2. Sayfa, Toplam 3 BirinciBirinci 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 22
  1. #11
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    VI- MEDİNEYE HİCRET


    a) Dâru'n-Nedve'nin Korkunç Kararı

    Akabe görüşmeleri ile Müslümanlık Medine'de yayılmağa başlamış, müşrikler korktuklarına uğramışlardı Üstelik Mekke'deki Müslümanlar da Medine'ye göç etmişlerdi Şimdi Hz Muhammed (sas)'de Medine'ye gider, Müslümanların başına geçerse, Mekke'lilerin Şam ticâret yolu kapanabilirdi Mekke müşrikleri Müslümanlara son derece kötü davranmışlar, târihte eşine ender rastlanan işkence ve hakarette bulunmuşlardı Bunlar Medine'lilerle birleşip, kuvvetlendikten sonra kendilerinden öç alabilirlerdi Esâsen Mekke'lilerle Medine'liler arasında, öteden beri geçimsizlik vardıÇünkü Mekke'liler Adnânîlerden; Medine'liler ise Kâhtânîlerdendi Durumun ciddiliğini anlayan Kureyş müşrikleri, Mekke'de yapayalnız kalan Peygamber Efendimize ne yapmak gerektiğini kararlaştırmak üzere Dâru'n-nedve'de toplandılarToplantıda Ebû Cehil, Ebû Süfyan, Ebu'l-Bahterî, Utbe b Rabîa, Cübeyr b Mut'im, Nadr bHâris, Ümeyye bHalef, Hakim bHızâm gibi Mekke ileri gelenlerinin hemen hepsi vardı Müslümanlık tehlikesinin önlenmesiyle ilgili çeşitli fikirler ileri sürdüler İçlerinden Ebûl Bahteri:

    - Muhammed (sas)'i bağlayıp her tarafı kapalı bir yerde ölünceye kadar hapsedelim, dedi Amr oğlu Hişâm:
    - O'nu bir deveye bindirip Mekke'den çıkaralım, uzak yerlere sürelim, dedi Ebû Cehil ise:
    - Kureyş'in bütün kollarından birer temsilci seçelim Bunlar aynı anda hücûm edip Muhammed (sas)'i bir hamlede öldürsünler Kimin vurduğu, kimin darbesiyle öldüğü belli olmasın Böylece kanı bütün Kureyş kabîlesine dağılsın, Hâşimîler bütün Kureyş kollarına karşı çıkamayacaklarından kan davasına kalkışamazlar Çâresiz diyete (kan bedeline) râzı olurlar Bu iş böylece kapanır dedi Ebû Cehil'in teklifi ittifakla kabûl edildi Diğer teklifler beğenilmedi Hemen Kureyş kollarında 40 yeminli kişi seçip toplantıyı bitirdiler

    Müşriklerin Dâru'n-Nedve'deki bu konuşma ve plânları el-Enfâl Sûresi'nin 30'uncu âyetinde şöyle özetlenmektedir

    "Ya Muhammed, hatırla şu zamanı ki, inkâr edenler (Mekke müşrikleri) seni bir yere kapatmak veya (hepsi birden) öldürmek yahut da (Mekke'den) çıkarmak için sana tuzak hazırlıyorlardı Onlar sana tuzak kurarken, Allah da (onlara) tuzak kuruyorduAllah tuzakların en iyisini kurar"

    b) Rasûlullah (sas)'in Evinin Müşrikler tarafından Kuşatılması

    Müşriklerin bu korkunç plânını Cebrâil (as) Peygamber Efendimize haber verdi "Bu gece, her zaman yatmakta olduğun yatağında yatmayacaksın, evini terkedeceksin" dedi Böylece Rasûlullah (sas)'e de hicret için izin verildi Rasûl-i Ekrem (sas) HzAli'yi çağırdı

    "Ben Medine'ye gidiyorum Sen bu gece benim yatağımda yat, hırkamı üstüne örtMüşrikler beni yatıyor sansınlar, onlara bir şey sezdirme Sabahleyin şu emânetleri sâhiplerine verOndan sonra sen de hemen gel" dedi

    Ortalık kararınca, Kureyş'in seçme cânileri evin etrâfını sardılar Sabahleyin evinden çıkarken hep birden saldırıp öldüreceklerdi Hz Ali, Rasûlullah (sas)'in yatağına yattıHz Peygamber (sas) eline bir avuç kum alıp, evini çeviren müşriklerin üzerine saçtıSaçılan kum taneleri cânilerden herbirine isâbet etmiş, hepsi de derin bir uykuya dalmışlardı Rasûlullah (sas) "Yâ-Sîn Sûresi"nin başından:

    "Biz onların önlerine ve arkalarına birer sed çektik, böylece gözlerini perdeledik Onlar artık elbette görmezler" anlamındaki 9'uncu âyetine kadar olan kısmı okuyarak, aralarından geçip gitti Müşrikler Hz Muhammed (sas)'in yatağında yattığını sanıyorlardı Sabahleyin, yatakta yatanın Ali olduğunu görünce, donakaldılar, ne yapacaklarını şaşırdılar; hiddetlerinden çıldıracak hâle geldiler Hemen her tarafı aramağa koyuldular Mekke'yi alt üst ettiler Fakat Hz Peygamber yoktu

    Muhammed (sas)'i bulana 100 deve verilecek, diye ilân ettiler Bu haber duyulunca, ne kadar mâceracı, cânî, katil varsa, hepsi etrâfa yayıldı Mekke'de ve Mekke dışında, harıl harıl Hz Peygamber (sas)'i arıyorlardı

    Rasûlullah (sas), gece evinden ayrıldıktan sonra Kâbe'yi tavâf etti "Ey Mekke, sen Allah katında yeryüzünün en hayırlı ve bana en sevimli yerisin; eğer çıkmak zorunda bırakılmasaydım, senden ayrılmazdım", dediErtesi gün öğle sıcağında Hz Ebû Bekir'in evine vardı Allah'ın emri ile, berâber hicret edeceklerini bildirdi Hz Ebû Bekir, sevinç göz yaşları ile, 4 aydır dışarıya bırakmayıp, ağaç yaprakları ile beslemekte olduğu iki cins devesini işâret ederek:

    Dilediğini seç, Yâ Rasûlallah, dedi Rasûlullah (sas) bedelini ödeyerek devenin birini aldı

    Rasûlullah (sas) ve Ebû Bekir için hazırlanan yol azığı bir dağarcığa konuldu Ebû Bekir'in kızı Esmâ, belindeki bez kemeri ikiye ayırıp bir parçası ile bu dağarcığın ağzını bağladığı için Esma'ya "Zâtü'n-nitâkayn" (iki kemerli) ünvânı verild

    c) Mağarada Gizlenmesi

    Gece olunca, her ikisi evin arka penceresinden çıktılar Ayakkabılarını çıkarıp, ayaklarının uçlarına basarak ıssız yollardan Mekke'nin güneyine doğru ilerlediler 15 saat (3 mil) mesafede Sevr Dağı'nın tepesindeki mağaraya vardılar Kureyşin araması bitinceye kadar, (perşembeyi cumaya bağlayan geceden pazar gününe kadar) üç gün bu mağarada gizlendiler

    Ebû Bekir'in oğlu Abdullah, geceleri mağaraya gelip Mekke'de olup biteni anlatıyor, ortalık ağarmadan gene Mekke'ye dönüyordu Kölesi Âmr b Füheyre de koyunlarını otlatırken akşamları Sevr dağına götürüp onlara süt veriyordu

    Peygamber Efendimizi ve Ebû Bekir'i arayanlar, iz sürerek, nihâyet Sevr'deki mağaranın ağzına kadar geldiler Ayak sesleri ve konuşmaları içeriden duyuluyordu Hz Ebû Bekir, başını kaldırdığı zaman onların ayaklarını görmüş ve heyecanla:

    -"Yâ Rasûlallah, eğilip baksalar, bizi görecekler, demişti, bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
    -"Korkma, Allah'ın yardımı bizimledir İki yoldaş ki, üçüncüsü Allah'tır, hiç endişe edilir mi?" buyurdu

    Tâkipçiler Sevr dağı'na henüz çıkmadan, bir örümcek mağaranın ağzına ağ örmüş, bir çift beyaz güvercin yuva yapıp yumurtlamıştı Bu durumda Kureyşliler mağaranın içine bakmanın ahmaklık olacağını düşünerek bırakıp gittiler

    Kureyşlilerin aramaları üç gün sürdü Peygamber Efendimiz ile Ebû Bekir Mekke'de iken Abdullah b Uraykıt adında henüz müslüman olmamış, fakat son derece emîn bir şahsı kılavuz olarak kiralayıp develeri de ona teslim etmişlerdi Kılavuz Abdullah, üç gün sonra, dördüncü günün (Pazar) sabahı develeri mağaraya getirdi Devenin birine Rasûlullah (sas) ile Ebû Bekir diğerine ise kılavuz Abdullah ile Ebû Bekir'in kölesi Âmir b Füheyre bindiler Sâhili takibederek Medine'ye doğru 24 saat hiç dinlenmeden yol aldılar Deve yürüyüşü ile 13 günlük olan Medine yolunu 8 günde katederek 12 Rabiulevvel/23 Eylül 622 pazartesi günü Kuba'ya ulaştılar

    Rasûlullah (sas)ilk vahiy Hîra (Nûr) dağı'ndaki mağarada gelmişti Hira'daki mağara ile Sevr'deki mağara arasında geçen müddet, Rasûlullah (sas) 'in Peygamberlik hayatının Mekke Devri'ni teşkil etmişti Sevr dağı'ndaki mağaradan başlayan hicret ise, Mekke Devri'nin sonu, Medine Devri'nin başı olmaktaydı

    d) Rasûlullah (sas)'i Tâkibedenler

    Hicret yolculuğunda Peygamber Efendimiz iki önemli takiple karşılaştı
    Müdliçoğullarından Sürâka, Kureyş'in ilân ettiği mükâfâtı ele geçirmek hevesiyle, kendi bölgelerinden geçmiş olan hicret kafilesini tâkibe koyuldu Atını dört nala sürerek Rasûlullah (sas) ve arkadaşlarına yaklaştığı sırada, atı sürçüp kapaklandıKendisi de yere yuvarlandı Yeniden atına binip koşturdu Tam yaklaştığı sırada, atının ön ayakları kuma saplandığı için, yine düştü Atını zorlukla kurtardı Sürâka'nın morali iyice bozulmuştu Rasûlullah (sas)'den özür diledi Yazılı bir emânnâme alarak geri döndü; diğer tâkipçileri de "ben aradım, boşuna yorulmayın, bu tarafta yok" diyerek geri çevirdi

    Eslemoğullarından Büreyde de, Kureyşin ilân ettiği mükâfâtı alabilmek için Rasûlullah'ı tâkibe başlamıştı Fakat ilk görüşte, yanındakilerle beraber Müslüman oldu Daha sonra başındaki beyaz sarığı çözerek mızrağının ucuna bağladı "Sizin gibi şanlı bir kafile bayraksız gitmez İzin verirseniz ilk alemdârınız olayım" diyerek ta Kuba Köyü'ne kadar Rasûlullah (sas)'e bayraktarlık yaptı

    Daha sonra, Şam'dan Mekke'ye dönmekte olan bir ticâret kafilesine rastladılarKafilede bulunan, ilk 8 Müslümandan Avvâm oğlu Zübeyr, Rasûlullah (sas) ve Ebû Bekir'e beyaz elbiseler giydirdiVe Medine'lilerin kendilerini sabırsızlıkla beklediklerini haber verdi

    Rasûlullah (sas)'ın yola çıktığı Medine'de duyulmuştu Bu yüzden Medineliler, Rasûlullah (sas)'i karşılamak üzere her sabah şehir dışına çıkıp bekliyorlardı 12 Rabiulevvel /23 Eylül 622 Pazartesi günü yine öğleye kadar beklemişler, sıcak bastırınca ümitlerini kesip dönmüşlerdi Bu esnâda bir iş için evinin yüksek kulesinden etrafı seyreden bir Yahûdî, beyazlar giyinmiş bir kafilenin uzaktan gelmekte olduğunu gördü ve yüksek sesle:

    İşte günlerdir yolunu beklediğiniz devletli geliyor, diye haykırdı

    devam edecek.............

  2. #12
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    3- medine'ye varış

    Selam!

    a) Hz Peygamber (sas) Kuba'da

    Medineliler derhal silahlanarak, bir bayram sevinci içinde yollara döküldülerRasûlullah (sas)'i Medine'ye bir saat uzaklıkta Kuba Köyünde karşıladılar Rasûlullah (sas) burada Amr b Avf Oğulları'nda 14 gece misâfir kaldıBu esnâda Kur'ân-ı Kerîm'de "takvâ üzere yapıldığı" bildirilen Kuba Mescidi'ni binâ etti ve burada namaz kıldı
    Rasûlullah (sas)'den 3 gün sonra tek başına yola çıkmış olan Hz Ali de, gündüzleri gizlenip, geceleri yürüyerek, Kuba'da iken kafileye yetişti

    b) İlk Cuma Namazı ve İlk Hutbe
    14 gün sonra, bir cuma günü Hz Peygamber (sas) Efendimiz devesine bindiKarşılamağa gelenlerle muhteşem bir alay içinde Medine'ye hareket etti Yolda "Sâlim b Avf oğulları"na âit "Rânûnâ Vâdisi"nde öğle vakti oldu Rasûlullah (sas) burada arka arkaya iki hutbe okuyarak ilk Cuma Namazını kıldırdı
    İlk hutbede Allah'a hamd ve senâ ettikten sonra:

    Ey nâs, ölmeden önce Allah'a tevbe ediniz, fırsat elde iken iyi işlere koşunuz Allah'ı çok anmak, gizli ve âşikâr çok sadaka vermek sûretiyle O'nunla aranızdaki bağı kuvvetlendiriniz Böyle yaparsanız, rızıklandırılır, yardım görürsünüz, kaçırdıklarınızı tekrâr elde edersiniz
    Biliniz ki, Cenab-ı Hakk, içinde bulunduğum yılın bu ayında, bugün şu bulunduğum yerde Cuma namazını kıyâmete kadar, üzerinize farz kıldı Hayâtımda veya benden sonra, -âdil veya zâlim- bir imamı olduğu halde, önemsiz gördüğü veya inkâr ettiği için kim bu namazı terkederse, Allah onun iki yakasını bir araya getirmesin ve hiç bir işine hayır vermesin Biliniz ki, böylesinin, tevbe etmedikçe, ne namazı, ne zekâtı, ne haccı, ne orucu, ne de herhangi bir iyiliği Allah katında bir değer taşır Ancak, kim tevbe ederse Allah tevbesini kabûl eder

    Ey Nâs, kendinize âhiret için azık hazırlayıp önceden gönderin Hepiniz ölecek ve sürünüzü çobansız bırakacaksınız Sonra Rabbınız, -arada tercümân veya perdedâr olmaksızın- bizzat:
    - Sana benim peygamberim gelip haber vermedi mi? Ben sana mal vermiş, ihsânda bulunmuştum Sen bunlardan âhiretin için ne gönderdin? diye soracaktır O kimse sağına, soluna bakacak, hiç bir şey göremeyecek Sonra önüne bakacak, orada Cehennem'i görecek Öyleyse yarım hurma ile de olsa, kendini ateşten korumağa gücü yeten, bunu yapsın Buna gücü yetmeyen, bâri güzel sözle kendini kurtarsın Çünkü bir iyiliğe 10'dan 700 katına kadar sevap verilir Allah'ın selâm ve rahmeti üzerinize olsun

    Rasûlullah (sas) birinci hutbeyi böylece bitirdikten sonra ikinci hutbede de şunları söylemiştir
    Hamd Allah'a mahsustur O'na hamdeder O'ndan yardım dileriz Nefislerimizin şerlerinden ve kötü işlerimizden Allah'a sığınırız Allah'ın hidâyet verdiğini kimse saptıramaz O'nun saptırdığını da kimse doğru yola koyamaz
    Allah'tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim O birdir, eşi , ortağı ve benzeri yoktur
    Sözlerin en güzeli, Allah Kitabı (Kur'ân-ı Kerîm) dir Allah'ın kalbini Kur'ân ile süslediği, küfürden sonra İslâm'a soktuğu, Kur'ân'ı diğer sözlere tercîh eden kimse felâh bulup kurtulmuştur

    Allah'ın sevdiğini seviniz Allah'ı bütün kalbinizle (can ve gönülden) seviniz Allah Kelâmı Kur'an'dan ve zikrinden usanmayınız
    Allah'ın Kelâmına karşı kalbiniz katılaşmasın
    Yalnız Allah'a kulluk edip ibâdetinizde O'na hiç bir şeyi ortak yapmayınız O'ndan hakkıyla sakınınız Yaptığınız iyi şeyleri dilinizle doğrulayınız Aranızda Allah'ın rahmet ve merhametiyle sevişiniz Allah'ın selâm ve rahmeti üzerinize olsun

    c) Hz Peygamber (sas)'in Medine'de Karşılanışı

    Cuma namazından sonra Rasûlullah (sas) Medine'ye hareket etti(141) Medine, târihinin en önemli gününü yaşıyordu Halk bayram sevinci içinde, Kuba'dan itibâren yolu iki taraflı doldurmuştu Kadınlar şiirler söylüyor, çocuklar "Rasûlullah geldi, Rasûlullah geldi" diye bağrışıyor, küçük kızlar def çalarak şenlik yapıyorlardı Medine halkı, Rasûlullah (sas)'in gelişinden duyduğu sevinci, hiç bir şeyden duymamıştı
    Herkes Peygamber Efendimizi kendi evinde misâfir etmek istiyor, "Ey Allah'ın Rasûlü, bize buyurunuz "diyerek deveyi durdurmak istiyorlardı Rasûlullah (sas) ise, kimseyi gücendirmemek için devesini serbest bırakmıştı

    - "Siz deveyi kendi hâline bırakınız O memurdur, emrolunduğu yere gider," diyerek dâvet edenlerden izin istiyordu Nihâyet deve, hâlen "Mescidü'n-Nebi"nin bulunduğu boş arsada çöktü, Rasûlullah (sas) inmedi Deve kalkarak bir kaç adım gittikten sonra geri dönüp ilk çöktüğü yere yeniden çöktü, bir daha kalkmadı Rasûlullah (sas) üzerinden inerek:

    - "Akrabamızdan en yakın kimin evi?" diyerek etrâfındakilere sordu Zeyd oğlu Hâlid

    - İşte evim, işte kapısı, buyurunuz Yâ Rasûlallâh diyerek Rasûlullah (sas)'i dâvet etti Peygamber Efendimiz böylece Hz Hâlid'in misâfiri oldu Bu misâfirlik "Mescidü'n-Nebî"nin inşâatı tamamlanıncaya kadar 7 ay devam etti

    MEDİNE DEVRİ

    devam edecek...........

  3. #13
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Medine devri

    Selam

    Bismillâhir rahmânir rahîm

    "Doğrusu inanıp hicret edenler Allah Yolunda mallarıyla, canlarıyla cihâd edenler ve muhâcirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostudurlar"
    (el-Enfâl Sûresi, 72)

    1- MEDİNE'DE GENEL DURUM

    Medine, Mekke'nin kuzeyinde, üç tarafı dağlarla çevrili, güneyi ise ovalık bir şehirdir Havası güzel, toprağı zirâate elverişli, hurmalıkları boldur

    Rasûlullah (sas)'in hicreti esnâsında, Medine'de Evs ve Hazrec adlı iki Arap kâbilesi ile, Kaynuka, Nadîr ve Kurayzaoğulları adlı üç Yahûdi kabîlesi vardı Arap kabileleri buraya "Seylü'l-arim" denilen sel felâketinden sonra Yemen'den; Yahûdîler ise, Romalıların Kudüs'ü işgal ve tahriplerinden sonra Kudüs'ten gelip yerleşmişlerdi

    Başlangıçta, bir müddet Araplarla Yahûdîler iyi geçinmişlerse de, Yahûdîlerin çıkarcı davranışları yüzünden zamanla araları açılmış, Arablar Yahûdîleri yenerek Medine'de hâkim duruma gelmişlerdi Fakat çok geçmeden Yahûdîlerin entrikaları ile birbirlerine düştüler ve iki kardeş kabîle uzun yıllar birbirleriyle savaştılar Bu savaşların en sonuncusu Buâs Harbi'dir Hicretten yaklaşık 5 yıl önce sona eren ve bazı fâsılalarla tam 120 yıl süren bu savaşta her iki taraf da büyük kayıp vererek zayıf düşmüşlerdir Bu yüzden, Hicret esnâsında Yahûdîler, özellikle iktisâdî yönden Medine'de hâkim durumda bulunuyorlardı
    Evs ve Hazrec kabîleleri, aralarındaki bu düşmanlığın ancak Rasûlullah (sas)'in hakemliği, İslâm'ın getirdiği adâlet, sevgi ve kaynaşma ile ortadan kalkabileceğini anlayarak Müslümanlığa sımsıkı bağlandılar Gerçekten Hz Peygamber (sas)'in Medîne'ye gelmesiyle, bu iki kardeş kabile arasında asırlarca sürmüş olan kin ve düşmanlıktan eser kalmamıştır

    2- MESCİD-İ NEBÎ'NİN İNŞÂSI
    Hicret esnâsında Medîne'de câmi yoktu Rasûlullah (sas) namaz vaktinde nerede bulunursa namazı orada kıldırırdı İlk mescid, hicretin ilk günlerinde Kuba'da yapıldı

    Hicret sırasında, Rasûlullah (sas)'in devesinin çöktüğü, Halid b Zeyd'in evinin karşısındaki boş arsaya mescid yapılacaktı Neccâroğullarından iki yetim çocuğa âit olan bu arsayı, Neccâroğulları hibe etmek istedilerse de Peygamber (sas) Efendimiz kabûl etmedi Bedeli olan 10 miskal (409 gr) altını Hz Ebû Bekir ödedi

    Arsada müşrik kabirleri, yabâni hurmalar ve engebeler vardı Kabirler başka yere nakledildiHurma ağaçları kesildi, çukurlar düzlendi Mescid'in yapımında bizzât Rasûlullah (sas)'de bir işçi gibi çalıştı Temeli taştan, duvarları kerpiçten, direkleri hurma ağaçlarından yapıldı Üzeri de hurma dallarıyla örtüldü; zemini ise topraktı Kıblesi Kudüs'e doğru olan bu mescid'in, biri mihrab'ın karşısındaki ana kapı, biri Rasûlullah (sas)'in evine açılan kapı, diğeri de "Bab-ı Rahmet" denilen kapı olmak üzere üç kapısı vardı Kıble'nin değişmesinden sonra, ana kapı ile mihrap yer değiştirdiler

    3- HÂNE-İ SAÂDET'İN İNŞÂSI ve RASÛLÜLLAH (SAS)'İN HZ ÂİŞE İLE EVLENMESİ
    İnşâsı 7 ay süren Mescid'in bir tarafına Rasûlullah (sas) ve âilesinin ikameti için odalar (hücreler) yapıldı Bu odaların sayısı daha sonra dokuza çıkmıştır Odalardan her birinin genişliği 3-3,5 arşın, uzunluğu 5 arşın, yüksekliği ise bir adam boyu kadardı Hz Aişe, Safiyye ve Sevde'nin odaları Mescid'in güneyinde; Ümmü Seleme, Ümmü Habibe, Meymûne, Cüveyriye, Zeyneb btCahş ve Zeyneb bt Huzeyme'nin odaları ise Mescidin kuzeyinde bulunuyordu Rasûlullah (sas)'in hâlen "Kabr-i Saâdet"inin bulunduğu yer, Hz Âişe'ye tahsis edilen oda idi

    Mescid ve hücrelerin yapımı tamamlanınca, Hz Peygamber (sas) misâfir kaldığı Halid b Zeyd'in evinden buraya taşındı Evlâtlığı Zeyd b Hârise ve Ebû Râfi'i Mekke'ye gönderip kendi âilesi ile Ebû Bekir'in âilesini de Medine'ye getirtti Kendi âilesi, Hz Hatice'nin vefâtından sonra evlendiği Zem'a kızı Hz Sevde ile kızları Ümmü Gülsüm ve Fâtıma idi Kızlarından Rukiyye daha önce eşi Hz Osman'la birlikte hicret etmişti Diğer kızı Zeyneb, kocası henüz müşrik olduğu için gelemedi(Zeyneb, Bedir savaşından sonra hicret edebildi)

    Ebû Bekir'in âilesi ise, karısı Ümmü Rumân ile çocukları Abdullah, Esmâ ve Âişe'den ibârettiBunlarla berâber Zeyd b Hârise'nin eşi Ümmü Eymen ile oğlu Üsâme de Medine'ye geldiler

    Hz Ebû Bekir'in kızı Âişe ile Rasûl-i Ekrem (sas) hicretten önce Mekke'de iken nişanlanmışlardı Hicretten 8 ay sonra, Şevval ayında Medine'de evlendiler Böylece, Rasûlullah (sas) ile Hz Ebû Bekir arasındaki mânevi bağ, akrabalık bağı ile daha da kuvvetlenmiş oldu

    Hz Âişe son derece zeki, bilgili ve kültürlü bir hanımdı Dinî hükümlerin, Müslüman kadınlara öğretilmesinde büyük gayreti yanında, özellikle Rasûlullah (sas)'in ev ve âile hayatıyla ilgili bilgileri Müslümanlar O'ndan öğrenmişlerdir Kendisinden 2210 hadis rivâyet edilmiştir

    4- SUFFE ASHÂBI (ASHÂB-I SUFFE)
    Mescid'in bir tarafına da, etrâfı açık, üstü hurma dallarıyla örtülü bir gölgelik, (çardak, suffe) yapıldı Evi ve âilesi olmayan fakir Müslümanlar burada kaldıkları için onlara "Ashâb-ı Suffe" denilmiştir

    Suffe ashâbı son derece fakirdi İş buldukları zaman çalışırlar, diğer zamanlarda Mescidde ilim ve ibâdetle meşgul olurlardı Burası İslâm Târihinde ilk yatılı öğretmen okulu durumundaydı Bu okulun dershanesi mescid, yatakhanesi suffe, öğrencileri suffe ashâbı, öğretmenleri de bizzat Rasûlullah (sas) idi Medine'nin dışında yeni Müslüman olan topluluklara İslâm'ı öğretmek üzere bir öğretmen göndermek gerektiğinde, bunlar arasından gönderiliyordu Sayıları 70 ile 400 arasında değişen Suffe ashâbının ihtiyaçları, ashâbın zenginleri tarafından karşılanıyorduRasûlullah (sas) her akşam bunlardan bir kısmını kendi sofrasına alır, bir kısmını da ashâb arasına dağıtırdı Getirilen sadakaları tamamen bunlara gönderir, kendisine gelen hediyelerden de suffe ashâbı için hisse ayırırdı Rasûlullah (sas)'den en çok hadis rivâyet etmiş olan Ebû Hüreyre de suffe ashâbındandı

    5- FARZ NAMAZLARIN DÖRT REKAT OLMASI
    Mirâctan önce Müslümanlar akşam ve sabah olmak üzere iki vakit namaz kılıyorlardı Beş vakit namaz mirâcta farz kılındı Ancak, Hicretten önce, akşam namazının farzı üç rekât, diğer vakitlerin hepsi de ikişer rekâttı, Hicretten sonra, öğle, ikindi ve yatsı namazlarının farzları dört rekâta çıkarıldı Sefer zamanlarında ise ilk farz kılındığı sayıda bırakıldı

    6- EZÂN'IN MEŞRÛİYETİ
    Mescid-i Nebi'nin inşâsı bittikten sonra, namaz vakitlerinin Müslümanlara duyurulmasına ihtiyaç duyuldu Çünkü, namaza erken gelenler vaktin girmesini bekleyip işlerinden kalıyorlar; geç gelenler ise cemâate yetişemedikleri için üzülüyorlardı

    Rasûlullah (sas) vahiy gelmeyen konularda ashâbı ile istişâre ederdi) Bu konuda yapılan istişâre esnâsında, namaz vakitlerinin "çan veya boru çalınarak, ateş yakılarak, yüksek bir yere bayrak çekilerek duyurulması" teklifleri yapıldı Rasûlullah (sas), "çan çalmak Hristiyanların, boru çalmak Yahûdîlerin, ateş yakmak Mecûsîlerin âdetidir" diyerek kabûl etmedi Bayrak çekme teklifi de beğenilmedi İstişâre sonunda hiç bir şeye karar verilemedi

    Ensârdan Zeyd oğlu Abdullah, rüyâsında elinde nâkûs (çan) bulunan birini görmüş, namaz vakitlerini duyurmak için bu nâkûsu satın almak istemiş, Rüyâsında gördüğü bu zât ona:
    -"Ben sana daha güzelini öğreteyim" diyerek ezân lafızlarını söylemiş Abdullah uyanınca, Rasûlullah (sas)'e gelerek rüyasında gördüklerini haber verdi Rasûl-i Ekrem (sas):
    -"İnşâllah hak rüyâdır Bilâl'in sesi seninkinden gür Gördüğünü ona öğret Namaz vaktinde ezânı o okusun", buyurdu Bilâlin okuduğu ezân, Medine'nin her tarafından duyuldu Aynı rüyâyı HzÖmer de görmüş, fakat Abdullah daha önce haber vermişti Daha sonra Bilâl, sabah ezânlarına "es-salâtü hayrun minen-nevm" (namaz uykudan hayırlıdır) cümlesini de eklemiştir
    Ezân, şeâir-i İslâmiye'dendir Vâcib derecesinde kuvvetli bir sünnetdir Yalnız rüyâ ile değil, Rasûlullah (sas)'in sünneti ve daha sonra inen âyetlerle de sâbittir

    7- ENSÂR İLE MUHÂCİRLER ARASINDA KARDEŞLİK
    Mekke'li Müslümanlar, dinleri uğrunda bütün servet ve varlıklarını Mekke'de bırakmışlar, Medine'ye hicret ederek muhâcir olmuşlardı Medineli Müslümanlar, onları kendi nefislerine bile tercih ederek, her türlü yardımı yapmışlar, onların bütün ihtiyâçlarını karşılamışlardı Fakat muhâcirler, ensâr'a yük oluyoruz, kendi kazancımız yok, diye üzülüyorlardı

    Rasûlullah (sas) muhâcirlerin bu üzüntüsünü gidermek, aradaki sevgi ve samimiyeti güçlendirmek, herhangi ayrılık belirtisini önlemek için Hicretin 7'inci ayında muhâcirlerle ensârı, Mâlik oğlu Enes'in evinde topladıBurada, bir muhâciri, bir ensârla kardeş yaparak 90 (veya 360 kişi asarında kardeşlik bağı kurdu Ensâr, muhâcir kardeşlerini alıp evlerine götürdüler Mallarına ortak ettiler Rasûl-i Ekrem (sas)'e başvurarak:

    -Ya Rasûlallah, hurmalıklarımızı, muhâcir kardeşlerimizle aramızda paylaştır dediler Rasûlullah (sas):
    -Hayır, mülkiyet size âit Muhâcir kardeşlerinizle birlikte çalışacak, mahsûlü paylaşacaksınızbuyurdu İki taraf buna râzı oldular Kardeşler birbirlerine o derece bağlandılar ki, başlangıçta, zev'il-erhâmdan önce birbirlerine mirâsçı bile oldular

    Ensâr'dan Reb'i oğlu Sa'd, muhâcir Avf oğlu Abdurrahman'a:
    -Ben malca ensârın en zenginiyim Rasûlullah (sas) ikimizi kardeş yaptı Malımın yarısı senindirİki zevcem var, dilediğini boşayacağım Onu da nikâhlarsın dedi Abdurrahman:
    -Allah malını da, zevceni de sana mübârek kılsın Benim bunlara ihtiyâcım yok Sen bana çarşıyı göster dedi
    Abdurrahman ticârete başladı, kısa zamanda zengin oldu Muhâcirlerin büyük kısmı ticâretle hayatlarını kazandılar
    Ensâr ve muhâcirlerden belirli kimseler arasında Hz Peygamber tarafından yapılan kardeşlik, daha sonra "Mü'minler ancak kardeştirler"(el-Hucurât Sûresi, 10) âyet-i celîlesiyle genişledi Fakat bu kardeşliğin, mirâsla ilgili hükmü, Bedir Savaşı'ndan sonra "Akraba olanlar (mîrâs hususunda) Allah'ın Kitabında mü'minlerden ve muhâcirlerden daha yakındır" (el-Ahzâb Sûresi, 6) ve "Allah'ın Kitâbında (mirâs hususunda) hısımlar birbirlerine daha yakındır" (el-Enfâl Sûresi, 75) ayet-i kerimeleri ile kaldırıldı Çünkü muhâcirler, çalışıp ticâret yaparak ilk sıkıntılı günlerinden kurtuldular Bedir Savaşı ganimetlerinden de yararlandıktan sonra, artık ensârın yardımına ihtiyaçları kalmadı

    8- MÜSLÜMANLARLA YAHÛDÎLER ARASINDA VATANDAŞLIK ANLAŞMASI
    Rasûlullah (sas) Mekkeli muhâcirlerle, Medineli ensârı kardeş yaparak birbirlerine bağladıktan sonra, Medine'yi dış düşmanlara karşı müştereken savunmak üzere muhâcirler, ensâr ve Medine'deki Yahûdîler arasında yazılı bir "vatandaşlık anlaşması" yaptı Bu anlaşmaya göre:

    a) Diyet ve fidyelere ait kurallar, eskiden olduğu şekilde devam edecek:
    b) Yahûdîler kendi dinlerinde serbest olacaklar;
    c) Müslümanlarla Yahûdîler, barış içinde yaşayacaklar,
    d) İki taraftan biri, üçünçü bir tarafla savaşırsa, diğer taraf yardımcı olacak,
    e) Taraflardan biri Kureyşle dostluk kurmayacak ve onları himâyesine almayacak,
    f) Dışardan bir tecâvüz olursa, Medine müştereken savunulacak,
    g) İki taraftan biri, üçüncü bir tarafla sulh yaparsa, diğer taraf bu sulhü tanıyacak,
    h) Müslümanlarla Yahûdîler arasında çıkacak her türlü anlaşmazlıkta Hz Peygamber (sas) hakem kabûl edilecekti
    9- MEDİNE'DE MÜSLÜMANLARIN DURUMU
    Müslümanlar Medineye göç etmekle rahata kavuşmuş olmadılar Bir bakıma tehlike ve düşmanları daha da çoğaldı Hicretten önce karşılarında düşman olarak yalnızca Mekke müşrikleri vardı Hicretten sonra puta tapıcı müşrikler, münâfıklar ve Yahûdîler olmak üzere üç sınıf düşmanla karşı karşıya geldiler

    a) Puta tapıcı müşrik Arablar:
    Arabistan'ın çeşitli bölgelerinde Kâbe'yi ve putlarını ziyârete gelen Arab kabîleleri sâyesinde bol kazanç elde eden Mekkeliler, maddî çıkarlarını putperestliğin yaşamasında gördükleri için, Müslümanlığa düşman olmuşlar, Müslümanları yok etmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı Müslümanlığın, Şam ticâret yolu üzerinde bulunan Medine'de yayılması da onların işine gelmedi Bu sebeple hicretten sonra, Müslümanların peşini bırakmadılar Müslümanlığı henüz kuvvetlenmeden yok edebilmek için her tedbire başvurdular

    b) Yahûdîler:
    Evs ve Hazrec kabîleleri arasındaki anlaşmazlığı körükleyerek onları zayıf düşürüp, Medine'de ekonomik yönden hâkim duruma gelen Yahûdîlerin de, Müslümanlık menfaatlerine uygun gelmemişti Hz peygember (sas) Efendimiz bunlardan gelecek tehlikeleri önlemek için Yahûdî kabîlelerinin her biriyle ayrı ayrı anlaşmalar yapmıştı Fakat, bunlar anlaşmalara sâdık kalmıyorlar, Kureyş kabîlesi ve Müslümanlara düşman olan diğer unsurlarla işbirliği yapıyorlardı

    c) Münâfıklar:
    Hicretten önce Hazrec kabîlesinin ileri gelenlerinden Übeyy oğlu Abdullah'ın (Abdullah b Übeyy b Selûl) Hazrec kabîlesine reis olması kararlaştırılmıştı Taraftarları ona süslü bir taç bile hazırlamışlardı Müslümanlığın Medine'de süratle yayılması ve Rasûlullah (sas)'in hicret etmesi, Abdullah'ın reisliğine engel oldu Bu yüzden Abdullah ve taraftarları Müslümanlığa düşman oldular Fakat mücâdele ve bozgunculuklarını daha etkili yapabilmek için, imân etmedikleri halde Müslüman göründüler Böylece bir de "Münafıklar zümresi" meydana geldiPeygamber Efendimiz (sas) bunları bilyor, fakat ayıplarını yüzlerine vurmuyordu

    Mekkeli müşrikler, Medine'deki Yahûdîlerle münâfıkları, Müslümanlara karşı el altından devâmlı teşvik ve tahrik ediyorlar, Medine etrafındaki müşrik Arab kabîleleriyle anlaşmalar yaparak Medine'ye baskın yapmağa hazırlanıyorlardı Münâfıkların reisi Übeyy oğlu Abdullah'a bir mektup yazarak:

    "Siz Muhammed (sas)'in yurdunuzda barınmasına izin verdiniz O'nu ya öldürmez veya bize teslim etmez, yahut da Medine'den çıkarmazsanız hepinizi öldürmek, esir etmek ve kadınlarınıza tecâvüzde bulunmak üzere Medine'yi basacağız" diye münâfıkları bile tehdit etmişlerdiMedine'lilerin gözlerini korkutmak ve Müslümanlara yardımcı olmaktan vazgeçirmek için bir defa da Câbir oğlu Kürz komutasındaki bir çete ile Medine'lilerin mer'ada otlamakta olan hayvanlarını sürüp götürmüşlerdi
    Görüldüğü üzere Müslümanlar, Medine'ye hicretten sonra da güven içinde olmadılar Bu yüzden Peygamber Efendimiz (sas) Medine'nin savunmasıyla ilgili bütün tedbirleri aldı Medine'deki Yahûdîler ve Medine etrâfındaki müşrik Arab kabîleleri ile saldırmazlık anlaşmaları yaptı Etrafa seriyyeler (küçük askeri birlikler) göndererek, düşmanın hareketlerini kontrol altına aldıMekkelilerin Şam ticâret yolunu kapattı Müşriklerin gece baskını ihtimâline karşı geceleri Medine sokaklarında ashâb nöbet tuttu Peygamber Efendimiz (sas) bile ancak kapısında nöbet beklendiği zamanlarda endişesiz uyuyabiliyordu

    10- İLK NÜFUS SAYIMI
    Savunma ile ilgili alınan tedbirler arasında, Müslümanların sayısını bilmeğe de lüzûm görüldüğünden, Rasûlullah (sas) "Bana Müslüman olduklarını söyleyenlerin isimlerini yazınız," buyurmuştur Sayım sonunda Medine'de 1500 müslüman bulunduğu anlaşılmıştır

    11- İLK SERİYYELER
    Rasûlullah (sas) düşmanın hareketini kontrol altında tutmak, Medine'yi muhtemel bir tecâvüzden korumak için, civârdaki bazı bölgelere "keşif kolları" (seriyye) göndermiş, fakat kendilerine silahlı tecavüz olmadıkça çarpışma izni vermemiştir
    Hicretin ilk yılında üç seriyye gönderilmiştir İlk seriyye, Hz Peygamber (sas)'in amcası HzHamza komutasındaki 30 kişilik seriyyedir İslâm'da ilk sancak bu seriyyeye verilmiştir
    2'inci seriyye, Rasûlullah (sas)'in amcalarından Hâris'in oğlu Ubeyde komutasında; 3'üncüsü ise Sa'd b Ebî Vakkas komutasında gönderilmiştir
    Bunlar Kureyş kervanlarını takip için gönderilmişlerdi İlk iki seriyyede karşılaşma olduğu halde çarpışma olmamıştır Sadece Sa'd b Ebî Vakkas, ikinci seriyye'de bir ok atmıştır ki İslâm'da Allah yolunda atılan ilk ok budur
    Bu seriyyeler, hicretin 7-8 ve 9' uncu (Ramazan, Şevval ve Zilkade) aylarında gönderilmiştir
    Seriyye:
    Rasûlullah (sas)'in kendisinin bulunmadığı küçük harp müfrezesi demektir Rasûlullah (sas)'in katıldığı ve bizzât idare ettiği askeri harekâta ise "Gazve" denir Seriyyeler, genellikle gece çıkarılan ve sayıları 5-400 arasında değişen askeri birliklerdir Gazvelerin sayısı 19'dur Seriyyelerin sayısı daha çoktur

    II- HİCRETİN İKİNCİ YILI (623-624 M)

    devam edecek......

  4. #14
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    II- HİCRETİN İKİNCİ YILI (623-624 M)

    "Sizinle savaşanlara karşı, Allah yolunda siz de savaşın Aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez"
    (el- Bakara Sûresi, 190)

    1- SAVAŞA İZİN VERİLMESİ
    İslâm'da asıl olan barıştır Savaş, zulmün önlenmesi, hakkın kabûl ettirilmesi için meşrû kılınmıştır 13 seneye yaklaşan Mekke Devri'nde ve Medine Devrinin ilk yılında, müşriklerden gördükleri bunca zulüm, işkence ve haksızlığa rağmen, mü'minlere sabırlı olmaları, Allah'ın dinini güzellikle tebliğe çalışmaları emredilmiş, savaşa izin verilmemişti Müslümanlardan:
    -Ey Allah'ın Rasûlü, nedir bu çektiklerimiz? İzin ver de şunları gizli gizli öldürelim, diye izin istiyenlere Hz Peygamber (sas):
    -Henüz savaş izni verilmedi, sabredin Allah'ın yardımı yakındır, çektiğiniz çilelerin mükâfâtını göreceksiniz, diye cevap vermişti
    Hicretten sonra Müslümanlar, giderek müşriklere karşı koyabilecek duruma geldiler Üstelik Müslümanların düşmanları çoğaldı, sabır yolu ile barışı sürdürmek artık mümkün değildi Bundan dolayı Hicretin 2'inci yılı başlarında Safer ayında;
    "Zulüm ve haksızlığa uğratılarak, kendilerine savaş açılan kimselere (mü'minlere) savaş izni verildi Allah onlara yardım etmeğe elbette Kâdirdir Onlar, 'Rabbımız Allah'tır' dediler diye, haksız yere yurtlarından (Mekke'den) çıkarıldılar" (el-Hacc Sûresi, 39-40) anlamındaki âyet-i kerimelerle Müslümanlara, kendilerini savunmak üzere savaş izni verildi

    2-İLK GAZVELER
    Mekke müşrikleri, Medine'ye baskın hazırlığı içindeydiler Rasûlullah (sas) düşmanın hazırlıkları hakkında bilgi edinmek için zaman zaman seriyyeler gönderdiği gibi, Medine ile Mekke arasındaki kabîlelerle görüşüp anlaşmalar yapmak, kureyş'in planladığı yağmaları önlemek için bizzat kendisi de askerî yürüyüşlere katıldı Rasûlullah (sas)'in katılıp bizzât idâre ettiği askeri harekâta "Gazve" denir

    Rasûlullah (sas)'in ilk gazvesi, 60 kişilik müfreze ile Ebvâ Köyüne yapılan gazvedirHicretin ikinci yılı Safer ayı başında yapılmıştır Aynı yıl içinde sırasıyla Buvat, Uşeyre, Küçük Bedir ve Büyük Bedir Gazveleri olmuştur İlk dördünde düşmanla karşılaşma olmamış, kan dökülmemiştirBüyük Bedir Gazvesi, Müslümanların yaptığı ilk savaş olmuştur

    3- KIBLENİN DEĞİŞMESİ
    İslâm'ın ilk yıllarında namaz, Beyt-i Makdis'e (Kudüs'e) doğru kılınıyordu Ancak, Hicret'ten önce Rasûlullah (sas) Mekke'de namaz kılarken, mümkün mertebe Kâbe'yi arkasına almaz; Kâbe, kendisiyle Beyt-i Makdis arasında kalacak şekilde, Rükn-i Yemânî ile Rükn-i Hacer-i esved arasında namaza dururdu Böylece hem Kâbe'ye hem de Kudüsteki Mescid-i Aksa'ya yönelmiş oluyordu Hicretten sonra Medine'de Mescid-i Aksa'ya yöneldiğinde Kâbe'nin arka tarafta kalmasından Rasûlullah (sas) üzüntü duyuyor, kıblenin Kâbe'ye çevrilmesini içten arzu ediyordu(160) Çünkü Kâbe, atası Hz İbrahim'in kıblesiydi
    Hicretten 16-17 ay kadar sonra, Şaban ayının 15'inci günü Hz Peygamber (sas) Medine'de Selemeoğulları Yurdu'nda öğle namazı kıldırırken, ikinci rek'atın sonunda;

    "Yüzünü gök yüzüne çevirip durduğunu görüyoruz Seni elbette hoşnut olduğun kıbleye çevireceğiz Hemen yüzünü Mescid-i Harâm'a doğru çevir (Ey mü'minler) siz de nerede olursanız, (namazda) yüzlerinizi, onun tarafına çeviriniz" (el-Bakara Sûresi, 144) anlamındaki âyet nâzil oldu Hz Peygamber yönünü hemen Kudüs'ten Mescid-i Harâm'a çevirdi Cemâat da saflarıyla birlikte döndüler Kudüs'e doğru başlanılan namazın, son iki rek'atı, Kâbe'ye yönelinerek tamamlandı Bu yüzden Selemeoğulları Mescidine "Mescid-i Kıbleteyn" (iki kıbleli mescid) denilmiştir

    4- CAHŞ OĞLU ABDULLAH SERİYYESİ ve BATN-I NAHLE OLAYI
    Medine'ye baskın hazırlığı yapan Kureyş'in harekâtından haber almak üzere, Peygamber Efendimiz, Recep ayının son günlerinde, Mekke tarafına halasının oğlu Cahş oğlu Abdullah komutasında, 8 kişilik bir seriyye gönderdi İki gün sonra açılmak üzere Abdullah'a bir de mektup vermişti Mektupta, Mekke ile Tâif arasındaki Nahle Vâdisi'ne kadar gidilmesi, Kureyş'in faâliyetleri konusunda bilgi toplanması isteniyordu

    Nahle Vâdisinde, Kureyş'in Tâif'ten dönmekte olan bir kervanına rastladılar Kervanın reisi Hadramî oğlu Amr'ı öldürüp ele geçirdikleri iki esir ve zaptettikleri mallarla Medine'ye döndülerRasûlullah (sas) bu olayı hoş karşılamadı Çünkü kendilerine çarpışma izni verilmemişti Üstelik bu olay, kan dökülmesi yasak sayılan "eşhür-i hurum"dan Recep ayında meydana gelmişti Mekke müşrikleri bu olayda öldürülen Hadramî oğlu Amr'ın intikamını vesile ederek savaş hazırlıklarını hızlandırdılar "Muhammed harâm aylara bile saygı göstermiyor, harâm aylarda kan döküyor, yağma yapıyor" diye de yaygara kopardılar

    5- BEDİR SAVAŞI (17 Ramazan 2 H/13 Mart 624 M)
    "Siz güçsüz bir durumda iken Allah size Bedir'de yardım etmişti"
    (Âl-i İmran Sûresi, 123)

    a) Kureyş'in Gönderdiği Kervan
    Kureyş Medine'yi basıp Rasûlullah (sas)'i öldürmek, Müslümanlığı ortadan kaldırmak için hazırlanıyordu Yapılacak savaşın masraflarını karşılamak üzere, Ebû Süfyân'ın başkanlığında büyük bir ticâret kervanını Medine yolu ile Şam'a göndermişlerdi Nahle Vâdisinde öldürülen Hadramî oğlu Amr'ın kardeşi Âmir, Mekke sokaklarında çırılçıplak:
    -"Vâh Emrâh, vâh Amrâh" diyerek dolaşıyor, halkı savaşa ve intikama teşvik ediyordu Kervan döner dönmez, Medine'ye hücûm edeceklerdi

    Gönderdiği seriyyeler (keşif birlikleri) vasıtasıyla Hz Peygamber (sas), Mekke'de olup bitenleri, yapılan hazırlıkları tamâmen öğrenmişti Ebû Süfyân'ın idâresindeki ticâret kervanından elde edilecek kazanç, Müslümanlarla yapılacak savaş için kullanılacaktı Bu yüzden Rasûlullah (sas) Şam'a giderken engel olmak üzere "Uşeyre" denilen yere kadar bu kervanı tâkip etmiş fakat yetişememişti Dönüşünü haber alınca, kervanı ele geçirmek üzere, Ramazan'ın 12'inci günü Abdullah b Ümmi Mektûm'u imâm bırakarak 313 kişi ile Medine'den çıktı Yolda ensârdan Ebû Lübâbe'yi Medineye muhâfız tâyin ederek, geri çevirdi 8 kişi de mâzeretleri sebebiyle izin aldıklarından 64'ü muhâcir, diğerleri de ensârdan omak üzere 305 kişi kaldılar 6 zırh, 8 kılıç, 3 at, 70 develeri vardı Binek yetişmediği için develere nöbetleşe biniyorlardı

    Ebû Süfyan, dönüşte Müslümanların kervana saldırma ihtimâline karşı Mekke'ye haberci göndererek korunması için yardım istemişti Esâsen aylardan beri savaş hazırlığı içinde olan Mekkeliler kervanı kurtarmak ve Müslümanlardan intikam almak üzere Ebû Cehil'in komutasında 950-1000 kişilik bir ordu ile hareket ettiler Ebû Leheb'den başka bütün Kureyş ulularının katıldığı bu ordunun 200'ü atlı, 700'ü develi, diğerleri de yaya idi Zırh, ok, mızrak, kılıç gibi her türlü savaş âlet ve silahları tamamdı Ebû Leheb, hastalığı sebebiyle sefere katılamamış, yerine bedel göndermişti

    b) İki Tâifeden Biri
    Kervanı araştırdığı esnâda, yolda Safrâ yakınlarında Zefiran Vâdisi'nde Kureyş'in büyük bir ordu ile kervanı kurtarmak üzere Medine'ye doğru yürümekte olduğunu haber alan Rasûlüllah (sas) durumu Müslümanlara anlatarak:
    -Kureyş Mekke'den çıkmış, üzerimize doğru geliyor Kervanı mı tâkip edelim, yoksa kureyş ordusunu mu karşılayalım, diye istişârede bulundu Medine'den savaş hazırlığı ile çıkılmadığı için, çoğunluk kervanın tâkibini istiyordu
    Rasûlullah (sas)'in bu duruma üzüldüğünü gören Hz Ebû Bekir ve Hz Ömer sıra ile ayağa kalkarak, Kureyş ordusuna karşı çıkmanın daha uygun olacağını savundular Hz Peygamber (sas) bu konuda ensâr'ın düşüncesini öğrenmek istiyordu Sonra ilk Müslümanlardan Mikdad bEsved, Muhâcirler adına söz alarak:

    -Biz, kavminin Hz Musa'ya "Sen ve Rabbın gidin ve düşmana karşı savaşın Biz burada oturup bekleyelim, dedikleri gibi demeyiz Biz senin sağında, solunda, önünde arkanda çarpışırız Allah ve Rasûlünün emri ne ise ona itâat ederiz Sen nereye gidersen oraya gideriz, dedi Ensar adına konuşan Sa'd b Muâz da:

    -"Ey Allah'ın Rasûlü, biz sana imân ettik Getirdiğin Kur'ân'ın hakk olduğuna şehâdet ettik, sözlerini dinlemeğe ve itâat etmeğe, düşmana karşı seni korumağa söz verdik Sen nasıl istersen öyle yap Seni hak Peygamber gönderen Allah'a yemin ederim ki, sen bize denizi gösterip dalsan biz de dalarız, hiç birimiz geri dönmeyiz Biz düşmanla savaşmayı, harpte sebât göstermeyi bilirizAllah'a güvenerek düşman ordusunun üzerine gidelim" dedi Rasûlullah (sas) bu konuşmadan son derece memnun oldu
    -Öyleyse haydi Allah'ın bereketine yürüyünüz Size müjdelerim ki, "Allah iki tâifeden birini (kervanın ele geçirilmesi veya Kureyş ordusunun yenilgisini) bize vâdetti"Zaferimiz kesindir Ben şimdiden Kureyş reislerinin harp meydanında yıkılacakları yerleri görüyor gibiyim, buyurduSonra da Bedir'e doğru hareket etti

    Bedir deve yürüyüşü ile Medine'ye 3; Mekke'ye ise 10 günlük (80 mil) mesâfede bir köydü Her yıl burada panayır kurulur, bu sebeple Suriye'ye giden kervanlar buradan geçerdi Kureyş ordusu buraya Müslümanlardan önce gelip, suyun başını tutmuştu Ebû Süfyân idâresindeki 50 kişilik Kureyş kervanı ise, henüz Müslümanlar Medine'den çıktıkları sıralarda, sâhil yolunu izleyerek Medine'den uzaklaşmış, Kureyşlilere de geri dönmeleri için haber göndermişti Fakat, ordusuna çok güvenen Ebû Cehil, mutlaka savaşmak istiyordu Bu yüzden Mekkeliler geri dönmeyip, Bedir'e kadar ilerlemişler ve burada karargâh kurmuşlardı

    c) İki tarafın durumu
    17 Ramazan 2 H/13 Mart 624 M Cuma sabahı iki ordu Bedir'de karşılaştı Araplar ötedenberi hep kabîlecilik gayretiyle savaşmışlardı Bu savaşta ise din uğrunda aynı kabîlenin insanları birbirleriyle çarpışacak, kardeş, amca, yeğen, hatta, baba-oğul birbirlerini öldüreceklerdi

    Müslümanların sancaktarı Mus'ab b Umeyr'in kardeşi Ebû Azîz, Kureyş'in bayraktarıydı Utbe bRabîa'nın oğullarından Velîd kendi yanında, ikinci oğlu Ebû Huzeyfe mü'minlerin arasındaydı HzEbû Bekir'in bir oğlu Abdullah kendisiyle beraber, diğer oğlu Abdurrahman ise müşrik saflarındaydı Rasûlullah (sas)'in amcalarından Hz Hamza kendi yanında, diğer amcası Abbâs ise karşı tarafta yer almıştı Hz Peygamberi ömrü boyunca himâye etmiş olan amcası Ebû Tâlib'in bir oğlu Hz Ali Müslümanlar içinde, diğer oğlu (Ali'nin kardeşi) Âkil ise müşrikler safında bulunuyordu Rasûlullah (sas)in ilk hanımı Hz Hatice'nin kardeşi Nevfel ile damadı (kızı Zeyneb'in eşi) Ebu'l-Âs müşrikler içinde yer almışlardı

    Düşman ordusu sayı, silah, tecrübe ve maddi kuvvet bakımından Müslümanlardan kat kat üstündü Bulundukları yer de savaş için daha elverişliydi Ancak, sabaha karşı yağan yağmur, üzerinde rahat yürünemeyen kumlu zemini sertleştirmiş ve Müslümanların su ihtiyacını gidermişti Böylece Müslümanların moralleri yükselmiş, Allahın yardımına sonsuz güven duymaya başlamışlardı Kendileri için ölüm-kalım demek olan bu savaşta, İslâm'ın izzeti ve üstünlüğü için Müslümanlar, Allah'a duâ ediyorlardı

    d) Savaş Başlıyor
    Kureyş adım adım Müslümanlara yaklaşıyordu Manzara pek hazîndi Bir avuç Müslüman, "Allah adını yüceltmek için", tepeden tırnağa silahlı koca şirk ordusunun karşısına çıkıyordu Rasûlullah (sas) yanına Hz Ebû Bekir'i alarak, kendisi için hazırlanan gölgeliğe çekildi, ellerini semâya kaldırıp:

    -Yâ Rabb, işte Kureyş bütün gurûr ve azametiyle senin dinini ortadan kaldırmak için geldi Sana meydan okuyor, Peygamberini yalanlıyor Yâ Rabb, peygamberlerine yardım edeceğine dâir ahdini, bana verdiğin zafer va'dini lütfet Şu bir avuç mü'min telef olup yok olursa, bu günden sonra yeryüzünde sana ibadet ve kulluk edecek kimse kalmayacak "diye dua ediyordu
    Rasûl-i Ekrem (sas) vecd içinde, kendinden geçerek, o kadar çok duâ etmiş ve ellerini öylesine semâya kaldırmıştı ki, sırtından ridâsının düştüğünün farkına varmamıştı Hz Ebû Bekir ridâsını örttü, elinden tutarak:

    -Ey Allah'ın Rasûlü, yetişir artık, duan arşı titretti, Allah va'dini yerine getirecektir, dediRasûlullah (sas)'in bu hâlini gören müslümanlar heyecandan ağlıyorlardı Nihâyet Rasul-i Ekrem (sas): "Taplulukları bozulacak, arkalarını dönüp kaçacaklar" (el- Kamer Sûresi, 45) anlamındaki âyet-i kerîmeyi okuyarak çadırdan çıktı(171) Allah yardımını böylece müjdelemiş, zaferin Müslümanların olacağını bildirmişti

    Savaşı Kureyş başlattı Batn-ı Nahl'e de kardeşi öldürülen Hadramî oğlu Âmir'in attığı ok, HzÖmer'in azatlısı Mihca'a isâbet ederek şehit etti

    Savaştan önce, her iki taraftan birer ikişer kişinin ortaya çıkıp çarpışarak tarafları kızıştırması âdetti Buna "mübâreze" denirdi Kureyş reislerinden Utbe b Rabîa, kardeşi Şeybe ile oğlu Velîd; birlikte ilerlediler Müslümanlardan kendilerine karşı çıkacak er dilediler Bunlara karşı Hz Peygamber (sas)'in emri ile Ubeyde, Hamza ve Ali çıktılar Hamza Şeybe'yi, Ali de Velîd'i birer hamlede öldürdüler Sonra yaralı Ubeyde'nin yardımına koşup Utbe'nin de işini bitirdiler

    e) Sonuç: Hakk'ın Bâtıla Zaferi
    Artık savaş kızışmıştı, müşrikler saldırıya geçtiler, mü'minler kahramanca karşı koydular, Allah'ın yardımı ile müşrik ordusunu bozguna uğrattılar(174) Müşrikler savaş alanında 70 ölü, 70 esir bırakarak kaçtılar Öldürülenlerden 24'ü Müslümanlara en çok düşmanlık gösteren Kureyş büyükleriydi Savaşın başkomutanı Ebû Cehil de ölenler arasındaydı(175/1) Müslümanlardan şehit düşenler ise 6'sı muhâcirlerden, 8'i de ensârdan olmak üzere 14 kişiydi
    Bedir Zaferi Medine'de bayram sevinci meydana getirdi Mekke ise mâteme büründü Ebû Leheb bir hafta sonra üzüntüsünden öldü Fakat Kureyşîler, Müslümanlar sevinmesinler diye yas tutmadılar
    Zaferden sora Rasûl-i Ekrem (sas) Bedir'de üç gün daha kaldı Şehitler defnedildi Meydanda kalan müşrik ölüleri açılan bir çukura gömüldü

    Kureyş eşrâfından 24 kişinin cesetleri ise pislik atılan susuz kuyulardan birine atıldı Rasûlullah (sas) Bedir'den ayrılacağı sırada bu kuyunun başına varıp, içindeki cesetlerin herbirinin adını söyleyerek:
    -Ey filân oğlu filân, biz Rabb'ımızın bize va'dettiği zaferi gerçek bulduk, siz de rabbınızın size va'dettiğini gerçek buldunuz mu? diye seslendi (176) Hz Ömer:

    -Ey Allah'ın Rasûlü, ruhları olmayan cesetlerle mi konuşuyorsun? dediğinde, Rasûlullah (sas):
    -Allah'a yemin ederim ki, söylediklerimi siz onlardan daha iyi işitiyor değilsiniz, buyurdu

    f) Bedir Esirleri
    Hz Peygamber (sas) yolda Safra denilen yerde, elde edilen ganimetleri gazîlere eşit olarak paylaştırdı Mâzeretleri sebebiyle ordudan ayrılmış olan 8 kişiye de pay ayırdı Esirlerle ilgili henüz bir hüküm inmemişti Medine'ye gelince Rasûlullah (sas) bu konuyu ashâbıyla istişâre etti Hz Ebû Bekir, fidye (kurtuluş bedeli) karşılığında serbest bırakılmalarını; Hz Ömer ise hepsinin boyunları vurularak öldürülmelerini istedi Rasûl-i Ekrem (sas) ve ashâbın çoğunluğu Hz Ebû Bekir'in teklifini uygun buldular(178) Esirlerden fidyelerini ödeyenler, hemen serbest bırakıldı, ödeyemeyenler ise, her biri Medine'li 10 çocuğa okuyup yazma öğretme karşılığında hürriyetini kazandı
    Bu olay, dinimizin ilme ve okuyup yazmağa ne kadar çok önem verdiğini; Rasûlullah (sas)'in, Müslümanların düşmanı olan müşriklere bile öğretmenlik yaptırmakta sakınca görmediğini göstermektedir

    6- BENÎ KAYNUKA YAHÛDÎLERİNİN MEDİNE'DEN ÇIKARIL-MASI (Şevval 2 H/Nisan 624 M)
    Hz Peygamber (sas) Medine'de Yahûdîlerle anlaşmalar yapmış, onlarla barış içinde olmak istemişti Fakat Yahûdiler dâima düşmanca bir davranış içinde oldular Her fırsatta Evs ve Hazrec Kabîleleri arasındaki eski düşmanlıkları hatırlatıp, Müslümanları birbirine düşürmeğe çalıştılarKendileri ehl-i kitâb ve tek Allah inancında oldukları halde, "müşrikler, mü'minlerden daha doğru yolda" (179) dediler Sabahleyin Müslüman olmuş görünüp, akşam dönerek(180), Müslümanlarla alay ettiler Hz Peygamber (sas) ve Müslümanlar aleyhine şiirler yazdılar Oysa, ellerinde bulunan Tevrat'taki bilgilerden Hz Muhammed (sas)'in hak peygamber olduğunu da biliyorlar(181), buna rağmen düşmanlık ediyorlardı

    Müslümanlarla Medine'deki Yahûdî kabîleleri arasında yapılan vatandaşlık anlaşmasını ilk bozan Kaynukaoğulları oldu
    Müslümanlardan bir kadın, Kaynuka yahûdilerinden bir kuyumcunun dükkanında alış- veriş ederken, bir Yahûdî, kadın duymadan örtüsünün eteğini arkasına bağlamış, kadın kalkıp gitmek isteyince her tarafı açılıvermişti Kadının feryâdı üzerine yetişen bir Müslüman bu Yahûdîyi öldürmüş, orada bulunan Yahûdîler de bu Müslümanı öldürmüşlerdi Bu olay yüzünden Kaynukaoğulları ile Müslümanların arası açıldı(183) Rasûlullah (sas) Beni Kaynuka'ya muâhedeyi yenilemeyi teklif etti, onlar buna yanaşmadılar
    -"Sen bizi, savaş bilmeyen Mekkeliler mi sanıyorsun? Biz savaşa hazırız" dediler(184) Rasûlullah (sas) Ebû Lübâbe'yi Medine'de vekil bırakarak Şevval ayı ortalarında ordusu ile Benî Kaynuka'yı muhasara etti Kuşatma 15 gün sürdü Kaynukaoğulları diğer Yahûdî kabîleleri ve münâfıklardan bekledikleri yardımı göremeyince, teslim olmağa mecbûr oldular Muâhedeyi bozdukları, vatana ihânet ettikleri için öldürülmeleri gerekiyordu Kaynukaoğulları daha önce Hazrec kabîlesinin himâyesindeydi Hazrec kabîlesi eşrâfından, münâfıkların başı Ubeyy oğlu Abdullah, bunu bahâne ederek bunların öldürülmemeleri için ısrar ettiğinden, Rasûlullah (sas) Medine'den çıkarılmalarını emretti Böylece, 700 kişiden ibâret Kaynuka Yahûdîleri, Medine'den Şam tarafına sürüldüler Ele geçen ganimet mallarının beşte biri Beytü'l-mâle (Devlet hazinesine) ayrıldı Geri kalanı gazilere paylaştırıldı Toprakları da, topraksız Müslümanlara verildi Böylece Müslümanlar, Yahûdîlerin en cesûru sayılan Kaynukaoğullarının kötülüklerinden kurtulmuş oldular

    7-SEVİK GAZASI (Zilhicce 2 H/Mayıs 624 M2)
    Bedir Savaşında Mekkelilerin ileri gelenleri ölmüş, Kureyşin başına Ebû Süfyan geçmişti Ebû Süfyan, Müslümanlarla savaşıp, Bedir yenilgisinin öcünü almadıkça kadınlarına yaklaşmayacağına, yıkanmayacağına ve koku sürmeyeceğine yemin etmişti 200 atlı ile Mekke'den çıkarak Medine'ye bir saatlik mesâfede Urayz Köyü'ne gelmiş, çift sürmekte olan ensârdan Sa'd bÂmir ile hizmetçisini şehit edip bir kaç ev ve hurma ağacını ateşe verdikten sonra, "yeminim yerine geldi", diyerek dönüp kaçmıştır
    Hz Peygamber (sas) bu durumu duyunca 80 süvâri, 120 yaya ile hemen tâkibe çıkmış ise de Ebû süfyân sür'atle kaçtığı için yetişememiştir Mekkelilerin erzak olarak getirip, kaçarken ağırlık olmasın diye bıraktıkları çuvallar dolusu, kavrulmuş un (sevik) Müslümanların eline geçtiğinden bu gazveye Sevik (kavrulmuş un, kavut) Gazası denilmiştir

    8- HİCRETİN İKİNCİ YILINDA DİĞER OLAYLAR
    Medine Devri'nin 2'nci yılında, Bedir Savaşı'ndan önce Şaban ayında Ramazan orucu farz kılındıZekât da hicretin 2'inci yılında farz kılınmıştır Bazı İslâm bilginleri, zekâtın Mekke devride farz kılındığı, Medine Devrinde ise, zekâtın verileceği yerlerin belirlendiği görüşündedirGene bu yılda Ramazan ve Kurban bayramları namazları ile fıtır sadakası ve kurban kesmek meşrû kılınmıştır
    Rasûlullah (sas)'in kızı Hz Osman'ın zevcesi Rukiyye Bedir zaferi esnâsında Medine'de vefât etmiştir Eşinin hastalığı sebebiyle Hz Osman Bedir Savaşı'na katılamamıştır

    Rasûlullah (sas)'e ilk vahyin geldiği yıl doğmuş olan en küçük kızı Hz Fâtıma ile HzAli bu yılda evlenmişlerdir Evleninceye kadar Hz Ali Rasûlullah (sas)'in yanında kalmış ve O'nun elinde yetişmişti Evliliğinden sonra ayrı bir eve çıktılar Rasûlullah (sas)'in en sevgili kızı Fâtıma'ya çeyiz olarak verdiği eşya, bir yatak, bir şilte, (minder), bir su tulumu, bir el değirmeni, iki su ibriği ve bir su kabından ibârettir

    Bedir esirleri arasında Hz Paygamber (sas)'in damadı, Zeyneb'in eşi Ebu'l-As da bulunuyorduZeyneb, eşinin fidyesi (kurtuluş bedeli) için kendisine annesi Hz Hatice'nin düğün hediyesi olarak verdiği gerdanlığı da göndermişti Bu durumdan çok hislenen Rasûlullah (sas) ve ashâbı, Ebu'l-Âs'ı fidye almadan serbest bırakmışlar, Zeyneb'in gerdanlığını da geri göndermişlerdir Ancak Rasûl-i Ekrem (sas) Ebu'l-Âs'dan müşrik olduğu için Zeyneb'in kendisine helâl olmadığını, bu yüzden hemen Medine'ye göndermesini istedi Ebu'l-Âs sözünü yerine getirdi Böylece Rasûlullah (sas)'in en büyük kızı Zeyneb de bu yıl içinde Medine'ye hicret etmiştir

    III-HİCRETİN ÜÇÜNÇÜ YILI

    devam edecek..........

  5. #15
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam

    III-HİCRETİN ÜÇÜNÇÜ YILI

    1- UHUD SAVAŞI (11 Şevval 3 H/27 Mart 625 M)
    "Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inan-mışsanız üstün gelecek sizsiniz
    (Âl-i İmrân Sûresi, 139)
    a) Savaşın Sebebi
    Bedir Savaşında Mekke müşriklerinden 70 kişi ölmüştü Bunlar arasında Ebû Cehil, Ukbe, Utbe, Şeybe, Ümeyye, Âs b Hişâm gibi Kureyş'in önde gelen simâları vardı Bu yüzden Mekkeliler Bedir yenilgisini unutamıyorlar, intikam ateşiyle yanıyorlardı
    Bedir'de,babalarını, kardeşlerini, oğullarını ve diğer yakınlarını kaybedenler Mekke reisi Ebû Süfyân'a başvurdular Dârun'-Nedve'de toplanarak, Şam kervanının kazancı ile bir ordu toplayıp Medine'yi basmağa ve Müslümanlardan öç almağa karar verdiler

    Mekke dışındaki müşrik Arap kabîlelerine, şâirler, hatipler gönderdiler Bunlar, Bedir'de öldürülenler için, şiirler, mersiyeler söyleyerek halkı heyecâna getirdiler 50 bin altın olan kervan kazancının yarısı ile Mekke dışındaki müşrik kabilelerden 2000 asker topladılar Mekke'den katılanlarla, 700'ü zırhlı, 200'ü atlı omak üzere, Ebû Süfyan'ın komutasında 3000 kişilik mükemmel bir ordu ile Medine üzerine yürüdülerOrduda ayrıca 300 deve, şarab tulumları, şarkıcı ve rakkase kadınlar vardı Bunlardan Başka, başta Ebû Süfyân'ın karısı Hind olmak üzere Kureyş ileri gelenlerinden 14 tane evli kadın da kocaları ile birlikte bulunuyorlardı

    b) Abbâs'ın Mektubu
    Rasûlullah (sas)'in Mekke'deki amcası Abbâs, Bedir'de esir düştükten sonra Müslüman olmuş, fakat Müslümanlığını gizlemişti Bedir'de çok zarar gördüğünü bahâne ederek, bu orduya katılmadı Özel haberciyle bir mektup göndererek, durumdan Rasûlullah (sas)'i haberdar etti Gönderilen keşif kolları da, Kureyş ordusunun Medine'ye yaklaştığını haber verdiler

    Vahiy gelmeyen konularda, karâr vermeden önce Rasûlullah (sas) ashâbla istişâre ederdi Muhâcirleri ve ensârı toplayarak:
    -Düşmanı Medine dışında mı karşılayalım, yoksa şehir içinde savunma tedbirleri mi alalım? diye istişârede bulundu

    Peygamber Efendimiz, bir gece önce rüyâsında, kılıcında bir gedik açıldığını,yanında bir sığırın boğazlandığını ve mübârek elini zırhı içinde muhâfaza ettiğini görmüştüKılıcında açılan gediği, ehl-i beytinden birinin şehid olması; sığırın boğazlanmasını, ashâbından bazılarının şehit düşmeleri; zırhı da Medine ile tâbir etmiş, bu yüzden Medine dışına çıkılmayarak, şehirde savunma yapılmasını uygun görmüştü Hz Ebû Bekir, Sa'd b Muâz gibi ashâbın büyükleriyle münâfıkların başı Übeyy oğlu Abdullah da bu görüşteydiler Fakat ashâbın çoğunluğu, bilhassa Bedir savaşı'nda bulunamamış olan genç Müslümanlarla Hz Hamza:

    - Biz böyle bir günü beklemekteydik, düşmanla Medine dışında savaşalım, diye isrâr ettilerRasûlullah (sas) çoğunluğun arzusuna uyarak, birbiri üzerine iki zırh giyip, miğferini başına geçirerek hâne-i saâdetinden çıktı Medine dışında savaşılmasını isteyenler, Peygamber Efendimizin arzusuna aykırı davranmakla hata ettiklerini anlayarak fikirlerinden caydılar Fakat Rasûlullah (sas):

    c) Peygamber Zırhını Giydikten Sonra
    -"Bir peygamber zırhını giydikten sonra, savaşmadan onu çıkarmaz"
    Eğer sabreder, görevinizi tam yaparsanız, Allah'ın yardımıyla zafer bizimdir, dedi
    Kureyş ordusu, Medine'nin 5 km kadar kuzeyindeki Uhud dağı eteklerinde karargâhını kurmuştu Rasûlullah (sas) Abdullah b Ümmi Mektûm'u Medine'de vekil bırakarak, 1000 kişilik kuvvetle, cuma namazından sonra Medine'den çıktı O gün Uhud'a kadar ilerlemeyip geceyi "Şeyheyn" denilen yerde geçirdi Sabahleyin şafakla beraber Uhud'a vardı, savaş için en elverişli yeri seçti

    Yolda Übeyy oğlu Abdullah, "Muhammed (sas) bizim gibi yaşlı ve tecrübelileri dinlemedi, çocukların sözüne uydu Ben meydan savaşını uygun görmemiştim" bahânesiyle, kendisine bağlı 300 münâfıkla, ordudan ayrıldı Böylece Müslümanların sayısı 700'e düştü

    d) Rasûlullah (sas)'in Savaş Düzeni
    Peygamber Efendimiz, ordusunun arkasını Uhud Dağı'na vererek Medine'ye karşı saf yaptı Solundaki Ayneyn tepesi'ne "Cübeyr oğlu Abdullah" komutasında 50 okçu yerleştirdi

    -Galip de gelsek mağlup da olsak, benden emir gelmedikçe yerinizden ayılmayacaksınız, Şu vâdiden, düşman atlıları arkamıza dolaşıp bizi kuşatabilirler Oklarınızla onları buradan geçirmeyin, çünkü at, oku yeyince ilerleyemez, dediMüslümanların karşısında savaş durumu alan müşrik ordusu, sayıca Müslümanların 4 katından daha fazlaydı Üstelik bunlardan 700'ü zırhlı, 200'ü atlıydı Müslümanların ise 100 zırhı ve sadece 2 atları vardı Sağ koluna Ukâşe, sol koluna ise Ebû Mesleme memûr edilmiştiRasûlullah (sas) ise ortada bulunuyordu

    Ebû Süfyân komutasındaki 3000 kişilik müşrik ordusunun sağ kanadına Velid oğlu Hâlid, sol kanadına Ebû Cehil'in oğlu İkrime, süvârilere Ümeyye oğlu Safvân, okçulara ise Rabîa oğlu Abdullah komuta ediyordu
    Kureyşli kadınlar, Bedir'de ölenler için mersiyeler okuyorlar, defler çalıp şarkılar söyleyerek askerler arasında dolaşıyorlar, onları savaşa teşvik ediyorlardı
    Savaş, o devrin âdeti üzerine mübâreze ile (meydanda teke tek çarpışma ile) başladıKureyş'in bayrağını taşıyan Abdüddâr oğullarından ortaya çıkan 9 kişi birer birer Müslümanlar tarafından öldürüldü

    Rasûlullah (sas) elindeki kılıcı göstererek:
    -Hakkını ödemek şartıyla bu kılıcı kim ister? diye sordu Ensârdan Ebû Dücâne:
    -Bunun hakkı nedir, Ya Rasûlallah? diye sordu Rasûlullah (sas):
    -Eğilip bükülünceye kadar düşmanla savaşmak, diye cevap verdi

    Ebû Dücâne bu şartla aldığı kılıçla düşman üzerine saldırdı, müşrik safları arasına girdiHamza, Ali, sa'd b Ebî Vakkâs, Ebû Dücâne gibi kahramanların hücûmlarıyla savaşın ilk anında 20'den fazla ölü veren Kureyş, bozguna uğramış, sağ ve sol kanat geri çekilmiş, def çalarak Kureyşlileri savaşa teşvik eden kadınlar, feryadlar kopararak yüksek tepelere kaçmışlardı İman kuvveti karşısında sayı ve malzeme üstünlüğü işe yaramamış, müşrikler kaçmağa başlamışlardı

    e) Okçular Yerlerini terkedince
    Böylece ilk safhada müslümanlar savaşı kazandılar Fakat kaçan düşmanı sonuna kadar tâkib etmeden, savaş alanına dağılarak, ganimet (düşmandan kalan malları) toplamağa koyuldular Ellerine geçen fırsatı yeterince değerlendiremediler Ayneyn tepesinden durumu seyreden okçular da birbirlerine:

    -Burada ne bekliyoruz, savaş bitti, zafer kazanıldı, biz de gidip ganimet toplayalım, dediler(197) Abdullah b Cübeyr:
    -Arkadaşlar, Rasûlullah (sas)'in emrini unuttunuz mu? O'ndan emir almadıkca yerimizden ayrılmayacağız diye ısrâr ettiyse de dinlemediler Abdullah'ın yanında sadece 8 okçu kaldı

    Düşmanın sağ kanat komutanı Hâlid b Velîd, Rasûlullah (sas)'in okçularla koruduğu Ayneyn vâdîsinden geçerken Müslümanları arkadan kuşatmayı denemiş, okçular bu geçidi bekledikleri için başaramamıştı Okçuların buradan ayrıldığını görünce, emrindeki süvârilerle hücûma geçti Cübeyr oğlu Abdullah ile 8 sâdık arkadaşını şehit edip, ganimet toplamakla meşgul Müslüman ordusunu arkadan çevirdi Müşrikler, geri dönüp yeniden hücûma geçtiler Tepelere çekilen kadınlar da def çalarak aşağıya indiler Müslümanlar, önden ve arkadan iki hücûmun arasında şaşırıp kaldılar Savaşı kazanmışken kaybetmeğe başladılar Birbirlerinden ayrılmış ve dağılmış bir durumda oldukları için, canlarını kurtarma sevdâsına düştüler

    f) Hz Hamza'nın Şehid Düşmesi
    Bedir Savaşı'nda babası Utbe, kardeşi Velîd ve amcası Şeybe'yi kaybetmiş olan Ebû Süfyân'ın karısı Hind, babasını öldüren Hamza'dan öç almak istiyordu Hamza'nın karşısında kimse duramadığı için, Cübeyr b Mut'im'in kölesi ve iyi bir nişancı (atıcı) olan Habeşli Vahşî'ye Hamza'yı öldürdüğü takdirde, büyük menfaatler vâdetmiş, efendisi Cübeyr de âzâd etmeğe söz vermişti

    Vahşî, Hamza'nın karşısına çıkmaya cesâret edemedi Bir taşın arkasına gizlenip, Hamza'nın önünden geçmesini beklediHamza ise savaş alanında durmadan sağa sola koşuyor, elinde kılıç önüne gelen müşrikleri tepeliyordu O gün tam 8 müşrik öldürmüştü Bunlardan Abdu'l-Uzza oğlu-Sibah'ı öldürdüğü sırada, Vahşî'nin tam önünde bulunuyordu Vahşî fırsatı kaçırmadı Habeşlilerin çok iyi kullandığı harbesini (kısa mızrağını) gizlendiği yerden fırlattı; kahraman Hamza'yı kasığından vurarak şehit ettiHamza'nın ölümünü duyan Hind, koşarak geldi Karnını yarıp, ciğerini çıkararak dişledi, fakat yutamadı Vahşi'yi mükâfatlandırdı ve kölelikten kurtardı

    Savaşın en şiddetli anında Hz Hamza'nın şehit düşmesi, Müslümanlar için büyük kayıp oldu Esâsen, ansızın önden ve arkadan uğradıkları hücûm sebebiyle ne yapacaklarını şaşırmışlar, bir çok şehid vererek, şuraya buraya dağılmışlardı Bir ara, Rasûlullah (sas)'in etrafında sâdece, ikisi muhâcirlerden, yedisi ensârdan olmak üzere 9 kişi kalmış, bunlar da birer birer şehid düşmüşlerdi

    g) Rasûlullah (sas)'in Öldüğü Şâyiası
    İbni Kamie el-Leysi adlı bir müşrik, HzPeygamber (sas)'e benzeterek, İslâm ordusunun sancaktarı Mus'ab b Umeyr'i şehit etmiş ve Muhammed (sas)'i öldürdüm, diye ilân etmiştiBu şâyia üzerine İslâm ordusunda panik başladıRasûlullah (sas):
    -Ey Allah'ın kulları, bana geliniz,etrafımda toplanınız, diye sesleniyor, fakat kimse O'nu duymuyordu

    Müslümanlar birbirinden habersiz üç fırka olmuşlardı

    l) Rasûlullah şehid olduysa, Allah bâkidir O'nun yolunda biz de şehit oluruz, diyerek savaşa devâm edenler Enes b Nadr (Enes b Mâlik'in amcası) bunlardandıYetmişten fazla yara aldıktan sonra şehid düşmüştür

    2) Rasûlullah (sas)'in etrâfını çevirip, vücûdlarıyla O'na siper olan, O'nu düşman saldırısına karşı koruyanlar Bunlar "14" kişi kadardı Hz Ebû Bekir, Hz Ömer, Hz Ali, Abdurrahman b Avf, Talha, Zübeyr, Sa'd b Ebî Vakkas, Ebû Dücâne bunlardandır

    3) Rasûlullah şehid olduktan sonra, burada durmanın manası yok, diyerek, savaş alanından ayrılanlar Bunlardan bir kısmı dağlara çekilmişler, bazıları ise Medine'ye dönmüşlerdi

    Müslümanların bu dağınık durumlarından yararlanan müşrikler, Rasûlullah (sas)'in yanına kadar sokuldular Atılan bir taşla Peygamber Efendimizin dudağı yarıldı, dişi kırıldı ve İbni Kamie'nin kılıç darbesiyle yere yıkıldı Zırhından kopan iki halka yanağına battığından yüzünden de yaralandı

    Ashâb-ı kirâm, savaş alanında Rasûlullah (sas)'i bir türlü bulamıyordu Halbuki, Rasûlullah(sas) bulunduğu yerden hiç ayrılmamıştı Nihâyet Hz Peygamber Efendimizi Ka'b b Mâlik gördü ve:

    -Ey mü'minler, Rasûlullah (sas) burada, diye haykırdı Ka'b'ın sesini duyan Müslümanlar, hemen Rasûlullah (sas)'in etrâfında toplanarak, müşriklerin saldırılarını durdurdular

    h) Ebû Süfyân'la HzÖmer Arasında Geçen Muhâvere
    Müşriklerin saldırıları yavaşlayınca, Peygamber Efendimiz etrâfında toplanmış olan Müslümanlarla Uhud Dağı tepelerinden birine çekildi Müslümanların bir tepede toplandığını gören Ebû Süfyân da, onların karşısında başka bir tepeyi işgal etti Ebû Süfyân, Peygamberimizin sağ olup olmadığını kesinlike öğrenemediğinden merak içindeydi Bu sebeple yüksek sesle üç defa:

    -İçinizde Muhammed (sas) var mı? Ebû Bekir varmı? Ömer var mı? diye seslendiRasûlullah (sas) cevap verilmemesini emretmişti Kimseden ses çıkmayınca, müşriklere dönerek:
    -"Görüyorsunuz, hepsi de ölmüş Artık iş bitmiştir, diye söylendi Hz Ömer dayanamadı
    -"Yalan söylüyorsun ey Allah düşmanı, sorduklarının hepsi sağ, hepside burada, diye cevap verdi Ebû Süfyân:
    -Savaşta üstünlük nöbetledir, bugün biz Bedir'in öcünü aldık, üstünlük bizde diye gururlandı Ömer:

    -Bizden ölenler Cennet'de, sizinkiler ise Cehennem'de diye cevâp verdi
    -Ya Ömer, Allah aşkına gerçeği söyle Biz Muhammed (sas) 'i öldürdük mü?
    -Rasûlullah (sas) sağ ve senin bu sözlerini de işitiyor
    -Ya Ömer, ben senin sözlerine İbni Kamie'nin sözünden daha çok inanırım Ölülerinize yapılan fenâlıkları ben emretmedim, fakat çirkin de görmedim Gelecek yıl Bedir'de buluşalım, dedi Hz Ömer de:

    -"İnşallah, diye cevap verdi Hz Ömer'le Ebû Süfyân arasında yapılan bu konuşmadan sonra, müşrikler Uhud'dan ayrıldılar Onlar, Hz Muhammed (sas)'i öldürmek, Medine'yi basıp müslümanları imhâ etmek, müslümanlığı ortadan kaldırmak için Mekke'den gelmişlerdi Fakat Allah kalblerine korku saldı Üstünlük kendilerinde olduğu ve Rasûlullah (sas)'in de sağ bulunduğunu öğrendikleri halde, savaşa devam etmeğe cesâret edemediler Tek bir esir bile alamadan, geri döndüler

    l) Uhud Savaşı'ndan Üç Safha
    Uhud Savaşı'nda üç safha yaşandı:
    İlk safhada Müslümanlar üstün geldiler, 20'den çok düşman öldürerek, müşrikleri bozguna uğrattılar

    İkinci safhada, kaçan müşrikleri kovalamayı bırakıp, kesin sonuç almadan ganimet toplamaya koyulmaları ve Rasûlullah (sas)'in yerlerinden ayrılmamalarını emrettiği okçu birliğinin görevlerini terketmeleri yüzünden, Müslümanlar 70 şehit vererek mağlup duruma düştüler

    Üçüncü safhada ise, dağılmış olan Müslümanlar, Rasûlullah (sas)'in etrâfında toplanıp, karşı hücûma geçerek, düşman hücûmunu durdurdular
    Müşriklerin Uhud'dan ayrılmasından sonra Rasûlullah (sas) şehitleri yıkanmadan, kanlı elbiseleriyle, ikişer üçer defnettirdi Cenâze namazlarını ise, bu târihten 8 sene sonra kıldı

    2- HAMRÂÜ'L-ESED GAZVESİ
    Müşrikler, elde ettikleri üstünlükten yararlanıp Müslümanları imhâ etmeden savaş alanından ayrıldıklarına pişmân oldular Aralarında, geri dönüp Medine'yi basmayı konuştular Rasûlullah (sas) bu durumdan haberdar olunca, Medineye dönüşünden bir gün sonra, Uhud Savaşı'na katılmış olan ashâbını toplayarak Medine'den 16 kmkadar uzakta "Hamrâ'ü'l-Esed" denilen yere kadar müşrikleri takibetti Gece olunca, burada 500 kadar ateş yaktırdı Müşrikler, takib edildiklerini öğrenince, korktular; Medine'yi basma düşüncesinden vazgeçerek, süratle Mekke'ye döndüler

    3- HİCRETİN ÜÇÜNCÜ YILINDA DİĞER OLAYLAR

    a) Rasûlullah (sas)'in Hz Hafsa ve Huzeyme Kızı Zeyneb'le Evlenmesi
    Hz Ömer'in kızı Hafsa'nın ilk eşi Huneys b Huzâfe, Kureyş ileri gelenlerinden ve Habeşistan'a hicret eden ilk Müslümanlardandı Sonra Medine'ye hicret etmiş, Bedir ve Uhud Savaşlarına katılmıştı Uhud Savaşında aldığı bir yaradan, Medine'de vefât etti
    Hz Ömer, Rasûlullah (sas) ile kızı Hafsa'nın evlenmesini şöyle anlatmıştır:
    -Hafsa dul kalınca, Osman'a onunla evlenmesini teklif ettim Hele bir düşüneyim, diye cevap verdi Sonra kaşılaştığımızda, şu sırada evlenmeyi uygun görmüyorum, dediBunun üzerine Ebû Bekir'e istersen Hafsa'yı sana vereyim, dedim Ebû Bekir sustuMüsbet veya menfi cevap vermedi Ebû Bekir'in susmasına Osman'ın teklifimi geri çevirmesinden daha çok üzüldüm Keyfiyeti Rasûlullah (sas)'e arzedince:

    -Üzülme yâ Ömer, Hafsa'yı Osman'dan hayırlısı alacak; Osman da Hafsa'dan daha iyisi ile evlenecek(210/2), buyurarak, Hafsa'nın izdivâcına tâlip oldu; Osman'ı da kızı Ümmü Gülsüm'le evlendirdi Sonra Ebû Bekir bana rastladığında:

    -Sanıyorum, Hafsa'yı bana teklif ettiğinde cevap vermediğime gücenmiştin Ben Hafsa'yı Rasûlullah(sas)'in alacağını biliyordum (Bana bunu söylemişti) Rasûlullah (sas)'in sırrını ifşâ etmeyi uygun bulmadağım için sana cevap vermedim Eğer böyle olmasaydı, teklifini kabûl ederdim, dedi

    Rasûlullah (sas) Hz Hafsa ile evlenerek, hem en yakın arkadaşlarından HzÖmer'in üzüntüsünü giderdi, hem de Hz Ebû Bekir gibi Hz Ömer'i de akrabalık bağı ile kendisine bağlamış oldu (Şaban 3 H / Ocak 625 M)

    Hilâloğullarından Huzeyme kızı Zeyneb, ilk kocasından ayrılmış; Rasûlullah (sas)'in halasının oğlu olan ikinci kocası Cahşoğlu Abdullah ise, Uhud Savaşı'nda şehid düşmüştü Zeyneb genç ve güzel değildi, orta yaşlı ve merhametli bir hanımdı Fakirleri, yoksulları, kimsesizleri gözettiği için, kendisine "Ümmü'l-mesâkin" ünvânı verilmişti
    Eşinin şehit düşmesiyle himayeye muhtaç kalan bu şefkatli hanımı Rasûlullah (sas) nikâhladı Fakat Zeyneb çok yaşamadı, evlenmesinden üç ay kadar sonra vefât etti
    Rasûlullah (sas)'in torunu Hz Hasan da bu yıl Ramazan ortalarında doğmuştur

    b) Rasûlullah (sas)'in kızı Ümmü Gülsüm'ün Hz Osmanla Evlenmesi
    Hz Osman, Rasûlullah (sas)'in ikinci kızı Rukiyye ile evliydi Rukiyye, Bedir Savaşı esnâsında vefât etmişti Bir yıl sonra, Rasûlullah (sas) Hz Osman'ı üçüncü kızı Ümmü Gülsüm'le evlendirdi Rasûlullah (sas)'in iki kızı ile evlenmiş olduğu için HzOsman'a "Zi'n-nûreyn" (iki nûr sâhibi) denilmiştir

    IV-HiCRETİN DÖRDÜNCÜ YILI

    devam edecek.........

  6. #16
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    IV-HiCRETİN DÖRDÜNCÜ YILI

    1- RACİ' OLAYI (Safer 4 H/ Temmuz 625 m)
    Uhud savaşı'ndan sonra müşriklerin cesâretleri arttığı için Medine'de Müslümanların güvenliği geniş ölçüde sarsıldı Rasûlullah (sas) bir taraftan gerekli savunma tedbirleri alıyor, bir taraftan da İslâm'ı yaymak için her fırsattan yararlanmağa çalışıyordu Müslümanlığı kabûl edip, dinin hükümlerini ve Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek isteyen kabîlelere mürşitler gönderiyordu

    Adal ve Kare kabîlelerinden bir hey'et, Rasûlullah (sas)'e başvurarak, kabîlelerine Müslümanlığı ve Kur'an-ı Kerim'i öğretecek mürşidler gönderilmesini istediler Rasûlullah (sas) bunlara Sâbit oğlu Âsım başkanlığında, 10 kişi gönderdi Yolda, Usfan ile Mekke arasında Raci' suyu yakınlarında Hüzeyl kabîlesi'nden 100 kişilik bir çetenin hücûmuna uğradılar Mürşitlerden 8'i çarpışarak şehid oldu, 2'si teslim oldu Zeyd b Desine ve Hubeyb b Adiy adlarındaki bu iki zâtı Hüzeyl'liler Mekke'ye götürüp sattılar

    Zeyd'i, Bedir Savaşı'nda öldürülen babası Ümeyye'nin öcünü almak için, Ümeyye oğlu Safvan satın almış, öldürülmesini seyretmek üzere bütün Mekke ileri gelenlerini dâvet etmişti Ebû Süfyân Zeyd'e yaklaşarak:
    -Doğru söyle, hayâtının kurtarılması için, senin yerine Muhammed (sas)'in öldürülmesini istemez miydin? demişti
    Zeyd hiç tereddüt göstermeden:
    -Asla, Rasûlullah (sas)'in hayâtı yanında, benim hayâtım hiçtir Benim kurtulmam için değil O'nun öldürülmesini, Medine'de ayağına bir diken batmasını bile istemem, diye cevap verdi Bu kuvvetli iman karşısında Ebû Süfyân:
    -Gerçek şu ki,hiç kimse, arkadaşları tarafından Muhammed (sas) kadar sevilmemiştir, demekten kendini alamadı
    Hubeyb, Uhud Savaşı'nda Âmir oğlu Hâris'i öldürmüştü Babasının intikamını almak üzere onu da Haris'in kızı satın almıştı Hubeyb öldürüldüğü esnâda hiç metânetini kaybetmedi İzin alarak, 2 rek'at namaz kıldı Ölümden korktu da uzattı, demeyesiniz diye kısa kestim, dedi O zamandan beri idâm edilen müslümanların, infâzdan önce namaz kılmaları âdet olmuştur

    Dininden dönersen, serbest bırakacağız, dedikleri zaman:
    -Benim için, Müslüman olarak öldürülmek, dinimden dönmekten daha hayırlıdır, diye cevap verdi Müşrikler tarafından bir direğe asılarak şehid edildi
    Olay Medine'de duyulunca, Rasûlullah (sas) ve Müslümanlar son derece üzüldüler Medine'li Şâir Hassân, Zeyd ve Hubeyb için mersiyeler yazdı Rasûlullah (sas)'de:
    -"Allah lâyık oldukları cezâyı versin" diyerek, cânileri Allah'a havâle etti

    2- MEÛNE KUYUSU FÂCİASI (Safer 4 H/ Temmuz 625 M)
    Necid Şeyhi Ebû Berâ Mâlikoğlu Âmir, Medine'ye gelerek Rasûlullah (sas)'e:
    -Eğer Necid Bölgesine bir irşât hey'eti gönderirseniz, büyük bir kısmının Müslüman olacağını ümüd ediyorum, dedi Rasûlullah (sas):

    Necid Bölgesi halkına güvenemiyorum, diye cevap verdi Ebû Berâ, mürşitlerin hayatı için kabîlesi adına kesin teminât verdiğinden, Rasûlullah (sas) Ebû Berâ'nın kardeşinin oğlu Âmir b Tufeyl'e bir mektup yazdırarak, Münzir b Amr'ın başkanlığında 70 kişilik bir hey'eti Necid Bölgesine gönderdi Bunların hepsi de Suffe ashâbındandı Kafile Medine'den 4 konak uzaklıkta Meûne Kuyusu (Bi'r-i Meûne) denilen yere varınca, içlerinden Harâm b Milhân ile Rasûlullah (sas)'in mektubunu Âmir b Tufey'le gönderdiler Âmir mektubu bile okumadan Harâm'ı şehid ettiHey'etin tamamını öldürmek üzere kabîlesini (Âmiroğulların'ı) teşvik ettiyse de onlar "Biz Ebû Berâ'nın emân ve sözünü ayaklar altına alamayız", diyerek ona uymadılar Âmir b Tufeyl Süleym Kabîlesi'ne mensûp Usayye, Rı'l, Zekvân ve Lihyânoğuları ile Harâm b Milhân'ın dönmesini beklemekte olan mürşitler üzerine hücum etti Hepsi şehid oldu İçlerinden yalnızca Ka'b b Zeyd yaralı olarak kurtulmuştu O da Hendek Savaşı'nda şehid oldu

    Rasûlullah (sas)'i, Cibrîl bu fâciadan haberdar etti Seriyyedeki bütün ashâbın Rablarına kavuştular, Allah onlardan râzı oldu diye bildirdi Rasûlullah (sas) bu fâciadan son derece elem duydu Tam 40 sabah Rı'l, Zekvân, Usayye ve Lihyanoğulları için bedduâ etti

    Amr b Ümeyye ise, olay esnâsında develeri otlatmakla görevli olduğu için esir düşmüş, sonra kurtulmuştu Medine'ye dönerken, iki Necidliye rastladı Şehid edilen arkadaşlarının öcünü almak için bunları uyurken öldürdü Halbuki bunlar, müslümanların himâyesinde olan Âmir oğullarındandı Bu sebeple bunların âilelerine diyetleri (kan bedelleri) ödendi

    3- NADÎROĞULLARI GAZVESİ (Rabiulevvel 4 H/Ağustos 625 M)
    Benî Nadîr Yahûdîleri Medine'ye iki saatlik bir mesâfede oturuyorlardı Aralarındaki anlaşma gereğince, Müslümanların ödedikleri diyete, Yahudî kabîlelerinin de katılması gerekiyordu Âmir oğullarından, Amr b Ümeyye'nin yanlışlıkla öldürdüğü iki kişinin diyeti ödenecekti Rasûlullah (sas) yanına ashâbından 10 kişi alarak, diyetten paylarına düşeni istemek üzere Nadîroğulları yurduna gitti Yahudîler, Rasûlullah (sas)'in teklifini kabul etmiş göründüler, fakat ayaklarına kadar gelişini fırsat sayarak, Rasûlullah (sas)'e sû-i kast yapmayı planladılar

    Bir evin gölgesinde oturmakta olan Hz Peygamber (sas)'in üzerine, evin saçağından bırakacakları büyük bir taşla O'nu öldürmek istediler

    Cenâb-ı Hakk, peygamberini Yahûdîlerin hazırlığından haberdar etti Rasûlullah (sas) oradan ayrılıp Medine'ye döndü Yahûdîlerin tuzağını ashâbına bildirdi Bu davranışlarıyla Nadîroğulları anlaşmayı bozmuşlardı Rasûlullah (sas), Muhammed b Mesleme'yi bunlara göndererek 10 gün içinde Medine'yi terk etmelerini, 10 günden sonra kim kalırsa boynunu vuracağını kendilerine bildirdi Yahûdîler yol hazırlığına başladılar Fakat, münafıkların başı Übeyyoğlu Abdullah:
    -"Medine'den çıkmayın, biz size yardım ederiz, Kurayzaoğulları da yardım edecek, diye gizlice haber gönderdi Bu sebeple Nadîroğulları yol hazırlığından vazgeçip kendilerini savunmaya karar verdiler

    Rasûlullah (sas) Rabiulevvel'de Nadîroğulları yurdunu kuşattı Nadîroğulları bir yıllık yiyeceklerini depo ettikleri kalelerinin sağlamlığına güveniyorlardKuşatma, 15-20 gün sürdüSavaş sokaktan sokağa, evden eve atlayarak devâm etti Rasûlullah (sas) Yahûdîlere siper olan, savaşı zorlaştıran hurma ağaçlarını kestirdi

    Nadîroğulları, münâfıklardan da, Kurayzaoğullarından da bekledikleri yardımı görmedilerMuhâsaranın kaldırılması için emân dilediler Berâberlerinde götürebildikleri kadar mal ile Medine'den çıkmalarına izin verildi 600 deve yükü eşya ile Medine'den ayrıldılar Bir kısmı Şam'a, bir kısmı Filistin'e göç etti Selâm, Kinâne ve Huyey ismindeki reisleri ise Hayber'e sığındılarÜzüntülerini belli etmemek için, şarkılar söyleyip, defler çalarak Medine'den ayrıldılar Bunlar daha sonra Hendek Savaşı'nı hazırladılar

    50 zırh, 50 miğfer, 340 kılıç ve diğer bazı mallar ganimet olarak Müslümanlara kaldı Rasûlullah (sas) bu ganimetleri muhâcirlere ve yoksullara dağıttı

    Uhud Savaşı'ndan sonra Müslümanların itibârı sarsılmıştı Nadîroğulları'nın Medine'den çıkarılmasıyla, Medine civârındaki müşrik kabîleleri arasında Rasûlullah (sas) 'in nüfûzu tekrar kuvvetlenmiş oldu

    4- RASÛLULLAH (SAS)'İN HZ ÜMMÜ SELEME İLE EVLENMESİ
    Asıl adı Hind olan Ümmü Seleme, Ebû Ümeyye el-Mahzûmî'nin kızıdır İlk kocası Ebû Seleme Abdullah b Abdülesed, Abdülmüttalib'in kızı Berre'nin oğlu olup, Rasûlullah (sas)'in halazâdesi idi Kocası ile birlikte Habeşistan'a hicret etmiş, ilk çocuğu Seleme orada doğmuştu

    Ümmü Seleme'nin ilk eşi Ebû Seleme, Uhud Savaşı'nda aldığı yara sebebiyle vefât etti Rasûlullah (sas) Ebû Seleme'yi çok severdi Vefâtından sonra dört çocuğu ile kimsesiz ve himâyesiz kalan eşi Ümmü Seleme'yi nikâhlayarak himâyesi altına aldı Ümmü Seleme, fazilet ve olgunluk yönünden Hz Aişe'den sonra Ezvâc-ı tâhirâtın en üstünüydü Ezvâc-ı tâhirât içinde en son vefât eden, Ümmü Seleme olmuştur Hicretin 59'uncu yılı 84 yaşında vefat etmiş, Baki kabristanına defnedilmiştir

    5-İÇKİ VE KUMARIN HARAM KILINMASI
    Mekke devrinde içki ve kumar yasaklanmış değildi Müslümanlardan da içki içen ve kumar oynayanlar vardı Rasûlullah (sas) bunlara ses çıkarmıyordu İçki ve kumarın yasaklanması birden bire değil, tedricen olmuştur
    İçki ile ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de 4 âyet vardır Mekke'de inen ilk âyetde:

    "Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden içki yapar, güzel bir rızık edinirsiniz", (en-Nahl Sûresi, 67) buyrulmuş, içki yasaklanmamıştır Medine devrinde Hz Ömer ve Muâz gibi bazı sahâbe:
    -Ey Allah'ın Rasûlü, içki hakkında bize yol göster, çünkü şarab aklı gideriyor, diye Rasûlullah (sas)'e baş vurdular: Hicretin 4'üncü yılı Şevvâl ayında:

    "Sana içki ve kumarı soruyorlar De ki: Bunlar da hem büyük günah, hem de insanlara bazı yararlar var, fakat günahları menfaatlerinden daha büyük" (el-Bakara Sûresi, 219) anlamındaki âyet indi İçkiyi ilk yasaklayan âyet bu oldu Fakat bu âyetle içki kesinlikle yasaklanmadığından, "günahı var" diye bırakanlar olduğu gibi, "faydası da var" diye eskisi gibi içenler de vardı

    Abdurrahman b Avf'ın verdiği bir ziyâfette dâvetliler içki de içmişlerdi Akşam namazında cemâte imâm olan zât "el-Kâfirûn Sûresi"ni sarhoşluk sebebiyle yanlış okudu Âyetlerin anlamları değiştiBunun üzerine:
    "Ey inananlar, ne söylediğinizi bilecek duruma gelmedikçe, sarhoş iken namaza yaklaşmayın," (en-Nisâ Sûresi, 43) anlamındaki âyet indi

    Bir müddet sonra Ensardan Mâlik oğlu Itbâ'nın ziyâfetinde dâvetliler sarhoş oldular Sa'd b Ebî Vakkas bir şiir okuyarak kendi soyunu övdü, ensârı ise yerdi Ensârdan bir zât da, sofrada yedikleri devenin çene kemiğini Sa'd'a vurup başını yardı Sa'd, Hz Peygamber (sas)'e şikâyette bulunduO zaman:

    "Ey İnananlar, içki, kumar, tapınılmak için dikilmiş taşlar (putlar), fal okları, ancak şeytanın işinden birer pisliktir Bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz" (el-Mâide Sûresi, 90) anlamında inen âyetle içki ve kumar kesinlikle yasaklandı Rasûlullah (sas) bu yasağı hemen ilân ettirdi Bütün Müslümanlar içkiyi bıraktılar Evlerinde, dükkânlarında bulunan bütün içkileri sokaklara döktüler

    Rasûlullah (sas) Efendimiz içkiyle ilgili olarak:
    "Sarhoş edici bütün içkiler haramdır"
    "Çoğu sarhoşluk veren içkinin azı da haramdır" buyurmuştur
    "İçki, bütün kötülüklerin anasıdır"

    devam edecek...............

  7. #17
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    V-hicretin beşinci yılı

    Selam!

    1- BENÎ MUSTALIK GAZÂSI (MÜREYSİ' SAVAŞI)
    (2 Şabân 5 H/17 Aralık 626 M)

    Mustalikoğulları Huzâa kabilesindendir Necid bölgesinde, Medine'ye 9 günlük bir yerde yerleşmişlerdi Müslümanlarla iyi geçiniyorlardı Fakat, Kureyşlilerin teşvikiyle kabîle reisi Ebû Dırâr oğlu Hâris çevrede yaşayan bedevi kabîlelerle birleşerek Medine'ye baskın için hazırlığa başladı Rasûlullah (sas) durumu öğrenince, Medine'de Zeyd b Hârise'yi kaymakam bıraktı 30'u atlı, 1000 kişilik bir kuvvetle Benî Mustalık üzerine yürüdü (2 Şabân 5 H/17 Aralık 626 M)

    Bedevîler, Müslümanların üzerlerine geldiğini duyunca, korkup dağıldılar Hâris'in etrafında sâdece kendi kabilesi kaldı

    Benî Mustalık Müreysi' suyu yanında toplanmış henüz hazırlıklarını tamamlayamamıştı Müslüman olmaları teklif edildi, kabûl etmediler Fakat Müslümanların düzenli hücûmlarına karşı duramayıp bir saat içinde dağıldılar

    Savaş sonunda, Müslümanlardan bir kişi şehid oldu, müşrikler ise 10 ölü verdilerAyrıca, Müslümanlar ganimet olarak 700 esir, 5000 koyun, 2000 deve ele geçirdiler

    2- RASÛLULLAH (SAS)'IN CÜVEYRİYE İLE EVLENMESİ
    Esirler arasında, kabile reisi Hâris'in kızı Cüveyriye de vardı Kocası Safvan oğlu Müsâfî savaşta ölmüş, kendisi de esir düşmüştü Ganimetlerin taksiminde, Sâbit b Kays'ın payına ayrılmıştı Babası Hâris, Peygamber (sas)'e başvurarak kızının şerefinin korunmasını istedi

    Hz Peygamber (sas), Cüveyriye'nin bedelini Sâbit b Kays'a ödeyerek onu serbest bıraktı Cüveyriye kabîlesine dönmedi, kendi isteği ile Rasûlullah (sas)'la evlendiBunun üzerine ashâb:

    -"Rasûlullah (sas)'in eşinin yakınları esir tutulmaz" diyerek ellerindeki bütün esirleri serbest bıraktılar Bu sebeple HzÂişe:
    -Kavmi için, Cüveyriye kadar hayırlı başka bir kadın bilmiyorum, demiştir

    Görüldüğü üzere Peygamber (sas) Efendimizin Cüveyriye ile evlenmesinin amacı siyâsî idi Bu evlilik sebebiyle,bütün esirler fidye ödemeden serbest bırakıldılarMustalıkdğulları daha sonra toptan Müslüman oldu

    3- TEYEMMÜMÜN MEŞRÛ KILINMASI
    Rasûlullah (sas) her sefere çıkışında, aralarında kur'a çekerek hanımlarından birini yanında götürürdü Benî Mustalık Gazâsında, Hz Âişe'yi götürmüştü Dönüşte, bir gece konak yerinden hareket edileceği sıra Hz Âişe'nin gerdanlığının kaybolduğu anlaşıldı Rasûlullah (sas), aranmasını emretti, bu yüzden hareket gecikti Derken sabah namazı vakti oldu Oysa abdest için yanlarında yeterli su yoktu Zamanında hareket edilebilseydi, su başına yetişilecekti Namaz vakti çıkacak, diye herkes telâş içindeydi Hz Ebû Bekir, bu hâle sebep olan kızı Âişe'yi azarlamış hatta hırpalamıştıİşte Müslümanlar böyle bir sıkıntı içindeyken, su bulunmadığında temiz toprakla teyemmüm yapılacağını bildiren âyet indiMüslümanlar son derece sevindiler, hemen teyemmüm yaparak namazlarını kıldılar

    Hareket edileceği sırada, gerdanlık bulundu HzÂişe'nin çökmüş olan devesinin altında kalmıştı

    4- İFK (İFTİRA) OLAYI

    Kureysi' Savaşı dönüşünde, bir konaklama sırasında Hz Âişe kazâ-i hâcet için mahfesinden* çıkarak, konaklama yerinden uzaklaşmıştı Bu sırada Yemen boncuğundan yapılmış gerdanlığı düşmüş, onu ararken gecikmişti Dönüşünde, kafileyi yerinde bulamadı O'nu mahfesinde sandıkları için, beklemeyip hareket etmişlerdi
    Hz Aişe, -mahfede olmadığım anlaşılınca,- beni ararlar, diye olduğu yerde beklerken, arkadan askerin bıraktığı şeyleri toplamakla görevlendirilen Safvân b Muattal geldi HzÂişe'yi görünce, devesini çöktürdü; HzÂişe bindi Safvân deveyi önünden çekerek ilerledi Öğle sıcağında başka bir konak yerinde kafileye yetiştiler

    Münâfıklar bu olayı fırsat bildiler Hz Âişe tamâmen örtülü olduğu ve Safvân ile aralarında konuşma bile geçmediği halde, Hz Âişe'nin iffetine iftirâ etmekten çekinmediler Rasûlullah (sas) son derece üzüldü Hz Âişe kederinden hastalandıSonunda masûm olduğu âyetle bildirildi(225) İftirâcılara da "hadd-i kazf"(iffetli kimselere iftira cezâsı) uygulandı Her birine 80'er deynek vuruldu

    5- HENDEK SAVAŞI (Şevval 5 H/ Şubat 627 M)

    Mü'minler, müttefik düşman birliklerini
    gördüklerinde, "İşte Allah ve Rasûlünün
    bize vâdettiği şey budur Allah ve Peygamber doğru söylemiştir" dediler Bu, onların imân ve teslimiyetlerini artırmaktan başka bir şey yapmadı"
    (el-Ahzâb Sûresi, 22)

    Bir taraftan karşı tarafa geçmeyi engelleyen derin ve uzun çukara"hendek" denirMedine'yi savunmak üzere, çevresine hendek kazıldığı için bu savaşa, "Hendek Gazvesi" denildiği gibi, bir çok müşrik ve Yahûdî kabîlesi, Müslümanlara karşı birleştiği için" Ahzâb Harbi" de denilmiştir

    "Ahzâb", "hızb" kelimesinin çoğuludur Hizb, aynı düşünce, inanç ve kanaatı paylaşan insan topluluğu demektir

    a) Yahûdîlerin Müşriklerle İşbirliği
    Medine'den sürülen Benî Nadîr Yahûdîlerinin reisleri, Hayber'e sağınmışlarıMüslümanlardan öc almak istiyorlardı Başta Ahtaboğlu Huyey olmak üzere, 20 kadar Yahûdî lideri 70 kişilik bir hey'et ile Mekke'ye gittiler

    -Müslümanlar gün geçtikçe kuvvetleniyor Onlara kırşı birlikte hareket etmeliyiz Biz savaş için hazırız Medine'deki Benî Kurayzalı kardeşlerimiz de savaşta Müslümanları arkadan vuracak diye müşriklere işbirliği teklif ettiler Kendileri "ehl-i kitab" ve tek tanrı inancında oldukları halde, putperest müşriklere hoş görünmek için:
    -"Sizin tuttuğunuz yol, (sizin dininiz) Müslümanlarınkinden daha doğru" dedilerDaha sonra Mekke dışındaki Gatafan, Esed, Kinâne, Süleym, Fezâre, Mürre, Eşca ve Eslem gibi bedevi Arap kabileleriyle görüştüler Hayber'in bir yıllık hurma mahsûlünü vermeği va'd ederek, onların da savaşa katılmalarını sağladılar

    Mekke'liler 300'ü atlı, 1500'ü develi 4000 kişilik bir kuvvet hazırladılar Mekke dışındaki bedevî kabîlelerin katılmasıyla ordunun sayısı 10 bine ulaştı Şimdiye kadar böyle bir kuvvet toplanmamıştı Medine'yi basıp Müslümanlığı yok edeceklerdiOrdunun başkomutanı Ebû Süfyân idi

    b) Medine Çevresine Hendek Kazılması
    Rasûlullah (sas) Mekke'deki hazırlıkları, Kureyş ordusu henüz hareket etmeden haber aldı Ashâbını toplayarak, bu korkunç saldırıya nasıl karşı koyacaklarını istişâre etti Müzâkere sırasında, aslen İranlı olan Selmân (Selmân-ı Fârisî):
    -Yâ Rasûlallah, İran'da düşman saldırısından korunmak için, şehrin etrâfına, hendek kazarlar Biz de öyle yapalım, dedi

    Esâsen Medine'nin üç tarafı, evlerin yüksek dış duvarları, yalçın kayalıklar ve sık hurmalıklarla çevrilmişti Düşman saldırısına karşı, sadece kuzey yönü açıktı Bu tarafa da, düşmanın geçemeyeceği derinlikte bir hendek kazılırsa, savunma kolaylaşırdı
    Arablarca bilinmeyen bu savunma şekli uygun görüldü Saldırıya elverişli olan kuzey tarafda hendek kazılacak yer işâretlendi

    Rasûlullah (sas), ashâbını 10'ar kişilik gruplara ayırdı Her grubun kazacağı kısmı belirledi Mevsim kış, hava soğuktu Esen rüzgâr, hendekte çalışanların ellerini ayaklarını âdeta donduruyordu Medine'de kıtlık vardı Müslümanlar üç gün bir şey yemeden aç çalıştılar* Rasûlullah (sas) bile açlıktan karnı üzerine taş bağlamıştı(228) Ashâbla birlikte Hz Peygamber (sas) bizzât toprak kazıyor, açlığa, soğuğa, yorgunluğa karşı gayretlerini artırıcı sözler söylüyordu Bir ara, sert bir kaya çıkmış, kimse parçalayamamıştı Rasûlullah (sas) hendeğe indi, ilk vuruşta, kayanın üçte biri koptu Hz Rasûlullah (sas):

    -Allâhü Ekber, bana Şam'ın anahtarları verildi Şu anda Şam'ın kırmızı köşklerini görmekteyim, dedi İkinci vuruşta kayanın yarısı daha koptu Rasûlullah (sas):
    -Allâhü Ekber, bana Fars ülkesinin anahtarları verildi Şu anda, Kisrânın beyaz köşklerini görmekteyim, buyurdu Üçüncü darbede kaya, tamâmen parçalandı Rasûl-i Ekrem (sas):

    -Allâhü Ekber, bana Yemenin anahtarları verildi Şimdi ben San'a'a'nın kapılarını görüyorum, buyurarak bütün bu ülkelerin pek yakında Müslümanların olacağını müjdeledi Münâfıklar, Rasûlullah (sas)'in bu müjdelerini, hayal sayıyorlardı
    "Münafıklar ve kablerinde hastalık olanlar: Allah ve Rasûlü bize sâdece kuru vaadlerde bulundular, diyorlardı" (Ahzâb Sûresi, 12)

    Açlığa, soğuğa ve her türlü sıkıntıya rağmen, yaklaşık 5,5 km, uzunlukta bir atın karşıya sıçrayamayacağı genişlik ve derinlikte kazılan hendek, düşman gelmeden önce, iki hafta içinde tamamlandı

    c) Müşriklerin Medine'yi Kuşatması
    Müşrikler, Medine önünde, şimdiye kadar benzerini görmedikleri derin bir hendekle karşılaşınca, şaşırdılar Bir hamlede Medine'yi alt üst edip, Müslümanları yok edeceklerini hayâl etmişlerdi Bunun kolay olmayacağını gördüler Hendek boyunca, aşağı-yukarı ilerlediler, geçecek bir yer bulamadılar Sonunda, Kureyşliler hendeğin batı kısmına, Bedevî kabîleler de doğu kısmına karargâh kurdular Böylece Medine'yi kuşattılar (Şevvâl 5 H/Şubat 627M)

    d) Sıkıntılı Günler
    10 bin kişlik müşrik ordusu karşısında, Müslümanların sayısı 3 bin kadardıYalnızca 36 atları vardı Önlerinde hendek, arkalarında ise Sel` Dağı bulunuyordu Ancak Benî Kurayza anlaşmayı bozar da müşriklerle işbirliği yaparsa, Müslümanlar çok tehlikeli bir duruma düşeceklerdi Bu takdirde, Müslümanlar Hendek önünde düşmanla uğraşırken, Yahûdîlerin Medine'yi basıp, kadınları ve çocukları kılıçtan geçirmeleri mümkündü

    Karşılıklı ok ve taşların atılmasıyla başlayan kuşatma, aralıksız 27 gün sürdüMüslümanlar açlık ve sefâlet içinde, zor ve sıkıntılı günler geçirdiler Savaşın en tehlikeli bir ânında, Benî Nadir Reisi Ahtab oğlu Huyey'in teşvikiyle Benî Kurayza Yahûdîleri de anlaşmayı bozup, müşriklerle işbirliğine başladılar Rasûlullah (sas)'in nasihat için kendilerine gönderdiği Evs kabilesi Reisi Sa'd b Muâz'ı dinlemedilerDüşmanlıklarını açıkça bildirdiler

    Müslümanlar, hendek önünde 10 bin kişilik müşrik ordusuna karşı durmağa çalışırken, bir yandan da, Medine'yi Yahûdîlerin baskınından korumak zorunda kaldılar Böyle tehlikeli bir anda, münâfıklar da bozgunculuğa başladılar Hem savaşı bıraktılar, hem de askerin mâneviyâtını sarsıcı propaganda yaptılar

    Kuşatmanın uzayıp gitmesi, müşrikleri de usandırdı Mevsim kış, havalar soğuktuEsâsen onlar, böyle günlerce sürecek bir kuşatma için değil, bir kaç saatte sonuca ulaşılacak bir zafer için gelmişlerdi İşi bir an önce bitirmek için bütün güçleriyle genel bir hücûma geçtiler Bir taraftan Müslümanların üzerine ok yağmuru yağdırırken içlerinden (Dırâr, Cübeyre, Nevfel, Amr b Abdivedd gibi) bir kaç tanesi de, elverişli bir yerden atlarıyla hendeği geçtiler Bunların her biri, Araplar arasında bin kişiye denk sayılıyordu En meşhûrları olan Amr b Abdivedd mübâreze sonuda Hz Ali tarafından öldürüldü; diğerleri kaçtılar Nevfel kaçarken hendeğe düştü ve Hz Ali'nin kılıcıyla can verdi

    Ertesi gün, savaşın en çetin günü oldu Bir taraftan müşrikler, diğer taraftan Benî Kurayza Yahûdîleri hücûma geçtiler, aralıksız akşama kadar ok yağmurunu sürdürdüler Rasûlullah (sas) ve Müslümanlar, o gün namaz kılmak için bile fırsat bulamadılar Öğle, ikindi ve akşam namazlarını, yatsıdan önce, tek ezanla, tertip üzere kazâ ettiler

    e) Harb Hiledir
    Gatafan Kabilesinden Nuaym b Mes'ûd, bu sırada müslüman olmuştu Bundan kimsenin haberi yoktu Rasûlullah (sas)'la gizlice görüşerek, müşriklerle Yahûdîlerin arasını açmak için izin istedi Rasûlullah (sas):

    -Harp hiledir*, yapabilirsen yap, buyurdu Nuaym önce Benî Kurayza'ya gitti
    -Benim size olan dostluğumu bilirsiniz Sizin için endişe ediyorum Mekkeliler bu işten usandı, bırakıp giderlerse, Müslümanlar karşısında yapayalnız kalacaksınız O zaman hâliniz nice olur? Onlardan bir kaç rehin isteyin, aksi halde yardım etmeyin dediSonra Ebû Süfyân'a geldi:

    -Duydun mu, Benî Kurayza anlaşmayı bozduğuna pişman olmuş Sizi bırakıp giderler diye, Müslümanlarla yeniden anlaşmaya başlamış Sizden rehin alıp, onlara teslim etmeği vadetmiş, dedi Ebû Süfyân esâsen Yahûdîlere pek güvenemiyordu Ertesi gün, denemek için Yahûdîlerden yardım istedi Yahûdîler hemen rehin istediler Ebû Süfyân isteklerini kabûl etmeyince, her iki taraf da:
    -Nuaym doğru söylemiş, dediler Aralarında güven kalmadı

    f) Rasûlullah (sas)'in Duâsı ve Kuşatmanın Sona Ermesi
    Rasûlullah (sas), o sıkıntılı gün:
    -Allah'ım, ey Kur'ân'ı indiren ve hesâbı tez gören Rabbım; Şu Arap kabîlelerini dağıt, topluluklarını boz, iradelerini sars diye duâ etti Duâsı bitince, Rasûlullah (sas)'in yüzünde sevinç eseri görüldü Rabb'ımın yardım va'dini size müjdelerim, buyurdu İşte o akşam, âyet-i celîle ve hadis-i şerifte bildirilen "sabâ rüzgârı" esmeğe başladı

    Fırtına ve kasırga çadırları söküp uçurdu, yemek kazanları devrildi, ocaklar söndü, develer ve atlar birbirine karıştı Müşriklerin ağızları, burunları, gözleri toz-toprakla doldu Karargâhları alt üst oldu Ortalığı dehşet kapladı Neye uğradıklarını bilemediler
    Müşriklerin mâneviyâtı iyice bozulmuştu İçlerine korku düştü Uzun süren ve hiç bir sonuç alınamayan kuşatmadan usanıp bezmişlerdi Ebû Süfyân:

    -"Ben dönüyorum, siz de gelin, diyerek devesine bindi Mekke'nin yolunu tuttuDiğerleri de onu izlediler
    Panik pek âni ve şuursuzca olmuştu Bu yüzden, müşrikler pek çok techizât, gıda maddesi ve eşyayı toplayamadan çekildiler Sabah olunca, Müslümanlar düşmandan kalan eşyâyı ve sağa-sola dağılan develeri toplayıp ordugâhlarına getirdiler Ebû Süfyân'ın Yahûdîlerden aldığı 20 deve yükü hurma da ele geçen ganimetler arasındaydıBöylece, Müslümanlar hem kuşatmadan, hem de açlık sıkıntısından kurtuldular
    Kur'an-ı Kerîm'de bu durum şöle anlatılmaktadır:

    "Ey inananlar, Allah'ın size olan nimetlerini hatırlayın Üzerinize ordular gelmişti, Biz de onların üzerine rüzgâr ve sizin göremediğiniz ordular (Melekler) göndermiştik" (el-Ahzâb Sûresi9)

    "Allah, kâfirleri hiçbir zafer elde edemeden, kin ve öfkeleriyle geri çevirdi Savaşta mü'minlere Allah'ın yardımı yetti Allah yegâne kuvvetli ve galib olandır" (el-Ahzâb Sûresi, 25)

    Bu savaşta, müşriklerden 4 kişi ölmüş, Müslümanlardan 5 kişi şehid düşmüştürSavaştan sonra Rasûlullah (sas):

    -"Bundan sonra sıra bizde Müşrikler artık üzerimize gelemeyecek, biz onların üzerine gideceğiz" buyurdu Gerçekten de öyle oldu

    6- KURAYZAOĞULLARI GAZVESİ (Zilkade 5 H,/Mart 627 M)

    a) Savaşın Sebebi
    Rasûlullah (sas) Medine'deki Yahûdî kabîleleriyle ayrı ayrı anlaşmalar yapmıştıBunlardan Kaynuka ve Nadîroğullarının, anlaşma hükümlerine uymadıkları için Medine'den çıkarıldıklarını daha önce görmüştük Kurayza oğulları ise, Uhud Savaş'ından sonra anlaşmayı yeniledikleri için yerlerinde kalmışlardı

    Hendek Savaşında, Benî Kurayza Yahûdîleri önce anlaşmaya bağlı kaldılar Hendek kazılırken, kazma, kürek gibi âletler vererek Müslümanlara yardımcı oldular Ancak, savaşın en tehlikeli bir ânında, Benî Nadîr Reisi Huyey b Ahtab'ın teşvikiyle anlaşmayı bozdular Müslümanlarla birlikte Medine'yi savunmaları gerekirken, müşriklerle birlikte, Müslümanlara karşı savaşa girdiler

    Böylece vatana ihânet suçu işlediler Rasûlullah (sas)'in nasihat için gönderdiği Evs Kabilesi Reisi Sa'd b Muâz'ın sözlerine de kulak asmadılar Hz Peygamber (sas) hakkında çirkin sözler söyleyerek düşmanlıklarını açıkça ilân ettiler Ancak, Benî Kurayza'dan yaptıklarının hesâbı sorulacaktı Bu sebeple, Hendek Savaşından Medine'ye döner dönmez, Benî Kurayza üzerine sefer emri verildi

    Rasûlullah (sas) Hendek Savaşı'ndan dönmüş silahlarını çıkarmış, üzerindeki toz-toprağı temizlemek için, gusletmek istemişti Bu esnâda Cibrîl (as) at üstünde ve toz-toprak içnde geldi:

    -"Aa, silahını çıkardın mı; vallâhi biz melekler çıkarmadık Haydi, şunların üzerine yürü", diye Kurayzaoğullarını işâret ettiRasûlullah (sas) derhal Benî Kurayza'ya sefer ilân etti Ashâbın sür'atle yola çıkmalarını sağlamak için,
    -Hiç kimse ikindi namazını sakın başka yerde kılmasın, ancak Benî Kurayza yurdunda kılsın, buyurdu

    Ashâbın bir kısmı bu emrin zâhirine uyarak, namazlarını Benî Kurayza yurduna varınca kıldılar Bir kısmı da Peygamber (sas)'in maksadı, acele etmemizi sağlamaktır, diyerek, vakit çıkmadan yolda kıldılar Hz Rasûlullah (sas) her iki zümrenin yaptığını da hoş gördü

    Müslümanların toplanması yatsıya kadar devâm etti sayıları 3 bini bulduMüslümanların üzerlerine geldiğini görünce sövüp-sayarak kalelerine çekilen Beni Kurayza'nın sayısı 900 kadardı

    b) Benî Kurayza'ya Verilen Cezâ
    Kuşatma 25 gün sürdü Kurayzaoğulları anlaşmayı bozduklarına pişman oldular Diğer Yahudî kabileleri gibi Medine'den çıkıp gitmek için izin istediler Fakat Hz Rasûlullah (sas) kayıtsız şartsız teslim olmalarını istedi Reisleri Ka'b b Esed'in başkanlığında toplandılar Ka'b:

    -"Tevratta bildirilen son peygamberin bu olduğu anlaşıldı Müslüman olup kurtulalım, dedi Yahûdîler:
    -Biz Tevrat üzerine başka kitab kabul etmeyiz, dediler, Ka'b:
    -Öyleyse,kadınları ve çocukları öldürelim Sonra kaleden çıkıp çarpışalım, belki başarırız, dedi Onlar:
    -Çoluk-cocuğumuz öldükten sonra, yaşamanın ne önemi var, diye cevâp verdiler Ka'b:
    -O halde, yarın cumartesi, Müslümanlar bizden emîndir Ansızın hücûm edelim, onları gafil avlayalım, dedi
    -Biz cumartesinin hürmetini bozamayız, diye reddettiler Sonunda kayıtsız şartsız teslim oldular

    Ancak haklarında Evs Kabilesi Reisi Sa'd b Muâz'ın hüküm vermesini istediler
    Benî Kurayza, Evs kabilesinin himâyesindeydi Bu yüzden, Sa'd b Muâz'ın hakemliğini istiyorlardı Sa'd, hastaydı Hendek Savaşı'nda kolundan okla yaralandığı için tedâvi görüyordu Haberi alınca geldi

    -Kur'an-ı Kerîm'e göre mi, yoksa kendi kanunlarına göre mi hüküm vermemi istiyorlar, diye sordu Yâhudîler, kendi kanunlarına göre hüküm verilmesini istediler Sa'd da Tevrât'a göre karar verdi

    a) Savaşabilecek durumdaki erkeklerin öldürülmesine,
    b) Kadınların ve çocukların esir edilmesine,
    c) Bütün mallarının da zaptedilmesine hükmetti
    Rasûl-i Ekrem (sas):
    "Ey Sa'd, Allah'ın rızâsına uygun hükmettin" buyurdu (240) Yahudiler de karârın Tevrât'a uygun olduğunu itirâf ettiler Sa'd'in bu hükmü, Tevrât'ın Tesniye kitabının 20 Babının 10-14 üncü âyetlerine uygun düşmüştü Bu gün de vatana ihânet edenlere ölüm cezâsı verilmektedir

    Benî Kurayza hakkındaki hükmü Hz Ali ve Hz Zübeyr icrâ ettiler Kazılan büyük bir hendeğin kenarında 600 kadar Yahûdînin birer birer boyunlarını vurup hendeğe attılarİçlerinden 4 tanesi Müslüman olup hayatlarını kurtardılar Benî Nadîr Reisi Huyey bAhtab ile Benî Kurayza Reisi Ka'b b Esed de öldürülenler arasındaydı
    Benî Kurayza'nın malları, mücâhidlere paylaştırıldı Arâzisi ise, ensarın rızâsiyle muhâcirlere verildi

    "Allah, Ehl-i Kitab'dan müşrikleri destekleyen (Benî Kurayza Yahûdî)lerini kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı Onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz Yerlerini yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı bile basmadığınız toprakları Allah size mirâs olarak verdi Allah her şeye kadirdir " (el-Ahzâb Sûresi, 26-27)

    7- RASÛLÜLLAH (SAS)'İN CAHŞ KIZI ZEYNEB'LE EVLENMESİ:
    Zeyneb, Rasûlullah (sas)'in öz halası Ümeyme'nin kızıdır Abdülmuttalib'in torunudur Hz Peygamber (sas), Zeyneb'i azadlısı Zeyd b Hârise'yle evlendirmiştiDindar olmasına rağmen, azadlı bir kölenin eşi olmak Zeyneb'e ağır geldi Asâlet ve güzelliğini ileri sürerek, dâima Zeyd'in kalbini kırdı Bu yüzden, Rasûlullah (sas)'in:
    -"Eşini tut, Allah'tan kork" emrine rağmen, sonunda Zeyd O'nu boşadı

    Esâsen gerek Zeyneb, gerek kardeşi Abdullah bu evliliği başlangıçta istememişler, "halanızın kızını azadlınıza mı lâyık görüyorsunuz?" demişlerdi Fakat:
    -"Allah ve Rasûlü, bir şeye hükmettiği zaman, mü'min erkek ve mü'min kadın için muhayyerlik yoktur" (el-Ahzâb Sûresi, 36) anlamındaki âyet inince, istemeyerek rızâ göstermişlerdi Çünkü Zeyneb, Kureyş'in Hâşimî kolundandı Soylu bir kadındıİslâm'dan önceki Arap örfüne göre soylu bir kadın, azadlı da olsa, bir köleyle evlenemezdi Onlar, Zeyneb'in Rasûlullah (sas)'la evlenmesini istiyorlardı Oysa İslâm Dini bütün insanları, yaratılış bakımından eşit saymıştı

    Hz Peygamber (sas), öz halasının kızı Zeyneb'i azadlısı ve evlâdlığı Zeyd ile evlendirerek, Arapların yanlış anlayışını yıkmış oldu

    Diğer taraftan, Rasûlullah (sas), peygamberliğinden önce Zeyd'i evlâd edinmiştiArabların örfüne göre, evlâdlık öz çocuk gibi sayılır, evlâd edinen kişinin mirâsçısı ve mahremi olurdu Bu sebeple, evlâdlığın boşadığı kadın, evlâd edinen kişiyle evlenemezdi Kur'ân-ı Kerîm Arapların bu örfünü hükümsüz saymış, evlâdlık âdetini kaldırmıştır Bu sebeple, evlâdlığın dul kalan eşiyle, babalığın evlenmesi helâldir
    Rasûlullah (sas)'in, Arapların bu örfünü de yıkması gerekiyordu Bu sabeple Zeyd'den boşanan Zeyneb'i Allah'ın emriyle nikâhladı

    Böylece hem Zeyneb'i hem de yakınlarını memnûn etmiş oldu
    Görüldüğü üzere, Hz Peygamber (sas)'in bu evliliği, dinî hükümlerin uygulanması ile ilgilidir

    devam edecek....

    BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN!!!

  8. #18
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Vı- hicretin altıncı yılı

    Selam!

    l- HUDEYBİYE BARIŞI (Zilkade 6 H/Mart 628 M)
    "Ey Muhammed, Biz sana apaçık bir zafer sağladık"
    (Fetih Sûresi, 1)

    a) Müslümanların Kâbe'yi Ziyâret Arzusu
    Peygamberimiz Hz Muhammed (sas), Medine'ye hicret edeli 6 yıl olmuştu Bu süre içinde Mekke müşrikleriyle, Medine'de bulunan Müslümanlar arasında, sırasıyla Bedir, Uhud ve Hendek Savaşları oldu Mekke müşrikleri Medine'yi basmak, Hz Rasûlullah (sas)'i öldürmek, Müslümanlığı yok etmek için her çâreye baş vurdular; bütün imkân ve güçlerini ortaya koydular; fakat amaçlarına ulaşamadılar Müslümanların günden güne güçlenmelerine, sayılarının artmasına engel olamadılar

    Ancak Medine dışındaki kabîleler, Müslümanlığın ne olduğunu yeterince bilmiyorlardı Kâbe'nin komşusu ve koruycusu olduğu için saygı duydukları Kureyş kabîlesi, kendi içlerinden çıktığı halde Hz Muhammed (sas)'in peygamberliğini kabûl etmemiş,hatta O'nu yurdundan çıkarmışlardıBu yüzden, Müslümanlığın Medine dışındaki kabîlelere tanıtılabilmesi ve geniş ölçüde yayılmasının sağlanabilmesi için, Mekke'lilerle barış yapılmasına ihtiyaç vardı Rasûlullah (sas), geçici de olsa Mekkelilerle barış yaparak, diğer kabîlelerle serbestçe ilişkiler kurmayı arzu ediyordu

    Diğer taraftan, Mekkeli Müslümanlar, doğup büyüdükleri ve her şeylerini bırakıp ayrıldıkları yurtlarını çok özlemişlerdi Her namazda yöneldikleri kutsal Kâbe'yi 6 yıldan beri ziyâret edemiyorlardı Kâbe'yi ziyâret, bütün Müslümanların en büyük ortak özlemleri olumştu

    b) Rasûlullah (sas)'in Rüyâsı
    Hicretin 6'ıncı yılı, Rasûlullah (sas), gördüğü bir rüyâ üzerine(245) hep birlikte Kâbe'yi ziyâret edeceklerini ashâbına müjdeledi Hazırlıklar tamamlandı Savaş yapılması yasak olan aylardan Zilkade'nin ilk pazartesi günü (2 Zilkade 6 H/14 Mart 628 M), yerine Mektûm oğlu Abdullah'ı vekil (kaymakam) bırakarak, ashâbından 1400 kişi ile Medine'den ayrıldı Hanımlarından Ümmü Seleme de berâberinde bulunuyordu Maksadı savaş olmayıp, yalnızca Kâbe'yi ziyâret etmektiMekkelileri telâşlandırmamak için, ashâbının silah taşımalarına izin vermemiş, sadece yolcu silâhı olarak birer kılıç almışlardı Hac için Mekke'ye gelecek düşman kabîlelerle yolda karşılaşmamak için, Kâbe ziyâretini hac günlerinden önce yapmayı uygun görmüştü Yanlarındaki 70 kurbanlık deveyi kıladelediler ve Zülhuleyfe'de "umre" niyyetiyle ihrama girdilerYol güvenliğini sağlamak için 20 kadar süvâriyi öncü olarak gönderdiler

    c) Mekkelilerin Tepkisi
    Mekkeliler, Hz Peygamber (sas)'in Kâbe'yi ziyâret için yola çıktığını duyunca telâşlandılarMüslümanları Mekke'ye sokmamağa karar verdiler Velîd oğlu Hâlid ve Ebû Cehil'in oğlu İkrime'yi 200 süvâri ile öncü olarak gönderdiler
    Resûlullah (sas), Mekkelilerin bu kararını önden gönderdiği gözcüleri vasıtasiyle öğrendi Sağ tarafa sapıp, yol güzergâhını değiştirerek, Hudeybiye'ye kadar ilerlediRasûlullah (sas)'in bindiği "Kasvâ" adlı deve burada çöktü, bütün gayretlere rağmen kalkmadı Müslümanlar:

    -Kasvâ harin oldu, çöktü kalkmıyor, diye söylenmeğe başladılar Rasûlullah (sas):
    -"Kasvâ harinleşmez, onun çökme huyu da yoktur Fakat vaktiyle Fil'in Mekke'ye girmesine engel olan ilahi kudret, şimdi de Kasvâ'yı ilerletmiyor Allah'a yemin olsun ki, Kureyş Cenâb-ı Hakk'ın kutsal kıldığı şeylere hürmet ve tâzim kasdıyle benden her ne isterse, ne kadar ağır olursa olsun, istediklerini kabûl edeceğim " buyurdu

    d) Barış Müzakereleri
    Bu sırada Huzâa kabîlesi reisi Büdeyl çıkageldi Kureyşin, Müslümanları Mekke'ye sokmamak için müşrik kabilelerle anlaştığını ve savaş hazırlığı içinde olduklarını haber verdi

    Rasûlullah (sas) savaş maksadiyle değil, sâdece Kâbe'yi ziyâret için geldiklerini, daha önce yapılan savaşlarda Kureyş'in uğradığı kayıpları anlattı

    -İsterlerse belirli bir süre onlarla barış yapalım Benimle diğer kabîlelerin arasını serbest bıraksınlar, (karışmasınlar) Eğer ben üstün gelirde, Araplar İslâmiyeti kabûl ederlerse, Mekkeliler de isterlerse bu dine girebilirler Şayet Araplar bana üstün gelirlerse, Kureyş savaş külfeti çekmeden istediğini elde etmiş olur Aksi halde, Allah'a yemin ederim ki, O'nun yolunda ölünceye kadar onlarla savaşırım, Allah da yardımını gerçekleştirir, dinini üstün kılar, buyurdu

    Büdeyl, Rasûlullah (sas)'den duyduklarını Kureyş'e iletti Kureyş ileri gelenleri de savaşa taraftar değildi Sakif kabilesi reisi Tâifli Mes'ûd oğlu Urve'yi Hz Peygamber (sas)'e gönderdilerRasûlullah (sas) Büdeyl'e söylediklerini Urve'ye de anlattı Urve hem Rasul-i Ekrem (sas)'le konuşuyor, hem de Müslümanların durumunu ve bütün davranışlarını dikkatle tâkip ediyorduDönüşünde gördüklerini özetle şöyle anlattı:

    -Bilirsiniz ki ben birçok devlet başkanını ziyâret ettim, Rum Kayseri, Fars Kisrâsı, Habeş Necâşi'sinin huzurunda elçi olarak bulundum Yemin ederim ki, Müslümanların Muhammed (sas)'e gösterdikleri hürmet, sevgi ve bağlılığı bunların hiçbirinin sarayında görmedim Sözlerini dikkatle dinliyorlar Bir şey sorunca, alçak (hafif) sesle cevâp veriyorlar İsteklerini derhal yerine getiriyorlar Saygılarından yüzüne dikkatle bakamıyorlar Abdestinden artan suyu bile,-teberrük için-aralarında paylaşıyorlar Madem ki, bize barış teklif ediyor, kabûl edelim, dedi

    Mekkeliler, Urve'nin sözlerinden hoşlanmadılar Bir iki elçi daha gidip geldi, fakat hiç bir sonuca varılamadı
    Rasûlullah (sas), Kureyş'ten gelen eçilerle sonuca ulaşılamadığını gördü Kureyş'le görüşmek üzere HzÖmer'i Mekke'ye göndermeyi düşündü Ömer:

    -Yâ Rasûlallah, Mekkeliler benim kendilerine olan düşmanlığımı bilirler, himâyesine sığınabileceğim bir yakınım da yok Osman'ın Mekke'de akrabası çok, Ebû Süfyân ile amcazâdeOsman bu işi benden daha iyi başarır, dedi
    Hz Osman Mekke'ye gitti Ebû Süfyân ve diğer Kureyş ileri gelenleriyle görüştü Maksatlarının sâdece Kâbe'yi ziyâret olduğunu anlattı Mekkeliler:

    -Hepinizi Mekke'ye bırakırsak, Araplar, "Kureyş Müslümanlardan korktu," derler Fakat istersen Kâbe'yi sen tavâf et, hepiniz birden olmaz, dediler Hz Osman, Kâbe'yi Müslümanlardan ayrı olarak ziyâret etmeği kabûl etmedi
    -Rasûlullah (sas) tavâf etmedikce, ben de etmem, diyerek tekliflerini reddetti O'nun bu davranışı Mekkelileri kızdırdı, göz hapsine aldılar ve dönmesine izin vermediler

    2- RIDVÂN BÎATI:
    "Allah, mü'minlerden ağacın altında sana bîat ederlerken hoşnud olmuşturGönüllerindekini bilerek onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir"
    (el-Fetih Sûresi, 18-19)

    Hz Osman'ın gecikmesi, Müslümanları telâşlandırdı Öldürüleceğine dâir söylentiler çıktı Böyle bir ihtimâle karşı Resûlullah (sas) gereken tedbirleri aldı Müslümanları Allah yolunda yapacakları savaşta, canlarını fedâ etmekten çekinmeyeceklerine dâir, kendisine bîat etmeğe çağırdı "Artık bunlarla vuruşmadan buradan ayrılamayız," buyurdu

    İlk biat eden Ebû Sinan el-Esedî oldu "Rasûlullah (sas)'in gönlündeki muradı ne ise, onun gerçekleşmesi üzerine biat ediyorum" dedi

    Hudeybiye'de bodur bir ağacın aldında,bütün Müslümanlar sırayla Rasûlullah (sas)in ellerini tutarak bîat ettiler Allah yolunda ölünceye kadar savaşmağa, düşmandan kaçmamaya söz verdilerHz Peygamber (sas), Hz Osman adına da bir elini diğeriyle tuttu, onu da böylece bîata kattıYalnızca Cedd b Kays adlı münâfık, devesinin arkasında gizlendi, bîata katılmadı
    Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerîm'de, Hudeybiye'de Rasûlullah (sas)'e bîat eden mü'minlerden hoşnud olduğunu bildirmiştir Bu sebeple, İslâm Târihinde bu bîata "Rıdvân Bîatı" adı verilmiştir

    Müslümanların kararlılığını ve Rasûlullah (sas)'e bağlılıklarını gösteren bu bîatın Mekkeliler üzerindeki etkisi büyük oldu Derhal Hz Osman'ı serbest bıraktılar ve Hz Peygamber (sas)'le barış yapmak üzere Amr oğlu Süheyl başkanlığında bir hey'et gönderdiler

    a) Barış Şartları
    Uzun müzâkere ve tartışmalardan sonra kabûl edilen barış şartları şunlardır:
    1- Müslümanlar bu sene Kâbe'yi ziyâret etmeden dönecekler, bir yıl sonra ziyâret edecekler
    2- Müslümanlar Kâbe'yi ziyâret için geldiklerinde, Mekke'de üç günden çok kalmayacaklar ve yanlarında birer kılıçtan başka silah bulundurmayacaklar
    3- Müslümanların Mekke'de bulunduğu günlerde, Kureyşliler Mekke dışına çıkacaklar, Müslümanlarla temâs etmeyecekler
    4- Mekkelilerden biri Müslümanlara sığınırsa, Müslüman bile olsa, geri verilecek; fakat Müslümanlardan Mekkelilere sığınan olursa, geri istenmeyecek
    5- Kureyş dışında kalan diğer kabileler, iki taraftan istediklerinin himâyesine girmekte ve anlaşma yapmakta serbest olacaklar
    6- Bu anlaşma on yıl geçerli olacak, bu müddet içinde iki taraf arasında tecâvüz ve savaş olmayacak

    b) Barış Anlaşmasının Yazılması
    Barış şartlarını Rasûlullah (sas) Hz Ali'ye yazdırdı "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm Bu anlaşma, Muhammed Rasûlullah ile Kureyş elçisi Süheyl arasında yapılmıştır" diye yazılmasına Süheyl itiraz etti
    - "Rahmân" sözünü anlamıyoruz, ayrıca senin Rasûlullah olduğunu kabûl etseydik, bu anlaşmaya gerek yoktu "Bismike'llâhümme (Allah'ım, senin adınla) Bu anlaşma Abdullah'ın oğlu Muhammed ile Kureyş elçisi Süheyl arasında yapılmıştır" diye yazılmasını istedi

    -Rasûlullah (sas) mutlaka barışı sağlamak istiyordu Daha işin başında, "Allah'a yemin olsun ki Kureyş benden Cenab-ı Hakk'ın kutsal kıldığı şeylere hürmet kasdiyle her ne isterse, ne kadar ağır olursa olsun, isteklerini kabûl edeceğim," buyurmuştu Bu sebeple, bütün bu ağır şartları kabûl etti
    Fakat müslümalar son derece üzgündüler Büyük bir ümit ve heyecanla gelmişlerdi Oysa şimdi Kâbe'yi ziyâret edemeden döneceklerdi

    Anlaşmanın yazılması henüz bitmişti ki, Süheyl'in oğlu Ebû Cendel, ayağındaki zinciri sürükleyerek çıkageldi Babası onu Müslüman olduğu için, zincire vurarak hapsetmişti Her nasılsa kurtulmuş, bin bir güçlükle Mekke'den kaçmış, Müslümanlara sığınmağa gelmişti

    Süheyl oğlunun geri verilmesinde isrâr etti Aksi halde anlaşmayı imzalamadan döneceğini söylediBütün çabalara rağmen, inadından dönmedi Barışın sağlanabilmesi için, Ebû Cendel'in müşriklere teslimi gerekiyordu Çektiği işkenceleri ve acıklı hâlini anlatarak müşriklerin elinde bırakılmamasını isteyen Ebû Cendel'i Rasûlullah (sas):
    -Ey Ebû Cendel, biraz daha sabret, pek yakında Yüce Rabbım sana ve senin gibilere kurtuluş yolunu açacaktır, diye teselli etti

    c) Ashâbın Üzüntüsü
    Fakat bu son durum, artık Müslümanların üzüntülerini dayanılmaz hâle getirmişti Hepsinin sinirleri gergindi Hz Ömer dayanamadı Rasûlullah (sas) 'ın huzuruna gelerek:
    -Sen Allah'ın Peygamberi değil misin? Bizim dinimiz hak değil mi? Neden bu zilleti kabûl ediyoruz, neden? diye söylendi Hz Peygamber (sas):

    -Evet ben Allah'ın Peygamberiyim Bu yaptığım işlerde Allah'a isyan etmiş de değilim O, benim yardımcımdır, diye cevap verdi Fakat Ömer'in üzüntü ve öfkesi devâm ediyordu
    -Sen bize Kâbe'yi tavaf edeceğiz, demedin mi? diye sordu Rasûlullah (sas):
    -Evet, dedim Fakat bu sene ziyâret edeceğimizi söylemedim, Tekrâr ediyorum, Kâbe'yi hep beraber tavâf ve ziyaaret edeceğiz, buyurdu Anlaşmanın imzalanmasından sonra Rasûlullah (sas) ashâbına:
    -Haydi, artık kurbanlarınızı kesiniz, sonra tıraş olup ihramdan çıkınız, emrini üç defa tekrarladığı halde, hiç kimse yerinden kıpırdamamıştı Hz Peygamber (sas), ashâbının bu ilgisizliğine üzülerek, eşi Ümmü Seleme'nin yanına gitti Ümmü Seleme:

    -Yâ Rasûlallah, onlar üzüntülerinden ilgisiz görünüyorlar Siz kimseyle konuşmadan kendiniz kurbanınızı kesin, tıraş olun Onlar size uyacaklardır, dedi
    Ashâb, Hz Peygamber (sas) 'in kurbanını kesip tıraş olduğunu görünce, hemen onlar da kurbanlarını kesip, birbirlerini tıraş etmeğe başladılar

    d) Hudeybiye Barışı Aslında Zaferdi
    Hudeybiye Barışı'nın hemen bütün şartları, Müslümanların aleyhine görünüyordu Fakat barışın Müslümanların yararına ve sonucun lehlerine olacağını Rasûlullah (sas) biliyordu Bu sebeple,barışı sağlamak için, aleyhlerinde görünen en ağır şartları kabûl etmişti

    Rasûlullah (sas) barış anlaşmasının imzalanmasından üç gün sonra Medine'ye döndü Böylece Müslümanlar Hudeybiye'de 19-20 gün kalmış oldular
    Dönüşte yolda "Fetih Sûresi" indi, Cenâb- Hakk Hudeybiye anlaşmasının Müslümanlar için zillet ve yenilgi değil, aksine zafer olduğunu bildiriyordu

    Gerçekten Hudeybiye anlaşması, Müslümanlığın Medine dışında yayılmasına bir başlangıç olduMekkeliler o zamana kadar müslümanlara, dağılıp yok olmağa mahkûm, derme-çatma bir toplululk gözü ile bakıyorlardı Bu anlaşma ile Müslümanları bir devlet olarak tanımış oldular

    Anlaşmadan sonra Müslümanlarla müşrikler arasında görüşme ve temâslar arttı Hz Peygamber (sas) İslâm'ı serbestçe yaymağa başladı Hudeybiye musâlahasından Mekke'nin fethine kadar geçen 21 aylık devrede Müslüman olanların sayısı, İslâm'ın doğuşundan, Hudeybiye Barışına kadar geçen 19 yılda Müslüman olanların sayısından kat kat fazla oldu Hayber'in ve Mekke'nin fethi gibi zaferler, Hudeybiye musâlahasını takibetti Dört yıl sonra, Rasûlullah (sas)'ın vefâtında Müslümanlık bütün Arab yarımadasına yayılmış bulunuyordu

    e) Barış Şartlarının Müslümanlar Lehine Dönmesi
    Hz Peygamber (sas) anlaşmaya bağlı kaldı Mekkeliler istemedikçe, hiç bir hükmünü tek taraflı kaldırmadı Kısa bir süre sonra, Kureyş'le aralarında anlaşma bulunan Sakîf kabîlesinden Ebû Basîr adında biri, Medine'ye gelip Müslümanlara sığındı Ebû Basîr de Ebû Cendel gibi işkence gören Müslümanlardandı Mekkeliler, arkasından hemen iki kişi gönderip Ebû Basîr'in iâdesini istediler Rasûlullah (sas):

    -Ey Ebû Basîr, biliyorsun ki, biz Kureyşle bir sözleşme yaptık, ahdimizi bozamayız Biraz daha sabret, Rabb'ım yakında bir kurtuluş yolu açacaktır, diyerek Ebû Basîr'i Kureyşlilere teslim etti
    Ebû Basîr, Mekke'ye ölüme götürüldüğünü biliyordu Bu sebeple, bu adamların elinden kurtulması gerekiyordu Yolda, Zülhuleyfe'de yemek için oturdular Ebû Basîr, bunlara saf ve samîmî göründü Bir ara:
    -Kılıcın ne kadar da güzelmiş, bakmama müsaade eder misin? diyerek, birinin elinden kılıcı aldı, hemen üzerine atılıp onu öldürdü; diğeri ise kaçıp kurtuldu
    Ebû Basîr öldürdüğü Kureyşlinin atına bindi, silahını kuşandı, tekrar Medine'ye döndüRasûlullah (sas)'ın huzuruna çıkıp:

    -"Ey Allah'ın Rasûlü, siz sözünüzü yerine getirdiniz Beni onlara teslim ettiniz Fakat Allah beni kurtardı, dedi Hz Peygamber (sas) ona anlaşma şartlarına göre Medine'de kalmasının mümkün olmadığını anlattı Ebû Basîr Medine'den çıktı Mekke'ye dönemezdi Medine'de kalamıyorduDeniz kıyısında, Mekke- Şam yolu üzerinde "İys" denilen bir yere yerleşti Mekke'de Müslümanlıklarını gizleyenler ve işkence görenler, birer, ikişer kaçıp, Ebû Basîr'in yanında toplandılar Ebû Cendel de kaçıp buraya geldi Kısa zamanda sayıları 70'e yükseldi, daha sonra 300 oldular Mekkelilerin Şam ticâretini önleyecek bir kuvvet hâline geldiler

    Ebû Basîr'in yanında toplananlar, Hudeybiye anlaşması hükümlerine bağlı değildiler Kureyşin Şam ticâret yolu tehlikeye girmişti Mekkeliler telâşlandılar Anlaşmanın, Medine'ye sığınan Mekkelilerin geri verilmesiyle ilgili maddesini hükümsüz saymaktan başka çâre yoktu Baskı ile Müslümanlığın önlenemeyeceğini anladılar Hemen, Hz Peygamber (sas)'e Ebû Süfyan'ı elçi olarak gönderip, bu maddenin kaldırılmasını ve Mekke'den kaçan bütün Müslümanların Medine'ye kabûlünü istediler Anlaşma yapılırken en çok ısrar gösterdikleri bu madde, gene onların isteğiyle kaldırılmış oldu

    Peygamber (sas), Ebû Basîr ve arkadaşlarını Medine'ye çağırdı Bu sırada Ebû Basîr ölüm yatağında idi Vefât edince orada defnettiler Arkadaşlarını Ebû Cendel toplayıp Medine'ye götürdü Böylece Kureyşin Şam ticâret yolu açıldı Müslümanlar da anlaşmanın en ağır hükmünden kurtulmuş oldular

    Hudeybiye Barışı 2 yıl devâm etti Anlaşmayı Kureyş bozdu İki yıl sonra Mekke, Müslümanlar tarafından fethedildi (20 Ramazan 8 H/11 Ocak 630 M)

    3- RASÛLÜLLAH (SAS)'IN ÜMMÜ HABÎBE'YLE EVLENMESİ
    Ümmü Habîbe Ebû Süfyân'ın kızıdır Mekke Devrinde Müslüman olmuş ve kocası Ubeydullah bCahş'la birlikte Habeşistan'a hicret eden ikinci kafileye katılmıştı Alkolik bir adam olan kocası, Habeşistan'da Hristiyan oldu Ümmü Habîbe Müslümanlıkta sebât edip kocasından ayrıldı Bu yüzden, yabancı bir ülkede kimsesiz ve himâyesiz kaldı Henüz müşrik olan babasının yanına da dönemezdi

    Rasûlullah (sas), Hicretin 6'ıncı yılı Habeşistan'a bir elçi gönderdi Habeş Necâşi'sini vekil yaparak Ümmü Habîbe'yi nikâhladı Nikâh merâsiminde Câfer Tayyar ve diğer Müslümanlar da bulundu Nikâhtan sonra Necâşi Ümmü Habîbe'yi Medine'ye gönderdi Bu evlilikten önce şu âyet inmişti:

    "Allah'ın, sizinle düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında dostluk ve sevgi yaratması mümkündür" (el-Mümtehine Sûresi,7)
    Gerçekten bu evlilikten sonra Ebû Süfyân'ın, Hz Peygamber (sas)'e olan düşmanlığında bir yumuşama başlamıştır


    devam edecek......

  9. #19
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Vıı-hicretin yedinci yılı

    Selam!

    1- İSLÂMA DAVET İÇİN ELÇİLER GÖNDERİLMESİ

    "Ya Muhamed! De ki; doğrusu ben, göklerin ve yerin yegâne mâliki, kendisinden başka ilâh olmayan; dirilten ve öldüren Allah'ın hepiniz için gönderdiği peygamberiyim"
    (el-A'raf Sûresi, 158)

    Hz Muhammed (sas), daha önceki peygamberler gibi, sâdece Arapların veya belli bir toplumun peygamberi değildir O'nun peygamberliği umûmîdir Kıyâmete kadar gelecek bütün insanlara peygamber ve âlemlere rahmet olmak üzere gönderilmiştir

    Bu sebeple İslâm'ı her tarafa yayması, peygamberliğini bütün dünyaya duyurması gerekiyordu Fakat şimdiye kadar Mekke müşrikleri buna imkân vermemişlerdi
    Hudeybiye Anlaşmasıyle iki taraf arasında barış ve güvenlik sağlandı Artık, Müslümanlığın yayılması için herkese ve her tarafa duyurma zamanı gelmiştiRasûlullah (sas) Hudeybiye'den dönünce bu konuyu ashâbıyle istişâre etti Büyük ve komşu devletlerin hükümdarlarıyla bazı Arap beyliklerine mektup ve elçi gönderilmesi kararlaştırıldı Kaşında "Muhammed Rasûlullah" yazılı gümüş bir yüzük yaptırıldı, mektuplar bununla mühürlendi

    Elçiler ve Gönderildikleri Hükümdarlar
    Bizans Kayser'i Hirakliyus'a, Halîfe oğlu Dihyetü'l-Kelbî; İran Kisrâ'sı Hüsrev Perviz'e, Huzâfe oğlu Abdullah; Habeşistan Necâşisi Ashame'ye, Ümeyye oğlu Amr; Mısır (İskenderiyye) Mukavkısı Çüreyc'e, Ebû Beltea oğlu Hâtıb; Gassan Emîri Hâris b Ebî Şemmer'e, Vehb oğlu Şuca'; Yemâme Emîri Hevze bAli'ye de Amr oğlu Salît elçi olarak mektup götürdüler

    2- HZ PEYGAMBER (SAS)'İN HÜKÜMDARLARA YAZDIRDIĞI MEKTUPLAR

    a) Bizans Kayseri'ne Gönderilen Mektûp
    "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahim Allah'ın kulu ve Rasûlü Muhammed (sas)'den, Rum'un büyüğü Hirakl'e Hidâyet yoluna uyanlara selâm olsun Bundan sonra: Ben seni İslâm'a ve onu yayma hizmetine dâvet ediyorum Müslüman ol ki, selâmete eresin, Allah da sana ecrini iki kat versin Eğer kabûl etmezsen, halkının vebâli senin boynundadır"
    "Ey Ehl-i Kitab! Bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin: Ancak Allah'a kulluk edelim O'na kullukta hiç bir şeyi ortak yapmayalım Allah'ı bırakıp bir kısmınız diğer kısmınızı Rab edinmesin Eğer yüz cevirirlerse, 'şâhid olun, biz Müslümanız' deyin" (Âl-i İmrân Sûresi, 64)

    Dihye, Rasûlullah (sas)'in mektubunu Hirakl'e götürdüğü zaman Hirakl Kudüs'te bulunuyordu Elçiyi iyi karşıladı Rasûlullah (sas) hakkında bilgi edinmek için, bölgede bulunan Arap tâcirlerinin huzûruna getirilmesini emretti

    Mekke'den bir ticâret kafilesi o sırada bu bölgede bulunuyordu Kafilede Kureyş'in reisi Ebû Süfyân da vardı Ebû Süfyan ve arkadaşları getirildiğinde, Bizans'ın ileri gelen din ve devlet adamları, piskoposlar, papazlar İmparator Hirakl'in etrâfında sıralanmışlardı Kayser tercüman vâsıtasiyle:

    -Peygamberlik davasında bulunan bu zâta, içinizde soyca en yakın olan kim? diye sordu Ebû Süfyân:
    -Burada nesebce O'na en yakın benim, diye ilerledi Kayser Ebû Süfyân'ı arkadaşlarının önüne oturttu Sorularıma doğru cevâp vermezse, siz düzeltin, dediSonra İmparator ile Ebû Süfyân arasında şu konuşma geçti:
    -İçinizde Muhammed (sas)'in soyu nasıldır?
    -Asil bir soydandır
    -Memleketinizde ondan önce Peygamberlik davasında bulunan oldu mu?
    -Hayır
    -Sülâlesinde hükümdar var mı?
    -Hayır
    -O'nun dinine girenler halkın eşrâfı mı, zayıfları mı?
    -Çoğunlukla fakir ve zayıf kimseler
    -O'na uyanlar gün geçtikce çoğalıyor mu, azalıyor mu?
    -Çoğalıyor
    -Dinine girdikten sonra, beğenmeyip ayrılanlar oldu mu?
    -Olmadı
    -Daha önce yalan söylediği olur muydu?
    -Aslâ olmazdı
    -Hiç sözünde durmadığı oldu mu?
    -Olmadı, ancak şimdi biz onunla barış yaptık Bu müddet içinde nasıl davranacağını bilmiyoruz
    -O'nunla hiç savaştınız mı?
    -Evet savaştık
    -Netice ne oldu ?
    -Bazan biz, bazan O kazandı
    -Size ne emrediyor?
    -Yalnız Allah'a kuluk edin, O'na hiç bir şeyi ortak yapmayın, dedelerinizin taptığı putları bırakın, diyor Namaz kılmayı, doğru ve iffetli olmayı, akrabalık bağını kesmemeyi emrediyor

    Bundan sonra imparator sözlerine şöyle devam etti:
    Nesebce asîl olduğunu söylediniz Peygamberler dâima asil soydan gelmiştirİçinizden daha önce böyle bir davada bulunan olmadığını anlattınız O'halde eski bir davanın peşinde bir kişi sayılamaz Soyunda hükümdar yoktur, dediniz Bu durumda servet ve saltanat peşinde olduğu da söylenemez Daha önce kesinlikle yalan söylemediğine şehâdet ediyorsunuz İnsanlara yalan söylemeyen Allah'a karşı da yalan söylemez O'na imân edenlerin çoğunlukla fakir ve zayıflar olduğunu ifade ettiniz Peygamberlere ilk uyanlar dâima böyle olmuştur O'na uyanların gün geçtikçe arttığını söylediniz Hakk'a uyanlar azalmaz, dâima çağalır Dinine girdikten sonra dönen hiç yok dediniz İmân kalbde kökleşince çıkmaz Sözünde durduğunu, kimseyi aldatmadığını itirâf ettiniz Peygamberler kimseyi aldatmaz Sizi ancak Allah'a kulluk etmeğe, O'na hiç bir şeyi ortak koşmamağa dâvet ettiğini açıkladınızEğer bu söyledikleriniz doğru ise, ayaklarımın bastığı şu topraklar, yakında O'nun olacaktır Ben bir peygamber geleceğini biliyordum ama, sizden çıkacağını sanmazdım Eğer O'na ulaşabileceğimi bilsem, her zahmete katlanırdım Yanında olsam, ayaklarını yıkar, hizmet ederdim dedi Sonra mektûbu okuttu

    İmparatorun Ebû Süfyânla yaptığı konuşma, papazları kızdırmıştı Mektup okununca salonda gürültü çoğaldı İmparator işin kötüye varmasından korktu Elçinin ve Arap tâcirlerin çıkmalarını istedi Ben sizin dininize bağlılığınızın derecesini anlamak istemiştim, diyerek tutumunu değiştirdi

    Kayser Hirakl'in kalbinde iman kıvılcımı belirmişti Dünya hırsı ve saltanatını kaybetme korkusu, bu kıvılcımı söndürdü Fakat elçiye saygısız davranmadı, hediyeler vererek nezâketle geri çevirdi

    b) İran Kisrâ'sına Gönderilen Mektup
    Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahim Allah'ın kulu ve Peygamberi Muhammed (sas)'den Fars'ın ulusu Kisrâ'ya Hidâyete uyanlara, Allah ve Rasûlüne imân edenlere, Allah'tan başka hiç bir ilah olmayıp O'nun bir tek olduğuna, ortağı ve benzeri bulunmadığına, Muhammed (sas) 'in O'nun kulu ve rasûlü olduğuna şehâdet edenlere selâm olsun Ey Kisrâ! Seni Allah'ın dinine dâvet ediyorum Çünkü ben, dirileri (Allah'ın azabıyla) uyarmak, kâfirler üzerine o söz (azab) hak olmak için, bütün insalara Peygamber gönderildim Ey Kisrâ! müslüman ol ki selâmet bulasınEğer olmazsan, mecûsîlerin günâhı boynuna olsun

    Rasûlullah (sas), mektubun Kisrâ'ya verilmek üzere, Bahreyn emiri Münzir'e teslimini emretmişti Bahreyn, o zaman İran'a bağlıydı Münzir mektubu Kisrâ'ya götürdü Kisrâ mektubu okuyunca yırtıp parçaladı Rasûlullah (sas) bundan haberdar olunca:
    -Parça parça olsunlar, buyurdu

    Çok geçmeden Kisrâ Hüsrev Perviz, oğlu Şirvehy tarafından karnı deşilerek öldürüldü Hz Ömer'in halifeliği sırasında da Kisrâ'nın imparatorluğu parçalandı, Sâsâni Sülâlesi son buldu Bütün İran toprakları Müslümanların eline geçti

    c) Habeşistan Necâşisi'ne Gönderilen Mektup

    "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm Allah'ın Rasûlü Muhammed (sas)'den Habeş Meliki Necâşî'ye Ey Melik, Müslüman ol Ben, kendisinden başka ilâh olmayan, Melik, Kuddûs, Selâm, Mü'min, Müheymin (gibi yüce sıfatlarla muttasıf) Allah'ın sana olan nimetlerinden dolayı mesrûrum, senin adına hamdediyorum

    Şehâdet ederim ki, Meryem'in oğlu İsâ, Allah'ın ruhu ve kelimesidir O'nu hiç evlenmemiş, tertemiz ve çok iffetli bir hanım olan Meryem'e ilka etti Böylece Meryem İsâ'ya hâmile oldu Âdem'i (anasız-babasız) kudretiyle yarattığı gibi, İsâ'yı da (babasız) olarak ruhundan ve nefhinden yarattı

    Ey Melik! Seni eşi ve benzeri olmayan tek bir Allah'a itâata, bana uymaya ve bana Allah'tan gelene imâna dâvet ediyorum Çünkü ben Allah'ın Peygamberiyim Seni ve askerlerini Allah'ın dinine çağırıyorum Ben size tebliğ ve nasihat ettim Nasihatımı kabûl edin Selâm hidâyete uyanlara

    Habeşistan'a hicret etmiş olan müslümanlardan bir grup ile, Hz Ali'nin ağabeyi Câfer Tayyar hâlâ dönmemişlerdi Rasûlullah (sas) elçisi vâsıtasiyle bunların gönderilmesini ve Ümmü Habîbe'nin de zât-ı risâletlerine nikâh edilerek, gönlünün hoş edilmesini istemişti

    Necâşi, Ümmü Habîbeyi Rasûlullah (sas)'e nikâhladı Habeşistan'da bulunan Müslüman muhâcirleri gemiye bindirip gönderdi Rasûl-i Ekrem'e bir mektup yazarak Müslüman olduğunu da bildiridi

    Rasûlullah (sas)'e Habeş Necâşi'sinin Mektubu
    "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm, Allah'ın Rasûlü Mahammed (sas)'e Necâşi Ashame tarafından Ey Allah'ın Peygamberi, kendisinden başka ilâh olmayan Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi üzerine olsun

    Ey Allah'ın Rasûlü, Hz İsâ hakkındaki açıklamayı hâvi mektubunuz bana ulaştıGöklerin ve yerin Rabbı olan Allah'a yemin ederim ki, Hz İsa da, kendisiyle ilgili olarak, zikrettiğinizden ziyâde birşey söylememiştir O'nun söyledikleri de, sizin buyurduğunuz gibidir Bize tebliğ ettiğiniz şeyleri öğrendik Amcanız oğlu (Câfer) ve arkadaşlarıyle tanıştık Ben şehâdet ederim ki sen, Allah'ın geçmiş Peygamberleri tasdik eden, sözünde sâdık Rasûlüsün Sana bîat ettim, (daha önce) amcanız oğluna bîat ederek, âlemlerin Rabb'ı Allah Teâla'ya imân edip Müslüman olmuştum

    d) Mısır Meliki Mukavkıs'a Gönderilen Mektup

    "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm Allah'ın kulu ve Rasûlü Muhammed (sas)'den Kıbt milletinin büyüğü Mukavkıs'a Selâm hidâyet yoluna uyanlara Ben, seni İslâm Dini'ne dâvet ediyorum Müslüman ol ki selâmete eresin, Allah da ecrini iki kat versin Kabûl etmez, yüz çevirirsen, Kıbt milletinin günâhı boynuna olsun" (Mektup, Âl-i İmrân Sûresi'nin 64'üncü âyetiyle son bulmaktadır

    Mısır Mukavkısı Cüreyc, Rasûlullah (sas)'in elçisine hürmet gösterdi, fakat Müslüman olmadı Elçiye bir mektup verdi, hediyelerle geri çevirdi

    Rasûlullah (sas)'e Mısır Mukavkısı'nın Mektubu

    Bismi'llâhir'r-rahmâni'r-rahîm Abdullah oğlu Muhammed (sas)'e, Kıbtın büyüğü Mukavkıs'tan, Selâm sana Mektubunu okudum Münderecâtını ve dâvetinizi anladımZuhûru beklenen bir peygamber kaldığını biliyordum Fakat ben O'nun Şam'dan çıkacağını sanırdım Elçinize ikram ettim Size Kıbt milleti arasında mevkii yüksek iki câriye ile bir elbise ve binmeniz için de bir ester hediye gönderiyorum Selâm sana muhterem Peygamber

    Bu câriyelerden Mâriye'yi Rasûlullah (sas) kendisi aldı İbrahim adındaki oğlu bundan oldu Kardeşi Şirin'i ise şâiri, Hassan b Sâbit'e verdi Düldül adı verilen beyaz estere de bindi

    e)Yemâme Emiri Hevze'ye Gönderilen Mektup

    "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm Allah'ın Rasûlu Muhammed (sas)'den Ali oğlu Hevze'ye Selâm hidâyet yolunda olanlara Bil ki, Rabb'ım benim dinimi yakın bir zamanda, dünyanın en uzak ufuklarında parlatacak Ey Hevze, Müslüman ol da selâmete er Ben de idâren altındaki yerleri, senin idârende bırakayım

    Hrıstiyan olan Hevze, Müslüman olmadı Rasûlullah (sas)'e yazdığı cevapta:
    -Beni dâvet ettiğin din çok güzel Ancak Arablar benim yerime göz koymuşlardırBeni veliahd yaparsan, sana tâbi olurum, dedi Rasûllüllah (sas)'a Hevze'nin cevâbı okununca:
    -Bu adam ne söylüyor? Bu şartla O'na bir karış yerin idaresini bile bırakmam, buyurdu
    Hevze, Mekkenin fethinden sonra öldü Çok geçmeden bu bölge Müslüman oldu

    f) Gassân Emiri Hâris'e Gönderilen Mektup

    "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm Allah'ın Rasûlü Muhammed (sas)'den Ebû Şemmer oğlu Hâris'e Selâm hidâyete uyan, bana imân edip nübüvvetimi tasdik edenler üzerine olsun Seni, eşi ve benzeri olmayan tek bir Allah'a imân etmeğe dâvet ediyorumKabûl ettiğin takdirde, yerinde hümükdar olarak kalacaksın

    Hâris, Rasûlullah (sas)'in mektubunu küstahca yere attı Elçiye saygısız davrandıHatta, Bizans İmparatorundan Medine üzerine asker sevki istemiş, fakat Kayser reddetmişti Elçi Şuca', Hâris'in davranışını arzedince Rasûl-i Ekrem (sas):
    -Allah mülkünü elinden alsın, buyurdu

    Hâris, Mekke'nin fethi sırasında öldü Ülkesi Hz Ömer'in halifeliği sırasında İslâm sınırları içine girdi

    3- HAYBER'İN FETHİ (Muharrem 7 H/Mayıs 628 M)

    a) Savaşın Sebebi
    Hayber Medine'nin kuzey-doğusunda, Suriye yolu üzerinde, Medine'ye 170 kmmesâfede büyük bir Yahûdî şehriydi Yedi kalesi vardı Hurmalıklarıyla meşhûr, münbit bir vâha'da kurulmuştu

    Hayber, Müslümanlara karşı bir fesâd ocağı hâline gelmişti Daha önce Medine'den çıkarılmış olan Yahûdîler de oraya yerleşmişlerdi Müslümanlara karşı, müşrik bedevî Arabları harekete geçiren, Hendek Savaşını hazırlayan bunlardı Hendek Savaşında, Benî Kurayza Yahûdîlerine, düşmanla işbirliği yaptıranlar da bunlar olmuştu
    Rasûlullah (sas) Hayber ahalisiyle barış yapmak istiyordu Hudeybiye'den döndükten sonra, Ravâha oğlu Abdullah'ı Hayber'e gönderdi Fakat Yahûdîler barış teklifini kabûl etmediler Onlar, komşuları Gatafan kabilesiyle birlikte Medine'yi basmak için hazırlanıyorlardı Hudeybiye Barış Anlaşması'nın, Müslümanların aleyhine görünen maddeleri,onlara Müslümanları kuvvetsiz göstermişti Münâfıklar da onları savaşa teşvik ediyorlardı

    Gatafan kabîlesi, Müslümanlara karşı Yahûdîlerle birlikte hareket etmeyi kübûl etmişti Düşman hazırlığını tamamlamadan harekete geçmek gerekiyorduRasûlullah (sas), ashâbına:

    -"Cihâdı isteyenler bizimle gelsin" diyerek Hayber üzerine yürüneceğini ilan ettiHicretin 7'inci yılı Muharrem ayında 2000 atlı ve 1600 piyâde ile Medine'den çıktıHarekâtını düşmana sezdirmeden, üç günde Raci' Vâdisi'ne ulaştı(276) Burada ordugâhını kurdu Böylece Gatafan kabîlesinden, Yahûdîlere gelecek yardımın yolunu kesmiş oldu

    b) Hayber'in Kuşatılması

    Rasûlullah (sas) düşman üzerine gece vakti varırsa, hemen baskın yapmaz, sabahı beklerdiBu sebeple geceyi Raci'de geçirdi Sabah namazını kıldıktan sonra, Hayber üzerine yürüdü

    Sabahleyin, kazma ve kürekleriyle işlerine gitmek üzere evlerinden çıkan Yahûdîler, karşılarında Müslüman ordusunu görünce şaşkınlıkla:
    -Muhammed, vallâhi Muhammed ve askeri diye bağrıştılar , geri dönüp kalelerine kapandılar

    Hayber'de hepsi de gayet sağlam 7 kale vardı En kuvvetlisi ise Kamûs kalesiydiHepsinde de bol miktarda silah ve yiyecek vardı Yahûdîler savaş için hazırlıklıydılarBu yüzden Rasûlullah (sas)'in sulh teklifini kabûl etmediler

    c) Son Kale ve Fethin tamamlanması

    Yirmi gün kadar devâm eden kuşatma ve savaş sonunda, bütün kaleler birer birer zaptedildi Sadece Kamûs kalesi kaldı Bu kalenin kumandanlığında, Arablarca bin cengâvere bedel sayılan meşhûr Yahûdî pehlivanı Merhab bulunuyordu Her gün sıra ile ashabın ileri gelenlerinin komutasında yapılan hücumlardan bir sonuç alınamamıştı Nihâyet Rasûlullah (sas) bir gün:

    -Yarın sancağı bir kişiye vereceğim ki, Allah Hayber'in fethini O'nun eliyle müyesser kılacak O kişi Allah ve Rasûlünü sever, Allah ve Rasûlü de onu sever, buyurdu Bu yüce şerefin kime nasib olacağı bilinmediğinden, herkes o gece ümitle sabahlamıştıHz Ali'nin gözlerinde şiddetli bir ağrı vardı Bu yüzden hiç kimsenin hatırından O geçmiyordu Sabah olunca Hz Peygamber (sas):

    -Ali nerede? Bana O'nu çağırın, buyurdu
    -Yâ Rasûlallah, gözleri ağrıyor, dediler ve yederek huzuruna getirdiler
    Rasûl-i Ekrem (sas) duâ edip üfledi Hz Ali'nin gözleri derhal iyileşti, sanki hiç ağrımamış gibi oldu Sonra sancağı O'na verdi

    Hz Ali, Yahûdîleri önce İslâm'a çağırdı; kabûl etmediler Sulh teklifine de yanaşmayıp, savaşa devâm ettiler

    İlk önce Merhab kaleden çıktı Kahramanlık şiirleri söyleyerek meydan okuduKarşısına çıkacak er diledi O'na karşı bizzât Hz Ali çıktı, kahramanca dövüşerek bu güçlü Yahûdîyi yere serdi Merhab öldürülünce, Yahûdîler fazla dayanamadılarÜmitsizliğe düşüp kaleyi teslim ettiler Böylece Hayber feth edildi; Hz Ali de Hayber Fâtihi oldu Savaş sırasında Yahûdîlerden 93 kişi ölmüştü, Müslümanlar ise 15 şehit vermişlerdi

    d) Hayber Arâzisi
    Savaş sonunda Hayber arâzisi, Müslümanların eline geçti Ancak Yahûdîler, bu topraklarda yarıcı olarak çalışmak istediler; istekleri kabûl edildi Bu sebeple Rasûlullah (sas) her yıl mahsûl zamanı Ravâhaoğlu Abdullah'ı Hayber'e gönderirdiAbdullah da mahsûlü iki eşit kısma böler, yarısını Yahûdîlere bırakır, diğer yarısını da Medine'ye götürürdü

    Yahûdîler, Hz Ömer'in hilâfeti zamanına kadar yerlerinde kaldılar Hz Ömer'in hilâfetinde, Arabistan dışına çıkarıldılar

    e) Hz Peygamber (sas)'i Zehirleme Teşebbüsü

    Hz Peygamber (sas) fetihden sonra Hayber'de bir kaç gün daha kaldı Yahûdîler gördükleri insânî muâmeleye rağmen, hâince davranışlarından vazgeçmedilerRasûlullah (sas)'e suikast yapmayı plânladılar

    Yahûdî reislerinden Hâris kızı Zeynep, bir ziyâfet hazırladı Rasûlullah (sas)'i de bazı arkadaşlarıyla birlikte yemeğe dâvet etti Fakat sofraya konulan koyun eti zehirliydi
    Hz Peygamber (sas) durumu ilk lokmada anladı, çiğnediği parçayı ağzından çıkardı; ashâbına da yememelerini emretti Fakat, Berâ oğlu Bişr bir kaç lokma yemişti Rasulüllah (sas) bunu niçin yaptıklarını Yahûdîlere sorduğunda:

    -Eğer yalancı isen, senden kurtuluruz, şayet hak peygamber isen, sana zarar vermez diye düşündük, diye, güya akıllıca bir cevap verdiler

    Zeynep de suçunu inkâr etmedi
    -Babam, amcam, kocam ve kardeşlerim, hepsi savaşta öldüler İntikam için yaptım, dedi Rasûlullah (sas) şahsına karşı işlenen suçları affederdi Bu sebeple Zeynep'i cezâlandırmadı Ancak çok geçmeden zehirli etten yiyen Bişr ölünce, Zeynep de kısâs edilerek öldürülmüştür

    4- RASÛLÜLLAH (SAS)'IN HZ SAFİYYE İLE EVLENMESİ

    Hayber esirleri arasında, Benî Nadîr reisi Ahtab oğlu Huyey'in kızı Safiyye de vardıSafiyye Hz Harun'un neslinden olup, annesi de Benî Kurayza reisinin kızıydı Hayber Yahûdîlerinin reisi Rabi' oğlu Kinâne ile evlenmişti Kocası savaşta ölmüş, kendisi esir düşmüştü Rasûl-i Ekrem (sas) O'nu Dihyetü'l-Kelbî'ye vermişti Ashâb bunu uygun bulmadılar:

    -Hayber reisinin eşi Benî Kurayza ve Benî Nadîr'in en şerefli hanımının câriye olarak Dihye'ye verilmesi, Yahûdîler için son derece haysiyet kırıcı olur Bu sebeple Safiyye'yi ancak sizin nikâhlamanız uygun olur, dediler

    Rasulüllah (sas) Dihye'ye başka bir câriye verdi Safiyye'yi azâd etti ve onunla evlendi(282) Böylece O'nun haysiyet ve şerefini korudu

    5- FEDEK VE VÂDİ'L-KURÂ'NIN ALINMASI

    Fedek, Medine'ye iki günlük mesâfede, akar suları ve hurmalıkları bol, zengin bir Yahûdî köyü idi Rasûlullah (sas), Hayber'in muhâsarası devam ederken, Fedeklileri, İslâm'a dâvet için bir elçi gönderdi Fedekliler, Müslümanlığı kabûl etmediler Topraklarımız sizin olsun, biz burada Hayberliler gibi, yarıcı olarak çalışalım, dediler İstekleri kabûl edildi

    Vâdi'l-Kurâ ise, Hayber'le Medine arasında bir çok Yahûdî köyünün bulunduğu bir vâdi idi Buradaki Yahûdîler de çevredeki Arap kabîleleriyle anlaşarak, Müslümanlarla savaş için hazırlanıyorlardı Rasûlullah (sas)

    Hayberden dönerken buraya uğrayıp onları da İslâm'a dâvet etti, kabûl etmediler, Müslümanlara ok yağdırarak savaşı başlattılar Dört gün süren çarpışma sonrasında yenik düştüler Hayber gibi, elde edecekleri mahsûlün yarısı kendilerinin olmak üzere, yerlerinde bırakıldılar

    Devâmlı Müslümanlara düşmanlık besleyen Yahûdîlerin işi böylece tamamlanmış oldu Müslümanlar Safer ayında Medine'ye döndüler

    Ele Geçen Arâzi
    Müslümanların, düşmandan (kâfirlerden) savaşarak aldıkları mallara "ganimet" denir Ganimet malların, beşte dördü savaşa katılan mücâhidlere paylaştırılır Beşte biri ise beytü'l-mâl'e (Devlet Hazinesine) bırakılır(283) Düşmandan (Kâfirlerden) savaşmadan barış ve anlaşma yolu ile elde edilen mallara ise "fey" adı verilir Fey'in tamamı beyt'ül mâl'e aittir
    Rasûlullah (sas) hayatta iken, Beytü'l-mâle âit malların tasarrufu O'na âitti
    Bu sebeple savaşsız ele geçen Fedek arazisinin tamamı ile Hayber ve Vâdi'l-Kurâ topraklarının beşte biri Rasûlullah (sas)'ın emrine ayrıldı Beni Nadîr arâzisi de, daha önce böyle olmuştu
    Hayber ve Vâdi'l-Kurâ'nın kalan arâzîsi, mücâhidlere verildi

    6- HABEŞİSTAN GÖÇMENLERİNİN DÖNÜŞÜ

    Habeşistan'a hicret etmiş bulunan Müslümanların 16 kişilik son kafilesi de, Hayber'in fethi sırasında döndü
    Başlarında Hz Ali'nin kardeşi Câfer Tayyar vardı Rasûlullah (sas) son derece memnun oldu
    -Hangisine sevineceğimi bilemiyorum, Hayber'in fethine mi, yoksa Câfer'in gelişine mi? buyurdu
    Ganimetlerden onlara da hisse ayırdı

    7- KÂBE'Yİ ZİYARET (Umretü'l Kazâ)
    (Zilkade 7 H/Mart 629 M)

    "Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın"
    (el-Bakara Sûresi, 196)

    Hudeybiye anlaşmasına göre, Müslümanlar Kâbe'yi bir yıl sonra ziyâret edebileceklerdi Anlaşma gereğince üç günden fazla Mekke'de kalamayacaklardıMekkeliler de bu esnâda, şehrin dışına çekileceklerdi

    a) Bir Yıl Önce Edâ Edilemeyen Umre
    Anlaşma'dan bir yıl sonra, Rasûlullah (sas), Hudeybiye'de bulunan Müslümanların, bir yıl önce edâ edemedikleri Umre'yi kazâ etmek üzere hazırlanmalarını emrettiHicretin 7'inci yılı zilkade ayında (Mart 629) Medine'den hareket edildi Hudeybiye'de bulunmayanlardan da katılanlar olduğu için, Kâbe'yi ziyârete gidenlerin sayısı 2000'i geçti

    Müşrikler, Müslümanların geldiğini duyunca Mekke'yi boşalttılar Şehri çevreleyen yüksek tepelere kurdukları çadırlardan, Müslümanları merakla izlediler

    Müslümanların Mekke'ye girişleri çok heyecanlı oldu Hz Peygamber (sas) devesi Kasva üzerinde ilerliyor, hep birden yüksek sesle, "Lebbeyk, Allahümme lebbeyk" diye telbiye söylüyorlardı Uzaktan Kâbe görülünce "Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Lâilâhe illallâhü vallâhü ekber"
    diye tekbir getirmeğe başladılar Yıllardan beri hasretini çektikleri Kâbe, işte şimdi karşılarındaydı Özellikle muhâcirler, yedi yıllık bir ayrılıştan sonra doğup büyüdükleri kutsal beldeye girerken ayrı bir heyecân duyuyorlardı
    Kâbe, usûlüne göre tavâf edildi, etrafı yedi defa dolaşıldısafâ ve Merve tepeleri arasında sa'y yapıldı

    Müşriklerin ileri gelenleri, Dâru'n-nedve önünde toplanmışlar, Müslümanları seyrediyorlardı Aralarında:
    -Medine'nin humması bunları zayıf düşürmüş diye konuşuyorlardı
    Rasûlullah (sas)
    Müslümanların zayıf ve güçsüz olmadıklarını göstermek istedi Sağ kolunu ihramın dışında tutup bâzûsunu şişirdi Tavafın ilk üç şavtını kısa adımlarla koşarak yaptıAshâbına da böyle yapmalarını emretti
    "Bu gün kendini onlara kuvvetli gösterene Allah rahmet etsin" buyurdu
    Ertesi gün peygamber (sas) Efendimiz Kâbe'ye girdi Öğle vaktine kadar orada kaldı Kâbe hâlâ putlarla doluydu Habeşli Bilal, Kâbe'nin damına çıkarak öğle ezanını okudu Mekke ufukları "Allahü Ekber" sedâlarıyla çınladı Rasûlullah (sas)'ın arkasında, cemâatle namazlarını kıldılar

    Daha sonra Müslümanlar tıraş olarak ihramdan çıktılar Bir sene önce eda edemedikleri umreyi kazâ etmiş oldular Rasûlullah (sas)'in rüyâsı ve ashabına müjdesi de böylece gerçekleşmiş oldu Bu sebeple, Hicretten sonra, müslümanların bu ilk Kâbe ziyâretine "Umretü'l-Kazâ (Kazâ Umresi) adı verilmiştir

    b) Kazâ Umresi'nin Mekkeliler Üzerindeki Tesirleri
    Müslümanlar, Hudeybiye Anlaşması uyarınca üç gün Mekke'de kaldıktan sonra, Medine'ye döndüler Bu esnâda, müşrikler, uzaktan uzağa Müslümanların bütün hallerini, davranışlarını merakla ve dikkatle izlediler Son derece kibâr ve nâzik,huzûr ve sükûn içinde kardeşçe geçinen insanlar olduklarını gördüler Ne içki içip sarhoş olan, ne başkasına saygısız davranan var Hepsi edepli, tertemiz, üstün ahlâklı insanlar Topluca ibâdet ediyorlar, oturup sohbet ediyorlar, birbirlerini sevip sayıyorlar, kimseye kötülük etmiyorlar, dâima Allah'a itâat içinde bulunuyorlarEvet, bunlar ne iyi insanlar
    Müslümanların üstün meziyetleri, örnek davranış ve yaşayışları, Mekkeliler üzerinde büyük tesirler meydana getirdi Müslümanlık hakkındaki düşünceleri değişmeye başladı İçlerinde Müslüman olma arzusu belirenler bile oldu Kureyş'in ileri gelenlerinden Velîd oğlu Hâlid, Âs oğlu Amr,Talha oğlu Osman bunlardandı

    8- RASÛLÜLLAH (SAS)'İN MEYMÛNE İLE EVLENMESİ

    Hz Meymûne, Peygamber (sas) Efendimizin amcası Abbâs'ın eşi Ümmü'l-Fadl'ın kız kardeşidir Hâris el-Hilâliye'nin kızıdır Önce Amr oğlu Mes'ûd ile evlenmiş, sonra Adüluzza oğlu Ebû Rahm'in eşi iken dul kalmıştı Rasûllüllah (sas)'ın eşleri arasında bulunmak en büyük emeliydi Bu yüzden, külfetsiz ve mehirsiz olarak Rasûl-i Ekrem (sas)'in kendisini nikâhlamasını istiyordu

    Hz Abbâs, dul baldızının isteğini Rasûlullah (sas)'a iletti Peygamber (sas) Efendimiz, şeref ve asâletine hürmet ederek, Hz Meymûne'nin teklifini kabûl buyurdu Kaza Umresi esnâsında ihramlı iken nikah edip, ihrâmdan çıktıktan sonra zifâf oldu

    Hz Meymûne, Rasûlullah (sas)'ın nikâhlandığı son eşidir Hicretin 51'inci yılı, hac dönüşünde, Mekke'ye 6 mil mesâfede "Serif" denilen yerde vefât etmiştir

    Teyze Anne Yerindedir
    Hz Hamza'nın küçük kızı Umâme, (veya Umâre) Mekke'de kalmıştı Kazâ Umresi'nden Medine'ye dönerken, "amca, amca" diye Rasûlullah (sas)'in peşinden koştu Hz Ali onu kucaklayıp:

    -Al, amcamızın kızı, diyerek eşi Hz Fâtıma'ya verdi Medine'ye varınca Hz Ali, HzCâfer Tayyar ve Zeyd b Harise hepsi de çocuğun bakımının kendilerine verilmesini istemişlerdi Câfer Tayyar'ın eşi Esmâ,Ümâme'nin teyzesiydi Rasûlullah (sas):
    -Teyze, anne yerindedir, buyurdu ve çocuğun bakımını ona verdi

    devam edecek

  10. #20
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Hicretin Sekizinci Yılı (629-630 M)

    Selam!

    1- MÛTE SAVAŞI

    (Cumâde’l-ûlâ 8 H/Eylül 629 M)

    a) Savaşın Sebebi/Mûte Savaşı,
    Müslümanlarla Hristiyanlar (Rumlar ve Hristiyan Araplar) arasında yapılan ilk savaştır Sebebi, Rasûlüllah (sas)’in elçisinin öldürülmesidirRasûlüllah (sas), İslâm’a dâvet için hükümdarlara elçilerle mektuplar gönderdiği sırada, Sûriye’de Busrâ (şimdiki Havran) Emîri Şürahbil’e de Hâris b Umeyr ile bir mektup göndermişti Gassânî Araplarından Şürahbil, Hristiyandı Bizans’ın himayesinde bulunuyorduHâris, Şürahbil’e, Kudüs’ün iki konak güneyinde, bulunan Mûte kasabasında rastladı Elçi olduğunu söyleyerek Hz Peygamber (sas)’in mektubunu verdi

    Fakat, Şürahbil, devletler arası hukuk kurallarını çiğnedi, Rasûlüllah (sas) elçisini öldürttüŞimdiye kadar HzPeygamber (sas)’in elçilerinden hiçbiri öldürülmemişti Bir elçinin öldürülmesi, tarih boyunca bütün toplumlarda insanlığa ve hukuk kurallarına aykırı bir davranış sayıldığı gibi, gönderene de en büyük hakaret ve meydan okuma demekti Bu sebeple Rasûlullah (sas) üç bin kişilik bir kuvvet hazırlayarak, azadlı kölesi Hârise oğlu Zeyd’in komutasında yola çıkardı(298) Elçi Umeyr oğlu Hâris’in şehid edildiği Mûte’ye kadar gidilmesini, Şürahbil ve maiyetinin İslâm’a dâvet edilmesini, kabûl etmezlerse savaşılmasını emretti

    “Kadınları, çocukları, yaşlıları öldürmeyin Evleri yıkıp hârap etmeyin, ağaçları kesip, tahribâtta bulunmayın!” dediOrduyu “Seniyyetü’l-ved┠denilen ayrılık tepesi’ne kadar uğurlayan Hz Peygamber (sas):- “Zeyd şehid olursa, komutanlığı Câfer alsın; Câfer de şehit düşerse, Ravâha oğlu Abdullah komutan olsun” buyurdu

    b) İki Tarafın Durumu
    Aradaki EşitsizlikMüslüman ordusunun hareketini Şürahbil duydu Derhal Lahm, Cüzâm, Kayn, Belkın, Behrâ gibi Hristiyan Arap kabîlelerinden büyük bir kuvvet hazırladı Ayrıca durumu Bizans İmparatoruna bildirerek, ondan da yardım istedi Böylece Şürahbil, 200 bin kişilik büyük bir ordu topladı Bunun 100 bini Rumlardan, 100 bini de Hristiyan Araplardan meydana gelmişti İmparator Hirakl de işi önemseyerek, Belkadaki Meab şehrine kadar geldi

    Müslümanlar, ancak Sûriye topraklarına girdikten sonra düşmanın gücü ve hazırlıkları hakkında bilgi edinebildilerİki taraf arasında gerek sayı, gerek silah ve teçhizât bakımından korkunç bir fark vardı Tarihte, iki taraf arasında böylesine ölçüsüz bir fark görülmemiştir 200 bin (bazı rivâyetlerde 100 bin) kişilik bir kuvvet karşısında üç bin mücâhid ne yapabilirdi? Fakat, savaşmadan geri dönülemezdi Komutan Zeyd, Maan’da, Mücâhidlerin ileri gelenleriyle toplanıp durumu istişâre etti Acaba, durumu Rasûlüllah (sas)’e bildirip alınacak cevâba göre mi hareket edilmeliydi? Fakat, Ravâhaoğlu Abdullah bütün tereddütleri giderdi- Arkadaşlar, çekindiğimiz şey, ele geçirmek için yola çıktığımız şeydir, yani şehid olmaktır Dinimizi yüceltmek için savaşalım Yâ şehid, ya gazi olacağız Bunun ikisi de güzel değil mi ? dediAbdullah’ın konuşması mücâhitlerin maneviyâtını yükseltti Hepsi de:

    - Ravâhaoğlu doğru söylüyor Savaşmalıyız, dedilerc) Komutanlar Sırayla Şehâdet Şerbetini İçtilerİki ordu Mûte’de karşılaştı Zeyd, sancak elinde, ileri atıldı Kahramanca çarpıştı, ölümden yılmadığını gösterdi Fakat düşman mızraklarının arasında şehid düşdü

    Zeyd şehid olunca, sancağı hemen Câfer aldı Emsâlsiz kahramanlıklar gösterdi Önce sağ eli kesildi, sancağı sol eliyle tuttu Sol eli de kesilince, kollarıyla sancağa sarıldı Pek çok yara aldığı halde son nefesine kadar sancağı bırakmadıNihâyet o da şehid oldu

    Câferden sonra sancağı Ravâhaoğlu Abdullah aldı O da şiirler söyleyerek, kahramanca savaştı Vücudu delik deşik oldu Sonunda o da şehid oldud) Hâlid b Velîd’in Üstün MahâretiRâvâhaoğlu da şehid olunca, asker komutansız kaldı, umûmî bir panik başladı Dağılan askerin kaçışını Velîdoğlu Hâlid önledi Mücâhidler, Hâlid’in etrâfında yeniden toplandılar Hâlid komutayı aldı, sancak elinde akşama kadar çarpıştı O gün elinde tam dokuz kılıç parçalandı

    Bu Müslüman olduktan sonra Hâlid’in katıldığı ilk savaştıGece olunca, Hâlid askeri yeniden tertipledi Öndekileri arkaya, arkadakileri öne, sağdakileri sola, soldakileri sağa aldı Böylece düşmana, yardım için yeni kuvvetler gelmiş intibâını verdi Sabah olunca da ansızın şiddetli bir hücuma geçerek, düşmanı bozguna uğrattı Bu fırsattan yararlanarak, askerini ustalıkla geri çekti Büyük bir kayba uğramadan Medine’ye döndü İslâm ordusunu korkunç bir felâketten kurtardı200 bin kişiye karşı yapılan bu çetin savaşta, Müslümanlar sadece 12 şehid vermişlerdi Bu durum, komutanların savaşı çok başarılı idâre etmeleri ve canlarını fedâ etmekten çekinmemelerinin bir sonucuydue) Rasûlüllah (sas)’in Medine’den Savaşı SeyretmesiRasûlüllah (sas) savaşın bütün safhalarını, Medine’ye henüz hiç bir haber ulaşmadan, ashâbına bildirmişti

    Cenab-ı Hakk, zaman, mekân ve mesâfe kavramlarını kaldırarak, sevgili Peygamberine savaş meydanını olduğu gibi göstermişti Mescid-i Nebî’de minber üzerine oturmuş bulunan Allah Rasûlü (sas) gözlerinden yaşlar akarak:-İşte sancağı Zeyd aldı, Zeyd vuruldu, şehid düştü Sonra Câfer aldı, O’ da şehid oldu Sonra Ravâhaoğlu aldı, O ‘da şehid oldu En sonunda sancağı, Allah’ın kılıçlarından bir kılıç, Velîdoğlu Hâlid aldı Allah O’na fethi müyesser kıldı, buyurdu

    Rasûlüllah (sas), Zeyd, Câfer ve Abdullah’ın şehid düştüklerini haber verdikçe, her biri için istiğfâr etmiş ve Cennete girdiklerini de müjdelemişti Sancağı Hâlid alınca ise:-Allah’ım, Hâlid senin kılıçlarından bir kılçtır Sen O’na nusret ihsan buyur, diye duâ etmişti Bundan sonra Hâlid’e “Seyfullah” (Allah’ın kılıcı) denildiCâferin şehâdet haberini duyunca, âilesi feryâda başladılar Rasûlüllah (sas)’de son derece üzgündü Çok sevdiği, en değerli arkadaşlarını kaybetmişti Câfer’in âilesini teselli etti Acılıdırlar, yemek yapamazlar, diye evine yemek gönderdi-Allah Câfer’e, Mûte’de kesilen iki koluna bedel, iki kanat verdi O’nu Cennet’te meleklerle birlikte uçuyor gördüm, diye müjdeledi Bu sebeple Câfer, bundan sonra Câfer Tayyâr diye anıldı

    2- ZÂTܒS-SELASÎL SAVAŞI

    (Cumâde’l-âhir 8 H/629 M)Kudâa kabîlesi’nin Uzre ve Belî kolları, Medine hayvanlarını yağmalamak üzere, Vâdi’l-Kurâ yakınlarında toplanmışlardı Rasûlüllah (sas) durumdan haberdâr olunca, bunların üzerine Amr b As (Âs oğlu Amr) komutasında 30′u atlı 300 kişilik bir seriyye gönderdi Bunlar arasında Sa’d b Ebî Vakkas, Üseyd b Hudayr, Sa’d b Ubâde, Sâid b Zeyd, Âmir b Rabîa gibi ensâr ve muhâcirlerden ileri gelen kimseler de vardıAmr b Âsashâbın büyüklerinden değildi Henüz bir yıl kadar önce Müslüman olmuştu Fakat dedesi Vâil’in annesi Belî kabîlesinden olduğu için Amr’ın bu kabîle ile ilgisi vardı Amr, aynı zamanda savaş usûlünü iyi bilen, son derece zekî bir kimse idi Bu sebeple Rasûlüllah (sas), komutanlığa O’nu seçmiştiAmr, Vâdi’l-Kurâ civarında Selâsil suyu’na varınca, düşmanın sayıca üstün olduğunu öğrendi

    Burada konaklayarak, bir haberci ile Rasûlüllah (sas)’den yardım istedi Rasûlüllah (sas)’de Ebû Ubeyde b Cerrâh komutasında 200 kişilik ek kuvvet gönderdi Hz Ebû Bekir ve Hz Ömer de bunlar arasındaydı Rasûl-i Ekrem (sas) Ebû Ubeyde’yi gönderirken:- Ayrılığa düşmeyin, işbirliği yapın, buyurmuştu Amr b Âs, Ebû Ubeyde’nin, askerlere imâm olarak namaz kıldırmasına itirâz etti- Sen bana yardıma geldin, kumandan benim, namazda ben imam olacağım, dediEbû Ubeyde yumuşak tabiatlı bir zâttı, hiç itirâz etmedi- Yâ Amr, Rasûlullah (sas) Efendimiz, ihtilâfa düşmememizi emretti Sen bana uymazsan, ben sana uyarım, telâşa gerek yok, diye cevâp verdi Amr bütün Müslümanlara sefer süresince imam olup namaz kıldırdı

    Böylece Hz Ömer ve Hz Ebûbekir de Amr’ın idâresine girmiş oldular Oysa Rasûlüllah (sas) Amr’ı ilk 300 kişiye; Ebû Ubeyde’yi de 200 kişiye kumandan tâyin etmişti Ebû Ubeyde’yi Amr’ın emrine değil, yardımına göndermiştAmr, düşmana yaklaşınca gerekli tedbirleri aldı Hava çok soğuk ve sert olduğu halde, gece ateş yakmayı yasakladı “Kim ateş yakarsa, onu yaktığı eteşin içine atarım,” diye tehdit etti Asker, soğuktan Ebû Bekir ve Ömer’e başvurdular

    Hz Ömer:- Bu nasıl şey, herkesi soğuktan kıracak mı? diye Amr’a haber gönderdi Amr b Âs:- Yâ Ömer, sen bana itâatle memûrsun, İşime karışma, diye , cevâp verdi Hz Ebû Bekir de:Rasûlüllah (sas) O’nu savaş usûlünü iyi bildiği için kumandan yaptı Madem ki kumandan O’dur, işine karışmamak gerekir, dedi Böylece gece soğukta geçirildi Çünkü ateş yakılsaydı, düşman Müslümanların azlığını öğrenecektiAmr, plânını kimseye söylemedi Sabaha karşı, alaca karanlıkta ansızın düşman üzerine hücûma geçti ve savaşı kazandı Düşman pek çok ganimet bırakarak kaçtı Ashâb, düşmanın peşini tâkibetmek istedilerse de Amr buna da izin vermedi

    Bir kaç gün orada kalıp etraftaki ganimet hayvan sürülerini topladıktan sonra, Medine’ye döndüSefer esnâsında Amr b Âs ihtilâm olmuş, hava soğuk olduğu için gusletmeyerek teyemmümle namaz kıldırmıştıDönüşte ashâb, Rasûlüllah (sas)’e, Amr b Âs’tan:

    1- Hava çok soğuk olduğu halde, gece ateş yaktırmadı,
    2- Galip geldiğimiz halde düşmanı tâkip ettirmedi,
    3- Su bulunduğu halde gusletmeyip, teyemmümle namaz kıldırdı, diye şikâyette bulundular

    Amr bu şikâyetlere karşı:
    1- Sayımızın az olduğunu düşman anlamasın diye ateş yaktırmadım
    2- Yardım için kuvet gönderebileceği düşüncesiyle düşmanı tâkip ettirmedim
    3- Soğukta yıkanmak tehlikeli olduğu ve Cenâb-ı Hakk “Elinizle kendinizi tehlikeye atmayın” (ElBakara Sûresi, l95)
    “Kendinizi öldürmeyin Şüphesiz Allah size acımaktadır” (en-Nisâ Sûresi, 29)
    buyurduğu için gusletmeyip teyemmüm yaptım, diye cevâp verdi

    Rasûlüllah (sas) Amr’ın cevâplarını tebessümle karşıladı Amr b Âs, henüz yeni müslüman olduğu halde, ashâbın büyüklerinin de bulunduğu bir orduya kumandan tâyin edilmesinden dolayı gururlanmıştı Savaşı da kazanarak dönünce, Rasûlüllah (sas)’in yanındaki derece ve itibârını öğrenmek istedi Rasûl-i Ekrem (sas)’e:

    - En çok kimi seversiniz? diye sordu Rasûlüllah (sas)
    -Âişe’yi
    diye cevâp verdi

    - Sonra kimi?
    - Âişe’nin babasını, Ebû Bekir’i
    - Sonra kimi?
    - Ömer’i
    Amr, en sonraya kendisinin kalacağından korkarak daha fazla sormaktan vazgeçti

    devam edecek.........

Benzer Konular

  1. Muhammed as mi....?
    mopsy Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 22-01-2013, 10:56 PM
  2. HZ. MUHAMMED (as)
    mopsy Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 26-04-2010, 11:11 AM
  3. Bir hanımın gerçek hayat hikâyesi
    bziya Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-01-2010, 08:47 PM
  4. Hz. Isa ve hz. Mehdi hakındaki sahih hadislerden bazıları
    kaanansay Tarafından Diger Dinler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-04-2009, 12:01 PM
  5. Hz.Muhammed
    YukseLL Tarafından Sinemalar Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 22-09-2007, 11:56 PM
Yukarı Çık