1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 11

Said Nursi Hz. ve siyaset.

Din Kategorisinde ve islam (Müslümanlık) Forumunda Bulunan Said Nursi Hz. ve siyaset. Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Beğerli arkadaşlar ; Araştırarak ve bizzat okuyup etüd ederek edindiğim konulardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum inşaallah hayırlara vesile olur. Sözü

  1. #1
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    212
    Rep Gücü
    756

    Said Nursi Hz. ve siyaset.



    Beğerli arkadaşlar ; Araştırarak ve bizzat okuyup etüd ederek edindiğim konulardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum inşaallah hayırlara vesile olur.

    Sözü kısa kesip sizi Bediüzzaman Said Nursi Hz. lerinin siyasete bakış açısı ile başbaşa bırakayım kendi satırlarıyla.

    BİRİNCİ NOKTA:
    Denilmiş: “Ne için siyasetten çekildin? Hiç yanaşmıyorsun?

    Elcevab: Dokuz-on sene evveldeki Eski Said, bir mikdar siyasete girdi. Belki siyaset vasıtasiyle dîne ve ilme hizmet edeceğim diye beyhude yoruldu.. ve gördü ki;
    o yol meşkûk ve müşkilâtlı ve bana nisbeten fuzuliyâne, hem en lüzumlu hizmete mâni ve hatarlı bir yoldur. Çoğu yalancılık ve bilmiyerek ecnebi parmağına âlet olmak ihtimali var. Hem siyasete giren, ya muvâfık olur veya muhalif olur. Eğer muvâfık olsa; mâdem me’mur ve meb’us değilim, o halde siyasetçilik bana fuzulî ve mâlâyâni bir şeydir. Bana ihtiyaç yok ki, beyhude karışayım. Eğer muhalif siyasete girsem, ya fikirle veya kuvvetle karışacağım. Eğer fikirle olsa, bana ihtiyaç yok. Çünkü mesâil tavazzuh etmiş, herkes benim gibi bilir. Beyhude çene çalmak ma’nasızdır. Eğer kuvvet ile ve hâdise çıkarmak ile muhalefet etsem, husûlü meşkûk bir maksad için binler günaha girmek ihtimali var. Birinin yüzünden çoklar belaya düşer. Hem on ihtimalden bir-iki ihtimale binaen günahlara girmek, ma’sûmları günaha atmak; vicdanım kabûl etmiyor diye Eski Said, sigara ile beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiyeyi terketti. Buna kat’i şâhid, o vakitten beri sekiz senedir birtek gazete ne okudum ve ne dinledim. Okuduğumu ve dinlediğimi, biri çıksın söylesin. Halbuki sekiz sene evvel, günde belki sekiz gazete Eski Said okuyordu. Hem beş senedir bütün dikkat ile benim halime nezaret ediliyor. Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin. Halbuki benim gibi asabî ve " EL HİLU Fİ TERKİ HİYL " ( HİLEYİ HİLESİZLİKTE GÖRDÜM )düstûriyle, en büyük hileyi hilesizlikte bulan pervasız, alâkasız bir insanın, değil sekiz sene, sekiz gün bir fikri gizli kalmaz. Siyasete iştihası ve arzusu olsaydı; tedkikata, taharriyata lüzum bırakmayarak top güllesi gibi sadâ verecekti.

    16. Mektup

  2. #2
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    212
    Rep Gücü
    756
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Beğerli arkadaşlar ; Araştırarak ve bizzat okuyup etüd ederek edindiğim konulardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum inşaallah hayırlara vesile olur.

    Sözü kısa kesip sizi Bediüzzaman Said Nursi Hz. lerinin siyasete bakış açısı ile başbaşa bırakayım kendi satırlarıyla.

    BİRİNCİ NOKTA:
    Denilmiş: “Ne için siyasetten çekildin? Hiç yanaşmıyorsun?

    Elcevab: Dokuz-on sene evveldeki Eski Said, bir mikdar siyasete girdi. Belki siyaset vasıtasiyle dîne ve ilme hizmet edeceğim diye beyhude yoruldu.. ve gördü ki;
    o yol meşkûk ve müşkilâtlı ve bana nisbeten fuzuliyâne, hem en lüzumlu hizmete mâni ve hatarlı bir yoldur. Çoğu yalancılık ve bilmiyerek ecnebi parmağına âlet olmak ihtimali var. Hem siyasete giren, ya muvâfık olur veya muhalif olur. Eğer muvâfık olsa; mâdem me’mur ve meb’us değilim, o halde siyasetçilik bana fuzulî ve mâlâyâni bir şeydir. Bana ihtiyaç yok ki, beyhude karışayım. Eğer muhalif siyasete girsem, ya fikirle veya kuvvetle karışacağım. Eğer fikirle olsa, bana ihtiyaç yok. Çünkü mesâil tavazzuh etmiş, herkes benim gibi bilir. Beyhude çene çalmak ma’nasızdır. Eğer kuvvet ile ve hâdise çıkarmak ile muhalefet etsem, husûlü meşkûk bir maksad için binler günaha girmek ihtimali var. Birinin yüzünden çoklar belaya düşer. Hem on ihtimalden bir-iki ihtimale binaen günahlara girmek, ma’sûmları günaha atmak; vicdanım kabûl etmiyor diye Eski Said, sigara ile beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiyeyi terketti. Buna kat’i şâhid, o vakitten beri sekiz senedir birtek gazete ne okudum ve ne dinledim. Okuduğumu ve dinlediğimi, biri çıksın söylesin. Halbuki sekiz sene evvel, günde belki sekiz gazete Eski Said okuyordu. Hem beş senedir bütün dikkat ile benim halime nezaret ediliyor. Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin. Halbuki benim gibi asabî ve " EL HİLU Fİ TERKİ HİYL " ( HİLEYİ HİLESİZLİKTE GÖRDÜM )düstûriyle, en büyük hileyi hilesizlikte bulan pervasız, alâkasız bir insanın, değil sekiz sene, sekiz gün bir fikri gizli kalmaz. Siyasete iştihası ve arzusu olsaydı; tedkikata, taharriyata lüzum bırakmayarak top güllesi gibi sadâ verecekti.

    16. Mektup
    İKİNCİ NOKTA:
    Yeni Said ne için bu kadar şiddetle siyasetten tecennüb ediyor( uzak kalıyor , içtinap ediyor ) ?

    Elcevab: Milyarlar seneden ziyâde olan hayat-ı ebediyeye çalışmasını ve kazanmasını; meşkûk bir-iki sene hayat-ı dünyeviyeye lüzumsuz, fuzulî bir sûrette karışma ile fedâ etmemek için.. hem en mühim, en lüzumlu, en saf ve en hakîkatlı olan hizmet-i îman ve Kur’ân için şiddetle siyasetten kaçıyor.

    Çünkü diyor: “Ben ihtiyar oluyorum.. bundan sonra kaç sene yaşayacağımı bilmiyorum. Öyle ise, bana en mühim iş, hayat-ı ebediyeye çalışmak lâzım geliyor. Hayat-ı ebediyeyi kazanmakta en birinci vasıta ve saâdet-i ebediyenin anahtarı îmandır; ona çalışmak lâzım geliyor.

    Fakat ilim i’tibâriyle insanlara dahi bir menfaat dokundurmak için şer’an hizmete mükellef olduğumdan, hizmet etmek isterim. Lâkin o hizmet, ya hayat-ı içtimâîye ve dünyeviyeye âid olacak; o ise elimden gelmez. Hem fırtınalı bir zamanda sağlam hizmet edilmez. Onun için o ciheti bırakıp, en mühim, en lüzumlu, en selâmetli olan îmana hizmet cihetini tercih ettim.

    Kendi nefsime kazandığım hakâik-i îmaniyeyi ve nefsimde tecrübe ettiğim ma’nevî ilâçları, sâir insanların eline geçmek için o kapıyı açık bırakıyorum. Belki Cenâb-ı Hak bu hizmeti kabûl eder ve eski günahıma keffâret yapar. Bu hizmete karşı şeytan-ı racîmden başka hiç kimsenin, -mü’min olsun kâfir olsun, sıddık olsun zındık olsun- karşı gelmeye hakkı yoktur.
    Çünkü îmansızlık başka şeylere benzemiyor. Zulümde, fıskta, kebâirde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir. Fakat îmansızlıkta hiçbir cihet-i lezzet yok. Elem içinde elemdir, zulmet içinde zulmettir, azâb içinde azabdır.

    İşte böyle hadsiz bir hayat-ı ebediyeye çalışmayı ve îman gibi kudsî bir nûra hizmeti bırakmak, ihtiyarlık zamanında lüzumsuz tehlikeli siyaset oyuncaklarına atılmak; benim gibi alâkasız ve yalnız ve eski günahlarına keffâret aramağa mecbûr bir adamda ne kadar hilâf-ı akıldır, ne kadar hilâf-ı hikmettir, ne derece bir divâneliktir, divâneler de anlayabilirler.

    Amma Kur’ân ve îmanın hizmeti ne için beni men’ediyor dersen, ben de derim ki:

    Hakâik-i îmaniye ve Kur’âniye birer elmas hükmünde olduğu halde, siyaset ile âlûde olsa idim; elimdeki o elmaslar iğfal olunabilen avam tarafından, “Acaba taraftar kazanmak için bir propaganda-i siyaset değil mi?” diye düşünürler. O elmaslara, âdi şişeler nazariyle bakabilirler. O halde ben o siyasete temas etmekle, o elmaslara zulmederim ve kıymetlerini tenzil etmek hükmüne geçer. İşte ey ehl-i dünya! Neden benim ile uğraşıyorsunuz? Beni kendi hâlimde bırakmıyorsunuz?


    16. Mektup

  3. #3
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    212
    Rep Gücü
    756
    Eğer derseniz,

    “Sana Said-i Kürdî derler. Belki sende unsuriyetperverlik fikri var, o işimize gelmiyor”; ben de derim:

    Hey efendiler! Eski Said ve Yeni Said’in yazdıkları meydanda. Şahit

    gösteriyorum ki, ben
    اَ ْلاِسْلاَمِيَّةُ جَبَّتِ الْعَصَبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةَ (İslâm, Câhiliyetten kalma ırkçılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır. Müslüman olduktan sonra, Habeşli bir köle ile Kureyşli bir efendi arasında hiçbir fark yoktur. “Bu ibare, İslâmiyet öncesi câhiliye âdetlerine dönmekten men eden hadislerden iktibas edilmiştir. Bu mevzuda bir çok hadis-i şerif rivayet edilmiştir. Bunlardan birisi şöyledir: اَ ْلإِسْلاَمُ يَجُبُّ مَاقَبْلَهُ.. “İslâm dini, kendinden önceki bâtıl olan fiil, hareket, âdet ve inanışları keser, kaldırır.” Buharî, Ahkâm: 4, İmâra: 36, 37; Ebû Dâvud, Sünnet: 5; Tirmizî, Cihâd: 28, İlim: 16, Nesâî, Bey’a: 26; İbni Mâce, Cihad: 39; Müsned, 4:69, 70, 199, 204, 205, 5:381, 6:402, 403.
    ) ferman-ı kat’îsiyle, eski zamandan beri menfi milliyet ve unsuriyetperverliğe, Avrupa’nın bir nevi frenk illeti olduğundan, bir zehr-i katil nazarıyla bakmışım. Ve Avrupa, o frenk illetini İslâm içine atmış, tâ tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun diye düşünür. O frenk illetine karşı eskiden beri tedaviye çalıştığımı, talebelerim ve bana temas edenler biliyorlar.

    Madem böyledir. Hey efendiler, herbir hâdiseyi bahane tutup bana sıkıntı vermeye sebep nedir acaba? Şarkta bir nefer hata etse, garpta bir nefere askerlik münasebetiyle zahmet ve ceza vermek; veya İstanbul’da bir esnafın cinayetiyle Bağdat’ta bir dükkâncıyı esnaflık münasebetiyle mahkûm etmek nev’inden, her hâdise-i dünyeviyede bana sıkıntı vermek hangi usulledir, hangi vicdan hükmeder, hangi maslahat iktiza eder?
    16.Mektup

  4. #4
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    212
    Rep Gücü
    756
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Eğer derseniz,

    [SIZE="2"]“Sana Said-i Kürdî derler. Belki sende unsuriyetperverlik fikri var, o işimize gelmiyor”; ben de derim:
    Hey efendiler! Eski Said ve Yeni Said’in yazdıkları meydanda. Şahit

    gösteriyorum ki, ben[/SIZE] اَ ْلاِسْلاَمِيَّةُ جَبَّتِ الْعَصَبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةَ (İslâm, Câhiliyetten kalma ırkçılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır. Müslüman olduktan sonra, Habeşli bir köle ile Kureyşli bir efendi arasında hiçbir fark yoktur. “Bu ibare, İslâmiyet öncesi câhiliye âdetlerine dönmekten men eden hadislerden iktibas edilmiştir. Bu mevzuda bir çok hadis-i şerif rivayet edilmiştir. Bunlardan birisi şöyledir: اَ ْلإِسْلاَمُ يَجُبُّ مَاقَبْلَهُ.. “İslâm dini, kendinden önceki bâtıl olan fiil, hareket, âdet ve inanışları keser, kaldırır.” Buharî, Ahkâm: 4, İmâra: 36, 37; Ebû Dâvud, Sünnet: 5; Tirmizî, Cihâd: 28, İlim: 16, Nesâî, Bey’a: 26; İbni Mâce, Cihad: 39; Müsned, 4:69, 70, 199, 204, 205, 5:381, 6:402, 403.
    ) ferman-ı kat’îsiyle, eski zamandan beri menfi milliyet ve unsuriyetperverliğe, Avrupa’nın bir nevi frenk illeti olduğundan, bir zehr-i katil nazarıyla bakmışım. Ve Avrupa, o frenk illetini İslâm içine atmış, tâ tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun diye düşünür. O frenk illetine karşı eskiden beri tedaviye çalıştığımı, talebelerim ve bana temas edenler biliyorlar.

    Madem böyledir. Hey efendiler, herbir hâdiseyi bahane tutup bana sıkıntı vermeye sebep nedir acaba? Şarkta bir nefer hata etse, garpta bir nefere askerlik münasebetiyle zahmet ve ceza vermek; veya İstanbul’da bir esnafın cinayetiyle Bağdat’ta bir dükkâncıyı esnaflık münasebetiyle mahkûm etmek nev’inden, her hâdise-i dünyeviyede bana sıkıntı vermek hangi usulledir, hangi vicdan hükmeder, hangi maslahat iktiza eder?

    16.Mektup
    Satırları arasına " Said-i Kürdi " tabirini serpiştirerek kendi menfur gayelerine yürümek istiyenlere şu yukardaki alıntıyı güncellemekte faide görüyorum.
    Belki umulurki şifa ola.

  5. #5
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.537
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7861
    Yularının kimler elinde olduğu belli olan Atatürk düşmanlığı fitneleri ile islama büyük yaralar açan , iman bekçiliği kisvesi altında imansızlık tohumlar eken mezhepsiz ABDUH ve EFGANİ'ye seleflerim diyen Kürt Said Nursi , için delilleri kendi kaleminden mercek altına aldık buyurun inceleyin ve görün ki , yalancıların mumu nasıl sönüyor.BUYURUN : http://www.supermeydan.net/forum/for...read52234.html

    ----------------------------------------------------------------------------

  6. #6
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    212
    Rep Gücü
    756
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yularının kimler elinde olduğu belli olan Atatürk düşmanlığı fitneleri ile islama büyük yaralar açan , iman bekçiliği kisvesi altında imansızlık tohumlar eken mezhepsiz ABDUH ve EFGANİ'ye seleflerim diyen Kürt Said Nursi , için delilleri kendi kaleminden mercek altına aldık buyurun inceleyin ve görün ki , yalancıların mumu nasıl sönüyor.BUYURUN : http://www.supermeydan.net/forum/for...read52234.html

    ----------------------------------------------------------------------------
    BİZİYA bey yukardaki mesaşları okudun mu ? ( okumama gerek yokki .... diyeceksin belki. ben de sen bilirsin ... peki deyip geçecem. )

  7. #7
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    212
    Rep Gücü
    756
    Üçüncü Vehimli Sual: Ehli dünya diyorlar ki: "Sen bizi sever misin? Beğeniyor musun? Eğer seversen, neden bize küsüp karışmıyorsun? Eğer beğenmiyorsan bize muarızsın. Biz muarızlarımızı ezeriz."

    Elcevap: Ben değil sizi, belki dünyanızı sevseydim, dünyadan çekilmezdim. Ne sizi ve ne de dünyanızı beğenmiyorum. Fakat karışmıyorum. Çünkü ben başka maksattayım; başka noktalar benim kalbimi doldurmuş, başka şeyleri düşünmeye kalbimde yer bırakmamış. Sizin vazifeniz ele bakmaktır, kalbe bakmak değil. Çünkü idarenizi, âsâyişinizi istiyorsunuz. El karışmadığı vakit, ne hakkınız var ki, hiç lâyık olmadığınız halde "Kalb de bizi sevsin" demeye?

    Kalbe karışsanız: Evet, ben nasıl bu kış içinde baharı temenni ediyorum ve arzu ediyorum; fakat irade edemiyorum, getirmeye teşebbüs edemiyorum. Öyle de, hal-i âlemin salâhını temenni ediyorum, dua ediyorum ve ehl-i dünyanın ıslahını arzu ediyorum. Fakat irade edemiyorum; çünkü elimden gelmiyor. Bilfiil teşebbüs edemiyorum; çünkü ne vazifemdir, ne de iktidarım var.

    Dördüncü Şüpheli Sual: Ehl-i dünya diyorlar ki: "O kadar belâlar gördük ki, kimseye emniyetimiz kalmadı. Sana nasıl emin olabiliriz ki, fırsat senin eline geçse, arzu ettiğin gibi karışmazsın?"

    Elcevap: Evvelki noktalar size emniyet vermekle beraber, memleketimde, talebe ve akrabam içinde, beni dinleyenlerin ortasında, heyecanlı hadiseler içinde dünyanıza karışmadığım halde, diyar-ı gurbette ve yalnız, tek başıyla, garip, zayıf, âciz, bütün kuvvetiyle âhirete müteveccih, ihtilâttan, muhabereden kesilmiş, İmân ve âhiret münasebetiyle uzaktan uzağa yalnız bazı ehl-i âhireti dost bulan ve başka herkese yabanî ve herkes de ona yabanî nazarıyla bakan bir insan, semeresiz, tehlikeli dünyanıza karışsa, muzaaf bir divane olmak gerektir.

  8. #8
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.537
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7861
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    BİZİYA bey yukardaki mesaşları okudun mu ? ( okumama gerek yokki .... diyeceksin belki. ben de sen bilirsin ... peki deyip geçecem. )
    Serdengeçemiyen tepetaklak masonların kucağına düşen zavallı ; sen bizim delillerimizdeki mesajlarımıza bir göz at.Sapkınlıkta misli görülmemiş din düşmanlarını bunca alamete rağmen süslü yazılarını öne sürerek bize delil getirme.Doğru olanlar kaynak verilemden Ehli sünnet kaynaklarından yaptığı çalıntı bilgiler.Bu bilgiler vahiy ile gelmedi mason maşası Kürt Said'e , elbette çaldı ve utanmadan kaynakta vermedi...Sen doğru olmayan küfür dolu satırları gör ve onların hakkında gücün ve ilmin yetiyorsa cevap ver.

    Fakat bunca zamandır , verilen delillere ilmi cevaplar verme yerine safsata dolu satırlar ile geçiştiriyorsun.Demekki hacmin yetmiyor, bu sebeple , en iyisi sus ve müslümanların yoluna taş koyan sapıklara yardım etmekten en azından susarak vazgeç ki belki kurtuluşuna sebep olur.

  9. #9
    Süper Aktif M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.919
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7541
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Serdengeçemiyen tepetaklak masonların kucağına düşen zavallı ; sen bizim delillerimizdeki mesajlarımıza bir göz at.Sapkınlıkta misli görülmemiş din düşmanlarını bunca alamete rağmen süslü yazılarını öne sürerek bize delil getirme.Doğru olanlar kaynak verilemden Ehli sünnet kaynaklarından yaptığı çalıntı bilgiler.Bu bilgiler vahiy ile gelmedi mason maşası Kürt Said'e , elbette çaldı ve utanmadan kaynakta vermedi...Sen doğru olmayan küfür dolu satırları gör ve onların hakkında gücün ve ilmin yetiyorsa cevap ver.

    Fakat bunca zamandır , verilen delillere ilmi cevaplar verme yerine safsata dolu satırlar ile geçiştiriyorsun.Demekki hacmin yetmiyor, bu sebeple , en iyisi sus ve müslümanların yoluna taş koyan sapıklara yardım etmekten en azından susarak vazgeç ki belki kurtuluşuna sebep olur.
    Yukardaki mesajları okumamış biziya bey. Gerçi okusada anlıyacağını sanmıyorum.

    Biziya bey çap meselesi dedinde aklıma geldi.

    Acizane benimle ilmi münazaradan kaçman ve görüşme teklifimi red etmen " ilmi yetersizliğin" yada tabiri geometri ile ilmi çapsızlığın " mı ?
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  10. #10
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.537
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7861


    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yukardaki mesajları okumamış biziya bey. Gerçi okusada anlıyacağını sanmıyorum.

    Biziya bey çap meselesi dedinde aklıma geldi.

    Acizane benimle ilmi münazaradan kaçman ve görüşme teklifimi red etmen " ilmi yetersizliğin" yada tabiri geometri ile ilmi çapsızlığın " mı ?

    Şeytanın arkadaşı

    Eskiden adamın biri tek başına yolculuk yaparken, şeytan, insan kılığında yanına gelip, arkadaş olur. Adam öğle namazını, ikindi namazını, akşam namazını ve yatsı namazını kılmaz. Şeytan, herkesin namaz kıldığı bir ülkede, onun namaz kılmamasına hayret eder. Her seferinde, belki vaktin sonunda kılar, belki unuttu, kaza eder diye bekler; ama adamın namazla alakası yoktur. Uyuma vakti gelir, adam yatıp uyur. Sabah olur, adam sabah namazını da kılmayınca, şeytan adamdan ayrılmak istediğini belirtir. Adam, (Ne güzel, yol arkadaşlığı yapıyoruz, seni üzdüm mü? Suçum ne?) der. Şeytan cevap vermez. Adam ısrar edip, (Söylemeden bırakmam) der.

    Şeytan, (Benim kim olduğumu biliyor musun?) der. Adam, (Söylemiştin ya, filancasın) der. Şeytan, (Hayır, ben şeytanım. Tam 80 bin yıl ibadet ettim. Bu kadar zaman içinde bir kere Allah’a âsi oldum ve ondan dolayı da kovuldum. Sense bir günde tam beş kere isyan ettin. Belki şimdi sana azab-ı ilahi gelir. Senin yanındayken, ben de azaba uğramaktan korkuyorum) diyerek uzaklaşır.

    --------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Şeytanın mukallidleri ve yardımcıları ile bir arada bulunmaktan bütün Ehli sünnetin korunması için Cenabı Hakka dua ederiz.


    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------


    Bid’at ehli ile dostluk kurmak görüşmek

    Sual: Bid’at ehliyle dostluk kurmakta mahzur var mı?
    CEVAP
    Bid’at ehliye arkadaşlık yapmak caiz değildir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    İyi biliniz ki, bid’at ehli ile konuşmak, kâfirle arkadaşlık etmekten, kat kat daha fenadır. Bid’at ehlinden yılandan, canavardan kaçar gibi kaçmak gerekir. (1/260)

    Bid’at ehlinden başka herkese, dosta ve düşmana, Müslümana ve kâfire, daima güler yüz, tatlı dil göstermelidir. Bid’at ehline ve münafıklara ve açıkça günah işleyenlere tatlı dil ve güler yüz caiz olmadığı için, zaruret olmadıkça, bunlarla karşılaşmamaya, görüşmemeye çalışmalı, görüşülürse, zaruret miktarını aşmamalıdır. (Nikaye)

    Bid’at ehli ile görüşmeyi yasaklayan hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

    (Bid’at sahibine hürmet eden, İslamiyet’i yıkmaya yardım etmiş olur.) [Taberani]

    (Onlardan kaçın! Sizi dalalete, fitneye düşürmesinler.) [Müslim]

    (Hasta olurlarsa, ziyaretlerine gitmeyin!) [Ebu Davud]

    (Karşılaşınca, onlara selam vermeyin!) [İbni Mace]

    (Onlarla birlikte bulunmayın, birlikte yiyip içmeyin!) [Ukayli]

    (Onların cenazelerine gitmeyin, onlarla birlikte namaz kılmayın!) [İbni Hibban]

    (Onlar benden, ben de onlardan değilim. Onlarla cihad, kâfirlerle cihad gibidir.) [Deylemi]

    (Bir bid’at ehli öldüğünde İslam’da bir fetih vuku bulmuş gibi olur.) [Hatib]

    (Bir bid’at çıkaran, ölmeden önce mutlaka onun kötülüğüne maruz kalır.) [Taberani]

    (Bid’at ehlinden ilim öğrenmeye çalışmak, kıyamet alametlerindendir.) [Taberani]

    (Bid’at ehline şeytan çok ibadet yaptırır, onu çok ağlatır.) [Mektubat-ı Masumiyye]

    (Bid’at ehline sert davran! Allahü teâlâ, onlara düşmandır.) [İbni Asakir]

    (Kim bid’at ehlinden buğz ederek yüz çevirirse, Allahü teâlâ onun kalbini korkulardan emin kılar ve imanla doldurur. Bid’at ehline sert muamele edeni de, en büyük korku gününde emin kılar. Bid’at ehlini hakir ve zelil göreni de, Cennette yüz derece yükseltir. Bid’at ehline selam veren veya onu sevindirici şeyle karşılayan, Kur’an-ı kerimi küçümsemiş olur.) [Hatib]

    Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki:
    Hadis-i şerifte (Bid’at ehline, Allah için sert bakanın kalbini, Allahü teâlâ imanla doldurur ve korkulardan emin kılar) buyurdu. Tasavvuf büyüklerinden Fudayl bin Iyad, (Bid’at söyleyenleri ve yapanları sevenlerin ibadetlerini, Allahü teâlâ kabul etmez ve kalblerinden imanlarını çıkarır. Bid’at ehlini sevmeyenin ibadeti az olsa da, Allahü teâlânın bunu affetmesi umulur. Yolda bid’at sahibine karşı gelirsen, yolunu değiştir) buyurdu. Süfyan bin Uyeyne de, (Bid’at ehlinin cenazesinde bulunana cenazeden ayrılıncaya kadar, Allah gazap eder) buyurdu. (Gunye)

    Bid’at ehlinden böyle uzak durmanın sebebi bid’atin çok kötü bir iş olduğu içindir; çünkü bid’at çıkaran dine ilave yapıyor, Allah adına, Resulü adına hükümler koymuş oluyor. Allah’ın ve Resulünün koyduğu hükümleri beğenmemiş oluyor. Kendi bozuk yolunu yaymaya çalışıyor. Her günahtan daha büyüğünü işlemiş oluyor.

    Bid’at fırkalarını sevmek
    Sual: Resulullah, (Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, 72’si [bid’at fırkaları] Cehenneme gidecek yalnız bir fırka kurtulacak, o da benim Eshabımın yolunda giden fırkadır) buyururken, Ehl-i sünnet âlimleri de, kurtuluş fırkasının, Ehl-i sünnet olduğunu açıklarken, bir bid’at ehli, (Bu ümmet, bid’at fırkalarıyla her çeşit mezheple bir bütündür, hepsini severim, hiç birini tenkit etmem) diyor. Cehennemlik olan bid’at ehlini sevmek, Allah ve Resulüne karşı gelmek değil midir?
    CEVAP
    Bid’atin ve bid’at sahiplerinin zararlarını ve onlardan uzaklaşmak gerektiğini, dinimiz açıkça bildirmiştir.

    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
    Bid’at ehlini sevmemek ve zararlarını da duyurmak lazımdır. (Kimya-yı Saadet)

    Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
    Her müminin Ehl-i sünnet itikadına yapışması, bozuk imandan kaçınması lazımdır. Bid’at sahipleriyle münakaşa etmemeli, onlardan uzaklaşmalıdır. Bayramlarda, sevinçli zamanlarda ziyaretlerine gitmemeli, cenazelerine namaz kılmamalı. İtikadları bozuk olduğu için, onları sevmemeyi ibadet bilmeli. Bid’at sahiplerini sevenlerin ibadetleri kabul olmaz. Bid’at sahiplerini sevmeyenleri, Allahü teala affeder. Muhabbetin alameti, sevilenin dostlarını sevmek, düşmanlarını sevmemektir. (1/29)

    Bid’at sahibinin meclisinde bulunma! Sözlerini işitme! Hatta onların bulunduğu şehirden uzak ol ki, zamanla kalbin onlara kaymasın! Onlara uymamalı. Onlar din adamı değil, din hırsızlarıdır. Şeytanın tuzaklarıdır. Onların yaldızlı, acıklı sözlerine aldanmamalı, aslandan kaçar gibi, bunların yanından kaçmalıdır. (2/110)

    Mazher-i Can-ı Canan hazretleri buyuruyor ki:
    (Kâfirleri, bid’at sahiplerini ve açıkça günah işlemeye devam eden fasıkları sevmemek emrolundu. Bunlarla konuşmamalı, evlerine, toplantılarına gitmemeli, selam vermemeli, arkadaşlık yapmamalıdır.)

    Bid’at ehli demek, bid’atini yaymak için yani Müslümanların imanlarını, ibadetlerini bozmak için uğraşan kimse demektir. Dinimiz bid’at sahiplerini sevmemeyi, onları aşağılamayı emretmektedir. Onlara saygı göstermek haramdır. Bid’at yayıldığı ve zararının çoğaldığı zaman, bunu reddetmek, bunun kötülüğünü Müslümanlara duyurmak farzdır. Hatta farzların önemlilerinden olduğunda, icma-i ümmet vardır. Selef-i salihin ve bunların halefleri, hep böyle yaptılar. Bu farzı terk eden, icmadan ayrılmış olur. (S. Ebediyye)

    Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
    (Bid’atler yayılıp, sonra gelenler öncekilere lanet ettiği zaman, doğruyu bilenler herkese söylesin! Eğer söylemeyip gizlerse, Allahü teâlânın indirdiği Kur’an-ı kerimi gizlemiş olur.) [İbni Asakir]

    Görüldüğü gibi dinimiz, bid’at sahiplerini sevmeyi değil, bilakis sevmemeyi, onlarla mücadele etmeyi, hem onlara, hem de onlara aldanmamaları için bütün Müslümanlara, emr-i maruf yapmayı emrediyor. (Ben bir mezhebi taklit etmem, tahkik edip anladığıma uyarım) diyen mezhepsiz, dinimizin emrine aykırı olarak, (Ümmetin bütün fırkalarını severim, hiç birinin tırnağının satılmasına razı olmam) diyor. Mezhepsizin bid’at ehlini sevmesi yadırganmaz. Âhirette herkes, sevdikleriyle beraber olacaktır.

    Kâfir ve bid’at sahibi
    Sual: Mektubat-ı Rabbani’de, (Bid’at sahibiyle arkadaşlık etmek, kâfirle arkadaşlık etmekten, daha fenadır) deniyor. Yani bid’at sahibi olmak, kâfir olmaktan daha mı kötüdür?
    CEVAP
    Kâfir olmaktan daha kötü denmiyor. Kâfirlerle arkadaşlık etmekten daha kötü deniyor; çünkü Müslüman, genelde kâfirin kötü olduğunu bilir, ona inanmaz; fakat bid’at ehlinin namaz kıldığını, dine uygun yaşamaya çalıştığını görünce, ister istemez, kalbi ona meyledebilir. Bozuk sözlerinin, bozuk itikadının tesiri altında kalabilir. Buysa, onu felakete götürür; çünkü bid’at ehlinin namazı, orucu ve diğer ibadetleri kabul olmaz. Bid’at ehlinden, yılandan, aslandan kaçar gibi kaçmalı. Bir hadis-i şerif meali:
    (Kişinin dini, arkadaşının dini gibidir, kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin!) [Hâkim]
    Konu RABİA tarafından (29-09-2009 Saat 06:17 PM ) değiştirilmiştir.

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Ah şu siyaset ve oy avcılığı
    YukseLL Tarafından Makaleler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 10-06-2011, 01:10 PM
  2. Islam ve siyaset
    atmaca34 Tarafından Siyaset Meydanı Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-10-2010, 09:26 PM
  3. Ilm i siyaset
    ümmi Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 15-09-2009, 03:56 PM
  4. Siyaset bir zamalar
    Kadim Tarafından Siyaset Meydanı Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 13-02-2009, 05:51 PM
  5. Siyaset Felsefesi
    dogangunes Tarafından Felsefe Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 07-02-2009, 08:38 PM
Yandex.Metrica