2. Sayfa, Toplam 14 BirinciBirinci 123412 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 131

Konu: Mezhepler

  1. #11
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    “ümmetimin ihtilafı rahmettir”

    Cevap: iki açıdan olacaktır: Birincisi: Bu hadis sahih değildir. Bilakis bâtıldır ve aslı yoktur. Allâme Sübkî diyor ki: “Sahih, zayıf veya mevzu olarak hiçbir senedine ulaşamadım.”

    Derim ki: Bu şu lafızla rivayet edilmiştir: “Ashâbımın ihtilafı sizin için rahmettir.”39 Bir de: “Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz.”40 Fakat ikisi de sahih değildir. Birincisi son derece zayıftır. ikincisi ise mevzudur (uydurma).

    39 (Ümmetimin ihtilafı rahmettir); Bunun aslı yoktur.
    Allah Azze ve Celle‟nin: ““Rabbinin merhamet ettiklerinin dışındakiler ihtilaf edip durmaktadırlar.” (Hud 118-119)
    kavline aykırıdır. Muhaddisler bu rivayetin senedini bulmak için çokça gayret sarf etmelerine rağmen bunda muvaffak olamamışlar. Ayrıca rivayet, manâ olarak da, muhakkik alimler tarafından münker görülmüştür. İbn Hazm şöyle der; "Bu söylenen en kötü sözlerdendir, çünkü eğer ihtilaf rahmet olursa o zaman ittifak ta gazab olur. Hiç bir müslüman da bunu söylemez. Çünkü ya ittifak ya da ihtilaf veya rahmet ya da gazab vardır." İhkâm 5/64 Bu rivayetin kötü izlerinden birisi de, bir çok müslümanın aslı olmayan bu hadis sebebiyle, dört mezheb arasındaki şiddetli ihtilafları kabul etmesidir. ihtilafa düştükleri konularda Kur‟an ve sahih sünnet‟e katiyen dönme çabasında bulunmazlar. Aslında imamları (Allah onlardan razı olsun), onlara Kur‟an ve sahih sünnete dönmelerini emretmişlerdir. Ancak mukallidler dört mezhebi çeşitli şeriatlar şeklinde görmekteler. Böylece şeriat‟a zıtlık nisbet etmiş olmaktalar! Bu durum bu tür ihtilafların Allah‟tan olmadığını gösteren en büyük delildir.

    Allah‟ın; (Eğer o, Allah‟tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok ihtilâf (tutarsızlık) bulurlardı.)“ (Nisa 82)

    âyetini düşünselerdi bu tutarsızlığın, bu çelişkinin Allah‟tan olmadığını anlarlardı. Sonra nasıl olurda mezheblerin aralarındaki birbirlerine zıt ihtilaflar uyulan bir şeriat ve indirilen bir rahmet olabilir?! Aslı olmayan bu hadis sebebiyle müslümanlar, dört mezheb imamından sonra günümüze kadar, bir çok itikadî ve amelî meselelerde ihtilaf etmeye devam etmişler. Eğer onlar, bir çok Kur‟an âyetinin ve hadislerin kötülediği ve İbn Mesud‟un da şer olarak vasfettiği ihtilafı kötü görselerdi elbette ittifaka koşarlar, çoğu konularda da doğruyu yanlıştan, hakkı da batıldan ayırırlardı. Sonra da aralarında olabilecek bazı ihtilaflardan dolayı da birbirlerini mazûr görürlerdi. Ancak niçin uğraşsınlar ki, zaten onlar ihtilafın rahmet, mezhebleri de bu ihtilaflı haliyle çeşitli şeriatler olduğunu görmekteler?! Sözün özü şudur; dinde ihtilaf kötülenmiştir. Ondan kurtulmaya çalışmak gerekmektedir. Çünkü ihtilaf, ümmetin zayıflamasına sebebtir.

    Allahu Teâlâ‟nın dediği gibi: (Birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider.) Enfâl 46

    Çekişme, ihtilaf‟a rızâ göstermek ve bunun rahmet olduğunu söylemek, âyeti kerim‟e ile çatışmaktadır. Bu konuyla ilgili, aslı olmayan bu rivayetten başka hiçbir dayanakları yoktur.

    40 (Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz) Bu hadis uydurmadır. (İbn Abdi‟l Berr, Camiul- İlm (2/91), İbn Hazm, İhkâm (6/82) Ravilerinden olan Sellâm b. Suleym yalancı olup, İbn Hibban‟ın da dediği gibi uydurma hadisler rivayet etmiştir. Diğer bir râvi olan Hâris b. Gusayn ise bilinmemektedir. Buna rağmen Şa‟rânî şöyle der:« Bu hadis hakkında muhaddisler (zayıflığına dair) konuşmuş olsalar bile, keşf ehline göre sahihtir!» Mizân (1/28) Ancak Şa‟rânî‟nin bu sözü hiç şüphesiz batıldır! Çünkü keşf yoluyla hadislerin tashih edilmesi tasavvufi bir bid‟attır. Bunu asıl kabul etmek, biraz önceki hadis gibi aslı olmayan batıl hadislerin sahih olduğunu kabule götürmesi demektir. Keşf, sahih olarak vukû bulur ise, en iyi durumda bile, rey ile aynı derecededir. Rey ise, hata da eder isabet de edebilir. Tabi ki buna heva karışmamış ise bu böyledir. Allah‟ın rızası olmayan her şeyden selâmet dileriz. El-Hatib‟in el Kifâye s.48‟de rivayet ettiği daha uzun metinden oluşan diğer bir uydurma hadis hakkında es-Suyutî şöyle der: « Bu hadiste bazı faideler vardır, şöyle ki; Rasûl (s.a.s)‟in kendisinden sonra furu‟da ki ihtilafları haber vermesi onun mucizelerindendir, çünkü bu gaybtan haber vermektir. Ve onun buna rızası ve onayı söz konusudur. Öyle ki bunu rahmet kılmış ve mükellefi istediğini almakta serbest bırakmıştır...»! Buna cevap olarak şöyle denir; önce es-Suyutî‟nin rivayetin sahih olduğunu isbat etmesi gerekir ki, sonradan da o rivayetten hükümler çıkarabilsin. Bu rivayetin uydurma olduğuna bir başka delil de; nasıl olur da Peygamber (s.a.s) sahabeden olan her bir ferde uymamızı tavsiye edebilir? Kaldı ki sahabe arasında âlim olduğu gibi, ilimde orta seviyeli ve daha da aşağı olanlar vardı. Konuyla ilgili gelen rivayetlerin uydurma olduğunu söyleyen İbn Hazm şöyle devam eder:

    «Çünkü Allah Teâlâ Peygamberi (s.a.s)‟i (O, arzusuna göre konuşmaz. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir) (Necm 3-4)

    şeklinde nitelendiriyor ise, Peygamber (s.a.s.)‟in şeria‟ta dair bütün sözlerinin gerçek ve şüphesiz olarak Allah‟tan geldiği anlaşılır. Allah‟tan gelen şeyde de ihtilaf olmaz. Çünkü âyette (Eğer o (Kur‟an), Allah‟tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı)(Nisa 82) buyurulmuştur. Allah; (Birbirinizle çekişmeyin ) âyetiyle bizlere tefrika ve ihtilafı yasaklar. Dolayısıyla sahabeden her birine tâbî olmamızı Allah Rasûlu (s.a.s)‟in bizlere emretmesi imkansızdır. Çünkü sahabenin içerisinde birisinin helal kıldığını haram kılan bulunabilmektedir. Eğer durum böyle olsaydı, Semûre b. Cundup‟a uyarak içkinin satışı helâl olurdu. Ebû Talha‟ya uyarak ta oruçlunun dolu yemesi helâl olurdu (orucu bozulmazdı). Bunlar diğer sahabelere tâbî olunduğunda da haram oluyor. İbn Hazm Allah Rasûlu (s.a.s)‟in ölümünden önce ve sonraki dönemde sahabe‟den sadır olan sünnete isabet edemedikleri bazı görüşleri uzunca anlattıktan sonra şöyle der; «Nasıl olurda hem hata hem de isabet eden bir kavmi taklid etmemiz caiz olur »? Konuyla ilgili diğer bir uydurma rivayette: (Ehli beytim yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz) Ravilerinden olan Ahmed b. Kâsım er-Reyyân hakkında ez-Zehebî, yalancı olduğunu söyler. Bu rivayet yalancı olan Ahmed b. Nubeyt nüshasındadır. Dolayısıyla İbn Arrâk Tezih eş-Şeria‟da(2/419) rivayetin uydurma olduğunu beyan eder.

  2. #12
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    (O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!) [İsra 71]
    Bu ayetin açıklamasını rica edebilirmiyim.... İMAMLAR kim...?

    Bir âyet meali: (Hidayet yolunu öğrendikten sonra, Resule uymayıp müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleyip çok kötü bir yer olan Cehenneme sokarız!) [Nisa 115]
    İmam-ı Şafii hazretleri, (İcmaın delil olduğunu gösteren bu âyet, müminlerin yolundan ayrılmayı haram ettiği için, bu yola uymak vacib olur) buyuruyor. Müfessir Abdullah Nesefi hazretleri, bu âyeti açıklarken, (İcmaın delil olduğunu ve icmadan ayrılmanın da caiz olmadığını bu âyet göstermektedir) buyuruyor. (Medarik)

    İmam-ı Kadi Beydavi hazretleri, (Bu âyet, icmadan ayrılmanın haram olduğunu gösteriyor. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak vacip olur) buyuruyor. (Tefsir-i Beydavi)
    Altını çizdiğim kısımlara cevap verin o zaman...:)

    Ben İSLAMI bilmeyen müslüman olmaya karar vermiş bir adamım geldim karşınıza ve dedim ki...

    Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak vacip olur
    böyle birşey duydum amma 4 tane yol var hangisine uyacam...?

  3. #13
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    Exclamation Mezhepsize mezhepsiz demek

    Sual: (Mezhepsiz bir âlime mezhepsiz demek, ona hakaret olacağı için caiz olmaz) deniyor. Günümüzde birçok mezhepsiz âlim var. Mezhepsize mezhepsiz demek, niye caiz olmuyor? Mesela Mason Abduh’un mezhepsiz olduğunu inkâr eden yokken, Abduh’a mezhepsiz dense, dinen caiz olmaz mı?

    CEVAP

    Aklı olmayana akılsız, dini olmayan dinsiz, parası olmayan parasız demek ne kadar normalse, mezhebi olmayana da mezhepsiz demek, o kadar normaldir.

    Mason Abduhcular, mezhepsiz olmayı fazilet biliyorlar ve mezhepsiz olduklarını da gizlemiyorlar. Mezhepsiz olmayı büyüklük sanıyorlar. (Biz mezhep taklit etmeyiz, tahkik ederiz) diyerek bir mezhebe uymuyorlar, kendi anladıklarına uyuyorlar. Her mezhepteki hükümlerin akıllarına yatanları alanlar olduğu gibi, hiç mezhep hükümlerine tenezzül etmeyip, kendileri âyet ve hadisten anladıklarına uyanlar da vardır. Böylece katmerli mezhepsiz oldukların gösterirler. İslam âlimleri, bu işe telfîk diyor ve haram olduğunu bildiriyorlar.

    Bütün mezhepsizler, kendilerini mutlak müctehid olarak gösteriyorlar. Mezhepte müctehidliği bile kabul etmiyorlar. Kabul etseler, bir mezhebe göre hüküm verecekler, mezhepten kurtulamayacaklar, yani istedikleri gibi süper mezhepsiz olamayacaklar. İmam-ı Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed gibi büyük âlimler bile, kendilerini mutlak müctehid olduklarını söylememişler, mezhep içinde ictihad etmişlerdir. Süperler, mezhep içindeki ictihadla bile yetinmeyip, mezhepler üstü ictihad yapmaya kalkıyorlar.


    Yabancı birkaç mezhepsizin ismini verelim:
    Ahmet Kadiyani, Behaullah, Efgani, Mevdudi, İbni Hazm, İbni Rüşd, İbni Sebe, Şevkani, Abduh, İbni Abdülvehhab Necdi, Ebu Zehra, İkbal, Sıddık Hasan Han, Elbani, Reşat Halife, Reşit Rıza, Seyyid Sabık, Yusuf Kardavi, Zuhayli…
    Yerli mezhepsizlerin bir listesinin verilmesi isteniyor. Bir ölçü verirsek, bunları bilmek kolaydır. Kim bu mezhepsizleri büyük âlim olarak bildiriyorsa, onların da mezhepsiz olduğu anlaşılmış olur. İyi bilinmeli ki, yerli mezhepsizler bunlardan çok ileri geçmiştir.
    Kaynak

  4. #14
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085
    Mezhebin lüzumu


    Sual: Mezhep nedir, hak bir mezhebe tâbi olmayan ne olur?


    Bir müctehidin ictihad ederek elde ettiği bilgilerin hepsine, o müctehidin mezhebi denir. Eshab-ı kiramın hepsi derin âlim, birer müctehid idiler. Din bilgilerinde, siyaset, idarecilik ve zamanlarının fen bilgilerinde ve tasavvuf marifetlerinde birer derya idiler. Bu bilgilerinin hepsini, Resulullahın kalblere işleyen, ruhları çeken sözlerini işitmekle, az zamanda edindiler. Her birinin mezhebi vardı. Mezhepleri az veya çok farklı idi.
    Tâbiinin ve Tebe-i tâbiinin arasında da müctehidler vardı. Bu müctehidlerin mezheplerinden yalnız dördü kitaplara geçip, dünyanın her yerine yayıldı. Diğerlerinin mezhepleri unutuldu. Bu dört mezhebin imanları Eshab-ı kiramın ortak olan imanıdır. Bunun için dördüne de Ehl-i sünnet denir. İmanları arasında esasta ayrılık yoktur. Birbirlerini din kardeşi bilirler. Birbirlerini severler. Birbirlerine uymayan işlerinde, zaruret olunca, birbirlerini taklit ederek yaparlar. Allahü teâlâ, mezheplerin böyle ayrı olmalarını istemiştir. Bu ayrılığın, müslümanlara Allahü teâlânın rahmeti olduğunu, Peygamber efendimiz haber vermiştir. Çünkü, dört mezhep arasındaki ufak tefek başkalıklar, müslümanların işlerini kolaylaştırmaktadır. Her müslüman, vücut yapısına, yaşadığı iklim şartlarına ve iş hayatına göre, kendisine daha kolay gelen mezhebi seçer. İbadetlerini ve her işini, bu mezhebin bildirdiğine göre yapar.
    Allahü teâlâ dileseydi, Kur’an-ı kerimde her şeyi açıkça bildirirdi. Böylece, mezhepler hasıl olmazdı. Kıyamete kadar, dünyanın her yerinde, her iklim ve şartta, her müslüman için tek bir nizam olurdu. Müslümanların halleri, yaşamaları güç olurdu.

    Resulullahın yolu
    Peygamber efendimizin yolu, Kur’an-ı kerim ile hadis-i şerifler ile ve müctehidlerin ictihadları ile gösterilen yoldur. Bu üç vesika ile bir de, İcma-ı ümmet vardır ki, Eshab-ı kiramın ve Tâbiinin sözbirliği olduğu, Redd-ül-Muhtar’da yazılıdır. Bir hüküm üzerinde, dört mezhebin ictihadları arasında icma hasıl olursa, bu icmaya da inanmak gerekir, inanmayan küfre girer. (Mektubat 2/36)

    İslam âlimleri yanlış bir şey üzerinde ittifakta bulunmazlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ümmetim dalalet üzerinde birleşmez.) [İ.Ahmed]

    Bu dört vesikaya Edille-i şeriyye denir. Bunların dışında kalan her şey bid’attir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, bunlardan yalnız biri Cennete girecektir. Bunlar, benim ve Eshabımın yolunda olanlardır.) [İbni Mace]

    Bu ayrılık, usulde, imanda olan ayrılıktır. Eshab-ı kiramdan sonra, yeni müslüman olanlardan bir kısmının imanları bozuldu. Eshab-ı kiramın doğru imanından ayrıldılar. Dalalet fırkaları meydana geldi. Bu bozuk fırkalara, bid’at fırkaları denir. Bunlar, bazı nassları tevil ederek yanıldıkları için kâfir değildir. Fakat, İslamiyet’e zararları, kâfirlerin zararlarından çok oldu. Birbirleri ile ve Ehl-i sünnet ile çekiştiler. Harp ettiler. Çok müslüman kanı döküldü. Müslümanların yükselmelerini, ilerlemelerini baltaladılar.
    Bid’at fırkalarını, Ehl-i sünnetin dört doğru mezhebi ile karıştırmamalıdır.

  5. #15
    Kıdemli Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    almanya
    Yaş
    59
    Mesaj
    928
    Rep Gücü
    11376
    Alıntı nefisetülilm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sual: (Mezhepsiz bir âlime mezhepsiz demek, ona hakaret olacağı için caiz olmaz) deniyor. Günümüzde birçok mezhepsiz âlim var. Mezhepsize mezhepsiz demek, niye caiz olmuyor? Mesela Mason Abduh’un mezhepsiz olduğunu inkâr eden yokken, Abduh’a mezhepsiz dense, dinen caiz olmaz mı?

    CEVAP

    Aklı olmayana akılsız, dini olmayan dinsiz, parası olmayan parasız demek ne kadar normalse, mezhebi olmayana da mezhepsiz demek, o kadar normaldir.

    Mason Abduhcular, mezhepsiz olmayı fazilet biliyorlar ve mezhepsiz olduklarını da gizlemiyorlar. Mezhepsiz olmayı büyüklük sanıyorlar. (Biz mezhep taklit etmeyiz, tahkik ederiz) diyerek bir mezhebe uymuyorlar, kendi anladıklarına uyuyorlar. Her mezhepteki hükümlerin akıllarına yatanları alanlar olduğu gibi, hiç mezhep hükümlerine tenezzül etmeyip, kendileri âyet ve hadisten anladıklarına uyanlar da vardır. Böylece katmerli mezhepsiz oldukların gösterirler. İslam âlimleri, bu işe telfîk diyor ve haram olduğunu bildiriyorlar.

    Bütün mezhepsizler, kendilerini mutlak müctehid olarak gösteriyorlar. Mezhepte müctehidliği bile kabul etmiyorlar. Kabul etseler, bir mezhebe göre hüküm verecekler, mezhepten kurtulamayacaklar, yani istedikleri gibi süper mezhepsiz olamayacaklar. İmam-ı Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed gibi büyük âlimler bile, kendilerini mutlak müctehid olduklarını söylememişler, mezhep içinde ictihad etmişlerdir. Süperler, mezhep içindeki ictihadla bile yetinmeyip, mezhepler üstü ictihad yapmaya kalkıyorlar.


    Yabancı birkaç mezhepsizin ismini verelim:
    Ahmet Kadiyani, Behaullah, Efgani, Mevdudi, İbni Hazm, İbni Rüşd, İbni Sebe, Şevkani, Abduh, İbni Abdülvehhab Necdi, Ebu Zehra, İkbal, Sıddık Hasan Han, Elbani, Reşat Halife, Reşit Rıza, Seyyid Sabık, Yusuf Kardavi, Zuhayli…
    Yerli mezhepsizlerin bir listesinin verilmesi isteniyor. Bir ölçü verirsek, bunları bilmek kolaydır. [B]Kim bu mezhepsizleri büyük âlim olarak bildiriyorsa, onların da mezhepsiz olduğu anlaşılmış olur.[/B] İyi bilinmeli ki, yerli mezhepsizler bunlardan çok ileri geçmiştir.
    Kaynak
    alin size ölcü... simdi bakin bakalim, su meshurlardan bunlari övmeyen bir elin parmaklari sayisini geciyormu... onun icin pesine düstüklerimize aman dikkat... bizim baskaca yapacak bir seyimiz yok biri uyarmak birde dua...

  6. #16
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Kabul etseler, bir mezhebe göre hüküm verecekler, mezhepten kurtulamayacaklar, yani istedikleri gibi süper mezhepsiz olamayacaklar.
    Bana şunu açıklayınız... Savunduğunuz ilkeler KUR-AN ile birebir çelişmiyormu..;

    [Bakara.213] İnsanlar bir tek ümmetti. Allah müjdeleyici ve korkutucu peygamberler gönderdi ve onlarla beraber insanların ihtilafa düştükleri şeylerde aralarında hüküm vermeleri için hak kitablar indirdi. Halbuki kitab verilmiş olanlar, kendilerinde açık deliller geldikten sonra aralarındaki ihtirastan dolayı ihtilafa düştüler. İşte Allah; kendi izniyle, iman edenleri, üzerinde ihtilafa düştükleri Hakka ulaştırdı. Allah dilediğini doğru yola ulaştırır.


    Konuyla ilgili ayetler ile doldururumda burayı kısa ve öz olsun açıklarmısınız şuna göre 4 mezhep e tabii olmadının mantığını...

  7. #17
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    rose Mezheplere olan ihtiyaç

    Bazıları, Hadislere değil, Kur'ana uymak gerekir diyor. Halbuki hadisler, Kur’andan ayrı değildir. Kuran-ı kerimin açıklamasıdır. Allahü teâlâ buyurdu ki:

    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

    (Peygamberin emrine uyun, yasak ettiklerinden sakının!) [Haşr 7]

    (İndirdiğimi insanlara açıkla!) [Nahl 44]


    Âlimler de, âyetleri açıklayıp Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, (Sadece sana vahiy olunanları tebliğ et) derdi. Ayrıca açıklamasını emretmezdi. Resulullah, Kur'an-ı kerimde, kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur'an-ı kerim kapalı kalırdı.
    Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu, nasıl kılınacağı, rüku ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zekat nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Yani hiçbir âlim, bunları Kur'an-ı kerimden bulup çıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz açıklamıştır. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri açıklamasaydı, sünnet kapalı kalırdı. Sünneti, müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmıştır.

    Mezhep nedir? Bir müctehidin edille-i şeriyyeden elde ettiği bilgilere, o müctehidin mezhebi denir. Sahabelerin tamamı müctehid idi. Hepsinin de mezhebi vardı. Mezheplerden yalnız dördü kitaplara geçip, dünyanın her yerine yayıldı. Dört mezhep arasında amelle ilgili farklı ictihadlar, işlerimizi kolaylaştırmaktadır. Her Müslüman, durumuna göre, kendisine kolay gelen mezhebi seçer.

    Allahü teâlâ dileseydi, Kur'an-ı kerimde her şeyi açıkça bildirirdi. Böylece, mezhepler ortaya çıkmazdı. Her yerde, tek bir nizam olur, Müslümanların halleri, yaşamaları güçleşirdi.

    Bugün dört mezhepten birine uymak gerekir. Çünkü, Eshab-ı kiramın ve diğer müctehidlerin mezhepleri tam olarak bilinmiyor. Dört mezhep, tam bilindiği ve kitapları her yere yayılmış olduğu için, dört mezhepten birine uymak şarttır. Mezhepler rahmettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Âlimlerin farklı ictihadları, [mezheplere ayrılmaları] rahmettir.) [Beyheki]

    (Âlimlere tabi olun!) [Deylemi]

    (Ulema, enbiyanın vârisidir.) [Tirmizi]


    Bir Müslüman, kendi mezhebine göre ibadet yaparken, bir meşakkat hasıl olursa, başka bir mezhebe uyarak, bu işi kolayca yapar. Mesela Şafiiler, hacda kadına dokununca abdestleri bozulur. Bunun için Hanefi’yi taklit ederek haclarını yapıyorlar. Bu apaçık bir rahmettir.

    Muhammed aleyhisselama ve Onun bildirdiklerine, temiz, dürüst ve hakiki bir iman, ancak Onun bildirdiğini tam ve hiç şüphesiz kabul edip inanmakla, hepsini beğenmekle mümkün olur. Bu hususta çok az, kıl kadar da olsa bir ayrılığın, Ondan ayrılmak olacağı meydandadır. Böyle bir ayrılığa düşenlerin kendilerini haklı çıkarmak için öne sürecekleri dini, siyasi, beşeri, içtimai, fenni.. v.s. gibi sebeplerin hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü İslamiyet her ne suret ve sebeple olursa olsun, imanda ve itikadda ayrılığa asla izin vermemekte, yasaklamaktadır.

    Eshab-ı kiramın iman ve itikadda hiçbir ayrılıkları olmadı. Eshabdan olmayanlar ve daha sonraki asırlarda gelenler arasında ise zamanla imanda, itikadda bazı ayrılıklar ortaya çıkarıldı ve bid’at fırkalarının sayısı 72 ye ulaştı. Bu ayrılıkları çıkaranların ve bunların sözlerine inanarak bozuk düşüncelerini benimseyenlerin ileri sürdükleri sebepler çok çeşitli ve herbirine göre farklı olmakla beraber, esas sebepler, (Münafık ve başka dinden olanların çıkardıkları fitneler, Kur’an-ı kerimin müteşabih âyetlerini kendi anlayışlarına göre tevil etmeye kalkışmaları, eski Hind ve Yunan felsefesi ile, Mecusi inançlarının İslamiyet’e sokulma çabaları, Eshab-ı kiramın maslahata [huzurun, dirliğin, iyiliğin teminine] ait konulardaki ictihad ayrılıklarını anlayamama ve bunları kendi nefsani arzularına, siyasi maksat ve ihtiraslarına perde veya alet etme, kısa zamanda çok geniş ülkelere yayılan İslamiyet’in henüz yeni müslüman olmuş büyük kitlelerce tam anlaşılmadan birtakım insanların eski din ve inançlarına ait bazı unsurları tamamen terk edememeleri ve bunları İslamiyet’ten sayma yanlışına düşmeleri) şeklinde özetlenebilir.

    Ancak, İslam tarihinde görülen 72 sapık fırkanın ortak vasfı; siyasi ve dünyevi menfaat ve saiklerle ortaya çıkmış olmalarına rağmen, hemen hepsi Kur’an-ı kerimdeki muhkem ve bilhassa müteşabih âyet-i kerimeleri kendi akıllarına göre tefsir yoluna gitmişler, böylece felsefe yaparak ve bu âyetleri, iddiaları istikametinde tevil ederek kendilerine Kur’an-ı kerimden deliller bulduklarını ileri sürmüşlerdir.

    Mesela, Kur’an-ı kerimde geçen, Allah’ın eli, yüzü vb. sıfatlarını gösteren ifadeleri, kendi düşüncelerine ve konuşma dilindeki manalarıyla kabul ederek, Allahü teâlâyı zâtı ve sıfatlarıyla tecsim eden, yani cisim ve insan şeklinde düşünen bu sapık fırkalar, Kur’an-ı kerimin doğru manası olan murad-ı ilahiyi anlayamamışlar, doğrusunu anlatan Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarını kabul etmedikleri gibi, ayrıca onlara fikren ve fiilen saldırmışlardır.

    İmanda parçalanmak, fırkalara ayrılmak yasaktır
    İmanda parçalanma, gruplara ayrılmak kötüdür, asla caiz değildir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Hidayeti [kurtuluş yolunu] öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp, müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehenneme atarız.) [Nisa 115]

    (Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız. [İmanda] Fırkalara bölünmeyiniz.) [Al-i İmran 103]

    Peygamber efendimiz de, Müslümanlar arasında imanda ve itikadda ayrılıkların felaket olduğunu bildirerek, meşhur olan bir hadis-i şerifinde, (Yahudiler, 71 fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan 70’i Cehenneme gidip, ancak bir fırkası kurtuldu. Hıristiyanlar da, 72 fırkaya ayrıldı. 71’i Cehenneme gitti. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılır. Bunlardan 72’si Cehenneme gider, yalnız bir fırka kurtulur) buyurdu. Eshab-ı kiram, bu bir fırkanın kimler olduğunu sorduğunda; (Cehennemden kurtulan fırka, benim ve Eshabımın gittiği yolda gidenlerdir) buyurdu. (Tirmizi, İbni Mace)

    Kaynak: Dinimizislam

  8. #18
    Kıdemli Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    almanya
    Yaş
    59
    Mesaj
    928
    Rep Gücü
    11376
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bana şunu açıklayınız... Savunduğunuz ilkeler KUR-AN ile birebir çelişmiyormu..;

    [Bakara.213] İnsanlar bir tek ümmetti. Allah müjdeleyici ve korkutucu peygamberler gönderdi ve onlarla beraber insanların ihtilafa düştükleri şeylerde aralarında hüküm vermeleri için hak kitablar indirdi. Halbuki kitab verilmiş olanlar, kendilerinde açık deliller geldikten sonra aralarındaki ihtirastan dolayı ihtilafa düştüler. İşte Allah; kendi izniyle, iman edenleri, üzerinde ihtilafa düştükleri Hakka ulaştırdı. Allah dilediğini doğru yola ulaştırır.


    Konuyla ilgili ayetler ile doldururumda burayı kısa ve öz olsun açıklarmısınız şuna göre 4 mezhep e tabii olmadının mantığını...
    sizin bu kadar bilginiz!!! olduguna göre, sizde buna inandiginiza göre bizim size anlatacak hic bir seyimiz olamaz...

    http://www.supermeydan.net/forum/for...read60045.html

  9. #19
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Bayan öyle herkes buraya kendi düşüncelerini kendi TARİKAT ŞEYH inin fetvalarını yapısştırıp diğer sorulara veya görüşlere cevap vermeyecek ise ne anlamı var sen yapıştır ben yapıştırayım, nereye kadar...

  10. #20
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Neden asıl başlık dışında 10 tane aynı konuya ait başlık açıyosunuz gelsenize asıl konuya tek bir yerde tek başlıkda ilme, bilgi ve belgeye göre tartışalım...

    Öyle tarikat şeyhciklerinizin fetvaları ile değil... İLİM, BİLGİ, BELGE KOYUNUZ ortaya..

    Tüm konuları şikayet ettim ve tek başlıkda toplanacak inşaALLAH.. Bakalım görelim...

    Konuyu sapıttırmak ve 70 tane başlık açıp oralarda kendi tarikatının sözlerini savunmakla değil bilgi belge ve delil ile karşınızda kinin tezini niye çürütemiyorsunuz, niye, tartışmaya bu kadar kapalısınız, niye kalıplara hapsolmuş şeyhciklerinizin yorumlarına bakıp onların dillerinden fetvalarını yapıştırıp duruyorsunuz.. Niye tartışmakdan korkuyorsunuz yoksa şeyhiniz olmadan düşünmekten dahi acz içindemisiniz...?

Benzer Konular

  1. Seyhle konusma- MEZHEPLER-.III
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-05-2009, 07:57 PM
  2. Dinimizdeki BÖLÜCÜLER ve BOZUK MEZHEPLER
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 30-01-2009, 08:10 PM
  3. Mezhepler konusunda ne düşünüyorsunuz?
    SAHARAY Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 01-05-2008, 02:29 AM
  4. MEZHEPLER ARASINDAKİ FARKLILIK NEDİR ?
    onuc13 Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-08-2007, 12:15 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık