Selam!

Arapça cehile kelimesinden türeyen ve anlamı 'bilmeme' olan cahiliyye'nin ıstılah mânâsı genellikle îslâm
öncesi dönemde Mekke Şehir devletindeki dinî, içtimaî ve siyasî hareketlerden, îslâm dinine aykırı düşen
fiillere denir. Tarih literatüründe, cahi-liyye kelimesi, îslâm öncesi Mekke tarihi için de kullanılmakta dır.

Gerek îslâm tarihinin ve gerekse diğer îsîâmî ilimlerde geçen cahiliyye tabirinin kullanım alanlarına
baktığımızda, bunun din deki sapıklıklar olduğu görülür ki, bugünkü anlamda cehaletle, yâni kültürel, ya
da sosyal bilgisizlikle çok fazla ilgili değil. Nite kim, kültürel manada, söz konusu dönemde, zirvede olan
şairler, edipler vardı Mekke'de... Yedi Askı (Mu'allakatu's-Seb'a) denen ve bugüne değin edebî ve sanat
değerlerinden hiçbir şey kaybet meyen şiirler, Arap edebiyat tarihinin birer şaheserleridirler.
O halde cahilliyye, bizim anlayageldiğimiz gibi, "bilgisizlik" demek değildir.

Cahiliyye kelimesi Kur'an-ı Kerim'de de söz konusu edildiğin den, bu kelimenin geçtiği ayetleri ele alır,
incelersek, cahiliyyeden ne kastedildiği iyice anlaşılır. Nitekim Kur'an ayetlerine bakma dan bu ıstılahı
anlamak mümkün değildir. Çünkü neyin cahiliyye olduğunu ilk önce Kur'an öğretmiştir bize... Ve Kur'an
da, Hz. Peygamberin (s.a.s) hadisleriyle açıklandığından, ayrıca onun sünnetine de, yani bu konudaki
hadis-i şeriflere de bakmamız gerekecek.

Önce âyetleri ele alalım:
Cahiliyye kelimesi, Kur'an-ı Kerim'de dört yerde geçmekte dir.
Bu ayetlerde geçen cahiliyye ıstılahını açıklamadan Önce, ayetleri zikredelim:

1- "Bir grup da (münafıklardı). Canları sevdasına düşmüş lerdi. Allah(u Te'âlâ)ya karşı cahiliyet zannı
gibi hakkın dışında bir zan besliyorlardı. (Ve "Bu) işten (galibiyet ve zafer vadinden) bize bir şey (nasib)
var mı" diyorlardı."
Âl-i îmrân sûresi, 154.

2- "Onlar hâlâ cahiliyye (devrinin islâm dışı) hükmünü mü arıyorlar? Şüphesiz ehl-i yakın (iyi kanaat
sahibi olan) bir kavim için, hükmü Allah(u Teâlâ)dan daha güzel olan kimdir?"
Mâide sûresi, 50.

3- "Ey peygamber kadınları, siz (diğer) kadınlardan (herhan gi) biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan)
korkuyorsanız, yılışa rak,(kırıt arak, dikkat çekerek) konuşmayın. Sonra kalplerinde bir maraz
(kötülüğe meyilli) olanlar tama'a düşer(ler). Konuşun ca, yapmacık hareketlerden uzak, ciddi ve ağır
başlı konuşun. Evlerinizde oturun! Evvelki cahiliyye (devri kadınlarının kırıta kınta, süslerini göstere
göstere, sallana saltana yaptıkları gibi) yürümeyin!"
Ahzâb sûresi, 32-33.
.
4- "O kâfirler kalplerine o taassubu, o cahiliyye taassubunu yerleştirdiği sırada idi ki hemen Allah,
resulünün ve mü'minlerin üzerine kuvve-i ma'neviyyesini indirdi, onları takva sözü üzerin de durdurdu.
Onlar da buna çok lâyık ve buna ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. "
Fetih sûresi, 26.

Yukarıda zikrettiğimiz âyet-i kerimelerin ışığı altında, neye cahiliyye denebileceğini şu şekilde
sıralayabiliriz.

1. Münafıkça hareketler.
Bu hususu, özellikle Hz. Peygam ber (s.a.s.)'in Mekke kâfirlerine karşı yapmış olduğu Uhud Sava şı
'nda, Müslüman ordusu içerisinde bulunan münafıkların tav rında müşahade ediyoruz ki, ayet-i
kerimede buna işaret etmek tedir.-Âl-i İmrân, 154.
Ayet-i Kerime'nin tefsirine bakılacak olursa, bu münafıkla rın sırf menfaatleri için savaşa katıldıkları
görülecektir. Gerçekte islâm'a inanmayan bu grup, müslüman görünerek, "ganimet alı-rını" sevdasıyla
savaşa katılmıştı. Uhud Savaşı, müslumanların yenilgisiyle sonuçlanınca da içlerindekini açığa vurup,
"Muham-med hak peygamber olsaydı, bu şekilde yenilmezdi, Allah ona bu Mekke ordusunu
göndermezdi" deyip, Allah'ın tasarrufları hak kında sözler sarfetmeye başladılar ki, bu bir cahili âdetti.
Bunlar, kendilerini müslüman gösterip, güya Hz. Peygamber (s.a.s.)'e da nışıyorlar ve ona, "bu işte
bizim için de yapılacak bir şey var mı?" diye sorular soruyorlardı ki, bütün bu davranışları cahili davra
nışlar idi. Bu münafıklar, bir bakıma alay ediyorlardı Hz. Pey gamberle. Nitekim onlardan bir grup da,
"eğer bizi dinleyip (sava şa gitmesey diler) ölmeyeceklerdi' diyorlardı.-ÂI-İ îmrân, 166-169.
işte bu azılı cahili grubun Özelliği şuydu: Allah yolunda müca deleden alıkoymak!

2. Allah'tan başka, birilerinin hüküm, yâni kanun koymaları;
böyle bir hareketin cahiliyye hareketi olacağı esası. Ancak Allah, müslümanlara ietihad yapabilme
imkanı tanımıştır ki, bu içtiha dın da, Allah'ın kanunlarına, yâni Kur'an'a ters düşmemesi gere kir. Ve
Allah, Hz. Peygamber (s.a.s)'in şahsında, bütün müslü-manlarm Kur'an'la amel etmelerini şu ayetlerle
emrediyor:

"(Habibim) sana da hak olarak kitabı (Kuranı) kendinden evvelki kitab(lar)ı tasdik edici (ve doğrultucu)
ve ona karşı bir şahid olmak üzere gönderdik. O halde aralarında Allah'ın (sana) indirdiği ile hükmet,
sana gelen hakikatden (dönüp de) onların, heva (ve heves)lerine uyma. (Ey Musa'nın, isa'nın,
Muhammed'in ümmetleri) sizden her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi
(topunuzu bir şeriata tabi) bir tek ümmet yapardı. Fakat o, size verdiği (muhtelif şeriatlar dairesi)nde
sizi imtihan etmek için (ayırdı). Öyle ise (hepiniz) hayırlı işlerde birbi-rinizle yarış edin. Zaten hepinizin
en son dönüp gelişi Allah'adır. Artık O, hakkında ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri size (arada) haber
verecektir. (Ve şu emri indirdik:) Aralarında Allah'ın indir diği (vech) ile hükmet, onların keyiflerine
uyma, Allah'ın sana indirdiği (hükümlerin) bir kısmında sana oyun yapmalarından sakın! Eğer onlar
(indirilen hükümleri kabul etmeyip) yüz çevirir lerse bilki Allah, o günahları sebebiyle kendilerini mutlaka
musibete uğratmak istiyordur. İnsanlardan bir çoğu muhakkak ki Allah'ın emrinden dışarı çıkanlar
(güruhu)dur".-Mâide sûresi, 48-49.

Allah, gerek müslümanlarm ve gerekse onların idaresi altın da bulunan gayr-ı müslimlerin mutlaka
Allah'ın koymuş olduğu hükümlerle idare olunmalarını emrettikten sonra, bunu böyle ka bul
etmeyenlerin, cahiliyye dönemindeki şirk kanunlarını iste diklerini söylüyor ve Hz. Peygamber (s.a.s)'i
böylece uyarıyor.

3. Kadınların süslenerek, kırıta kırıta, sallana sallana sokak larda dolaşmasını da
Allah Kur'an'mdacahiliyye âdeti olarak tavsif ediyor ve müslüman kadınlarının böyle yapmamalarım em
rediyor.- Ahzâb sûresi, 32-33.

4. Kabe'yi ziyareti, Müslümanlara yasaklamak.
Hicretin 6. yılı dolarken, Hz. Peygamber (s.a.s.) Mekke devleti ile savaş halinde olmasına rağmen,
aniden Kabe'yi ziyaret etme ye, yani umre yapmaya karar verdi; yanma aldığı sahabesiyle Mekke'ye
hareket etti. Ne var ki Mekke Devleti, Hz. Peygamber (s.a.s.) ve yanında bulunan müslümanlarm
Mekke'ye girerek Kabe'yi ziyaret etmelerine müsaade etmedi. Halbuki, Hz. Pey gamber (s.a.s.) savaş
için değil, Umre için gitmişti Mekke'ye. Yapı lan bütün görüşmelerden bir sonuç alınamadı ve
müslümanlar Mekke'ye sokulmadılar ki Kur'an, Mekke müşriklerinin bu hare ketini "cahiliyye taassubu"
olarak tanımlıyor. Çünkü Mekkeliler, sadece gururlarının manasız inadıyla, Allah evini yasaklamışlar dı
Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ve onun sahabesine. Rahmetli Seyyit Kutub konuyla ilgili ayet-i kerimeyi
tefsir ederken, haklı olarak şunları yazıyor:-Fi Zilâli'l-Kur'an, XIII, 465.

"Mekkeli kâfirler, bir inanç ve sistemi değil, kibri, gururu, övünmeyi ve inadı kalplerine yerleştirerek
Resûlullah'a ve bera berinde bulunanlara karşı dikilip onları Mescid-i Haram'dan alı koyup gönderdikleri
kurbanların yerine ulaşmasına engel olan o cahiliyyet taassubunu kalplerine yerleştirmişlerdir. Bu
yaptıkla rının hiç bir örf ve inançta yeri yoktur. Sırf Araplar kendilerine 'müslümanları zorla Kabe'ye
sokmuşlar' demesinler diye yap maktadırlar. Ve her dinde, örfte menfur kabul edilen günahı sırf bu
cahiliyyet taassubu yüzünden irtikab etmişler ve kudsiyetini kabul ettikleri Beytu'l Haramın hürmetini
çiğneyerek ne cahiliy yet döneminde, ne de müslümanlık devrinde çiğnenmeyen haramaylan
çiğnemişlerdir. Nitekim başlangıçta barışçı bir metod takip etmek hususunda kendilerine yol gösteren
herkese karşı cahiliy yet taassubuna kapılmışlar, Hz. Muhammed (s.a.s.)'i ve berabe rindekileri Beytu'l
Haram'ı (Kabe'yi) ziyaretten alıkoymalarını ayıplayanları aynı cahiliyet taassubu ile karşılamışlardı...
Bütün bu hareketler aslında inatçı ve sapık cahiliyet taassubunun ve ku runtusunun eseridir."

Nasıl olur da, Allah'ın evi, onu ziyaret etmek için gidenlere ya saklanır?
Allah'ın evini kim yasaklayabilir ki?


Hacc ve Umre için böyle bir yasak koyanlar hakkında Allah şöyle buyuruyor:
"Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasını men eden lerden, onların harab olmasına sebep
olanlardan daha zalim kimdir? Onların (hakkı) oralara korkak korkak girmekten başka sı değildir.
Dünyada utanç onların, Ahiret'de en büyük azab da yi ne onlarındır"-Bakara sûresi, 114.

işte bu hareketler, cahiliyye insanlarının hareketleridir.

Cahiliyye'nin ne olduğu, ayet-i kerimelerde bu şekilde anlatı lırken, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'in
hadislerinde de, cahiliyye dediğimiz bu "îslâm zıddı" hareketin ne olduğu biraz daha da açık lık ve
boyutlar kazanmaktadır.

Bir hadis-i şerifte, şöyle buyuruyor Resûlullah (s.a.s.):
"îz ve yara bırakacak şekilde dayak atıp, cahiliyye davası gü denler, bizden değildir. "-Buhari, Cenaiz,
36.

Böylece, birilerine ağır dayak çekip işkence yapmak cahiliyye davası gütmek oluyor. İslâm'ın işkence
karşısındaki tavrını bir başka hadis-i şeriftede, şöyle okuyoruz:

"Öldürmek istediğiniz, kuduz bir köpek dahi olsa, ona işkence yapmayınız."-Buharı, İdeyn, bâb, 19.

El parmaklarına büyük büyük yüzükler takmayı da cahiliyye sayan Resûlullah (s.a.s.), sövmeyi,
hakaret edip, rencide etmeyi de cahiliyye hareketi sayıyor. Nitekim o, Hz. Bilâl-ı Habeşi'nin annesine
sövenEbû Zerre şöyle diyor: "Ya Eba Zerr, sen adamın annesine mi sövdün; sen hâlâ kendisinde
cahiliyye olan birisin!-Buharî, îmam, bâb, 22..

Tabiî cahiliyye'nin en belirgin özelliği şirk'ti;
yâni Allah'ın ya nında başka güçler tanımaktı..


ASR-I SAADET ÖNCESİNDE MEKKE TOPLUMU
Prof.Dr.İhsan Süreyya Sırma