İşte Kur'an'dan ders verici bir öğüt daha : Mallarınızı akılsızların ellerine vermeyiniz;


“Allah’ın sizin maişetinizin başlıca vesilesi kıldığı mallarınızı, aklı ermeyen kimselerin ellerine vermeyin. Bu malları işleterek elde edeceğiniz gelirle onların ihtiyaçlarını sağlayın, giyeceklerini temin edin ve onlara tatlı sözler söyleyin, güzel tavsiyelerde bulunun.”(Nisa, 4/5).


Bu ayette verilen ders açıktır ki; bir manada zeka özürlü olduğu için malına sahip çıkamayan, eline verildiği takdirde iki günde saçıp savuran sefih(beyinsiz, eğlence düşkünü, müsrif, geri zekâlı, mahcurun elyh/hukukî yönden alış-verişten menedilmeyi hakkeden) kimselere malı teslim etmenin yanlış olduğuna işaret edilmiştir(krş Taberî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Bunun yanında onlara insanca muamele yapılması, her türlü ihtiyaçlarının giderilmesine azami titizlik gösterilmesi tavsiye edilmiştir. Ayrıca, normal insanlar için gösterilen saygı ve sevginin onlardan esirgenmemesi, bu cümleden olarak -diğer insanlar için olduğu gibi- onlara karşı da kibar bir üslubun kullanılması, güzel sözlerle hitap edilmesi ve kendisinin sosyal yaşamı için gereken tavsiyelerde bulunulması emredilmiştir.

İmam Gazalî bu ayetten bir hikmet daha çıkarmış, kendisine zararı dokunur diye kendisine mal teslim edilmeyen kimseler olduğu gibi, yine kendisine zararı olur diye bazı ilimlerin verilmemesi gereken adamların da olduğuna işaret etmiştir. O bu konuda şunlar söylemiştir:

“Bir âlime bir sual sorulur. Cevap vermeyince suali soran kişi kızarak o âlime şöyle haykırır: 'Sen Allah'ın Rasûlü'nden rivayet edilen şu hadîsi duymadın mı? ‘Faydalı bir ilmi gizleyip söylemeyen bir kimse, kıyamet gününde ateşten yapılmış bir gemle gemlenerek Allah'ın huzuruna gelir”

Bunun üzerine âlim şöyle der: 'Sen gemi bırak ve git! Eğer bu sözün mânasını anlayan biri gelir de, bu ilmi ondan saklarsam Allah beni kıyamet gününde gemlendirsin. Nitekim, Allah şöyle buyurmuştur: “Allah’ın sizin maişetinizin başlıca vesilesi kıldığı mallarınızı, aklı ermeyen kimselerin ellerine vermeyin... ”(Nisa, 4/5). Bu ayet, ilmi (n asıl maksadını) bozan ve onu zararlı bir şekilde kullanan bir kimseden ilmi gizlemenin daha iyi olduğuna işaret etmektedir. Layık olmayan kimseye ilim vermek, layık olan kimseye vermemekten daha az zulüm değildir....Cahillere ilim veren onu zâyi eder. Ehil olandan ilmi engelleyen ise zulmetmiş olur.”(İhya, 1/63)

İmam Gazalî bu konuda Hz. Ali’nin şu veciz ve bir o kadar da güzel olan şu sözüne de yer vermiştir: “Belimi iki tip insan kırmıştır. Bunlar, ilmiyle âmil olmayan âlim ile, ibadetlere dalan cahil kimselerdir. Çünkü cahil, halkı ibadetiyle aldatır, âlim ise ibadetsizliği ile..”(İhya, 1/64).

Bu konuda şunu söyleyebiliriz ki;

“Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adalete uygun tarzda hüküm vermenizi emreder. Allah bununla, size ne de güzel öğüt veriyor! Şüphe yok ki Allah semî ve basîrdir/ her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir”(Nisa, 4/58) mealindeki ayette ehline verilmesi emredilen emanetlerin kapsamında ilim de vardır. İdareciliği ehil olmayan kimseye teslim etmek gibi, ilmi ehil olmayana teslim etmek de emanete hıyanettir. Bir kimse göz tedavisi olmak için gözlerini baytara teslim ederse elbette sorumludur. Bunun gibi ilmiyle amel etmeyen fasık veya münafık bir kimseye bazı bilgiler vermek de sorumluluk getirir. Bu gün dünyanın (ağa devletler hariç) “nükleer enerji” ile ilgili bilgilerin sızdırılmasını, paylaşılmasını yasaklamalarının altında yatan neden, bu bilgileri zararlı bir şekilde kullanmaktır. İslamî bazı bilgiler sayesinde İslam’a karşı hücuma geçen adamları bizler çok iyi biliriz. Turan Dursun ve benzeri adamlar bunun tipik misalleridir.

Bir de verilen bilgiyi kavramakta zorluk çekenlere böyle bir bilgiyi vermek, böyle bir ilmi aktarmak onun için tamir yerine tahribata yol açar.

Bu konuda Bediüzzaman hazretlerinin şu sözleri ufkumuzu açacak mahiyettedir:

“Hazm olmayan ilim telkin edilmemeli
Hakikî mürşid-i âlim koyun olur, kuş olmaz. Hasbî verir ilmini.
Koyun verir kuzusuna hazmolmuş musaffâ sütünü.
Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.”(Sözler/Lemaat).

Selam ve dua ile...