Merhaba



Kur'an, ahlak ve dinî pratiklerle ilgili durumlardan, cen net ve cehennem gibi hususlardan söz ederken muha tabın ilgisini uyandırmak, nimete karşı isteğini, azaba karşı da korkusunu artırmak ve bu vesileyle de verilen emirlerin ye rine getirilmesini, yasaklardan da kaçınılmasını daha etkin ve daha süratli bir şekilde sağlamak için bazı edebî yöntemler kullanmıştır. Keza tevhid, nübüvvet, haşr... v.b.nın ispatı için kaydettiği deliller den emin bir şekilde sonuca varılmasını temin amacı ile Kur'ân ken disine özgü bir üslûp kullanmıştır.[151] Bu üslûbun Kur'ân'a özgü bir çok yönleri vardır. Bu yönlerden en önemlisi ve en etkini kuşkusuz mânâ tasviridir. Tasvir, muhatabı çabucak mânâya götüren ve beni nin dile getirilen olaya katılmasını sağlayan kestirme bir yoldur. Tas*vir ne kadar güzel, ilgi çekici ve ustaca yapılmış ise; mânânın so mutlaşması ve okuyucu, muhatap...vb.nin ben'inin ona katılması o kadar kolay ve süratli olur. Günümüzde düşüncelerin ve olayların sinema, tiyatro, piyes...vb vasıtası ile görüntülenerek verilmesinin amacı seyirci ve dinleyicinin ben'inin bizzat olaya katılmasını ve psi şik olarak onu yaşamasını sağlamaktır. İşte bu canlı tasvir türüdür.

Kur'ân'ı Kerim'de yukarıda anlatılan konularda çokça tasvire başvurulmaktadır.
Kur'ân soyut bir mânâyı, psikolojik bir durumu, manevî bir vas fı, insanî bir tiplemeyi, yaşanmış bir olayı, geçmiş bir kıssayı, kıyametin bir manzarasını, bir nimet veya azab tablosunu ve bir tartışma havasını sunarken hep tasvir yöntemini izler.[152] Yani canlılık, hayat, hareket renklilik, tablo, manzara, görüntü ve bütün bunları güzel bir düzenle, ilginç bir tertiple sentezleyerek aktarılmak istenen şeyi tasvir etmek. İşte muhatabın /dinleyicinin aktif olarak olaya katıl masını, olayın göz önünde canlandırılmasını ve zihnî /hayali olanın hissileştirmesini sağlayan en etkin üslûp bu tasvire dayalı üslûptur.

Bunun için Kur'ân, sunmak istediği herhangi soyut bir mânâyı anlatırken o mânâyı muhatabın hayalinde canlı bir vaziyete, hare ketli bir şekle sokacak, ona canlılık, hareketlilik ve renklilik kazan dıracak unsurlar, ta'birler ve tablolar seçer. Birden o soyut mânâ so mutlaşmış, hareketli ve canlı hale gelmiştir. Sanki o sahnede canlan dırılan bir tiyatro perdesiymiş gibi görünür bir hal almıştır.[153] Yine bu sayede Kur'ân'daki soyut durumlar, hareketli manzaralara; psiko lojik haller, görünür tablolara; insanî tiplemeler, diri şahıslara; insa nî karakterler, gözle görülür durumlara dönüşmüş olurlar.

Buna bazı örnekler verelim:

1. Kur'ân, kafirlerin yaptıkları amellerin kendilerine hiç bir fayda vermeyeceğini ifade ederken şöyle der: Onların yaptıkları amele yö neldik ve onu dağınık toz haline getirdik.[154] Burada onların yaptıkları ve kendilerine uhrevî bir faydası olmayan amellerinin dağınık bir toz haline getirdik denmesiyle soyut bir durum olan amelin fayda vermeyişi gözler önünde canlandırılmış bir durum haline sokulmuş olur.
2. Kur'ân, Kafirlerin Allah nezdinde hiç makbul olamayacakları ve asla cennete giremeyecekleri durumunu anlatırken şu ilginç ifadeyi kullanmıştır:

"Âyetlerimizi yalanlayıp onlara karşı böbürleneler için gök. kapısı açılmadıkça ve kalın gemi halatı iğnenin deliğinden geçme dikçe onlar cennete girmezler."

Görüldüğü üzere onların makbuliyetsizliği ve cennete giremeyişleri somut olaylarla anlatılmıştır.[156]
Bu iki örnek gibi Kur'ân'dan daha fazla örnekler verilebilir.[157] Konumuz fazla uzamaya müsait olmadığı için bu kadarla yetinmek durumundayız.

A-Tasvır Üslûbunun Özellikleri: .

Kur'ân üslûbunun en önemli unsurlarından biri olan tasvirin bir çok özelliği arasında şunları sıralayabiliriz:
1. Kur'ân tasvirinin en önemli özelliklerinden biri ibarelerin ter kibindeki insicamdır. Bu da uygun lafızların seçilmesi ve sonra bu lafızların özenle özel bir kalıba dökülmesi. Bu sayede Kur'ân, fesahetin ve belagatın en üst derecesindedir. Eski alimler bu konuyu za man zaman tekellüfe varacak şekilde işlemişlerdir.

2. Uygun lafızların seçilip bir kalıba dökülmesinden ortaya çıkan ses ahengi ve ses uyumu. Bu olağanüstü olay Kur'ân'da çok açık ol masına rağmen eski alimlerin bununla ilgili verdikleri bilgiler onun dış vurgusunu geçmemektedir.

3. Birçok alimin dikkat çektiği belagat nükteleri[160] mesela âyetin son fezlekesi (âyeti bitiren ve bazen Allah'ın bir veya iki ismi ile so na eren cümlesi ) nin âyetin genel havasına uyması. Örneğin bilgiyi konu eden âyetin son cümlesiyle ve düşmanlık ve aftan söz eden et-Teğabun sûresinin son cümlesinin mağfireti dile getiren şu isimlerle bitmesi gibi; el-Aziz'ül Hakim

4. Âyetin siyakındaki konular arasında uygun ve uyumlu geçiş ler.[161] Tabiatıyla bu uyumlu geçişler, beraberinde muhatabda tedrici bir şekilde psikolojik bir uyum oluşturur. Eski alimler de buna ken di üslûpları ile dikkat çekmişler. Mesela Ebu's-Suud (ö.951/1544)'ayetler arasında var olan geçişi ve geçişteki uyumu şu şekilde izah eder: "Evvelki âyetlerde yüce sıfatların Allah için zikredil mesi, O'nun ibadete mahsus olmasını gerektirir"

B- Tasvirin Vasıtaları:

Kur'ân'daki tasvirin pratize edilebilmesi için birçok vasıta vardır. Muhayyileyi harekete geçiren, düşünceye hissi suret veren, hareketi hızlandıran ve kalp, akıl ve vicdanın duygularına ulaşan her türlü ta'bir tasvirin birer vasıtasıdır. Öyleyse Kur'ân'daki harfler, kelime ler, cümleler, edebî sanatlar, vurgular, renkler, hareketler, niteleme ler, karşılıklı konuşmalar, kelimelerin fonetiği, ibarelerin ve siyakın ses ahengi... bütün bunlar tasvirin birer vasıtasıdır.[163] Bunlar birbir lerine omuz vererek, reaksiyona girerek Kur'ân'ın i'cazlı tasvirini meydana getirirler.

Ancak bütün bunların bilinebilmesi ve ilmen zevkine varılabil mesi için Arap dilinde büyük bir edebî birikime sahip olmak gerekir.

Kur'ân tasviri modern edebî çalışmalar sonucunda ortaya çıkmış bir ilim dalıdır. Bunun terkib materyali eski alimler tarafından nazm başlığı altında işleniyordu. Eski alimlerimizin Nazmu'l-Kur'ân başlı ğı altında sundukları malumat bugünkü Kur'ân Tasviri için bilimsel terkip malzemesini oluşturur. Ancak bu malzemeye bazı yeni mad deler katılarak değişik bir biçimde ve yeni bir yapı içerisinde işlen mesi gerekiyordu. İşte bunu Seyyid Kutub et-Tasvîr adlı eseriyle ger çekleştirdi. Ondan sonra Kur'ân araştırmacıları O'nun yolunu izle yerek bu konuya ilgi duydular. Kimisi bunu müstakil eserlerde işle di; kimisi de bunu kitaplarının bir bölümünde işledi.

Gerçek şu ki, biz bu gün Kur'ân ilimleri sahasında çok önemli, hassas, Arap dili ve edebiyatında büyük bir yetenek ve maharet iste yen ve ciddi bir gayret bekleyen yepyeni iki ilim dalı ile karşı karşıyayız. Birisi Kur'ân Üslûbu diğeri Kur'an üslûbu'nun bir bölümü sayı lan, ama haddizatında çok kolları ve alt bölümleri olan Kur'ân tasviri'dir. Gördüğümüz şu ki, ikisine de ilgi henüz istenen seviyede de ğildir. Biz önce Seyyid Kutub'un tasvir alanındaki kıymetli eserini kısmen tanıtmaya çalışacağız. Daha sonra bu sahada tesbit edebildi ğimiz çağdaş eserlerin isimlerini liste halinde sunacağız.

Seyyid Kutub-et-Tasviru'l-Fenniyu li'l-Kur'ân:

Kitap, Seyyid Kutub'un te'lifidir. 191 sayfadan meydana gelir. Kur'ân'ın, mânâları, olayları, inançları, insanların bir takım psişik durumlarını, salih amellerin faydalarını, küfrün onarılmaz zararları*nı nasıl ustaca tablolaştırdığını, bazı mânevi ve soyut hususların portresini çizerek somutlaştırdığını ve gözler önüne serdiğini anla tır. Seyyid Kutub, Fizilâl'ıyla tefsirde aksiyoner yeni bir çığır açtığı gibi, bu kitabıyla da Kur'ân'ın mânâ tasvirinin tekniğine taptaze mü lahazalarla, ilginç olduğu kadar ideal olan; ideal olduğu kadar da il mî olan yeni bir Kur'ânî ufkun vetiresini başlatmıştır.
Bu kitap, yazarda çok yüksek edebî bir zevk ve duyarlılığın var olduğunun ifadesidir.
Bizce bu, Kur'ân ilimlerinde yeni ve günümüz alimlerinin ciddiyetle eğilmesi gereken bir konudur. Çünkü daha evvelki çalışmalar da Kur'ân tasviriyle ilgili böyle disiplinli, sistemli ve metodik bir ça lışmaya rastlanmamaktayız.

Kur'ân tasviri sahasında şu eserlerin isimlerini zikredebiliriz:

1- Beyyumî, Muhammed Receb, el-Beyanu'l-Kur'ânî, Kahire 1971.
2- Dubel, Muhammed b. Sa'd, en-Nazmu'l-Kur'ânî fi Sureti'r-Ra'd, Kahire 1981.
3- Sa'idî, Abdulmuteal, en-Nazmu'l-Fenniyu fı'l-Kur'ân, Kahire.
4- Seyyid, Kutub, Meşahidu'l-Kiyameh.
5- Şeyh Emin, Bekrî, et-Ta'biru'l-Fenniyu fi'l-Kur'ân, Beyrut 1973.[166]