+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 13
  1. #1
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    rose “Dünyâ sevgisi, günâhların başıdır”

    “Dünyâ sevgisi, günâhların başıdır”

    İnsanın üç hâli vardır ki bunlar, dünyâ, kabir ve âhiret hâlleridir.
    İnsan, Allahü teâlâya ibâdet ederse, dünyâda işlerini kolaylaştırır, kabirde ona acır ve âhirette de onun günâhlarını affeder.

    Üzerinde yaşadığımız arz küresine dünyâ denmektedir.
    Dünyâ kelimesinin diğer anlamı, alçak şeyler demektir ki, dinimizin kötülediği bunlardır. Hadis-i şerifte;
    (Denî, alçak şeyler mel’ûndur) yani (Dünyâ mel’ûndur) buyurulmuştur.

    Bu hadis-i şerifte kötülenen dünyâ yani alçak şeyler, küfre, inkâra sebep olanlar, Allahü teâlânın yasak ettiği harâmlar ve mekrûhlardır.
    Mal kötülenmemiştir. Çünkü cenâb-ı Hak mala, hayır adını vermektedir.
    Dinimizde kötülenen, malın kendisi değil, sevgisidir.

    MUHABBETİN YERİ KALPTİR

    Muhabbet, sevmek, hep berâber olmayı istemek, berâber olmaktan zevk, lezzet duymak demektir.
    İnsan sevdiğini hiç unutmaz.
    Muhabbetin yeri ise kalbdir.
    Küfrü, inkârı, harâmları, mekrûhları sevmek, beğenmek küfür olur.
    Farzları, sünnetleri, beğenmemek de küfür olur, dünyâ olur. Müslümân olmak için, dünyâya yani harâmlara kıymet vermemek lâzımdır. Zira Peygamber efendimiz;
    (Dünyâ sevgisi, bütün günâhların başıdır) buyurmuşlardır.

    Dünyâyı seven, hâtırlayan kalb, hasta demektir.
    Kalbin temiz olması, dinimizin dünyâ olarak bildirdiği şeyleri sevmekten, hâtırlamaktan kurtulması demektir.
    Kalb hastalığının ilâcı ise, islâmiyyete uymak ve Allahü teâlâyı çok zikretmek, hâtırlamak, kalbe yerleştirmektir.

    Dünyâya yani haramlara, mekrûhlara düşkün olmak, her türlü kötülüğe yol açar.
    Hased, hırsızlık, rüşvet, kibir gibi harâmlara sebep olur.
    Câhil din adamlarının kibirli olmaları, hep dünyâya düşkün olmalarından ileri gelmektedir.

    Bu dünyâ nimetleri geçici ve aldatıcıdır.
    Bugün bizim ise de, yarın başkasının olacaktır.
    Âhirette ele geçecek olanlar ise sonsuzdur ve bu dünyâda iken kazanılır.
    Zira dünyâ ile âhiret, birbirinin tersidir.
    Birini sevindirmek, ötekinin gücenmesine sebeb olur.
    Bu birkaç günlük hayât, eğer dünyâ ve âhiretin en kıymetli insanı olan Muhammed aleyhisselâma tâbi olarak geçirilirse, sonsuz kurtuluş umulur.
    Ona uymadıkça, her yapılan hayır, iyilik, burada kalır, âhirette ele bir şey geçmez. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Dünyâ sizin için yaratıldı. Siz de âhiret için yaratıldınız! Âhirette ise, Cennetten ve Cehennem ateşinden başka yer yoktur.)

    Bu dünyâ, âhiretin tarlasıdır. Burada tohumlarını ekmeyip yiyenler, böylece bir tohumdan kat kat meyve kazanmaktan mahrûm kalanlar, ne kadar tâlihsizdirler.
    Kardeşin kardeşten kaçacağı, ananın evlâdını tanımayacağı o gün için hâzırlanmamak, akılsızlıktır.
    Böyle kimseler, dünyâda da, âhirette de zarardadır ve sonunda pişmân olacaklardır.
    Aklı başında olan bir kimse, bu dünyâyı fırsat bilir.
    Bu kısa zamânda, yalnız dünyâ lezzetleri ile zevklenmek için değil, belki bu fırsatta, tohum ekmek ve bir hayırlı iş yani Allahü teâlânın beğendiği işi yaparak, âyet-i kerîmelerde bildirilen kat kat fazla meyveleri toplamayı istemelidir.
    Cenâb-ı Hak, bu kısa zamânda yapılacak hayırlı işlere ve ibâdetlere, sonsuz ni’metler ihsân edecektir.
    Peygamberine tâbi olmayan, İslâmiyyeti beğenmeyenlere de, sonsuz azâb yapacaktır.

    GÜNAH İŞLEMEYE SEBEP...

    Netice olarak, dünyâya yani harâmlara, mekrûhlara düşkün olmak, bunları sevmek, her türlü kötülüğün, günâhın işlenmesine sebep olur.
    Dünyâya düşkün olanların en kötüleri de, Allahü teâlânın sevdiklerini sevmeyen, kötüleyenlerdir.
    Bu sebeple dünyânın geçici lezzetlerine aldanmamalı, ölümü hâtırlamalı, âhiretin dehşet ve şiddetini göz önüne getirmelidir.
    Kısacası, yüzü dünyâdan âhirete çevirmelidir.
    Dünyâ işleri ile zarûret miktârı uğraşmalı, başka zamânlarda, hep âhireti kazandıracak işleri yapmalıdır.
    Sözün özü, gönül Allahü teâlâdan gayrisine tutulmaktan kurtulmalı, beden ve organlar da, İslâmiyyete uymakla süslenmelidir.
    Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
    (Dünyâya, burada kalacağınız kadar, âhirete de, orada kalacağınız kadar çalışınız!)

    Gönül Pınarı

  2. #2
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Yahu ben de hep merak eder dururum bu şeyhler şıhlar falan lüks jiplerle gezerler, acayip yatları falan olur, denize sıfır villalar alırlar, tabi bunların hepsi öbür dünya için yatırım. Bu dünyada ki nimetlerden yararlanmak gariban müridlerine günah, yasak, haram :)

  3. #3
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628
    Alıntı carloss´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yahu ben de hep merak eder dururum bu şeyhler şıhlar falan lüks jiplerle gezerler, acayip yatları falan olur, denize sıfır villalar alırlar, tabi bunların hepsi öbür dünya için yatırım. Bu dünyada ki nimetlerden yararlanmak gariban müridlerine günah, yasak, haram :)
    Benim de hep merak ettiğim şey bu...
    Nasıl görmüyor muridleri, inananları bütün bunları?
    Çünkü bazıları gerçekten inanıyor bu insanlara

  4. #4
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Benim de hep merak ettiğim şey bu...
    Nasıl görmüyor muridleri, inananları bütün bunları?
    Çünkü bazıları gerçekten inanıyor bu insanlara
    Şimdi diyecekler ki onlar gerçek müslümanlar değil...
    Nasıl din adına işlenen cinayteleri işleyenler müslümanlar değilse, nasıl 13 yaşında çocuğa recm uygulayan müslüman değilse, nasıl ali kalkavanlar, müslüm gündüzler, hüseyin üzmezler ve daha bir sürüsü değilse; dini kendileri için kullanıyorlarsa bu jiplerle gezen büyük din insanlarıda gerçek müslüman değil. Hatta bir arkadaşımız bunların ateist olduğunu ileri sürmüştü ;)

    Tabi birde şimdi diyecekler ki bir örnek ver : Erbakan desem yeter mi ?

  5. #5
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992
    Günümüzde artık Tarikat şeyhlik falan kalmamıştır.Tarikat yada Şeyhliğin başlangıcı Şamanist toplumlarda başlar. Şamanizim aslında bir din filan değildir. Güçlü insanlar Kainatla birleşen insanın Kendilerine zıt olan Güçsüz ve Bahtsız insanlar olduğunu kabul ederlerdi.Ve Bu İnsanların yanlarına gider onlarla muhabbet ederler onlara yardım ederlerdi.Bu Fakir bahtsızlar ise Fakir olduklarını dahi söylemezlerdi,gelen ziyaretçileriyle konuşur onları sıkıntılarına karşı avuturlardı.Bak yaşamda beterin beteri var ama Bak yinede yaşam güzeldir şeklinde onlara moral ve manevi destek verirlerdi.Bu insanlar Türk toplumunda bilhassa çok önemliydiler.Örneğin Yeniçeri Bektaşiliğinde Acemi oğlanlar kışlasının en basiretsiz olanları Bektaşi tekkelerine Derviş olarak verilirdi!:))Zamanla Semavi dinlerin sistemleşmesiyle bunlar tarikat halini aldılar.(Kaldıki Semavi dinlerde işte bu basiretsiz bahtsız fakirlerin sözlerinin Güçlüler tarafından sistemleştirilmesidir.)Devlet desteğide gördükleri için Kanaat sahibi ve dürüst insandılar bu şeyh babalar.Ancak Cumhuriyetle birlikte Devlet desteği kalktığı gibi tarikatçılık yasaklanmış ve takibat görmüştür.Mesela Nakşilikteki Rabıta, Halka şeklinde yapılan nazarlar,Bektaşi ve Alevi ayini cemleri,Sesli zikirler suç sayılmış vede takibat görmüştür. Bu sefer işin rengi tamamen değişmiştir. Camici takımı şeyhler ve Camiiye giden insanlar nasıl etkilenerek onlardan maddi çıkar sağlanır.İşte bunları öğrenmeye başladılar.Artık bugün durum tamamen değişmiştir. Ama Şayet Tasavvuf yapacaksanız Kıyıda köşede oturan bir kamili bulup Onunla muhabbet edeceksiniz.Yoksa Tirilyonlarla oynayanlarla Gönül ilmi yapılamaz. Selamlar
    Konu yavuz34 tarafından (27-07-2009 Saat 02:34 PM ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı carloss´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şimdi diyecekler ki onlar gerçek müslümanlar değil...
    Nasıl din adına işlenen cinayteleri işleyenler müslümanlar değilse, nasıl 13 yaşında çocuğa recm uygulayan müslüman değilse, nasıl ali kalkavanlar, müslüm gündüzler, hüseyin üzmezler ve daha bir sürüsü değilse; dini kendileri için kullanıyorlarsa bu jiplerle gezen büyük din insanlarıda gerçek müslüman değil. Hatta bir arkadaşımız bunların ateist olduğunu ileri sürmüştü ;)

    [RENK]Tabi birde şimdi diyecekler ki bir örnek ver : Erbakan desem yeter mi ?[/RENK]
    Siyonist hizmetkârı ingiliz ajanıdır.Müslümanlığı ve dini kullanarak dine zarar veren fitne çıkartan bir ajandır.En bariz örneği son seçimlerde ( Tayyip'in Mitinginde olan tüm insanları Bizansın torunları olarak nitelendirerek tam***** kafir damgası basmıştır.Eğer o toplulukta 1 tane gerçek bir müslüman varsa buna kafir dediği için kendisi kafir olumuştur.) şimdi her müslüman bilir ki müslümana kafir diyenin kendisi kafir olur.Peki müslüman olan bir Erbakan , ilim adamı geçinen , mühendis geçinen Erbakan bu galiz hatayı bilmeyerek yaparmı.?

    Diğer yandan Kalkavanlar , Gündüzler konusunda ne oldukları açıkça ortadadır.Ayrıca açıklama yapmaya gerek yoktur.Bunları baz alıp müslümanlara dil uzatmak iftira olmaktan ileri gidemiyecektir.

    Konunun özüne inersek bunların dini yoktur , dini olan veya aklına tapmayan insan bu fiillerde bulunmaz , hudutların dışına çıkmaz , dolayısı ile ateistlerle ortak noktaları ve özünde ateist olmaları realitedir.Çünkü ateistler gibi din düşmanlığı ve akıla tapmaları vardır.Stratejileri dini alet edip dinsizlik yapmak din adamı kılığında insanların dinini çalmaktır.

    Ayrıca Yavuz beyin dediği gibi günümüzde hakiki manada Tarikat ve Tarikat şeyhliği sözkonusu değildir.Eskiden hak tarikatlar vardı. Oralarda dinimizin emir ve yasakları anlatılır, bunlara kolay uymanın yolları ve tasavvuf ilmi öğretilirdi. Zamanla, bunlar çok azaldı. Belki de hiç kalmadı. Aslı olmayınca da, taklitleri çoğaldı. Her köşe başında, bir tarikat, bir şeyh türedi.
    Konu bziya tarafından (27-07-2009 Saat 02:21 PM ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085
    Evet bugün sahte tarikatçıların ve şeyhlerin yaşamları İslamiyet'le bağdaştırılamaz...

    Ancak müslüman illa ki fakir olacak, malı mülkü, katı, yatı, villası olmayacak diye bir kaide de yok...

    Yazıdaki detayı tekrar gözden geçirelim:

    hadis-i şerifte kötülenen dünyâ yani alçak şeyler, küfre, inkâra sebep olanlar, Allahü teâlânın yasak ettiği harâmlar ve mekrûhlardır.
    Mal kötülenmemiştir. Çünkü cenâb-ı Hak mala, hayır adını vermektedir.
    Dinimizde kötülenen, malın kendisi değil, sevgisidir.



    Dinimizde, dünyalık kazanmak için çalışmak, mal, mülk edinmek, mevki sahibi olmak, kötülenmemiş ve günah da değildir. Dünyalık sevgisi, dünyaya gönül bağlamak günahtır, kötüdür.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    “Dünyaya gönül kaptırmayan, mal, mevki, şöhret kazanmak, başa geçmek sevdasında olmayan din âlimleri, ahiret adamlarıdır. Ahiretteki sonsuz nimetlerin güzelliğini anlayan, dünyanın çirkinliğini ve kötülüğünü gören, ahiretin ebedi, dünyanın ise fani, geçip tükenici olduğunu bilen bunlardır. Din büyüklerinden bazısı, dünyayı seviyor, istiyorlar sanılır. Halbuki, içlerinde hiç dünya sevgisi, arzusu yoktur. Sure-i Nurun otuz yedinci âyetinde mealen bildirdiği gibi, (Bunların ticaretleri, alış-verişleri, Allahü teâlâyı hatırlamalarına hiç mani olmaz.) Dünyaya bağlı görünürler. Halbuki, hiç bağlılıkları yoktur.
    Bahaüddin-i Buhari hazretleri buyuruyor ki; “Mekke-i mükerremede Mina pazarında, genç bir tacir, aşağı yukarı, elli bin altın değerinde alış-veriş yapıyordu. O esnada, kalbi, Allahü teâlâyı bir an unutmuyordu."

  8. #8
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Ben bu dünyayı seviyorum,yaşamayı seviyorum

    ben günahkarmıyım şimdi,

    sevmeseydim çok negatif bir insan olurdum,dahamı iyi olurdu peki?

    ha..bu dünyada hiç bir yatırımımda yok orası ayrı bir konu

  9. #9
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Alıntı simqe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben bu dünyayı seviyorum,yaşamayı seviyorum

    ben günahkarmıyım şimdi,

    sevmeseydim çok negatif bir insan olurdum,dahamı iyi olurdu peki?

    ha..bu dünyada hiç bir yatırımımda yok orası ayrı bir konu
    elbette günahkarsın sen, senin neyine dünya nimetlerini sevmek :P

    Bakınız başbakanımızın tatili : 7 yıldız.

    1.100 metrekare villa.

    Geceliği 7.600 Euro’cuk

    ne işin var senin benim dünyevi zeklerle :)

  10. #10
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992
    Alıntı simqe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben bu dünyayı seviyorum,yaşamayı seviyorum

    ben günahkarmıyım şimdi,

    sevmeseydim çok negatif bir insan olurdum,dahamı iyi olurdu peki?

    ha..bu dünyada hiç bir yatırımımda yok orası ayrı bir konu
    Sayın Simge Sayın nefisenin anlatmak istediği şey şu Yaşamdaki Çok ağır çökmelerin gerçek nedeni Dünyevi çaresizlik vede başarısızlıklarımızdır.Bin çalışırsın çabalarsın Ama kısmetin yoksa Sonuç üçünbiridir.Bu öyle bir hal alırki Yaşamdan nefret etmeğe başlarız.Ama bu Nefretin sebebi Dünyaya karşı olan sınırsız sevgimizdir.İşte o durumda Bari Kendi Yarattığın ÖZBENLİĞİNİ sev ve Sana ihanet eden bu dünyayı Aşkla sevmeki nefretin azalsın. Demek istiyor. Bakın dikkat edin Başarılı insanlarda daima Sınırlı sevgi yani Men dakka men dukka vardır.Ama pekiyi demekle olurmu?OLMAZ. Çünkü sizin Nefsiniz Bir dağ gibi sakallı bıyıklı bir herif olmuşsa beşeri yönünüz onun karşısında aciz kalacaktır.Artık sevmeyeceğim.Bütün kabahat benim Ne kadar zırlasan boş ne kadar yalvarsan boş Sana dönmeyeceğim! Öylemi sanıyorsun. Selamlar.

Benzer Konular

  1. Aristo bile (yaşasaydı), “Ekoloji” ye “çevre” demezdi!
    kalemsör Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-10-2010, 11:09 PM
  2. Soru-Cevaplarla Referandumda Neden “Evet”, Neden “Hayır”?
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-08-2010, 07:24 PM
  3. Yorum: 1
    Son mesaj: 24-03-2010, 04:44 PM
  4. Dünya dillerini “Lebbeyk”te birleştiren mana: Hac
    RABİA Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-11-2009, 11:04 AM
  5. “Kızıl Sultan”la “Ulu Hakan” Arasında Kalmak
    RABİA Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-02-2009, 07:02 PM
Yukarı Çık