Hırka-i Şerif’in kıymetini bilmek...

Ramazan ayında, insan hep iyi şeyler düşünmek ve yazmak ister... Zira bu mübarek ayın manasını müdrik olanlar, inanır ve bilirler ki; “Bu ayda şeytanlar bağlanır...” Oruç ibadetinin özelliği de zaten, insanın nefsinin gemlenip azgınlıklardan alıkonulması için, bir terbiye ve ıslah vasıtası olmasıdır. “On bir ayın sultanı” olarak tavsif edilen ramazan-ı şerif’in bereketi, bilen-bilmeyen; inanan ve inanmayan, ama herkes tarafından muhakkak fark ediliyor...
Memleketimizde ramazan ayı ile birlikte gelen bir başka güzellik de, başta camiler olmak üzere, mübarek mekanların ziyaretçilerle dolup taşmasıdır. Bilhassa İstanbul’da yaşayanlar için, Hırka-i Şerif ziyareti, ramazan ayında yaşanan en büyük manevi hazlardan biridir. Peygamber efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem), Üveys-ul Karni hazretlerine hediye ettiği ve tam 57 kuşak boyunca, onun aile efradı tarafından büyük bir hürmet ve ihtimamla muhafaza edilen, mübarek hırkayı; ziyaret edip onunla bereketlenmek için, her sene on binlerce Müslüman; yurdun dört bir yanından Fatih’teki Hırka-i Şerif Camii’ne akın eder... Hırka-i Şerif Camii, Sultan Abdulmecid Han tarafından, peygamber efendimizden yadigâr kalan bu mübarek emanetin muhafazası ve orada ziyaret edilebilmesi için yaptırılmıştır.
Bu sene tam da ramazan-ı şerif öncesinde, Hırka-i şerif ile ilgili, kafa karıştırıcı ve üzüntü verici haberler intişar etti. Daha sonra bunların bir kısmı yetkililer tarafından tekzip edilse de, hâlâ daha ortalıkta pek çok soru işareti dolaşıyor... Şayet Hırka-i şerif ile ilgili bir bakım hizmeti gerekli idiyse, acaba bunun farkına; tam da ziyarete açıldığı ramazan ayında mı varıldı? Kimseye suizan etmiyoruz. Kimseyi herhangi bir şekilde itham etme maksadımız da yok. Ama insanlar da bu önemli meseleyi merak ediyor. İşin aslı gerçekten nedir? İstanbul Müftüsü Sayın Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı konu hakkında bir açıklamada bulundu. Ancak hemen belirtelim ki, buna rağmen, konu tam manasıyla vuzuha kavuşmuş değildir.
Kâinatın efendisinin kullandığı bütün eşya mübarektir, muhteremdir. Ona göre de Müslümanlar tarafından itina ve ihtiram gösterilmesi icap eder... Ehl-i sünnet itikadındaki bütün Müslümanlar da bu şuura sahiptir. Vehhabilik inancı veya dinde reform gibi saplantılara girmiş bazı kimseler, kabir ve türbe ziyaretleri gibi, peygamber efendimizin sakal-ı şerifleri veya Hırka-i saadetlerinin ziyaret edilmesine de karşı çıkar. Hatta bu konuda o kadar ifrata gidilir ki, mesela Medine-i münevvere’de, Şebeke-i Saadette hacıların dua etmesi polis zoru ile engellenmeye kalkışılır!..
İstanbul’da bir müddetten beri, daha önce açık olan onlarca türbenin; çeşitli gerekçelerle ziyarete kapatılması, doğrusu zihinlerde pek çok tereddüdün uyanmasına yol açtı. Nedir, ne oluyor diye insanlar merak etmeye başladı. Yetkililerden de bu konuda tatmin edici cevaplar alınamıyor. Kimileri ekonomik krizden dolayı burada görevlendirilecek kadroların istihdam edilemediğinden söz ediyor vs. Acaba gerçek sebep bu mu?
Bütün bunların üzerine bir de Hırka-i Şerif ziyarete açılmayınca ve üstelik kaynağı belirsiz tuhaf haberler yayılınca, ister istemez insan merak ve endişeye kapılıyor... Evet, bu nazik konuda silsile-i meratip yolu ile, görevli ve yetkili bütün kişi ve kuruluşlar, gerekli dikkat ve hassasiyeti göstermek durumundadır. Neyse ki, Sultan I. Abdulhamid Han’ın türbesi restore edilip tekrar ziyarete açıldı. Diğerleri için de aynı şeyi bekliyoruz...
Hırka-i Şerifin, ihtişa mına uygun tarzda korunması ve usulü dairesinde ziyarete açık tutulması hepimizin temennisidir...

Kaynak