2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 20
  1. #11
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Cevap vermeden önce şu yukardaki uzun yazında yazdıklarından şu sonucu çıkartıyorum ben...

    Sen ALLAH C.C ile KUL arasına hiçbir beşer giremez.. Peygamberler sadece ALLAH C.C dan gelen sözleri insanlara iletirler, bundan ötesinde sözleri, haraketleri, eylemleri hiçbir şekilde bir anlam ifade etmez oda senin benim gibi insan sen ona bakma, VAHİY e bak mı diyosun kısaca....Doğrumu...? Ben sadece Peygamber olduğuna inanmak ile yükümlüyüm, PEYGAMBERLİĞİ dışında RESULULLAH S.A.S in sözleri haraketleri eylemleri zerre kadar beni bağlamaz, dudaklarından dökülen VAHİY olan kelimeler hariç benim onunla işim olmaz mı demektir bu ......... Ben NET-ÖZ VE AÇIK OLARAK SORUYORUM.....Cevap bekliyorum......


    Bunu cevaplamadan birşey yazmıycam,

  2. #12
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cevap vermeden önce şu yukardaki uzun yazında yazdıklarından şu sonucu çıkartıyorum ben...

    Sen ALLAH C.C ile KUL arasına hiçbir beşer giremez.. Peygamberler sadece ALLAH C.C dan gelen sözleri insanlara iletirler, bundan ötesinde sözleri, haraketleri, eylemleri hiçbir şekilde bir anlam ifade etmez oda senin benim gibi insan sen ona bakma, VAHİY e bak mı diyosun kısaca....Doğrumu...? Ben sadece Peygamber olduğuna inanmak ile yükümlüyüm, PEYGAMBERLİĞİ dışında RESULULLAH S.A.S in sözleri haraketleri eylemleri zerre kadar beni bağlamaz, dudaklarından dökülen VAHİY olan kelimeler hariç benim onunla işim olmaz mı demektir bu ......... Ben NET-ÖZ VE AÇIK OLARAK SORUYORUM.....Cevap bekliyorum......


    Bunu cevaplamadan birşey yazmıycam,

    Kardeşim yazdıklarıma bakarsan sorunun cevabını alırsın. Beni alakadar etmez demiyorum. Benim için ikinci plandadır yani vahiyden sonra gelir diyorum. Hiç bir hadis EKSTRA DİNİ HÜKÜM ifade edemez ancak Kurandaki bir hükme yardımcı olur, açıklar vs. diyorum. Benim içim hüküm koyucu Allahtır. Peygamberimizin hadis ve sünnetinden de Kurana ters düşmediği ve dini hüküm vermediği müddetçe faydalanırım. Kurana ters düşüyorsa uydurmadır benim için, hepsi bu.
    Konu Apollonius tarafından (23-02-2010 Saat 04:15 PM ) değiştirilmiştir.

  3. #13
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Dediğin cümleler aynen o anlama geliyor o zaman......

    Şimdi nasıl bir mantık yürüttüğünü sana özetliyim hemen Apollinius o devirde yaşıyan sahabelerden bir tanesi olsun misal...

    Şimdi Apollonius medine sokaklarında geziyor.. Karşısına Hz. Muhammed S.A.S çıkıyor, ve diyor ki Selamun aleykum Ya Muhammed S.A.S yeni Vahiy varmı...? Yok ...? İyi Vahiy geldiğinde haber ver..... ben senin sözlerine bakmam beni sadece vahiy ilgilendirir.... Hadi selamet ile.....

    Kardeş kusura bakma bu konuda ikna olabileceğine dair zerre kadar izlenim oluşsaydı bende sana ilmi delilleri buraya koyardım ama malesef ki, sen bu konuda yine bildiğini okuyacaksın......Onun için sahabenin yolundan gitmeyi tercih ediyorum, bir insana n fala 3 hadis söyle sonra seni dinlemiyor ibret almıyor düşünmüyor ise sana gelip öğrenmek istiyorum bana anlat demediği sürece kesinlikle ona hadis söyleme.....

    DİN ORTAYA KONULUR, İSTEYEN ALIR, İSTEYEN REDDEDER... ben seninle daha fazla uğraşamıyacam... Selamet ile....

  4. #14
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    DİN ORTAYA KONULUR, İSTEYEN ALIR, İSTEYEN REDDEDER... ben seninle daha fazla uğraşamıyacam... Selamet ile....
    kardeşim. Senin söylediğin o zamanlarda da peygamberimiz kendisine bir konu hakkında vahiy gelmemişse Kurandan önce inmiş kitapları rehber ediniyordu. ayrıca ben dini hüküm dedim. Peygamberimiz o zamanlar devlet başkanı/önder konumundaydı da. Tabi ki din harici hükümleri olmuştur ve uygulanması da gerekirdi. Fakat Kuranda da belirtildiği gibi peygamberimizin Allahın hükümleri için rehberi Kurandır, Kuranda hükmü yoksa önceki kitaplardır. Bahsettiğin recm konusu da bir Tevrat hükmü olarak uygulanmıştır zina ile ilgili ayetler inmeden önce. Kuranda ne deniyor. Herkes kendi kitabı ile hükmetsin! Herkes kendi peygamberinin günümüze ulaşan sözleri ile hükmetsin denmiyor çünkü ekstra dini hüküm içeren sözü yok :)))

  5. #15
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Şimdi şu kısmı şahsi görüşümdür....Sana bu cevabı sadece su yazdıklarımızı okuyanlar bakıpda senin süslü sözlerine aldanıp yanılmasınlar diye yazıyorum....


    Sen açıkca söylemiyorsun, söyleyemiyorsun ...Ama ben söyleyeyim Sen HADİS ve SÜNNET' i RED Ediyorsun.. Ben sadece KUR'AN da yazılanlara tabii olurum geriye kalanlar bence değersiz önemsizdir, diyorsun, hatta öyle bir noktaya vardırıyorsun ki bu HADİS ve SÜNNET inkarını, Sahabeden en çok HADİS rivayet eden Ebu Hureyre R.A ı (ALLAH C.C ondan Razı olsun) Yahudi ve münafıklıkla itham ediyorsun...
    Aslında TARİKAT ve TASAVVUF ları eleştirirken onlardan daha vahim daha sapık bir yola girip HADİS ve SÜNNET i inkar ediyorsun, Heleki ALLAH C.C RESULU S.A.S in bizzat kendisi tarafından elleri ile 4 defa uygulanmış, sonra 4 halife tarafından bizzat uygulanmış RECM gibi bir EMRİ inkar ediyorsun... Sen mi daha iyi biliyorsun ALLAH RESULU S.A.S ve HALİFE' lerimi....? Onların kendi elleri ile uyguladıkları...ve Bizzat ALLAH RESULU S.A.S tarafından


    «Allahım, Yahudiler senin emrini Öldürdükleri (uygulamadıkları) zamanda, senin emrini ilk ihya eden (uygulayan) benim,»


    derken nasıl inkar ediyorsun... HADİS ve SÜNNET seni bağlamaz ise namazı, orucu, zekatı, haccı, KUR'AN a göre yap bakalım neler olacak diyorum... Kılıf bulamayınca RESULLULAH S.A.S in öğrettiği gibi yapıyoruz diyosun ama çarpık görüşünün ÇARK ETTİĞİ NOKTADA BU...İşine gelen HADİS ve SÜNNETİ kabul edip uyguluyorsun, ama nefsine ağır gelen HADİS ve SÜNNET i uygulamıyor daha da kötüsü RED ediyorsun, diyorsun ki nasıl güveneyim, kesin doğru olduğuna

    NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT KUR'AN DA AÇIK AÇIK VARMI KARDEŞİM... KİME TABİİ OLUYOSUN NEYE GÖRE YAPIYORSUN BU İBADETLERİ...?

    _RESULULLAH S.A.S E GÖRE
    _EEE...HANİ HADİS VE SÜNNETE İNANMIYORDUN KUR'AN I KAYNAK KABUL EDİYORDUN, BUNLARDA SANA HADİSLER VE SÜNNET İLE ULAŞAN BİLGİLER BUNLARIN DOĞRULUĞUNU NEREDEN BİLECEKSİN...ÖYLE YA KUR' AN AÇIK AÇIK ANLATMAMIŞ....

    Yani sen şu yukardaki TARİKAT ve TASAVVUF' çulardan daha tehlikeli bir adamsın, yazdıklarına bakınca konuya vakıf tam bir müslüman izlenimi bırakıyorsun ama icraat Tam bir münafık tavrı.. Nasılmı ALLAH C.C un EMİR yasaklarının tam***** teslim olup, itaat ile sorumlusun...

    Rabbi ona: "Teslim ol" dediğinde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti. (2/131)

    Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır" dediler. (2/285)

    Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma. (3/60)



    Sana bu tartıştığımız konuya noktayı koyacak tek bir ayet ekliyorum iyi oku iyi anla, iyi dinle,

    36 – Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra,
    hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur.
    Kim Allah’a ve elçisine isyan ederse
    besbelli bir sapıklığa düşmüş olur....... AHZAB SURESİ


    İşte ayet açık ve net.....diyecek başka cümle yok.....öğüt alır isen....


    Yanlış yoldasın, HAKKA DÖN, KARDEŞİMDEN AYIRT etmem seni... Ama bu yol üzre olduğun sürece


    İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir." Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rabbimiz biz sana tevekkül ettik ve ‘içten sana yöneldik.' Dönüş sanadır." (60/4)

    Bu giriş kısmıydı şimdi ilmi belge ve bilgiler ile HADİS ve SÜNNET e tabi olmanın FARZ olduğunun ispatı...

  6. #16
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alemlerin Rabbi olan Allah`a hamd olsun.

    Rasulü Muhammed‘e, ehli beytine ve Ashabına salat ve selamlar olsun. Nefislerimizin şerrinden Allah`a sığınırız. Allah‘ın hidayet ettiğini saptıracak, O`nun saptırdığını da hidayet edecek olan yoktur.

    Şüphesiz sözlerin en doğrusu Allah`ın Kitab`ı, yolların en güzeli Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem`in yolu, işlerin en şerlisi sonradan ortaya çıkarılanlardır. Her sonradan çıkarılan şey bid`at, her bid`at sapıklıktır. Ve her sapıklık ta ateştedir.



    Öyle fitnelerin karanlığı içindeyiz ki, bu karanlık içinde tek ışığımız Allah‘ın Kitabı ve Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem‘in sünnetinin nuru olup, bizleri bu ışıktan mahrum etmeye çalışanların şerrinden Rabbimize sığınıyoruz.

    Allah‘ın apaçık hidayet yolu, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem‘in mucizesi, hiçbir batılın yanaşamadığı kitap olan Kur‘an-ı Kerim‘e doğrudan tasallut edemeyeceğini anlamış bulunan islam düşmanları, Kur‘an‘ın açıklaması mahiyetinde olan, Kur‘an ile aynı kaynaktan vahyedilen Sünnet‘i devreden çıkarıp, Kur‘an‘ı heva ve hevesleri doğrultusunda izah ettirebilmek ve böylelikle İslam Dini‘ni geçersiz kılabilmek için sistemli bir çalışma içine girmiştirler.

    Zira Ömer Bin el-Hattab radıyallahu anh buyuruyordu ki;
    ―Bir takım insanlar gelecek, Kur‘an‘ın (değişik şekillerde anlaşılabilecek olan) müteşabihleri hususunda sizinle mücadele edecekler. O halde onların yakasına sünnetlerle sarılın. Çünkü sünnetleri bilenler, Allah‘ın kitabını en iyi bilenlerdir.1

    1 Darimi (Mukaddime,17) İbni Abdilberr Camiu Beyani’l-İlm (2/123) Suyuti el-İtkan (2/11) Kasımi Mehasinut Te’vil (1/68) Acurri Şeriat (s.46, 48, no:91) İbni Hazm İhkam (2/250) Hatib; el-Fakih (1/234) İbn Batta el-İbane (83-84) Lalekai Sünnet (203) isnadı hasendir.


    Bahsedilen bu sistemli çalışma için harekete geçen müsteşrikler, İslam tarihinden malzeme aramaya başladı ve Hicri 3. asırda ortaya çıkmış ve İslam uleması tarafından bertaraf edilmiş olan sünnet inkarcılığını yeniden gündeme getirdiler.

    Reinhart Dozy,
    Leone Caetani,
    Ignaz Goldziher,
    Schacht


    gibi bazı müsteşrikler Sahabeleri (özellikle Ebu Hureyre r.a. gibi hadislerin çoğunun kendilerinden geldiği sahabeleri) ve kıymetli hadis imamlarını iftiralarıyla itham etmeye başladılar. Onların bu fitnelerine yakın geçmişte ve günümüzde reddiyeler ile cevaplar verilmiş olmasına rağmen, kalplerinde nifak tohumu gizli bulunan, makam, şöhret gibi dünyalık mansıplar peşinde olan, ya da kafirlere hoş görünme kompleksi illetine tutulmuş zavallılar itibar etmiş, müsteşriklerin ve misyonerlerin ekmeğine bal sürmüşlerdir.

    Irak, Mısır, Hindistan gibi dış tesirlerin altında kalmış İslam ülkelerinde bu akım neşvu nema buldu ve zamanla dar çaplı da olsa diğer İslam ülkelerinde menfi hareketler görüldü.2

    2 Bkz.: Dirasat Fi Hadisin Nebevi (1/26v.d.) Tuhfetul Ahvezi (7/425)


    Mesela dini bir tahsil görmemiş olan Libya lideri Muammer Kaddafi, Yeşil Kitap adlı eserinde Kur‘an‘dan başka kaynak kabul etmediğini söyleyerek3

    3 Rehber Ansiklopedisi (14/249)


    şu hadisi doğrulamış oldu;

    ―Şunu kesin olarak biliniz ki; Bana Kur’an ve onun bir misli daha verilmiştir. Karnı tok olduğu halde rahat koltuğuna oturarak;

    “Şu Kur’an’a sarılınız; onda helal olarak neyi görüyorsanız onu helal kabul ediniz, neyi de haram görüyorsanız onu da haram biliniz” diyecek bazı kimseler gelmek üzeredir. Dikkat edin! Hiç şüphesiz Allah Rasulün yasak ettiği şey de Allah’ın haram ettiği şey gibidir.‖4



    4 Bu hadis, Ebu Rafi, Mikdam bin Madikerib, İbraz bin Sariye, Ebu Hureyre, Cabir bin Abdullah, Halid bin Velid, Ebu Said el-Hudri, Tavus ve Muhammed bin el-Münkedir radıyallahu anhum'den merfuan rivayet edilmiş, sahih bir hadistir. Bkz.: Elbani Sahiha (882) Buhari Tarihul Kebir (7/288) Darimi (586) Ahmed (2/367, 483, 4/132, 6/8) Ebu Davud (4604-5) Taberani (1/386, 4/181, 20/274, 283) İbni Mace (12,13) İbni Hibban (13) Beyhaki Sünen (7/76, 3/331, 332, 7/76, 9/204) Beyhaki Delail (6/549) Beyhaki İtikad (s.228) Tirmizi (2663-4) Hakim (1/190) İbn Şahin Nasihul Hadis (s.695) Şafii Risale (s.89, 90, 225, 403) Şafii Müsned (729, 1154) Humeydi (551) İbni Hazm el İhkam (2/159, 202, 1/151) Hatib, el-Fakih vel-Mütefekkıh (1/88, 89) Hatib, el-Kifaye (12, 16, 17) İbni Abdilberr Camiul Beyanil İlm (2/189) İbni Abdilberr et-Temhid (1/149, 151) Begavi Şerhus Sünne (1/200) Hazımi el-İtibar (s.5) Mecmauz Zevaid (1/154-155) Ebu Ya’la (3/346) Kadı Iyaz Şifa (s387) Hattabi Mealimus Sünen (7/8) Mişkat (163) Metalibu Aliye (3081) Acurri Şeriat (92-94) Iraki Tarhut Tesrib (2/35) Tahavi Meanil Asar (4/209) Lealiül Masnua (1/195) Firuzabadi Sifrus Sade (s.259) Taberani Müsnedi Şamiyyin (1061) İbni Kuteybe Te’vil (s.307) Beyhaki Marifetus Süneni vel-Asar (1/67) Abdurrezzak (8766) Suyuti El-Havi (1/471)


    Mısır‘da Mahmud Ebu Reyye adında, hadisler etrafında kasıtlı olarak şüpheler uyandırmaya çalışan birisi zuhur etti.5

    5 Ebu Reyye hakkında bkz.: Nureddin Itr ve Yaşar Kandemir; “Ebu Reyye” TDVİA (10/214)

    Onun görüşlerini hatasıyla savabıyla, Türkiye‘de birileri aynen iktibas etti. İşte bu da, şu hadislerin tezahürüdür;

    Muaz Bin Cebel r.a. dedi ki; ―Şüpheye düşenler helak oldu! Sizden sonra birtakım fitneler olacaktır. O zaman mal çoğalacak, Kur‘an meydanda olacak, erkek, kadın, köle, hür, küçük, büyük, herkesin elinde Kur‘an olacak. İçlerinden biri şöyle diyecek;

    ―İnsanlara ne oluyor da bana tabi olmuyorlar? Ben Kur‘an okuyorum yine de bana kimse uymadı. Galiba ben onlara başka bir yenilik çıkarmadıkça bana uymayacaklar. Böylece ne Allah'ın kitabında ne de Rasulü'nün sünnetinde olmayan şeyler ortaya atacaktır. Böyle bir kişinin uydurduklarından sakının! Zira ortaya çıkardığı (bidat) şeyler dalalet ve sapıklıktır. Hikmet sahibi kimselerin sürçmelerinden de sakının! Çünkü şeytan bazen, hikmet sahiplerinin dili üzerine dalalet ve sapıklık sözünü, münafıkların dili üzerine de hak sözü atar. Hikmet sahiplerinin şüpheli sözlerinden sakının ki, o sözleri işittiğinde "Bu da ne demek?" dersin. Bu seni ondan alıkoymasın. Zira o, bu hatasından dönebilir. Hak sözde ise aydınlık vardır.6


    6 İsnadı sahihtir. Ebu Davud (4611) Hakim (4/466) Beyhaki (10/210) Beyhaki Şuabul İman (6/484) Firyabi Sıfatul Munafık (s.58) Lalkai İtikad (1/88) Abdurrazzak (11/363) Darimi (205) Acurrî eş-Şerîa (s.45) İbn Asakir Tarihu Dımeşk (65/337) Ebu Nuaym Hilyetul Evliya (1/230) Cem’ül Fevaid (302, 9790) İbni Teymiye Fetava (5/89) İbni Kesir Camiül Mesanid (11/487)


    Yaşar Nuri, Mi‘rac gibi mütevatir hadisler ile sabit olmuş hususları inkar ederken, işine gelen yerlerde zayıf ve uydurma hadisleri delil getirmesi, ancak Arapça‘dan ve hadis ilimlerinden habersiz kimselerin yapabileceği türden hatalar yapması, Yahudi ve Hristiyanların Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem‘e iman etmeleri gerekmediğini iddia ederek Kur‘an‘a muhalefet etmesi7, kafirlere hoş görüyü ön plana çıkardığı halde Müslümanlara insafsızca hakaretlerde bulunması, ülkenin siyasi atmosferine göre ani bir şekilde görüşler değiştirmesi ve daha bir çok açıklar vermesi ile samimiyetsizliğini tebeyyün ettirdi ve ipliği pazara çıktı.

    7 Yaşar Nuri Öztürk’ün dostlarından olan ve kendisini “İslam rölativizminin ve humanizminin çağdaş bir temsilcisi” olarak tanıtan Melami Şeyhi Avukat Yusuf Ziya İnan’ın da itikad çizgisi bundan pek farklı değildir. Y.Ziya İnan’ın Mesaj I adlı eseri Ehli Sünnet itikadından ayrılışının apaçık bir belgesidir. Bu kaymış düzlemde giden Zekeriya Beyaz, Süleyman Ateş gibi isimleri de herkes biliyor
    .


    Yukarıdaki rivayette geçen;

    ―bazen Şeytan münafığın dili üzerine de doğru sözü atar ifadesi; bid‘at ehlinin İslam‘ı savunmak adına söyledikleri hak sözlere aldanmayıp, onlara itibar edilmemesi hususunda aydınlatıcı bir tavsiyedir.

    İbnu Ömer radıyallahu anhuma merfuan rivayet ediyor;

    ―Süleyman aleyhisselam’ın bağlamış olduğu bazı Şeytanların insanları din konusunda bilgilendirmek üzere ortaya çıkmaları yakındır.8

    8 Müslim (mukaddime; 7, 1/2) Darimi (434) Deylemi (3463) İbni Mace (4076) Cem’ül Fevaid (7943) Lealiul Masnua (1/228) İbni Adiy el-Kamil (1/208) Ukayli Duafa (2/213) Nuaym Bin Hammad Fiten (s.391)

    Bu hadis de bizlere, bir kimsenin her ne kadar din hakkında bilgisi çok da olsa, ona itibar etme hususunda bunun yeterli olmadığını, itikadının da araştırılması gerektiğini tavsiye ediyor ve birilerine körü körüne teslimiyetin en ciddi fitnelerden biri olduğunu belirtiyor.

    Diğer bir hadisi şerifte de buyrulur ki;

    ―Ümmetimden Ehl-i Kitab’dan bir cemaat ve Ehl-i Liben helak olacak! Bunların kimler olduğu sorulduğunda Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
    ―Ehli Kitab; Allah’ın Kitabını öğrenip Müslümanların alimleri ile mücadele edecek, Ehli Liben(avam halk) ise şehvetlerine uyup namazı terk edecektir.9


    9 Taberani (17/297) Hakim (2/374) Ahmed (4/155) Ebu Ya’la (1746) Mecmauz Zevaid (2/194) Maksadu Ali (372) Buhari Halku Ef’alil İbad (615) İbni Abdilberr Cami (2/193) Kenz (29137) Deylemi (6999) Fesevi Ma’rife (2/97) İbni Abdilhakem Futuhul Mısır (s.293) RiyazusSalihin(169) İbni Kesir (3/135) Kasımi Mehasinut Te’vil (1/168)

    Allah‘ın Kitabını öğrenip Müslümanların alimleriyle mücadele edecek olanlar, Kur‘anın beyanı olan sünneti inkar eden kimselerdir. Kur‘an, beyan edicisinden uzaklaştırılınca, bidat ve heva ehli onu diledikleri gibi yorumlamaya kalkacaklardır. Hatib el-Bağdadi, isnadıyla Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh‘den rivayet ediyor:

    ―Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, vefat ettiği hastalığında yanımıza çıkageldi. Biz sabah namazında idik ve Ebu Bekir radıyallahu anh geri çekilmek istedi. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem ona yerinde kalmasını işaret etti ve insanlarla beraber namazı kıldı. Namaz bitince hamd-u sena ederek şöyle buyurdu:

    ―Ey insanlar! Size iki ağırlık bıraktım; Allah’ın kitabı ve sünnetim. Kur’anı sünnetimle konuşturunuz, bu hususta sapmayınız! Zira bu ikisine tutunduğunuz sürece gözleriniz kör olmaz, ayaklarını kaymaz ve elleriniz aciz kalmaz.10


    10 Hatib el-Bağdadi; el-Fakih ve‘l-Mutefekkih (1/306 no:272)

    Devam Edecek...........

  7. #17
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Selam okuyucular;

    Beni münafıklıkla itham ederek işi iftira boyutuna vardıran, ne kadar gözü dönmüş olduğunu daha önce farkedemediğim Ammar kardeşimizi artık muhatap almayacağım. Kendisini hedef almadan, konuyu okuyanlar için üzerime atılan iftiralara ve saptırmalara yönelik son kez bir yanıt yazayım.

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sen açıkca söylemiyorsun, söyleyemiyorsun ...Ama ben söyleyeyim Sen HADİS ve SÜNNET' i RED Ediyorsun.. Ben sadece KUR'AN da yazılanlara tabii olurum geriye kalanlar bence değersiz önemsizdir, diyorsun, Aslında TARİKAT ve TASAVVUF ları eleştirirken onlardan daha vahim daha sapık bir yola girip HADİS ve SÜNNET i inkar ediyorsun,
    .....
    .....
    _EEE...HANİ HADİS VE SÜNNETE İNANMIYORDUN KUR'AN I KAYNAK KABUL EDİYORDUN,
    Ammar arkadaşımıza yukarıdaki mesajlaşmada bir çok sefer "hadis ve sünneti inkar etmediğimi" söyledim. Özellikle sordu, tekrar inkar etmediğimi söyledim. Yalnızca "Kuran ile çelişenleri ve Kuranda yazanların haricinde EKSTRA dini hüküm içerenleri beni bağlamaz" dedim. Ayrıca bunlara ek olarak gaybden bilgi verenleri de beni ilgilendirmiyor. Çünkü bunları peygamberimizin bilmediği ve yapamayacağı ve ekstra dini hüküm veremeyeceği Kuranda açıkça yazıyor. Bizim köyde tarla sürdürülenler bile peygamber efendimizin Kuran hükmü ile çelişen bir şey söylemeyeceğini bilirler.
    Buna rağmen Ammar kardeşimiz benim söylediğimin aksini iddia ettiğimi iddia ederek bir de onun üzerine savunma geliştirmiş. Ne diyelim.

    Peygamberimizin hükümleri olmuştur tabi ama dini hükümleri olmamıştır. DİNİ HUSUSLARDA ya Kurana göre (indirildiği kadar) ya Tevrata göre hareket etmiştir, yani hep Allahın hükümlerine göre hareket etmiştir. Hatta çoğu zaman Kuranda olmayan bir husus ile ilgili bir şey sorulduğunda bununla ilgili ayet inmiş ve Allahın hükmü gelmiştir.



    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    hatta öyle bir noktaya vardırıyorsun ki bu HADİS ve SÜNNET inkarını, Sahabeden en çok HADİS rivayet eden Ebu Hureyre R.A ı (ALLAH C.C ondan Razı olsun) Yahudi ve münafıklıkla itham ediyorsun...
    Arkadaşın iddia ettiği üzere ben gözü dönmüşler gibi yapıp kimseyi kafirlik veya münafıklık ile itham etmedim. Bu forumda veya dışında yaşayan veya yaşamayan hiç kimseye söylemedim. Bana yakışmaz. Yalnızca ebu hureyre ile ilgili bir konu açtım ve bir siteden ve hadis kitaplarından alıntılar yaptım.
    Bkz: En büyük hadis rivayetçisi Ebu Hureyre ve Hadis ilminde son nokta


    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Heleki ALLAH C.C RESULU S.A.S in bizzat kendisi tarafından elleri ile 4 defa uygulanmış, sonra 4 halife tarafından bizzat uygulanmış RECM gibi bir EMRİ inkar ediyorsun... Sen mi daha iyi biliyorsun ALLAH RESULU S.A.S ve HALİFE' lerimi....? Onların kendi elleri ile uyguladıkları...ve Bizzat ALLAH RESULU S.A.S tarafından

    «Allahım, Yahudiler senin emrini Öldürdükleri (uygulamadıkları) zamanda, senin emrini ilk ihya eden (uygulayan) benim,»

    derken nasıl inkar ediyorsun...
    Recm konusunda görüşümü yeterince yazmış ve akıl sahiplerinin anlayabileceği ispatlarla açıklamıştım
    Bkz:
    http://www.supermeydan.net/forum/for...ad39435-6.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...ad39435-7.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...ad39435-8.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...ad39435-9.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-10.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-11.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-15.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-16.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-17.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-18.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-20.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-21.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-22.html
    http://www.supermeydan.net/forum/for...d39435-23.html



    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sana bu tartıştığımız konuya noktayı koyacak tek bir ayet ekliyorum iyi oku iyi anla, iyi dinle,

    36 – Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra,
    hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur.
    Kim Allah’a ve elçisine isyan ederse
    besbelli bir sapıklığa düşmüş olur....... AHZAB SURESİ
    Arkadaşın verdiği ayette Resul yani elçi deniyor. Yani bir hükümdar (adı üstünde hüküm veren demektir) bir de elçi vardır. Elçinin kendi hükümleri yoktur, olamaz. Allah+peygamber Anonim şirketi değildir İslam dini.
    Peygamberimizin bir önder/devlet başkanı olarak dini bağlayıcılığı olmayan konularda verdiği hükümleri vardır.

    Ammar arkadaşımız Kuranı bir bütün olarak bilmediği ve yalnızca kopyala yapıştır usulü çalıştığı için sonraki ayette ne olduğunu bilememiş sanırım.


    37. VE BİR ZAMAN, [ey Muhammed,] Allah'ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, “Eşini terk etme ve Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!” demiştin. Ve [böylece] Allah'ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin; çünkü insanlar[ın ne düşüneceklerin]den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! [Fakat] sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik ki [gelecekte] evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar[la evlendikleri] için müminler suçlanmasın. Ve Allah'ın buyruğu [böylece] yerine getirilmiş oldu.


    Bu ayet de peygamberin her söylediğinin, her ağzından çıkanın Allahın hükmü olduğunu düşünenlerin aklını kullanmasına vesile olur umarım. Kırmızı yazı dini olmayan bir hükümdür. Ve Allah vahiy indirmediği halde verilmiştir. Arif olmayan bile anlar.


    yazdıklarına bakınca konuya vakıf tam bir müslüman izlenimi bırakıyorsun ama icraat Tam bir münafık tavrı
    Arkadaşın bu lafının üzerine yazılarımı okuyan arkadaşlara duyurumdur: Benim yazdıklarımı Kurandan kontrol edin. Ben teknoloji/internet işleri ile uğraşıyorum yani din adamı değilim. Benim dinim banadır. Zaten İslam da din adamlarının dini değildir. Benim yazdıklarımın doğruluğu şüphelidir. Benim yazdıklarım dini hüküm değildir, Kurandan ve okuduklarımdan anlayabildiklerim ile sınırlıdır. En doğrusunu Allah bilir. Açın Kuran okuyun kendiniz doğrusunu bulun. Allahın dediği dururken onun bunun dediğine bakarsanız gözü dönmüşler gibi olursunuz. Kılavuzu karga olanın ........
    Konu Apollonius tarafından (24-02-2010 Saat 12:37 PM ) değiştirilmiştir.

  8. #18
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    "Kuran'daki Hz. Muhammed'e uymakla hadislerdeki Hz. Muhammed'e uymak aynı şey değildir
    Hiç bir hadis EKSTRA DİNİ HÜKÜM ifade edemez ancak Kurandaki bir hükme yardımcı olur, açıklar vs. diyorum. Benim içim hüküm koyucu Allahtır. Peygamberimizin hadis ve sünnetinden de Kurana ters düşmediği ve dini hüküm vermediği müddetçe faydalanırım.
    Şimdi bunlar cümlelerinden bir kaç tanesi savunduğun şu sözler ile taban tabana zıt....


    Beni münafıklıkla itham ederek işi iftira boyutuna vardıran, ne kadar gözü dönmüş olduğunu daha önce farkedemediğim
    , .......yazdıklarına bakınca konuya vakıf tam bir müslüman izlenimi bırakıyorsun ama icraat Tam bir münafık tavrı..
    Buraya gelene kadar kaç sefer soru sordum....Ayrıca MÜNAFIK DEMEMİŞİM MÜNAFIK TAVRI DEMİŞİM DİKKAT.....

    bi dakka, bi dakka şimdi kusura bakma yanlş anlayıp yorum yazmak istemiyorum ......

    şimdi şu cümle benim anladığım gibimi yoksa ben mi yanlış anlıyorum, olabilir ben yanlış anlıyoda olabilirim...

    Apollinius dan gelen Cevap Başlık yeter sanırım...

    "Kuran'daki Hz. Muhammed'e uymakla hadislerdeki Hz. Muhammed'e uymak aynı şey değildir."

    Süleyman Ateşin aşağıdaki sözleri düşünmeye değer:

    Büyük bilginlerin hiçbiri, başta Şafii olmak üzere sünnet ve hadisi Kurân�la eş değerde tutmamıştır. Bu büyük saygısızlıktır. Kurân vahiydir. Hadisler ise Peygamberimizin sözleridir. İnsan yanılabilir, canı sıkılabilir. Peygamberimiz çok zaman kendi görüşünü bırakıp ashabının görüşünü uygulamıştır. Medine�de hurmaların aşılanmamasını önermiş, bu kez kalite düşünce, �Siz dünya işlerinizi benden iyi bilirsiniz� buyurmuştur.

    Ayrıca Hz. Peygamber kesinlikle kendi sünnetinin veya sözlerinin Kurân�dan ayrı olarak dinin ikinci kaynağı olacağını da söylememiş, �Ben size Allah�ın kitabını bırakıyorum, ona sarıldıkça yolunuzu şaşırmazsınız� buyurmuş ama ondan sonra geleneği üste çıkarmak isteyenler Peygamber�in bu sözüne sünneti ve hadisleri de katmışlardır.

    Bu kısım ne kadar dikkat çekici bir yalan değilmi...bizzat ilim adamı tarafından söylenen bir yalan...

    Ayrıca Hz. Peygamber kesinlikle kendi sünnetinin veya sözlerinin Kurân�dan ayrı olarak dinin ikinci kaynağı olacağını da söylememiş,
    Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, vefat ettiği hastalığında yanımıza çıkageldi. Biz sabah namazında idik ve Ebu Bekir radıyallahu anh geri çekilmek istedi. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem ona yerinde kalmasını işaret etti ve insanlarla beraber namazı kıldı. Namaz bitince hamd-u sena ederek şöyle buyurdu:

    ―Ey insanlar! Size iki ağırlık bıraktım; Allah’ın kitabı ve sünnetim. Kur’anı sünnetimle konuşturunuz, bu hususta sapmayınız! Zira bu ikisine tutunduğunuz sürece gözleriniz kör olmaz, ayaklarını kaymaz ve elleriniz aciz kalmaz.10


    10 Hatib el-Bağdadi; el-Fakih ve‘l-Mutefekkih (1/306 no:272


    ―Şunu kesin olarak biliniz ki; Bana Kur’an ve onun bir misli daha verilmiştir. Karnı tok olduğu halde rahat koltuğuna oturarak;

    “Şu Kur’an’a sarılınız; onda helal olarak neyi görüyorsanız onu helal kabul ediniz, neyi de haram görüyorsanız onu da haram biliniz” diyecek bazı kimseler gelmek üzeredir. Dikkat edin! Hiç şüphesiz Allah Rasulün yasak ettiği şey de Allah’ın haram ettiği şey gibidir.‖4



    4 Bu hadis, Ebu Rafi, Mikdam bin Madikerib, İbraz bin Sariye, Ebu Hureyre, Cabir bin Abdullah, Halid bin Velid, Ebu Said el-Hudri, Tavus ve Muhammed bin el-Münkedir radıyallahu anhum'den merfuan rivayet edilmiş, sahih bir hadistir. Bkz.: Elbani Sahiha (882) Buhari Tarihul Kebir (7/288) Darimi (586) Ahmed (2/367, 483, 4/132, 6/8) Ebu Davud (4604-5) Taberani (1/386, 4/181, 20/274, 283) İbni Mace (12,13) İbni Hibban (13) Beyhaki Sünen (7/76, 3/331, 332, 7/76, 9/204) Beyhaki Delail (6/549) Beyhaki İtikad (s.228) Tirmizi (2663-4) Hakim (1/190) İbn Şahin Nasihul Hadis (s.695) Şafii Risale (s.89, 90, 225, 403) Şafii Müsned (729, 1154) Humeydi (551) İbni Hazm el İhkam (2/159, 202, 1/151) Hatib, el-Fakih vel-Mütefekkıh (1/88, 89) Hatib, el-Kifaye (12, 16, 17) İbni Abdilberr Camiul Beyanil İlm (2/189) İbni Abdilberr et-Temhid (1/149, 151) Begavi Şerhus Sünne (1/200) Hazımi el-İtibar (s.5) Mecmauz Zevaid (1/154-155) Ebu Ya’la (3/346) Kadı Iyaz Şifa (s387) Hattabi Mealimus Sünen (7/8) Mişkat (163) Metalibu Aliye (3081) Acurri Şeriat (92-94) Iraki Tarhut Tesrib (2/35) Tahavi Meanil Asar (4/209) Lealiül Masnua (1/195) Firuzabadi Sifrus Sade (s.259) Taberani Müsnedi Şamiyyin (1061) İbni Kuteybe Te’vil (s.307) Beyhaki Marifetus Süneni vel-Asar (1/67) Abdurrezzak (8766) Suyuti El-Havi (1/471)



    Kuranda YER ALMAYAN recm ile ilgili hadisler beni bağlamaz. Dedim bile :)

    Sen duyduklarına göre amel et ben de sorumlu tutulduğuma göre amel edeyim. Bu konuda bir şeyi yapmamak, yapmaktan iyidir. Sen birini taşladıktan sonra öldüğünde sana sorarlarsa "neden taşladın" diye, "biz öyle duyduk" dersiniz alimlerinle :)))
    Bu cümlelerde bizzat sana ait....Ey Hadislere inanmam diye birşey demiyorum diyen insan...

    Delilleri....

    Recmi rivayet eden sahabeler;

    1- Ebu Hureyre (r.a) “Buhari: 14.c / 6684.s”
    2- Ömer İbnu’l Hattab (r.a) “Buhari : 15.c / 7107.s”
    3- Abdullah ibn Ömer (r.a) “Buhari : 14.c / 6670.s”
    4- Ubadetu-bnu Samid (r.a) “Muslim : 5.c / 1690.n”
    5- Bera İbn Azib (r.a) “E. Davud : 5.c / 4447.n ”
    6- Semure (r.a) “Tirmizi : 3.c / 1463.n”
    7-Nu’man B. Beşir (r.a) “E. Davud : 5.c / 4459.n”
    8-İmran bin Husayn (r.a) “E. D. : 5.c / 4440.n”
    9-Abdullah ibn Mes’ud (r.a) “E.D. : 5.c / 4352.n”
    10-Aişe (r.a) “E.D. : 5.c / 4353.n”
    11-İbn Abbas (r.a) “E.D. : 5.c / 4399.n”
    12-Vail (r.a) “E.D. : 5.c / 4379.n”
    13-Ebu Zeyban (r.a) “E.D. : 5.c / 4402.n”
    14-Semmak (r.a) “E.D. : 5.c / 4423.n”
    15-Ebu Said (r.a) “E.D. : 5.c / 4431.n”
    16-Bureyde (r.a) “E.D. : 5.c / 4431.n”
    17-Halin bin Leclac (r.a.) “E.D. : 5.c / 4435.n”
    18-Cabir (r.a) “E.D. : 5.c / 4438.n”
    19-Abdullah bin Bureyde (r.a) “E.D. : 5.c / 4442.n”
    20-İbn Ebu Bekre (r.a) “E.D. : 5.c / 4443.n”


    Hangi hadis kitaplarında, hangi Alimler tarafından Kaçıncı cildinde kaçıncı sayfada olduğuna kadar verdim delilleri Ey Hadis inkar etmiyorum diyen insan.....

    İbn Abbâs (r. anhümâ) anlatıyor:

    “Hz. Ömer (r.a.)’i hutbe verirken dinledim. Şöyle demişti: “ALLAH Teâla hazretleri Muhammed (s.a.s.)’i hak (din ile) gönderdi ve O’na Kitab’ı indirdi. Bu indirilenler arasında recm âyeti de vardı! Biz bu âyeti okuduk ve ezberledik. Ayrıca, Rasûlullah (s.a.s.) zinâ yapana recm cezâsını tatbik etti, ondan sonra da biz tatbik ettik. Ben şu endişeyi taşıyorum: Aradan uzun zaman geçince, bazıları çıkıp: ‘Biz Kitabullah’da recm cezâsını görmüyoruz’ (deyip inkâra sapabilecek ve) ALLAH’ın kitabında indirdiği bir farzı terkederek dalâlete düşebilecektir. Bilesiniz, recm, kadın ve erkekten muhsan olanların zinâları, -delil veya hâmilelik ya da itiraf yoluyla- sübût bulduğu takdirde, onlara tatbik edilmesi gereken Kitabullah’da mevcut bir haktır. ALLAH’a kasemle söylüyorum, eğer insanlar: ‘Ömer ALLAH Teâlâ’ nın kitabına ilâvede bulundu’ demeyecek olsalar, recm âyetini (Kitabullah’a) yazardım.”


    (Buhârî, Hudûd 30, 31, Mezâlim 19, Menâkibu’l-Ensâr 46, Meğâzî 21, İ’tisâm 16; Muslim, Hudûd 15, h. no: 1691; Muvattâ, Hudûd 8, 10, h. no: 823, 824; Tirmizî, Hudûd 7, h. no: 1431; Ebû Dâvud, Hudûd 23, h. no: 4418)


    4415... Ubade b. es-Samit (r.a)'den, demiştir ki; Rasûlullah (s,a); "Benden öğrenin, benden öğrenin, şüphesiz Allah (c.c) o kadınlar hakkında bir yol açtı. Evlenmiş olan evlenmiş olanla (zina ederse onlara) yüz sopa ve taşlarla recm (cezası vardır); bekar bekarla zina ederse yüz sopa ve bir sene sürgün" buyurdu.


    8] Müslim, hudud 3; Tirmizi, hudud 8; lbn Mace, hudud 7.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/101


    Kısaca bu kadar yeter detaylı bilgi zaten RECM konusunda mevcut....

    Şimdi sen kalıp hala RECM yok diyorsun, BUHARİ, TİRMİZİ, MÜSLİM, EBU DAVUT dan hadis koyuyoruz, daha neye inanacan....

    İmam Şafii, meşhur eseri el-Umm’de şunları kaydeder:

    Peygamber’in farz kıldığı her şey vahiy ile olmuştur. Bir okunan vahiy (vahy-i metluv) vardır, bir de doğrudan Hz. Peygamber’e vahyedilen ve Hz. Peygamber’in sünnet kıldıkları vardır.”


    Buraya kadar bi ÇELİŞKİLERİNİ Dile getirelim bakalım... Neler söylemişiz şimdiye kadar......
    Konu Ammar tarafından (24-02-2010 Saat 04:09 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #19
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Ammar arkadaşımıza yukarıdaki mesajlaşmada bir çok sefer "hadis ve sünneti inkar etmediğimi" söyledim. Özellikle sordu, tekrar inkar etmediğimi söyledim.
    bu cümlen ile çelişkiler yukarda mevcut....tekrarlamaya gerek yok,

    Yalnızca "Kuran ile çelişenleri ve Kuranda yazanların haricinde EKSTRA dini hüküm içerenleri beni bağlamaz" dedim. Ayrıca bunlara ek olarak gaybden bilgi verenleri de beni ilgilendirmiyor. Çünkü bunları peygamberimizin bilmediği ve yapamayacağı ve ekstra dini hüküm veremeyeceği Kuranda açıkça yazıyor.
    Bu çok önemli bu arkadaş daha ne dediğini kendi bilmiyor galiba....

    diyorki...

    hadis ve sünneti inkar etmediğimi" söyledim.
    Sonrada diyor ki...

    Kuranda yazanların haricinde EKSTRA dini hüküm içerenleri beni bağlamaz" dedim........
    Çünkü bunları peygamberimizin bilmediği ve yapamayacağı ve ekstra dini hüküm veremeyeceği Kuranda açıkça yazıyor.
    Bu ne lahana turşusu bu ne PERHİZ kardeşim.... hani (SAHİH olan) HADİS' lere inanıyordun...Parantez içindeki kısım senin sözlerinden çıkardıklarım....

    Oysa ayetler açık net......Diğerlerini eklemiyim şimdi uzun olur.....


    36 – Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra,
    hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur.
    Kim Allah’a ve elçisine isyan ederse
    besbelli bir sapıklığa düşmüş olur....... AHZAB SURESİ


    “(Ey mü’minler!Emrettiklerini yerine getirmek ve yasakla-dıklarından da kaçınmak sûretiyle) Allâh’a ve Rasûlüne de itaat edin.Umulur ki merhamet olunursunuz Âl-i İmrân Sûresi: 132

    “Ey îmân edenler!Allâh’a itaat edin.Rasûle de (hak olarak getirmiş olduğu şeylere) uyun.(Allâh’a isyanı emretmediği sürece) sizden olan (müslüman) idârecilere de itaat edin. Aranızda herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, gerçekten Allâh’a ve âhiret gününe îmân ediyorsanız, o konuda hüküm vermek için, onu Allâh’(ın kitâbı Kur’an)a ve elçisi (Muhammed-sallallâhu aleyhi ve sellem-’in sünneti)ne götürün.Allâh’(ın kitâbı Kur’an)a ve elçisi (Muhammed-sallallâhu aleyhi ve sellem-’in sünneti)ne götürmek; sizin için ayrılığa düşüp görüşlerinizle hareket etmenizden daha hayırlı, sonuç bakımından da daha güzeldir.” Nisâ Sûresi: 59

    “Her kim, Rasûl’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.Her kim de (Allâh ve Rasûlüne itaat etmekten) yüz çevirirse, (Bil ki Ey Muhammed!) Biz, seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermedik.” Nisâ Sûresi: 80


    Bizim köyde tarla sürdürülenler bile peygamber efendimizin Kuran hükmü ile çelişen bir şey söylemeyeceğini bilirler.
    Buna rağmen Ammar kardeşimiz benim söylediğimin aksini iddia ettiğimi iddia ederek bir de onun üzerine savunma geliştirmiş. Ne diyelim.
    PEKİ RESUL S.A.S söylemez dediğin sözleri nereden edinicez, elinde video kayıtları var veya ses bantlarımı var....? Hah bu sözü söyledi bunu söylemedi diyebileceğin... Apollinius merak etme uydurma ve SAHİH hadisleri gayet güzel ayıklayan alimler mevcut, SAHİH HADİSLER de artık ulaşılamaz arşivlerde saklanmıyor... BUHARİ, TİRMİZİ, EBU DAVUD, MÜSLİM, ŞAFİ, İMAM AZAM, AHMED BiN HANBEL, İMAM MALİKİ, İBN TEYMİYYE vs.vs.vs.... gibi alimler tarafından zaten ayıklamış bak faydalan ama sen işin kötüsü EBU HUREYRE yi YAHUDİ yaptın Münafık yaptın... daha ne diyim sana nereden tutsam elimde kalıyor, bir yanda hadis inkar etmem diyosun bir yanda Ebu Huryre R.A şöyle böyle ben o hadis rivayet edenlere şüpheyle yaklaşırım diyosun ...Bu kadar İSLAM Alimi ALLAH C.C dan korkmuyor da, SAHİH olmayan hadislerimi açıklıyor da sen tatmin olmuyorsun....

    Recmi rivayet eden sahabeler listesinde yazdığın 1 numaralı hadis fabrikatörü ebu hureyrenin yahudi kuklası olduğunu biliyor muydun? Kab El ahbar diye bir araştır bakalım kimmiş bu yahudi, hureyre ile ilişkisi neymiş?
    ebu hureyre yahudi imiş...

    bu cümlede senin kafadan 5000 küsür hadis rivayet eden, en çok hadis rivayet eden sahabeyi inkar ettin.. ..

    20000 hadis ulaşsa bize 3/1 gitti senin aklına göre ne kaldı geriye....

    Peygamberimizin hükümleri olmuştur tabi ama dini hükümleri olmamıştır. DİNİ HUSUSLARDA ya Kurana göre (indirildiği kadar) ya Tevrata göre hareket etmiştir, yani hep Allahın hükümlerine göre hareket etmiştir. Hatta çoğu zaman Kuranda olmayan bir husus ile ilgili bir şey sorulduğunda bununla ilgili ayet inmiş ve Allahın hükmü gelmiştir.
    Nasıl olmamıştır en başta tarışıp durduğumuz RECM var gözler önünde... NAMAZ, nasıl kaç vakit, nerde hangi ayet, kıyam, ruku, secde, bunlar, KUR' AN da varmı kim gösterdi RESULULLAH S.A.S hüküm değilmi şimdi bu....Yav zaten ZEBUR, TEVRAT, İNCİL KUR'AN bunlar tek kaynakdan ALLAH C.C dan gelen kitaplar hepsi HAK, ikide bir TEVRAT a göre hükmetmiştir deyip lafı farklı yerlere çekme... HEPSİ İSLAM, Hz. NUH A.S dan Hz. MUAHMMED S.A.S e kadar gelen tüm resuller ve onlara tabi olanlaarda MÜMİN ne yahudi ne hristiyan nede başka birşey... Tek bir lamba gibi....ALLAH C.C Hükmü dışına çıkmıştır mı diyoruz biz konuyu ikide bir oraya çekiyorsun... BEN DİYORUM Kİ RESULULLAHIN S.A.S HER SZÖÜ HARAKETİ KONUŞMASI DAHİ VAHİY İLE DİR.... ONUN İÇİN KUR'AN KADAR BAĞLAYICIDIR VE Rasulullah'ın Sünnetine Göre Hareket Etmek Farzdır



    Daha bu listeyi uzatırımda kafalar karışır güncel konular üzerinden gidelim....

    Sen baştan sona çelişkiler ile dolusun ....Diyosun ki KUR' AN ve SÜNNETE inanıyorum...

    Sonra RECM i inkar ediyosun ...SÜNNET de var nasıl olacak bu iş....
    Kuranda YER ALMAYAN recm ile ilgili hadisler beni bağlamaz. Dedim bile :)

    KUR' AN da var olan BAŞÖRTÜSÜNE ....

    Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (24/31)


    Hala başörtüsü tartışması yapıldığına inanamıyorum :))) Kuranda başın örtülmesi emri olmadığı gibi örtmeyin emri de yoktur. Bırakın herkes kendi işine/vicdanına baksın.
    başörtüsü inkarı


    Diyosun

    Ne oldu neyi savunuyosun ne diyosun daha o belli değil...

    Neyse bi kendinle şöyle yüzleş, neyi savunduğunu net ortaya koy ondan sonra gel....
    Konu Ammar tarafından (24-02-2010 Saat 02:46 PM ) değiştirilmiştir.

  10. #20
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    37. VE BİR ZAMAN, [ey Muhammed,] Allah'ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, �Eşini terk etme ve Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!� demiştin. Ve [böylece] Allah'ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin; çünkü insanlar[ın ne düşüneceklerin]den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! [Fakat] sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik ki [gelecekte] evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar[la evlendikleri] için müminler suçlanmasın. Ve Allah'ın buyruğu [böylece] yerine getirilmiş oldu.


    Bu ayet de peygamberin her söylediğinin, her ağzından çıkanın Allahın hükmü olduğunu düşünenlerin aklını kullanmasına vesile olur umarım. Kırmızı yazı dini olmayan bir hükümdür. Ve Allah vahiy indirmediği halde verilmiştir. Arif olmayan bile anlar.
    ASIL en büyük hata, Ve ayeti KAFANA GÖRE YORUMLAMA DİYE BUNA DENİR... VE AKİBETİN HİÇDE HAYIR OLMAZ.....Bak

    Bu ayet de peygamberin her söylediğinin, her ağzından çıkanın Allahın hükmü olduğunu düşünenlerin aklını kullanmasına vesile olur umarım. Kırmızı yazı dini olmayan bir hükümdür. Ve Allah vahiy indirmediği halde verilmiştir. Arif olmayan bile anlar.
    Şu cümlelerin hesabını nasıl vereceksin.....?

    AYETİN EHİL AĞIZDAN DETAYLI AÇIKLAMASINI verelim de bu SAPIK düşüncenin insanların kafasını karıştırmasın ....SUPHANALLAH.....


    37- "Ey Muhammed! Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye. Eşini bırakma, Allah'tan sakın"diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kesince onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlara evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir." AHZAB SURESİ

    Surenin başında islamdan önceki "evlat edinme" geleneğinin geçersiz olduğu açıklanmış, evlatlıkların öz babalarının soyundan sayılmaları gerektiği belirtilmiş ve aile-içi ilişkiler doğal temellerine dayandırılmıştı. O ayetleri bir daha hatırlayalım:

    "Allah evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler ve O, doğru yola iletir."

    "Evlatlıkları, babalara nisbet ederek çağırın; bu Allah yanında daha adaletlidir. Şayet babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptığınızda size bir günah yok, fakat kalplerinizin bile bile yaptığında günah vardır. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir."

    Fakat eski evlat edinme geleneğinin arap toplumunda canlı ve somut izleri vardı. Toplumsal hayattaki bu somut izleri silmek, evlat edinme geleneğini ortadan kaldırmak kadar kolay bir iş değildi. Çünkü toplumsal geleneklerin vicdanlarda köklü etkileri vardır. bu etkileri silmek için ortaya karşıt ve pratik örnekler koymak gerekir. Ortaya konacak bu karşıt ve pratik örneklerin ilk başlarda yadırganmaları ve çoğunluğun vicdanlarında yoğun sert tepkiler uyandırmaları kaçınılmazdır.

    Peygamberimizin Zeyd b. Harise'yi, halasının kızı Zeynep bint-i Cahş ile evlendirmişti. Bilindiği gibi Zeyd, Peygamberimizin azadlığı ve evlatlığı idi. Önceleri "Muhammed'in oğlu" olarak anıldığı halde daha sonra öz babasının oğlu olarak anılmaya başladı. Peygamberimiz bu evlilikle eskiden kalma sınıf ayrımını ortadan kaldırarak "Allah katında en üstünleriniz, O'ndan en çok korkanlarınızdır" ayetinin anlamını hayata geçirmek, islamın bu yeni değer yargısını pratik bir uygulama ile perçinlemek istemişti. (Hucurat Suresi, 13)

    Bunun arkasından yüce Allah, Peygamberimize peygamberlik misyonunun bir uzantısı olarak bu konuda başka bir yük yüklemeyi diledi. Bu yük, eski evlatlık düzeninin izlerini silmeye ilişkindi. Bunun için Peygamberimizin, evlatlığı Zeyd'in boşadığı eşi ile evlenmesi gerekti. Peygamberimiz bu uygulaması ile toplumunun köklü bir alışkanlığına karşı çıkıyordu. Evlat edinmeye ilişkin eski geleneğin ortadan kaldırılmış olmasına rağmen hiç kimse böyle bir uygulama ile o günkü toplumun karşısına çıkmaya cesaret edemezdi.

    Yüce Allah, Zeyd'in Zeyneb'i boşayacağını ve yerine gelmesini dilediği bir hikmeti uyarınca onunla evleneceğini Peygamberimize ilham yolu ile sezdirmişti. Bu arada Zeyd ile Zeynep arasındaki ilişkiler bozulmuş ve artık uzun zaman birlikte yaşamayacakları ihtimali belirmişti.

    O günlerde Zeyd, birkaç kez Peygamberimize başvurarak Zeynep ile bozuştuklarından ve artık onunla geçinemeyeceğinden yakınmıştı. İnanç konusunda hemşehrileri ile yiğitçe, mertçe ve tavizsizce mücadele etmekten çekinmeyen Peygamberimiz, Zeyneb'in geleceğine ilişkin ilahi ilhamın sorumluluğunu omuzlarında hissediyor, o köleleşmiş geleneği uygulamalı olarak yıkmak üzere hemşehrilerinin karşısına çıkmakta tereddüt ediyordu. Bu arada bir de Zeyd'e bakalım. Yüce Allah onu biri müslümanlıktan, öbürü Peygamberimizin akrabalığından ve diğeri de Peygamberimizin sevgisinden oluşan üç katlı bir nimetle onurlandırmıştı. Peygamberimizin kendisine karşı beslediği sevgi, diğer herkese karşı duyduğu sevgiye baskındı. Peygamberimiz onu kölesi iken azad etmiş, sıkı bir eğitimden geçirmiş ve cömert sevgisi ile bağrına basmıştı. İşte bu yüzden Zeyd'in yakınmalarına karşılık ona "Allah'tan kork da eşin ile iyi geçin, ondan ayrılmayı düşünme" diyordu. Böylece hemşehrilerinin köklü alışkanlıklarına karşı çıkmasını gerektireceğini bildiği önemli gelişmeyi,. göğüslemeye tereddüt ettiği sert çatışmanın gününü ertelemeye çalışıyordu. Nitekim yüce Allah, Peygamberimizin o günlerdeki duygularını şöyle anlatıyor:

    "Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundur."

    Peygamberimizin, Allah tarafından açıklanacağını bildiği halde sakladığı sır, O'nun yapacağını kalbine ilham ettiği işti. Bu iş yüce Allah tarafından açıkça bildirilmemişti. Eğer açıkça bildirilseydi, Peygamberimiz onu yapmakta tereddüt etmez, onu ertelemez, onu geriye atmaya çalışmazdı; tersine getireceği sonuç ne olursa olsun, onu öğrenir öğrenmez, anında açıklardı. Fakat Peygamberimiz sadece içine doğan bir ilham karşısında idi. Aynı zamanda o işle karşı karşıya kalmaktan ve olayın kahramanı olarak halk ile karşı karşıya gelmekten ürküyordu.

    Sonunda yüce Allah'ın izni ile beklenen oldu. Günün birinde Zeyd, Zeyneb'i boşayıverdi. Ne Zeyd ve ne de Zeynep boşanmalarını izleyecek olayı akıllarının ucundan bile geçirmiyorlardı. Çünkü toplumda egemen olan geleneksel anlayışa göre Zeynep, Peygamberimizin oğlunun boşanmış eşi idi ve Peygamberimize düşmezdi. Gerçi eski evlat edinme geleneği kaldırılmıştı, ama bu anlayış yine geçerliliğini koruyordu. Üstelik evlatlıkların boşanmış eşleri ile evlenmenin serbest olduğuna ilişkin henüz bir ayet inmemişti. Bu yoldaki serbestliği kurallaştıracak olan olay, bir süre sonra gerçekleşecek olan Peygamberimizin Zeynep ile evlenmesi olayı olacaktı. Kural oturuncaya kadar olay, müthiş bir hayretle, süprizle ve yadırgama ile karşılanmıştı.

    Olayın bu akışı, onun hakkında eski-yeni bir çok islam düşmanı tarafından çıkarılan söylentileri, uydurulan masalları ve yakıştırılan iftiraları kökünden çürütüyor.

    Olayın gelişimi, yüce Allah'ın buyurduğu gibidir. Okuyalım:

    "Sonunda Zeyd, eşi ile ilgisini kesince onu seninle evlendirdik ki, evlatlıklar eşleri ile ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminler için bir sorumluluk olmadığı bilinsin."

    Bu çığır açıcı uygulama Peygamberimizin, görevinin gereği olarak üstlendiği ağır bir fedakârlık, ödediği ağır bir vergi idi. Bu uygulamayı, onu son derece antipatik karşılayan bir toplum ile karşı karşıya gelerek gerçekleştirmişti. O yüzden bu karşı çıkma konusunda çekingen davranmıştı. Oysa aynı Peygamberimiz Allah'ın birliği davası ile; toplumun taptığı putları, Allah'a koştuğu sözde ortakları ve bu yolda körü körüne atalarının izinden gitmelerini açık bir dille yererek aynı toplumun karşısına çıkarken hiç tereddüt etmemişti. Bu ayetin sonundaki değerlendirme cümlesi şöyledir: "Allah'ın buyruğu yerine gelecektir."

    Bu buyruğun önüne geçilemez, gereğinden kaçılamaz. O kesinlikle ve somut biçimde gerçekleşir. Ne ertelenebilir ve ne de baştan savulabilir. Peygamberimizin Zeynep ile evlenmesi, Zeyneb'in boşanmayı izleyen "bekleme süresi"nin bitiminden sonra oldu. Söz konusu süre dolunca Peygamberimiz, en sevdiği insan olan eski eşi ile Zeyneb'e haber göndererek kendisi ile evlenmek istediğini bildirdi.

    Sahabilerden Hz. Enes, bu olayı bize şöyle anlatır:

    "Zeyneb'in boşanmayı izleyen bekleme dönemi dolunca Peygamberimiz, Zeyd b. Harise'ye `Zeyneb'e git ve kendisi ile evlenmek istediğimi söyle' dedi. Zeyd, Zeyneb'in yanına vardığında kadın hamur yoğuruyordu. Olayın bundan sonrasını Zeyd'in kendisinden dinleyelim:

    "Zeyneb'i görünce heyecanlandım. Öyle ki, yüzüne karşı `Peygamber seninle evlenmek istiyor' diyemedim. Bu yüzden yüzümü çevirip geri döndükten sonra `Ey Zeynep, müjde! Peygamberimiz seninle evlenmek istediğini söyleyeyim diye beni sana gönderdi' diyebildim. Zeynep, `Rabbimin emri gelmeden ben hiçbir şey yapmam' dedikten sonra yerinden kalkıp namaza durdu. Arkasından kendisi ile ilgili Kur'an ayetleri indi. Bunun üzerine Peygamberimiz, evine gelerek izin almaksızın yanına girdi." (Bu hadisi İmam-ı Ahmed rivayet etmiş, Müslim ve Nesai de onu değişik kanallardan Süleyman b. Muğire'ye dayandırarak nakletmişlerdir.)

    Nitekim Buhari'nin, sahabilerden Enes b. Malik'e dayanarak bildirdiğine göre bu olayın kahramanı olan "Zeynep bint-i Cahş, Peygamberimizin öbür eşlerine karşı `Sizi Peygamber ile aileleriniz' beni ise yedi kat gök üzerinden yüce Allah evlendirdi' diyerek övünürdü."

    Olay kolay kapanmadı. Çünkü islam toplumun tümü üzerinde şok etkisi yapmıştı. Bu arada münafıkların dilleri çözülmüştü, "Muhammed, oğlunun eşi ile evlendi" dedikodusunu yayıyorlardı.

    Mesele, yeni bir ilkeyi yerleştirme meselesi olduğu için Kur'an-ı Kerim, olayın üzerinde ısrarla durmaya, onu "tuhaflık" unsurundan arındırarak yalın, tarihi ve mantıkî aslına dönüştürmeye yönelik çabasına devam etti. Okuyoruz:

    "Allah'ın, Peygamber'e takdir ettiği bir şeyde O'nun için güçlük yoktur."

    Yüce Allah, Peygamber'e Zeynep ile evlenerek evlatlıkların boşanmış eşleri ile evlenmeyi yasaklayan eski arap geleneğini kaldırmasını buyurdu. Buna göre bu uygulamada hiçbir sakınca yoktur. Üstelik Peygamberimiz, bu uygulamayı ortaya çıkaran ilk Peygamber değildir. Çünkü; "Bu, Allah'ın sizden öncekilere de uyguladığı bir yasadır."

    Bu uygulama, yüce Allah'ın değişmez ve nesnelerin özleri ile uyumlu yasaları uyarınca yürürlükte kalmıştır. Sonradan üzerini örten düşünceler ve yapmacık gelenekler dayanaksızdır. Devam ediyoruz:

    "Allah'ın emri, kuşkusuz, gereği gibi yerine gelecektir."

    Yüce Allah'ın emri kesinlikle uygulanacak, gereği yapılacaktır. Onun önünde hiçbir şey ve hiç kimse duramaz. Bu uygulama belirli bir gerekçeye, uzmanlığa ve ölçüye dayalı olarak tasarlanmıştır. Yüce Allah'ın onun ardında güttüğü bir amacı vardır. O onun gerekliliğini, uygulama biçimini, zamanını ve yerini herkesten iyi bilir. Bu gerekçe ile o konudaki eski geleneği kaldırmayı, izlerini uygulamalı biçimde silmeyi, kendi eli ile o geleneğe ters düşen somut bir örnek ortaya koymayı emretmiştir. Yüce Allah'ın bu emrini yerine getirmek kaçınılmazdır.

    Demin de belirttiğimiz gibi bu yasa daha önceki Peygamberlerin dönemle-rinde uygulanmıştır. Okuyoruz:

    "O Peygamberler Allah'ın buyruklarını insanlara iletirler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka hiç kimseden korkmazlar."

    Yüce Allah'ın omuzlarına yüklediği Peygamberlik görevini yerine getirirken insanların tepkilerini umursamazlar. Onları buyruklarını duyursunlar, uygulasınlar, yürürlüğe koysunlar diye göndermiş olan yüce Allah dışında hiç kimseden korkmazlar. Çünkü;

    "Hesap görücü olarak Allah yeter."

    Onları sadece O hesaba çeker. Onlardan hesap sormak insanlara düşmez. Devam edelim:

    "Muhammed, içinizden hiç kimsenin babası değildir."

    Öyleyse ne Zeyd, Muhammed`in oğludur ve ne de Zeynep oğlunun eşi, yani gelinidir. Zeyd, Harise'nin oğludur. Eğer olaya böylesine gerçekçi ve yalın bir açıdan bakılırsa bu uygulamanın hiçbir sakıncalı yönünün olmadığı kolayca görülür.

    Muhammed (s.a.s) ile tüm müslümanlar arasındaki, bu arada Zeyd arasındaki ilişki Peygamber-ümmet ilişkisidir. Yoksa o bu insanların hiçbirinin babası değildir.

    "O Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur."

    Peygamber, bu sıfatı ile gökten yere indirilen son mesaj bütününün ışığı altında insanların kıyamet gününe kadar uygulayacakları değişmez yasaları yürürlüğe koyar. Onun koyduğu bu yasaların kendinden sonra değişmeleri, başkalaşmaları düşünülemez. Çünkü;

    "Allah her şeyi bilendir."

    O insanlara neyin yararlı olacağını, problemlerini hangi yasaların çözeceğini herkesten iyi bilir. Peygamberimize bu buyruğu ileten, O'nun hesabına bu tercihi yapan O'dur. Bu buyruğun amacı evlatlıkların eşleri ile evlenmeyi serbest ilan etmektir. Yalnız bunun için evlatlıkların eşleri ile ilgilerini kesmeleri, onlar ile işlerini bitirmeleri, onları salıvermeleri gerekir. Yüce Allah'ın, her şeyi kapsayan; en yararlı ve en uygun düzenin, yasanın ve kanunun hangisi olduğunu belirleyen bilgisinin ve müminlere dönük merhametinin ve en iyide somutlaşan dileğinin ışığı altında verdiği hüküm budur.

    Daha sonraki ayetlerde kalpler bu son ayetin esprisine bağlanıyor, Peygamberine verdiği buyruklar ve müslümanlar için belirlediği tercihler konusunda gönüller yüce Allah'a bağlanıyor. Çünkü bu buyrukların, bu tercihlerin amacı hayırdır, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmaktır.


    FİZİLAİL KUR'AN / SEYYİD KUTUP.....

    İşte senin çarpıttığın gibi ALLAH C.C un emrini RESUL S.A.S Vahiy olarak geldiği halde GİZLEMEMİŞ İlham edildiği için emin olamamıştır.. Yazık yazık...!!!!!!!!!!

Benzer Konular

  1. Müşrikler de göze tâbi olmuşlardı
    nefisetülilm Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-11-2009, 07:40 PM
  2. Aklımız Peygamber Efendimize kurban
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 09-10-2009, 04:36 PM
  3. Peygamber Efendimize Çirkin Hakaret
    Gül@y Tarafından Şikayet ve Protesto ediyoruz Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 22-11-2008, 03:03 AM
  4. Adalet mülkün temelidir
    RABİA Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 24
    Son mesaj: 07-08-2008, 12:45 AM
  5. Atatürk'ün Peygamber Efendimize duyduğu hayranlık
    dogangunes Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 13-07-2007, 11:34 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık