Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    rose Âlemlerin rahmet ve uyarıcısı

    Sual: Peygamber efendimizi öven âyet-i kerimeler hakkında bilgi verir misiniz?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerim baştan sona kadar Resulullah efendimizi övmektedir. Bu konudaki âyet-i kerimelerden bazılarının mealleri şöyledir:

    (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]

    (De ki, ey insanlar, ben, Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.) [Araf 158]

    (Âlemlere [Cin ve insanlara ilahi azap ile] korkutucu [uyarıcı] olarak Furkanı [Kur’anı] kuluna [Muhammed aleyhisselama] indiren [Allah’ın şânı] ne yücedir.) [Furkan 1]

    (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmez.) [Sebe 28]

    (Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin. Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 2-4]

    (Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5]

    (Allah ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56]

    (Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık.) [Bekara 253]

    (Nebilerden bazısını bazısından üstün kıldık.) [İsra 55]

    Son iki âyet-i kerime de, peygamberlerden bazısının, diğerinden üstün olduğunu göstermektedir. Bir hadis-i şerifte de, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kâfirdir) buyuruluyor. (Hatib)

    Allahü teâlâ, bütün peygamberlere (Ya Âdem, Ya Musa, Ya İsa) diyerek ismi ile hitap ederken, Muhammed aleyhisselama, (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) diye özel hitap ediyor. Bu hitap şekli de Onun diğer peygamberlerden üstün olduğunu göstermektedir.

    Fatiha suresinde bildirdiği gibi Allahü teâlâ (Âlemlerin Rabbi)dir. Resulullah da âlemlerden üstün olduğu için, (Rabbüke), (Rabbike) yani (Senin Rabbin) buyuruluyor. (Bekara 30, Saffat 180)

    Fetih suresinin, (Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak din ile gönderen Odur) mealindeki 28. âyeti de Resulünün en üstün olduğunu göstermektedir. Resulullah, her peygamberden üstün olduğu gibi, eshabı da diğer eshabdan, ümmeti de diğer ümmetlerden üstündür.

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın peygamberidir, Onunla birlikte bulunanlar [Eshab], kâfirlere karşı şiddetli ve birbirlerine karşı merhametlidir.) [Feth 29]

    (Mekke’nin fethinden önce Allah için mal veren ve savaşanlara, fetihten sonra verenlerden ve savaşanlardan daha yüksek derece vardır. Bunların dereceleri eşit değildir. Hepsi için Hüsnayı [Cenneti] söz veriyorum.) [Hadid 10]

    (Allah, hepsine hüsnayı [Cenneti] vaad etmiştir!) [Nisa 95]

    (Muhacir ve Ensar ile iyilikte onların [Eshabın] izinden gidenlerden Allah razıdır, onlara Cenneti hazırlamıştır.) [Tevbe 100]

    (Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.) [Al-i İmran 110]

    Musa aleyhisselam, bu ümmetin faziletini Tevrat’ta okuyunca, (Bu hayırlı ümmete beni peygamber olarak gönder) diye dua etti. Cenab-ı Hak da, (Onlar Ahmed’in ümmetidir) buyurdu. Hazret-i Musa (Ya Rabbi, Ahmed’in ümmeti için bu kadar nimet ihsan ettin, beni de onun ümmetinden eyle) diye dua etti. Hazret-i Musa gibi büyük bir Peygamberin, bu ümmetten olmayı istemesi, Muhammed aleyhisselamın ve Onun ümmetinin üstünlüğünü göstermektedir. (Tenvir)

    İncil’in aslında Muhammed aleyhisselamın vasıfları, üstünlükleri yazılıydı. Bunları bilen İsa aleyhisselam da, Musa aleyhisselam gibi, Muhammed aleyhisselamın ümmetinden olmak için çok yalvardı, dua etti ve bu duası da kabul oldu. Allahü teâlâ, Onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın tekrar yer yüzüne inecek, Muhammed aleyhisselamın dinine uyacak ve onu yayacaktır.

    Bu ümmetin üstünlüğünü bildiren bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
    (Allahü teâlâ, bu ümmeti şu üç hâlden emin etti:
    1- Bu ümmete Peygamberiniz, [diğer Peygamberlerin kavimlerine yaptıkları gibi] beddua edip de mahvolacak değildir.

    2- Kâfirler, [Ne kadar çok olursa olsun] bu ümmeti mahvedecek kadar galebe edemez.

    3- Bu ümmet dalâlet üzerinde [sapık bir yolda, sapık bir mezhepte] birleşmez. Allah’ın rahmeti [salih] cemaatle beraberdir. [Salih] Müslümanların çoğunluğuna tâbi olun. Böyle Müslümanların çoğunluğundan ayrılan Cehenneme gider.) [Ebu Davud]

    Cennet ehlinin yarısı
    Sual: Hazret-i Âdem’den beri binlerce peygamber, binlerce millet geldi. Onların içinde de iman edenler, Cennete gidecekler vardır. Cennette bizim peygamberimizin ümmeti mi daha çoktur, yoksa diğer peygamberlerinki mi?
    CEVAP
    Diğer peygamberlere inanan kimse çok az oldu. Hatta birçok peygambere bir kişi bile iman etmedi. Mesela Yahudiler, Hazret-i Musa’ya çok eziyet ettiler. Hazret-i İsa’yı öldürmeye kalktılar. Sonra gelenleri, bin Peygamberi şehid etti. Onun için diğer peygamberlerin iman eden ümmeti az idi. Kıyamete kadar Peygamber efendimize iman edenlerin, diğer peygamberlere iman edenlerin toplamı kadar olduğu bildirilmiştir.

    Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Siz, ehl-i Cennetin yarısını teşkil edersiniz. Cennete ise Müslümandan başkası girmez. Siz ise müşriklere göre siyah öküzdeki beyazlık kadar veya kırmızı öküzdeki siyahlık kadarsınız.) [Buhari]

    Bu hadis-i şerif de Peygamber efendimizin ümmetinin, diğer peygamberlere iman eden ümmetlerin toplamı kadar olduğunu göstermektedir.

    Kâinatın efendisi
    Sual: Peygamber için, niye kâinatın efendisi deniyor, kâinatın efendisi ve tek hâkimi, onu yaratan Allah değil midir? Peygamber de olsa, bir insanı bu kadar yüceltmek uygun mu?
    CEVAP
    Kâinatın efendisi demek, yaratılmışların en üstünü demektir. Peygamber efendimizi öven, yücelten bizzat Allahü teâlâdır. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:

    (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]

    (Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 2-4]

    (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmez.) [Sebe 28]

    Hiçbir Müslüman, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber efendimizin övülmesinden rahatsız olmaz. Rahatsız olmak Müslüman olmamanın alametidir.

    Âlemlerin peygamberi
    Sual: Peygamberimiz, dinli dinsiz, zenci beyaz, dünyada yaşayan herkese mi peygamber olarak gönderildi? Cinlerin peygamberleri ayrı mıdır?
    CEVAP
    Muhammed aleyhisselam, Âdem aleyhisselam yaratılmadan önce de peygamber olup bütün insanlara gönderilmiştir. İlk yaratılan, Peygamber efendimizin ruhuydu. İki hadis-i şerif meali şöyledir:

    (Ben yaratılış bakımından peygamberlerin ilkiyim; fakat onların hepsinden sonra gönderildim.) [İ. Gazali]

    (Ben insanların tam***** peygamber olarak gönderildim.) [Buhari]

    Hâlbuki diğer peygamberlerler, kendi milletlerine gönderilmişti. Bir âyet-i kerime meali:
    (Biz, her resulü, bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın.) [İbrahim 4]

    Resulullah efendimiz, insanların olduğu gibi cinnilerin de peygamberidir. Kur'an-ı kerimde, (Âlemlere uyarıcı olması için...) buyuruluyor. (Furkan 1)

    Bütün müfessirler, (Bütün âlemlere ifadesine, cin taifesi de dâhildir) buyuruyorlar. Âlem, Allah’tan başka her şeye, her mahlûka denir. Bunun için birçok âlim, Peygamber efendimizin meleklere de gönderildiğini söylemişlerdir. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:

    (Kur’anı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yöneltmiştik. Onlar Kur’anı dinlemeye hazır olunca birbirlerine, susun dediler. Kur’anın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak milletlerine döndükleri zaman dediler ki: “Ey kavmimiz, biz Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan, gerçeği ve doğru yolu gösteren bir kitap dinledik. Hepiniz Allah’ın davetçisine [Muhammed aleyhisselama] uyun ve Ona iman edin ki, Allah da günahlarınızı bağışlayıp sizi acı bir azaptan korusun.”) [Ahkaf 29, 30, 31]

    Âlemlere rahmet
    Sual: (Yaratılması ve kendisi değil; sadece peygamberliği rahmettir) denilerek, Enbiya suresinin, (Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik) mealindeki 107. âyetinin, (Âlemlere bir rahmet olmak için, seni elçi gönderdik) diye tevil edilmesi caiz midir?
    CEVAP
    Asla caiz değildir. (Kendisi değil, peygamberliği rahmettir) denilerek Resulullahın kendisinin, önemli bir şahsiyet olmadığı belirtiliyor. Bir insan, vasıflarıyla değer kazanır. Peygamberliği rahmet olunca kendisi niye rahmet olmasın ki? Peygamberlik sıradan birine mi verilmiş de, böyle söyleniyor? Âyet-i kerimede açıkça, (Seni rahmet olarak gönderdik) buyuruluyor. Kendisi rahmet olarak gelince, peygamberliği de elbette rahmet olur.

    Kaynak: Dinimiz İslam

  2. #2
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    rose Resulullah sevgisinin önemi

    Sual: Bir misyoner, “Siz, peygamberinizi, tanrıdan çok seviyorsunuz. Tanrının ismi anılınca hiç umursamıyorsunuz da, peygamberinizin ismi geçince hemen salevat okuyorsunuz. Bir de Allah ismi ile peygamberin ismini ayırmaz, yan yana söylersiniz. Allah aşkına şunu yap dense, yapmıyorsunuz da, peygamber aşkına dense hemen yapıyorsunuz” diyor.
    Buna ne demeliydim?
    CEVAP
    Misyonere, “Biz Peygamberimizi çok sevdik de ne yaptık, sizin gibi tanrı mı dedik, tanrının oğlu mu dedik? Putunu yapıp boynumuzda mı taşıdık? Putunun önünde günah mı çıkarttık? Kendi gözünüzdeki merteği görmüyor, bizim gözümüzde saman çöpü arıyorsunuz” demeliydiniz.

    Müslüman, Resulullahı, Allah’ın emri olduğu için sever. Biz, Allahü teâlâyı sevdiğimiz için, Resulünü seviyoruz. Müslüman, niye haramlardan kaçar? Niye namaz kılar, niye oruç tutar? Peygamberi sevdiği için mi, yoksa Allah’ı sevdiği için mi? Elbette Allah’ı sevdiği için. Allahü teâlâ, Resulü için habibim diyor, Onu çok seviyor, bizim de sevmemizi ve Ona uymamızı istiyor. Bir âyet meali şöyledir:
    (Resulüm de ki; Allah’ı seviyorsanız, bana uyun. Bana uyanları Allah sever!) [Âl-i İmran 31]

    Allah’ın sevgisi ile Peygamberin sevgisi farklı olmadığı gibi, Allah’ın emri ile, Peygamberin emri de ayrı değildir. Bunu ayrı gösterenler kâfirdir. Bir âyet meali şöyledir:
    (Allah’ın emirleri ile, peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150-151]

    Salevat getirmemizi de emreden Allahü teâlâdır. Bir âyet meali şöyledir:
    (Allah ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56]

    Müslüman, sadece Allah’ın resulünü değil, diğer Müslümanları da sevmesi gerekir.

    Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Müminleri Allah için seven ve kâfirleri Allah için düşman bilen, ancak o zaman Allahü teâlânın sevgisine kavuşur.) [Mektubat-ı Masum Faruki 3/58]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Cenab-ı Hak, Kur'an-ı kerimde Resulüne itaat etmenin kendisine itaat etmek olduğunu bildiriyor. O halde, Resulüne itaat edilmedikçe, Ona itaat edilmiş olmaz. Bunun pek kesin ve çok kuvvetli olduğunu bildirmek için de (Muhakkak böyledir) buyurdu. Bazı doğru düşünmeyenlerin bu iki itaati birbirinden ayrı göstermelerine meydan vermedi. (1/152)

    Sultan Mahmud-i Gaznevi, birkaç adamını, Şeyh Ebül-Hasen-i Harkani hazretlerine gönderip onu yanına çağırmıştı. “Eğer gelmek istemezse, (Allah’a, Resulüne ve sizden [Müslümanlardan] olan âmirlere itaat edin) mealindeki âyeti okuyun” demişti. Şeyh hazretleri de gelmek istemeyince, kendisine bu âyeti okudular. O ise, (Allah’ın itaatine o kadar çok dalmış bulunuyorum ki, Resule itaat etmekten haya ediyorum. Âmire itaate vakit nerede?) dedi. Şeyh hazretlerinin [sekr halindeki] bu sözü, Allahü teâlânın itaatini, Resulünün itaatinden ayrı bildiğini göstermektedir. Şeriatın, tarikatın ve hakikatin bütün basamaklarında, Resulullaha itaat, Allahü teâlâya itaattir. Resulullaha itaat ile olmayan Allah’a itaat, dalalettir, sapıklıktır. Mehene şehrinin şeyhi, üstad Ebu Saîd-i Ebül Hayr ile otururken, Horasan’daki seyyidlerin büyüklerinden Seyyid Ecel de yanlarında idi. Bir meczup içeri girdi. Şeyh hazretleri, onu, Seyyidin üst yanına oturttu. Sonra seyyide dönerek, (Size olan saygımız, Resulullahı sevdiğimiz içindir. Bu meczubu ise, Allahü teâlâyı sevdiğimiz için yüksek tutuyoruz) dedi. Allahü teâlânın sevgisi ile, Resulullahın sevgisini ayıran böyle sözleri doğru yolun büyükleri uygun görmez. Allah sevgisinin, Resulullaha olan sevgiden çok olmasının, tarikat sarhoşluğundan ileri geldiğini bilirler. Böyle sözlere izin vermezler. (1/153)

    (Allah ismi ile peygamberin ismini ayırmaz, yan yana söylersiniz) demesi de yanlıştır. Çünkü Habibinin ismini kendi isminin yanından ayırmayan Allahü teâlâdır. İmanda da, itaatte de kendi isminin yanında bildirmiştir.

    Bu husustaki bazı âyet-i kerime mealleri şöyledir:
    (Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin ve uyun ki doğru yolu bulun.) [Araf 158]

    (Allah ve Resulüne itaat edin.) [Enfal 1, 20, 46, Ahzab 33, Maide 92, Tegabün 12, Mücadele 13, Nur 54]

    (Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]

    (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]

    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

    (De ki, “Allah’a ve Peygambere itaat edin! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]

    (Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]

    (Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

    (Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36]

    (Allah’a ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13]

    (Allah’a ve Resulüne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.) [Al-i İmran 132]

    (Allah’a ve resulüne itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez.) [Hucurat 14]

    (Allah’a ve Resulüne itaat edenler, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu nebiler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraberdir.) [Nisa 69]

    Ayrıca, Allah ve Resulüne itaat etmenin müslümanlık, karşı gelmenin sapıklık, kâfirlik olduğu, iman ve itaat edenlere Cennet nimetlerinin olduğu, inkâr ve karşı gelenlere Cehennem azaplarının olduğu, bunların Cehennemde (keşke Allah’a ve Resulüne itaat etseydik) diyecekleri başka âyetlerde de bildirilmiştir. [Ahzab 31, 36, 66, Nur 51,52, Feth 17, Tevbe 71]

    Sadece Habibine uymayı da bildiriyor:
    (Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]

    (Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]

    (O, kendiliğinden konuşmaz. Onun [din ile ilgili] her sözü vahiy iledir.) [Necm 3-4]

    (İhtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]

    (Namaz kılın, zekat verin, Resule itaat edin ki size merhamet edilsin.) [Nur 56]

    (Kimi, ona [Resulüme] iman etti, kimi de, ondan yüz çevirdi. Bunlara da çılgın ateşli Cehennem yetti. Âyetlerimizi inkâr ederek kâfir olanları elbette ateşe atacağız.) [Nisa 55-56]

    Habibini övüyor:

    (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]

    (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe 28]

    (Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin. Senin için bitmez, tükenmez, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 2-4]

    (Resulullahta sizin için [uyulması gereken] güzel örnekler vardır.) [Ahzab 21]

    (Sen razı oldum diyene kadar Rabbin sana [çok nimet] verecek!) [Duha 5]

    (Allah ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56]

    (Senin şânını, şöhretini yücelttik.) [İnşirah 4] Bu âyetin tefsirinde deniyor ki:
    Ezan, ikamet, teşehhüd, hutbe gibi bir çok yerde benimle beraber adını andırmak suretiyle şanını yücelttik. (Celâleyn)

    Senin ismini doğuda, batıda, yeryüzünün her yerinde yükselttim. (Savi tefsiri) [Batıya doğru, bir tul derecesi gidilince, namaz vakitleri 4 dakika gecikiyor. Her 28 km gidişte, aynı vaktin ezanı birer dakika sonra tekrar okunuyor. Böylece, yer yüzünün her yerinde, her an ezan okunmakta, Muhammed aleyhisselamın ismi, Allahü teâlânın ismi ile beraber her an, her yerde işitilmektedir.]

    Öyle bir yükseltme, yüceltme ki kendi ismini Habibinin ismi ile birlikte andırdı, Ona itaati kendisine itaat olarak gösterdi, melekler Ona salât etti, müminlere de Ona salevât getirmeyi emretti, Onu ismiyle değil, hep Resulüm, Habibim gibi güzel sıfatlarla andı. (Beydavi)

    Cenab-ı Hak Resulünün nâmını dünya ve ahirette de yükseltti. Hiçbir şehadet getiren, hiçbir namaz kılan yoktur ki şehadet kelimesini ve Resulullahın mübarek adını zikretmiş olmasın. (Katâde)
    (Allahü tealâ buyurdu ki: “Ben anıldıkça habibim sen de benimle birlikte anılmak suretiyle şânını yükselttim.) [Ebu Ya'la, İbni Hibban]

    Kaynak : Dinimiz İslam

Benzer Konular

  1. Kız Evladı Rahmet
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 17-02-2012, 01:03 PM
  2. Alemlerin rabbi nasıl tanınır?
    Ammar Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-12-2009, 07:30 PM
  3. Rahmet Ayına Kavuştuk...
    nefisetülilm Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-08-2009, 10:38 PM
  4. Rahmet melekleri
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-07-2009, 12:54 PM
  5. Rahmet Ve Kahır
    RABİA Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-06-2008, 01:54 PM
Yukarı Çık