Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Konu: Sabiilik

  1. #1
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Sabiilik

    Sabiilik

    İslamiyet’in yayılma yıllarında Anadolu'da ve Mezopotamya'da, Hıristiyanlığın yanı sıra, Batıni doktrinden kaynaklanan Saabilik inancı hüküm sürmekteydi.
    Anadolu’nun Bizans yönetimindeki topraklarında Hıristiyanlık ön plandaysa da, özellikle Doğu Anadolu'da, Fırat çevresinde Saabiler çoğunluktaydı


    İslamiyet’in yayılma yıllarında Anadolu'da ve Mezopotamya'da, Hıristiyanlığın yanı sıra, Batıni doktrinden kaynaklanan Saabilik inancı hüküm sürmekteydi.
    Anadolu’nun Bizans yönetimindeki topraklarında Hıristiyanlık ön plandaysa da, özellikle Doğu Anadolu'da, Fırat çevresinde Saabiler çoğunluktaydı.
    Saabilik çok eskilere, Sümerlere kadar dayanan Babil okulu öğretisinin halka mal olmuş şekliydi.
    Tüm tek Tanrılı dinlere şu ya da bu şekilde kaynaklık etmiş olan Saabilik, Büyük İskender'in bu toprakları fethi sırasında Pisagorculukla tanışmış ve Saabi öğretisi yeni bir ivme kazanmıştı.
    Pisagoryen öğreti, Saabiler arasında zaten var olan Batıni inançların yenilenmesinde ve her iki akımın birleşerek, İsmaililik denilen müessesenin oluşmasında rol oynamıştır.

    Saabilik, Şamanizm gibi, ilk Tek Tanrılı din olan Güneş Kültü dininin, yüce Tanrının Sembolü olarak kabul ettiği Güneşi, Tanrının kendisi yerine koymuş bir inanış biçimidir.
    Saabiler, başta Güneş olmak üzere, yedi yıldıza tapınırlardı.
    Bunlar, en yüce tanrı olan Güneş tanrısı "Şamaş", onun dişil yönü olarak kabul edilen Ay tanrıçası "Sin", ve diğer vasıflarının temsilcileri olan Merkür tanrısı "Nabu", Venüs tanrısı "İştar", Mars tanrısı "Nergal", Jüpiter tanrısı "Marduk" ve Satürn tanrıçası "Ninutra" idi.
    Saabiler, bu tanrı ve tanrıçaların yanı sıra, Hermes'i, Pisagor'u, Orfe'yi de birer yarı tanrı olarak görüyorlardı.

    Kuran'da Tek Tanrılı dinler arasında, Saabilik de sayılmaktadır.
    Bunun nedeni, İslamiyet'in birçok söyleminin ve tapınım tarzının Saabilikten geliyor olmasıdır.
    Namaz kılma, oruç tutma, kurban kesme ve kutsal yerleri ziyaret etme, yani hac gibi ibadet tarzlarının yanı sıra, her namaz öncesi abdest alma gibi adetler, hep Saabi kökenlidir.

    Saabilikte, yedi gezegenin her biri için, günde yedi kez namaz kılınırken, bu sayı İslamiyet’te beşe indirilmiştir.
    Ay görününce oruca başlanması ve izleyen ayın başında bitmesi geleneği, İslamiyet’ten önce Saabiler arasında görülmektedir.
    Halife Memun döneminde Müslüman orduları, Harran'da Saabilerle karşılaşmışlar ancak, diğer güneş kültü inanırlarının hepsi putperest diye nitelendirilerek, İslamiyet’i kabule zorlamışlarken, Saabilere, Hıristiyan ve Yahudilere tanındığı gibi, belli bir miktar para vermeleri karşılığında kendi inanç sistemleri içinde kalmaları hakkı verilmiştir.

    Saabilik'te, her gezegen için her gün namaz kılınmasının yanı sıra, haftanın günlerinin her biri, bir gezegene özel ayinler düzenlenmesi için ayrılmıştır.
    Pazar günleri Güneş ayinlerine, Pazartesi Ay ayinlerine, Salı Mars, Çarşamba Merkür, Perşembe Jüpiter, Cuma Venüs ve Cumartesileri de Satürn ayinlerine ayrılmıştır.
    Latince kaynaklı batı dillerinde günlerin isimleri, bu güneş kültünün günümüze yansımasından başka bir şey değildir.
    Örneğin Pazar "Sunday" Güneş günü, Pazartesi "Monday" Ay günü ve Cumartesi "Saturday" de Satürn günüdür.

    Bu tapınım şekli, İskender işgali döneminde Pisagoryen öğreti ile karşılaşılınca bir nebze değişmiş ve Saabilik, bir Yüce Varlık ve onun yönetimi altındaki altı yardımcısına inanmak şekline dönüşmüştür.
    Aynı dönemde hava, su, toprak, ateş gibi dört temel elemana, cansız varlıkların, bitkilerin ve hayvanların da ruhları bulunduğuna, Yüce Varlığa yalnız sevgi ile ulaşılabileceğine inanmak gibi Batıni inanç biçimleri de Saabiliğe yerleşmiştir.
    Saabiler için artık, Hermes, Orfe ve Pisagor ulu Tanrı ile bir olmayı başarmış yüce ruhlar, yarı tanrılardır.

    Saabilik'te de, diğer Batıni ekollerde olduğu gibi sır saklamak esastır.
    Saabiler, kendilerinden olmayanlara sırlarını kesinlikle vermezler.
    Saabiliğin yozlaşmış bir devamı niteliğinde olan günümüz Yezidiliğinde, aynı sır saklama prensibi olduğu gibi korunmakta ve yabancılar, topluluk içine kesinlikle alınmamaktadır.

    Saabilerin sır ayinleri, gezegenlere ithaf edilmiş mabetlerin altındaki salonlarda yapılırdı.
    Bu salonlar, önce aslına tapınılan, Pisagoryen etkileşimden sonra birer sembol haline dönüşmüş olan gezegenlerin heykelleri ile doluydu.
    Saabiliğin bir kolu da Arap Yarımadasındaydı.
    İbrahim ile birlikte Mısır'a göç eden Saabilerin bir kolu da, Yemen'e gitmişti.
    Kuran'da, bu Yemen inanışına değinilmekte ve onlardan tek Tanrılı "Hanif Din" inanırları olarak bahsedilmektedir.
    İslamiyet üzerinde, öğretileriyle etkili olan da, Saabiliğin bu koludur.

    Bazı araştırmacılara göre, İbrahim ve oğulları tarafından Hicaz’da inşa edilen Kabe, bir güneş tapınım merkezidir.
    Kureyşliler, kendilerinin İsmail neslinden olduklarını söylerler.
    İsmail, Hicaz’a yerleştikten sonra Cürhum kabilesinden bir Sami kadınla evlenmiş ve babası İbrahim ile birlikte Kabe’yi inşa etmiştir.
    İbrahim ve İsmail Mekke’de, ‘Kabe Tarikatı’ adı altında, mabedi korumakla görevli Batıni bir örgüt kurmuştur.

    Yemen Sabaları ve Muhammed’in atalarının kökleri, bu örgüte dayanmaktadır.
    Nitekim, yüzyıllarca ailesi Kabe’yi koruyan Muhammed’in de, Kabe ve civarını emniyet altına almakla görevli bir tarikatın üyesi olduğu yolunda bilgiler, günümüze kadar ulaşmıştır.
    Hılfül Füdul adıyla, İbrahim tarafından kurulan Kabe Tarikatının amacı, mabedin düşmanlardan korunmasının yanı sıra, Tek Tanrılı din inancının da yaşamasının sağlanmasıdır.
    Bu dinin inanırlarına Hicaz’da, Hanif Din inanırları denilmiştir. Tarikat, zamanla zayıflamışsa da, Muhammed’in amcalarından Ez Zübeyr, Hanif dinin bir gereği olan Hac ibadeti döneminde kabileler arasında çıkabilecek çatışmaları engellemek ve ticareti geliştirebilmek amacıyla “Allah’ın Sulhu Ayları” müessesini kurmuş, sulhu korumak için de, eski Hılfül Füdul teşkilatını canlandırmıştır.
    İslamiyet’in ilanından önce kurulmuş olan “Allah’ın Sulhu Ayları” müessesinin adından da görüleceği üzere, “Allah”, Hanif dinin tek Tanrısının adıdır ve İslamiyet’e, bu dinden geçmiştir.

    Yeniden canlandırılan Hılfül Füdul, zalimlere karşı mazlumların hakkını savunmak için yemin edenlerden oluşmuştur.
    Üyelerinin tamamı, Hanif din inanırıdır.
    Üyelere, savaş sanatının yanı sıra, Hanif dinin öğretileri de verilmiştir.
    Muhammed’in ailesi Beni Haşim, Muhammed’in annesinin ailesi Beni Zühre, Ebu Bekir’in ailesi Beni Teym ile, Beni Muttalip, bu teşkilatın bel kemiğini oluşturmuşlardır.
    Mekke halkı arasında lakabı ‘El Emin’ olan Muhammed’in, bu teşkilata üye olmaktan gurur duyduğunu sık sık ifade ettiği belirtilmektedir.
    İslamiyet’in, zor ilk yıllarında da Muhammed’e, bu hatırı sayılır bir kuvvet olan teşkilatın, büyük yardımları olmuştur.
    Muhammed ve İslamiyet karşıtlarının, onu öldürme girişimleri, bu teşkilatın üyelerinin yardımı ile, atıl kalmıştır.
    Bu bilgilerden, Muhammed’in amca oğlu Ali’nin de, aynı teşkilatın üyesi olduğu sonucu çıkarılabilir.
    Ali ile karşıtları arasındaki hilafet çekişmesinin de, İslamiyet’in Hanif din yanlıları ile, ortodoks Sünniler arasındaki bir çekişme olduğu düşünülebilir.
    İslamiyet’i sonradan kabul etmiş tüm Batıni ekol yanlılarının Ali yandaşı olmalarının altında da, benzer idealleri paylaşma olgusunun yatması kuvvetle muhtemeldir.

    kaynak
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Sabiilik

    Selam!

    Sabiilik

    Mandence (mandaic)
    Aramcanın bir lehçesi
    Yardna ve Hauran
    İlk dönemlerde Yahudler ile yakın ilişkiler vardır.Adonai (Yahve )

    Sabiiliğin Kökeni Hakkında Fikirler

    Eski Babil geleneksel inancına dayanır.
    İran dini geleneğinden doğmuştur.
    Sabiiliğin temel inanç ve ibadetlerinin İran geleneğinden alındığını savunurlar.
    Çünkü ışık ve ateş Sabiilerde de kutsal kabul edilir.
    Mitraizm ve Parsizm’in bir senkretizmi sonucu oluşan İran kültü olduğu düşünülür.
    Sabiililiğin Filistin-Ürdün bölgesinde Heretik Yahudi bir mezhep olarak ortaya çıktığı tezi doğruya en yakın olanıdır.
    Hıristiyanlığın doğuşuna ortam hazırladığı ve Gnostik unsurlara kaynağı olduğu da kabul edilir.

    Sabiilikte mevcut olan vaftiz, ayin yemekleri ve benzeri ibadetlerin prototipleri,
    Adem’e yaratıldığında ilahi varlıklar tarafından öğretilmiş ve
    tatbikatı bizzat onların gözetiminde yaptırılmıştır.

    Sabiililer dini literatürlerini Hz. Adem’e dayandırırlar.
    Bir din kurucusu (peygamber) yoktur.
    وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ
    فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ 2/31
    2/31- Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip:
    “Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.” dedi.

    Kutsal Kitapları

    Sabiiler kutsal kitaplarının, yaratılışta yüce Tanrı tarafından ilk insan Âdem’e vahy olunduğuna inanırlar.
    Sabii literatürü M.S. 2. ya da 3. yüzyılda derlenmiştir.
    Sabii kutsal metinlerinin yazılı olduğu dil Aramca’nın doğu lehçelerinden birisi olan Mandence’dir.
    Günlük hayatta Arapça konuşan Sabiiler, bu dili anlamadan sadece ibadet dili olarak kullanırlar.
    Bu dili okuyup yazabilme ayrıcalığı ise yalnızca rahiplere aittir.

    Yazılı Metinler

    Yazılı metinler kendi aralarında temel kitaplar, esoterik (gizli) özelliğe sahip metinler, divan, şerh ve
    tefsirler, astrolojik metinler ve büyü ve sihir yazmaları şeklinde çeşitli gruplara ayrılabilir.

    Ginza

    İki ana kısma (Sağ Ginza ve Sol Ginza) ayrılır.
    “Hazine” anl***** gelen Ginza yaklaşık 600 sayfadan oluşur.
    Adem ‘in Kitabı diye de adlandırılan bu kutsal kitap, çeşitli dualar teoloji, mitoloji,
    ölüm ve ölüm sonrası hayat ve benzeri konuları ihtiva eder.

    Daşia d Yahya (Yahya’nın Öğretileri)

    Büyük ölçüde Yahya’yı, onun hayatı ve öğretilerini konu alır.
    Kolasta (Koleksiyon ya da Övgü) ise gusül, ayin yemekleri ve benzeri ibadetlerle ilgili dua ve uygulamaları içerir.

    Sır Metinler

    Sır metinleri çeşitli dönemlerde hastalık, kara büyü, sihir, bela, afet ve benzeri kötülüklere karşı çanak,
    çömlek gibi eşyalar üzerine ya da metal veya papirüs sayfalara yazılan kısa muskalar ve sihir metinleridir.

    Ruhban Sınıfının Kutsal Kitapları

    Aif Trisar Şualia (Bin oniki Soru)
    Alma Rişaia Rabba (Büyük İlk Alem)
    Alma Rişaia Zuta (Küçük İlk Alem)

    İlahiyat konularıyla çeşitli mitolojik tasavvurlar yer alır.
    Yalnızca rahipler ve rahip adaylarınca kullanılmasına izin verilen gizemli kitaplardır.
    Divan, şerh ve tefsirler çeşitli konularla müstakil olarak ilgilenen kitaplardır.

    Tanrı Tasavvurları

    Sabiilerin tanrı tasavvurlarının temelinde gnostik bir düalizm mevcuttur.
    Bu dualizme göre bir tarafta ışık ve nur alemi, diğer tarafta ise karanlık alemi bulunur.
    Işık aleminin başında “Yüce Hayat”, “Kudretli Ruh” ve “Yüceliğin Efendisi” gibi isimler de verilen Malka d Nhura (Işık Kralı) bulunur.
    Malka d Nhura, en üstün niteliklerle mücehhez ve bütün eksikliklerden münezzeh olan yüce varlıktır.

    Işık Alemi

    Işık aleminde yüce varlık Malka d Nhura’nın etrafında sayısız nurani varlık bulunur.
    Uthria (zenginler) ve Malkia (krallar) diye adlandırılan bu varlıklar Malka d Nhura’yı takdis ve tesbih ederler.
    Bu âlemin varlıkları kötülükten tamamıyla münezzehtirler.
    Bu âlem yokluk, eksiklik, fanilik ve yanlışlık gibi sıfatlardan da tamamıyla uzaktır.
    Kutsal kitaplarda, kuzey yönünde olduğuna inanılan Işık âleminin düzen, varlık ve verimliliği sembolize eden
    Hayat (Hiia) prensibinden oluştuğu ifade edilir.

    Karanlık Alemi

    Karanlık alemi yokluk, eksiklik ve düzensizliği sembolize eden kaos ya da Kara Su’dan oluşmuştur.
    Güneyde olduğuna inanılan bu alemin başında zaman zaman Ur ya da “Büyük Canavar”
    diye de adlandırılan Malka d Hşuka (Karanlık Kralı) bulunur.
    Malka d Hşuka, karanlık alemindeki sayısız kötü varlığın yaratıcısı ve yayıcısı olarak nitelenir.
    Birçok olağanüstü nitelik ve güçlere sahip olan bu varlık, kötü ve karanlık vasıfların tümüne sahiptir.
    Ruha, âlemin ve insanın yaratılışı mitolojisinde kötü varlıkları harekete geçirmesi konusunda
    Malka d Hşuka’yı kışkırtan bir varlık olarak nitelenir.

    Işık âlemiyle karanlık âlemi arasında Yuşamin,Abatur ve Ptahil (maddi alem ve insanın yaratıcısı) gibi figürler de
    karanlık alemine atılmış varlıklar arasındadır.
    Malka d Nhura gibi Malka d Hşuka da ezeli ve ebedidir.

    Kainat Tasavvurları

    Kainatın ve yeryüzünün oluşumu ile ilgili tasavvurları baştan sona mitolojiyle iç içedir.
    Dünyanın yaratılışı olayında yaratıcı güç, yüce Işık Tanrısı değil, düşmüş ışık varlığı olan demiurg Ptahil’dir.

    İnsan Tasavvurları

    Demiurg Ptahil, hiç olmazsa dünyada kendisine vekalet edecek bir varlık oluşturmak ister ve insanı yaratmayı planlar.
    Ceset maddi varlığı itibarıyla kötülük ve karanlığı, ruh ise iyilik ve nuru temsil eder.

    Kurtuluş Tasavvurları

    Sabiilere göre kurtuluş yalnızca ruh için geçerlidir.
    Kurtuluşun tek yolu ilahi kurtarıcı bilgiye sahip olmaktır.
    Bu bilgi ise kazanılan veya öğrenilen bir bilgi değil, bahşedilen, verilen bir bilgidir.

    Ahir Zaman ve Mehdilik

    Gökten bir yıldızın okyanusa düşmesi
    Yedi denizde kırmızı suların akması
    Büyük bir fırtınanın çıkması
    Ahir zaman kahramanı ve mehdi Praşai Siva (“son savaşçı” ya da “son kral”) ortaya çıkar ve
    yeryüzüne kıyamete kadar hakim olur.

    Kıyamet Ahiret

    Kıyamet ve hesap günü inancı vardır.
    Fakat hesap Abatur’un terazisinde yalnızca günahkar ruhlar için yapılacaktır.
    Ölen kişi eğer Salihlerden ise cennete (Mşunai Kuşta’ya) gider.
    Sabii olmayanlar günahlarından dolayı ebedi cehennem olan Saf Denizine atılırlar.

    Temel İbadetleri

    En önemli ibadet Vaftiz’dir.
    Tigris Nehri’nde her yıl kutsal vaftiz törenleri yapılır.
    Masbuta, tamaşa ve rişama şeklinde üç çeşit vaftiz vardır.
    Vaftiz ibadet yapmak için, günah işledikten sonra arınmak için ve bayramlar gibi durumlarda yapılır.
    Kutsal günlerde tavuk kurban edilir.
    İhtida yoktur. Bu yönü ile Yahudiliğe benzer.

    İbadetler ve törenler

    Masikta en önemli törendir.
    Bu törende yemek dağıtılır.
    Ölüm sebebiyle yada Rahiplerin ayin için özel isteği ile tertip edilirler.
    Bu sayede ölülerin Işık alemine hızla geçtiğine inanılır.
    Ayin yemeklerine hazırlık aşamasında güvercin ve koç kurban ederler.

    Dini Bayramlar

    Panja ya da Parvania denilen Bahar Bayramı en önemli bayramdır.
    Beş günlük bayramıdır. Bu bayram, ayın hareketlerine göre hesaplanan Sabii takviminin son ayı ile
    yeni yılın başlangıcı arasında oluşan beş günlük ara zamanda kutlanır.
    Bu süre zarfında duaların kabul olunacağına ve günahların affolunacağına inanılır.
    Ayrıca Dihba Rabba, Dihba Hnina ve Dihba Daimana ismli birkaç bayram daha kutlanır.

    Ruhbanlık

    Toplumda Kast şeklinde bir sınıf ayrımı yoktur.
    Fakat Rahipler özel bir yere sahiptir.
    Babadan oğula geçmektedir.
    Rahip olacak kişi evli olmalıdır.

    Mabetler

    Mabetlerine Mandi adı verilir.
    Kıble kuzeye doğru gelecek şekilde yapılırlar.
    Nehir kenarına yapılır. Ve nehirden güney taraftan gelen bir su mabet içinde bir havuza dolar
    ve kuzeyden tekrar nehre dökülür.
    Buraya ancak rahipler girebilir.
    Mabetlere kült kulübesi de denir.

    Sabiilik « Kadim Gelenek Üzerine Düşünmeler

Yukarı Çık