1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 14

Son nebinin varisi mehdi resul kimdir?

Din ve İnanç Kategorisinde ve islam (Müslümanlık) Forumunda Bulunan Son nebinin varisi mehdi resul kimdir? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> SON NEBİNİN VARİSİ MEHDİ RESUL KİMDİR ÖNSÖZ “Vallahu mutimmu nurihiy velev kerihel kafirun.” Saf-8 “Allah, nurunu tamamlacaktir. velev ki kafirler ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resul kimdir?

    SON NEBİNİN VARİSİ MEHDİ RESUL KİMDİR
    ÖNSÖZ

    “Vallahu mutimmu nurihiy velev kerihel kafirun.” Saf-8 “Allah, nurunu tamamlacaktir. velev ki kafirler hoslanmasa da.” demektedir ayet-i celile.1406 Cemaziyeevvel 7, 1986 yılı Ocak ayının 17.Cuma gunu insanlik tarihinde yeni bir dönemin baslangicidir.1986 yili Ocak ayinin 16.Persembe gununu Cuma gunune baglayan gece indi ilahi’de onemli bir merasim yapilmakta idi.O gece,seher vaktinde,uzerine “La ilahe illallah” yazan Liva-ı Hamd, indi ilahi de bir tahtin uzerinde yerini aliyordu.Bu taht,som altindandi ve uzeri cesitli mucevherlerle tamamen orulmustu.Tahtin uzerinde oturan Zat’in, baskalarindan Farklı yedi ozelligi vardir.Taht, huzur namazi safhalarinin sol tarafinda,diger velayet tahtlari ile birlikte fakat digerlerinden yuksekte idi.
    Muhakkakki Allahu Zulcelal Hazretleri,bu merasimi gonul gozu acık bircok evliyasina gosterdi.Evliyatullahtan bazilarina tahtta oturan zat gosterildi.Tahta oturan zatı gorenler,7 isaretini de gorenlerdir.Bu yedi isaret,asrimizin halifesi MEHDi (A.S)’i tanimlamaktadir.Mehdi, hidayete eren veya hidayete vesile demektedir.Hususi ve sahsi bir tarzda, Allah’in hidayetine mazhar olan,kendisine Cenab-i Hak tarafindan yol gosterilen manasidir.Kendisine Mehdi’yi Resul,Mehdi’yi muntazirda,denir.Mehdi’yi Resul,Mehdi A.S’in Peygamber olmayan bir resul olusunun ifadesidir.Mehdi’yi muntazir ise,kiyameti bekleyen Peygamber Efendimiz’in soyundan gelen bir zat olmasini ifade eder. O’nun vasiflarini Said-i Nursi Hazretleri söyle anlatmistir:
    “islamiyet’i Kur’an’i eserleriyle mudafaa eden ve Kur’an’in ve imanin hakikatlerini izah eden ve ispat eden....
    Taklidi imanlari tahkiki imana tedbil eden....Ehl-i imani ikaz edip uyaran....Her haliyle Peygamber Efendimiz (A.S.V)’e tabi olan...Evliyaullahtan,muhacid,ferid...Cadde-i Kubra’dan (Sırat-i Mustakiym’den) Sırat-i Mustakiym’i Kur’aniye yolunda giden ve Sırat-i Mustakiym’i gosteren...ZAMANlN REHBERi...Kadir-i Zulcelal Mehdi ile islam aleminin karanliklarini dagitabilir ve vaadetmistir vaadini elbette yapacaktir.”
    iste beklenen Mehdi A.S gelmistir.Çunku dunyada ve Turkiye’de islam yasanmiyor.Seriat kaideleriyle yasamak degildir.Cunku seriat ek******.Cunku Kur’an-i Kerim’deki insani cennet mutluluguna ve dunya mutluluguna ulastiran farzlar bugun uygulanmakta olan seriatin muhtevasinda yoktur. Bu sebeple seriat uygulanan hicbir islam ulkesinde de islam yasanmamaktadır.
    “Biz İslam’in 5 sartini yerine getiriyoruz” diyenler de islam’i yasamiyorlar. “Turkiye’ye seriat gelirse islam’i yasariz” diyenler bugun yasamadiklari gibi o gun de yasamazlar. Cunku islam bundan 1400 sene evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahabe tarafindan yasandi.islam deyince Kur’an-i Kerim’deki islam anlasiliyorsa,bu islami sahabe yasadı bir butun olarak.Bugun islam’dan,sahabeyi islam yapan buyuk parcalar kopmustur.

    a) iNSANi CENNET SAADETiNE ULASTlRACAK FARZLAR:
    1-Ruhun,Allah’a olumden once ulasması konusunda verdigi MiSAK (9 defa farz)
    2-Nefsin Allah’a tezkiye olma konusunda verdigi YEMiN (3 defa farz)
    3-Fizik vucudun Allah’a,seytana kul olmaktan kurtulup Allaha kul olma konusunda verdigi AHD (3 defa farz)
    b) CENNET SAADETiNE,DUNYA SAADETiNE DE EKLEYECEK FARZLAR:
    4-irsad
    5-Daimi Zikir
    6-Teslimler
    c)Diger Farzlar:
    7-Murside ulasmak
    8-Sırat-i Mustakiym’e ulasmak
    9-Takva sahibi olmak
    10-Seyyiate salihatla mukabele etmek
    11-Tovbe-i Nasuh
    Yeter mi? Yetmez.Kur’an kavramlari da islamdan koparilmis.Asil anlamlari yok edilerek hicbir hedefe ulastirmayan yuvarlak laflara donuşturulmustur.Mumin Olma, Hidayet,Dalalet, Sirati Mustakiym,Takva sahibi olmak,Teslim, Zikir, Ehl-i Zikir, Zuhd, ihlas, Ulu’l Elbab, Tezkiye, Tasfiye, Resul, Mursid, Amilussalihat, Birr, Abd, Abid, irfan, Hikmet, Tovbe, Magrifet...
    lste yukaridaki farzlar islamdan kopmus sa, bugunku islam ogretisi ve tatbikati ile kimse cennete gidemeyecekse bu, iblisin korkunc bir tuzagidir.lste bu durumda elbette kaybolan sunnetleri yeniden hayata gecirecek birini, Allah Teala gonderecekti.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor:
    O adam benim soyumdandir ki,sunnetim uzere mucadele verir.Benim vahy uzere mucadele verdigim gibi.
    O’nun mucadelesi baslamistir;Kur’an hakikatlerini kopartirdiklari yerlerine oturtmak Kur’an’daki islami yeniden tesis etmek uzere.Bu sayfamiz Mehdi (A.S)’in ayet ve hadislerinin rehberliginde, evliyanin sozleriyle ozelliklerini zikir ehlinin dilinden anlatir.Fakat ne yazik ki,onun getirecegi yeniliklere karsi ilk feryadi basanlar,din adamlari (sadatlar ve kubera) olacaktir.Pek cok kisiyi peslerinden cehenneme surukleyeceklerdir. Ahzap,67-68 Oluyor da.
    Nefs terbiyesinden haberleri olmadigi icin,nefslerine tabi olduklari surece nefret kin ve haksizlik, onlarin siaridir. Her turlu iftirayi atarlar.Mehmet Akif Ersoy bu sarikli sozde din alimleri icin;
    “...Bayadan da asagı bir tursu,Bab-i fetva denilen daire ummi kogusu” der.lste faydasiz ilmin sahibi, kendini alim sanan bu ummilerin aydinlanması icin,yapilan iftiralardan olusan haksizligi telafi etmek ve kamuoyuna dogrulari bildirmek zorunlu oldugu icin bu sayfamizi hazirladik.Nurlu,aydinlik ve mutluluga muhakkak ulastiracak olan gercek lslam’i yasatacak Mehdi Resulu taniyip Liva-i Hamd bayragi altinda birlesmekte acele etmeniz dilek ve dualariyla.

    (devam edecek..)

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?

    Ayet ve hadislerin rehberliginde ve kendisine yapilan iftiralara cevaplarla

    Mehdilik kavrami bugun butun lslam aleminde tartisilmaktadir.Dini insanlara ogretmekle vezifeli bir kisim profesorlere gore mehdilik diye bir sey yoktur.Bu tamamen dinimize bidat olarak girmistir,insanlari bos hayallerle beslemekten baska bir ise yaramamaktadir.Bu fikrin temsilcilerinin basında Yasar Nuri Ozturk,Huseyin Atay ve ulkemizdeki diger temsilcileri gelmektedir.
    Din konusunda bir hukum vazedilirken,bu hukmun mutlaka Kur’ani Kerim ayetlerine dayanmasi lazimdir.Cunku hukmun sahibi Allah’tir.O zaman tartisilan bu kavram ne manaya gelmektedir,evvela onun bir tarifini verelim: Mehdi,hidayete ermis kisi demektir; ama ayni zamanda hidayete erdiren manasina da ihtiva ediyor.Buradan hareketle acaba Rabb’imizin hukumlerini ihtiva eden Kur’ani Kerim’e gore mehdilik var mi, yok mu insallah delilleriyle sizlere ifade etmek istiyorum.Kur’an-i Kerimi inceledigimiz zaman Al-i imran Suresinin 81.ayet-i kerimesi karsimiza cikmaktadir.Bu ayet-i Kerimeye gore Yuce Rabb’imiz soyle buyuruyor:
    “Ve iz ehazallahu miysakannebiyyiyne lema ateytukum min kitabin ve hikmetin summe caekum resulu musaddikun lima ma’akum letu’minunne bihi ve letensurunneh, kaale eakrertum ve ehaztum ala zalikum isriy, kaalu akrerna, kaale feshedu ve ene ma’akum minessahidiyn.” Allah ezelde butun nebilerden misak almıs. “Size kitap ve hikmet verdim. Sizden sonra bir resulumuz gelecek,size verdigim kitap ve hikmeti tasdik edecek. Siz O’na iman edeceksiniz ve O’na yardim edeceksiniz.Bu agir sozu uzerinize aldiniz mi?” “Aldik” diyorlar, “ikrar ettik” diyorlar. “Sahit olun, Ben de sizinle birlikte sahitlerdenim. Al-i imran-81
    Yasar Nuri ozturk ve taraftarlarina gore,vekillik muessesesi Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’le bitmistir.O’ndan kimse Allah’in vekaletine tayin edilmeyecektir. Kisacasi Allah’in atamasi (tayini) Peygamber Efendimiz (s.a.s)’le son bulmustur.
    Ama bu ayet-i kerimeyi inceledigimiz zaman,butun nebilerden Allahu Teala misak aliyor.(Nebilerin hitaminda,kendilerinden sonra bir resul gelecek.) lste lslam aleminin beklemekte oldugu Mehdi Resul bu ayet-i kerimede tarif ediliyor.Gercekten Ahzab Suresinin 7.ayet-i kerimesini inceledegimiz zaman, Allahu Teala:
    Ve iz ehazna minennebiyyiyne miysakahüm ve minke ve min nuhın ve ibrahiyme ve musa ve iysebni meryeme
    Nebilerin misakını aldığı zaman Senden de, Nuh’tan da, İbrahim’den de, Musa’dan ve Meryemoğlu İsa’dan da aldık. buyrulmuştur. Ahzab-7
    Sen’den deyince bu ayet-i kerimede Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz de,Allah’ın kendisinden misak aldığı bir kişi olarak çıkıyor.Misak alınan nebilerin arasında Peygamber Efendimi (s.a.v)’de varsa, bu demektir ki Peygamber Efendimiz (s.a.v)’den sonra Allahu Teala’nın vazifeli tayin edeceği bir resul vardır.Allahu Teala Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’in son nebi olduğunu Ahzab Suresinin 40.ayet-i kerimesinde açıklıyor.
    “Ma kane muhammedün eda ehadin min ricaliküm,ve lakin resullahi ve hatemennebiyyin.” Hz.Muhammed (s.a.v) içinizden hiç kimsenin babası değildir. O, Allah’ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur. Ahzab-40
    Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz hatem-ül enbiya olmasına rağmen,Allahu Teala Al-i İmran Suresinin 81.ayet-i kerimesinde Kendisinden de misak almış ve hatem-ül enbiya Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’den sonra’da, Allah (C.C) tarafından bir resulün vazifeli kılınacağını Rabb’imiz bize haber vermektedir.İşte bu resul,Mehdi Resuldür.Yine Rabb’imizin ayetlerine baktığımız zaman, Mehdi Resul’ü ispat eden başka deliller de var.
    “Fertekıb yevme te’tiyyssema’ü bidühanin mübiyn yağşennas,haza azabün eliym rabbenekşif annel’azabe inna mü’minun enna lehümüzzikra ve kad caehüm resulün mübiynün sümme tevellev anhü ve kaalu mu’alemün mecnun.”
    Semanın apaçık bir dumanla kaplandığı günleri gözetle. O gün insanlar korkacak ve “Bu Allah’tan bir elim azaptır.” diyecekler. “Rabbimiz bizden bu azabı kaldır, biz müminleriz” Ama onlar için ögüt alıp düşünmek nerede?Aynı zamanda mü’min olmanız için size (biz mü’minleriz diyenlere) apaçık bir resulümüz geldi. Ama siz O’ndan yüz çevirdiniz. Ve siz O’na ögretilmiş bir deli dediniz. Duhan Suresi-10,11,12,13,14
    İslam’daki mehdilik inancına karşı çıkan Prof.Yaşar Nuri Öztürk, Allahu Teala’nın resul olarak gönderdiği Mehdi Aleyhisselam’la bir özel TV programında beraber oldular.Bu programda bir taraftan nefsin temsilcileri:Yaşar Nuri Öztürk,Hüseyin Hatemi,Ayhan Songar,Hüseyin Atay ve bunların vaz’ettiği zanları tescil eden,programı yürüten Hulki Cevizoğlu;öbür yandan da Allah’ın temsilcisi Efendimiz,Mehdi Resul vardı.
    Olay nefsin taraftarlarının (şeytanın taraftarlarının) Efendimizi mahkum etmesiyle noktalandı.Özellikle Ayhan Songar, Efendimizi “delilikle” itham etti.Bu olay Duhan Suresinin 10,11,12,13 ve 14 ayet-i kerimelerinin de aynı zamanda ispatı idi.İşte bu olayla Efendimize bağlı olanların bir kısmı O’dan yüz çevirdiler ve fıska düştüler.Ya Duhan işaretini ne olarak almamız lazım? Allah’ın ayetleri evrenseldir.Her dönemde, her zaman da Kur’an yaşanıyorsa, bu ayet-i kerimenin ihtiva ettiği temel özellikler her dönemde vardır.Ama bizim beklediğimiz Mehdi a.s Efendimiz ise, o zaman semayı kapayan duman olayının kaynağı nedir? Biliyorsunuz Irak Kuveyt’e saldırdığı zaman,Petrol kuyularını ateşe verdi ve bunun sonucunda semayı kesif bir duman kapladı.Muhtemeldir ki, bu dumandan etkilenen yörenin insanları,mü’min olmak hasebiyle Allah’a el açmışlardır: “Rabb’imiz bizden bu azabı kaldır, biz mü’minleriz.” Ama Mü’min olmak,babadan dededen gelen İslam’ın beş şartıyla amel etmekle değil,kişinin Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşide tabi olmasıyla tahakkuk eden bir olaydır.Onlar bu gerçeği bilmedikleri için. “Biz mü’miniz, bizden bu azabı kaldır” diyorlar.Rabb’imizde buyuruyor ki: “Bu olay sizin için bir nasihattır.Ama mü’min olmak istiyorsanız, size apaçık bir Resulümüz geldi.”
    İşte bugün Mehdi Resul, Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i temsilen bütün insanlığa gönderilmiş tir.O gönderilen bir hidayetçidir.Hidayeti dileyen herkes, O’nun eliyle İnşallahu Teala hidayete erecektir.
    Görülüyor ki Mehdilik konusunun araştırması yapıldığında, Kur’an-ı Kerim bu konunun ispatı için delillerle doludur. Öyleyse Yaşar Nuri Öztürk ve tayfası bu kavrama karşı çıkmakla gerçekte Allah’ın hükmüne karşı çıkan bir insanın akıbeti nedir,diye bir sual gelirse bize, bu sualin cevabını Maide Suresinin 44.ayet-i kerimesinde görüyoruz.Allahu Teala şöyle buyuruyor:
    “Ve men lem yahküm bima enzellalahü feulaike hümülkafirun.” Kim Allah’ın hükümleriyle hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendisidir. Maide-44
    O halde Yaşar Nuri Öztürk, Hüseyin Atay ve taraftarları mehdilik inancına karşı çıkmakla, bu ayet-i kerimeler gereğince, Allah’ın hükmüne karşı çıkmış oluyorlar.Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenlerin de “Kafir” olduğunu, Allahu Teala’nın bu ayet-i kerimesi ile bize ispat ediyor.Bir kısım insanlar da, kuzu postuna bürünmüş kurtlar gibi, “Evet, ahir zamanda mehdi gelecektir ama beklediğimiz mehdi sizin Hocanız değildir” diyorlar.Bu tip insanlar da zaman, mekan ve kavim itibarıyla Allah’ın ayetlerini saptırmaktadırlar.Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’in bu konuda vaz’ettiği hadisleri de kendilerine göre yorumlayarak konuyu ispatlamaya çalışmaktadırlar.Bu grubun da aramızda bir çok temsilcileri vardır.Halbuki Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’in gelecekle alakalı hadisleri sözkonusu olduğu zaman,bunların çoğunun müteşabihat nevinden olduğunu görüyoruz.Bunların ihtiva ettikleri Arapça mana ile, Allah’ın ulaştırmak istediği mesajın birbirinden farklılığı söz konusudur.Yani gelecekle alakalı hadisler mecazi bir manayı ihtiva etmektedirler.Öyle olunca bu müteşabihatı gözardı eden bir kısım insanlar o hadislere salt Arapça manayı vermek suretiyle olayı saptırmaktadırlar. Eğer insanlar bir imtihan yaşıyorlarsa imtihan perdeli olması kadar doğal birşey yoktur.Dolayısıyla biz de Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’i bu neviden müteşabihat olması noktasında hemfikiriz. Kur’an-ı Kerim ayetlerini de bu istikamette işaretler ihtiva ediyor.
    “Hüvelleziy enzele aleykelkitabe minhu ayatün muhkematün hünne ümmilkitabi ve üharü müteşabihat” Sana Kitabı indiren Odur, Ondan, Kitabın anası olan bir kısım ayetler muhkemdir, diğerleri ise müteşabihtir. Al-i İmran-7
    Yine Mehdi Aleyhisselam’ın geleceği Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’in hadisleriylede sabittir. Hz.Muhamed Mustafa (s.a.v) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:
    Kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa Allah ogünü uzatarak,benim soyumdan bir kişi göndercektir.Adı adımın babasının adı babamın adının aynısı olacak. Zulüm ve zorbalık altında inleyen yeryüzünü huzur ve adaletle dolduracak.
    İşte,insanlar bu hadis-i şerife salt arapça mana vererek Allah tarafından vazifeli kılınacak, gönderilecek olan Mehdi’nin adının Muhammed veya Ahmed olması,babasının adının da Abdullah olması gerektiği fikrini beyan etmektedirler.Halbuki 13. asr ın Müceddidi Said-i Nursi Hazretleri bu konuyu farklı açıklıyor.Risale-i Nur külliyatının, Tılsımlar, Mecmuasının 203 ve 204 numaralı sahifelerinde: Hadis-i şerifte Hz.Mehdi’nin ismi Peygamber (s.a.v)’in ismine babasının ismi de babasının ismine uyacağı ifade buyrulmuştur.Yalnız dikkat etmek lazımdır ki, hadisi şerifte bu manayı gösteren uyma sözcüğü “tevafuk” sözcüğü İle ifade edilmiştir; “tetabuk” kelimesi kullanılmamıştır.
    “Tetabuk”sözcüğünün sözlük anlamı “biri birine aynen uymak, muvafık olmak demektir.” Yani hadis-i şerifte bu benzerlik tetabuk sözcüğü ile ifade edilmiş olsaydı, Hz.Mehdi’nin isminin aynen Muhammed veya Ahmed, babasının isminin de Abdullah icap edecek, o zaman da itiraza mahal kalmayacaktı.Halbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu benzerliği tevafuk sözcüğü ile ifade etmiştir.Sözlüğe baktığımızda tevafukta birbirine uygunluk,rast gelme,ama nizamlanmış biçimde birbirine uygun olma anlamındadır.Yani tıpatıp benzerlik anlamında değil.Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu sözcüğü kullanarak perdeli ve kapalı bir anlatımı tercih etmiştir.Çünkü,o zaman imtihan kalkardı.Burası bir imtihan yeriyse,o zaman Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizin gelecekle ilgili vaz’ettiği,beyan ettiği hadislerin müteşabihat olarak vaz’edilmesi kadar dogal birşey yoktur.Ama insanların bir kısmı bu hadislere takılarak,gerçek manadan meseleyi saptırarak; “Hocanızın ismi Ahmed ve Muhammed değilse,o zaman Hocanız Mehdi Aleyhisselam değildir. Evet,Mehdi Aleyhisselam’ı bekliyoruz.Ama o beklediğimiz Mehdi Aleyhisselam sizin Hocanız değildir.” derler.Bir kısım kişiler de, yine Resullah (s.a.v) Efendimiz’in bu meyandaki vaz’ettiği başka hadislere takılmaktadırlar.Zaman itibariyle meseleyi saptıranlar olduğu gibi, mekan itibariyle meseleyi saptıranlar var.Bir de kavim itibariyle meseleyi saptıranlar var.Genellikle vaz’edilen birçok hadislerden Mehdi Aleyhisselam’ın Arap kavminden geleceğini ifade ediyorlar ve herkes Şam’dan,Mekke’den, Medine’den çıkışını bekliyor.Ayrıca Hz. Mehdi’nin geleceği mekanlar Arap beldesindeki bir takım isimleri ihtiva ediyor.Öyle olunca da “Efendi Hazretleri’nin Türkiyeli olması, İznikte doğmuş olması ve bu gibi işaretler O’nun Mehdi olamayacağını ifade ediyor” diyorlar.Bütün bunlar ifade ettiğimiz gibi, müteşabihat içerisinde yer aldığı için,yorumları o hadislerin gerçek manasını yansıtmadığı için,insanlar meseleyi saptırabiliyorlar.
    Zulüm nedir? Zulüm, Allahu Teala’nın ayetlerini mekan ve zaman itibariyle saptırmaktır.Adalet birşeyi,mekan ve zaman itibariyle yerli yerine oturtmaktır.
    Ahir zamanda Mehdi’yi bekleyen bir kısım İslam uleması Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’in bu hadislerinden çıkartıkları sonuçla, gelecek Mehdi’nin Arabistan’da Araplardan olacağı inancındadır.Ama bu hadislerin müteşabihat neviden olması ve başka bir takım işaretleri taşıması ise, onların bu noktada gerçeklerden saptıklarını ifade ediyor.O halde, Allah’ın ayetleri olsun, Resullah’ın hadisleri olsun zaman ve mekan itibariyle saptıranların Kur’an’daki hükmü ne? Allah Teala bunu da Maide Suresinin 45.ayet-i kerimesinde tarif ediyor.
    “Ve men lem yahküm bima enzellallahü feülaike hümüzzalimun.” Kim Allahın hükümleriyle hükmetmezse onlar zalimlerin ta kendisindir. Maide-45
    (devam edecek...)

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?

    Mehdi Aleyhisselam, 13.Asrın Müceddidi Said-i Nursi Hazretlerinin de tespit ettiği tarihle,1996’da kimliğiyle, ortaya çıkacak,2004 yılında görevini bihakkın yerine getirecektir.13.Asrın Müceddidi Saidi Nursi Hazretlerinin bunu Kur’an ahk***** dayanarak söylüyor.Bakara Suresinin 257.ayet-i kerimesinde:
    “Velleziyne keferu evliyaühümüttağuutü.” (mürşidi) İnkar edenlerin velileri ise tağuttur. Bakara-257
    Mehdi Aleyisselam’ın göreve başladığı zaman kafirlerin velisi tağuttur.Said-i Nursi Hazretleri bu ayet-i kerimenin ebced hesabıyla sayısal değerini bulmuştur.Bu ayet-i kerimenin ebced hesabıyla sayısal değeri 1417 Hicri tarihini İfade ediyor.1417 Hicri tarihin Miladi karşılığı ise 1996’dır.Gerçekten Efendi Hazretleri’nin kimliğiyle ortaya çıkış tarihini ifade ediyor. Show TV’de Yıldırım Çavlı’nın programda Mehdi A.S’ın kamuoyuna (Kıyametin Sahte Mehdisi) adı altında alaylı bir şekilde duyurulması, işte bu 1996 tarihine rastlar.Öte yandan yine Mehdi Aleyhisselam’la alakalı olan Tevbe Suresinin 32.ayet-i kerimesinin ebced hesabıyla hesaplanması 1424’tür.Bu bir hicri tarihtir.Bu hicri tarihin bizim kullandığımız ölçü sistemi içerisindeki miladi karşılığı 2004 yılıdır.Gerçekten 2004 yılında Mehdi Aleyhisselam Allah’ın kendisine tevdi ettiği görevini bihakkın ifa edeceği noktasında sonuçlanmaktadır.
    “Yüriddune en yutfiu murallahi biefvahihim, ve ye’ballahü illa en yütimme nurehü velev kerihelkafirun” Ağızlarıyla Allahın nurunu söndürmek istiyorlar.Oysa kafirler istemese de Allah kendi nurunu tamamlayacaktır. Tevbe-32
    O halde gerçek bu iken,Kur’an ayetleriyle Allahu Teala’nın vazifeli kılacağı Mehdi Aleyhisselam’ın 1996 yılında kimliğiyle ortaya çıkması,2004 yılında vazifeyi deruhta etmesi söz konusuyken,kuzu postuna bürünmüş olarak İslam alemi içinde nice kurtlar vardır ki, tevazu maskesi altında; “Evet,Mehdi’yi bekliyoruz ama bizlere göre Mehdinin Geleceğine daha 30-40 yıl vardır.” demektedirler.Ama bunu söylerken dayandıkları delilleri söylemiyorlar.Onlara göre ispat vasıtaları yok.Onlar için ispat vasıtası sadece nefsleridir.Nefsleri böyle arzuluyor.Diyorlar ki: “Bize göre henüz 30-40 yıl daha var.Mehdi Aleyhisselam ancak 30-40 yıl sonra çıkacaktır.” Bu insanlara biz demez miyiz ki, Allahu Teala vazifeli kılacağı Mehdi Resulü göndereceği zamanı size mi soracaktır? Bu insanlara biz sormazmıyız ki,vazifeli kılacağı Mehdi Resulü,hangi kavimden seçeceğini siz mi tayin edeceksiniz? Hangi yere göndereceğini siz mi tespit edeceksiniz.? İşte görülüyor ki,bu tip nefsini ilah edinen,sağır dilsiz ve kör olan insanlardır.
    Allah’ın ayetlerinden sapmaktadırlar.
    “Fein lem yesteciybu leke fa’lem ennema yettebi’une ehvaehüm.” Buna rağmen sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, onlar gerçekten kendi hevalarına uymaktadırlar. Kasas-50
    “Ve men azlemü mimmen zükkire biayati rabbihi fea’rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah,inna ce’alna ala kulubihim ekinneten en yefkahuhü ve fiy azanihi vakra ve in ted’uhüm ilelhüda felen yehtedu izen ebeda.”
    Kendisine Rabb’inin ayetleriyle nasihat edildiği halde, onlardan yüzçeviren ve önceden yaptığı günahları unutan kişiden daha zalim kimdir? Biz onların Kur’an-ı idrak edememeleri için muhakkak ki kalplerine perdeler (ekinnet) gerdik ve kulaklarına vakra koyduk.Sen onları hidayete çağırsan da,bu halde ebediyyen doğru yola gelmezler. Kehf-57
    “Efe’ente tüsmi’ussumme ev tehdiyl’umye ve men kane fiy dalalin mübiyn” Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı sen mi hidayete erdireceksin? Zuhruf-40
    Ama bu arada da yine Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’in tespit ettiği Mehdi Aleyhisselama tabi olanlarda var.Bu tabi olanlar, Allah’ın gerçeklerini Mehdi Aleyhisselam’dan işittikleri halde, aynı zamanda çevrelerindeki O’na (Mehdi A.S’a) karşı olan insanlar da sürekli bu kişileri zanlarla beslemektedirler.Yani kanal 6’daki olay tahakuk ettiği zaman,tabi olanların o programdan sonra kafaları karışmış, zanlara tabi olmuş, Allah’ın Resulü’nden ayrılmışlarsa,ihtilaf içinde olmuşlarsa, o zaman onlarında fıska düştüğünü Allahu Teala bize açıklamaktadır.Nitekim kimliğiyle ortaya çıktığı zaman, O’na tabi olanlara sesleniyor Allahu Teala:
    “Femen tevella ba’de zalike feulaike hümülfasikuun.” Kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar da fasıkların ta kendisidir. Al-i İmran-82
    “Ve men lem yahküm bima enzelallahü feülaike hümülfasikuün.” Kim Allah’ın hükümleriyle hükmetmezse onlar fasıkların ta kendisidir. Maide-47
    Fısk, aslında Allahın Resulünün vereceği manaya ters düşen kişinin durumudur.Yani Allahın Resulüne muhalefet eden kişinin akıbeti fısktır.Allah’ın Resulü Mehdi Resul’dür.O’nun beyanlarına değil de, O’nun vaz’ettiği beyanların karşıt beyanlarına kulak asan ve işitenler, zanlara tabi olan böylece O’ndan yüz çevirenler elbette FISK tuzağına düşeceklerdir.Allahu Teala bunu da Kur’an-ı Kerim’de kesinlikle ispat ediyor.
    O halde Mehdi’nin geleceği hem Kur’an ayetleriyle, hem hadisi şeriflerde kesinleşiyor.
    Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz buyuruyor ki:
    Mehdi Aleyhisselam vazifeli olduğu zaman, Hz.İsa Aleyhisselam inecek ve ona tabi olacak.
    Kur’anı Kerim ayetlerine göre İsa Aleyhisselam inmesi kesin midir? Evet,Allahu Teala Nisa Suresinin 157,158,159.ayeti kerimelerinde bu konuyu ispat ediyor.
    “Ve kavlihim inna katelnelmesiyha iysebne meryeme resulallah ve ma kateluhü ve ma salebuhü ve lakin şübbihe lehüm,ve innelleziynahtelefu fiyhi lefiy şekkin minh,ma lehüm bihi min ilmin illettiba’alzann,ve ma kateluhü yakıyna belrefe’ahullahü ileyh,ve kanallahü aziyzen hakiyma ve in min ehlilkitabi illa leyü’minenne bihi kable mevtih,ve yevmel kıyyma meti yekunü aleyhim şehiyda.” Ve: Biz Allah’ın Resulü Meryemoğlu İsa’yı gerçekten öldürdük” demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar.Ama onlara (onun) benzeri gösterildi.Gerçekten onun hakkında anlaş mazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur.Onu kesin olarak öldürmediler.Hayır Allah onu kendine yükseltti. (ref etti) Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir Andolsun, kitap ehlinden ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur.Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacak. Nisa-157,158,159
    Hz.İsa inmeden evvel Allah’ın dinini yaşar gibi görünen yahudilere, Allahu Teala kurtarıcı olarak Hz.İsa’yı gönderiyor.
    Ama Allahın vazifeli kıldığı Hz.İsa hakkında yahudilerAllahın söylediklerinin zıddı istikametinde bir ihtilafa düşüyorlar.Bir kere babasız olarak dünyaya gelen Hz.İsayı kabullenemiyorlar ve Hz. Meryem annemize iftira ediyorlar.İşte herzaman Allahu Tealadan bir şey dileyenler,kendi vehimlerinin alanı içerisindeki bir kişiyi beklemektedirler.Nitekim o gün yaşamakta olan Yahudiler de Allah’tan bekledikleri kurtarıcının kafalarındaki imaja uygun olmasını beklemekte idiler.Halbuki,Allah’ın ölçüleriyle insanların ölçüleri birbirinden farklıdır.
    “Ve asa en tekrehu şey’en ve hüve hayrün leküm,ve asa en tühıbbu şeyen ve hüve şerrün leküm,vallahü ya’le mü ve entüm la ta’lemun.” Ey insanlar,öyle olaylar vardırki, sizin nefsinizin hoşuna gider,siz onları hayır zannedersiniz onlar şerdir. Ey insanlar! öyle olaylar vardır ki, sizin nefsinizi üzer, siz onları şer zannedersiniz, onlar da hayırdır. Siz bilmezsiniz, Rabbiniz bilir. Bakara-216
    İşte görülüyor ki, nefsin ölçüsüyle, (insanların ölçüsüyle) Allah’ın ölçüsü (ruhun ölçüsü) birbirinden farklıdır.
    “İn yettebi’une illezzanne ve ma tehvel’enfüs, velekad caehüm min rabbihimülhüda.” Onlar yalnızca zanna ve nefslerinin heva olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rabb’lerinden Hidayet gelmiştir. Necm-23
    Allah indinde kurtarıcı Hz.İsa idi.İnsanların indindeki kurtarıcı O değildi.İnsanların söyledikleriyle Allah’ın söyledikleri çakışmayınca elbette Allah’ın dediği olur.
    “Ve men la yücib da’ıyallahi feleyse bimu’cizin fiyl’ardı.” Allahın davetçisinin davetine icabet etmeyenler var ya, onlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Ahkaf-32
    Nitekim Hz.İsa Allah'tan aldığı görev üzerine hep tebliğ etti.Etrafındaki havarileri yetiştirdi.Ama bu zaman dilimi içindeki şer cephesi de durmadı,hep faaliyetteydi ve şer cephesi Allah'tan bekledikleri kurtarıcı olan Hz.isa'yı katletmeye karar verdiler. İşte, Allahu Teala: ''Onlar hile yapmak istediler.Allah da karşılık verdi ve Hz.İsa Aleyhisselam'ı Katına ref etti"
    Nitekim burada Allah'ın dediği söz konusudur. Çünkü Hz.İsa'nın öldürülmesini isteyen kişinin yüzü Hz.İsa'nın yüzüne benzetildi ve öldürelen o olmasına mukabil, Hz.İsa'yı Allahu Teala Katına kaldırdı, ref etti.
    "İz kaalallahü ya iysa inniy müteveffiyke." Hani Allah, İsa'ya demişti ki: Senin ömrünü tamamlayacağım Ya İsa. Al-i İmran-55
    Bu dünyaya tekrar geleceginin ispatıdır.Çünkü Hz.İsa Aleyhisselam ölmeden Allah katına ref olmuştur. Enbiya suresinin 35.ayet-i kerimesine göre:
    "Küllü nefsin zaikatülmevt" Her nefs ölümü tadıcıdır. Enbiya-35
    Bu evrensel kanununa Hz.İsa da tabidir.O halde ahir zamanda Nisa Suresinin 159.ayet-i kerimesine göre inecek ve Zuhruf Suresinin 61.ayet-i kerimesine göre insanları Allah'a davet edecek.
    "Ve in min ehlilkitabi illa leyü'minenne bihi kable mevtih, ve yevmelkıyyameti yekunü aleyhim şehiyda.”
    Andolsun,kitap ehlinden ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur.Kıyamet günü, O da onların aleyhine şahid olacaktır. Nisa-159
    Bu ayet-i kerime Hz.İsa'nın aynı zamanda kıyametin bir alametinin olduğunun kanıtıdır.
    "Ve innehü le'ilmün lissa'ah, fela temterünne biha vettebi'un, haza sıratumn müstekıyn." Hz.İsa Aleyhisselam kıyametin bir işaretidir.Ondan şüphe etmeyin, Hz.İsa Aleyhisselam'a tabi olun.İşte bu Sırat-ı Müstakiymdir. Zuhruf-61
    Hz.İsa Aleyhisselam bir nebi olarak inmeyecektir.Çünkü, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz son nebi ki,Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz; "Benden sonra nebi gelmeyecek,Benden sonra halifeler gelecek" buyuruyor. Bir başka hadis-i şerifinde: "Benden sonra nebi gelmeyecek, Benden sonra imamlar gelecek" demiştir.
    Bu iki hadis-i şerif Yaşar Nuri Öztürk ve taraftarlarını yalanlıyor.Onlara göre Allah'ın ataması,tayini Peygamber Efendimiz (s.a.v)'le son bulmuştur.Halbuki,bu hadis-i şerif Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'den sonra, halifelerin, imamların, Allah tarafından tayin edileceğini bize açıklıyor.O halde Resulullah (s.a.v) Efendimiz'den sonra Allah tarafından vazifeli kılınan kişi ister halife olsun, ister imam olsun evliyadandır. Evliyadan olması hasebiyle Hz.isa da Ümmet-i Muhammed’den bir evliyadır.Veliye tabi olmak Kur'an-ı Kerim'in bir işaretidir.
    "Vebteguu ileyhilvesiylete." O'na ulaşmaya (Allah'a ulaşmaya) vesile (olacak olanı) Allahtan isteyin. Maide-35
    "Vettebi sebiyle men enabe ileyy." Kim bana ulaşmışsa onun yoluna tabi olun. Lokman-15
    "Men yehdillahü fehüvelmühted, ve men yudlil felen tecide lehü veliyyen mürşida." Allah kimi kendisine ulaştırırsa o, hidayete ermiştir. Allah kimi dalalette bırakırsa, onun için bir veli mürşid bulunmaz. Kehf-17

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?

    Ama irşadla vazifeli bulunan veli mürşidlerin hepsinin tabi olduğu Sırat-ı Müstakiym üzerindeki Allah'ın Resulü,Zamanın imamı Mehdi Resul'dür.İşte Hz.İsa'da, İrşadla vazifeli olmasına mukabil, Sırat-ı Müstakiym üzerindeki Zamanın imamı olan Hz.Mehdiye tabi olacaktır.Böylece Said-i Nursi'nin söyledikleri Kuran-ı Kerim’le uyuşuyor.Nitekim,Hz.İsa da indiği zaman Efendimizin Mehdi Resul olduğunu kesinlikle ispat edecektir.Çünkü, O'nun inişi kıyametin bir işaretidir.Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz hadis-i şerifinde:
    Yeryüzünde dört kişi malik olmuştur.İkisi mü'min, ikisi kafirdir.Mü'minler: Zülkarneyn ve Süleyman.Kafirler ise Nemrut ve Buhtenassır'dır.Beşinci olarak ehl-i beytimden birisi gelecek ve Dünya'ya malik olacaktır.
    (Mektubat-ı Rabbani- 2/251) (Malik:Bir şeyin mülkiyetini elinde bulunduran herşeye sahip)
    İşte bu Mehdi Aleyhisselam'dır.O'nun döneminde İslam yeryüzüne tam manasıyla yerleşir.O, Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'in sünnetiyle, şeriatıyla amel eder.
    Benden sonra halifeler olur.Halifelerden sonra emirler,emirlerden sonra zalim melikler gelir.Son olarak da ehli beytimden birisi çıkar.
    Öyle olunca bu hadisler, O'nun geleceğini net olarak bizlere ispat ediyor. Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'in O'nun çıkış sebebiyle ilgili vaz'ettiği bundan başka daha birçok hadis-i şerifleri vardır:
    Başlanğıçta Ben,ortasında Mehdi,sonunda da Hz.İsa'nın içlerinde bulunacağı bir ümmet asla helak olmayacaktır.Dünya hercümerc içinde kaldığında, fitneler zuhur edip yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde,büyük küçüğüne merhamet etmeyip, büyüğe vakarlı davranmadığında, Allahu Teala onlardan adavetin kökünü kazıyarak dalalet kalesini fethedecek ve evvelce Benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda dini ayakta tutacak, önceden zulümde olan dünya'yı adaletle dolduracak olan birini (Mehdi'yi) gönderecektir.
    Ebu Said el-Hudri Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in şöyle buyurduğunu haber verdi:
    Bu ümmet bal arılarının arı beyine sığındıkları gibi bir gün Mehdi'ye sığınırlar. O mehdi zulüm ve adaletsizlikle dolan dünyayı tekrar adaletle doldurur.Hatta müslümanlar, İslam'ı ilk devreleri gibi yaşarlar. Kan dökülmez; uyuyan rahatsız edilmez.
    Kutubi "Muhtasar Tezkiresinde" şöyle nakleder:
    İnsanlar her taraftan akın akın gelirler ve Mehdiye biat ederler.Biat makamı İbrahim ile Rüknü Yemani arasında olur. Mehdi birinci biattan sonra ikinci biatı istemez. (Tezkiretü'l Kutubi Syf.187)
    Hz.Aişe Validemiz, Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in şöyle buyurduğunu ifade etti:
    O adam benim soyumdandır ki, sünnetim üzere mücadele verir. Benim vahy üzere mücadele verdiğim gibi. (İkdü'd-Dürer Varak 56 el-Burhan)
    Bir hadis-i şerifte başka hadis Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:
    Benden sonra bir ada fethonulacak.O adaya Endülüs denir. Ehl-i küfür onlara galip gelir.Mallarını, mülklerini alır. Şehir halkının çoğu kadınlarını ve evlatlarını söver, sayar, perdeleri yırtarlar, memleketleri harap ederler. Şehir halkının ekseriyeti dağlara kayalara sığınırlar.İnsanların çoğu diyarlarını mallarını boşaltırlar.Cezirenin çoğunu alırlar ve pek azı kalır.Mağrip tarafında bir herc-ü merc ve korku olur.İnsanları açlık ve kıtlık istila eder,fitne çoğalır.Tam bu esnada uzak (batıda) Allah Resulü'nün kızı Fatıma evladından bir adam çıkar.O adam ahir zamanda hidayeti ikame edecektir. O'nun hurucu kıyametin alametlerinden ilkidir. (Mehdilik ve İmamiye İbrahim Süleymanoğlu f.117)
    Said b.el Müseyyeb Ümm-ü Seleme'den: Peygamber Efendimiz (s.a.v)'nin şöyle buyurduğunu işittim:
    Mehdi benim soyumdan Fatıma'nın çocuklarındandır. "Mehdi bizdendir yani ehl-i beytten,Allah onu bir gecede irşad ve ıslah eder." buyurmuştur. (Sünen-i İbn Mace 10/348)
    Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:
    İsa (a.s)'ın nüzulünden (inişinden) sonra kıyametin kopması yaklaşır. Bütün milletler tek millet haline gelir ve hakiki bir İslam milleti olur. (Buhari Tirmizi İbn-i Mace)
    Hz.Mehdi'nin çıkış alametlerinden olan Fırat Nehrinin suyunun kesilmesine dair hadis-i şerifler: Ebu Hureyre'den (r.a) rivayet olunduğuna göre Resullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
    Fırat (nehrinin suyu çekilerek) kıymetli altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim o zaman orada bulunursa, ondan birşey almaya uğraşmasın. (Sahih-i Buhari 12/305)
    Ebu Hureyre rivayet etti ki: Resullah (s.a.v) buyurdu:
    Fırat nehri altın dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır.İnsanlar onun için harb edecek ve her yüz kişiden doksandokuzu öldürülecektir.Onlardan her adam,keşke kurtulan ben olsaydım diyecektir. (Müslim 11/320)
    Resullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Başlangıçta ben,ortasında Mehdi,sonunda İsa'nın içlerinde bulunacağı bir ümmet asla helak olmayacaktır. (Kıyamet Alametleri-191)
    Naim Bin Hammad Hz.Ali (r.a)'dan rivayet edilmiştir:
    "Mehdi, Resullahınn sancağı ile,insanların başlarında bela üstüne bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar.
    İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: Ey insanlar!Ümmeti Muhammed ve Bilhassa onun ehli beyti çok belalar gör
    dü. Bizler de kahr ve haksızlığa maruz kaldık.”
    Hadis-i şerifte buyruldu ki:
    Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun hergünkü geçiş yönü maşrıktan mağribe doğrudur. (Mektubat-ı Rabbani 2/258)
    Ebu Cafer b.Ali (r.a)'dan rivayet edildi:
    Siz üç veya yedi gün,doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in çıkmasını bekleyiniz, İnşallahu Teala, bir münadi, Mehdi'nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecektir.Öyle ki korkudan uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek,oturan ise ayağa fırlayacaktır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 32)
    Dani,Seleme Bin Züfer'den rivayet etti: Bir gün Huzeyfe'nin yanında Mehdi'nin çıktığı söylendi. O dedi ki:
    "Siz,eğer aranızda Muhammed (s.a.v)'in ashabı olduğu halde O çıkarsa felah buldunuz.Muhakkak ki, O insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile gaibin (MEHDİ'NİN) kendilerine insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır."
    Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 27)
    Yazarın (Harun Yahya) notu: Rivayetin başlangıç kısmı Peygamberimiz (s.a.v)'in vefatından hemen sonra sahabeler devrinde bile MEHDİ'nin beklendiğini gösteriyor.O çıkarsa sahabenin felah bulucağı müjdeleniyor.Sahabenin bile felah bulmasına sebep olacak bie gücü ALLAH (C.C) O'na vermiş,Ashab-ı Kiram dahi o devrede O'nu özlemle beklemiş ve başlarına geçmesi arzusunu duymuşlardır.
    Ebu Said el Hudri'den, Peygamberim (s.a.v) şöyle buyurdular:
    Sizi Mehdi ile müjdeleyiyim mi? O ümmetim içinde ihtilaflar ve sarsıntılar başgösterdiği zaman gönderilir. (Mehdilik ve İmamiye 206 (İkdü'd Dürer'den)
    Hz.Sevban'dan rivayet edildiğine göre Resullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
    Siz o geleni görünce,kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa Ona biat ediniz.Çünkü O,Allahın halifesi Mehdidir
    (Sünen-i İbni Mace 10/34)
    Kur'an-ı Kerim'i incelerseniz biat,Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'edir.Tabiyet sahabeyedir.Eğer bu hadis-i şerifte "O'na biat ediniz" diyorsa,o zaman Mehdi Aleyhisselam,Allah'ın Resulü Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v)Efendimiz'i temsilen vardır.Diğerleri ise,O'nun döneminde O'na tabi olanlar,sahabeyi emsilen vardır.Resulullah (s.a.v) Efendimiz'in döneminde yaşayan sahabe "Sabikun-el evvelin" idi. Ama Mehdi Aleyhisselam dönemibdeki sahabe ise (O'na tabi olanlar) "sabıkın-el ahırin" dir. Kur’an bunu bize müjdeliyor.
    “Ve ashabülmeş’emeti ma ashabülmeş’emeh vessabikuunessabikuun ülaikelmukarrebun fiy cennatinna’ıym sülletün minel'evveliyne ve kaliylün minel'ahıriyn.” Ashab-ı meş'eme ne (mutsuz ve uğursuzdur o) “Ashab-ı Meş'eme”
    Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncüklerdir. İşte onlar yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.Nimetlerle donatılmış cennetler içinde, Evvelkilerden çoğu, sonrakilerden azıdır. Vakıa-9,10,11,12,13,14

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?

    Hz. Sevban'dan rivayet edilmiştir:
    Horasan cihetinden gelen siyah sancaklar gördüğünüzde onlara katılın.Zira onların içinde Allah halifesi Mehdi (A.S) vardır. (El-Kavlül Muhtasar Fi Alamat-il Mehdiyi Muntazar 25.)
    Hz.Muhammed Mustafa Efendimiz bu hadis-i şerifi vaz'ettiği zaman Horasan Türklerin anayurdu idi.Buradan çıkan işaret Mehdi (a.s)'ın Türk kavminden geleceğidir.
    Naim,Hz.Ali'den rivayet etti ki:
    Semadan bir münadi "Hak Al-i Muhammed'dedir" şeklinde bağırdığı zaman Mehdi zuhur eder, herkes sadece O'ndan konuşur. O'nun sevgisini içer ve O'ndan başka bir şeyden bahsetmezler. (Kıyamet Alametleri-200)
    İbni Ebi Şeybe, Ebi Celd'den tahriç etti. O dedi ki:
    Bir fitne görülür ve diğer fitneler takip eder. Birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar. Bundan sonra bü
    tün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da imamlık, yeryüzünün en hayırlısı olan MEHDİ'ye evinde otururken gelir.
    (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman 26)
    Hakim Ebu Said El Hudri'de tahriç etti.Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir. Öyle ki yerler müslümanlara dar gelir. O zaman Allah (C.C) daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak, Benim soyumdan birisini gönderecektir.
    (Kitab-ül Burhan Fi alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 12)
    Enes bin Malik (r.a) şöyle demiştir: Ben Resulullah (s.a.v)'den işittim. Buyurdu ki:
    "Biz Abdulmuttalib'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi."
    (Sünen-i İbn-i Mace 10/349)
    İbn-i Cerir, "Tehzib-il Asar'da şöyle tahriç etti:
    Muhammed Ümmetimin en hayırlısı ve sizin zorluklarınızı gideren veliniz olan kimseye katılın.O Mehdi'dir.
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57)
    Demek ki Mehdi (a.s) bütün zorlukları kaldıracaktır. Halley kuyruklu yıldızının konu ile ilgisi ve buna dair hadis-i şerifler:
    "O (Mehdi) gelmeden önce,doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir.
    (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyil Muntazar-53
    Bu kuyruklu yıldız,dünyamızın yakınından 76 yılda bir geçmektedir.Her geçişinde de çok önemli hadiseler meydana gelmektedir.Bunlardan bir kısmı rivayetlerde bildirilmiştir.Bu yıldız ilk çıktığında:

    * Hz.Nuh kavmi helak olmuştur.
    * Hz.İbrahim ateşe atılmıştır.
    * Hz.Musa ile uğraşan Firavun ve kavmi yok edilmiştir.
    * Hz.Yahya öldürüldüğünde de görülmüştür.
    * Hz.İsa doğduğunda da görülmüştür.
    * Bu yıldızın bir başka görünüşünde Resulullah (s.a.v) Efendimiz'e ilk vahiy gelmeye başlamıştır.
    * İstanbul Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedildiği zaman da bu yıldız görülmüştür.

    Halley kuyruklu yıldızı; hadis-i şerifte belirtildiği gibi hem parlak bir yıldızdır, hem de seyir yönü doğudan batıya doğrudur. Bu yıldız en son, Hicri 1406'da yani 1986 yılında görülmüştür.17 Ocak 1986'da ise Hz.Mehdi'nin önderliğinde ikinci Asr-ı Saadet başlamıştır.Bu yıldızın doğuşu ile ilgili bazı tespitler: HALLEY, 76 yılda bir geçmektedir. Bu yıldız en son 1986'da yani, Hicri 1406'da görüldü.1406 ise 19'un 74 katıdır. Bu 74 sayısı ise, Kur'an-ı Kerim'de ondokuz mucizesine işaret edilen ayet-i kerimenin bulunduğu MÜDDESSİR Suresinin baştan sıra numarasıdır.19 sayısı ise, Müddessir Suresi 3.ayetinde işaret edildiği gibi kafirler için bir fitne, müminler için bir rahmet vesilesidir. Bir başka büyük Rabbani mucize ise, HALLEY kuyruklu yıldızının, Resulullah (s.a.v) Efendimiz'in nübüvvet ile vazifelendirildiği M.S. 607'deki geçişinden itibaren 1986'ya kadar,19.kez geçmiş olmasıdır ki, bu da pek manidardır.Hz.Mehdi ile birlikte ikinci Asr-ı Saadeti müjdelemektedir.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?


    MEHDİ (A.S)'IN ÖZELLİKLERİ

    Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
    “O (MEHDİ) Allah'ın tayin ettiği Zamanın İmamı'dır.” (Mektubat-ı Rabbani 1/814)
    "Cenab-ı Hakk,şüphesiz benim neslimden açık alınlı ve seyrek dişli bir adam gönderecektir." (Isafu'r Ragıbin Syf.146)
    Abdurrahman b. Avf (r.a) rivayet etmiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki:
    "Elbette Allah benim soyumdan ön dişleri seyrek, alını açık, yeryüzünü adaletle dolduracak, malı verdikçe verecek bir zat gönderecektir." (El-Havi lil Fetava 2/63-64)
    Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    "Hz.Mehdi, Allah'tan çok korkan birisi olacaktır. Aynen kartal cinsinde, Nesir kuşunun kanatlarıyla titremesi gibi Allah'tan korkacaktır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-i Ahir Zaman 53)
    Yazarın Notu:
    Muhyiddin-i Arabi Hazretleri aşağıdaki izahında Mehdi (a.s)'ın 9 özelliğini saymaktadır. Dikkat edilirse bunların hiçbirisi nakil ilmine ait olmayan, daha ziyade hikmet, anlayış, ledün gibi vehbi ilme ait özellikler taşımaktadır.

    1-Basiret sahibi olması.
    2-İlahi Kitabı anlaması.
    3-İlahi Kelamın manasını (ruhunu) bilmesi.
    4-Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi.
    5-Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması.
    6-Varlıkların sınıflarını bilmesi.
    7-İşlerin girift taraflarını bilmesi.
    8-İnsanların ihtiyacını iyi anlaması.
    9-Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilecek gaibi ilimlere vakıf bulunması ve cifr (Ebced) ilmini bilmesi.

    Ebu Naim,İbn-i Ömer'den tahriç etti:
    Hz. Mehdi, başı üzerinde bir bulut olduğu halde çıkacak ve o bulutla bir münadi “Bu Allah'ın imamı Mehdi’dir.
    O’na tabi olun diye nida edecektir. (Kitab-u Burhan)
    Yazarın Notu:
    Resulullah (s.a.v) Efendimiz'den sonra gelen Halifeler,O'nun Halifeleridir ve lakabları "Halife-i Resulullah'tır.Hazreti Mehdi (a.s) ise,doğrudan Allah'ın halifesidir.O'nun lakabı ise "Halifetullah" tır.Mehdi,bizzat Resulullah (s.a.v) Efendimiz tarafından böyle müjdelenmiştir ki, O'nun üstün vasfına işaret etmektedir.
    Abdullah b. Şurefe'den rivayet edildi ki:
    Mehdi beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimiz (s.a.v)'in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli dikişsizdi ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O, Resulullah (s.a.v) vefatından beri hiç açılmamıştır.
    Mehdi çıkınca açılacaktır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman-23)
    Mehdi (a.s)'ın alametlerine gelince:
    Beraberinde Allah Resulü'nün kılıcı,gömleği ve sancağı bulunacaktır.O sancak ki Peygamberimizin vefatından bu güne kadar hiç açılmamıştır.Mehdi'nin zuhuruna kadar da açılmayacaktır.Bu sancağın üzerinde “EL BİAT-ULİLLAL Allah için biat" ibaresi yazılı olacaktır. (Kıyamet alametleri-164)
    Mehdi'nin amelinde ne zulüm, ne de ayıp yoktur (Kitab-ul Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman-21)

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?

    MÜCADELELERLE İLGİLİ

    Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Mehdi,tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. (Kıyamet Alametleri)
    Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: "Mehdi ile birlikte cihada çıkacaklar.Sonra Medine (şehir) sarsılacak, münafıklar içinden atacaklar.Orada halis müslümanlar kalacaktır.
    Fitne bütün dünyayı saracak,yalnız (şehirliler) hidayet içinde olacaklardır.Zira onlar gerçek halife MEHDİ'ye tabi olmuşlardır.Gerçek halife mevcut olup da O'nu tanımayan veya tanıyıp da O'na bağlanmayanın ölümü cahiliyet ölümü gibidir.Sonra O,içindeki yaramazları atacak ve böylece münafıklar ve kötü kişiler oradan ayıklanmış olacaklar ve halis imam Medine'de kalacak. İşte "Din Medine'ye dönecektir" sözünün manası budur. (Kıyamet Alametleri-257)
    Hz.Ali (r.a) rivayet etti. Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamışda olsa Allah (C.C) Benim ehli beytimden bir zatı gönderecek.Yeryüzü zulümle dolduğu gibi,O yeryüzünü adaletle dolduracaktır. (Sünen-i Ebu Davut 5-92)
    Kıyamet yaklaştığı zaman müminlerin kalbi;ölüm,açlık,fitneler,sünnetlerin kaybolması,bidatlerin ortaya çıkması ve emri bil ma'ruf ve nehyi anil münker imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman,benim evlatlarımdan MEHDİ ile Cenab-ı Hakk sünnetleri ihya eder. O'nun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir. (Kitabül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 66)
    Resulullah (s.a.v) buyurdu:
    Ey Ümmet! Altı şey vardır ki, onlar olmadan kıyamet kopmaz. Birincisi...İkincisi...Üçüncüsü...Dördüncüsü...Beş incisi...
    Altıncısı da Medine'nin fethi.
    Denildi ki:- Hangi Medine?
    Buyurdu ki:-Konstantiniyye
    Yazarın Notu: Bu,İstanbul'un MEHDİ (a.s) tarafından yapılacak fethidir. Kıyamet Alametleri 204,Ramuz el ehadis 1/269
    İbn-i Cerir tefsirinde Sudiy'den tahriç etti: Allahu Teala'nın “Onlar için dünyada zillet vardır.” (Bakara,114)
    Mealindeki ayet hakkında dedi ki: Onların dünyadaki zilleti, Mehdi'nin çıkıp Konstantiniyye'yi fethemesi ve Rumları yenmesidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyyil Ahir Zaman-76)
    Amr Bin Avf'tan rivayet edilmiştir:
    Rumlara ait Konstantiniyye, tesbih ve tekbirlerle müslümanlar tarafından fethedilmedikçe kıyamet kopmaz.
    (Ramuz el-Ehadis-478)
    İmam Müslim'in,Ebu Hureyre'den (r.a) rivayet ettiği hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v)'in bir gün sahabeye hitaben:
    Bu mücahitler o beldeye gelip konakladıkları zaman,silahla harb etmezler,ok da atmazlar. "La İlahe illallahu ekber" diyerek tekbir getirirler. Bu tekbir üzerine şehrin iki tarafındaki surlardan biri düşer. Sonra ikinci defa tekbir getirirler. Şehrin öbür tarafı da düşer. Sonra üçüncü defa tekbir getirecekler. Bunun üzerine İslam ordusu için surlarda gedikler açılacak, onlar da hemen buralardan şehre girerek fethedecekler.
    (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri 445-446)
    Ebi Abdullah Hüseyin bin Ali'den rivayet edildi:
    Mehdi iki defa insanların gözünden kaybolacaktır. Bir seferinde o kadar uzun bir zaman görülmeyecek ki, kimisi O'nun öldüğünü, kimisi de bırakıp gittiğini zannedecek, yakın arkadaşları dışında hiç kimse O'nun yerini bilemeyecektir.
    (Bu hadis,"Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman"isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan el yazması bir nüshasında mevcuttur.)
    Nevvas b. Seman el-Kitabi'den (r.a) rivayet edilmiştir:
    Sizden kim Deccal'e yetişirse KEHF Suresinin evvelini onun üzerine okusun. Bu Surenin sonu Deccal'in fitnesinden kurtuluşunuzdur. (Sünen-i Ebu Davud 5/121)
    Ebu Ümame el-Bahili'den (r.a) rivayet etmiştir:
    Kim onun (Deccal'in) cehenneminin belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf Suresinin ilk ayetlerini okusun ki İbrahim (a.s)'a olduğu gibi o kimseye de soğuk ve selamet olsun. (Sünen-i İbn-i Mace 10/332)
    MEHDİ (A.S)'IN KUDRETİ
    Allah (C.C) bütün insanların kalplerini O'nun (Mehdi'nin) muhabbetiyle dolduracaktır.
    (El Kavl'ul muhtasar Fi Alamat-il Mehdiyy-il Muntazar 42)
    Onun hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır.
    (El Kavl'ul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar 29)
    İbn-i Ebi Şeybe, İbn-i Abbas'tan tahriç etti: Fitneleri önlemenin kendisin zor gelmeyeceği ve öldürmenin de O'nu vazgeçiremeyeceği Ehl-i Beytime mensup birisi (mehdi) sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir.
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamatil Mehdiyy-il Ahir Zaman 112
    MEHDİ (A.S)'IN İRŞADI


    Hz.Mehdi,kuru bir ağacı diktiğinde,ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.
    (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar 43)
    O'nun asrında, cahil, cimri ve korkak olan bir adam, O'nun teveccühüyle hemen alim, cömert ve cesur olacak.
    (Kıyamet Alametleri 186)
    Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Mehdi bizdendir (soyumuzdandır) Allah (C.C) nasıl bu dini bizimle başlatmışsa,O'nunla sona erdirecektir.Ve onlar nasıl bizimle şirkten kurtulmuşlarsa, O'nunla da fitneden kurtulacaklardır.
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman-20)
    İmam Ebu İshak, SALEBİ tefsirinde Kehf kıssasını anlatırken diyor ki:
    Mehdi çıktığı zaman Ehl-i Kehfe gidip selam verince,Allah onları diriltecek ve Mehdinin yanında yerlerini alacaklardır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman-59)

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?

    MEHDİ (A.S)'IN YARDIMCILARI

    Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Ümmetimden bir cemaat Allah'ın emri üzerine,devamlı olarak düşmanla kahredercesine savaşacak,Muhalifleri kendisine hiç zarar veremeyecek.Bu hal kıyamete kadar böyle devam edecek. (Kıyamet Alametleri 286)
    Muhammed b.Hanefi (r.a)'dan rivayet edildi ki:
    Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O'nun etrafında bir kavim toplar Onların kalplerini uzlaştırır.Onlar, içle rinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler.Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır.Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler.Onların sayıları TALUD ile nehri geçenler kadardır.
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman-57)
    Mehdi (A.S)'ın Yardımcılarının Üstünlüğü:
    O'nun (Mehdi'nin) kumandaları, insanların en hayırlısıdırlar. (El-Kavlu'l Muntazar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar-49)
    Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır. (Ramuz El Ehadis 1/135)
    Onlar Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan korkmayan İslam ahalisidir.
    (Süneni İbni Mace-10-259)
    Şehitleri, şehitlerin en hayırlısı, emirlerin en üstünüdür. Onlar Allah'ın has kullarıdır. (Kıyamet Alametleri-198)
    Bediüzzaman Hazretleri de Hz.Mehdi'nin yardımcıları hakkında şöyle demektedir:
    Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas, sadakat ve tenasüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir.Ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.İşte o pek kesretli ve muktedir ordu Al-i Muhammed Aleyhissalatu Vesselamdır ve Hz.Mehdi'nin en has ordusudur. (Emirdağ Lahikası-259)
    Hz.Mehdi'nin yardımcıları Arap olmayacak,diğer milletlerden olacak. (Kıyamet Alametleri-187)
    Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz hem Mehdi (a.s)'ın yardımcıları Arap olmayacak diğer milletlerden olacak,hem de kendisinin Türk olacağına işaret ediyor, hem de vaz'ettiği diğer hadislerde Mekke'den veya Medine'den çıkacak deniyor.Bu ikisi birbiriyle çelişiyor görünüyor.Mehdi (a.s) Arap kavminden olmayacağı için elbette yardımcıları da Arap olmayacak.Burada Medine denildiği zaman,Suudi Arabistan'daki Medine kastedilmiyor. Şehir Halkı ifade ediliyor.Ve gerçekten Efendi Hazretlerine tabi olanlar çoğunlukla bunlardır.
    Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar.Onlar her zalime galip gelirler.Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan,gece de abiddirler.Ne evvelkiler,nede sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57-68)
    Mehdi (a.s)'ın vezirleri 10'dan aşagı ve fakat 5'ten yukarı olacaktır.Memleket işlerinin ağırlıklarını O’nunla paylaşacaklar.Dokuz kişiden ibaret olcaklardır. (Kıyamet Alametleri-187)
    Ashab-ı Kehf,Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab-ul Burhan)
    Mehdi'nin sancaktarı,sakalı hafif,rengi sarı,küçük bir genç olacaktır.
    (El Kavlul Muhtasar Fi Alametil Mehdiyyil Muntazar-26)
    Hz.Muaviye b. Kırra (r.a)'dan rivayet edilmiştir:
    Ümmetimden bir taife kıyamet kopuncaya kadar yardım görm ekte devam eder. Kendilerini terk edenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar vermez. (Ramuz el Ahadis-472)
    Hz.Muaviye'den rivayet edilmiştir:
    Ümmetimden bir taife herkes üzerine hakim olmadıkça kıyamet kopmaz.Onlar kendilerini terk edenlere ve yardım edenlere aldırmazlar. (Ramuz el Ahadis-472)
    Ahmed, Müslim, İbn-i Cüreyr ve İbn-i Hibban, Cabir bin Abdullah'tan (r.a) tahriç ettiler:
    Kıyamete(Deccal ile savaşa) kadar benim ümmetimden bir taife hak üzere sahip galip olarak çarpışacaklardır.Ve İsa b. Meryem gökten nüzul ettiğinde (indiğinde) onların emiri MEHDİ kendisine “Gel bize namaz kıldır” der.Ancak O, şu ümmete Allah'ın bir ikramı olarak "Sizin biriniz, diğerlerinize emirdir" cevabını verir.
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman-80)

    BOLLUK DÖNEMİ

    Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Ümmetimden MEHDİ çıkacaktır.Allahu Teala hazretleri insanları zengin kılmak için O'nu gönderecektir.O zaman ümmetim nimetlenecek hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olcak.Hz.Mehdi insanlara eşit şekilde bol bol mal dağıtacaktır. (El-Kavlu'l MUhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar-26)
    Cabir Bin Abdullah'tan rivayet edilmiştir.Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Ümmetimden en son bir halife gelecek,malı adetle saymayacak,avuçla avuçlayacaktır. (Sahih-i Müslim 11/351)
    Ebu Said El Hudri'den rivayet edildi.Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Ümmetimde MEHDİ vardır. İnsanlar O'na gelecek ve "Ey Mehdi, bana da ver,bana da ver" diyecek; Mehdi de onun eshabını taşıyabildiği kadar dolduracaktır. (Sünen-i Timizi 4/93)
    Ebu Said El Hudri'den rivayet edildi.Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
    Ümmetimin içinde EL-MEHDİ olacaktır.Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacakki o güne kadar onun mislini kesinlikle bulmamıştır.Yer, yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacaktır.
    Mal da o gün çok birikmiş olacaktır.Biri kalkıp: Ya Mehdi! Bana (mal) ver diyecek. Mehdi de "Al" diyecektir.
    (Sünen-i İbni Mace 10/347 Ramuz el Ehadis 508)
    Onun devrinde,bu ümmetim gerek iyileri ve gerekse kötüleri,misli asla görülmemiş şekilde pek çok nimetlere sahip olacaktır.Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar-23)
    O'nun zamanında yeryüzü,içindeki hazineleri dışarı fırlatacaktır.
    (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar-45)
    Hz.Mehdi zamanında adalet o kadar bol olacak,zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi,bir insanın (başkasına ait olup da) dişinde kalmış bir şey bile sahibine iade edilecektir.Yeryüzü eminiyet dolacak ve hatta bir kaç kadın,yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla Hacca gidecektir.
    (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar-23)
    Buradan meseleye baktığımız zaman Mehdi Aleyhisselam'ın hem Kur'an ayetleriyle hem de hadislerle geleceği kesinolarak ispatlanıyor.Özellikleri itibariyle incelendiğinde,Efendimiz Allah'ın vazifeli kıldığı Mehdi Resul'dür.Ama önceden değindiğim gibi bu,Mehdilik kavramını tartışmaya açanların bir kısmı bunu inkar etmektedirler.Bu inkar edenlerin akıbeti küfürdür
    "Ve men lem yahküm bima enzelallahü feulaike hümülkafirun." Maide-44 Allah’ın hükümleriyle hükmetmeye nler kafirlerinin ta kendisidir.
    Bir kısım İslam uleması zaman,mekan ve kavim itibariyle meseleyi saptırmaktadırlar.Bunlar da zalimlerdir.
    "Ve men lem yahkum bima enzelallahü feülaike hümüzzalimun." Maide-45 Kim Allah'ın hükümleriyle hükmet mezse onlar zalimlerin ta kendisidir.
    Allah'ın Resulü Bakara Suresinin 257. ayet-i kerimesindeki kimliğiyle 1996'da ortaya çıkmışsa,birileri de: "Hayır,bu beklenen Mehdi değildir.Bize göre 30-40 yıl daha vardır." diyorsa o zaman Allah'ın tayin ettiği zaman farklı olduğı takdirde,elbette Allah'ın hükmü geçerlidir.Allah'ın hülmüyle hükmetmeyen bu kişi zalimdir ve akıbeti de cehennemdir.Öte yandan Mehdi Aleyhisselam'a tabi olduktan sonra,bu insanların nefslerine uyarak vaz'ettiği anti propagandaya uyanların da Mehdi Aleyhisselam'dan yüz çevirmeleri söz konusudur.Kur'an-ı Kerim bunların da fasık olduğunu bildirmektedir.
    "Femen tevella ba'de zalike feulaike hümülfasikuun." Al-i İmran-82 Artık kim bundan sonra yüz çevirirse onlarfasık olanlardır.
    Günümüzde Mehdi Aleyhisselam Zamanın İmamı'dır.Allahu Teala'nın tayin ettiği Resul'dür.Ve O vazifede olduğu zaman,Allah'a giden bir tek kapı vardır.O'nun bulunduğı Ana Dergah'ın Kapısı Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: "Hz.Ebubekir'in kapısından başka, mescide açılan bütün kapıları kapatınız."
    Mehdi Resul vazifeli olduğu zaman, Allah'a ulaştıran bir tek ana dergah vardır.O da Hz.Ebubekir (r.a)'ın vazifeli olduğu dergahtır.Nitekim yıllardan beri Efendimiz, zemin katın fizik ötesi sırlarını bizlere ulaştırmaktadır.Efendimiz 15-20 yıldan beri ana dergahta vazifeli olan kişinin Hz.Ebubekir (r.a) olduğunu söylüyor.O (Hz. Ebubekir) ana dergahta vazifede olduğu an, "diğer bütün kapıları kapatınız." Bu demektir ki, sebiller üzerinde insanları Allah'a ulaştırmakla vazifeli pir mürşidler, artık Allah tarafından tayin edilmeyecek.Nitekim Efendimiz 1979 yılında "Liva-ı Hamd Sancağı" altında toplanalım yazısıyla da bu sırrı kesinlikle açıklamıştır.
    Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'in bizzat vaz'ettiği hadislerde;
    Hz. İsa Aleyhisselam Mehdi (a.s)'a tabi olacaktır. buyuruyor
    Nitekim Efendimiz 15-20 yıldan beri "Huzur Namazı'nın İmamı,Zamanın İmamı Mehdi Resul'dür.Arkasında namaz kılan iki kişi vardır ki,bir tanesi Hz.İsa,diğeri de Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'dir." buyuruyor.
    Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'in hadislerine baktığımız zaman Hz.İsa'nın Mehdi Aleyhisselam'ın arkasında namaz kılacağını da belirttiğini görüyoruz. Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:
    Hz. İsa'nın arkasında namaz kılacağı kişi bizdendir. (el-Havilil-Felava 2/65-66)

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?

    Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki:
    Mehdi döner bakar da Hz.İsa'yı inmiş bulur.Sanki O'nun Saçlarında hamamdan çıkmış insan gibi su damlar.Mehdi A.S: "Geç insanlara namaz kıldır" der.Hz.İsa: "Namaz sana ikame edildi"der ve arkasından namaz kılar
    (L'k dü'd Dürer syf.5 et Tasrif 274)
    1400 yıl evvel Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz bu sözü söylemiş.Bugün Mehdi Resul: “Bizim arkamızda Hz.İsa Huzur Namazını kılmaktadır" diyor.Öyle ise,Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz'le,Hz.Mehdi'nin sözleri çakışıyor.
    Nitekim birçok kişi bu sözün çakışmasından gerekli dersi çıkartmamış olması lazım gelirki;Sizin Hocanız kim oluyor ki,Resulullah O'nun arkasında namaz kılsın? demektedirler.Halbuki Allahu Teala bizzat bunu teyid ediyor.
    İbn Ebi Şeybe "el Musannef'inde İbn Sirinden şu hadis-i şerifi rivayet eder:
    Bu ümmetin Mehdi'si Hz.İsa'ya imam olandır. (el-Burhan,varak 101 b. Kitabü'l Fiten,varak 53 b.)
    Al-i İmran Suresinin 81. ayet-i kerimesinde: Sizden sonraki Resul geldiğinde,sizdekini tasdik ettiğinde siz O'na iman edeceksiniz ve siz O'na yardım edeceksiniz.
    Acaba İman ne demektir?
    İman intisaptır.Said-i Nursi Hz. (Sözler 31) Eğer iman intisapsa,ozaman bunu bir değerlendirin bakalım.Allah'ın ayet-i kerimesine göre,Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz,Hz.İsa ve diğer nebiler dahil olmak üzere,O'na iman edeceklerse ve iman intisapsa, o zaman O'nun arkasında namaz kılınması durumu ortaya çıkmıyor mu? Bütün bunları zaman,İslam aleminin 1400 yıldan beri beklediği Mehdi Resul, Efendimizdir.Bu Kur’an ayetleriyle ve hadis-i şeriflerle de ispat ediliyor.Bir konunun ispatı evvela delilleri gerektirir.
    Kur’an ayetleri, Allah’tan bize ispat vasıtalarıdır.Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz de bir ikinci ispat vasıtası olarak hadisleri devreye koymuştur.Üçüncü ispat vasıtası da bu konunun şahitleridir.Hamdeder, şükrederiz ki Efendimizin Mehdi Resul olduğunun şahitleri O’na tabi olan bizleriz.Tabi olanların hepsi, hacet namazı kılarak Allah’tan sormuşlardır.Allah’ın kendilerine gösterdiği Mehdi Resul’dür.Nitekim şüphesi olan bir kere daha,bir kere daha, bir kere daha hacet namazı kılar da Zamanın İmamını sorarsa göreceği tek kişi Efendimiz’dir.Çünkü O, Allah tarafından vazifeli kılınan Zamanın İmamı’dır.O halde günümüzde insanlar gerçekten O mu, değil mi, öğrenmek istiyorlarsa Resulullah’ın sünneti gereğince hacet namazını kılacaklardır.Hacet namazıyla Zamanın İmamını Allah’tan soracaklardır.Allahu Teala Efendimizi gösteriyorsa o zaman artık bu konuda şüphe duymamaları gerekir.Eğer hala şüphe varsa o zaman zaten fısk olayı derhal gerçekleşir.
    Nitekim Yunus Emre de şöyle buyuruyor:
    Uslu değil, delidir; halka salusluk satan, Nefsini müslüman etsin, var ise kerameti.
    En büyük kerametin nefsi müslüman etmek, olduğunu görüyoruz.İşte Efendi Hazretleri, tabi olanların nefsini müslüman eden, Allah tarafından vazifeli olan, Allah’ın Resulü’dür.Gerçekten tabi olanlar,nefslerini Allah’a teslim etmekle, nefslerini müslüman ederler.
    O halde Kur’an-ı Kerim ayetlerine baktığımız zaman,Kur’an-ı Kerim’de ne kadar mucize varsa,hepsi nefsin müslüman edilmesi içindir.Kur’an’ın gerçek mucizesi nefsin Allah’a teslimi ise,bundan daha büyük keramet olabilir mi? Mehdi Resul tabi olanların nefsini Müslüman ediyorsa,Allah’a teslim ediyorsa,O en büyük kerametin sahibidir.Keramet bekleyenler bunu gözönüne alsınlar.Tabi olduğumuz Efendimiz’in,Allah’ın Resulü, Mehdi Resul olduğuna dair bir ispat vasıtası (dördüncüsü) da yemindir. Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de Al-i İmran Suresinin 61.ayet-i kerimesinde bunu dile getiriyor.
    “Femen hacceke fiyni min ba’di ma caeke minel’ilme fekul te’alev,ned’u ebnaena ve ebnaeküm ve nisaena ve nisaeküm ve enfüsena ve enfüseküm sümme nebtehil fenec’al la’netallahi alelkazibiyn.”
    Artık sana gelen bunca ilimden sonra,O’nun hakkında seninle tartışmaya girişirlerse de ki: “Gelin,oğullarımızı ve oğullarınızı,kadınlarımızı ve kadınlarınızı,kendimizi ve kendinizi çağıralım,sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah’ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım.
    O’nun kerametinin bir nişanesi olan bizler,herzaman Allah’ın Kur’an-ı Kerim’i üzerine yemin etmeye hazırız.Yeminle Onun Mehdi Resul olduğunu söyleyebiliriz.Aksini düşünenler Allah’ın Kitabı üzerine bizimle gelsinler ve yemin etsinler.Hamdeder Şükrederiz ki Efendimiz (tabi olduğumuz mürşid) Zamanın İmamı Mehdi Resul’dür.Bu delillerle de sabittir.Bu şahitlerle de tescil ediliyor.Ve dileyen herkes istiyorsa yeminle de karşımıza çıkabilir.
    İbrahim Süleymanoğlu “Mehdilik ve İmamiye” adlı kitabında (Syf.184-187’de) Mevlana Mevdudi’nin Hz.Mehdi hakkındaki ilgi çekici görüşünü şöyle ifade etmektedir:
    “...Mamafih,aklı selim,hilkat ve dünyanın gidiş icabı böyle bir lider dünyaya gelecektir.İsterse bu çağda gelmiş bulunsun,isterse asırlar sonra gelsin.O Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) hadislerinde zuhurunu vazıh şekilde tebşir buyurulmuş olan “El-İmamu’l Mehdi’nin ta kendisidir.Bu günlerde bazı kimseler bu ismi pek hoş karşılamıyorlar. “İstikbalde doğacak bir lideri beklemek cahil müslümanları dünyevi faaliyetinden alıkoymuştur.” Diye şikayette bulunuyorlar. İleri sürdükleri eshab-ı mucide asla varid değildir.
    Çünkü, cahil halkı uyuşuk hale sokan keyfiyet işin yanlış anlaşılmasındandır. Keza diyorlar ki: İstikbalde “mechulden bir adam” geleceği inancı diğer dinlere mensup cemaatlarda da mevcuttur.Bu sebepten sadece batıl itikattan başka birşey değildir.
    Ben bu inancın mümkün olmayacağını kabul etmemekle beraber dünyadaki hayatın son bulmadan, İslam’ın dünya dini olarak zuhur edeceğini,keder ve ümitsizliğe kapılmış insanın kendi icadı ve inancı olan bir sürü “izm”leri denedikten sonra Allah’ın “izm”ine ilticaya mecbur kalacağını,bu işin tahakkuku ise, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in tarafından ortaya konulan ölçüler üzerinde işleyecek, çalışacak ve İslam’ı asıl hüviyet ile yayacak olan bir lider tarafından mümkün olacağını, Peygamber Efendimiz gibi O’ndan evvel gelmiş olan Peygamberlerin de kendi cemaatlarına söylemiş olabileceklerini zannetmekteyim. Hem de böyle bir tebşiratın batıl tarafı nerede?
    Bu itikatın başka cemaatlarda bulunmasına gelince:Çok muhtemel olarak,onu diğer Peygamberlerden gelen rivayetlerden Almışlar ve hurafelerle doldurmuşlardır. “El-İmamu’l-Mehdi’nin geleceğine iman etmiş müslümanlar ile böyle bir hadisenin asla olmayacağına inanan” yenilik mucidleri,kötü düşüncelerinde birbirlerinden pek farklı değillerdir.Onların, “Mehdi’ye eski zaman kıyafeti,modası geçmiş,mistik görünüşlü ve bir gün aniden elinde tesbih ile bir medreseden veya bir manastırdan çıkıp kendini “el-Mehdi” ilan edecek biri,zannettikleri görülmektedir.Bu halin vukuunda dini liderler ve alimler ellerinde kitap ortaya çıkacaklar ve Vücut yapısı ile eşkalinin kitaplardaki tarife uyup uymadığını tetkik ve mukayeseye koyulacaklar.Cihad ilan edilecek ve bütün sofilerle hayattaki bütün eski tip mutaassıp kimseler O’nun etrafında ve bayrağı altında toplanacaklardır. Maneviyat,muska ve dua ile bu cihad kazanılacağına ve topraklar fethedileceğine göre,kılıç sadece bir sembol olarak kullanılacaktır.Bir bakışı kafirleri mahvedecek ve sadece bedduası tankların,tayyarelerin imhasına kafi gelecektir.Mehdi’nin zuhuru itikadına dair avamın görüşü işte budur.Fakat bu mevzu üzerinde okuyabildiğim kadarıyla edindiğim intiba bu vaziyetin tam aksi mahiyettedir. Fikrime göre, gelecek olan kimse bütün carı şubelerine ve hayatın ana problemlerine de çok derin nüfuza sahip ve çağının en modern lideri olacaktır.Devlet idaresi, siyasi basiret ve harpteki strajetik hüner bakımından bütün dünyayı hayran bırakacak.Fakat çok korkarım ki,O’nun getireceği yeniliklere karşı ilk feryadı basanlar, ulema ve sofiler olacaktır. (Mevdudi,İslam’da ihya hareketleri, Syf 47-48)

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    26
    Rep Gücü
    0

    Son nebinin varisi mehdi resül kimdir?

    MEHDİ ALEYHİSSELAM’A İFTİRALAR

    Bir kısım dini zevat da (kuzu postuna bürünmüş kurt gibi) “evet,mehdilik vardır,gelecektir”demekte ama geleceği zamanı vazife göreceği mekanı ve seçileceği kavmi sürekli tartışma konusu yapmaktadırlar.Hamdeder, şükrederiz ki Rabb’imiz hacet namazıyla bize ispat ediyor ki, şu an tabi olduğumuz Mehdi Resul bizim Efendimiz’dir, Allah tarafından görevlendirilmiştir. Böyle olmasına mukabil bu kuzu postuna bürünmüş kurtlar,hala Efendimizi hangi yüzle eleştirmektedirler.O’na söylemedikleri bir takım iftiraları yapmaktadırlar.Nefsini ilah edinmiş bu kişilerden bir tanesi Efendimize karşı olan suçlamalarını hala devam ettirmektedir.
    Bu zat Efendimiz’in, içkiyi helal kıldığını, içki içilebileceğini söylüyor ve bunu da Efendimize dayandırıyor.Böylece geleceğine iman ettiği Mehdi Aleyhisselam’a ağır iftiralarda bulunuyor.Hamdeder, şükrederiz ki tabi olduğumuz mürşidimiz Mehdi A.S dır.Şu anda en zirve noktada Allah’ı temsil etmeye hak sahibi olan Efendimiz’dir.Tabi olduğumuz günden bugüne kadar her an Kur’an-ı Kerim’i bize öğretiyor.İlahi hükümlerin hiç birisinden taviz vermedi.A’dan Z’ye Resulullah (s.a.v)’in sünnetini ve Kur’anı Kerimi sahabe gibi hayatımıza tatbik etmeyi bize öğütleyen günümüzdeki TEK KİŞİ’dir.İçkiyle alakalı Kur’an-ı Kerim ayetlerini Efendimiz’in tatbik etmemesi mümkün değil.Bu kabil iftira eden kişiler, zaman içinde hiçbir temeli olmayan iftiralarında, müfteri olarak boğulup gideceklerdir.Acaba İlahi hükümler bu istikamette ne buyuruyor.
    “Yes’eluneke anilhamri velmeysir, kul fiyhima ismün kebiyrün ve menafi’u linnasi ve ismühüma ekberü min nef’ihima.” Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki: “Faydası da var ama zararı da var. Zararı faydasından büyüktür. Bakara-219
    Dikkat ederseniz fayda ve zarar ölçüsü nefsin ölçüsüdür.Yani insanlar nefslerinin talebi istikametinde Resulullah (s.a.v)’e bu konuyu arz ediyorlar.Allahu Teala aynı istikamette diyorki; “Faydası da var,zararı da var ama zararı faydasından büyüktür.” Dünyevi ölçüler içerisinde olaya bakan bir insan için durum nedir? Durum gayet açık: Zararı faydasından büyükse,o zaman insanoğlu aklın standartları içerindeki kendisine zararı olan bir nesneden el çekecektir.Bu istikamette bu tuzağın içine düşmüşse bırakmak için bir gayretin içerine girecektir.Kur’anı Kerim’de bu konuda vaz’edilmiş Allah’ın hükümlerinden birincisi budur.Ama insanoğlunun Rabb’imizin de beyan ettiği gibi ölümden sonraki ahiret hayatı vardır.Allahu Teala Kur’an ayetleriyle insan hayatının hem dünyevi kesimini,hem uhrevi kesimini garanti altına almıştır.Yani Rabb’imiz, insan için hem dünya saadetini diliyor, hem de ahiret saadetini diliyor.O halde,dünyevi boyutu olan içkinin bu tarafı Allahu Teala’nın hükümleriyle açıklanırken ,
    uhrevi boyutunun açıklanmaması elbette söz konusu değil; Allahu Teala bu konuda da hükmünü vaz’etmiştir.
    “La takrebussalate ve entüm sükara hatta ta’lemü ma tekuulune.” Ne dediğinizi bilmeden sarhoşken namaza yaklaşmayınız. Nisa-43
    Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz hadis-i şerifinde buyuruyor: İçki günahların anasıdır.
    Neden İçki günahların anasıdır?
    “Ve yec’alürricse alelleziyne la ya’kılun.” Aklını kullanmayanlara azap ederiz. Yunus-100
    Akılla içki arasında bir irtibat var mıdır? Elbette vardır.Akıl,beyin vasıtasıyla fizik bedene kumanda ediyor.Tıp adamlarına göre (bu uzman kişilerin bu sahadaki beyanlarına elbette biz inanıyoruz) beyin üzerindeki en üst seviyede bir tabaka vardır,bu tabakanın hücreleri içki içmekle tükeniyor.Hücreleri tükenince yerine yenisi gelmeyen yegane organ beyindir.İçki içen insanlarda bu koruyucu tabaka içkiyle birlikte görevini yapamaz hale geliyor.Eğer o koruyucu tabaka sarhoşluk sebebiyle görevini yapamaz hale gelirse,freni patlayan bir arabanın nasıl artık direksiyon hakimiyeti yok ise,içki içen ve sarhoşluk noktasına gelen bir insan için de artık kumanda elden çıkmıştır.O insan keyfine ve nefsine uyarak her türlü hareketi sergileyebilir.Özellikle fizik bedenin ve dolayısıyla nefsin koruyucusu olan aklın,fizik bedene kumanda etmesi söz konusudur.Kumanda elden gittikten sonra kişinin nefsine hakim olması artık mümkün değildir.İşte bu vecheden hareketle Allahu Teala emrini koymuş Kuranı kerime
    “La takrebussalate ve entüm sükara hatta ta’lemü ma tekuulune.” Sarhoşken namaza yaklaşmayınız. Nisa43
    Allahu Teala’nın emirleri vardır.Namaz bu emirlerden bir tanesidir.Allah’ın yasakları da vardır.İçki yasağı bu yasaklardan bir tanesidir.Şimdi Allahu Teala emr-i bil maruf ve neyh-i anil münkeri birleştirdiği yegane noktayı tespit ediyor.
    Sarhoşken namaza yaklaşmayınız.
    O zaman kişi yasağı işlediği zaman, yerine getirmesi gereken emr-i bil marufu da zedelemiş oluyor.Bu ayet-i kerimede bunu net olarak görebiliyoruz.Allahu Teala içkiyi yasak kılmıştır.Siz o yasağı çiğnerseniz aynı zamanda Allah’ın size farz kıldığı ve yapmanızı istediği farzı (namaz emrini) da çiğnemiş oluyorsunuz, yerine getirmemiş oluyorsunuz.İçki yasağını çiğnemekle derecat kaybediyorsunuz.Bu yasaktaki kayıp bire birdir.
    “Ve men cae bisseyyieti fela yücza illa misleha.” Kim bir seyyiat işlerse misliyle cezalanır. En’am-160
    Bu kişi Allah’ın yasağını çiğnemek suretiyle içki içtiği zaman kaybettiği derecat, onu misliyle cezalandırmaya götürür.Namaz öyle değildir.Namazda Allah’ın emrini yerine getirmediği için kişi kesinlikle derecat kaybediyor.Yetmez, Hz.Muhammed Mus tafa (s.a.v) Efendimiz: “Namaz dinin direğidir.” diyor.Ve yine Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz: “Fatihasız namaz olmaz” diyor.
    Şimdi namaz dinin direğiyse ve Fatiha’sız bir namaz söz konusu değilse, o zaman şuursuzca okuyabileceğiniz bir Fatiha sizi namaz kılmama noktasına ulaştırır ki, işte o sebepledir ki Allahu Teala, “Sarhoşken namaza yaklaşmayınız !” buyuruyor.
    Ne söylediğinizi bilmeden namaz kılıyorsanız, aslında o namaz Allah indinde sehv içinde kılınan bir namaz hükmündedir.Namaz kılan bir insan namaz kılması sebebiyle hangi derecatı kazanacaksa,namaz kılmayan bir insan o derecatı kaybetmiştir.Kaybedilen Derecelerin,insan hayatında çok büyük önemi var.Üç ayet-i kerime grubu bunu bize ispat ediyor.
    “Velveznü yevmeizinilhakk, femen sekulet mevaziynühü feülaike hümülmüflihun ve men haffet mevaziynühü feülaikelleziyne hasiru enfüsehüm bima kanu biayatina yazlimun.” O gün mizanların tartılması haktır. (derecelerin tartılması haktır) Kimin hasenat tartıları ağır gelirse onlar felaha ulaşanlardır onlar cennete gideceklerdir, ama kimin hasenat tartıları hafif gelirse onlar cehenneme gideceklerdir. Araf-8-9
    “Femen sekulet mevaziynühü feülaike hümülmüflihun ve men haffet mevaziynühü feulaikelleziyne hasiru enfüsehüm fiy cehenneme halidun.” Artık kimin tartıları ağır basarsa,işte onlar kurtuluşa erenlerdir.Kimin tartısı hafif gelirse işte onlarda kendi nefslerini hüsrana uğratanlardır ve cehennemde ebedi olarak kalacaktır. Müminun-102,103
    “Fe’emma men sekulet mevaziynühü fehüve fiy ıyşetin radıye ve emma men haffet mevaziynühü feümmühü haviye.” İşte kimin tartıları ağır basarsa, artık o hoşnut olunan hayat içindedir.Kimin tartıları hafif kalırsa, artık onun da son durağı (cehennemdeki) uçurumdur. Kari’a-6,7,8,9
    Negatif dereceler bizi cehenneme mahkum eder. Eğer namaz kılan bir insan derecat kazanıyorsa o zaman namaz bizi cennete götürmenin bir vasıtası, bir vesilesidir.Eğer namaz kılmayan bir insan derecat kaybedecekse o namaz kılmamak bizi cehenneme mahkum ediyor.Öyleyse içkinin de dolaylı da olsa bizi götüreceği yer CEHENNEM.
    Allah’ın kesin bir hükmü bu istikamette, Şu anda yeryüzünde meseleyi incelediğiniz zaman, Kur’an-ı Kerim’i A’dan Z’ye kadar bütünüyle en üst seviyede insan hayatına, kendisinin hayatına tatbik eden ve tatbik ettiren yegane temsilci Efendi Hazretleri’dir.Böyle olmasına rağmen, böylesi ağır bir iftira karşısında o kişinin Allah indinde ne kadar kayba uğradığını Allah’a bırakıyoruz. Ama bir gerçek vardır ki, bu ağır bir iftiradır.Bu iftirayı yapan bu zat din adına da piyasaya çıkmış olsa, çok büyük bir kaybın içerisine girmiştir.Belki bu söylediği sözlerle,şeytanın taraftarı olarak kendi yerini almıştır.Şeytanın,kendisine tabi insanları nereye mahkum edeceğini hepimiz gayet açık biliyoruz.Bu tip şeytanın taraftarlarının akıbeti cehennemdir.
    O halde hamdeder, şükrederiz ki Efendimize tabi olduğumuz günden bu yana içkiyle alakalı bu iki ayet-i kerimeyi bize net ve vazıh bir biçimde açıkladığı gibi, hayatımıza mutlaka tatbik etmemizi bize öğütleyen yeğane Zat’tır.14 asır evveline gittiğimiz zaman Allahu Teala’nın bir konudaki kesin hükmünün insan hayatına tatbiki tedrici (alıştıra-alıştıra) olmuştur.Allah Kur’an-ı Kerim’i 23 senede indirmiştir.Allahu Teala toptan bu Kur’an-ı Kerim’i indirebilirdi.“Kur’an-ı Kerim Sana toptan neden indirilmedi? Diyen müşrik ve kafirlere Allah’ın verdiği cevap: “Senin kalbini bu Kur’an-ı Kerim’le pekiştirelim” diye. Demek ki 23 senede indirilen Kur’an-ı Kerim’in sahabeyi 23 senede kalb-i selime ulaştırdığını anlıyoruz.İşte aynı şekilde günümüzdeki insanlar için de bu durum söz konusu.Yani Kur’an-ı Kerim’in insan hayatına tatbiki anlık değildir, bir süreç ve tedrici basamaklar zincirini ifade ediyor.O halde Allahu Teala bilmez mi ki içki yasak kılınacak.Elbetteki bilir.Dolayısıyla diğer iki tane hükmü vaz’etmesinin hikmeti nedir? Hikmeti bu iki ayet-i kerimenin de muhatabı vardır.Bakara Suresinin 219. ayet-i kerimesinde vaz’edilen gerçeğin de muhatabı vardır, Nisa Suresinin 43. ayet-i kerimesinde vaz’edilen mesajın da muhatabı vardır. Ama bu iki ayet-i kerimeden nasiptar olan, dünyası için ve ahireti için zararlı olduğunu idrak eden kişi için, derecat kaybına vesile olan böylesi bir yasak fiile, Allahu Teala Maide Suresinin 90. ayet-i kerimesinde kesin noktayı koyuyor.
    “Ya eyyühelleziyne amenu innemelhamrü velmeysirü vel’ensabü vel’ezlamü ricsün min amelişşeytani fecteni buhü le’alleküm tüflihun.” Ey iman edenler! İçki, kumar, fal okları, puta tapmak size yasak kılındı.Ondan içtinap edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz. Maide-90
    Şimdi bu kuzu postuna bürünmüş kurt misali din adamı, Efendimize iftira ederek “yalancı Mehdi içkiyi serbest kılıyor” diyor.Ama Efendimiz mürşide tabi olmanın farziyetini vaz’ettiği sohbetlerde gün geçmiyor ki dört kere,beş kere...yedi kere tekrar etmesin.Hiçbir sohbeti yoktur ki, “mürşide tabiyet farzdır, mürşide tabiyet farzdır, mürşide tabiyet farzdır” demesin.Maide Suresinin 90. ayet-i kerimesinin hayata geçirilmesi, yaşanması ancak mürşide tabi olmakla mümkündür.Ama kendini bilmeyen bu zavallı kişi, bunun da farkında değil.O sadece Kur’an-ı Kerim ayet-i kerimesini okur, o kadar.Eğer ihtiva ettiği manadan haberi olsaydı bu ağır hakaretleri Efendimize yapmazdı.En azından “hakikatini bilmediğim şeyden su-i zanda bulunmam” diye Hucurat Suresinin 12. ayet-i kerimesine tabi olurdu.
    “Ya eyyühelleziyne amenüctenibu kesiyren minazzann.”Ey iman edenler,Zannın çoğundan kaçının,çünkü zannınbir kısmı günahtır. Hucurat-12
    Bu şahıs Kur’an-ı Kerim hükümlerini hafife almaktadır. O kadar cahil olduğu belli ki, Kur’an-ı Kerim’in her ayet-i kerimesine uymamayı kendisine şiar edinmiş.Kendi nefsini ilah edinmiş.Bu kişi için belli ki ayetler hiç önemli değil.Ama hiç unutmayın ki, dil kalbin tercümanıdır.Kur’an-ı Kerim ayetleri ile sabittir ki, uzuvlarımız bize şahitlik edecektir.
    “Yevme teşhedü aleyhim elsinetühüm ve eydiyhim ve ercülühüm bima kanu ya’melun.” O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaktır. Nur-24
    “Hatta iza ma caüha şehide aleyhim sem’uhüm ve ebsarühüm ve cüludühüm bima kanu ya’melun.” Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme, (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerinde şahitlik edecektir. Fussilet-20
    “Ve la takfü ma leyse leke bihi ilm, innessem’a velbasara velfuade küllü ulaike kane anhü mes’ula.” Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve kalp bunların hepsi ondan sorumludur. İsra-36
    Eğer uzuvlarımız bize şahitlik edecekse, Allah’ın en sevgilisi hakkında söylediği iftirafların, elbette karşılığını azap olarak görecektir: Yani bu iftira sahibine yansıyacaktır.Ve Allah katında bunun vebalini, bunun azabını mutlaka o kişi görecektir.O halde sadece körü körüne ona buna iftira etmek insanı bir yere götürmüyor, sadece insana kaybettiriyor.
    Bu olayın bir gıybet tarafı vardır,bu olayın bir dedikodu tarafı vardır, bir de iftira kısmı vardır.Karşı taraf söylememesine rağmen söylemiş gibi siz ona malediyorsanız bu ona bir iftiradır.Ve hiç unutmayın;14 asır evveline iftira ile ilgili ayet-i kerimelerinin inzal sebebine baktığımız zaman, konunun merkezinde Hz.Aişe Validemiz var.Gece karanlığında farkedilemeyerek kervandan geri kalan Aişe validemize münafıklar ve müşrikler iftira ediyorlar.Bu olay Allah’ın Resulü ve Hz.Aişe Validemizi üzüyor.Fakat Allahu Teala bu istikamette ayet-i kerimesini inzal ettiği zaman; “o üzüldüğünüz olayı kendi aleyhinizde sanmayın Allah katında sizin için çok büyük derecelerin kazanılmasına vesiledir” diyor. Elbette Efendimiz bundan asla bir kayba uğramayacaktır. Ama bundan kayba uğrayan iftira eden, din adamı olarak geçinen bu kişidir.Elbette cevabını Allah’tan ve Allah’ın insandaki temsilcisi ruhtan alacaktır.
    Bugün Kur’an-ı Kerim’i en üst seviyede temsil etme ve yaşatma hakkına sahip olan, yeryüzünde tek kişi EFENDİMİZ’DİR, ALLAH’IN RESULÜ’DÜR, MEHDİ RESUL’DÜR.
    Bu tip iftiralar elbette karşılığını Rabb’imizden bulacaktır.Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz: “Allah’ın velileri Allah’ın koruyucu kubbesi altındadır, onlara savaş açan Allah’a açmıştır” buyuruyor.

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Mehdi (as) Kimdir?
    cumleci Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-03-2010, 06:16 PM
  2. Mehdi Resûl ile Birlikte Yol Tutmak
    munip Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-03-2010, 12:55 PM
  3. Mehdi Kimdir?
    SOSYALİST Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 54
    Son mesaj: 06-03-2010, 01:47 AM
  4. Allah Ve Resul Ölçüsüyle Günümüz
    RABİA Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 22-05-2008, 12:08 PM
  5. Mehdi benim? Mehdi tekdir...
    PİR GERÇEK VELİ Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 16-11-2007, 02:52 PM
Yukarı Çık