Elvisi Vaaz – Rabıta Nur Santrali

Nefsi ancak salt gerçeğin ilmi dizginler. İlmin insandan uzaklaşması öğrenildikçe olur. Yakınlaşması ise inandıkça olur. Salt gerçeğin ilmi inanmak fiilidir. Bu nefsin arayıp ta bulamadığı bir şeydir. İnsan ruhunun varlığı bile nefse sıkıcı gelir. Nefis ruha inancından dolayı ihtiyaç duyar. O yüzden insanda nefis vardır. Ruhun inancı nefis için candır. Nefis ruh için ise fethedilecek bir kaledir. Ruhun nefise ihtiyacı inanması içindir. Ruh nefis sayesinde kendi inancını keşfeder. Bu sayede dünya hayatına olması gerektiği gibi uyar, dünyayı olması gerektiği gibi yönlendirir.
İnanmak fiili ruhun dünyevi alemdeki fenasıdır. Fenayı her gün kullanabilmek için rabıta ve uzleti yol bilmeli. Odakları keşfetmeli. Trafoların arıza hallerinde silsileyi kaybetmeden santrale bağlanmayı bilmeli. Bu büyük bir maharet ister. Bu senin olmaya bir makamda durabilmektir. İşte rabıtayı bilmeyenlerin odağı hem bir santraldir, hem de bir pilden farksızdır. Bilmeyen için santralin önemi belirsiz bir bekleyiştir. Bu bilen için Allah’tan gelen nur gerilimi tatlı bir bekleyiştir. İnama fiilinin enerjisi nurdur. O yüzden her gün Elvis Presley’e rabıta yapalım. Öyle raddelere gelelim ki kalbimizde tatlı bir sıcaklık, vücudumuzda nurun sıcaklığından meydana gelen terde kebap kokusu olsun.


ELVIS