Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7

Konu: Din nedir ?

  1. #1
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Din nedir ?

    DİN NEDİR ?

    İman ve amel mevzuu olarak insanlara Cenab-ı Hak tarafından teklif olunan Hak ve hakikat kanunlarının hey’et-i mecmuasıdır.
    Din, kâinatın, dünyanın hayatın ve insanın yaratılış gayeleri ve var oluş şekillerini açıklıyarak, onları mânasızlıktan ve abesiyetten kurtarır.
    İnsanların cemiyet hayatında barış içinde ve kardeşçe yaşamalarını sağlar, hakiki saadete ulaştırır. Dinin zayıfladığı cemiyetlerde ırkçılık ve ihtilâlci ideolojiler yayılır. Milletin birlik ve dirliği bozulur.

    Cenab-ı Hakk’ın Dergâh-ı Uluhiyyetine kulluk edasına vesile ve medar olan ibadet, İslâm, Şeriat’tir.

    O halde, Din, dünya ve ahiret hayatında huzur ve mutluluk veren, bir düzendir. Bu düzen, Allah(cc)’ın koyduğu emir ve yasaklar ile ölçülenir, Rasulunun uygulamaları ve tavsiyeleriyle desteklenir, bunu kavrayanlar ve öğrenenler ile yayılır, öğretilir, ders alınır, yetiştirilir.

    Günümüze kadar ne kadar çok din olursa olsun HAK DİNLER’in temel inancı kesinlikle değişmemiştir. Fakat insanlar, kendi fikir düşünce ve kendi anlayışlarını dine yansıtarak hüküm çıkarmaya kalktıklarından dolayı değiştirilmeler olmuşsada, hakiki DİN hiçbirzaman değişikliğe uğramamıştır.

    Müslümanlarca bilindiği gibi günümüzdeki tevrat ve incillerin asıllarının olmadığı inancı vardır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’e inanarak onu okuyarak ve onu rehber edinerek hayatını sürdürenler Ayeti Kerimelerin Meallerindeki uyarıları görmemeleri imkansızdır. Eğer Allah(cc) bir konuda üstüne basa basa uyarı veriyorsa, hakiki kullar taviz vermeden hikmetini bilmesede inanırlar. Sonuçta emir EN BÜYÜK YERDENdir..

    En doğru söz Allah(cc)’ındır. Okuyalım:

    Yahûdîler, Uzeyr Allah’ın oğludur, dediler. Hiristiyanlar da, Mesîh (Îsâ) Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar! (Tevbe suresi,30.ayet)

    (Yahûdîler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (hiristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i (Îsâ’yı) Rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır. (Tevbe suresi, 31.ayet)

    Allah’ın nûrunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. (Tevbe suresi, 32.ayet)

    Ey îmân edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Ve o kimseler ki, altın ve gümüşü biriktirirler ve onları Allah yolunda sarfetmezler, işte onlara elem verici bir azâbı müjdele! (Tevbe suresi, 34.ayet)

    Dinde Zorlama Yoktur.

    Kur’an-ı Kerim’de buyuruluyor ki:

    Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir. (Bakara suresi, 256.ayet)

    Bu ayetin LÂ İKRÂHE FİD-DÎNİ (Dinde zorlama yoktur) ayetin tefsirinde şöyle yazar:

    Bir islam memleketinde yaşayan müşrik, îmân etmek veya cizye vermek hususunda seçim hakkında sâhibtir. Böyle bir kimseye İslâm’ı kabul etmek için zorlama yapılamaz. Ancak mü’min olan kimseler dinden çıktıkları taktirde, ahidlerini bozduklarından dolayı tevbe etmezlerse cezâlandırılırlar (Elmalılı,c.2,863)

    İSLAM NEDİR ?

    Hz. Muhammed’in (sav), Allah’ın emriyle insanlara bildirdiği dindir. Bu din Allah’ın kabul ettiği ve emrettiği en son dindir.

    Allah nezdinde hak din İslâm‘dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur. (Âl-i İmrân suresi, 19.ayet)

    Kim, İslâm‘dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, âhirette ziyan edenlerden olacaktır. (Âl-i İmrân suresi, 85.ayet)

    (İslâm‘ı) Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidâyet ve hak din ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter. (Fetih suresi, 128.ayet)

    İslâmlıkta, Allah’a itaat etmek, Peygambere tâbi’ olmak ve din n***** ne bildirilmişse, kalb ve dil ile tasdik, ve ayrıca onunla amel etmek şarttır.

    kaynak
    Konu RABİA tarafından (25-11-2009 Saat 12:11 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    7
    Rep Gücü
    339
    Harun Yahya'nın Adamlık Dini Kitabından bir alıntı yapmak istedim.Burada konuyu çok güzel açıklıyor:


    Kendisine yöneltilen "din nedir?" sorusuna karşılık olarak Peygamber Efendimiz (sav), "gittiğiniz yoldur" cevabını vermiştir. Bu cevap, konuyu en hikmetli biçimde özetler. Din, bir insanın ve dolayısıyla insanlardan oluşan toplumun tüm değer yargılarını, ahlak kurallarını, yaşam biçimlerini içerir. Kuran'da da din terimi bu anlamda kullanılır. Örneğin Yusuf Suresi'nin 76. ayetindeki "din" kelimesi bu anlamdadır:

    Böylece (Yusuf) kardeşinin kabından önce onların kaplarını (yoklamaya) başladı, sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte Biz Yusuf için böyle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde kardeşini (yanında) alıkoyamazdı... (Yusuf Suresi, 76)

    Kuran'da inkar edenlerin de bir dinin mensubu oldukları gerçeği çeşitli ayetlerde haber verilir. Örneğin Firavun, Hz. Musa hakkında kavmine şöyle demiştir:

    ... Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum. (Mümin Suresi, 26)

    Başka ayetlerde de kafirlerin, resullerin getirdiği hak dine karşı eski batıl dinlerine bağlılık gösterdikleri şöyle anlatılır:

    İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür. İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey." Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti. "Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boşbir uydurmadan başkası değildir." (Sad Suresi, 4-7)

    Buraya kadar da anlaşılacağı gibi her insanın bir dini vardır. Allah'ın dinine uymayanlar, hatta kendini ateist olarak tanıtanlar bile, gerçekte "dinsiz" değildirler, sadece batıl bir dinin mensubudurlar. Bu dinlerin bir kısmı, günümüzde "din" olarak tanımlanmıyor olabilir. Ancak Kuran'da belirtildiği gibi hepsi de birer dindirler. Örneğin Marksizm de bir anlamda batıl bir dindir, çünkü bu ideoloji bir kısım insanların "gittikleri yol"dur. Marksistler, Marx'ın ürettiği düşünce sistemini benimsemiş, onun düşünce yöntemini kabul etmişlerdir. Dünyayı onun koyduğu kıstaslara göre değerlendirirler. Nasıl var olduklarını ve ölümün ne olduğunu da Marx'ın (ve Engels'in) bilim dışı mantıklarına dayanarak açıklarlar. Kısacası Marksizm'e inanmışlardır ve hayatlarını da ona göre yönlendirir, olayları ona göre değerlendirirler.

    Marksizm sadece bir örnektir. Ona benzer yüzlerce farklı din (yani felsefe, düşünce sistemi vs.) sayılabilir. Marksizm'e tamamen zıt olan ideolojiler de birer dindir. Tabii tüm bu dinler, "batıl" dinlerdir ve temelde insanları Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla üretilmişlerdir.

    Burada vurgulanması gereken asıl önemli nokta şudur: Dünya üzerinde, ideolojisi, felsefesi, dünya görüşü ne olursa olsun ya da isterse hiç olmasın, hak dinden uzaklaşmış kişilerin istisnasız tabi oldukları tek bir ortak batıl din vardır. Bu din de girişte ifade ettiğimiz ve ana hatlarını belirttiğimiz "adamlık dini"dir. Ve şeytanın, insanları hak dinden saptırma ve uzaklaştırma çabasında kullandığı en sinsi ve en etkili silahlarından biridir.

  3. #3
    Tecrübeli Üye suhran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    253
    Rep Gücü
    11002
    Alıntı serkan.korkmaz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    .



    Bkara 258
    " Ey İman edenler! Bir kısmınız Allah yolunda cihad edip dünyayı yağmalar, ganimetler elde edip arap coğrafyasını genişletirken, diğer bir kısmınız da İslam'ı övünüz. İslam hoşgörü dinidir, İslam barış dinidir diyiniz. Her kim bu lafları ağzından eksik etmeyip bol miktarda zikrederse O kul'um cennetle müjdelenmiştir. Allah sizin için doğru olanı bilir"



    .

    Hangi kitabın Bkara adlı bölümünün 258. maddesi bu paragraf?

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Alıntı serkan.korkmaz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    .
    Bkara 258
    " Ey İman edenler! Bir kısmınız Allah yolunda cihad edip dünyayı yağmalar, ganimetler elde edip arap coğrafyasını genişletirken, diğer bir kısmınız da İslam'ı övünüz. İslam hoşgörü dinidir, İslam barış dinidir diyiniz. Her kim bu lafları ağzından eksik etmeyip bol miktarda zikrederse O kul'um cennetle müjdelenmiştir. Allah sizin için doğru olanı bilir"
    Merhaba!

    Omrum sizin yalanlarinizi afise etmekle gececek galiba!

    أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِي حَآجَّ إِبْرَاهِيمَ فِي رِبِّهِ أَنْ آتَاهُ اللّهُ الْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّيَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا أُحْيِي وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَاهِيمُ فَإِنَّ اللّهَ يَأْتِي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذِي كَفَرَ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

    E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhullâhul mulk, iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumîtu, kâle ene uhyî ve umît, kâle ibrâhîmu fe innallâhe ye’tî biş şemsi minel maşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefer, vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn.

    1. e lem tera ilâ : ... a bakmadın mı, görmedin mi
    2. ellezî : o kimse, o
    3. hâcce : tartıştı
    4. ibrâhîme : İbrâhîm
    5. fî rabbi-hi : onun Rabbi hakkında
    6. en âtâ-hu : ona vermesi
    7. allâhu : Allah
    8. el mulke : mülk, meliklik, hükümdarlık
    9. iz kâle : demişti
    10. ibrâhîmu : İbrâhîm
    11. rabbiye : benim Rabbim
    12. ellezî : ki o, o ki
    13. yuhyî : diriltir
    14. ve yumîtu : ve öldürür
    15. kâle : dedi
    16. ene : ben
    17. uhyî : diriltirim
    18. ve umîtu : ve öldürürüm
    19. kâle : dedi
    20. ibrâhîmu : İbrâhîm
    21. fe : öyleyse, işte
    22. inne allâhe : muhakkak ki Allah
    23. ye'tî : getirir
    24. bi eş şemsi : güneşi
    25. min el maşrıkı : şarktan, doğudan
    26. fe'ti bi-hâ : o zaman, öyleyse, haydi onu getir
    27. min el magribi : garbtan, batıdan
    28. fe : o zaman
    29. buhite : şaşırdı kaldı, afalladı
    30. ellezî : o kimse, o
    31. kefere : inkâr etti
    32. vallâhu : ve Allah
    33. lâ yehdi : hidayete erdirmez
    34. el kavme : kavim, topluluk
    35. ez zâlimîne : zalimler

    Sure-i Bakara 258. Ayet:
    Allah'ın kendisine mülk ve saltanat verdiğini iddia ederek/
    Allah kendisine mülk- saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim'le çekişeni görmedin mi?
    İbrahim şöyle demişti: "Benim Rabbim odur ki, hayat verir ve öldürür."
    O da şöyle demişti: "Ben de hayat veririm, ben de öldürürüm."
    İbrahim, "Allah, Güneş'i doğudan getiriyor, hadi sen onu batıdan getir!" deyince,
    Küfre sapan o adam apışıp kalmıştı.
    Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Alıntı serkan.korkmaz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    .
    Dinde zormama yok mu?

    "Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan,
    Allah ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen
    kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.
    "
    Tevbe 29 (Kendini Musluman kabul eden teroristlerin ilham aldığı ayetlerden biridir.)
    Merhaba!

    BILGI olmadan
    Bilimsel dusunen sn.Korkmaz!

    Once ayeti yazalim:
    9.29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve âhiret gününe inanmayan,
    Allah'ın ve resulünün yasakladığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle,
    Boyun eğerek kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın.

    Hazret bagiriyor!
    Hani DIN'de zorlama yoktu?

    Yani BILGI ye ulasma yerine
    ZAN nettigini yaziyor.
    Cunku a-teist!
    Ne ihtiyaci var(!?)
    BILGI'ye???

    Hazret; ayetteki emrin onlari
    Musluman etmek icin savasin
    Dedigini ZAN'nediyor.

    Sn. Zannedici;
    Once ogrenmek icin
    Yazmadan once ayeti alintiladiginiz kaynakta
    Bulunan bir ustteki ayeti de okusaydiniz ya!

    Ama;
    Ne gerek var BILGI'ye degil mi?
    IFTIRAyi atarim olur biter.
    Nasilsa a-teist'im ne olacak?

    Ama!
    Kaynagi dikkatle okuyan
    Musluman da var.

    Bakalim dovus kimlerle
    Ve en onemlisi hangi
    SEBEBley mis.....

    9.28. Ey inananlar! Müşrikler bir pisliktir.
    Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar!
    Eğer yoksulluktan korkarsanız bilin ki,
    Allah dilediği taktirde sizi yakında lütfundan zengin edecektir.
    Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.

    ... Müşrikler bir pisliktir...
    Dovus Musrik=Paganlarla olacak mis.

    Simdi geldik a-teistimizin iddaasina
    Yani onlari musluman yapmaya zorlamak
    Icin mi dovusecek misiz?
    Yoksa yine YALAN mi soyluyor,
    Sn.BILGI'siz Korkmaz?

    ... Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar...
    Dovus musrik/pagani musluman yapmak icin degil mis.
    SADECE yasakli secde yerine girmeye calisanlari
    Uzak tutmak icin mis!

    Bitti mi?
    Nasil bitecek ki?
    Sn.Korkmazin fantazileri bitmiyor ki!
    ... Tevbe 29 Kendini Musluman kabul eden teroristlerin ilham aldığı ayetlerden biridir...
    Yemin et!
    Kendileri mi soyledi size.
    Yakin arkadaslariniz galiba?
    Veya yine YALAN mi soylediniz?

    Ayet:Musrik=Paganlarla savasin demiyor ki.
    Ayet:Yasakli secde yerine girmeye calisan
    Musrik=Paganlarla dovusun diyor.
    Yasakli mescide girmeye kalkan yok ki,
    Bunlarda BU AYETTEN ilham alsinlar.

    Herkesi kendiniz gibi mi
    ZANN'ettiniz?

  6. #6
    Tecrübeli Üye sevmekesas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Nerden
    İstanbuL
    Mesaj
    409
    Rep Gücü
    5445
    Ayet:Musrik=Paganlarla savasin demiyor ki.
    Ayet:Yasakli secde yerine girmeye calisan
    Musrik=Paganlarla dovusun diyor.
    Yasakli mescide girmeye kalkan yok ki,
    Bunlarda BU AYETTEN ilham alsinlar.
    Noktayı koymuşsunuz! Tebrikler.
    sevmekesas

  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Din nedir?

    Selam



    1. Din nedir? Sosyologların, tarihçilerin, filozofların yapmış oldukları din tarifleri.
    2. Filozoflara, tabiat âlimlerine, sosyologlara, antropologlara göre dinin meydana gelmesine sebep olan çeşitli faktörler. Bun ların ortaya attığı görüşler: Korku faktörü, eşyanın sebepleri ko nusundaki cehalet faktörü, mülkiyet, Durkheim'in teorisi (bir toplumun ortak ruhu) veya başka bir deyimle toplum vicdanı), David Hume'un teorisi, (Dinin meydana gelmesinde ve değiş mesinde tabiat faktörü), Freud'un teorisi (ruhsal faktör), Young'un teorisi (özel dinî vicdan), sosyal vicdanın aşamalarından biri, o sosyal vicdanın kendine özgü aşamalarından biri "insanın inkistansı"dır.
    Fıtrat faktörü, uyku dini, (uyuşturan din) uyanış dini, ilim den aşağı olan din ve ilim ötesi din.

    Araştırma ve Tercüme İçin Teklif Edilen Konular
    Şimdi küçük bir hatırlatmada bulunuyorum. Bu sınıfın be nim on, onbeş günde bir gelip, ders verip gittiğim bir sınıf şek linde düşünülmemesi gerekir. Bu kurumun müstakil progam-ramlara sahip olduğunu ve bunları icra ettiğini bilmeniz gerekir. Ama benim ve sizinle ilgili olan şey buradaki talebe programı dır, biz bununla sorumluyuz.

    Bu programa, sahip olduğumuz imkânlarla sorumlu bir fert olarak kendimiz katılıyoruz. Bu programı genişletiyoruz ki bir şahsa bağlı program olmasın, benim olmayışımla programlar ip tal edilmesin.
    İşimizin öyle bir şekilde ilerlemesi gerekir ki, diğer branş larda da bu programa paralel programlar büyük ve tecrübeli uz manlar tarafından hazırlanabilsin, işimizin bu diğer programla ra paralel devam etmesi gerekir. Özellikle öğretim sonrası ve bu klâsik şekilde değil, belki diğer çeşitli faaliyet dallarında da çalı şılmalıdır. Bu cümleden olmak üzere, sanat faaliyetleri, sosyal faaliyetler, edebî faaliyetler ve diğer faaliyetlerde programlar yapılması gerekir. Bu yoîla çeşitli yönlerden bu neslin ve zama nın üzerinde şuurlu bir etki oluşturabilelim. Toplumumuzun şuurlanmasında bir fonksiyona sahip olabilelim. Bendenizin bu konuda yapabileceği şey şudur; din, sosyoloji veya İslâm konu larında araştırma yapabilecek durumda olan ve bunu seven kimseler özel bir uzmanlık branşı şeklinde bir risale yazsınlar. Hatta bir mesele hakkında birkaç sene bir araştırma yapsınlar. Ama, bilgi sahibi olduğum sahalardaki çeşitli konuları veya si zin teklif edeceğiniz konuları ortaya koyabilirim- İstekli olan herkes, bu konularda araştırmalar yapıp, çalışmalar yapabilir.

    Elbette ben, yardımcı olmak için kaynakları söyleyim, işin planını göstereyim veya gerekirse kitap, mikro film, belge vb. araçların hazırlanmasını irşad kurumundan isteyeyim; bunları emrinize versin ki bir konudaki ilmî araştırma ve özel bir konu daki inceleme sonuçlansın.

    Ayrıca şunu hatırlatayım, burada şu anda birkaç bin cilt ki taba sahip bir kütüphane var. Henüz işin başlangıcındaki bu kü tüphane, sizin emrinizdedir. Zira daha çok sizler bu kütüphane ye ihtiyaç duyacaksınız. Onun idaresinde, genişlemesinde ve ondan istifade etme konusunda birinci derecede bir role sahip olabilirsiniz. Tam anlamıyla emrinizde ve istifadenizde olabilsin diye daha fazla kitap satın alınması için uygun bir bütçenin de temin edilebileceği konusunda ümitliyim. Daha fazla kitap bu lunsun ki kaynaklar, deliller ve nüshalar açısından sıkıntı çek meyelim. Halk için ve hepiniz için bir araştırma kaynağı olsun, bu sahada ilmî araştırma yapmak isteyen herkes için istifade kaynağı olsun.
    Bir sınıf gibi çalışalım (ama sonunda yasal imtiyazları olma yan bir sınıf). Aldığımız diğer lisanslar, diplomalar hep ücret diplomalarıdır. Gelip, burada bizim için ne ekmek ne de su ola cak bir diploma alalım. Ama şu var sadece, aydınlar ve tahsil yapmış olanlar halklarına ve zamanlarına hizmet edebilirler. Bunlar başlarını ekmek ve su çiftliklerinden kaldırsınlar, dünya yı görsünler, hür ve dindar olarak düşünsünler. Gerçek anlamıyla böyle düşünen kimseye aydın fikirli diyorlar, tasdik edi ci değil! Vesselam.

    Şimdi bu maksatla, örnek olarak size birkaç konuyu arz edi yorum, not almanız gerekebilir. Konu olarak hangisini beğenir seniz onu seçiniz veya bunlar dışında aklınızda olan bir konu varsa onu araştırınız.

    Bu araştırmayı neticelendirip bitirdikten sonra bu sınıfta bir konferans şeklinde verebilirsiniz veya bir risale şeklinde bastırıp yayınlat abilirsi niz.

    Herhalükârda faaliyetlerimizin çeşitli alanlarda, daha derin, sağlıklı ve zengin olması için gayret gösterilmelidir. Toplum da bu derslerden daha çok faydalanmış olur. Özellikle kuru bir sı nıfta, fert eğitilip yetiştirilmiyor. Sınıfta sadece fikir (ide) almak gerekir. Sonra bu fikri, kitap okuma, kitap tanıma, tartışma ve araştırma işinde devam ettirmek gerekir. Kendinizi yetiştirmek ve eğitmek gerekir. Sınıf, bunları destekleme dışında yapıcı olamaz.

    Konulara gelince:
    1. "Yenilgide parlak zekânın ortaya çıkması." Maksadım, İran tarihinde görülen özel ve hayret edilecek tekniklerdir.
    İran, İslâm'dan önce millî hakimiyet döneminde idi. Ama o dönemde bİr dehâ görülmüyor. İslâm'dan sonra yenildiğini gö rüyoruz. Medeniyetsiz Arap ve yabancı bir hilâfet, ona hakim oluyor; bütün millî ve kavmi kudretleri ondan alınıyor. Hatta bedevi Arap, efendi şeklindeki medenî İranlı'yı kölesi olarak gö türüyor. Böylesi bir baskı ve zorluk dönemi yani birinci, ikinci ve üçüncü asırlar, zahiren onun yenilgi ve çöküş dönemidir. Bu dönemde İranlı parlak zekâ bütün boyutlarıyla açılıyor:

    Askeri açıdan Ebû Müslim, edebî açıdan Firdevsî, ilmî açı dan Harzemî, felsefî açıdan Ebû Ali ve Razî gibi dâhiler ortaya çıkıyor. Kısacası bu zeki ve yetenekli milletten, bütün sahalarda dünya çapında büyük dâhilerin çıktığını görüyoruz. Bunun ne deni, bu büyük zorluktur. Kültür medeniyet dünyasında, ev-
    rensel bir şöhrete sahip olan İranlı dâhi, niçin yenilgi devresinde ortaya çıkıyor? Bu büyük bir sorudur, buna cevap vermek çok büyük bir sorudur, buna cevap vermek çok büyük bir ilmî araş tırmayı gerektirir.

    Çoğu İranlıların, bütün İslâmî ilimlerin İranlılar vasıtasıyla tedvin edilip, geliştirildiğini bilmemesi muhtemeldir. En büyük tefsircilerin, hadisçilerin, tarihçilerin, fakihlerin, İslâmî ilimlerin çeşitli branşlarındaki büyük âlimlerin çoğu hep İranlıdır. Şaşıla cak şeydir; Ehl-i Sünnet'in altı sahih hadis kitabının müellifleri, Şia'nın "Usûl-u Erba'a" müellifleri, yani genel din konularını ve mes'elerini, bütün mezheplerin usul ve füru'unu kapsayan on kitap... Müellifleri istisnasız İranlıdır- Bundan daha hayret verici şey ise Arap dilinin, lügatinin, âdabının İranlılar vasıtasıyla dü zenlenip, tanzim edilmesi ve mükemmelleştirilmesidir.

    2. Yeniçağ'daki Avrupa'da hangi dinle, hangi faktör kavga ya tutuştu?
    3. Her sene tekrarladığım ve daima çeşitli cevaplar aldığım soru şudur:
    Peygamber ve Ali, aynı dine aynı topluma, aynı yola, sahip iki şahsiyettir. Aynı halka iş yapıyorlar; biri işinde zafere ulaşı yor, kudreti ile alıyor. Ama diğeri yenilgiye uğruyor.
    Peygamber niçin galip geliyor? Ali niçin yeniliyor?

    (Öğrencilerimden biri: Bir bilgine sordum "Allah'ın isteği dir! diye buyurdu", diyordu. Bu cevap tatmin edici değil. Geylân-ı Dımaşkî'nin sözüyle. "Bunlar günahı da Allah'a ait kılı yorlar!")

    4. Peygamberin ashabı bize hiç kimsenin veremeyeceği dersleri verebilir. Çünkü onlar bizler gibi insanlardı. Peygamber ve imamın huyu, zâtı bizden farklıdır denilen konu, en azından bunlar hakkında geçerli olmuyor. Zira onlar bizim gibiydiler, dünyada öylesine büyük bir fonksiyonu ifâ ettiler. İnsanî tekâmül açısından böyle bir büyüklüğü gösterdiler. Niçin? Son ra hangi büyükleri gösterdiler, kendi varlıkları ve yaşamlarıyla bugünkü insana hangi dersleri verebilirler?

    Bu şahsiyetleri, şimdiye kadar niçin tanımamışız? Neden tanıtılmamışlar? Biz şimdiye kadar ne yapıyorduk, hangi işlerle meşgul idik, hâlâ ne ile meşgulüz? Bilemiyorum.
    Bİz bunları tanımıyoruz, yılda bir defa bazılarından bilin meyen isimler halinde tekrarlanıyor. Bazılarının isimleri ise hiç hatırlanmıyor. Bu insanların, İslâm hareketinde ve tarihimizde büyük bir yerleri ve emekleri var; insanî açıdan büyük öğretici lerdir. Fakat henüz meçhul insanlar... Bizim bunları tanımamız gerekir, zira bizden başka tanıyacak kimse yok.

    Diğerlerinden beklemenin, eleştirmenin faydası yoktur. Bi zim işe başlamamız gerekir. Bunları tanıyalım; bunları tanımak, ihya etmek, bu şahsiyetlere tapan fakat bunları tanımayan top luma, tanıtmak için gayret gösterelim.
    Bunları topluma tanıtmak, gerek fikrî ve kültürel açıdan, gerekse iman ve hareket açısından toplumu zenginleştirmek de mektir.

    Bu dostların tek tek bilinmesi gerekir. Şimdiye kadar bu ko nuda birtakım kitaplar yazılmış. Bunların ancak bazıları okun maya değer. Selmân, Ebû Zer, Ammâr, Yasîr gibi. Ama bazıları hakkında ise bir tek satır bile mevcut değildir. Halbuki toplu mumuz kendisini Şii bir toplum sayıyor. Onlar, İslâm tarihinin başlangıcında ileri ve gerçek Şia'yı başlatan şahsiyetlerdi. Onları tanımamak bizim açımızdan korkunç ve utanç verici birşeydir. Cehaletimizi göstermektedir. Ben herkesin onlardan birisini seç mesini ve hakkında bir risale yazmasını rica ediyorum. Bu risaleler basılsın ve halkın eline ulaşsın. Bu toplum 1400 sene sonra Şia olmayı, bu aşkla yaşamayı arzuluyor. Şia'nın birinci derecedeki şahsiyetlerini, en azından 20 sayfa ölçüsünde tanısın.

    5. Şia tarihindeki çok büyük meselelerden birisi Hz. Ali (a.s.)'nin tanınmasıdır. "Ali (.as.) çeyrek asır sustu" bu konu da bir risale konusudur.

    6. Üniversitelerde ortaya koydukları şey, genellikle kalıpçı olarak hüküm veren yazarların düşünceleridir. Tıpkı küp şeker ler gibi hep aynı biçimde.

    islâm'dan sonra Araplara karşı millî bir İran direnişi meydana geldi; direnişin liderlerine baktığımız zaman Efşin gi bilerini de o kahramanlardan biri olarak görüyoruz. Efşin, kendi toprağını Arap hakimiyetine bıraktı kendisi de halifenin bir hiz metçisi oldu. Halifenin "Eşrosine" idaresini ona vermesini ümid ediyordu, bu konu çarpıtılarak şu şekilde gösterilmiştir! İranlı-lar'ın ve bu kahramanların, birinci ve ikinci asırdaki isyanı Araplar'ın, dolayısıyla İslâm hükümetinin aleyhine olmuştur. Halbuki meselenin aslı başka şekildedir. Şöyle ki; İslâm'ın Zer-düştlük veya milliyet aleyhinde bir meselesi olmamıştır. Belki mesele, İran eşraflığının (Asillerin) meselesi idi. İslâm'dan sonra aile ve saltanat hükümetlerini kaybetmişlerdi. Kendi saltanatla rına kavuşmak İçin Emevî ve Abbasî halifelerinin İslâmî lıilafet-leriyle -Arap eşraflığıydı, İslâm hilafeti değil- savaştılar.

    İran asillerinin Arap asilleriyle olan bu savaşının sonucu ne dir? Taviz!
    Safârî, Sâmânî, Tâhirî vb. hükümetler bu tavizin neticesidir. Zira Arap hilafeti (İslâm hilafeti değil) geldi, İslâm'ı bunlarla bir alış-veriş konusu yaptı; İslâm'ı bizimle bir irtibat aracı olarak bizden alın, dönüşte biz mahallî hükümeti tekrar size vereceğiz, dedi.

    O taraftan da Araplar İslâmî oyunu bu rakip asillere verin ce, onun Arap topraklarındaki hükümetinden vazgeçmesini is tedi. Böylece onlar eski hükümetlerinin mak***** geri dön düler.
    O halde bu İran eşraflığı ile Arap eşraflığı arasında bir alış veriş meselesidir. Yoksa, İran'ın İslâm'a karşı millî bir isyanı de ğildir veya bir milletin diğer bir millete karşı isyanı değildir (bir iki konu müstesna). Dolayısıyla bu, milletimiz için bir iftihar şekli değildir.

    Bîr millete hizmet etmek, onun hakkında 'yalan iftiharlar" uydurmak değildir. Sonra millet şuurlanıp bu iftiharların yalan olduğunu anlayacaktır. Ayrıca bütün gerçek ve doğru iftiharla rını da bir tarafa atması ve hiçbir iftiharına inanmaması da hizmet değildir. Şimdiki gençler ve aydınlar arasında durum böy ledir.
    En büyük hizmet şudur: Neslimize tarih ve milletini dikkat li ve ilmî bir şekilde tanıtmaktır. Gerçek ve doğru iftiharları ona tanıtmaktır. Milletimiz büyük iftihar kaynaklarına sahiptir. Ebû Müslim ve Efşin gibilerine ihtiyacı yoktur.

    Çünkü, bu çok hassas bir konudur, bugün buna oldukça fazla dayanılıyor. Genellikle müsteşrikler, İranlı yazarlar ve araştırmacılar bu konuya fazla dayanıyorlar. Ama çoğunlukla özel bir anlayışla, ön yargıyla, çıkarcı sonuç almalarla.

    Tercüme İçin çeşitli İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça eserlerin bir listesini not almıştım, bu dilleri bilenler tercüme edebilirler. Bunların bazısı çok hassas ve ilmîdir.
    Bir kitabı yayınlamak veya tercüme etmekle bir neslin dü şüncesinde büyük bir imanî etki bırakılabilir. Eğer hepimiz gay ret gösterirsek, kalemle, atacağımız tutarlı adımlarla, azimle bu asırda, bu nesil için bir şey yapmış oluruz. Vesselam.

    devam edecek..............

Benzer Konular

  1. Meşrep nedir?, Mezhep nedir?
    YukseLL Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 03-01-2016, 09:40 AM
  2. Misyonerlik Nedir? Amacı nedir? Tehdit midir?
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 24-02-2010, 05:54 PM
  3. Fizik Tedavi Nedir? Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanlığı Nedir?
    İnci Tarafından Sağlık Sorularınız Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-11-2009, 03:04 AM
  4. DiJRAN Nedir.?Anlamı Nedir.?
    dijran Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 11-08-2008, 07:05 PM
  5. Chopper nedir - Cruiser nedir?
    SGOR Tarafından Motorsiklet Forum Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-02-2008, 11:52 PM
Yukarı Çık