MEB emekli Başmüfettişi Sayın Ahmet Yurdakul'un “Bir Hatıra” başlıklı mektubundan:

Çok güzel Türkçe konuşan ve Müslüman olan bir Alman'ın, Adı Ahmed olunca Türk zannedilip İzmir'de nezarethaneye atılır. Soyadını bile okumazlar. Kendisinin Alman olduğunu söylemesine rağmen, inandıramaz. Suçu, giydiği kıyafet: "Başında bir sarık, yere kadar bol bir elbise, bembeyaz sakal..."

Nezaretten ayrılırken, Ahmed Schmieder onlara der ki:

“Beni kılık kıyafetimden dolayı tutukladınız... Ben bu kıyafetimle, sizin atalarınız Fatih'e, Yavuz'a, Kanuni'ye benziyorum. Sizler de şimdi benim atalarım Hanslara, Schüller’e benziyorsunuz. AB'ye giriş kılık kıyafetle olmaz. Fikirle olur, üretimle olur, medeniyet ve kültürle olur.”

Alman Ahmed nasıl Müslüman olduğunu şöyle anlatıyor:

"Pakistan'a gitmiştim. O zamanlar ateisttim. Hiçbir din beni ilgilendirmiyordu. Akşamdan sonra minareler ışıklandırılmış, müezzinler çeşitli ilâhiler söylüyorlardı. Uzun uzun dinledim. Bir ahenk vardı. Çoğu Arapça olduğu için anlamıyordum.

Ertesi gün Pakistan Din İşleri Bakanlığı'na gittim. ‘Akşamki merasiminiz ne idi?’ dedim. Yetkililer bana, ‘Akşam Peygamberimiz Hazret-i Muhammed’in doğum günü idi. O'nu anıyorduk.’ dediler. ‘Öyleyse O'nun bana bir kitabını verin!’ dedim.

Bana bir hadis kitabı verdiler. Rastgele bir sahifesini açtım, tercüme ettirdim. ‘Dişlerinizi misvakla temizleyin!’ diyordu.
Misvakın ne olduğunu sözlükten öğrendim.

Laboratuvara götürdüm, incelettim:

Misvak; vitamin yüklü bir madde. Eğer kullanılırsa, dişlerde skorbüt denilen hastalığın önüne geçiyor. Suyu, midede özümlemeyi, sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsakların işini kolaylaştırıyor. En önemlisi de, devamlı kullananlarda basur denilen rahatsızlık olmuyor. İşte bir odun parçası beni hidayete eriştirdi ve Müslüman oldum."

Kaldı ki, misvakın daha başka faydaları da var. Ne var ki, bir Alman ancak bu kadarının farkına varabilmiş ve ona bu kadarı kâfi gelmiş.


Kaynak