Dünya hayatının geçiciliğini düşünmek

İnsanların bir kısmı dünya hayatının geçiciliğini düşünmekten kaçınır. Ama aslında bu durum, onların bu gerçeği kavrayamamış olmalarından kaynaklanmaz. Çünkü hemen her gün bu gerçeği ortaya koyan pek çok olayla karşılaşırlar. Kimi zaman bir yakınlarının iflas ettiğine, kimi zaman bir kaza geçirdiğine, kimi zaman da yaşamını yitirdiğine şahit olurlar. Hepsinden önemlisi, başta kendileri olmak üzere tüm tanıdıklarının her geçen gün ölüme daha da yaklaştıklarını bizzat yaşayarak görürler. Yaşlılıkla birlikte kaybolan güzellikleri zamanla ortaya çıkan hastalıklar, acizlikler ve zayıflıklar insanların dünya hayatının geçiciliğini anlayabilmeleri için fazlasıyla yeterlidir.

Buna rağmen bazı kimseler bu konuyu düşünmekten kaçınırlar. Bunun nedeni, düşünürlerse dünyaya bağlanamayacaklarını bilmeleridir. Eğer insanlar hayatın çok kısa olduğunu, her an hiç beklemedikleri herhangi bir sebeple ölebileceklerini, güzellik, zenginlik, itibar gibi değerlerini her an yitirebileceklerini düşünecek olurlarsa, bunlara sadece hak ettikleri kadar değer vereceklerdir. Bunun sonucunda ise hırs yapmalarının mantıksızlığını anlayacak ve dolayısıyla tümüyle Allah'ın rızasını ve ahiret hayatını kazanmaya yönelmeleri gerekecektir.

Cahiliye toplumunda yaygın olan bu düşünmekten kaçma özelliği, kimi zaman iman ettiklerini söyleyen insanlarda da görülebilir. Bu kimselerin dünya hayatına olan bakış açıları elbette ki cahiliye insanlarına göre büyük farklılıklar gösterir. Ama onların içine düştükleri hata, dünya hayatının gerçek konumunu çok iyi bildikleri halde, bunu yaşamlarına gereği gibi hakim etmemeleridir. Dünyaya ilişkin hiçbir konuda hırs yapmamak gerektiğini, en fazla 60-70 yıl içinde yaşamlarının sona ereceğini, insanın asıl olarak ahiretteki sonsuz hayatı için çaba harcaması gerektiğini çok iyi bilir ve bunu her fırsatta başkalarına da anlatırlar. Ancak bildiklerini kendi hayatlarında uygulamazlar.

Bu insanların durumunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: Son model bir arabaya sahip olan bir kimse, her fırsatta bu arabanın dünya hayatının geçici güzelliklerinden biri olduğunu, bu nedenle bu konuda hırsa kapılmanın mantıksızlığını anlatıyor olabilir. Ancak çok acil bir durumda arabasının başkası tarafından kullanılması gerekse, bir anda bu anlattıklarını unutabilir ve ciddi şekilde bir mal hırsına kapılabilir. Bu kimse o ana kadar hep tam tersini anlattığı, bu tarz tavırlar gösterenleri alabildiğince kınadığı halde, verdiği örnekler gerçek hayatta karşısına çıkınca tavrı tamamen değişir.

Bu kişilerin vicdanen çok iyi bildikleri bu konuları, kendi dünyevi menfaatleri ile çatıştığında göz ardı etmeleri, kendilerinde ciddi anlamda bir vicdani sıkıntı oluşturur. İşte bu da, söz konusu insanların doğru bildiklerini yaşamamalarının getirdiği manevi bir azaptır. Bundan dolayı sürekli sıkıntılı bir ruh hali içinde olurlar.

Dünya hırsı olan bir insan için yaşlanmak, hastalanmak, itibarını ve malını yitirmek gibi olaylar da büyük bir gerilim kaynağıdır. Oysa bir gün öleceğini, öldükten sonra da hiçbir eşyasını, parasını ve mülkünü yanına alamayacağını bilen bir insan, hiçbir şeyin hırsını yapmaz. Herşeyini, Allah'ın razı olacağı şekilde, cömertlikle kullanır; dünyadaki kısacık ömrünü nasıl yaşayacağını değil, ahiretteki sonsuz hayatının nasıl olacağını düşünür ve bunun için çalışır.
(alıntı harun yahya Gizli Azapların Çözümü)