncil'de Vahiy kitabında adları geçen, kıyamet gününde ortaya çıkacaklarına inanılan 4 atlı.Birinci at ve binicisi Kral olan İsa'yı, ikinci at ve binicisi savaşları, üçüncü at ve binicisi kıtlıkları, dördüncü at ve binicisi ölümü temsil eder.

    Sonra Kuzu'nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, "Gel!" dediğini işittim. Bakınca beyaz bir at gördüm. Binicisinin yayı vardı. Kendisine bir taç verildi ve galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı.

    Kuzu ikinci mührü açınca, ikinci yaratığın "Gel!" dediğini işittim. O zaman kızıl renkte başka bir at çıktı ortaya. Binicisine dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun sonucu olarak insanlar birbirlerini boğazlayacaklar. Atlıya ayrıca büyük bir kılıç verildi.

    Kuzu üçüncü mührü açınca, üçüncü yaratığın "Gel!" dediğini işittim. Bakınca siyah bir at gördüm. Binicisinin elinde bir terazi vardı. Dört yaratığın ortasında sanki bir sesin şöyle dediğini işittim: "Bir ölçek buğday bir dinara, üç ölçek arpa bir dinara. Ama zeytinyağına, şaraba zarar verme!"

    Kuzu dördüncü mührü açınca, "Gel!" diyen dördüncü yaratığın sesini işittim. Bakınca soluk renkli bir at gördüm. Binicisinin adı Ölüm'dü. Ölüler diyarı onun ardınca geliyordu. Bunlara kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla, yeryüzünün yabanıl hayvanlarıyla ölüm saçmak için yeryüzünün dörtte biri üzerinde yetki verildi.Va.6:1-8


    Mecdelli Meryem , Maria Magdalena da denilen Yeni Ahit'e göre İsa Mesih imanlısı bir kadındır.

    İsa'nın karısı ve bir fahişe olduğu, ayrıca Sarah isimli bir çocuklarının bulunduğuna dair gerçekdışı iddialar mevcuttur.
    Fransa?da 5. ile 8. yüzyılda hüküm süren Merovingian Hanedanı'nın da İsa ile Magdalalı Meryem'den geldiğine dair gerçek dışı iddialar bulunuyor. Gerçekdışı iddialara göre İsa çarmıha gerilirken hamile olan Magdalalı Meryem, doğmamış çocuğunun güvenliği için kutsal topraklardan kaçar, gizlice Fransa'ya gelip Yahudilerin arasına sığınır ve kızı Sarah'ı dünyaya getirir. İsa'nın nesli Fransa'da gizlice çoğalır ve Merovingian soyu oluşur ve onlar Paris'i kurarlar. Bu yalanların hiçbir arkeolojik ve tarihsel kanıtı bulunmamaktadır.

    İsa, haftanın ilk günü* sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryem 'e göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.Mar.16: 9

    Mesih , Musevi metinlerinde müjdelenen, Yahudi milletinin kurtarıcısıdır. Mesih kelimesi İbranice'de 'kutsal yağ ile ovmak, kutsamak' anl***** gelmektedir. Batı medeniyetlerinde Mesih anlamında kullanılan Khristos kelimesi, İbranice Mesih kelimesinin Yunanca karşılığıdır. Dünya üzerindeki değişik dilleri kullanan Yahudiler, "khristos" kelimesi ve "christ", "christos" vb. varyantları Hıristiyanlığı ve İsa'yı çağrıştırdığı için Mesih kelimesini kullanmayı tercih ederler.

    Tarih öncesi İsrail kralları ve yüksek rahipleri, yeni görevlerinin simgesi olarak yağla kutsanırlardı. Tevrat'ın birçok yerinde bu işlemin yapıldığına dair ayetler vardır. Geniş anlamıyla bu unvan "Tanrı'nın bir görev vermek üzere seçmiş olduğu" kişileri de kapsıyordu. Eski Antlaşma'nın "Yeşaya" kitabında Yahudi'leri sürgünden kurtaran Pers kralı Kiros'a da bu ünvanla (mesih) hitap edildiği görülür.

    Hristiyanlar İsa'nın, Yahudilerin asırlardır bekledikleri, Yahudi dini metinlerinde anlatılan Mesih olduğuna inanırlar. Yahudiler bu görüşe katılmaz ve kendisi de bir Yahudi olarak dünyaya gelmiş olan İsa'yı Mesih olarak kabul etmezler. Yahudiler Mesih'in özellikle birinci yüzyılda Roma İmparatorluğu'nda yaşadıkları sorunları sona erdirmek üzere Tanrı tarafından Yahudi ırkına gönderileceğini, dünyevi bir krallık kuracağını ve kendilerine yol göstereceğini düşünüyorlardı. Oysaki Hıristiyanlar Mesih'in daha çok ruhanî bir kurtarıcı olduğuna ve insan ırkını kurtarmaya geldiğine inanırlar. Bahsi geçen krallığın ise manevi bir krallık olduğuna inanırlar.

    "Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih'i duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar." (1. Korintliler 1,23)

    Monofizit , Hristiyanlıkta tek tabiatcı yani tek doğacı görüşe sahip olan kişi ya da bu görüşü savunan kiliseler.

    Bu görüşün Ortodoksluk'tan farkı, İsa'da var olduğuna inanılan İnsani ve Tanrısal tabiatların katışma ve değişme olmaksızın tek bir tabiatta birleşmesi ve tek tabiata dönüşmesidir. Buna göre kelam İsa ile birleşmeden önce de İsa Tanrı idi ve Meryem'den doğan çocuk (İsa) tam bir insan ve tam bir tanrıdır. Dolayısıyla da Meryem Theotokos yani Tanrı'nın annesidir. İsa'da bulunan Tanrılık ve İnsanlık özellikleri değişmeksizin birleşmişlerdir ve birbirinden ayrılamazlar, dolayısıyla haç üzerinde acı çeken İsa'nın sadece insani doğası değil aynı zamanda da tanrısal doğasıdır.

    451 yılında toplanan Kadıköy (Khalkedon) Konsil'inde bu görüş mahkum edilmiştir. Bunun üzerine Khalkedon kararlarını tanımayanlar Ortodoksluktan ayrılmışlar İlk üç Ekümenik Konsil'in kararlarını saymışlar (325 İznik, 381 İstanbul ve 428 Efes Konsilleri)diğerlerini tanımamışlardır.

    Bu gün Monofizit görüşte olan kiliseler Ermeni Apostolik Kilisesi (Gregoryen), Süryani Kadim Kilisesi (Yakubi), Mısır Kıpti Kilisesi (Koptik), Habeş Kilisesi., Şam Kilisesi (Evanjelist) olup her birinin kendi Patriği bulunmaktadır.

    Noel , her yıl 25 Aralık tarihinde İsa'nın doğumunun kutlanıldığı Hristiyan bayramı. Ayrıca Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş veya Milât Yortusu olarak da bilinir.

    Noel, her yıl dünyadaki Hristiyanların çoğunluğu tarafından 25 Aralık'ta kutlanır. Kutlamalar 24 Aralık'ta Noel arifesiyle başlar ve bazı ülkelerde 26 Aralık akş***** kadar devam eder. Hristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde pratik olarak Noel tatili yılbaşı tatiliyle birleştirilir. Ermeni Kilisesi gibi bazı Doğu Ortodoks Kiliseleri, Jülyen takviminde 25 Aralık'a denk gelen 7 Ocak'ı Noel olarak kutlarlar.

    Noel kelimesinin kökeni Latince Natalis (doğum). 'Natalis' kelimesi Fransızca'ya geçişinde Noel kelimesi olmuş ve Türkçe'ye Fransızca'dan geçmişti. Bir diğer iddiaya göre Noel kelimesi, Galya dilinde (Keltçe) yeni anl***** gelen ''noio'' ile güneş manasına gelen ''hel''in birleşmesiyle oluşmuştur ve ''yeni güneş'' anl***** gelmektedir. Noel kelimesi o devrin putperest toplumunda yeni yılın başlangıcında yapılan şenliklere ad olmuştur. Ayrıca Roma İmparatorluğu döneminde halk, mutlu bir olayı karşılamak ve kutlamak için, duygularını ''noel, noel'' diye bağırarak dile getirirdi. Noel kelimesinin kökeni ile ilgili bir diğer açıklama ise Fransızca ''haber'' anlamındaki ''nouvelle'' kelimesinden geldiğidir. Noel ayrıca Almanca'da ''kutsal gece'' anlamındadır. Günümüzde başta İngilizce konuşan coğrafya olmak üzere bazı batılı ülkelerde Noel anlamında kullanılan Christmas ve benzeri diğer kelimeler ise Yunanca Khristos (Mesih) ve Latince miss (yollanmış, gönderilmiş) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur.

    Antik çağlardan beri kutlanagelen Pagan kış festivalleri ile Roma'da yayılmış Mitraizm'in kış festivalleri olan Yule ve Saturnalia'daki uygulamalar Noel'in kökenini teşkil etmektedir.

    Noel, Hristiyanlık'ta İsa'nın doğum günü olarak kutlanılır. İsa (d. M.Ö. 8-2 - ö. M.S. 29-36), Hristiyanlık'taki temel figürdür. İslamiyet'e göre peygamberdir. Doğum ve ölüm tarihleri ile ilgili olarak kimi tarihçiler ve araştırmacılar farklı görüşler belirtirler. Hristiyanlık'ta Nasıra'lı İsa olarak da bilinir. İsa, Roma İmparatorluğu'nun Yahudiye eyaletinde kendisi de bir Yahudi olan Meryem'in Kutsal Ruh'dan gebe kalması ile dünyaya gelmiştir. Soyu, üvey babası Yusuf'a göre tayin edilir. Buna göre soyu Davud peygambere dayanır.

    İsa, Tanrının oğlu ve kendisidir. İnsan doğası ve tanrı doğası karışmazlar ve ayrılmazlar. İsa?nın doğumu, Hristiyan inancında tanrının yeryüzünde göründüğü gün anl***** gelmesi sebebiyle çok önemli bir gündür. İsa'ın doğumundan Kitab-ı Mukaddes'te yalnızca Luka ve Matta İncil'lerinde bahsedilir. Bazı iddialara göre İsa kış mevsiminde doğmamıştır. Luka İncili'ne göre İsa'nın doğduğu zaman çobanlar çayırlarda sürülerini otlatmakta idiler. Eski Ahit, kış mevsiminin, çobanların açık havada barınamayacak kadar yağışlı olduğunu söylemektedir. Bununla birlikte Hristiyanlık'ta Eski Ahit olarak anılan Tanah, İsa'nın doğumundan önceki yaklaşık 12 yüzyıllık süreçte Yahudi din adamları, din büyükleri ve alimleri tarafından yazılmıştır. Bazı kaynaklara göre Vaftizci Yahya Yahudi Fısıh (mayasız ekmek) bayramında yani 15 Nisan?da doğmuştur ve Vaftizci Yahya'dan altı ay sonra doğan İsa'nın Ekim ayı içinde doğmuş olması gerekir.

    Roma İmparatorluğu, Roma İmparatoru Büyük Konstantin?in M.S. 313 yılında Hristiyanlığa diğer dinlerle birlikte resmen izin verdi. Daha önce Roma İmparatorluğu'nda 25 Aralık, güneş tanrısının doğum günü olarak kabul ediliyordu. Bazı kaynaklar [kaynak belirtilmeli]İsa'nın doğum günü olarak 25 Aralık'ın seçilmesinin, 3. yüzyıl başlarında İsa?nın ölüm tarihinin 25 Mart olarak tahmin edilmesiyle bağlantılı olduğunu rivayet etmektedirler.

    Roma İmparatorluğu'nda İsa'ın doğumu anısına kutlanan bayramlarla ilgili en eski tarih olarak, 325 ve 336 tarihleri söz konusu edilmektedir. Buna göre Noel bayramı İmparator Büyük Konstantin'in saltanatının sonundan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. M.S. 354 yılında Papa Liberius, 24 Aralık'ı 25 Aralık'a bağlayan geceyi İsa'nın doğum günü yıldönümü olarak ilan etmiştir. Aralarında Ermeniler'in de olduğu Doğu Hristiyanları ise 6 Ocak tarihini üçüncü yüzyıldan itibaren İsa'nın doğumu olarak kutlamaya başlamıştır.

    Günümüzün Noel kutlamaları Hristiyan ülkelerde oldukça renkli geçer. Noel hazılıkları yaklaşık dört hafta öncesinden başlar. İsa'nın doğumunu bekledikleri döneme advent dönemi denir ve 24 penceresi olan advent takvimleri hazırlanır. Bu takvimlerde her pencerenin ardına resimler veya şekerlemeler gizlenir, her gün bir tanesi açılır. Bazı ülkelerde advent mumları yakılır. Noelden önce okullarda İsa'nın doğumunun canlandırıldığı oyunlar sahnelenir. Bu oyunlarda İsa'nın bir ahırda dünyaya gelişi ve doğudan gelen üç müneccimin İsa'ya hediyeler getirmesi canlandırılır. Kiliselerde ve sokaklarda çocuklardan ya da yetişkinlerden oluşturulmuş korolar Noel ilahileri söylerler. İnsanlar Noel'den önceki özellikle haftasonlarında Noel partileri verirler.

    Noel ağaçları süslenir, ışıklı ev, bahçe, cadde süslemeleri yapılır. Hediyeler alınır, tebrik kartları verilir ve Noel arifesinde Noel Baba'nın gelişi simgesel olarak canlandırılır. Birçok ülkede 25 Aralık öğleden sonrası Noel Yemeği hazırlanır ve aile fertleri masa etrafında bir araya gelirler. Noel Yemeği ülkeden ülkeye farklılık göstermekle beraber en yaygın olanı kızarmış hindi ve sosistir. Bazı ülkelerde tatlı olarak yemekten sonra sunulan kekin (Noel pudingi) üzerine brendi dökülerek tutuşturulur. Çocuklar Noel'den uzun zaman önce Noel Baba'ya mektuplar yazarak istedikleri hediyelerin listesini yaparlar. Kent merkezlerinde ve alışveriş merkezlerinde kurulan temsili Noel Baba kulübelerinde, Noel Baba'nın kendisi ya da elfleri kılığına girmiş görevliler Noel'den önce çocukların isteklerini dinler ve mektuplarını Noel Baba'ya iletmek üzere toplarlar. Noel arifesi gecesi evlerde Noel Baba ve geyikleri için yiyecekler bırakılır. ABD'de yaygın uygulama süt ve kurabiye bırakmaktır. İngiltere'de ise likörlü şarap (şeri), meyveli tart ve havuç bırakılır. Noel günü Noel Ağacı'nın altına bırakılmış hediyeler alınıp verilir. Küçük çocuklar için dev çorapların içine hediyeler ve şekerlemeler konur. Çocuklara bu hediyeleri Noel Baba'nın getirdiği söylenir.

    Noel Baba (Santa Claus), özellikle Hristiyan dünyasında Noel kutlamalarının en önemli figürlerinden biridir.
    Hristiyan inanışına göre; M.S. 4. yüzyılda Anadolu'da Myra (bugünkü Demre-Antalya) yöresinde yaşamış ve Aryanizm'i eleştirmekle ünü kazanmış Nikolaos adındaki Hristiyan papazı, Roma İmparatoru Büyük Konstantin'in rüyasına girmiş ve idama mahkum edilen 3 subayı kurtarmıştı. Bu olaydan da ünü gittikçe yayılan Nikolaos, zamanla Rusya ve Yunanistan gibi ülkelerin hayır kurumlarının, loncaların, çocukların, denizcilerin ve bazı şehirlerin koruyucu azizi olarak benimsendi. Çocuklara özel armağanlar getirdiğine inanılan ve Noel Baba olarak anılmaya başlanılan Nikolaos efsanevi bir kişiliğe büründü.

    Noel şenlikleri sırasında ışık ve süslerle donatılan çam ağacına Noel ağacı denir. Havva'yı canlandıran bir oyunun ana dekoru, cennet bahçesini temsil eden ve üzerinde elmaların bulunduğu bir çam ağacıydı. Adem ve Havva yortusunda (24 Aralık) Almanlar evlerine böyle bir cennet ağacı dikerler, üzerine Komünyon'daki kutsanmış ekmeği simgeleyen ince, hamursuz ekmek parçaları asarlardı; bunların yerini daha sonra değişik biçimlerdeki çörekler aldı. Ayrıca bazı yerlerde İsa'yı simgeleyen mumlar eklendi. Noel mevsiminde ağaçla aynı odada Noel piramidi de bulunurdu. 16. yüzyılda Noel piramidi ve cennet ağacı birleşerek Noel ağacını oluşturdu.

    Protestan Kilisesi Mensupları: Noel'i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Mutlu Noeller!
    Ermeni Gregoryen Kilisesi Mensupları: Türkiye'deki en büyük Hristiyan grup olan Ermeniler Noel'i 6 Ocak tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Krisdos Dzınav yev haydnetsav! (Mesih doğdu ve belirdi) ve Orhnyal e Dzınuntı yev Haydnutyunı Krisdosi! (Mesih?in doğuşu ve belirişi mübarektir), veya Mutlu Noeller![10]
    Rum Ortodoks Kilisesi Mensupları: Rumlar Noel'i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Kala Hristuyenna! (Mesih'in doğumu kutlu olsun) veya Mutlu Noeller!.
    Süryani Kilisesi Mensupları: Süryaniler Noel'i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Mutlu Noeller!
    Katolik Kilisesi Mensupları: Levantenler Noel'i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Mutlu Noeller!

    On emir , Tanrı şöyle konuştu: "Seni Mısır'dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RABbenim.

    1- "Benden başka tanrın olmayacak.

    2- "Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yeraltındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünküben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.Ama beni seven, buyruklarıma uyan binlerce kuşağa sevgigösteririm.

    3- "Tanrın RAB'bin adını boş yere ağzına almayacaksın. ÇünküRAB, adını boş yere ağzına alanları cezasız bırakmayacaktır.

    4- "Şabat Günü'nü* kutsal sayarak anımsa. Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın. Ama yedinci gün bana, Tanrın RAB'be Şabat Günü olarakadanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, hayvanların, aranızdaki yabancılar dahil, hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü ben, RAB yeri göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim. Bu yüzden Şabat Günü'nü kutsadım ve kutsal bir gün olarak belirledim.

    5- "Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RAB'bin sanavereceği ülkede ömrün uzun olsun.

    6- "Adam öldürmeyeceksin.

    7- "Zina etmeyeceksin.

    8- "Çalmayacaksın.

    9- "Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.

    10- "Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin."Çık.20:1-17


    Ondalık ve sunular , Ondalık ve sunuların önemini öğretmek öncelikle önderlerin görevidir. Ondalık ve sunuları önemseyerek ibadete katılmak da Hristiyan kişinin sorumluluğudur. Ondalık ve sunuların vaazdan önce toplanması uygundur. Çünkü vaazın içeriğine veya kişide uyandırdığı duygulara bağlı olarak kişi daha sonra üzüntü duyabileceği bir miktarı bağışlamış olabilir. Ancak Ondalık ve Sunular duygulara bağlı olarak değişen şeyler olmaktan öte ciddi bir ibadet anlayışı içinde kişilerin yaşam düzeylerine göre zaten belirlenmiş olan bir miktarlar olmalıdırlar. Bunun böyle olması gerektiğinin yanında, önderler kiliseye ondalık ve sunuları getirmenin aslında sevincin bir ifadesi olduğunu da öğretmelidir. Hristiyanlar sevinç ve şükranlarını ondalık ve sunular ile ifade ederler.

    Hristiyan kişi kendi evinin, elektrik, su, telefon v.s. gibi zorunlu ve düzenli masrafları ve ihtiyaçlarını aylık olarak planlayıp bunları sosyal yaşamının düzenli devamı için gözetiyorsa, Tanrı?nın halkının toplandığı [ve bizim de ait olduğumuz] dua ve tapınma evinin de ihtiyaçlarını gözetmek cemaat olmanın sorumluluğudur. Kutsal Kitap?ın maddi ibadet biçimine verdiği ad ondalıktır. Ondalık; dua ve ibadet hayatımızı maddi bir şekilde ifade ettiğimiz bir ibadet biçimidir. Bunun anlamı şudur: ?Hayatımdan bu kadar parayı Tanrı?nın evi için ayırıyorum, kazancımın onda birini Tanrı?nın yüceliğine adıyorum; bu miktar olmadan da Kurtarıcım olarak ilan ettiğim Tanrı?nın beni bereketleriyle ve sağlayışı ile koruyacağına ve yaşamımı muhafaza edeceğine inanıyorum, kazancımın bu kısmını Tanrı?nın görkemine kaldırıyorum...?.

    Tapınakta çalışanların tapınaktan beslendiklerini, sunakta görevli olanların da sunakta adanan adaklardan pay aldıklarını bilmez misiniz? 14 Bunun gibi, Müjde'yi yayanların da geçimlerini Müjde'den sağlamasını Rab buyurdu. ( I.Korintliler 9:13 )

    Ortodoksluk , 4. ve 8. yüzyıllar arasında toplanmış Ekümenik Konsillerin kanonik olduğunu kabul eden en eski Hristiyan mezhebidir. Dünyada yaklaşık 170 milyon cemaati vardır. Bu yönüyle sayı bakımından Roma Katolik Kilisesi ve Protestan Kilisesi'nden sonra üçüncü büyük Hristiyan mezhebidir.

    Ortodoks Kilisesi genellikle Doğu Ortodoks Kilisesi olarak anılır. Kilisenin başı (eşitlerin birincisi) İstanbul'daki Patrik'tir. Doğu Ortodoks Kilisesi'ni oluşturan başlıca kiliseler Yunanistan, Rusya, Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan kiliseleridir. Bununla birlikte Suriye, Koptik ve Habeşistan kiliseleri gibi bazı Asya ve Afrika kiliseleri de Doğu Ortodoks Kilisesi sınıflamasına dahil edilebilirler.

    Ortodoks kelimesi Yunanca "orthos" doğru, düzgün ve "doxa" düşünce, inanç sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur . Genelde iki şekilde kullanılır:

    Katoliklik gibi Ortodoksluk da 4. Ekümenik konsil olan Kadıköy Konsili'nin kararlarını tanıyan bir kilisedir ancak. Ortodoks kilisesi sadece ilk 7 konsili tanımış bundan sonra yapılanları geçersiz saymıştır. Kadıköy Konsili'nde alınan karara göre Meryem ve İsa'nın tanrısal doğası İsa'da hem insani hem de tanrısal özellikler bulunmaktadır, bu özellikler Meryem İsa'yı doğurmadan önce de bulunmaktaydı İsa Tanrı olarak baba ile aynı özden, İnsan olarak da günahlar hariç insanlarla aynı özdendir. Dolayısıyla Meryem sadece İnsan olan İsa'nın değil Tanrı olan İsa'nın da anasıdır ve ona Tanrı Anası anl***** gelen Theotokos denilmelidir. Bu farklı doğalar birleşmeden sonra hiçbir şekilde değişime uğramayıp kendi özelliklerini muhafaza etmişlerdir. Çarmıhta acı çeken İsa'nın sadece İnsani doğasıdır, bu acı Tanrısal doğa'ya dokunmamıştır. Aslında Diofizit görüşe yakın olan bu karara itiraz eden Monofizit piskoposlar kendi bağımsız kiliselerini kurmuşlardır.

    Ortodoks Kilisesi, her ülkede ayrı örgütlenmişdir. Her bağımsız ortodoks kilisenin bir başpiskoposu ve ona bağlı piskoposları bulunur. Başpiskopos kendi piskoposlarını seçer ve piskoposlarından oluşturduğu meclis ile (Sen Sinod) şehirlerin veya bölgelerin başında bulunan piskopos ya da metropolitleri vasıtasıyla tüm ülkedeni kiliselerin dini reisi olur. Ortodoksların dünya üzerinde yoğun olarak bulunduğu ülkeler Patrik, Katoliklikteki gibi devlet başkanı statüsünde değildir, diğer kendisi de bir başpiskopos olup sadece saygınlık bakımından diğerlerinden üst seviyededir ancak diğer başpiskoposların yönetim bölgelerine müdahale yetkisi yoktur. Ortodokslukta Patriklerin ya da piskoposların yanılmazlık özellikleri yoktur bunun ifadesi dahi şirk kabul edilir.

    Katolik Kilisesi ile Kutsal Ruh'un kaynağı ile ilgili bir tartışma sonucu görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Ortodoksluğa göre Kutsal Ruh, Baba'dan çıkmışken. Katolikler'e göre Baba ile Oğul'dan çıkmıştır. Bu ayrım sonucu Roma Kilise'si 1054 yılında Ayasofya'ya gönderdiği bir belge ile Ortodoksluk'tan tamamen ayrılmıştır ve iki kilise karşılıklı birbirlerini aforoz etmişlerdir. 1204 yılında 4. Haçlı seferleri sırasında, Haçlı ordusunun İstanbul'u yağmalayıp, Ortodoks kiliselerini basıp ortodoks rahiplerini öldürmesi üzerine nefret daha da artmıştır. 1964 yılında Dönemin Papa'sı Papa VI. Paul ile İstanbul Patriği Athenagoras karşılıklı olarak aforozları kaldırmışlardır. Ancak iki kilise arasındaki bu yumuşama halka yansımamıştır, Yunan halkı bugün dahi IV. Haçlı seferlerinde Katoliklerin yaptığı 1204 yılındaki Haçlı Soygununu affetmez.

    Patrik ruhani başkandır, yanılabilir.
    Roma Katolik Kilisesi evrensel değildir, papa gibi o da yanılabilir.
    Ruh-ül Kudüs, Sadece Baba'dan çıkmıştır.
    İsa hem insan, hem tanrı tabiatına sahiptir.
    Sadece Meryem ve aziz ikonalarına saygı gösterilir
    Komünyon (Kudas) ayininde ekmek mayalı olmalıdır ve şarap sulandırılmalıdır.
    7 sakrament vardır.
    Patrik, başpiskopos, piskopos ve keşişler dışındaki papazlar evlenebilir.
    Sadece ilk 7 konsilin kararları kabul edilmelidir.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.799
    Rep Gücü
    137443
    ( Ö - R ) Ölü Deniz Tomarları , bir kısmı İbranice, bir kısmı da artık ölü bir dil olan Aramice ile kağıt, deri veya bakır plakalar üzerine kaydedilmiş 600 civarında el yazmasıdır. Hrıstiyanlığın ve Museviliğin bilinen en eski yazılı kaynakları sayılırlar.

    Bu tomarların büyük bir çoğunluğu 1947'de ve bazıları da 1956 senesinde Kumran vadisi yakınlarındaki 11 ayrı mağarada ortaya çıkmıştır. İlk olarak Muhammed Ahmed El-Hamid adlı Bedevi bir keçi çobanı tarafından 1947 yılında, Ölü Deniz yakınlarındaki Kumran Vadisindeki bir mağarada bulunmuştur.1947 Mart ayında, Filistinde Ölü Deniz (Lut Denizi) yakınlarında Müslüman bir çoban, bedevi Muhammed al-Dhıb adında bir çocuk, çölde kaybolmuş bir keçi arıyordu. Çocuk bu sırada Eriha şehrinin 8 mil güneyinde bulunuyordu. Aynı zamanda burası Ölü Deniz gölünün kuzey batı tarafındaydı, Kumran köyünün harabeleri yanında. Muhammed al-Dhıb dik bir yerde bir mağaraya rastladı ve bu mağaraya bir taş attı. Bu taşın bir şeyi kırdığını farketti. İçeri girdiğinde kırılan şeyin toprak bir vazo olduğunu gördü. Bu vazo dışında içerde yedi vazo daha vardı. Vazoların içinde deriden yapılmış el yazması tomarlar bulunuyordu ve bu tomarlar keten bezi ile sarılmıştı. Çocuk bir tomar alıp babasına götürdü. Babasıda bu tomarı bir arkeolog uzmana götürdü. Bunun üzerine arkeologlar Kumrandaki tüm mağaraları araştırdılar ve birçok vazo ve tomar buldular. Bu bulunanlar 40.000 el yazması tomarı oluşturuyordu. Bu 40.000 el yazmasının birleştirilmesinden de 500 kitaplık bir kütüphane oluşturuldu. 1947 te bulunan elyazmaları arasında, Tevrât?ın neredeyse bütün bölümlerinden parçalar vardır. Bu yazmaların yanı sıra Ester kitabı dışında Eski Ahidin bütün kitaplarını içeren bir liste bulundu.

    ''Ölü Deniz Tomarları'nın'' bulunması, 20. yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden birisidir. Bu tomarlar, M.Ö. 150 ile M.S. 70 yılları arasında, Kumran vadisine yerleşmiş olan ve bir manastır hayatı yaşayan çiftçi bir Yahudi komününün (kibbuts) varlığını ortaya koymaktadır. Kumran Toplumu veya Esseneler olarak bilinen bu grup Yahudiliği doğru bir şekilde yaşamaya çalışan bir gruptu.Tarihsel araştırmalara göre, tarihçiler bu metinlerin orada Yahudilerin 200 kişilik bir tarikatı olan Esseniler tarafından M.S. 70 yılında koyulduğu fikrine varmışlardır. Yazım biçimi ve dil özelliklerinden anlaşıldığına göre bu yazmalar M.Ö. 2. yüzyıl ve M.S. 70 yılların arasında yazılmıştır.

    Kumran Yazıtlarının en önemli özelliği, Kutsal Kitap inceleyicilerine 1000 yıllık bir fark göz önüne alındığı zaman, yazılı metinlerin değişmemiş olduğunu göstermesidir. Eski devirlere ait yazıları okuma bilginlere göre bu metnin yazılış tarihi M.Ö. 125?e ait civarındadır. Bu 125?e ait tomar ve Ölü Deniz Tomarlarının keşfinden önce, elimizdeki en eski ve eksiksiz İbrani el yazmasının yazılım olan M.S. 916 tarihli Mazoretik tomar arasında fark yoktur

    Paraklit , Yunanca: Parakletos sözcüğünden gelir., Hristiyanlık'taki Kutsal Ruh'un, Kitab-ı Mukaddes'in bazı Yunanca tefsirlerinde bazı bölümlerde kullanılan adı. Bununla beraber güncel tefsirlerde Kutsal Ruh ve Gerçeğin Ruhu tabirleri kullanılır.

    Paraklit sözcüğü Yuhanna İncili'nin 14:16, 14:26, 15:26 ve 16:7'inci ayetleri ile Yuhanna'nın Birinci Mektubu'nun 2:1'inci ayetinde Kutsal Ruh'u anlatmak üzere kullanılmıştır. Sözcük Yeni Antlaşma'nın bazı İngilizce çevirilerinde Tesellici (Comforter) ya da Yardımcı/Tavsiyeci(Advocate) olarak çevrilmiştir. Sözcük antik Yunanca'da mahkemede yardım eden kişi anlamında da kullanılmıştır. Kumran Yazıtları ya da Ölü Deniz Tomarları olarak bilinen metinlerde sözcük Gerçeğin Ruhu olarak geçer.

    Hristiyan inancında Kutsal Ruh Tanrı'nın üç kişiliğinden birini tanımlamak için kullanılır.

    Bazı İslam'i görüşlere göre Paraklit ismi ile yanlış bir şekilde İslam peygamberi Muhammed kastedilmektedir.Yunanca Parakletos kelimesi en basit anlamıyla "Yardımcı" anl***** gelmektedir. Yine Yunanca bir kelime olan Periklutos ise "övülmüş" (İngilizce: praised one) anl***** gelmektedir. İslam peygamberi Muhammed'in isimlerinden biri olan Ahmed de "övülmüş" anl***** gelmektedir. Bu nedenle bazı İslam alimlerince Parakletos sözcüğünün Periklutos ile aynı sözcük olduğu ve Ahmed ile anlam olarak örtüştüğü iddia edilir.

    Pantkot , Hırıstiyanlığın Noel ve Paskalya'dan sonra üçüncü büyük yortusudur. Genel olarak bütün Hırıstiyan mezhepleri için bu böyle olmamakla berâber Katoliklerin hepsi ve Protestanların bir bölümü için Pantkot günü özel âyinlerle kutlanır. İncil'e göre Pantkot, İsa'nın çarmıha gerilip tekrar dirilmesinden (Paskalya) elli gün sonra Kutsal Ruh'un havarilerin yani elçilerin ağzından bütün dillerde konuşması mucizesini dile getirir. Artık onlar, bu elli günden sonra birkaç ay önce olup biten olayları anlamış ve onlara yüklenen misyon görevini üstlenmeye başlamışlardır.

    Papa , Roma Başpiskoposu, Roma Katolik Kilisesi'nin başı, Katolik Hristiyanların dini lideri. Katoliklere göre Havari Petrus'un halefidir.

    İlk zamanlar tüm piskoposlara verilen papa unvanı, sonraları yalnız Roma Piskoposu için kullanılmaya başlandı. Katolik kilisesi, kilise çerçevesinde Petrus ve haleflerinin temsil ettiği en yüce makam olan papalığın tanrısal bir kurum olduğunu iddia eder: İsa, papalık görevini Petrus'a devrettiğini ve Petrus'un da Uruc'dan itibaren bu görevi fiilen yapmışttığını iddia ederler. Kilisede yerleşmiş bir geleneğe göre Petrus, Roma'da din kurbanı olarak ölmüştür, dolayısıyle de en tabiî halefleri Romalı piskoposlardır.

    Paskalya , Hristiyanlıkta önemli bir bayramdır. Hristiyanlar her yılın Mart sonundan Nisan sonuna (Doğu Hristiyanlığında Nisan başından Mayıs başına) kadar olan döneme denk gelen Paskalya'da İsa'nın çarmıha gerilip ölmesinden sonra yeniden dirilişini kutlarlar. Paskalya günü ise, Diriliş Pazarı ya da Diriliş günü olarak adlandırılır.

    Paskalya tüm Hristiyanlar tarafından kutlanır. Yaygın olarak kiliselerde düzenlenen ayinlerin dışında, kutlandığı ülkeye göre değişik adetleri vardır. Bunlar içinde dünyada en yaygını Paskalya yumurtasıdır.

    Rab'bin duası ;

    "Bunun için siz şöyle dua edin:

    'Göklerdeki Babamız,
    Adın kutsal kılınsın.Mat.6: 9
    Egemenliğin gelsin.
    Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.Mat.6: 10
    Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.Mat.6: 11
    Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi,Sen de bizim suçlarımızı bağışla.Mat.6: 12
    Ayartılmamıza izin verme.Bizi kötü olandan kurtar.
    Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir!
    Amin.Mat.6: 13


    Rab’bin Sofrası- Komünyon , Rabbimiz İsa, ele verildiği gece kendi bedeninden ve kanından oluşan, Rab’bin Sofrası adı verilen, Kendini kurban olarak sunmasının ve ölümünün kalıcı olarak hatırlanması amacıyla dünyanın sonuna dek Kilisesi’nde uygulanması; bunun gerçek imanlılara getirdiği tüm yararların mühürlenmesi, onların ruhsal beslenmesi ve O’nda büyümesi, O’na borçlu oldukları tüm sorumluluklara daha kökten sarılmaları; O’nun mistik bedeninin üyeleri olarak O’nunla ve birbirleriyle olan paydaşlıklarının bağı ve andı olması için bu sakramenti verdi.

    Bu tören, Mesih’in kendisini herkesin uğruna çarmıhta tüm zamanlar için geçerli olmak üzere tek bir defa sunmasının yalnızca anılmasıdır.Bu sakramentteki görsel unsurları dışsal olarak almış layık kişiler,[13] böylece, çarmıha gerilmiş olan Mesih’ten ve O’nun ölümünün tüm yararlarından iman aracılığıyla içsel olarak, gerçekten, ancak dünyasal ya da bedensel olarak değil, ruhsal olarak alır ve beslenirlerWESTMİNSTER İNANÇ AÇIKLAMASIKendisini


    Reform , XVI.yy.da Avrupa' da dinsel alanda görülen yenilik hareketlerine denir. Kelime anlamı yeniden şekil vermek, düzenlemektir.
    Reform önce Almanya' da başlamıştır.

    Nedenleri:

    Matbaanın Etkisi : Tevrat ve İncil gibi kitaplar çok sayıda basılmış, Hümanizma hareketleri sırasında da, milli dillere çevrilmiştir. Avrupalılar aracısız , doğrudan kitapları okumaya başlamışlar ve kitaplarda yazılanlarla, Kilise uygulamalarının farkını görerek, Kiliseye tepki duymaya başlamıştır.
    Rönesans' ın Etkisi : Avrupa' da Hümanist düşüncenin doğmasıyla, ortaçağ skolastik düşünce ve felsefesi eleştirilmeye başlandı.
    Katolik Kilisesinin Bozulmasının Etkisi : XVI.yy.da kilise, halka karşı yapması gereken dinsel ve sosyal görevleri, ihmal etmeye başlamış, kaynaklarını başka alanlarda harcadığı için halkın dini duygularını sömürerek, halktan para toplamaya başlamıştı.
    Endüljans Sorunu : Hıristiyanların günahlarından kurtulmaları için Kiliseye para ödemeleri yoluydu. XVI.yy.da papa, bu işi daha ileri götürmüş, ölen insanların yerine de endüljans alınabileceğini belirtmişti.

    Gelişme :

    Almanya 'da :
    Reform hareketlerinin önderi, bir ilahiyat ( Teoloji ) Profesörü olan, " Martin Luther " dir.
    Luter, 1517 ' de Wittenberg Kilisesinin kapısına astığı 95 maddelik bir bildiri ile Endüljans satışlarına itiraz etti. Luter bildirisinde " Tanrı ile kul arasına kimse giremez. Tanrı kullarının günahlarını ancak kendisi bağışlar" " Öbür dünyada selamete ermek için imanın yeteceğini, Hıristiyanların Endüljans alarak günahlardan kurtulamayacaklarını " söylemiştir. Bunun üzerine Papa X. Leon , Luter' i Aforoz etmiş, Luter' de Wittenberg ' de halkın gözü önünde , Aforoznameyi yakarak, Papa ile bağlarını koparmıştır. Papa'nın, Alman İmparatoru Şarlken' den Luter'i cezalandırma isteği ile toplanan Worms şehrindeki diyet meclisi, Luter'i ölüme mahkum etmiş ve yakılmasına karar vermiştir. Ancak dostlarından, Saksonya Elektörü Akıllı Frederik, Luter'i kaçırtarak kendi malikanesinde saklamıştır. Luter bir yıllık süre içinde İncil'i Almanca'ya çevirmiştir.
    Luter'in düşüncelerinde " Kilise'yi düzeltmek için, onun elindeki bütün servetini almak lazımdır.Kilise ancak o zaman kendisine düşen görevleri yapar" vardı. Bu düşünceyi kendi çıkarları için uygun bulan , köylü-şövalye ve prensler, kilisenin Almanya'daki topraklarına saldırdılar. Şarlken, Diyet meclisiyle önce başka yerlere yayılmaması koşuluyla , Luterciliği kabul etmiş( 1529 ), bunun üzerine bu karara uymayıp onunla mücadele edilmesi üzerine( bu kararların protesto edilmesi üzerine Luterci'lere Protestan denilmiştir.) Ogsburg Antlaşmasıyla ( 1555 ), Luterciliği ( Protestanlık ) resmen kabul etmiştir. Not

    Ogsburg Antlaşması ( 1555 ) ( Alman İmparatoru - Protestan Prensler ) :

    1. Protestan mezhebi ve kilisesi resmen tanındı.
    2. Alman prensleri, istedikleri mezhebi seçmekte ve seçtikleri mezhebi kendi uyruklarına da kabul ettirmekte serbest oldular
    3. Prensler kendi ülkeleri içindeki din işlerinin mutlak amiri oldular.
    4. Prenslerin mezheplerini kabul etmek istemeyen Almanlar, başka yerlere göç edebilecekti.

    Fransa 'da :
    Kalven adlı bir Fransız, Luter'e benzeyen görüşlerini, Fransa ve İsviçre'de yaymaya başladı. ( Fransa' da Protestanlık resmen yasaklanmış olduğu için etkili olamamış, İsviçre'ye geçmek zorunda kalmıştır )
    Kral IV.Hanri zamanında Nant Fermanı ile ( 1598 ), Kalvenist ve Protestanlara mezhep özgürlüğü tanındı.

    İngiltere' de :
    Kral VIII. Hanri, eşinden boşanıp sevdiği kızla evlilik yapmasına izin vermeyen Papa'dan ayrılmış, Kalvenizm ve Katolikliğin birleşmesinden oluşan "Anglikanizm" mezhebi ve kilisesini kurmuştur.
    Kraliçe I. Elizabet zamanında ( 1588 - 1603 ) Anglikanizm resmi mezhep olarak tanınmıştır.

    İskoçya ' da :
    Reform hareketleri halk tarafından gerçekleştirildi.
    İskoçya'da din işleri halk tarafından seçilen "Presbiteri" denilen meclis tarafından yapıldığından, İskoçya'daki Kalvenizm Presbiteriyen olarak adlandırılmıştır.

    Diğer : İsveç ,Norveç, Danimarkalılar "Protestanlık" mezhebini kabul ettiler.

    Sonuçları :

    Avrupa' da mezhep birliği bozuldu. Katolik ve Ortodoks mezheplerinin yanında, Protestanlık, Kalvenizm, Anglikanizm gibi yeni mezhepler ortaya çıktı.
    Papa'lar eski güçlerini ve itibarlarını kaybettiler. Papa' ya bağlılık azaldı.
    Okullar Kilise'den alınarak halka verildi. Böylece laik eğitim sistemi kuruldu.
    Katolik kilisesinden ayrılan ülkelerde, kilisenin malları ve topraklarına el konuldu.
    Katolik kilisesi, kendisini düzeltmek zorunda kaldı.
    Katolik olarak kalan ülkelerde, başka mezheplere karşı mücadele edebilmek amacıyla " Engizisyon Mahkemeleri" kurulmuş, binlerce insanı ölüme göndermiştir.
    Avrupa'nın mezhep birliğinin bozulması, birliği sağlamaya çalışan Şarlken'in amacına ulaşamamasına neden olmuştur.

    Not: Osmanlı Hıristiyanları, tam bir din ve mezhep serbestliğine sahip olarak, reform hareketlerinden etkilenmemişlerdir.

    Reform Teolojisi (İlahiyatı) , Reform İlahiyatı ismini 16.yy?daki protestan reform hareketlerinden alır. Kendine has ayırıcı özelliği olmakla birlikte aslında temelinde tamamen Kutsal Kitap olan bir ilahiyattır. Bu ilahiyat her ne kadar Martin Luther, John Knox ve özellikle John Calvin'in katkılarıyla yerli yerine oturmuşsa da tabiki ilahiyatın esas öğretiş temelinde Mesih İsa?nın esaslı öğretişleri ve elçi Pavlus'un mektupları ve tabiki de Anselm ve Avgustin gibi büyüklerin bu öğretişleri yorumlamaları yatmaktadır.

    Reform Hristiyanları, diğer bütün Hristiyanların ortak olarak kabul edip iman ettikleri ortak doktrinler olan Kutsal Üçlük, Mesih İsa?nın Tanrı ve İnsan olması, Mesih İsa'nın günahlarımıza tek kefaret olması, Hristiyanların ahlaki bir yaşam sürmesi gerekliliği ve bedenin dirilişi gibi öğretilere yürekten iman etmektedirler. Reform Hristiyanlar aynı zamanda, Müjdeci (Evangelical) Hristiyanların da özenle üzerinde durduğu aklanmanın yalnız imanla söz konusu olması, yeni doğuşa olan ihtiyaç, Mesih İsa?nın göğe çıktığı gibi aynı şekilde herkesin göreceği bir biçimde geri dönmesi ve tabiki Müjdenin dünyanın her tarafına duyurulması için İsa'nın buyruğu olan yüce görevin yerine getirilmesi gibi doktrinlere de yürekten inanmaktadırlar.

    Klasik Hristiyan inanç akidelerinin ve müjdeci hristiyan inanç öğretilerinin bütün temel doktrinlerini benimsemiş olan Reform Hristiyanlarını diğer Hristiyanlardan ayıran belirgin doktrin özellikleri nelerdir?

    1.Kutsal yazılar doktrini.

    Reform ilahiyatının Kutsal Yazılara adanmışlığı Kutsal Kitabın vahiy olduğuna, yetkin ve yeterli olduğuna inanmasıdır.

    Kutsal Kitap Tanrı sözü ise o zaman Tanrı?nın yetkisi bu kitaptadır. Ve eğer bu kitap Tanrı Sözü ise o zaman bütün dünyasal idari biçimlerinin, kilise yönetimlerinin üzerinde yer alır şeklinde bir iman Reform Hristiyanlarının temel imanıdır. Reform ilahiyatına göre kilise hiyerarşisi hiç bir zaman Kutsal Kitabın üstünde değildir. Böyle bir inanca sahip oldukları için Reform Hristiyanlarına göre Kutsal Kitap?ın üzerinde bir yetki merciinin Hristiyanlık adına yetkin bir biçimde işlemesini kabul edemezler. Yani hiç bir zaman Kutsal Kitap ve Kilisenin gelenekleri şeklinde bir inanca sahip değilerdir. Çünkü Tanrısal vahiy tamamiyle Kutsal Kitapla tamamlanmıştır. Kutsal Kitab tamamlanmış bir vahiy olarak bütün Hristiyanlar üzerinde tek yetkin olandır.

    2.Tanrı hükümranlığı

    Birçok reform Hristiyan için İnanç açıklamasındaki en önemli ayırıcı özellik Tanrı?nın hükümranlığıdır, egemenliğidir. Hükümranlık hükmetmek, yönetmek anlamındadır. Yani Tanrı yarattığı bütün evreni ve yaratıkları tam bir güç ve yetki ile yönetmektedir. Onlara ne olacağı, ne olduğunu hep kararlaştıran kendisidir. Kendi yaratıklarının isyanı ve günahkarlığı ile karışmayan, yenilgi tanımayan bir Tanrı vardır.

    3.Lütuf doktrinleri

    Reform ilahiyatı lütuf doktrinini vurgular ve ingilizce olarak baş harfleri bir araya getirildiğinde TULIP (yani LALE) kelimesi ortaya çıktığı için bir anlamda Reform ilahiyatının lütuf doktrinleri Türkçemizde lale anl***** gelen TULIP sözcüğü ile kısa bir biçimde kolaylıkla bilinmektedir. Aslında bu beş harfin ifade ettiği beş doktrin yani öğreti Reform Hristiyanlarının lütuf öğretisini içermektedir. Ki bu beş lütuf öğretisi Reform Hristiyanlarını bazı ilahiyat konularında diğer imanlı kardeş Hristiyan öğretilerinden bir hayli farklı bir anlayışta tanımlamış olmaktadır. Şimdi bu beş lütuf öğretisine birlikte bakalım;

    T (Total Depravity)-yani Tulip sözcüğünün o ilk harfi ile kast edilen aslında ?tamamen bozulmuşluk? öğretisidir. Bu her bir insanın olabildiğince kötü olduğu anlamında değildir. Denilmek istenilen her bir insanın, her bir alanda, örneğin; düşüncesinde, yaşamında, ilişkilerinde bir yolla günahtan etkilenmiş olmasıdır. Kısacası her bir insan şu ya da bu şekilde günahlıdır denilmek istenmektedir. İnsanın bütün bu günahlılığı, günah etkileşim alanı içinde Tanrı?yı hoşnut edecek Tanrı suretinde bir insan olması mümkün değildir.

    U (Unconditional election)- Tulip sözcüğünün ikinci harfi olan u ile ifade edilen ikinci lütuf doktrini ?karşılıksız seçim? dir. Tamamen mahvoluşa terk edilmiş olan bütün insanlığın içinden kendi hükümran düşüncesi doğrultusunda kendine has bir nedenle Tanrı?nın belli bir kısmı seçip kurtarmaya karar vermiş olmasıdır.

    L (Limited atonement)- Tulip sözcüğünün üçüncü harfi olan L ile başlayan bu temel lütuf öğretisi ise ?sınırlı kefaret? tir. Reform ilahiyatı Mesih İsa?nın Baba?nın seçtikleri için kefaret olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle Tanrı halkının günahlarının üzerlerine getirdiği yargıyı ortadan kaldırmak ve bu anlamda Tanrı öfkesini dindirmek için Mesih İsa?nın ölümünün kefaret olduğu üzerinde durmaktadır. Mesih İsa böyle bir bedel ödemek kaydıyla Tanrı halkının kurtuluşuna ve Tanrı ile yeniden barışmalarına aracı olmaktadır. Aslında buradaki sınırlı kefaret ifadesinde sınırlı sözcüğü -çok özel-kurtuluş -kişiye has-kurtuluş şeklinde algılanmalıdır.

    I (Irresistible grace)- Tulip sözcüğü ile ifade edilen Tanrı'nın lütufları üzerine olan bu beş ana öğretinin dördüncüsü ise karşı konulamaz lütuftur. Adem?de düşmüş günahlı insanlık kendi istemi ile ve kendi gayreti ile Tanrı'nın çağrısı, yüreklerde işlemesi olmaksızın Tanrı'ya gelememektedir. Ancak Tanrı'nın karşı konulamaz lütfu, yenileyen lütfu etkin olandır. Onun lütfu insana dokunduğu anda Tanrı çağrısı karşısında artık insanın Tanrı?ya karşı durabileceği hiç bir bahanesi kalmamış olmaktadır. İşte karşı konulamaz lütufla kast edilen budur.

    P (Perseverance of the Saints)- Tulip'in son harfi P ile ifade edilen ise Tanrı lütuflarının beşincisi ise Kutsalların dayanmasıdır. Aslında daha net bir anlamla Tanrı'nın kutsallara, kendine ait olanlara sona kadar tahammül etmesidir. Sona kadar dayanırız çünkü Tanrı bizi kendisi için sona kadar imanında saklar. Tamamen ondan kopmamıza, imandan tamamen düşmemize mani olur.

    4.Kültürel yaşam

    Reform ilahiyatı aynı zamanda kültürel yaşamı yani kişinin bir Hristiyan olarak sosyal toplumu içinde etkin bir biçimde günlük yaşamını sürdürmesini teşvik eden ve bunun üzerinde duran bir ilahiyattır.

    Reform Hristiyan kendi kültürü, sosyal yapısı içinde herkes gibi ama herkesden daha da ülkesine, halkına, kültürüne, milletine karşı, çevresine ve insanlığa karşı kendisini sorumlu hissederek sıradan günlük yaşamını işinde, gücünde, vatandaşlık hizmetlerinde, her iyi şeyde en iyisini elinden geldiğince yapmak kaydıyla yaşamakla sorumludur. Ve Reform İlahiyatının öğretileri arasında bu inancın günlük yaşama ve sivil yaşama tamamen indirgenmesi özel olarak vurgulanmaktadır. Çünkü Reform Hristiyanı için ruhbanlık, bir takım dini rutbeler, ruhani makamlar yoktur. Çünkü her samimi bir imanlı samimi bir biçimde Tanrısal bir yaşama kendisini dünya şartları içinde adamakla mükelleftir. Bir samimi Reform Hristiyan işçi, memur, eczacı, doktor, öğrenci, ev hanımı, pastör, teolog, profesör, sanatçı, oyuncu, müzisyen olabilir. Her biri Tanrı?nın çağrılmış, seçilmiş ve Mesih İsa?da kutsallar olarak mesleklerini ellerinden geldiğince Tanrıya hizmet edermiş gibi yapmakla mükelleftirler, vatandaşlık, insanlık görevlerini harfiyen yerine getirmekle mükelleftirler. Hepsi Tanrı önünde aynı eşit çağrıda imanlılardır.

    Kısacası Reform Hristiyan asla kendisini toplumun içinden soyutlayarak manastırlara kapanamaz ve iman kardeşleriyle tam bir iman eşitliğinde ve insan kardeşleriyle tam bir insan eşitliğinde Tanrısal bir yaşam sürer.

    Diğer taraftan ihtiyaç sahibi olan kişilere elinden geldiğince yardımcı olmaya, çevre, toplum, insanlık sorunlarına elinden geldiğince ilgi göstermeye; hem hristiyan olarak hem de insan olarak bütün iman kardeşlerine ve insan kardeşlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeye elinden geldiğince gayret etmek zorundadır.

    Ayrıca elinden geldiğince kendisinden farklı yapılara sahip Hristiyan mezheplerine, önderlerine, anlayışlarına her ne kadar bazı uygulamalara, görüşlere katılmasa da Mesih İsa'da eğer samimi iman görüyorsa elden geldiğince saygı göstermekle mükelleftir. Diğer taraftan farklı dinler ve inançlardaki insan kardeşlerine de samimi bir hürmet gösterme sorumluluğuna sahiptir.

    Bu tarz bir yaşam süren Reform Hristiyan aynı zamanda insanın esas sorununun günahlı yüreği olduğunun bilincinde olmak zorundadır ve ruhsal anlamda insanın ne denli kurtuluşa ihtiyacı olduğunun da farkında olmak zorundadır.
    Tanrısal yaşamı ile, doğruluğu ve samimi iman ve ibadeti ile Tanrısal Müjdeye tanıklık bir Reform Hristiyan için yaşam felsefesi ve Tanrısal bir ibadet olarak algılanmaktadır.


    Ruhban sınıfı , başta Hristiyanlık olmak üzere belirli bir din bünyesinde din adamlığını meslek olarak icra eden tüm kişiler. Aslen Hristiyanlık terminolojisine ait olan ruhban sınıfı kavramı zaman zaman diğer dinler için de kullanılır.

    Ruhban, insanlardan uzaklaşıp riyazat yani ruhsal perhize çekilerek dünya zevklerini terkeden ve kendini aşırı bir şekilde ibadete veren kişi anl***** gelir. Rahip kelimesi ve ruhban kelimesi Arapça aynı kökten gelen sözcüklerdir.

    İsa'nın ölümünden sonra, gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım Hristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak, edindikleri özel mekanlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. Bu uygulama zamanla, bir yaşayış biçimi olarak, Hristiyanlığın bünyesinde yerleşti. Günümüzde mezhepler arası farklılıklar olmakla beraber ruhban sınıfının sadece küçük bir kısmı manastır hayatı sürmektedir.

    Ruhban sınıfı, özel bir dini eğitimden geçer, özel giysileri vardır, dini törenleri yönetme ve dini metinleri yorumlama yetkisiyle donatılmıştır, bunu yaparken, sıradan insanların anlamadığı özel bir dil kullanır (Latince vs.), 'Din adamlığını' bir 'meslek' olarak seçmiştir, kendisini, hayatı boyunca bu işe adamıştır, geçimini bu işten sağlar, hiyerarşik bir yapı içinde yer alır, bu yapıya aykırı davranırsa yaptırımlarla karşılaşır, dini yorumlarda, toplumsal ve siyasal konularda, meslek arkadaşlarıyla ve hiyerarşik örgüt yapısıyla tam bir dayanışma içinde olacağı beklentisi vardır

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.799
    Rep Gücü
    137443
    ( S - Z ) Saint Barthelemy Katliamı , Aziz Barthelemy Gününe denk düşen 24 Ağustos 1572 tarihinde Fransa'da Katolikler tarafından Huguenot denilen Protestanlara karşı gerçekleştirilen katliam.

    Bu katliam Fransa ve İspanya'nın Flanderes böldesini denetim altına almak istemesi ve Katolik ile Protestan asilzadeleri arasındaki iktidar çekişmesinden dolayı meydana gelen olaylardan biridir.

    Fransa Kralı IX.Charles'ın İspanya ya yakınlığı ile bilinen annesi Catherine de Medicis'in I. Henry, Duke Guise'i kullararak kralin Protestan yardımcısı Amiral Gaspard de Coligny'ye düzenlediği suikastir. Olaydan yaralı kurtulan ve evinde ağır yaralı yatmakta olan Coligny'i öldürmek için ikinci bir saldırı düzenleyen katolik asilzadeler bunu başarmışlar ancak bu kez önü alınamayan bir katliama sebep olmuşlardır.

    24 Ağustos 1572 sabaha karşı beyaz haçlı giysileri giymiş Katolikler evlerinde uyumakta olan Protestanlara saldırdılar. Önce Pariste başlayan katliam daha sonra bütün ülke gelenine yayıldı. 2 gün süren katliam sonucunda resmi olmasada onbinlerce Protestanın öldürüldüğü tahmin edilmektedir.

    26 Ağustos 1572'den sonra sağ kalan Fransız asıllı Protestan soyluların tamamı dinlerini terkederek Katolikliği kabul etmiş halk tabakası ise İsviçre ve Almanya'ya sığınmıştı.

    Sakrament ,Hıristiyanlık'ta belirli kavramların ifade edildiği sembol yada bu sembollerin uygulandığı kutsal ayin.
    Katolik ve Ortodoks Hıristiyanlarda 7 sakrament vardır;
    1. Vaftiz: Arınma. 2. Evharistya (komünyon): Ekmek ve şarap ayini. 3. Konfirmasyon: Topluluk önünde imanı açıklama. 4. Günah çıkarma: İtiraf ve takdis. 5. Son yağ sürme: Ölüm halindekileri kutsama. 6. Ordinasyon: Ruhani görevler. 7. Evlilik.

    Protestanlar ise yalnızca Rabbin Sofrası ve Vaftiz sakramentlerini kabul eder ve uygularlar.

    I. Sakramentler, lütuf antlaşmasının kutsal sembol ve mühürleridir, Mesihi ve Onun sağladığı yararları temsil etmek; ve O?na olan ilgimizi onaylamak amacıyla Tanrının kendisi tarafından oluşturmuştur: ayrıca, Kiliseye ait olanlarla, dünyanın geri kalan kısmına ait olanlar arasında gözle görünür bir farklılık yaratmak; ve onları Tanrı Sözü'ne uygun bir şekilde Tanrı'nın Mesih?teki hizmetine köklü bir şekilde dahil etme amacını taşırlar.
    II. Her sakramentte, sembol ile simgelenen şey arasında ruhsal bir bağ, ya da sakramental bir birlik bulunmaktadır: öyle ki, birinin adı ve etkisi, diğerine atfedilir.
    III. Sakramentlerde ya da sakramentlerin uygun şekilde kullanımı sonunda verilen lütuf, bunların içindeki her hangi bir güç aracılığıyla verilmez; ne de her hangi bir sakramentin etkisi bu sakramenti uygulayan görevlinin kutsallığına ya da uygulamadaki amacına bağlıdır: fakat Ruhun işleyişine, ve bu sakramentlerin uygulanmasını onaylayan buyruğu ve bu sakramentleri layık bir şekilde alanlara verilen bereket vaadini içeren söze bağlıdır.
    IV. Rabbimiz Mesih tarafından Müjdede verilen yalnızca iki sakrament bulunmaktadır; yani, Vaftiz ve Rab'bin Sofrası: ki bunların hiçbiri Söz?ün yasal olarak atanmış görevlileri dışında hiçkimse tarafından uygulanamaz.WESTMİNİSTER İNANÇ AÇIKLAMASI


    Simun Petrus , Hristiyanlıktaki bir dini kişilik, havari. Aziz Petrus, Peter, Saint (St.) Peter, Simon ben Jonah/BarJonan, Simon Peter, Cephas ve Kepha olarak da bilinir. Pavlus gibi oda Tarsusludur. Asıl adı Simun olan bir balıkçıydı. "Kaya" anl***** gelen Aramice "Kefas" (Latince Petrus) künyesini kendisine İsa vermiştir.

    İsa yakalandıktan sonra horoz ötmeden İsa Mesih'in önceden bildirdiği gibi üç kere inkar etmiş, daha sonra tövbe ederek Rab hizmetine devam etmiştir.

    Sinodlar-Konseyler , Kilisenin daha iyi yönetilmesi ve bina edilmesi için Sinodlar ya da Konseyler adı verilen kurullar oluşturulmalıdır; ve bulundukları konumdan ve Mesih’in onlara yıkmaları için değil bina etmeleri için verdiği yetkiden ötürü bu gibi kurulları belirlemek ve kilisenin iyiliği için gerekli olduğu sıklıkta kendilerinin de bu kurulun içinde olmak üzere toplanmak kiliselerin gözetmenleri ve diğer önderlerinin görevidir.

    İman ve vicdan konusundaki sorunları karara bağlamak; toplu tapınışı daha düzenli hale getirmek ve Rab’bin Kilisesini daha iyi yönetmek için kullar koymak; yanlış yönetim konusundaki şikayetleri dinlemek, ve otoriter olarak karar vermek bu sinod ve konseylerin görevidir: ki eğer verilen karar Tanrı Sözü’ne uygunsa saygı ve itaatle kabul edilmelidir. WESTMİNSTER İNANÇ AÇIKLAMASI

    Son Akşam Yemeği ya da Son Yemek , (İngilizce: The Last Supper, İtalyanca: Il Cenacolo or L'Ultima Cena), 15. yüzyılda Milano'da Leonardo da Vinci tarafından Duke Lodovico Sforza'nın isteği üzerine yapılmış fresktir.

    Hıristiyan inanışına göre, İsa Mesih'in Romalı askerlerce tutuklanmasından bir gün önce (Passah Günü öncesi) Havarileriyle yediği son akşam yemeğini ifade eder.

    Bu yemek sırasında yaptığı konuşmanın uzunca anlatıldığı Yuhanna Kitabı'nda İsa Mesih onlara, kendisi aralarından ayrıldıktan sonra gelecek olan Paraklit (yardımcı)'le yani Kutsal Ruh ile teselli bulmalarını söyler. Son Akşam Yemeği, Rönesans ressamlarınca çokca işlenen bir konu olmuştur. Bu eserlerin içinde en bilineni Leonardo da Vinci'nin yaptığı resimdir. Resim, Milano yakınlarındaki Santa Maria Dele Grazie'nin duvarına yapılmış ve bu gün oldukça yıpranmıştır.Leonardo'nun Mona Lisa'dan sonra en ünlü eseridir.

    Son Akşam Yemeği'inde İsa ve Havarileri Kutsal Kase'den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlardı. Ancak resimde kâse ve şaraplı ekmek görülmemesi Hıristiyan dünyasında yıllardır tartışma konusu olmuştur.

    Resmin kurgusu büyük bir anakronizm sorununu içinde barındırır. Yaşadığı tarih itibarı ile İsa Paygamber ve havarilerinin masada oturarak yemek yemeleri mümkün değildir. Masa etrafına konulan sandalyeler ve bu düzenekte yemek yeme çok sonraki zamanlarda yerleşmiş bir gelenektir.

    Şapel , bir kilise veya ibadet yeridir.

    Genelde küçük boyutda olur ve başka bir mimari yapıya bağlıdır; örneğin büyük bir kiliseye, bir hastaneye, bir eğitim kurumuna, bir hapishaneye veya bir cenaze evine.

    Belirli mezheplerin belirli şapel gelenekleri vardır, bazıları her kilisenin arkasına bir de Meryem Ana şapeli yaparlar.

    Teslis , Arapça kökenli bu sözcük Üçleme, Kutsal Üçlük, Üçlü birlik yada doğrusu Üçlükte birlik olarak dilimize çevirilir. Teslis, Baba, Oğul (İsa) ve Kutsal Ruh (Ruh ül Kudüs)'den meydana gelen tek bir Tanrı kavramıdır.
    Üçlübirlikte tek bir Tanrı'ya ve birlik içindeki Üçlüğe tapınırız; Baba tek bir Kişidir, Oğul başka, Kutsal Ruh ise başka bir Kişidir.

    Baba'nın, Oğul'un ve Kutsal Ruh'un Tanrısal özyapısı birdir görkemde eşit, yücelikte sonsuzdur. Baba, Oğul, Kutsal Ruh yaratılmamıştır, anlaşılmaz, ebedidir, kadirdir; Baba nasıl Tanrı ise, Oğul da Tanrı'dır ve Kutsal Ruh da Tanrı'dır; buna rağmen bunlar üç farklı Tanrı değil, tek bir Tanrı'dır. Baba nasıl Rab ise, Oğul da Rab'dir, Kutsal Ruh da Rab'dir; buna rağmen bunlar üç farklı Rab değil, tek bir Rab'dir.Baba hiçbir şeyden gelmemiştir; ne yaratılmış ne de doğurulmuştur. Oğul yalnızca Baba?dandır; ne oluşturulmuş, ne yaratılmıştır, fakat biricik Oğuldur. Kutsal Ruh, Baba'dan ve Oğul'dandır; ne oluşturulmuş ne yaratılmış ne de doğurulmuştur; fakat Baba'dan ve Oğul'dan çıkmıştır. Böylece, üç tane değil, tek bir Baba vardır; üç Oğul değil tek bir Oğul, üç Kutsal Ruh değil, tek bir Kutsal Ruh vardır. Üçlübirlik'te hiç bir kişi diğerinden önce ya da sonra gelmez; hiç bir kişi diğerinden üstün ya da aşağı değildir. Ancak tüm üç kişi de aynı derecede sonsuz ve aynı derecede eşittir. ATANASIAN İMAN AÇIKLAMASI

    Hristiyan teolojisine göre bu üçlü birlik birbirinden ayrılmaz ve tek bir Tanrı'nın birbirini tamamlayan farklı yansımaları yani kişilikleri olarak görülür. Bu açıdan monoteist yani tek Tanrı'lı teoloji çizgisindedir.

    Yahudilik ve İslam ise teslis inancını reddeder.Hristiyanlık içinde de Teslis inancını reddeden ve İsa'nın hem Tanrısal hem de insani doğasına karşı çıkan Üniteryanizm mezhebi gibi çeşitli akımlar mevcuttur.


    Thomas Müntzer , ortaçağda Katolik kilisesine karşı oluşan ulsal hareketten etkilendi; daha 15 yaşında iken okulda Roma kilisesine karşı gizli bir örgüt kurdu. Genç yaşta Teoloji doktoru olan Münzer, bir kadınlar manastırına atandı. O tarihlerde köylü sınıfı üzerinde artan baskılar, İsa'nın geri dönüp bin yıllık yeryüzü krallığını kuracağı zamanın (kurtuluşun) yaklaştığına inanan tarikatların yaygınlaşmasına yol açmıştı. Müntzer, bunlardan biri olan Anabaptist tarikatına girip bu tarikatı devrimci bir eylem yönünde örgütlemeye başladığı 1520 yılında, yirimiiki yaşında idi. 1522 yılında dinde reform hareketinde Luther'i de aşarak, yönettiği bir kasaba kilisesinde Latince'yi tümüyle kaldırdı. Artık ılımlı evrimci bir yol tutturmuş olan Luther'in çürümüş Katolik din adamlarına karşı 1517'de başlattığı ateşli saldırganlığını Müntzer sürdürüyordu. Münzer'in örgütlediği devrimci eylem, 1520-1525 yılları arasında bir iç savaşa dönüşmüşse de, çatışmalar köylülerin yenilgisiyle son buldu. Müntzer yakalanıp yirmi yedi yaşındayken idam edildi.

    Torino Kefeni , İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra sarıldığı iddia edilen sakallı bir adama ait önden ve arkadan silüetin olduğu keten kumaş.

    İlk kez 1350'lerde Fransa'da sergilendi. 1578'de İtalya'ya getirilerek Torino'da San Giovanni Battista Katedrali'nde muhafaza edilmeye başlanmıştır. Pek çok kişi bunun mucizevi bir şekilde olduğuna inanırken, kuşkucular sahtekarlık olduğunu düşünüyordu.

    1988 yılında kefenin bir kısmı karbon-14 yaş belirleme testine tabi tutuldu ve kefenin 700 yaşındaki keten bitkilerinden yapıldığı belirlendi.

    1260-1390 arası bir tarihe ait olduğunun belirlenmesiyle gözden düşmesine rağmen, kumaş dini çevrelerde değerini hala korumaktadır.
    Vaftiz , kişinin alnını ıslatmak , üzerine su serpmek, başından aşağı su dökmek veya tüm vücudunu suya batırmak şeklinde icra edilen bir dini "arınma" ve "yeniden doğma" törenidir.

    Vaftiz kelimesi "suya batırmak, yıkamak" anlamlarına gelen Yunanca vaptizo kelimesinden türemiştir.

    Yunan Mitolojisi'nde vaftiz törenlerine rastlanır. Bunun en popüler örneği Aşil'in vaftizidir. Öyküye göre topuğundan tutularak suya batırılan Aşil, topuğu hariç ölümsüz hale gelmiştir. Nihayetinde de topuğundan okla vurularak ölür.

    Vaftizin kökeni Museviliğe dayanmakla beraber, yaygın bir şekilde Hristiyanlıkta uygulanır. İlk vaftiz örneklerinde Yahudiliğe geçen yahudi olmayan kişiler kendi kendilerini tamamen suyun içine batırarak vaftiz ederlerdi.Ayrıca Hristiyanlıktan ve Musevilikten türeme bazı küçük dinlerde ve bazı Hindu inanışlarında da vaftiz uygulaması vardır.

    Vaftizci Yahya'nın Tövbe vaftizi Eski Antlaşma'daki törensel temizlenmenin bir devamıydı; Vaftizci Yahya Eski Antlaşma gibi İsa Mesih'in yolunu hazırlamak için vaftiz adiyordu. İsa, Vaftizci Yahya (Yahya Peygamber) tarafından Ürdün Nehri'nde vaftiz edilmiştir.

    Vaftiz aslında içimizde gerçekleşmiş olan bir şeyi dışarıdan bir işaretle göstermektir. Vaftiz bizi Hıristiyan yapmaz; Hıristiyan olduğumuz için vaftiz oluruz. Vaftiz olarak Rabbimiz ve Kurtarıcımız olan İsa Mesih'in bizler için yaptıklarını ilan etmiş oluyoruz. Vaftiz olan bir kişi Mesih'in emrine uyarak O'nun tanıklığını yapmış olur. Yeni bir Hıristiyan'ın Mesih için olan ilk tanıklığı vaftiz olmak olmalıdır. Vaftiz olan kişi topluma ve kiliseye, artık Mesih'e ait olduğunu beyan eder.

    Vaftiz Mesih'e ait olmanın simgesidir. İsa'yı hayatına Rabbi ve Kurtarıcısı olarak kabul eden herkes Kutsal Ruh'u içine almaktadır; Rab'bin iman eden kişiye Kutsal Ruh'u göndermesiyle gerçekleşen bu vaftize Kutsal Ruh vaftizi denilmektedir. Kutsal Ruh vaftizi İsa Mesih'i Rabbimiz ve Kurtarıcımız olarak kabul ettiğimizde oluruz. Bunu bazen içsel olarak bir sevinç, heyecan vs. izleyebilir ancak böyle bir beklenti içinde olmamalıyız. Suyla vaftiz Kutsal Ruh ile vaftizi izlemelidir. İsa Mesih çarmıhta ölüp üçüncü gün dirildikten sonra, göğe alınmadan önce öğrencileriyle birlikteyken ''Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin'' buyruğunu vermiştir.

    İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: "Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin. Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim."Matta 28:18-20

    İsa Mesih'le birlikte çarmıha gerildiğimizin, birlikte öldüğümüzün, birlikte gömüldüğümüzün ve birlikte dirildiğimizin işareti ve mührüdür. Üçlü birliği beyan etmek ve Baba, Oğul ve Kutsal Ruh ile birlik olmaktır. Mesih ile birlikte olduğumuza göre günaha karşı öldüğümüze ve Mesih ile şimdi ruhsal,gelecekte ise ruhsal ve bedensel dirilişimize bir güvence olarak Kutsal Ruh'un mührüdür.

    Katolik, Ortodoks, Protestan (Presibiterten) Hristiyan mezheblerinde çocuklar küçük yaşta hatta bebekken vaftiz edilirler ve vaftizden sonra çocuğa isim verilir.

    Vaftiz kurtuluşu sağlamaz; kurtuluş için Rab İsa Mesih'e iman etmek yeterlidir. Bununla beraber Vaftiz Tanrı'nın buyruğu olduğu için her Hristiyan kesinlikle vaftiz olmalıdır.

    YHVH-Tanrı , Eski Antlaşma'da; Tanrı-ELOHIYM(İbranice)-God, Lord (İngilizce) : Genel anlamda Tanrı'yı ifade eder. Rab-ADONAY (İbranice)-Lord (İngilizce) : Egemen, sahip, kontrol eden. RAB-YHVH-GOD (İngilizce) : Kendi kendine var olan. Kelimenin kökü var olmak fiilinden gelmektedir.Eski Antlaşma'da ELOHIYM - Tanrı , ADONAY -Rab , YHVH -RAB olarak çevrilmiştir. Yeni Antlaşma'da KURIOS (Grekce, Eski Antlaşma'daki ADONAY)- Rab , YHVH- Ben'im olarak çevrilmiştir.

    Tanrı bizim bildiğimiz hiçbir şeye benzemez."Beni kime benzetecek, Kime denk tutacaksınız? Kiminle karşılaştıracaksınız ki, benzer olalım?( Yşa.46: 5 )

    Tanrı kakkında bilgi sahibi olabilmemiz için Sözü'ne yani Kutsal Kitap'a başvurmamız gerekir; Kutsal Kitap'da Tanrı'nın özelliklerini keşfedebiliriz.

    Tanrı Kutsaldır : Tanrı kötülük ve günahdan uzak olup ahlaksal bakımdan tamamen yetkindir.Sevgisi, adaleti, öfkesi herşeyi kutsaldır.Tanrımız RAB'bi yüceltin, Tapının O'na kutsal dağında! Çünkü Tanrımız RAB kutsaldır.( Mez.99: 9 )

    Tanrı Egemendir : Yarattıklarının tümü üzerinde mutlak yönetim hakkı ve yetkisi vardır. Ya RAB, büyüklük, güç, yücelik, Zafer ve görkem senindir. Gökte ve yerde olan her şey senindir.Egemenlik senindir, ya RAB!Sen her şeyden yücesin. Zenginlik ve onur senden gelir.Her şeye egemensin.Güç ve yetki senin elindedir.Birini yükseltmek ve güçlendirmek Senin elindedir.( Ta.29:11-12 ). Tanrı istek ve amaçlarını yerine getirme gücüne sahiptir.Herşeye gücü yeten, kerşeyi bilen, her yerde ve herşeyde olandır.İstediği herşeyi; istediği zamanda, istediği yerde, istediği şekilde ve istediği kişiyle yapar.

    Tanrı Hakimdir : Tanrı yaşamımızda sürekli çalışmaktadır; şans eseri yada tesadüfen hiçbir şey yaşamayız. Tanrı destekler, rehberlik eder ve her olayı yönetir. Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı'nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih'te seçildik.( Ef.1: 11 )

    Tanrı İyidir : Tanrı şefkatli, merhametli, yumuşak kalplidir.RAB herkese iyi davranır, Sevecenliği bütün yapıtlarını kapsar. ( Mez.145: 9 )

    Tanrı Sevgidir : Tanrı Sevgi olmasaydı bizler için umut olmazdı. Tanrı'nın sevgisi sevdikleri için işleyen gerçek sevgidir. Tanrı'nın sevgisi bizim tarafımızdan aranmamış, hak edilmemiş, hayal edilemez bir sevgidir. Tanrı'nın bize olan sevgisini tanıdık ve buna inandık. Tanrı sevgidir . Sevgide yaşayan Tanrı'da yaşar, Tanrı da onda yaşar. ( 1.Yu.4: 16 )

    Yunanca , Yeni Antlaşma?nın neredeyse tümünün lisanıdır. Aynı zamanda, İngilizce'nin günümüzün modern dünyasındaki konumu gibi, İsa zamanındaki evrensel lisan da Yunancaydı. Yunan alfabesi, tahminlere göre Fenikelilerden alınıp, Yunan konuşma sistemine ve yazı istikametine adapte edilmiştir. Bir çok Batı-Sami dilinde olduğu gibi, Yunancada ilk önceleri, sağdan sola doğru bir istikamette yazılmaktaydı. Daha sonra baştan sona ve sondan başa tekniğine geçilmiş, en sonunda ise soldan sağa yazı istikameti kabul edilmiştir.

    Büyük İskender?in Fetihleri, Yunan lisanının ve kültürünün yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Bölgesel lehçelerin yerini, yoğun bir şekilde Helenistik ya da koine (müşterek) Yunanca almıştır. Koine lehçesi, Attike Yunancaya bir çok yerel ifadelerin girmesine sebep olmuştur. Böylece lisan daha sınırsız, kozmopolitan bir kimliğe bürünmüştür. Gramerin basitleştirilmesi, evrensel kültüre daha iyi bir şekilde adapte olmasını sağlamıştır. Yalın ifadeli ve yaygın konuşma alanı olan bu yeni lisan, ticaretin ve diplomasinin ortak dili haline gelmiştir. Yunanca lisanı, klâsik şeklinden, koine biçimine dönüştükçe, zarafetinin büyük bir kısmını ve ince ayrıntılarını yitirmiştir. Her şeye rağmen onu farklı kılan güç, güzellik, berraklık ve mantık üzerine kurulu konuşma sanatı gibi karakteristik özelliklerini yitirmemiştir.

    Havari Pavlus tarafından Roma?daki Hristiyanlara yazılan mektupların Latince yerine Yunanca yazılmış olmaları derin bir anlam içermektedir. Hükümet işlemleri dışında o günkü Roma İmparatorluğu, kültürel olarak Yunan etkisi altındaydı.

    Yunanca, Yeni Antlaşma yazarının ifade etmek istediği anlamı, gölgesine kadar sunabilecek bolluğa ve yeterliliğe sahipti. Örneğin, Yeni Antlaşma'da sevgi için iki adet kelime (iki tür sevgi), başkası için de iki adet kelime (aynısından bir başkası, değişik bir başkası), bilgelik çeşitleri için ise bir çok kelime mevcuttur. Dikkat çekici bir şekilde, eros (sevginin üçüncü türü) gibi, o dönemin Helenistik kültüründe yaygın bir şekilde kullanılan birçok kelime, bilinçli olarak kullanılmamıştır.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.799
    Rep Gücü
    137443
    ( U - Z ) Vaftiz , kişinin alnını ıslatmak , üzerine su serpmek, başından aşağı su dökmek veya tüm vücudunu suya batırmak şeklinde icra edilen bir dini "arınma" ve "yeniden doğma" törenidir.

    Vaftiz kelimesi "suya batırmak, yıkamak" anlamlarına gelen Yunanca vaptizo kelimesinden türemiştir.

    Yunan Mitolojisi'nde vaftiz törenlerine rastlanır. Bunun en popüler örneği Aşil'in vaftizidir. Öyküye göre topuğundan tutularak suya batırılan Aşil, topuğu hariç ölümsüz hale gelmiştir. Nihayetinde de topuğundan okla vurularak ölür.

    Vaftizin kökeni Museviliğe dayanmakla beraber, yaygın bir şekilde Hristiyanlıkta uygulanır. İlk vaftiz örneklerinde Yahudiliğe geçen yahudi olmayan kişiler kendi kendilerini tamamen suyun içine batırarak vaftiz ederlerdi.Ayrıca Hristiyanlıktan ve Musevilikten türeme bazı küçük dinlerde ve bazı Hindu inanışlarında da vaftiz uygulaması vardır.

    Vaftizci Yahya'nın Tövbe vaftizi Eski Antlaşma'daki törensel temizlenmenin bir devamıydı; Vaftizci Yahya Eski Antlaşma gibi İsa Mesih'in yolunu hazırlamak için vaftiz adiyordu. İsa, Vaftizci Yahya (Yahya Peygamber) tarafından Ürdün Nehri'nde vaftiz edilmiştir.

    Vaftiz aslında içimizde gerçekleşmiş olan bir şeyi dışarıdan bir işaretle göstermektir. Vaftiz bizi Hıristiyan yapmaz; Hıristiyan olduğumuz için vaftiz oluruz. Vaftiz olarak Rabbimiz ve Kurtarıcımız olan İsa Mesih'in bizler için yaptıklarını ilan etmiş oluyoruz. Vaftiz olan bir kişi Mesih'in emrine uyarak O'nun tanıklığını yapmış olur. Yeni bir Hıristiyan'ın Mesih için olan ilk tanıklığı vaftiz olmak olmalıdır. Vaftiz olan kişi topluma ve kiliseye, artık Mesih'e ait olduğunu beyan eder.

    Vaftiz Mesih'e ait olmanın simgesidir. İsa'yı hayatına Rabbi ve Kurtarıcısı olarak kabul eden herkes Kutsal Ruh'u içine almaktadır; Rab'bin iman eden kişiye Kutsal Ruh'u göndermesiyle gerçekleşen bu vaftize Kutsal Ruh vaftizi denilmektedir. Kutsal Ruh vaftizi İsa Mesih'i Rabbimiz ve Kurtarıcımız olarak kabul ettiğimizde oluruz. Bunu bazen içsel olarak bir sevinç, heyecan vs. izleyebilir ancak böyle bir beklenti içinde olmamalıyız. Suyla vaftiz Kutsal Ruh ile vaftizi izlemelidir. İsa Mesih çarmıhta ölüp üçüncü gün dirildikten sonra, göğe alınmadan önce öğrencileriyle birlikteyken ''Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin'' buyruğunu vermiştir.

    İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: "Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin. Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim."Matta 28:18-20

    İsa Mesih'le birlikte çarmıha gerildiğimizin, birlikte öldüğümüzün, birlikte gömüldüğümüzün ve birlikte dirildiğimizin işareti ve mührüdür. Üçlü birliği beyan etmek ve Baba, Oğul ve Kutsal Ruh ile birlik olmaktır. Mesih ile birlikte olduğumuza göre günaha karşı öldüğümüze ve Mesih ile şimdi ruhsal,gelecekte ise ruhsal ve bedensel dirilişimize bir güvence olarak Kutsal Ruh'un mührüdür.

    Katolik, Ortodoks, Protestan (Presibiterten) Hristiyan mezheblerinde çocuklar küçük yaşta hatta bebekken vaftiz edilirler ve vaftizden sonra çocuğa isim verilir.

    Vaftiz kurtuluşu sağlamaz; kurtuluş için Rab İsa Mesih'e iman etmek yeterlidir. Bununla beraber Vaftiz Tanrı'nın buyruğu olduğu için her Hristiyan kesinlikle vaftiz olmalıdır.

    YHVH-Tanrı , Eski Antlaşma'da; Tanrı-ELOHIYM(İbranice)-God, Lord (İngilizce) : Genel anlamda Tanrı'yı ifade eder. Rab-ADONAY (İbranice)-Lord (İngilizce) : Egemen, sahip, kontrol eden. RAB-YHVH-GOD (İngilizce) : Kendi kendine var olan. Kelimenin kökü var olmak fiilinden gelmektedir.Eski Antlaşma'da ELOHIYM - Tanrı , ADONAY -Rab , YHVH -RAB olarak çevrilmiştir. Yeni Antlaşma'da KURIOS (Grekce, Eski Antlaşma'daki ADONAY)- Rab , YHVH- Ben'im olarak çevrilmiştir.

    Tanrı bizim bildiğimiz hiçbir şeye benzemez."Beni kime benzetecek, Kime denk tutacaksınız? Kiminle karşılaştıracaksınız ki, benzer olalım?( Yşa.46: 5 )

    Tanrı kakkında bilgi sahibi olabilmemiz için Sözü'ne yani Kutsal Kitap'a başvurmamız gerekir; Kutsal Kitap'da Tanrı'nın özelliklerini keşfedebiliriz.

    Tanrı Kutsaldır : Tanrı kötülük ve günahdan uzak olup ahlaksal bakımdan tamamen yetkindir.Sevgisi, adaleti, öfkesi herşeyi kutsaldır.Tanrımız RAB'bi yüceltin, Tapının O'na kutsal dağında! Çünkü Tanrımız RAB kutsaldır.( Mez.99: 9 )

    Tanrı Egemendir : Yarattıklarının tümü üzerinde mutlak yönetim hakkı ve yetkisi vardır. Ya RAB, büyüklük, güç, yücelik, Zafer ve görkem senindir. Gökte ve yerde olan her şey senindir.Egemenlik senindir, ya RAB!Sen her şeyden yücesin. Zenginlik ve onur senden gelir.Her şeye egemensin.Güç ve yetki senin elindedir.Birini yükseltmek ve güçlendirmek Senin elindedir.( Ta.29:11-12 ). Tanrı istek ve amaçlarını yerine getirme gücüne sahiptir.Herşeye gücü yeten, kerşeyi bilen, her yerde ve herşeyde olandır.İstediği herşeyi; istediği zamanda, istediği yerde, istediği şekilde ve istediği kişiyle yapar.

    Tanrı Hakimdir : Tanrı yaşamımızda sürekli çalışmaktadır; şans eseri yada tesadüfen hiçbir şey yaşamayız. Tanrı destekler, rehberlik eder ve her olayı yönetir. Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı'nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih'te seçildik.( Ef.1: 11 )

    Tanrı İyidir : Tanrı şefkatli, merhametli, yumuşak kalplidir.RAB herkese iyi davranır, Sevecenliği bütün yapıtlarını kapsar. ( Mez.145: 9 )

    Tanrı Sevgidir : Tanrı Sevgi olmasaydı bizler için umut olmazdı. Tanrı'nın sevgisi sevdikleri için işleyen gerçek sevgidir. Tanrı'nın sevgisi bizim tarafımızdan aranmamış, hak edilmemiş, hayal edilemez bir sevgidir. Tanrı'nın bize olan sevgisini tanıdık ve buna inandık. Tanrı sevgidir . Sevgide yaşayan Tanrı'da yaşar, Tanrı da onda yaşar. ( 1.Yu.4: 16 )

    Yunanca , Yeni Antlaşma?nın neredeyse tümünün lisanıdır. Aynı zamanda, İngilizce'nin günümüzün modern dünyasındaki konumu gibi, İsa zamanındaki evrensel lisan da Yunancaydı. Yunan alfabesi, tahminlere göre Fenikelilerden alınıp, Yunan konuşma sistemine ve yazı istikametine adapte edilmiştir. Bir çok Batı-Sami dilinde olduğu gibi, Yunancada ilk önceleri, sağdan sola doğru bir istikamette yazılmaktaydı. Daha sonra baştan sona ve sondan başa tekniğine geçilmiş, en sonunda ise soldan sağa yazı istikameti kabul edilmiştir.

    Büyük İskender?in Fetihleri, Yunan lisanının ve kültürünün yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Bölgesel lehçelerin yerini, yoğun bir şekilde Helenistik ya da koine (müşterek) Yunanca almıştır. Koine lehçesi, Attike Yunancaya bir çok yerel ifadelerin girmesine sebep olmuştur. Böylece lisan daha sınırsız, kozmopolitan bir kimliğe bürünmüştür. Gramerin basitleştirilmesi, evrensel kültüre daha iyi bir şekilde adapte olmasını sağlamıştır. Yalın ifadeli ve yaygın konuşma alanı olan bu yeni lisan, ticaretin ve diplomasinin ortak dili haline gelmiştir. Yunanca lisanı, klâsik şeklinden, koine biçimine dönüştükçe, zarafetinin büyük bir kısmını ve ince ayrıntılarını yitirmiştir. Her şeye rağmen onu farklı kılan güç, güzellik, berraklık ve mantık üzerine kurulu konuşma sanatı gibi karakteristik özelliklerini yitirmemiştir.

    Havari Pavlus tarafından Roma?daki Hristiyanlara yazılan mektupların Latince yerine Yunanca yazılmış olmaları derin bir anlam içermektedir. Hükümet işlemleri dışında o günkü Roma İmparatorluğu, kültürel olarak Yunan etkisi altındaydı.

    Yunanca, Yeni Antlaşma yazarının ifade etmek istediği anlamı, gölgesine kadar sunabilecek bolluğa ve yeterliliğe sahipti. Örneğin, Yeni Antlaşma'da sevgi için iki adet kelime (iki tür sevgi), başkası için de iki adet kelime (aynısından bir başkası, değişik bir başkası), bilgelik çeşitleri için ise bir çok kelime mevcuttur. Dikkat çekici bir şekilde, eros (sevginin üçüncü türü) gibi, o dönemin Helenistik kültüründe yaygın bir şekilde kullanılan birçok kelime, bilinçli olarak kullanılmamıştır.

    sozlugu.blogcu.com

Benzer Konular

  1. Yorum: 0
    Son mesaj: 04-03-2010, 10:55 AM
  2. Hristiyanlık Felsefesi
    dogangunes Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-11-2007, 05:36 PM
Yukarı Çık