Resulullah'ın Medine'de ilk okuduğu hutbe şudur: Resulullah ayağa kalktı, Allah'ı şanına yakışır bir şekilde medhü sena ettikten sonra şöyle dedi:

"Ey insanlar! Ahiret için azık toplayın. Allah'a yemin ederim ki, ne hazırlarsanız ahirette onu göreceksiniz. Herkes ölecek ve sürülerinizi çobansız bırakacaktır. Sonra rabbi ona, tercüman olmadan ve onu rabbinden saklayacak hiç bir aracı olmadığı halde "Peygamberim sana gelip tebliğde bulunmadı mı? Sen kendin için ne gönderdin?" diyecektir. Kul o zaman sağına soluna bakar bir şey göremez. Önüne baktığında cehennemi görür. Öyle ise kim yüzünü ateşten korumak istiyorsa, bir hurmanın yarısı ile de olsa korumaya çalışsın. Eğer verecek bir şeyi yoksa hiç olmazsa güzel bir söz söyleyerek yapsın. Çünkü güzel sözün de karşılığı vardır. İyiliğin karşılığı on ile yedi yüz katı arasındadır. Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin ve elçinin üzerine olsun. [Beyhaki, Abdurrahman b. Avf'dan]

Hz. Peygamber ikinci hutbesinde şöyle buyurmuştur:
Kesinlikle hamd Allah'a mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan yardım taleb ederim. Nefislerimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah kime hidayet ederse, onu hiç kimse sapıtamaz. Kimi de saptırırsa, hiç kimse onu hidayete getiremez. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur, biriciktir, ortağı yoktur. Şüphesiz sözün en güzeli Allah'ın kitabıdır. Kimin kalbinde Allah'ın kitabının sevgisi yerleşirse, kâfirlerden Müslüman olup Allah'ın kitabını sözlerin en üstünü sayarsa, o felaha kavuşmuştur. O kesinlikle sözlerin en güzeli ve en beliğidir. Allah'ı kim severse onu seviniz.

Bütün kalbinizle Allah'ı seviniz. Allah'ın zikrinden ve kelamından usanmayınız. Kalbiniz ondan uzaklaşmasın. Çünkü Allah kimi severse onu, amellerden en hayırlısına, kullardan en hayırlısına ve sözün en elverişlisine, insanlara vermiş olduğu helal ve haramın en hayırlısına yüceltir. Allah'a kulluk yapınız, hiçbir şeyi ona ortak koşmayınız. Gereği gibi ondan korkunuz ve ağızlarınızla söylediğiniz güzel sözlere bağlı kalın ve Allah'ın hoşnutluğu yolunda birbirinizi sevin. Kesinlikle Allah ahdinin bozulmasından öfkelenir. Selâm, Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun. [Beyhaki]

Peygamberimizin savaşlardaki hutbeleri
Peygamberle beraber gazveye gittik, düşmanımızla karşı karşıya geldik. Hz. Peygamber kalktı. Allah'a hamdu sena ettikten sonra şöyle dedi:

"Ey insanlar! Siz yeşil, sarı ve kırmızı mallar arasındasınız. Yüklerinizde daha birçok şeyler var. Siz düşmanınızla karşı karşıya geldiğinizde saldırın. Çünkü Allah yolunda şehid düşen bir kimseye muhakkak ela gözlü cennet hurilerinden ikisi süratle gelir. Şehid düştüğünde onun yere düşen ilk damla kanı sayesinde Allah Teâlâ onun bütün günahlarını affeder. Huriler onun yüzündeki tozları silerek "Kesinlikle biz senin içiniz!" derler. O da cevap olarak "Ben de sizin ikiniz içinim" der. [Taberani]

Hz. Peygamber'in Mekke'nin fethinde okuduğu hutbe
Mekke fethedildiğinde Hz. Peygamber (sav);

"Benî Bekir kabilesine karşı Benî Huzâ'a kabilesi hariç, herkes silahını bıraksın" diyerek ikindi namazına kadar Benî Huzâ'a kabilesine silah kullanma izni verdi. İkindi namazından sonra Huzâ'alılara da: "Artık silahlarınızı bırakın" dedi.

Buna rağmen ertesi gün Müzdelife'de, Huzâ'a kabilesinden birisi, Benî Bekir'e mensub birisiyle karşılaştı ve onu öldürdü. Bu haber Resulullah'a geldiğinde, kalkarak: "Harem'de, katilinden başkasını veya cahiliye devrinden kalma bir düşmanlıktan ötürü adam öldüren kimse, Allah'ın en büyük düşmanıdır" dedi.

O esnada bir kişi kalkarak: "Falan adam benim oğlumdur" dedi. Hz. Peygamber: "İslâm'da böyle bir iddia yok. Cahiliye geleneği tamamen gitmiştir. Çocuk kimin yatağında doğarsa onundur. Zina eden kişiye de "esleb" vardır" dedi.

"Ey Allah'ın Resûlü! Esleb de nedir?" dediler. Hz. Peygamber: "Esleb, taşlanmaktır" dedi ve devamla "Sabah Namazından sonra güneş çıkıncaya kadar artık namaz yok. İkindi namazından sonra güneş batıncaya kadar artık namaz yoktur. Kadın, teyzesi veya halası ile birlikte aynı kişinin nikâhı altında bulunamaz" dedi. [Taberani, Abdullah b. Amr'dan]

Hz. Peygamber'in Mekke'deki başka bir hutbesi
Allah'ın Resulü, Mekke'nin fethi günü, Kâbe'nin merdiveninde ayakta durarak şu hutbeyi irad etti:

"Hamd o Allah'a mahsustur ki vaadini doğruladı, kuluna yardım etti. Hizipler ordusunu tek başına mağlup etti. Şunu bilin ki, kazaen öldürülen kimsenin diyeti ki bu sopa ve kırbaç gibi şeylerle öldürülen kimsedir, kırk tanesi gebe olmak şartıyla yüz devedir. Şunu bilin ki, Kâbe'nin hizmetçiliği ve hacılara zemzem dağıtma vazifesi hariç, cahiliye devrinin iftihar ettiği bütün gelenekler şu iki ayağımın altındadır. Kâbe hizmetçiliği ve hacılara zemzem dağıtma görevini eskiden kim yürütüyorsa, yine o kimseler devam edeceklerdir." [İbn Mace]

Hz. Peygamber Fetih gününde Kusva adlı devesinin sırtında Kâbe'yi tavaf etti. Elinde bulunan bir asa ile Kâbe'nin rükünlerini istilam ediyordu. O kadar kalabalık vardı ki, Hz. Peygamber, devesini çöktürecek bir yer bulamadı ve halkın elleri üzerinde indi. Deve de vadinin içerisine doğru götürülerek orada çöktürüldü. Sonra da Hz. Peygamber, devenin üzerinde bir hutbe okuyarak Allah'ın şanına yakışır bir şekilde O'na hamd ve sena ettikten sonra:

"Ey insanlar! Allah sizden cahiliyetin kibrini, gururunu silmiştir. Ata ve ecdadla böbürlenmeyi tamamen kaldırmıştır. İnsanlar iki kısımdır. Birisi doğru, muttaki, Allah katında şerefli ve namusludur. Diğeri de facir, şaki ve Allah katında rezil bir kimsedir. Çünkü Allah Teâlâ: "Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi şubelere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız, Allah'tan en çok ittika edeninizdir. Allah bilendir, haber alandır" (Hucurat: 49/13) buyurmuştur. Ben sözümü söylüyor, hem kendim için, hem de sizler için Allah'tan af talep ediyorum" diyerek hutbesini bitirmiştir.

Hz. Peygamber'in Cuma Hutbesi
Allah Resulünün Medine'de, Beni Salim b. Avf kabilesinde ilk kıldığı cumanın hutbesi şöyle idi:

"Hamd Allah'a mahsustur. Ona hamd ediyor ondan yardım, mağfiret ve hidayet taleb ediyorum. Ona iman ederim, onu inkâr etmem. Onu inkâr edenlere düşmanlık yaparım. şahidlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yok. Biriciktir, ortağı yoktur. Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür. Muhammed'i hidayet, nur ve mev'ize ile Peygamberlik zincirinin kesildiği, ilmin azaldığı, sapkınlığın yayıldığı, zamanın sonu geldiği, hayatin son bulup kıyametin yaklaştığı bir zamanda, insanlara doğru yolu göstermek, aydınlatmak ve irşad etmek için göndermiştir. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse doğru yolu bulmuştur. Kim de onlara isyan ederse, doğru yoldan çıkmış, kendine zulmetmiş ve derin bir sapıklığa düşmüştür. Size Allah'ın kahrından, azabından korkmayı tavsiye ediyorum. Çünkü bu, bir Müslüman'ın diğer Müslüman'ı teşvik edeceği şeylerin en hayırlısıdır. Öyleyse Allah sizi nelerden sakındırdıysa onlardan sakının. Bundan daha hayırlı bir öğüt ve daha üstün bir hatırlatma olamaz. Şüphesiz takva, Allah'tan korkarak amel yapan bir kimse için, istediğimiz ahiret için doğru bir yardımcıdır. Kim Allah ile arasındaki gizli ve açık ilişkilerini düzeltir ve bunu da Allah'ın rızasını gözeterek yaparsa, bu davranışı onun için dünyada güzel bir isim bıraktığı gibi, ölünce de, azığa ihtiyaç duyduğu ahirette kendisine güzel bir sermaye olur. İnsan ahirette, bunun haricinde hiç bir şeye sahip olmayı istemez ve bunun haricindeki şeyler için "Ne olurdu, aramızda uzun bir mesafe olaydı" der.

Allah sizi azabından sakındırıyor. Çünkü Allah kullarına karşı çok merhametlidir. Allah her sözünde doğrudur ve sözünü yerine getirir. O va'dinden asla caymaz. Çünkü Allah "Benim katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma zulmedici değilim" (Kaf: 50/29) buyurmuştur. O halde gizli-açık hiç bir işinizde takvadan ayrılmayın. Çünkü kim Allah'tan sakınırsa, büyük bir kazanç elde eder. Kuşkusuz takva Allah'ın azabından korur, Allah'ın dargınlığını önler, yüzleri ağartır, Allah'ı razı eder ve dereceyi yükseltir. O halde nasibinizi alınız, kulluk etmede kusur etmeyin. Allah size kitabını öğretmiş ve yolunu göstermiştir ki, doğrularla yalancılar belli olsun.

Allah'ın size ihsan ettiği gibi siz de ihsan edin. Allah'ın düşmanlarına düşman olunuz. Allah yolunda gereği gibi cihad edin. O, sizi seçmiş ve Müslüman adını vermiştir. Bunu da, helâk olanlar bilerek helak olsunlar, yaşayanlar da bilerek yaşasınlar diye yapmıştır. Güç ancak Allah'a mahsustur. O halde Allah'ı çok anın ve ahiret için çalışın. Çünkü kim, Allah ile ilişkisini düzeltirse, Allah da onun insanlar ile olan ilişkilerini düzeltir. Çünkü Allah insanlara hâkimdir, insanlar ise Allah'a hükmedemezler. İnsanları Allah idare eder, insanlar ise Allah'ı idare edemezler. Allah en yücedir, bütün güç ve kudret O'nundur.


kaynak