Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9

ABDÜLLKADİR GEYLANİ(KS)okumanız tavsiyesiyle

Din ve İnanç Kategorisi islam (Müslümanlık) Forumunda ABDÜLLKADİR GEYLANİ(KS)okumanız tavsiyesiyle Konusununun içerigi kısaca ->> Abdülkadir Geylani ( K.S) İlâhî İhsân Bismillâhirrahmânirrahîm Belirsiz ve muğlak şeyleri keşfeden Allah’a hamdolsun. Yaratılmışların hayırlısı Hazreti Muhammed’e (A.S.) salât ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    yeni üye seguka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    60
    Rep Gücü
    3151

    rose ABDÜLLKADİR GEYLANİ(KS)okumanız tavsiyesiyle

    Abdülkadir Geylani ( K.S)
    İlâhî İhsân
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Belirsiz ve muğlak şeyleri keşfeden Allah’a hamdolsun. Yaratılmışların hayırlısı Hazreti Muhammed’e (A.S.) salât ü selâm olsun!
    Allah’dan başkasına gönül bağlamayıp ürken, Allah ile gönül alışkanlığı içinde ünsiyet kuran GAVS-I Â’ZAM diyor ki:
    “Cenâb-ı Hak (c.c) Bana (ilham yoluyla) şöyle buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam!
    — Buyur Allahım buyur, emrine âmâdeyim!
    — İnsanlık âlemiyle melekût âlemi arasındaki her hal ve sınır, ŞERİAT’ın kendisidir. Melekût âlemiyle, Allah’a varmanın üçüncü basamağı olan CEBERÛT âlemi arasındaki her hal ve sınır, TARİKAT’ın kendisidir. CEBERÛT âlemiyle LÂHUT (ilâhi âlem) arasındaki her hal ve sınır ise, HAKİKAT’ın kendisidir.”
    Ve sonra Allah (c.c.) şöyle buyurdu:
    — “Ey Gavs-ı Â’zam! Ben, insanda zâhir (belirgin) olduğum kadar hiç bir şeyde zâhir olmadım.”
    Bu beyandan sonra bu kez Ben, Rabbime sordum:
    — Sizin için, size mahsus bir yer var mıdır?
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Yerleri (mekânları) yaratıp oluşturan Benim. Bu bakımdan Benim için hiç bir mekân olamaz, buyurdu.
    — Ya Rab! Sizin yemeniz ve içmeniz olur mu?
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirin yemesi ve içmesi Benim yemem ve içmemdir.
    Ve sonra şöyle sordum:
    — Ya Rab! Melekleri neden ve hangi şeyden yarattın?
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Melekleri insanın nûrundan yarattım; insanları da kendi nûrumdan vücuda getirdim.
    Buyurdu ve şöyle devam etti:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Ben ne güzel istekliyim, insan da ne güzel istenilendir! Binici olarak ne güzeldir İNSAN ve ne güzeldir O’na binit olan varlıklar!
    Rabbim sonra devamla buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! İNSAN Benim sırrımdır; Ben de O’nun sırrıyım. Eğer insan Benim katımdaki mevkiini bilmiş olsaydı, her nefes alıp verişinde “BUGÜN MÜLK KİME AİTTİR?” Âyetini okurdu.
    Ve sonra Rabbim buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! İnsan ne yerse, ne içerse, ne kadar ayağa kalkarsa ve ne kadar oturursa; ne kadar konuşur ve ne kadar susarsa; ne kadar bir iş işler, ne kadar bir şeye yönelir ve ne kadar bir şeyden uzaklaşıp ayrılırsa, mutlaka Ben O’nda bulunuyor ve O’nu harekete geçiriyorum. Çünkü Kudretim her varlığı kapsayıp içine almıştır!
    Rabbim sonra buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! İnsanın cismi, nefsi, kalbi, ruhu, kulağı, gözü, ayağı, dili var ya; işte onların hepsinde Ben varım. Hepsi de Benim tecellimle zâhir olur; Ben onların başkası değilim.
    Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirlik ateşiyle yananı, yoksulluk kırgınlığıyla kırgın bulunanı gördüğün zaman ona derhal yaklaş; çünkü Benimle onlar arasında hiç bir perde yoktur.
    Rabbim yine buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Bir şey yediğin, bir şey içitiğin, bir uykuya yattığın ve her halin uyanık bir kalb ve gören bir göz ile olsun!
    Ey Gavs-ı Â’zam! Bâtında (gizlide) Bana olan yolculuktan mahrum bulunan kimse, zâhiri (açık ve seçik) yolculukla imtihan edilir de, bu yolculuğunda Ben’den ancak uzaklaşmayı artırır.
    Ve sonra devamla Rabbim buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! İttihad (birleşme) öyle bir haldir ki, kelime ile anlatılamaz ve ona bir tabir de verilemez. Bu hal gönülde yer bulup mevcut olmadıkça ittihada inanan kimse küfre düşer. Kim de Hakk’a vuslat peyda ettikten yani Bana gönül yoluyla kavuştuktan sonra gaflet içinde ibadet ederse, o, Allah’a eş-ortak koşmuş olur.
    Rabbim yine buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Kim ezelî (öncesi olmayan) saâdetle mutlu olursa, ona müjde!… Çünkü o, ebediyen rezîl ve rüsvây olmayacaktır. Kim de ezelî şekâvetle (mutsuzluk ve bedbahtlıkla) mutsuz olursa, ona da yazıklar olsun! O artık, bir daha makbul bir insan olmayacaktır!
    Ve yine Rabbim buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Fakirlik ve yoksulluğu insana binek yaptım; bu bineğe kim binecek olursa, çölleri ve vadileri aşmadan önce yüce makama ulaşır.
    Sonra yine buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Eğer insan ölümden sonra meydana gelen şeyleri bilmiş olsaydı, dünyada yaşamayı hiç de temenni ve arzu etmez ve Benim huzurumda her ân ve dakika “YA RAB! CANIMI AL.” diye yalvarırdı.
    Ey Gavs-ı Â’zam! Halkın kıyamet günü Benim katımdaki hüccetleri, sadece “ONLAR SAĞIRDIRLAR, DİLSİZDİRLER, KÖRDÜRLER.” Âyetinin hükmü olacak ve sonra da hasret ve ağlamak…
    Kabirdeki durumları da böyledir.
    Rabbim devamla buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Muhabbet (gönülden gelen sevgi) daima iki taraflıdır; sevgi, sevenle sevilen arasındadır. Seven, sevgiyi aşıp fenâ bulunca sevgilisine kavuşur.
    Rabbim yine buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Ruhları, kendilerine “BEN SİZİN RABBİNİZ DEĞİL MİYİM?” âyeti hitabımdan sonra verdim. Ruhların kendi kalıplarında kıyamete kadar beklemekte olduklarını görüyorum.
    GAVS-I Â’ZAM DİYOR Kİ:
    — (Mâna âleminde) Rabbimi gördüm; Bana buyurdu ki: “Ey Gavs-ı Â’zam! Kim ilimden sonra Ben’den rü’yeti (Beni görmekliği) isterse, hakikat o, rü’yet ilmiyle mahcûbdur, yani rü’yet ilmi ara yerde perdedir. Kim de rü’yetin ilimden başkası olduğunu zannederse, hakikat o, RÜ’YETULLAH ile aldanmıştır.”
    Sonra Rabbim buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Beni gören kimsenin, artık her hâl ve kârda sormaya ihtiyacı kalmaz. Beni görmeyen kimseye ise, sormak fayda vermez. Böylesi söz yönünden perde arkasında kalmıştır. Yani söz, onunla rü’yetullah arasında perde olmuştur.
    Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda fakir, hiç bir şeyi olmayan kimse demek değildir. Bilakis her hususta emir verme yeteneği olan kimsedir. O, bir şeye “Ol” deyince, o da oluverir.
    Sonra yine Rabbim buyurdu ki:
    — Cennetlerde Benim zuhurumdan sonra artık ne ülfet, ne de nimetin değeri kalır. Cehennemde de Benim onlara hitabımdan sonra ne yabancılık kalır; ne de ateşte yanmak!
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Ben her cömert ve âlicenâb kişiden daha cömert ve ihsan sahibiyim ve Ben her merhamet edenden daha merhamet ediciyim.
    Rabbim devamla buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda uyu, ama halkın uyuduğu gibi değil; ancak o takdirde Beni görebilirsin.
    Bunun üzerine Rabbime dedim ki:
    — “Ya Rabbi! Senin katında nasıl uyuyayım?”
    Rabbim buyurdu ki:
    — Bedeni lezzetlerden kesip dondurmakla; nefsi şehvetlerden uzaklaştırmakla; kalbi hatıralardan paklamakla; ruhun zaman mefhumundan ilgisini kesmekle ve zâtını, Zât-ı İlâhiyemde fenâ (yok) etmekle uyuyabilirsin.
    Rabbim yine buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Kendi arkadaş ve yâranlarına de ki: Sizden kim Beni arzuluyorsa fakirliği seçip beğensin; sonra da fakirliğin fakirliğini… İşte bu fakirlik tamamlanınca artık onun ötesinde ancak Ben varım.
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Yarattıklarıma karşı merhametli ve şefkatli olusan, o zaman müjde sana!… Yine müjde sana, eğer yarattıklarıma karşı bağışlayıcı olursan!
    Sonra Rabbim buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Arkadaş ve dostlarına de ki: Fakirlerin davetini ganimet bilsinler. Çünkü fakirler Benim yanımda, Ben de onların yanındayım.
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Ben her şeyin varılacak tek sığınağıyım ve Ben herşeyin nazargâhıyım; dönüş Bana olacaktır.
    Ey Gavs-ı Â’zam! Sen cennete de, ondaki mevcut nimetlere de bakma! O zaman Benim tecellimi vasıtasız olarak görebilirsin. Bunun gibi cehenneme ve ondaki şeylere de bakma; o zaman Benim tecellimi vasıtasız olarak yine görebilirsin.
    Sonra Rabbim devamla buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Cennet ehli, cennet ile; cehennem ehli de cehennem ile meşguldür. Ey Gavs-ı Â’zam! Cennet ehlinden bir kısmı oradaki mevcut nimetlerden Bana sığınırlar. Nitekim cehennem ehli de cehennemin şiddetinden Bana sığınırlar.
    Ve Rabbim buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Benim, Nebî ve Resullerden başka öyle kullarım var ki, onların ahvaline dünya ve ahiret ehlinden hiç bir kimse muttali olamaz; hatta ne cennet, ne de cehennem ehlinden bir kimse, ne cennet bekçisi Rıdvan, ne de cehennem bekçisi Mâlik onların ahvalini bilebilirler. Ben onları ne cennet, ne de cehennem ehli kıldım. Ne sevap ehli, ne de azab ehli eyledim; ne hûri için, ne de gılman için onlara bu imkanı verdim. Tanımasalar bile onlara gönülden inanan kimselere müjdeler olsun!
    Rabbim devamla buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! İşte sen onlardan birisin. Onların şu dünyada alametleri şudur: Bedenleri az yemek ve az içmekten eriyip gitmiştir. Nefisleri şehvetlerden geri kalmış, yanmıştır. Gönülleri hatıralardan paklanıp ütülenmiştir. Ruhları zaman mefhumundan arınıp manevi düzeye kavuşmuştur. Onlar, evet Onlar Bekâ Yârânı’dır, ebedileşen Allah dostlarıdır.
    Likâ nuru (Allah’a kavuşma nuru) ile kavrulmuşlardır
    Ey Gavs-ı Â’zam! Çok sıcak bir günde susamış bir kimse sana gelir ve sen de soğuk suya sahib olur, aynı zamanda suya ihtiyacın da olmazsa, eğer o susamışı sudan men’edecek olursan, şüphesiz ki o zaman sen cimrilerin en cimrisisin. Ve artık Ben, kendimi merhamet edenlerin en çok merhamet edeni olarak tescil etmemle beraber, öylesine susamışları kendi merhametimden nasıl men’ederim?…
    Rabbim yine buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Günah işleyenlerden hiç biri Ben’den uzaklaşmadı ve ibadet ehlinden de hiç bir kimse Bana yaklaşmadı. (Çünkü yakınlık ve uzaklık nisbîdir. Allah’ın ilmi, kudreti ve rahmeti her şeyi içine alıp kuşatmıştır.)
    Ey Gavs-ı Â’zam! Eğer bir kimse Bana yaklaşacak olsaydı, herhalde o, günahkarlardan biri olurdu. Çünkü onlar âciz, yeteneksiz ve pişmanlık duyan kimselerdir.
    Ey Gavs-ı Â’zam! Aczini, yeteneksizliğini bilmek, nurların ve feyizlerin kaynağıdır. Kendini beğenmişlik ise, karanlıkların menbaıdır.
    Ve Rabbim buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Günahkarlar, günahları sebebiyle mahcûbdurlar. (Günah, onlarla ilâhi tecelli arasında bir perde olur.)
    İbadet ehli ise, ibadetleriyle mahcûbdurlar. Bunların ötesinde Benim bir milletim daha var ki, onların ne günah üzüntüleri, ne de taat ü ibadet kederleri olur.
    Sonra Rabbim buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Günahkarları fazilet ve iyiliğimle; kendini beğenenleri de adalet ve azabımla müjdele!
    — Ey Gavs-ı Â’zam! İbadet ve taat ehli, Benim Naim sıfatımı zikretmekte; günah ehli de Benim Rahîm sıfatımı anmaktadır.
    Ey Gavs-ı Â’zam! Ben, günahtan geçtiği zaman günahkar kimseye yakınım; taat ve ibadetini bıraktığı zaman itaatkar kimseye ise uzağım.
    Ve Rabbim buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Halk tabakasını yarattım, Benim güzelliğimin nuruna güç getiremediler. Bu nedenle kendimle onlar arasına zulmet perdesi gerdim.
    Havâssı (seçkin kişileri) yarattım, onlar da Bana komşu olmaya güç yetiremediler. Bu nedenle ilahi nurlarımı kendimle onlar arasına perde yaptım.
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Arkadaş ve yâranına de ki: Onlardan kim Bana kavuşmak istiyorsa, Benden başka herşeyden sıyrılıp çıksın!
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Dünyanın iniş ve yokuşlarından, geçiş ve derbentlerinden çık ki, âhirete ulaşasın! Âhiretin de geçit ve derbentlerinden çık ki Bana kavuşasın!
    Sonra yine Rabbim buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Cisimlerden ve nefslerden çıkıp uzaklaş, sonra da kalblerden ve ruhlardan sıyrılıp çık ve sonra hüküm ve kaydından da çık ki, Bana kavuşasın!
    Ve Ben, Rabbime sordum:
    — Ey Rabbim! Hangi namaz sana daha çok yakındır?
    Rabbim buyurdu:
    — Şu namaz ki, içinde Benden başkası bulunmaz ve namaz kılan da, kıldığı o namazdan gâib bulunur.
    Yine sordum:
    — Hangi oruç Senin yanında daha üstündür?
    — Şu oruç ki, onda Benden başkası yoktur ve o oruçlu da ondan gâib bulunur…
    — Hangi ağlayış Senin katında daha makbuldür?
    — Gülenlerin ağlaması.
    — Hangi gülmek Senin katında daha üstündür?
    — Ağlayanların gülmesi.
    — Hangi tövbe Senin yanında daha faziletlidir?
    — Günahdan korunmuşların tövbesi.
    — Hangi korunma Senin katında daha iyidir?
    — Tövbe edenlerin korunması.
    Ve sonra Rabbim buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! İlim sahibine Benim yanımda hiçbir yol yoktur; ancak imandan uzak bir ilmin yalnız başına sahibini Allah’a kavuşturamayacağını kabul ettikten sonra yol bulabilir. Çünkü imandan uzak bir şekilde o ilmi alıp o vaziyette kalırsa şeytanlaşır.
    Yüce Rabbimi mâna âleminde gördüm ve kendisine sordum:
    Ey Rabbim! dedim, aşkın mânası nedir?
    — Aşk, aşıkla maşuk arasında bir hicaptır.
    Rabbim devamla buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Tövbe etmek istediğin zaman, günah üzüntüsünü iç âleminden; korku ve tehlikeleri gönülden çıkarman gerekir. Bu takdirde Bana ulaşırsın! Aksi halde alay edenlerden, işi alaya alanlardan olursun.
    Ey Gavs-ı Â’zam! Benim harîm-i ismetime girmek istediğin zaman, artık ne mülk ve melekûte ve ne de ceberûta iltifat etme. Çünkü mülk âlimin şeytanıdır; melekût ârifin şeytanıdır; ceberût vâkıfın şeytanıdır. Bunlardan birine razı olan kimse, Benim katımda koğulmuşlardan sayılır.
    Ey Gavs-ı Â’zam! Mücâhede, müşâhededen bir denizdir. Bu denizin balıkları orada bekleyenlerdir. O halde müşâhede denizine girmek isteyen kimsenin, mücâhedeyi seçip beğenmesi gerekir. Çünkü mücâhede, müşâhedenin ayıdır.
    Sonra Rabbim bana buyurdu ki:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! İstekliler için mücâhede lazımdır; Bana olan lüzumları gibi.
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Kullarımdan Bana en sevgili olan, anası - babası ve evlâdı bulunduğu halde kalbi Benimle meşgul bulunan kimsedir. O kadar ki, babası ölecek olursa onun için hiç bir üzüntü taşımaz. Evladı ölecek olursa, evlad üzüntüsü diye bir hali görülmez. İşte kulum bu mertebeye yükselince, artık o Benim yanımda babasız ve evladsızdır.
    Ve Rabbim buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Benim sevgim sebebiyle baba yokluğunun tadını hissetmeyen kimse, Vahdâniyet ve Ferdâniyet lezzetini bulamaz.
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Bir yerde Bana bakmak istediğin zaman, içinde Benden başkası bulunmayan bir gönül seç!
    Dedim ki:
    — Ya Rab! İlmin ilmi nedir?
    — İlmin ilmi, ilimden yana bilgisizliktir, diye buyurdu ve sonra devam etti:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Gönlü mücâhedeye meyleden kula müjde olsun!… Gönlü şehvetlere meyleden kula da yazıklar olsun!
    Gavs-ı Â’zam diyor ki:
    — Rabbimden Mi’rac hakkında sordum. Rabbim buyurdu ki:
    — Mi’rac, Benden başka her şeyden sıyrılıp yükselmektir. Böyle bir mi’racın kemâli yükselme ve huzurda sağa - sola iltifat etmemektedir.
    Ve sonra Rabbim şöyle devam etti:
    — Ey Gavs-ı Â’zam! Benim katımda Mİ’RAC’ı olmayan kimsenin namazı namaz sayılmaz. Namazdan mahrum olan kimse, Benim yanımda mi’racdan da mahrumdur.
    Ve burada Azîz ve Celîl olan Allah’ın sebepleri kolaylaştırmasıyla GAVSİYYE, ki buna Mİ’RACİYYE de denir, tamamlandı.
    Kaynak:Füyuzat-ı Rabbaniyye
    [1] Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri yemekten, içmekten münezzehtir. O’nun (cc) şanı yücedir. Bütün kemal sıfatlarla sıfatlıdır.. Eserin bu ibaresi zahirî mânâ ile anlaşılmaz. Aşağıdaki hadîs-i şerifi okursak ne denilmek istendiğini anlarız. Resûlullah (sav) Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    "Kıyamet günü Allah-ü Teâlâ (cc) kuluna:
    - Ey Ademoğlu, Ben acıktım, Beni yedirmedin. O şahıs:
    - Seti âlemlerin Rabbisin (cc), ben Seni nasıl yedirecektim yâ Rab (cc), der. Allah-ü Teâlâ (cc):
    - Aç olan din kardeşin sana geldi de sen onu yedirmedin, eğer onu yedirseydin, Beni yedirmiş gibi olurdun, buyurur.” -Müslim (ra), Ebû Hureyre’den (ra) rivayet etmiştir

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye cumleci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nerden
    Muhsinler Ölmez!
    Mesaj
    149
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8409
    Himmet Ya Abdulkadir Geylani!

  3. #3
    bursali68
    Misafir..
    Abdülkadir Geylani ( K.S)
    İlâhî İhsân
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Belirsiz ve muğlak şeyleri keşfeden Allah’a hamdolsun. Yaratılmışların hayırlısı Hazreti Muhammed’e (A.S.) salât ü selâm olsun!
    Allah’dan başkasına gönül bağlamayıp ürken, Allah ile gönül alışkanlığı içinde ünsiyet kuran GAVS-I Â’ZAM diyor ki:
    “Cenâb-ı Hak (c.c) Bana (ilham yoluyla) şöyle buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam!
    — Buyur Allahım buyur, emrine âmâdeyim!
    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::
    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::
    İNCİL
    RESULLERİN İŞLERİ
    9. Bölüm
    1-2Saul ise Rab'bin öğrencilerine karşı hâlâ tehdit ve ölüm soluyordu. Başkâhine gitti, Şam'daki havralara verilmek üzere mektuplar yazmasını istedi. Orada İsa'nın yolunda yürüyen kadın erkek, kimi bulsa tutuklayıp Kudüs'e getirmek niyetindeydi.

    3Yol alıp Şam'a yaklaştığı sırada, birdenbire gökten gelen bir ışık çevresini aydınlattı.
    4Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, «Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?» dediğini işitti.
    5Saul, «Ey efendim, sen kimsin?» dedi.«Ben, senin zulmettiğin İsa'yım» diye cevap geldi.
    6«Haydi kalk ve kente gir, ne yapman gerektiği sana bildirilecek.»
    7Saul'la birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutuldu, oldukları yerde kalakaldılar. Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler.
    ===============================

    Merhaba,

    Sonuçta inanç / itikat,söylenebilecek çok fazla bir şey yok.Biri Allah ile ilham yoluyla da olsa " KONUŞUYOR !!! " , diğeri Saul (Pavlos) göğe alınmış olan Hz.İsa ile "KONUŞUYOR "...

    Benzerliklerdir enteresan olan.Şimdi acaba Saul ( Pavlos ) da DOĞRU mu söylüyor ?Yani adamı boşu boşuna mı " yerin dibine " sokup sokup çıkarıyoruz.

    Biri İslam dininde " Doruk Noktada " ,diğeri ise Hristiyanlıkta " Doruk Noktada ".

    Dikkatimi çekti...

    Sağlıcakla kalınız.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nerden
    İst.
    Mesaj
    404
    Rep Gücü
    13435
    Evliyaların şahı ne dwmişse doğrudur benim için.
    Çünkü o ömrü boyunca hakkı söylemek ve hakka taraftar olmaktan başka bir şey yapmamıştır.
    Biz şahlarımızı başlarımıda tutalım ve böyle bilelimde, Başkası pavlok'u istedikleri yere sokup çıkarsın.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    SUPHANALLAH.....

    Himmet Ya Abdulkadir Geylani!

    "Ey iman edenler! Allah'tan nasıl korkmak gerekirse öyle korkun ve siz ancak Müslümanlar olarak ölünüz." (Al-i İmran; 3/103)

    "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dosdoğru söz söyleyin. O da amellerinizi lehinize olmak üzere düzeltsin, günahlarınızı da mağfiret etsin. Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşla kurtulmuş olur." (el-Ahzâb; 33/70-71)

    “Size Rabbinizden indirilmiş olana tâbi olun. Onun dışında velilere (dostlara) tâbi olmayın. Ne de az hatırlıyorsunuz (öğüt alıyorsunuz).”(A‟raf 3)


    Bir hadiste “Biz Beni Amir heyeti olarak Rasulullah’a gittik ve sen bizim büyüğümüzsün dedik Hz. Peygamber (s.a.v.) “Büyük olan Allah’tır” dedi biz “sen fazilet bakımından bizim en üstünümüzsün, vermek bakımından bizim ileride olanımızsın” dedik peygamber “sakın fazla ileri gidip de şeytanın elçileri olmayınız.” Buyurdu.

    [1] Ebu Davud (Mutarrif)


    Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki; “Her kim bizim bu işimizin (yani dinimizin) içine, ondan olmayan bir şeyi yeniden sokarsa (o yaptığı iş) merdudtur, başına çalınır.”


    [2] Buhari-Müslim

    şimdi bu konuyu açan arkadaşım yazdıklarını oku bakalım tekrar tekrar... ALLAH C.C dan kork....

    O yukardaki sözünü alıntıladığım arkadaşım .....

    Himmet ancak ALLAH C.C dandır..

    (Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. (2/107)

    Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkâr edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır. (2/257)

    De ki: "O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, (hep) besleyen (hiç) beslenmezken, ben Allah'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın müşriklerden olma." (denildi.) (6/14)

    Hiç şüphesiz, benim velim Kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor. (7/196)

  6. #6
    - Çevrimdışı
    yeni üye seguka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    60
    Rep Gücü
    3151
    Alıntı Ma-i Nisan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evliyaların şahı ne dwmişse doğrudur benim için.
    Çünkü o ömrü boyunca hakkı söylemek ve hakka taraftar olmaktan başka bir şey yapmamıştır.
    Biz şahlarımızı başlarımıda tutalım ve böyle bilelimde, Başkası pavlok'u istedikleri yere sokup çıkarsın.
    Canım benim ağzına sağlık yükümü üstümden aldın valla...

  7. #7
    - Çevrimdışı
    yeni üye seguka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    60
    Rep Gücü
    3151
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    SUPHANALLAH.....



    "Ey iman edenler! Allah'tan nasıl korkmak gerekirse öyle korkun ve siz ancak Müslümanlar olarak ölünüz." (Al-i İmran; 3/103)

    "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dosdoğru söz söyleyin. O da amellerinizi lehinize olmak üzere düzeltsin, günahlarınızı da mağfiret etsin. Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşla kurtulmuş olur." (el-Ahzâb; 33/70-71)

    “Size Rabbinizden indirilmiş olana tâbi olun. Onun dışında velilere (dostlara) tâbi olmayın. Ne de az hatırlıyorsunuz (öğüt alıyorsunuz).”(A‟raf 3)


    Bir hadiste “Biz Beni Amir heyeti olarak Rasulullah’a gittik ve sen bizim büyüğümüzsün dedik Hz. Peygamber (s.a.v.) “Büyük olan Allah’tır” dedi biz “sen fazilet bakımından bizim en üstünümüzsün, vermek bakımından bizim ileride olanımızsın” dedik peygamber “sakın fazla ileri gidip de şeytanın elçileri olmayınız.” Buyurdu.

    [1] Ebu Davud (Mutarrif)


    Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki; “Her kim bizim bu işimizin (yani dinimizin) içine, ondan olmayan bir şeyi yeniden sokarsa (o yaptığı iş) merdudtur, başına çalınır.”


    [2] Buhari-Müslim

    şimdi bu konuyu açan arkadaşım yazdıklarını oku bakalım tekrar tekrar... ALLAH C.C dan kork....

    O yukardaki sözünü alıntıladığım arkadaşım .....

    Himmet ancak ALLAH C.C dandır..

    (Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. (2/107)

    Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkâr edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır. (2/257)

    De ki: "O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, (hep) besleyen (hiç) beslenmezken, ben Allah'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın müşriklerden olma." (denildi.) (6/14)

    Hiç şüphesiz, benim velim Kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor. (7/196)
    Diyanet İşleriA’RAF 7/3. Rabbinizden size indirilen Kitap’a uyun, O’ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.
    Yaşar Nuri ÖztürkA’RAF 3.Rabbinizden size indirilene uyun; O’nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
    Allah adını canı gönülden anan bendeki Allah sevgisini kendinde olanıyla bin kat daha arttıran herkesi başımın üstünde taşırım.Bu sizde olabilirsiniz bir mürşit edinmek bir tarikata tabi olmak şu an için bana çok uzak ben sadece benim hoşuma giden bir yazıyı paylaştım rivayettir veya gerçektir Allahu Tealanın bileceği iştir .dinimiz birdir kitabımız Kuran-ı Kerimdir sizin beni Allah korkusu olmayan bir insanmış gibi göstereceğiniz kadar farklı düşüncelere sahip değiliz bende önce Kuran-Kerim'i baz alıyorum ama benden binlerce kez üstün Allah bilgisi olanlarada saygımı kaybetmiyorum .Siz söyleyin kimi es geçeyim Mevlana yımı,İmam-Rabbani yimi,AbdülKadir Geylani yimi,Hacı Bayram-ı Veli yimi..........hangisini !!ben onlar kadar özümseyerek hayatımın her anını her saniyesini Allah iman ve insan için geçirebiliyormuyumda onları es geçip Ya Allah Bismillah diyebileyim.Yazılanlar birdir ama fikirler farklıdır takdir edersiniz ki.siz'' dostlar edinmeyin''i ;''Allahı anlatan başkalarını baz almayın'' anlarsınız ben ;''imansız olanları ''anlarım ne yapayım nacizane aklım buna yatıyor;galiba bir farkımız bu .Sizede çok teşekkür ederim uyarınız için şimdi sizide baz alacağım düşüneceğim veya yazacağım şeylerde .SAYGILARIMLA

  8. #8
    - Çevrimdışı
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Cenâb-ı Hak (c.c) Bana (ilham yoluyla) şöyle buyurdu:
    — Ey Gavs-ı Â’zam!
    — Buyur Allahım buyur, emrine âmâdeyim!

    Abdül kadiri geylani hz çok büyük bir evliya olduğunu biliyoruz..Ama dikkatimi çeken bişey oldu
    Cenabı Allah , bilinen 124 bin peygamberlerinden sadece hz Musa , hz ibrahim , ve iki cihan serveriyle muhatap oldu ve konuştu


    Allah dininin yayılması için görevlendirdiği peygamberleri dururken , artı islamiyeti resulallahtan öğrenen , ve onun sünneti seniyesini yaşayan hz Ebubekir, hz Ömer,hz Osman ve hz Ali dururken
    neden Abdül kadiri geylani ?


    Artı, peygamber efendimizden sonra ilham yoluyla bile olsa ki bu da bir çeşit vahiy oluyor... asla kimseye vahiy gelmemiştir.
    Konu Venhar tarafından (24-03-2010 Saat 09:37 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    - Çevrimdışı
    yeni üye seguka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    60
    Rep Gücü
    3151
    [QUOTE=mekselina;266346]Abdül kadiri geylani hz çok büyük bir evliya olduğunu biliyoruz..Ama dikkatimi çeken bişey oldu
    Cenabı Allah , bilinen 124 bin peygamberlerinden sadece hz Musa , hz ibrahim , ve iki cihan serveriyle muhatap oldu ve konuştu


    Allah dininin yayılması için görevlendirdiği peygamberleri dururken , artı islamiyeti resulallahtan öğrenen , ve onun sünneti seniyesini yaşayan hz Ebubekir, hz Ömer,hz Osman ve hz Ali dururken
    neden Abdül kadiri geylani ?


    Artı, peygamber efendimizden sonra ilham yoluyla bile olsa ki bu da bir çeşit vahiy oluyor... asla kimseye vahiy gelmemiştir.[/QUOT


    --------------------------------------------------------------------------------------------------------


    Aslında sizin sorduğunuz soruyada Ammar ın cevabına karşın yazdıklarımla cevap verebilirim. dediğim gibi rivayettir veya gerçektir benim hoşuma giden bir yazıydı paylaştım hata yaptıysam önce Allah affetsin sonucunda benim kalemimden çıkan bir yazı değil ama benim için iyi oldu desem yeri var bu paylaşımın haklı fikirleri olduğuna inandığım şahsiyetlerle diyalog fırsatı yarattı bana .baktığınız zaman toplumumuzun büyük bir kısmı ilham yoluyla yazdırılmış(??) eserlere tabi yaşamıyorlarmı bahsettiğim tabiki Kuran-ı Kerim değil haşa!!her fikre saygım var sonuçta fikirler yaşam şartları ,eğitim,zorunluluk,gelenek ....vs. ile oluşmuyormu?herkes özgür irade ile inancını yaşamıyor en nihayeti, en azından birilerinin etkisinde bir şekilde kalıyor .Abdülkadir Geylani ve cümlesi tabiki yüksek mertebeli insanlar gerek bilgileri gerek dine yakınlıkları ha amaç onları peygamber olarak (ki kimilerine neredeyse bu sıfat zikirle olmasada fikirle yakıştırılıyor) görmek değil saygımızı sunmaktır.Ben körü körüne inandığım bir şeyi paylaşmadım burada izninizle tekrar dikte ediyorum sadece hoşuma giden bir yazı .sonucunda bu forum sitesinde herkes sadece sabit inandıklarını paylaşmıyor her tarzda her konuda paylaşımlar var kimi doğru kimi yanlış Allah akıl vermiş insanoğluna doğruyu yanlışı bu akılla eleme gücünüde yanına katmış hamdolsun.
    ilginize teşekkür ederim

Benzer Konular

  1. Abdulkadiri Geylanı ( k.s) Son vasiyeti.....
    Ma-i Nisan Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 31-01-2012, 04:36 PM
  2. ABDULKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ
    Karakarizma Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-04-2007, 09:48 AM
Yukarı Çık