Alaaddin BAŞAR

El-Hâlık / El-Bâri

Hâlık: “Eşyayı bir takdir ve ölçü ile yaratan; yoktan var eden.”

Bâri’: “Eşyayı muhtelif şekiller ve suretlerle birbirinden mümtaz surette yaratan.”

“Her varlığı, bir misali olmaksızın var eden.”

“O Allah ki, Hâlık’tır, Bâri’dir, Musavvir’dir. En güzel isimler O’nundur.” (Haşr, 59/24)

Bütün varlık âlemi bu iki ismin tecellileriyle doludur. Bir vişne çekirdeğinde vişne ağacının, kiraz çekirdeğinde de kiraz ağacının planını yerleştirmek bir takdir işidir, bir ilim eseridir ve o çekirdeklerin böylece yaratılmış olmaları Hâlık ismini gösterir.

Bu çekirdekler, ağaç haline geldiklerinde ve meyve verdiklerinde birbirlerinden daha net biçimde ayrılırlar. İşte bu ayrılık, bu farklılaşma, bu imtiyaz Bâri’ ismini ilan eder.

Aynı türün fertleri arasında da bir imtiyaz sözkonusudur.

Bu hakikat insanlık âleminde bütün berraklığıyla okunur:

Nutfelerde insanın bütün organlarının şekilleri, yerleri büyüklükleri ve sayıları genetik program halinde yazılıdır. Bununla birlikte, Allah, her insana da diğerinden bir farklılık, bir başkalık lütfetmiştir. Bu başkalıkla, insanlar birbirlerinden temyiz edilir, ayrılırlar.

O halde, bir insan, yaratılışı ile Hâlık ismini, diğer insanlardan farklı olmasıyla da Bâri’ ismini gösterir.

İmam Gazâlî Hazretleri, meseleye biraz farklı yaklaşır ve bu iki isim arasındaki farkı şöyle nazara verir:

“Allah, eşyayı takdir etmesi ve bu takdire uygun olarak yaratması itibariyle Hâlık’tır. Onları yokluktan varlığa çıkarması itibariyle de Bârî’dir.”



kaynak