Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Unknown Çıplak Meal ve Ayet Yazmak Bir Çeşit Tefsir ve Tevildir.Peygamberlik İddiasıdır

    Çıplak Meal ve Ayet Yazmak Bir Çeşit Tefsir , Yorum ve Tevildir.Peygamberlik İddiasıdır.
    Kur’anı Kerimi , kendi ilmine , kendi aklına ve istidadına göre yorumlayıp nefislerinin arzu ettiği hale sokma gayreti içinde olanlar bu galiz hatalarını ve iki yüzlülüklerini saklamak için yeni bir yol bulmuşlar diyorlar ki ; “ biz yorum yapmıyoruz ayetin çıplak halini veya mealini yazıyoruz.”

    Bu sözleri , samimiyetsizliklerinin ve hezeyanlarının bir kez daha açığa çıktığı başka bir tezahürdür.

    Her hangi bir dini meseleye , o konu ile ilgisinin olup olmadığını bilmeden, bir ayetin çıplak mealini veya kendisini yazmak “ bu konuda bu ayet böyle diyor , ben böyle anlıyorum , doğrusu da budur ” demektir.Yani mevzu geçen konunun arzu ettiği hale gelmesi için , ayetleri ve mealini kendi nefsine şahit göstermeye kalkma bedbahtsızlığıdır.
    Bu açıdan yapılmakta olan bir çok hata , kişilerin dinden çıkmasına sebep olmakta , cahilliklerinin bedelini hem kendilerinin , hem bu davranışlarının etkisi altında kalabilecek , masum , temiz ve dinini öğrenmek isteyen insanların ödemesine sebep olabilecek kadar ciddidir.


    Şimdi ayetleri kendi akıllarına göre tevil eden Kur'an ve Din Yobazlarının yaptığı ve dinden çıkmaya sebep olan bu hatalarını madde madde sıralayalım :


    1- Konulara yapıştırılan ayetlerin , o konu ile ilgisinin olup olmadığını ancak peygamberler bilebilir.Buna rağmen ezbere bir konuya ayet meali yapıştırmak kişileri kendi aklına göre tefsir , yorum ve tevil yapmaktan kurtarmaz , dinden çıkmalarına sebep olur.

    2- Kur’anı Kerimi kendi aklına göre tefsir etmek başlı başına hem Peygamberlik , hem Allah’lık iddiasıdır.Bu ise küfürdür.Dinden çıkmaktır.Ayetlerinin gerçek manalarını Allahü Teala Cebrail aleyhisselam vasıtası ile vahiy yolu ile Efendimize öğretmiştir.Efendimizden başka ve O’nun öğrettiği Eshabı kiram ve Ehli sünnet alimlerinden başka ayetlerin gerçek manalarını tefsir edebilecek kişi ve kurum yoktur.Bu manlara uymayan her indi görüş ve tefsir kıymetsizdir.Dine darbe vurmak , dini bölmeye kalkmaktır.Dinde reform yapmaktır.72 bozuk fırkanın doğru yoldan ayrılmasına sebep , Kur’anı kerimi kendi akıllarına göre tefsir etmeye kalkmaları ve yanlış anlamalarıdır.

    3- Mezhepsizler, (İslam’a göre ibadet edelim) diyorlardı. Demek bunlar da, (Kur’ana göre ibadet edelim) dediklerine göre, mezhepsizlerin başka kolu oluyor. Bu kasıtlı bir reform değilse, çok cahilce bir tekliftir. (Ülkeyi kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere göre değil, sadece Anayasaya göre idare etmelidir) demekten daha yanlıştır. Her şey Anayasada olmaz, Anayasa kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerimde namazın farzlarını, namazı bozan şeyleri, namazın rekâtlarını bile bulamayız. Zekâtın farzını, kaçta kaç verileceğini, uşrun ne oranda verileceğini, Kur’an-ı kerimde bulamayız. Namazın, zekâtın, orucun farzlarını, orucu bozanları Kur’an-ı kerimde bulamayız. Bunları Peygamber efendimiz bildirmiştir. Peygamber efendimizin bildirdiklerini de, mezhep imamlarımız açıklamıştır. Onun için namaz, oruç ve zekât gibi ibadetler ancak mezheplere göre uygulanır. Kur’an-ı kerime hatta hadis-i şeriflere göre bile biz uygulayamayız.

    4- Hadis-i şerifler olmadan Kur’an-ı kerimle amel etmek mümkün olmadığı gibi, mezhepler olmadan da hadis-i şeriflerle amel etmemiz mümkün olmaz.

    İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:

    İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:

    Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:
    — Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.

    İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:

    — Sen Kur’anı okudun mu?
    — Evet.

    — Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekât olduğuna rastladın mı?
    — Hayır.

    — Peki, bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekât düştüğüne rastladın mı?
    — Hayır.

    — Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi deva tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı?
    — Hayır.

    — Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı?
    (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]

    Hazret-i İmran daha sonra buyurur ki:
    Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır.

    Kaynak :
    (Mizan-ül-kübra)


    5-
    Din ve Kur'an yobazlarının bu hareketleri aynı zamanda , (Kur’andan başka kaynak tanımam, benim için sadece Kur’an delildir. Meal okuyup onunla amel ederim) Allah’ın kitabı yetmiyor mu, başka kaynağa ne ihtiyaç var? demektir ki bu cahilliklerinin vesikası hükmündedir.

    Bunu söyleyen kimsede, zerre kadar samimiyet yoktur. Böyle söyleyenler Kur’an-ı kerime kesinlikle inanmıyorlar. Kur’an-ı kerime inansalar, onun bildirdiklerine de inanırlar.

    Allahü teâlâ, (Yalnız bana tâbi olun, yalnız bana itaat edin) buyurmuyor. Resulüne ve âlimlere de uyulmasını emrediyor.

    Şu âyet-i kerimeleri, hangi mezhepsiz inkâr edebilir ki:
    (Allah’a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20] (Resule itaat de Kur’an-ı kerimin emridir.)

    (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]

    (Resulüm de ki: “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [Al-i İmran 31]

    (Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için çılgın bir ateş hazırladık.)
    [Feth 13] (Resulüne inanmayan da kâfirdir. Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanıp hepsini beğenmek demektir.)

    (De ki, Allah’a ve Resulü’ne itaat edin! [İtaat etmeyip] yüz çevirenler [kâfir olanlar], bilsinler ki, Allah, kâfirleri sevmez.) [Âl-i İmran 32] Allah’tan değil, Resulünden de yüz çeviren kâfirdir.)

    (Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]

    (O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157] (Allahü teâlâ, haram kılma yetkisini Resulüne de vermiştir.)

    (Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]

    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

    (Allah’a ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36]

    (Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]

    (İhtilaflı bir işin hükmünü Allah ve Resulünden [Kitap ve sünnetten] anlayın!) [Nisa 59]

    (Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulünün haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dini [İslamiyet’i] din edinmeyen kimselerle; zelil bir halde kendi elleriyle [boyun eğerek] cizye verinceye kadar savaşın.) [Tevbe 29]

    (Biz her Peygamberi, kendisine itaat edilsin diye gönderdik.) [Nisa 64]

    (Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151]

    Allahü teâlâ, Resulüne Kur’anın açıklamasını, hüküm koymasını emredip, iman, itaat ve kelime-i şehadette de Resulünü kendisiyle birlikte bildiriyor. İki âyet-i kerime meali:
    (Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]

    (Size kitabı, hikmeti getiren ve bilmediklerinizi öğreten bir Resul gönderdik.)
    [Bekara 151]

    İmam-ı Şafii hazretleri buyuruyor ki: Bu âyetteki hikmet, sünnettir. Önce Kur’an, peşinden hikmet bildirilmiştir. (Risale s.78)

    Bu konudaki hadis-i şerifler de şöyledir:

    (Cebrail, Kur’anla beraber, onun açıklaması olan sünneti de getirdi.) [Darimi]

    (Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed]

    (Yalnız Kur’andaki helal ve haramı kabul edin diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi, Darimi]

    (Bana uyan Cennete girer, bana isyan edense Cennete giremez.) [Buhari]

    (Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim]

    (Ümmetim bozulunca, sünnetimi ayakta tutana şehit sevabı verilir.) [Hakim]

    (İhtilaflarda, sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine sımsıkı sarılın!)
    [Tirmizi]

    (Bana uyan, Allah’a uymuş, bana asi olan da, Allah'a asi olmuş olur.) [Buhari]

    Mezhepsizler, dindeki dört delilin ikisini kabul etmeyip, kitap ve sünnetten başka delil yok diyorlar. Mezhepsizleri de geride bırakan türediler, kitap ve sünnet tabirine bile saldırıp, (Kur’andan başka, sünnet adı altında din çıkarılıyor, Kur’anı getirmekle Peygamberin işi bitti, o bir postacıdır) diyerek sünneti Kur’andan farklı gibi gösteriyorlar. Âyet-i kerimelerde bunların kâfir oldukları bildiriliyor.

    Görüldüğü gibi, yalnız Kur’an diyerek, Resule uymayanların, sahtekâr birer kâfir olduklarını, Allah ve Resulü bildirmektedir. Bunların, Kur’ana inanıyorum demeleri yalandır; çünkü Kur’an-ı kerimi toplayanlar da, hadis-i şerifleri bildirenler de Eshab-ı kiramdır. Birine inanıp öteki inkâr edilmez. Resulullah efendimiz, bunların çıkacağını mucize olarak 14 asır önce bildirmiştir.

    Üç hadis-i şerif meali:
    (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur’andan söyle” derler.) [Ebu Ya’la]

    (Bazı kibirli kişiler çıkacak, “Allah Kur’anda bildirilenden başka bir şeyi haram kılmadı” diyecek. Yemin ederim ki, benim de emrettiğim, yasakladığım, koyduğum hükümler vardır. Bunların sayısı Kur’andaki hükümlerden daha çoktur.)
    [Ebu Davud]

    (Kur’andan başka delil kabul etmem diyenler çıkacak.) [Ebu Davud]

    Kur’an-ı kerimde, (yalnız Kur’ana uyun) denmiyor, (Allah’a ve resulüne uyun) deniyor. Resulünü dışlayıp, Kur’anın açıklaması olan hadisleri delil saymayan, Kur’anın ifadesiyle kâfir olur.

    (Bize yalnız Kur’andan söyle) diyen birine, İmran bin Husayn hazretleri, (Ey ahmak! Kur’anda, namazların kaç rekât olduğunu bulabilir misin?) dedi. Hazret-i Ömer, farzların seferde kaç rekât kılınacağını Kur’anda bulamadık diyenlere, (Kur’anda bulamadığımızı, Resulullah’tan gördüğümüz gibi yaparız. O, seferde, 4 rekâtlı farzları iki kılardı) buyurdu. (Mizan-ül-kübra)

    Resulullah’a uymanın önemi anlaşılınca, Kur’an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere de uymak gerektiği anlaşılır. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekât olduğu ve nasıl kılınacağı, zekâtın, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiç kimse, bunları Kur’an-ı kerimden çıkaramazdı. Şu halde Kur’an-ı kerimi anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Allahü teâlâ, (Peygambere sorun, âlimlere sorun) buyuruyor. Herkes Kur’anı anlayabilseydi o zaman peygambere ne lüzum kalırdı? Kur’an-ı kerimi doğru anlayamadıkları için 72 sapık fırka meydana çıktı?

    Üç ayet-i kerime meali:
    (Eğer onun hükmünü peygambere veya ülül-emre [yetkililere, âlimlere] sorsalardı, öğrenmiş olurlardı.) [Nisa 83] (Demek ki, ülül-emre de uyulması gerekiyor.)

    (Verdiğimiz bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.) [Ankebut 43]

    (Bilmiyorsanız âlimlere sorun.) [Nahl 43]

    Bu âyetler, Kur’an-ı kerimi anlamak için âlimlerin açıklamasına da ihtiyaç olduğunu bildiriyor. Zaten Kur’an meali okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez. Tercüme edenin bilgi derecesine göre, yaptığı açıklamayı öğrenir. Bir cahilin veya bir sapığın yazdığı meali okuyan da, Allahü teâlânın bildirmek istediğini değil, tercüme edenin anladım sanarak kendi kafasından anlatmak istediğini öğrenir. Kur’an-ı kerim mealini okuyan, amel ve ibadetle ilgili bilgileri öğrenemez. İtikada ait bilgileri ise öğrenmesi hiç mümkün olmaz; çünkü 72 dalalet fırkası, Kur’an-ı kerime yanlış mana verdiği için sapıtmıştır.

    Kur’an-ı kerim, dinin anayasası hükmündedir. Yüz binlerce hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Âlimler, Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri açıklamıştır. Bu açıklamalar olmadan Kur’an-ı kerime uyulamaz. Bugünkü Anayasa da öyledir. Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler ve mahkeme ictihadlarıyla ülke yönetilmektedir. Bunlar olmadan sırf anayasa ile ülke yönetilmez. Anayasa hep kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerim de hep Resulullaha havale eder, âlimlere havale eder. Onun için, sırf anayasa ile memleket idare edilmez, Kur’an mealinden de din öğrenilmez.

    Müslümanların müctehidleri taklîd etmeleri vâcibdir
    Kur'an Yobazları İlahlık ve Peygamberlik taslıyorlar

    Meal ve tefsir okumak

    Yalnız Kur’an diyenler
    Müslüman için delil 4'dür.
    Mezhep ve mezhepsizlik

    Kaynak : Bziya / Dinimiz İslam

  2. #2
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Muhammed Suresi:
    24. Öyleyse, onlar bu Kur’an üzerinde hiç düşünmezler mi? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

    O gün (kıyamet günü) Peygamber diyecek ki: "EY RABBİM Benim toplumum bu KUR'AN'ı terketti. (Furkan-30)

    Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. (Sad 29)

    73.Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.


    Ayrıca bkz: http://www.supermeydan.net/forum/for...read61034.html



    .

Benzer Konular

  1. Kur'an meal tefsir ve seçmeler bir arada 3800 sayfa PDF
    haktek_99 Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-06-2011, 02:24 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 20-05-2010, 03:55 PM
  3. Yorum: 1
    Son mesaj: 28-02-2010, 01:32 AM
  4. Çeşit Çeşit Bayan Gözlükleri
    Gül@y Tarafından Kadın Modası Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 17-05-2009, 11:18 AM
  5. çeşit çeşit banyo tarifleri
    girdapsedef Tarafından Cilt Bakımı Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-01-2007, 11:26 AM
Yukarı Çık