+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
12. Sayfa, Toplam 14 BirinciBirinci ... 21011121314 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 111 ile 120 Toplam: 131

Konu: Mezhepler

  1. #111
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459
    Alıntı Apollonius´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu lafınızı iyi tartın ve mesajımdaki kaynakları tekrar gözden geçirin :) Sizin reddedebileceğiniz bir kaynaktan bilgi vermedim. Büyük lokma ye büyük konuşma demişler. Bu işi yapan yukarıdaki mesajımda görüldüğü gibi sizinkiler. İnsanların müslümanlıklarına dil uzatanlar da yine sizinkiler. Allahın dininden adam atanlar da sizinkiler. Sonra dinden attıkları adamlarla barışanlar da sizinkiler :))

    Allahın dinini ellerinde oyuncak yapmışlar, sizi de düşünmesi yasak olan ve koşulsuz itaat etmesi gereken kuklalar haline getirmişler.
    Verdiğiniz kaynaklar ve 4 mezhebe dil uzatan din adamı kılığındaki din düşmanları sizi beyin fırtınasına düşünce çıkmazlarına sokmuş.Ne dediğinizden de haberiniz yok.Sapla samanı iyice karıştırmısınız ...

    Ehli sünnet yolu ve itikadı tertemiz ve her türli çelişkiden bahsettiğiniz yanlışlıklardan uzaktır.Sağlam ve veraset sahibi kaynaklar böyle bildiriyor.2 çapulcu alimlerimize iftira attı diye hangi müslüman itibar eder ki...

    Ehli sünnet alimleri birbirine düşman değildir.Sizve kaynaklarınız öyle göstermek istiyorsunuz.Yani yaptığınız dinde bölücülük ve mason misyonerliğidir.


    4 mezhebe inanmayıp kendi düşüncelerine ve kimin yazdığı belli olmayan din safsatalarına inanalar kimin mezhebinden acaba ? bunlar mezhepsiz mi hayır , bunların mezhebi şeytanın mezhebidir.Yani tabi oldukları mürşitleri şeytandır.Çünkü nefslerinin ve akendi düşüncelerinin esiri olmuşlardır.Nefs ve selim olmayan akl şeytandan beslenir şeytanın emri ile hareket eder....

  2. #112
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Unknown Mezhep taklidinde üç grup

    Sual: Bugün Türkiye’de mezhep taklidinde kaç grup vardır?

    CEVAP

    Bugün Türkiye’de, mezhep taklidi konusunda ifrat, tefrit ve vasat olmak üzere üç grup vardır:

    1- Belli bir mezhebi yoktur. Hangi mezhebin hükmü kolay gelirse ve aklına yatarsa onunla amel eder. Falanca mezhepte caizse, bir ihtiyaç ve zaruret olmasa da, hemen onu uygular. Bu mezhepsizliktir, telfıktır, haramdır. Bunlar ifrat grubuna giriyorlar.

    2- İhtiyaç, hatta zaruret olsa bile, bir konuda, diğer üç hak mezhepten birini taklit etmeye ters bakan, mezhep taklidini öcü gibi gören, hatta dinsizlikmiş gibi zanneden taassup ehli olanlar var. Bunlar da tefrit grubuna giriyorlar.

    3- Bir de din kitaplarının bildirdiği şekilde, ihtiyaç veya zaruret olunca, dört hak mezhepten birini, ihtiyaç olduğu konuda, ihtiyaç bitene kadar taklit edenler var. Bunlar vasat, yani orta yolda oluyorlar. Zaten dinimiz, ifratla tefrit arasında vasat bir yoldur. Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:

    (Hayr-ül-ümûr evsâtühâ = İşlerin en iyisi vasat olanıdır.) [Deylemi]

    (İfrat ve tefritten uzak durun.) [Buhari]

    (İfrata kaçan helak olur.) [Müslim]

    (İfrat ve tefritten kaç, vasatı tercih et; çünkü işlerin en iyisi orta olanıdır.) [Beyheki]

    (Orta yolu tutarak, doğru yoldan ayrılmayın!) [Buhari, Müslim]

    (Her hususta orta yolu tutmak, peygamberliğin yirmi beşte bir parçasıdır.) [Tirmizi]

    İslamiyet’in, aşırılıklardan uzak, vasat [orta] bir din olduğunu bildiren bir âyet-i kerime meali de şöyledir:

    (Sizi vasat bir ümmet kıldık.) [Bekara 143]

    Kaynak : dinimiz islam

  3. #113
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba.

    İslam dini öyle bir hale gelmiş ki,tanınmaz hale gelmiş.Hz.Peygamberim öldükten 3 gün sonra toprağa verilir,neden mi " KOLTUK KAVGASI " yani siyaset/rant/çıkar savaşı,sonrasında da en fazla 30 yıl daha ite kaka Kur'an üzerine yola devam edilir o da işte şöyle böyle,sonrasında başlar " İmparatorluklar,Devlet yönetimleri ".

    Sorduğunuzda denir ki Kur'an Hz.Muhammed SAV efendimiz tarafından dizilmiş ve Cebrail As. da bunu denetlemiş,acaba öyle mi ;

    1- Kur'an'ın Allah Rasûlü zamanında yazımı:
    Allah Rasûlünün (s.a.v) emri ile vahiy katipleri Kur'an'ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler,kürek kemikleri,ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler.Yazılan bu âyetler,vahiy henüz tamamlanmadığı için,tek bir mushafta toplanmamıştı. Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün (s.a.v) gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.

    2- Kur'an'ın Hz. Ebu Bekr (r.a) döneminde yazılışı:
    Zeyd b.Sabit (r.a),Hz.Ebu Bekr (r.a)'in emri ve Hz.Ömer (r.a)'in uygun bulmasıyla Kur'an âyetlerini biraraya toplamıştır.Zeyd İbn Sabit Kur'an'ı toplarken,vahiy katiplerinin yazdıklarını dikkate almış ve âyetleri ilk defa bir mushafta toplamıştır.

    3- Kur'an'ın Hz. Osman (r.a) döneminde yazılışı:
    İlk Mushaf Kur'an'ın okunuşundaki tartışmalara son vermek amacıyla,farklı kıraatleri yansıtacak şekilde Hz.Ebu Bekir'in topladığı ve Hz.Ömer'in kızı Hafsa'nın koruduğu nüshaya bağlı kalınarak yazıldı.Bununla ilgili olarak Hz.Osman,Zeyd b.Sâbit (r.a),Abdullah b. ez-Zübeyr (r.a), Sad b. el-Âs (r.a) ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam (r.a)'ı görevlendirdi.Bu Mushaf üzerinde noktalama işaretleri ve harekeleri bulunmamaktaydı. Hz. Osman (r.a) yazılan Kur'an'ın bir nüshasını saklamış diğer nüshaları ise çeşitli İslam şehirlerine göndermiştir.

    4- Kur'an'ın harekelenmesi ve noktalanması üç merhalede tamamlanmıştır.
    Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu'l-Esved'i görevlendirmiş, O da Kur'an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur.

    İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur'an'daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf'u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur'a havale etmiştir.

    Üçüncüsü: Bu dönemde i'rab alametleri olan Fetha, Damme, Kesre ve Sükûn konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî'nin yolu izlenmiştir.

    Ve bizler bu gün bu aşamalardan geçmiş olan Kur'an'a orjinal diyoruz ve evlerimizdeki Kur'an'dır.

    Bu arada küçük bir olay ;

    Ordu komutanı olan Ebu Ubeyde,Suriye seferinde savaş esiri alır.Bu savaş esirlerinin durumunu,haklarında ne karar vermesi gerektiğini bir mektup ile Hz.Ömer'e sorar.Hz.Ömer de meclisini toplar ve konuyu görüşür.Meclisteki bazıları :

    -Köle olarak Şam'da satalım,gelirini kullanalım,der
    Bir başkası:

    -İçlerinden güçlü olanları öldürelim,kadın ve çocukları kendi hizmetimize alalım diye görüş belirtir.

    Hz.Ömer'in bu görüşler içine yatmaz,ve o arada Hz.Ali'nin orada olmadığını sorar ve :
    - Ali nerede ? der.
    - Ali hasta,yatıyor,derler.

    Bunun üzerine Hz.Ömer:
    - Ali'ye de sorup kararımı öyle vereceğim,der.Ve Hz.Ali'ye gider,durumu anlatır.

    Ve işte Hz.Ali belki de İslamı islam yapan anlayış ile Beled Suresindeki şu ayetleri hatırlatır :

    10. Ve hedeynahünnecdeyni.
    10. Ona iki yolu ( doğru ve eğriyi ) gösterdik .

    11. Felaktehamel'akabete.
    11. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.

    12. Ve ma edrake mel'akabetü.
    12. O sarp yokuş nedir bilir misin?

    13. Fekkü rekabetin.
    13. Köle azat etmek,

    Ve o esirlerin mallarıyla ve aileleriyle salıverilmelerini,normal hayatlarına bırakılmalarını söyler.Bunun üzerine Hz.Ömer 100 esirin salıverilmelerinibir mektup ile Ebu Ubeyde'ye bildirir.

    Bunu neden anlattım.Şunun için,hep diyoruz ya sahabe hatasız,islamı en iyi bilenler...diye.Oysaki burada Kur'an'ın özünden biri olan " köleliğe karşı " olmayı Hz.Ali anlamış ancak adaleti iyi anlamış olan Hz.Ömer de bu iyi anlamamış diye düşünüyorum.Tabii ki Hz.Ömer'i suçlamak değildir amaç,sonuç da o da Allah kulu!!!Yani eksikliği olabilir.

    Ancak islam dininin sonraki uygulamaları 4 halife devrinden sonrakiler tam bir facia !!! Ve mezhepler de 4 halife döneminden sonra çıkmıştır.4 mezhepten ikisi Hanefi ve Maliki mezhep imamı diye bilinen İmam-ı Azam ve İmam Malik mezhep kurmamış olup,kendi ilmi araştırmalarını yaparak Kur'an'ın ve İslamın anlaşılması için uğraş vermiş emek vermişlerdir.Dolayısıyla söylenen " 4 Hak Mezhep "sözü burada güme gidiyor.

    Buyrun BELED Suresi

    1. La uksimü bilhazelbeledi.
    1. Andolsun bu beldeye ,

    2. Ve ente hıllün bihazelbeledi.
    2. Ki sen bu beldedesin ,

    3. Ve validin ve ma velede.
    3. Ve andolsun babaya ve ondan meydana gelen çocuğa,

    4. Lekad halaknel'insane fiy kebedin.
    4. Biz, insanı ( yüzyüze geleceği nice ) zorluklar içinde yarattık.

    5. Eyahsebü en len yakdire 'aleyhi ehadün.
    5. İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

    6. Yekulü ehlektü malen lübeden.
    6. " Pek çok mal harcadım " diyor.

    7. Eyahsebü en lem yerehu ehadün.
    7. Kimse onu görmedi mi sanıyor?

    8. Elem nec'al lehu 'ayneyni.
    8. Biz ona iki göz vermedik mi?

    9. Ve lisanen ve şefeteyni.
    9. Bir dil ve iki dudak ,

    10. Ve hedeynahünnecdeyni.
    10. Ona iki yolu ( doğru ve eğriyi ) gösterdik .

    11. Felaktehamel'akabete.
    11. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.

    12. Ve ma edrake mel'akabetü.
    12. O sarp yokuş nedir bilir misin?

    13. Fekkü rekabetin.
    13. Köle azat etmek,

    14. Ev ıt'amün fiy yevmin ziy mesğabetin.
    14. Veya açlık gününde yemek yedirmektir,

    15. Yetiymen za makrebetin.
    15. Yakınlığı olan bir yetime.

    16. Ev miskiynen za metrebetin.
    16. Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.

    17. Sümme kane minelleziyne amenu ve tevasav bissabri ve tevasav bilmerhameti.
    17. Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır.

    18. Ol,eke ashabülmeymene
    18. İşte bunlar sağdakilerdir.

    19. Velleziyne keferu biayatina hüm ashabülmeş'emeti.
    19. Ayetlerimizi inkâr edenler ise işte onlar soldakilerdir,

    20. 'Aleyhim narün mü'sadetün.
    20. Cezaları, kapıları üzerlerine sımsıkı kapatılmış bir ateştir.

    İşte kısaca Kur'an'ın ve İslamın özü !!! Kur'an köleliğe karşı,buradaki ve diğer ayetlerdeki örneklerde " eşitsizliğe " karşı herkes hayatta eşittir fark sadece " Takvada dır der Yaradan,Kur'an paylaşın der,Hak edene hakkını verin der...O zamanlar bunlar tam uygulansaydı,saltanat hayatına dönülmeseydi bu gün toplumlar belki de Karl Marks'ı bilmeyecekti...

    Aynı zamanda sure " Sağdakilerin " kimler olduğunu da vurguluyor yani günümüz anlayışındaki sağcı/solcu ile alakası dahi yoktur.

    Peki ilk baştaki Kur'an'ın Herekelenmesinde son noktayı koyanlar kimler dikkat edilir ise Ebu Süfyan + Muaviye + el-Haccac ve bunların aralarına öyle veya böyle Yezidi de ilave edelim ve bundan sonraki mesajlarda yorumsuz olarak tanıyalım biraz kimmiş bu zat lar.

    Bu gün kü Kur'an'da itiraz ettiğimiz yerlerde hep bu kişilerin bizzat imzaları vardır.Dikkat edilirse Kur'an'ın anlaşılmasından zor olduğu dem vurulmaktadır.Bu ne kadar doğru belki de kıyamete kadar bir sır olarak kalacaktır.Ve mezhepler de hep bu vukuatlardan sonra çıkan bölünmelerdir.Dolayısıyla bölünelim sonra toplanalırız her yol aynı yanlış bir mantıktır.Her yol aynı ise niçin tek bir yol ortaya konmuyor?Konamaz,birine uyan diğerine uymuyor da o yüzden.Böyle bir bölünmüşlüğün Hristiyanlıktaki bölünmeden ne farkı var?

    Sağlıcakla kalınız.

  4. #114
    bursali68
    Misafir..

    1-Ebu Sufyan

    EBU SÜFYAN

    Ebu Süfyan (561 - 652) (Arapça: أبو سفيان بن حرب) Mekke'nin fethi sırasında Müslüman olmuş Sahabi. Künyesi "Ebu Süfyan Sahr bin Harb bin Ümeyye"dir.
    565 yılında Mekke'de doğdu. Zengin bir aileye mensuptu. Babası Kureyş'in ileri gelenlerinden Harb bin Ümeyye, annesi de Safiyye bint Hazm'dı.

    İslamiyet'e ve Muhammede açıkça cephe aldı, Uhud Savaşında ve Hendek Savaşında kâfirlerin komutanlığını yaparak müslümanları katletti.

    Müslümanların Mekke'nin fethi öncesinde Cuhfe'de karargâh kurmalarından sonra, çocukluk arkadaşı olan Abbas'ın tavsiyesiyle Peygamberin huzuruna çıktı. Peygamber'in İslâm'a davetini kabul ederek Müslüman oldu.

    Bazı Sünni kaynakları samîmî bir Müslüman olduğunu bildirmelerine rağmen, özellikle Şii yazarlar aksini iddia etmişlerdir.
    Ebu Süfyan, Müslüman olduktan sonra Suriye seferine ve Yermuk Savaşı'na katıldı. Bu savaşta bir gözü kör oldu. 652 yılında Medine'de öldü.

    Oğlu Muaviye dördüncü halife Ali'ye isyan ederek onu katlettirdi ve kendisini halife ilan ederek 661 yılında babadan-oğula geçen saltanata dayanan Emevi Devleti'ni kurdu.

    Kaynak : tr.wikipedia.org/wiki/Ebu_Süfyan

  5. #115
    bursali68
    Misafir..

    2-Muaviye

    MUAVİYE

    Muaviye (Arapça: معاوية بن أبي سفيان Mu'āwiyya ibn Ebu-Sufyān; doğum: 602 - ölüm: 6 Mayıs 680) Emevi hanedanının kurucusudur.

    Uhud Savaşında ve Hendek Savaşında Mekke'li kafirlerin komutanı olarak Muhammed'in komutasındaki müslümanlara karşı savaşan Ebu Sufyan bin Harb'in oğludur.

    Dördüncü halife olan Ali bin Ebu Talib ile savaştı, Mısır'ı ele geçirdi ve Ali bin Ebu Talib'in 661 yılında suikaste uğrayarak öldürülmesini sağladıktan sonra halifeliğini ilan etti. 661'den 680'e kadar İslam Devleti'ni yönetti.

    Kişiliği, yaptıkları ve bilhassa Şii'lerin peygamberin gerçek halefi olduğuna inandıkları Ali'yle savaşması ve Muhammed'in soyundan gelen Ehl-i Beyt'i kendisine siyasi rakip gördüğü için onlara yaptığı zulüm nedeniyle nesiller boyunca sadece Şii'ler tarafından değil, aralarında İmam-ı Azam'ın da olduğu birçok Sünniler tarafından da nefretle anıldı.

    İlk yılları
    Muaviye bin Ebu Sufyan 602 yılında Kureyş kabilesinin üyelerinden Beni Abd Şems ailesinin bir ferdi olarak dünyaya geldi. Modern Suudi Arabistan'ın kuzeybatısında yer alan Mekke Kureyş'in yönetimindeydi. Beni Abd-Şems ailesi bu yönetici zümrenin en nüfuzlu üyelerindendi. Muaviye'nin babası Ebu Sufyan bin Harb annesi ise Hind bint Utbe idi.

    Muhammed Mekke'de yeni dini duyurmaya başladığında Abd-Şems ailesinin çoğu ona karşı çıktı. Hicret etmesine neden oldular ve ardından Müslümanlara karşı açılan tüm savaşlara katıldılar.

    630 yılında müslümanlar Mekke'yi fethedince, tüm Mekkelilerle birlikte Abd-Şems ailesi de Müslüman oldu.

    Bazı tarihçilere göre Muaviye akrabalarının şiddetli itirazlarına rağmen Müslüman oldu. Şii'ler ise, Mekke'nin fethi bunu zorunlu kılana dek İslamı kabul etmediğini söylerler.

    Muhammed karşıtlarına merhametli davrandı. Ordusuna katılıp önemli görevlere gelmelerine müsaade etti. Muaviye peygamberin katiplerinden biri oldu. 632 yılında peygamberin ölümünden sonra ise Suriye'deki Bizans ordusuna sefere giden orduya katıldı. Orduda yükselerek büyük nüfuz sahibi oldu. Üçüncü halife Osman ve başdanışmanı Mervan tarafından oglu Yezid'le birlikte yeni fethedilen Suriye'nin yöneticileri olarak atandılar.

    Kendisinden 130 hadîs rivayet edilmiştir. Bunlardan sadece dördünün rivayetinde Buharî ve Müslim ittifâk etmişlerdir. Ebu Zerr-i Gıfârî, İbn-i Abbâs gibi Sahabi'nin kendisinden rivayetleri vardır. Tâbiî'nden de Cübeyr İbn-i Nüfeyr, Saîd İbn-i Müseyyeb ve daha başkaları rivayet etmişlerdir [1].

    Suriye Valisi
    Yezid'in 640'da ölmesi üstüne Ömer bin Hattab tarafından Suriye valiliğine atandı. Valiliği sırasında Suriye'nin tamamını yönetimi altına aldı. Yöre ahalisi ve askeri üstünde dikkate değer şekilde etki sahibi oldu. 647 yılına gelindiğinde Bizans'ın saldırılarına dayanabilecek güçte bir ordu oluşturmuştu. Ardından 649'da Kıbrıs'ı ve 654'te Rodos'u aldı. 655 yılında Lycia açıklarında Bizans donanmasını ağır bir yenilgiye uğrattı. Aynı süre içinde Anadolu'ya defalarca sefere çıkıldı.

    Bu askeri girişimlerinin tamamını Ali'nin halife olmasının ardından durdurdu.

    Ali ile Çatışma
    Şiiler, Muhammed'den sonra hilafet'in Ali ve soyuna ait olduğunu savunur ve sünnilerin meşru ve dince makbul kabul ettikleri ilk üç halife (Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ın) hilafeti Ali'den gasp ettiklerine inanırlar. Yezid'in babası Muaviye konusunda ise bir ayrılık vardır.

    Şiiler Yezid hakkındaki görüşlerin benzerini Ali'nin hilafetine karşı çıktığı için Muaviye için de sürdürürler ancak Sünniler Muaviye'nin bir "ictihad" yaptığını ve görüşünde yanılsa bile vahiy katibi ve Peygamberin sahabesinden olduğu gerekçesiyle hakkında kötü ifadede bulunmaktan kaçınırlar. Aralarında İmam-ı Azam'ın da olduğu birçok sünni alimleri ise, Ali halife iken, Ali'nin hilafetini tanımayıp ikinci halife olarak ortaya çıkan Muaviye'ye karşı, Muhammed'in "bir halife varken,sonradan çıkan ikinci bir halifenin katlinin vacib olması"[2][3] kuralını uygulamayan Muaviye taraftarlarının, bu tutumları ile açıkça hatalı olduklarını ve günah işlediklerini açıklamışlardır.

    Sunnilikte iktidar siyasi bir mesele ve Peygamberin dahi olsa bir soy meselesi olarak değil ümmetin kendi içinde istişare ile çözeceği bir konu olarak görülür ve genellikle "istişare ile seçilen devlet başkanına itaat" kültürü hakimdir. Şiilerde ise iktidar inanç meselesidir ve meşru siyasi lider aynı zamanda ruhani liderliği de elinde bulunduran Ali ve soyundan gelen imamlara (lider) aittir. Caferi şiası, toplam en sonu kıyamete kadar gizli kalan Mehdi de dahil 12 imamı kabul ettiğinden "12 imamcılık" (Caferi Şiası) olarak da bilinir. 12 imamın günahsız olduğuna, "vahiy alma" hariç peygambere benzediğine inanılır (mesela günahsızlık). Şiilik içinde İsmailik gibi mezhepler bir ölçüde farklı bir İmam listesini kabul ederler.)

    Suikaste uğrayan Halife Osman bin Affan'ın öcünü almak, aynı aşiretten olduklarından Muaviye'ye düşmekteydi. Muaviye Osman'ın katillerinin kovuşturmasını yapmadığından onların işbirlikçisi olduğunu iddia ettiği Ali bin Ebu Talib'nin hilafetini reddetti. Bununla birlikte, öncülüğünü (peygamberin eşlerinden) Ayşe, Talha ve Zübeyr bin Avvam'ın yaptığı isyana da katılmadı. İsyanın ardından yapılan Cemel Savaşı'nın galibi Ali, Ayşe'yi affetti. Ali'nin sağladığı refakatçiler eşliğinde Medine'ye giden Ayşe'ye maaş da bağladı.

    Ali Cemel Savaşı'nın ardından valisinin önderliğinde isyan eden Suriye'ye yöneldi. Fırat'a yönelen Ali 657 yılında Muaviye'nin güçleriyle çarpıştı. Muaviye, neredeyse mağlup olacağı Sıffin Savaşı'ndan ateşkes yaparak kurtulmayı başardı. Muaviye, Ali'nin safında çarpışanların dindarlığını istismar etmek için askerlerinin mızraklarına Kur'an-ı Kerim'den sayfalar astırdığı söylenir. Düşmanlarını görüşmeye ikna eden Muaviye, Ali'nin yandaşlarını bölerek hilafetinin geçerliliğine gölge düşürdü. Ali'nin eski yandaşları haricilerin isyanından doğan zayıflıktan yararlanan Muaviye Mısır'ı ele geçirmek üzere harekete geçti.

    Halifeliği Hasan'dan Devralışı
    Ali Küfe’de öldürüldükten sonra, Ali’nin taraftarları Hasan’a bağlılık yemini (biat) ettiler. Bu yemini, Ali ile halifelik için çatışan ve savaşan Muaviye kendi otoritesine bir tehdit olarak algıladı. Muaviye derhal Suriye, Filistin ve Lübnan’daki ordu komutanlarına savaş hazırlıklarına başlamaları için talimat verdi, diğer yandan da genç varis Hasan ile anlaşmayı denedi, daha doğrusu Hasan’a halifelik iddiasından vazgeçmesini bildiren bir mektup gönderdi ve eğer vazgeçmezse, istemediği sonuçların doğacağını ve müslümanların öleceğini bildirdi. Aslında Muaviye için en iyisi Hasan’ın halifelik hakkından vazgeçmesi olacaktı, çünkü Muaviye orduları Hasan’ı savaş meydanında öldürüp tüm güç Muaviye’nin elinde toplansa bile, Muaviye’nin halife olabilirliği tartışılmaya devam edecekti. Kurnaz bir politikacı olan ve halka hoş gözükmeye çalışan Muaviye için bu hiç de istenilen bir durum değildi.

    Hasan hakkından vazgeçmedi ve anlaşma sağlanamadı. Kimi kaynaklara göre altmış bin olduğu iddia edilen Muaviye ordusu Hasan’ı mağlup edip öldürmek için yürüyüşe geçti. Diğer yandan Hasan da ordusunu kurmuş ve savaşmaya hazırdı, iki ordu Sabat yakınlarında karşılaştılar.

    Hasan savaş başlamadan önce Muaviye askerlerine konuşma yaparak onlara yanlış yönde olduklarını ve Muaviye’yi haksız görüyorlarsa onun tarafında bulunmamaları gerektiğini hadis ve Kuran’dan örnekler vererek bildirdi. Hasan’ın teslim olacağını sanan bir kısım birlikler, Hasan’a asi oldular ve ona saldırdılar. Hasan yaralandıysa da, yakın korumları bu saldırıyı püskürtmeyi başardı. Fakat Hasan’ın komutanlarından Ubeydullah, Muaviye'nin tarafına geçti.

    İki ordu arasında birkaç sonuç getirmeyen çarpışma yaşandı. Sonunda Muaviye üstün gelemeyeceğini, üstün gelse bile birçok adamını kaybedeceğini anladı ve iki Kureyş’li adamını Hasan ve takipçileriyle anlaşsınlar diye görevlendirdi. Hasan yaralanmıştı ve ordusunun içinde meydana gelen başıbozukluk yüzünden ordusuna pek güvenemiyordu. Sonunda Hasan ve Muaviye bir yerde bir araya geldiler ve anlaştılar. Hasan; Kuran’a ve sünnete uyması,yandaşlarından intikam almaması şartlarını ve bir de; Muaviye’nin ölmesinden sonra halifeliğinin tekrar kendisine, eğer kendisi hayatta değil ise kardeşi Hüseyin’e geçmesi şartını öne sürmüştü. Muaviye kabul etti.

    Antlaşmadan sonra Muaviye, biat almak üzere Kufe’ye gitti. Orada Muaviye halka hitap ettikten sonra minbere Hasan çıktı ve şöyle dedi;

    Ey Irak halkı! Benim gönlüm sizden soğudu. Babam Ali’nin sağlığında bunca muhalefetler ettiniz, bir gün onu gamsız bırakmadınız. Nihayet babamı öldürdünüz. Banada bunca zahmet verdiniz; üzerime hücümeylediniz; beni yaraladınız. Henuz yaram iyileşmedi. Malımı yağmaladınız. Ey Irak halkı! Eğer siz Ehli beyt'i peygambere eza kıldınızsa da Allah hıyanette bizimle sizin aranızda hakim ve kafidir. Şu halde ben Muaviye’ye biat ettim. Sizin biatınızdan bizar oldum.

    Muaviye'nin Halifeliği
    Muaviye, halifeliğini tanımayanları sert bir biçimde bastırdı ve iç karışıklıklara son verdi. Ardından yeni fetihlere girişti. Emevi egemenliğini doğuda Hindistan sınırına, batıda Kuzey Afrika'ya, oradan da Güney İspanya'ya kadar yaydı. Yeni kurulan donanmayla 669-678 arasında Bizans’ın başkenti Konstantinopolis'i (İstanbul) ele geçirmek için seferler düzenlendi, ama başaramadı. Muaviye 680’de öldüğünde ardında güçlü bir devlet bıraktı. Halifeliği dinsel önderliğin yanı sıra tam bir siyasal önderliğe dönüştürdü. Muaviye, ölümünden hemen önce, 679 yılında, Hasan'la yaptığı anlaşmaya rağmen ve Hüseyin ve Abdullah bin Zübeyr'in karşı çıkmasına rağmen oğlu Yezid'i halife ilan etti ve kendisine biad edilmesini istedi. Halifelik merkezini de kutsal topraklardaki Mekke’den Şam’a taşıdı. Artık halife bir kurul tarafından seçilmiyor, babadan oğula geçiyordu. Nitekim Muaviye’nin yerine oğlu I. Yezid halife oldu.

    Kaynak : tr.wikipedia.org/wiki/Muaviye

  6. #116
    bursali68
    Misafir..

    3-Yezid

    YEZİD

    Yezid bin Muaviye (Arapça: يزيد بن معاوية d. 646 ö. 683), Emeviler'in ikinci halifesi.
    Konu başlıkları

    Halifelikten Önce
    Emevi hanedanının kurucusu ve birinci Emevi halifesi olan Muaviye bin Ebu Süfyan'ın oğlu olarak Şam'da dünyaya geldi. Gençliğinde iyi bir eğitim aldı.
    Bizans'a yapılan seferlere katıldı ve 669'daki birinci Emevi İstanbul kuşatmasında komutan olarak bulundu.

    Muaviye, ölümünden hemen önce, 679 yılında, Hüseyin ve Abdullah bin Zübeyr'in karşı çıkmasına rağmen oğlu Yezid'i halife ilan etti ve kendisine biad edilmesini istedi.
    Yezid'in halifeliğine karşı çıkılmasının en önemli sebepleri olarak, hilafetin verasete dönüşmesi endişesi ve Arap siyasi gelenekleri gösterilmektedir. O dönem Arap siyasi geleneklerine göre liderler genellikle yaşlı, tecrübeli ve nüfuzlu kimseler oluyordu ve Yezid, bu vasıflara haiz değildi.[1]

    Halifelik Dönemi
    Hüseyin ve Kerbala olayı
    I. Yezid yönetimi babasından devraldığından hilafet, onun şahsında saltanata dönüştü. Ancak halifeliğine itirazlar gecikmedi. Hüseyin, onun halifeliğini tanımadığını bildirerek kendi halifeliğini ilan etti. Kufe valisi Hüseyin'e biad etti.
    Hüseyin önce Mekke'ye, ardından da desteğini umduğu Kufe'ye doğru yola çıktı. Ancak Hüseyin'in ilerleyişi 2 Ekim 680'de Emevi birlikleri tarafından Kerbela'da durduruldu ve 10 Ekim 680'de Hüseyin ve beraberindeki 72 kişi şehid edildi.[1] İslam tarihi açısından Yezid'in hilafeti dönemindeki en önemli olay bu olmuştur. Hüseyin'i şehit ettirmiştir. Hüseyin'in öldürülmesi emrini Yezid'in değil, yeni atadığı Kufe valisinin verdiği ve Yezid'in Hüseyin'in ölümüne üzüldüğü yönünde rivayetler olmakla birlikte İslam tarihçileri bu durumdan genellikle Yezid'i sorumlu tutarlar. O günden bugüne Yezid, İslam'da zulmün ve kötülüğün sembolü olarak anıldı.

    Abdullah bin Zübeyr isyanı ve Mekke ve Medine'ye hücum
    Yezid'e sadakat yemin etmeyenlerin diğer bir başkanı Halife Ebubekir'in torunu ve Peygamber'in yakın sahabilerinden olan Zübeyr'in oğlu Abdullah bin Zübeyr idi. Hüseyin'in Kerbela'da ölümünde sonra Abdullah bin Zübeyr Mekke'ye döndü, Yezid'i halife kabul etmediğini bildirip isyan bayrağını açtı ve Hicaz'da ve Arabistan'da durumunu güçlendirmeye koyuldu. Medine'liler önce I. Yezid'le durumu görüştüler ve sonra Medine'nin Emevi emirini şehirden atıp Abdullah bin Zübeyr tarafına geçtiler. Abdullah bin Zübeyr, I. Yezid'in Basra'daki Irak ve Kufe valisi olan Ubeydullah bin Ziyad'a karşıt olmak üzere, Irak'da Kufe'ye bir vali bile gönderdi. Abdullah bin Zübeyr Mısır ve Suriye'de bile Emevilerden hoşlanmayanlar tarafından tutulmaktaydı. Yezid, Basra'daki Irak valisi Ubeydullah bin Ziyad'a Hicaz'a ordusuyla gidip Abdullah bin Zübeyr'in isyanını bastırmasını istedi, ama Ubeydullah hasta olduğu bahanesiyle bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Yezid 10.000 kişilik Suriyelilerden oluşan bir orduyu Müslim bin Ukbe El-Murri komutasında Hicaz'a gönderdi. Bu ordu Abdullah bin Zübeyr'i tutanlar ve çoğu Medine'li bir ordu ile Medine'nin kuzey-doğusunda bulunan El-Harre'da muharebeye giriştiler. El-Harre Muharebesi (veya Harre olayı) kısa ve çok kanlı oldu. Medineli birkaç sahabi bu muharebede öldürüldü. Sonunda Medineler yenilip şehirlerine çekildiler. Suriyeli Arap ordusu Medine'ye girdi ve şehir ahalisine zulmedip üç gün şehri yağmaladılar. Suriye ordusu komutanı Müslim bin Ukbe al-Murri mülkiyet ve insan haklarını hep çiğnediği için müsrif lakabını aldı. Müslim bin Ukbe El-Murri bu arada hastalanıp öldü. Onun yerine Suriyelilerin ordusunun başına Hüseyin bin Numeir as Sakuni gecti ve ordusunu Mekke'ye yöneltti. Abdullah bin Zübeyr bu orduya karşı tutunamayıp Mekke içine çekildi ve Suriyeler ordusu Mekke şehrini kuşatma altına aldı. Uc ay kadar süren bu kuşatma sırasında Suriyeliler şehri çevreleyen tepelerden mancınıklar kullanarak şehre büyük taşlar atmaya başladılar; Kabbe'ye bile zarar verdiler ve Kabbe'nin örtüsünü yaktılar. Tam bu sırada Yezid'in ölüm haberi ölümünden 27 gün sonra bu orduya yetişti ve ordu Şam'a döndü. Yezid'in yerine gelecek oğlu hakkında o kadar az bilgi bulunuyordu ki Mekke'yi kuşatan komutan Abdullah bin Zübeyr'e Suriye'ye gelirse onu Şam'da halife ilan edebileceğini söylediği bildirilir. Fakat bin Zübeyr Mekke'den ayrılmak istemediği için bu teklifi kabul etmemiştir.[2]

    Fakat bu ordunun Medine'yi talan etmesi ve Mekke kuşatmasında Mekke'ye ve Kabbe'ye büyük zararlar vermesi yüzyıllarca unutulmadı. Ölmüş olan Yezid'in zulüm ve kötülük sembolüğüne bir neden de bu Medine ve Mekke'ye verdiği büyük zararlardır.

    Kuzey Afrika'da ilerleme ve yenilgi
    682de I. Yezid "Ukbe bin Nafi"'yi, daha onceki halifeler zamanında fethettigi ama sonra Muaviye zamanında Meseleme bin Muhalled'nin tayin ettigi vali Ebu'l Muhacir Dinar tarafından idare edilen, Kuzey Afrika'da Mısır'ın batısında bulunan Ifrikiyye olarak anılan bolgelere, yeniden vali tayin etti. Ukbe tekrar Tunus'da daha once kurmus oldugu Keyrevan sehrini us yaparak Berberler ve Bizans'ın Afrika kalıntıları ile savaslar yaptı. Suvari ordusuyla batıya sefere cıkarak Tanca sehrine ve Atlantik Okyanusu kıyılarına kadar geldi. Boylece simdiki Cezayir ve Fas ulkelerini feth etmis oldu. [3] Bu Kuzey Afrika sahillerinde bulunan Arap kabileleri gunumuzde bile Ukbe'yi cedlerinden saymaktadırlar.
    Daha sonraki XI. yuzyılda Ibni Haldun'dan ta XIV. yuzyıldaki Arap tarihcileri Ukbe'nin Fas fethinden donerken buyuk bir yenilgiye ugradıgını bildirirler. Bu gec Arap tarihcilerine gore 683de Ukbe Fas'dan donmekte iken ordusunu dagıtmıstı ve Berberlerin elinde bulunan Atlas Daglari civarlarinda bulunmaktaydi. Biskra denilen bir mevkide "Kuseyla bin Lemzem" adlı Berber komutani altındaki Berber ordusuyla muharebeye giristi. Bu muharebeyi Araplar kaybetti; Ukbe bin Nafi ve yaninda bulundurdugu kendinden daha once Ifrikiyye valisi olan Ebu'l Muhacir Dinar da bu muharebede olduruldu. Berber orduları Araplara hucuma devam ettiler. Araplar Barka'ya dogru cekildiler ve ellerine gecirdikleri buyuk arazi parcalarını kaybettiler. Tunus'da usleri olan Keyrevan sehrini bile bırakmak zorunda kaldılar. Bu Araplara buyuk bir darbe oldu ama gecici idi. 688de Zuheyr bin Kays komutasinda bir Arap ordusu Ifrıkıye'ye tekrar almis ve 690da Mama Muharebesinde Kuseyle yenilip oldurulmustur.

    I. Yezid'in Arabistan uzerine seferi ve Kuzey Afrika'da ordularının yenilgiye ugraması, elinde eskiden bulundurdugu Kuzey Afrika'yi tekrar almak icin bir fırsat goren Bizans Imparatorlugu tarfindan iyi kullanildi. Imparator II. Justinyan mensubu oldugu Herakleios hanedaninin ortaya cikma kaynagi olan eski Kartaca Eksarjligi'ni tarafından geri almak icin yeni girisimlere basladi. 683de Akdeniz'deki Bizans donanması yine bu denizin hakimi oldu ve bunu hemen takiben Rodos'u ve Kıbrıs'in bir kısmını yeniden ellerine gecirdiler.

    Ölümü
    I. Yezid daha nisbeten gençken 38 yaşında bir av partisi tertiplenmişken bir av kasrında hic beklenmedik bir şekilde öldü. Üç buçuk yıl halifelik yapmıştır. Oğlu II. Muaviye yerine Halife oldu.

    Kaynak : tr.wikipedia.org/wiki/I._Yezid

  7. #117
    bursali68
    Misafir..

    4-El Haccac ( Zalim Haccac)

    HACCAC

    Sakifli Yusuf oğlu el-Haccac(Arapça: الحجاج بن يوسف الثقف, d. 661, ö. 714), Emevi valisi.
    661'de Taif'te doğdu. Sakif Kabilesine mensuptu ve bu kabilenin Emevi hanedanlığıyla ilişkileri oldukça iyiydi. Ancak Emevi halifesi II. Muaviye'nin ölümünden sonra Abdullah bin Zübeyr halifeliğini ilan etti ve tüm Arap yarımadası -ve bu arada Taifliler de- Abdullah bin Zübeyr'e biad etti. Bunun üzerine Haccac ve kabilesi Taif'i terk ederek Suriye'ye yerleşti.[1]

    Haccac, Taif'ten ayrılana dek öğretmenlik yaptı. Hitabetinin ileri düzeyde oluşu da buna bağlanmaktadır.

    Siyasi Hayatı
    II. Muaviye'nin yerine, Mervan bin hakem Emevi halifesi oldu ve Abdullah bin Zübeyr'in üzerine bir ordu gönderdi. Haccac siyasi hayatına, ilk defa bu orduda görev alarak başladı.
    Mervan bin Hakem'in ölümü üzerine halife olan Abdülmelik, Haccac'ı Irak ve Hicaz valiliğine atadı. Ancak Hicaz halkı Abdullah bin Zübeyr'in halifeliğini kabul etmişti. Haccac, bu duruma son vermek için bir ordu kurdu. Ordusuyla Taif'e girdi ve arkasından Mekke'ye yürüdü. Arafat'ta Abdullah bin Zübeyr'in ordusunu mağlup ederek Mekke'yi kuşattı.

    Haccac, 7 ay boyunca Mekke'yi kuşatma altında tuttu. Bu sürede şehri mancınıklarla vurdu ve Kabe'yi yıktı.[2]
    Kuşatmanın sonunda Abdullah bin Zübeyr şehid edildi ve Mekke alındı. Haccac daha sonra Kabe'yi yeniden inşa ettirdi.

    Sonraki yıllarda Haccac'ın valilik yetkileri daha da genişletildi. Bu dönemde Haccac, Emevi muhaliflerini bertaraf etmeye yönelik ciddi girişimlerde bulundu. Özellikle Ehl-i Beyt'e ve Hariciler'e yönelik tutumu, Emeviler'e olan bağlılığını fazlasıyla ortaya koyar.

    Haccac, 714 yılında ardında büyük bir nefret seli bırakarak öldü. Valiliği sırasında çok fazla kan döküldü. Kabe'yi yıktırması, Abdullah bin Zübeyr, Said bin Cübeyr ve Enes bin Malik gibi sahabelere karşı takındığı tutum çok eleştirildi. Bu sebeplerden ötürü İslam aleminde adı,"Haccac-ı Zalim" şeklinde kullanılageldi.[

    Kaynak : tr.wikipedia.org/wiki/Haccac

  8. #118
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Alıntı collection´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Verdiğiniz kaynaklar ve 4 mezhebe dil uzatan din adamı kılığındaki din düşmanları sizi beyin fırtınasına düşünce çıkmazlarına sokmuş.Ne dediğinizden de haberiniz yok.Sapla samanı iyice karıştırmısınız ...

    Ehli sünnet yolu ve itikadı tertemiz ve her türli çelişkiden bahsettiğiniz yanlışlıklardan uzaktır.Sağlam ve veraset sahibi kaynaklar böyle bildiriyor.2 çapulcu alimlerimize iftira attı diye hangi müslüman itibar eder ki...

    Ehli sünnet alimleri birbirine düşman değildir.Sizve kaynaklarınız öyle göstermek istiyorsunuz.Yani yaptığınız dinde bölücülük ve mason misyonerliğidir.


    4 mezhebe inanmayıp kendi düşüncelerine ve kimin yazdığı belli olmayan din safsatalarına inanalar kimin mezhebinden acaba ? bunlar mezhepsiz mi hayır , bunların mezhebi şeytanın mezhebidir.Yani tabi oldukları mürşitleri şeytandır.Çünkü nefslerinin ve akendi düşüncelerinin esiri olmuşlardır.Nefs ve selim olmayan akl şeytandan beslenir şeytanın emri ile hareket eder....
    Halen çözemediniz durumu. Sizin mezhep imamlarınızın/alimlerinizin kendi kitaplarını kaynak olarak gösterdim. Boş boş saldırmayın, yazdığınız mesajların içi dolu olsun. Kaç mesajdır boşuna yazıyorsunuz, zira size herhangi bir karşı çıktığınız kaynak sunmadım. Ne idüğü belirsiz dediğiniz kaynaklar kendi Buharinizin kitabı, kendi İmam Malikinizin kitabı vs.'dir. Fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olunuz.

    Ehli sünnet alimlerinin kendi imamları olan Ebu hanifeye karşı düşmanlığı üzerine biraz daha alıntı vereyim:

    İmam malik:
    Ebu Hanifenin bu ümmet içinde yarattığı fitne,iblisin fitnesinden daha zararlıdır.Ebu Hanife sünneti işe yaramaz hale getirmiştir. (Hatip 13/399 )
    Benim için Ebu Hanifenin sözüyle hayvan pisliği arasında hiç fark yoktur. (13/411)
    Ebu hanife dini mahveden hastalıklardan biridir. (el-kamil fi zuafair-rical 8/237)

    Ebul Hasan el-eşari:

    Sübyan es-servi,İmamı azamın hocası Hammad bin ebu süleyman dan şu sözü nakletmiştir:
    '' O müşrik Ebu Hanifeye söyle.ben ondan tamamen beriyim,onunla hiçbir ilşikim yoktur.''
    ( Eş'ari, el-İbane ,77)

    İbn Ebi Şeybe:
    '' Sanıyorum Ebu Hanife yahudi idi. '' (Hatip, 13/43 )

    Muhammed bin Mesleme :
    '' Ebu Hanife medineye hiç gitmedi,çünkü,Peygamberimiz Medineye veba ile deccalın giremiyeceğini söylemiştir.Ebu Hanife deccallardan bir deccaldı '' (Hatip,13/395 )

    Kadı şerik:
    Ebu Hanife Allahın kitabından iki ayeti inkar etti. Ebu hanife İmanın artıp eksilmeyeceğini iddia etti.Ve o namazın Allahın dininden bir parça olmadığını savundu. (13/372)
    Kufenin her karışında ayrı ayrı şarap içmiş bir adamın günahı,Ebu Hanifenin sözlerinden birini naklaede adamın günahından daha hafiftir. (Kitabul mecruhin 2/413)

    İbn Hibban:
    Kufenin her karışında ayrı ayrı şarap içmiş bir adamın günahı,Ebu Hanifenin bir kelamını
    nakleden adamın günahından daha hafiftir (KitabulMecruhin 2/43)

    Kendisinden başka kimsenin rivayet etmediği 130 hadis rivayet etti.Bunların 120 tanesinde yanlışlar yaptı.Hatası doğrularına galip gelince ,hadisleri delil olarak kullanmaktan tümüyle vazgeçmiştir. Ebu Hanifeyi din konusunda delil yapmak caiz değildir.Müslümanların önderi tüm imamlar onu tek tek reddetmişlerdir. ( elmecruhin405-413 )

    Süfyan es-Sevri:
    Bu ümmet içinde, Ebu Hanifeden daha uğursuz birini analar doğurmadı. (Hatip 13/386)
    İslam bünyesine Ebu Hanifenin yerleştirdiği şerden daha büyük bir şer yerleştirilmedi.(13/397)

    Fakih evzai :
    Elhamdülillah,yok olup gitti.Yaşamaya devam etseydi,İslamın can damarlarını parçalamaya devam edecekti.
    (Hatip 13/398)

    Abdurrahman bin mehdi:
    İslam bünyesinde deccal fitnesinden sonra zuhur eden tek fitne Ebu Hanifenin görüşleridir.
    (13/396)


    İbn adi:
    Ebu hanifiye saldırı ve onu itham İslam ümmetinin icma noktalarından birdir.Basranın fıkıh imamı Eyyüp es-sahtiyani onun aleyhinde konuşmuştur.Kufenin imamı süfyan es-sevri de öyle, Hicaz bölgesinin imamı Malik bin enes te öyle.Horasanın imamı Abdullah bin mübarekte öyle,
    Mısırın imamı leyd bin sad öyle,Şamın imamı Evzai de öyle. Kısacası yeryüzünün her yanındaki İslam Ulemasının onun hakkındaki kanaati menfidir.( el-kamil fi zuafair rical 8/241)

    Hammad bin seleme :
    Ebu Hanife bir şeytandı;Hz. Peygamberin sözlerini kendi görüşlerine dayanarak reddederdi.
    (İbn adi 8/238)

    Buhari:
    Güvenilmez adam, sapık mürcie mezhebinin mensubu, küfründen dönmesi için iki defa tövbeye çağrılan adam. (tarihul kebir 8/81) , (et-tarihul evsat 2/93 ), (kitabuz zuafa 132)
    Allah ona lanet etsin.İslamın can damarlarını bir bir kopardı.Müslümanlar arasında ondan daha şerir biri doğmamıştır. (süfyan bin uyeyne beyanı olarak) (ibn abdilher, el-intika 149-150)


    Bunlar belki Ebu Hanifeye iftira atmış olabilirler. Ehli sünnet içine birilerine iftira atmak, dinden atmak vs. caizdir nasılsa.

    Ama ben bu yazdıklarım ile iftira etmiyorum zira hepsi ehli sünnet alimlerinin alıntıların yanlarında adı geçen kendi eserlerinde mevcut.

    Bunlar sadece ebu hanife hakkında yine ehli sünnet alimlerinin söyledikleri. Diğer imamlara da geleceğiz. Onları da yine ehli sünnetten kimler tekfir etmiş (dinden atmış) bir bakacağız.
    Konu Apollonius tarafından (25-12-2009 Saat 04:51 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #119
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459
    Alıntı Apollonius´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Halen çözemediniz durumu. Sizin mezhep imamlarınızın/alimlerinizin kendi kitaplarını kaynak olarak gösterdim. Boş boş saldırmayın, yazdığınız mesajların içi dolu olsun. Kaç mesajdır boşuna yazıyorsunuz, zira size herhangi bir karşı çıktığınız kaynak sunmadım. Ne idüğü belirsiz dediğiniz kaynaklar kendi Buharinizin kitabı, kendi İmam Malikinizin kitabı vs.'dir. Fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olunuz.

    Ehli sünnet alimlerinin kendi imamları olan Ebu hanifeye karşı düşmanlığı üzerine biraz daha alıntı vereyim:

    İmam malik:
    Ebu Hanifenin bu ümmet içinde yarattığı fitne,iblisin fitnesinden daha zararlıdır.Ebu Hanife sünneti işe yaramaz hale getirmiştir. (Hatip 13/399 )
    Benim için Ebu Hanifenin sözüyle hayvan pisliği arasında hiç fark yoktur. (13/411)
    Ebu hanife dini mahveden hastalıklardan biridir. (el-kamil fi zuafair-rical 8/237)

    Ebul Hasan el-eşari:

    Sübyan es-servi,İmamı azamın hocası Hammad bin ebu süleyman dan şu sözü nakletmiştir:
    '' O müşrik Ebu Hanifeye söyle.ben ondan tamamen beriyim,onunla hiçbir ilşikim yoktur.''
    ( Eş'ari, el-İbane ,77)

    İbn Ebi Şeybe:
    '' Sanıyorum Ebu Hanife yahudi idi. '' (Hatip, 13/43 )

    Muhammed bin Mesleme :
    '' Ebu Hanife medineye hiç gitmedi,çünkü,Peygamberimiz Medineye veba ile deccalın giremiyeceğini söylemiştir.Ebu Hanife deccallardan bir deccaldı '' (Hatip,13/395 )

    Kadı şerik:
    Ebu Hanife Allahın kitabından iki ayeti inkar etti. Ebu hanife İmanın artıp eksilmeyeceğini iddia etti.Ve o namazın Allahın dininden bir parça olmadığını savundu. (13/372)
    Kufenin her karışında ayrı ayrı şarap içmiş bir adamın günahı,Ebu Hanifenin sözlerinden birini naklaede adamın günahından daha hafiftir. (Kitabul mecruhin 2/413)

    İbn Hibban:
    Kufenin her karışında ayrı ayrı şarap içmiş bir adamın günahı,Ebu Hanifenin bir kelamını
    nakleden adamın günahından daha hafiftir (KitabulMecruhin 2/43)

    Kendisinden başka kimsenin rivayet etmediği 130 hadis rivayet etti.Bunların 120 tanesinde yanlışlar yaptı.Hatası doğrularına galip gelince ,hadisleri delil olarak kullanmaktan tümüyle vazgeçmiştir. Ebu Hanifeyi din konusunda delil yapmak caiz değildir.Müslümanların önderi tüm imamlar onu tek tek reddetmişlerdir. ( elmecruhin405-413 )

    Süfyan es-Sevri:
    Bu ümmet içinde, Ebu Hanifeden daha uğursuz birini analar doğurmadı. (Hatip 13/386)
    İslam bünyesine Ebu Hanifenin yerleştirdiği şerden daha büyük bir şer yerleştirilmedi.(13/397)

    Fakih evzai :
    Elhamdülillah,yok olup gitti.Yaşamaya devam etseydi,İslamın can damarlarını parçalamaya devam edecekti.
    (Hatip 13/398)

    Abdurrahman bin mehdi:
    İslam bünyesinde deccal fitnesinden sonra zuhur eden tek fitne Ebu Hanifenin görüşleridir.
    (13/396)


    İbn adi:
    Ebu hanifiye saldırı ve onu itham İslam ümmetinin icma noktalarından birdir.Basranın fıkıh imamı Eyyüp es-sahtiyani onun aleyhinde konuşmuştur.Kufenin imamı süfyan es-sevri de öyle, Hicaz bölgesinin imamı Malik bin enes te öyle.Horasanın imamı Abdullah bin mübarekte öyle,
    Mısırın imamı leyd bin sad öyle,Şamın imamı Evzai de öyle. Kısacası yeryüzünün her yanındaki İslam Ulemasının onun hakkındaki kanaati menfidir.( el-kamil fi zuafair rical 8/241)

    Hammad bin seleme :
    Ebu Hanife bir şeytandı;Hz. Peygamberin sözlerini kendi görüşlerine dayanarak reddederdi.
    (İbn adi 8/238)

    Buhari:
    Güvenilmez adam, sapık mürcie mezhebinin mensubu, küfründen dönmesi için iki defa tövbeye çağrılan adam. (tarihul kebir 8/81) , (et-tarihul evsat 2/93 ), (kitabuz zuafa 132)
    Allah ona lanet etsin.İslamın can damarlarını bir bir kopardı.Müslümanlar arasında ondan daha şerir biri doğmamıştır. (süfyan bin uyeyne beyanı olarak) (ibn abdilher, el-intika 149-150)


    Bunlar belki Ebu Hanifeye iftira atmış olabilirler. Ehli sünnet içine birilerine iftira atmak, dinden atmak vs. caizdir nasılsa.

    Ama ben bu yazdıklarım ile iftira etmiyorum zira hepsi ehli sünnet alimlerinin alıntıların yanlarında adı geçen kendi eserlerinde mevcut.

    Bunlar sadece ebu hanife hakkında yine ehli sünnet alimlerinin söyledikleri. Diğer imamlara da geleceğiz. Onları da yine ehli sünnetten kimler tekfir etmiş (dinden atmış) bir bakacağız.
    Demekki sözden de anlamıyan inatcının birisin. Baştan beri diyoruz ki ; Verdiğiniz kaynaklar ve 4 mezhebe dil uzatan din adamı kılığındaki din düşmanları sizi beyin fırtınasına düşünce çıkmazlarına sokmuş.Ne dediğinizden de haberiniz yok.Sapla samanı iyice karıştırmısınız ...

    Sen ise hala din adamı kılıındaki dinsizlerin karalamalarının sayfa numaralarını yapıştırıyorsun buralara.Bunlar delil olmaz bunlar iftira ve dini bölme propagandasının oyunları olur diyoruz.Fakat bunu idrak etmek , anlamak basiret ehlinin işidir....

    Sonuç olarak muteber olmayan kaynakları mutebermiş gibi göstermekten vazgeçin.EHLİ SÜNNET ALİMLERİ bu iftira ve karalamalardan beridir.

    Adamın biri ( din ajanının biri ) bir kitap karalıyor olmayan kaynaktan oömayan iftiralarla şu alim bu alime bunu dedi diyor ve sizde buna inanıyorsunuz.Yazık çok yazık...

    YANİ TABİ OLDUĞUNU MEZHEBİN ( ŞEYTANIN MEZHEBİ ) ALİMLERİ BUNU DEDİ DİYE SİZDE GÖZÜ KAPALI DOĞRU DİYORSUNUZ.

  10. #120
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459
    mezhep imamlarına tabi olmayanlar , kendilerini mezhepsiz olarka tanıtırlar fakat tabi oldukları birileri mutlaka vardır.http://www.supermeydan.net/forum/for...read51251.html

    ---.......----

Benzer Konular

  1. Seyhle konusma- MEZHEPLER-.III
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-05-2009, 07:57 PM
  2. Dinimizdeki BÖLÜCÜLER ve BOZUK MEZHEPLER
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 30-01-2009, 08:10 PM
  3. Mezhepler konusunda ne düşünüyorsunuz?
    SAHARAY Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 01-05-2008, 02:29 AM
  4. MEZHEPLER ARASINDAKİ FARKLILIK NEDİR ?
    onuc13 Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-08-2007, 12:15 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık