Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10
  1. #1
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    rose İslamiyet, nakil yoluyla öğrenilir

    İslamiyet, nakil yoluyla öğrenilir


    Allahü teâlâ, Resulullah efendimizi, Kur’an-ı kerimi tebliğ etmek, öğretmek için gönderdi. Eshab-ı kiram, Kur’an-ı kerimdeki bilgileri Resulullah efendimizden işiterek ve sorarak öğrendiler. Enbiya suresinin 7. âyet-i kerimesinde mealen; (Bilmediklerinizi, zikir sahiplerinden sorunuz!) buyurulmuştur. Zikir, ilim demektir. Bu âyet-i kerime, bilmeyenlerin, âlimleri bulup onlardan sorup, öğrenmelerini emretmektedir.

    Din âlimleri de, sorup öğrenme ve nakletme yolunu takip ederek Eshab-ı kiramdan öğrendiler. Bütün Müslümanlar da, müctehid olan bu âlimlerden ve bunların kitaplarından öğrendiler. Peygamber efendimiz; (Ey insanlar, biliniz ki, ilim âlimden işiterek öğrenilir) buyurmuştur.

    Müslümanların bilmesi, öğrenmesi lazım olan bilgilere Ulum-i islamiyye, müslümanlık bilgileri denir. Bu bilgilerin kimisini öğrenmek farzdır, kimisini öğrenmek sünnet, bir kısmını öğrenmek de mubahdır.

    İslam bilgileri, iki büyük kısma ayrılır:

    Birincisi Ulum-i nakliyye yani din bilgileridir.
    Ehl-i sünnet âlimleri, bu bilgileri, Edille-i şer’ıyye denilen dört kaynaktan edinmişlerdir. Nakil yolu ile edinilen bu bilgiler, çok yüksektir. Aklın, insan dimağı gücünün dışında ve üstündedir. Bunlar, hiçbir zamanda, kimse tarafından değiştirilemez. Bu bilgiler, sorarak ve nakil yolu ile öğrenilir. Peygamber efendimiz; (İlim hazinedir. Anahtarı, sorup öğrenmektir) buyurmuştur.

    İslam bilgilerinin ikinci kısmı Ulum-i akliyyedir ki, matematik, mantık ve tecrübi bilgilerdir.

    İslam dini, çok sağlam esaslar üzerine kurulmuş, dünyanın her tarafına hatta zamanımıza kadar hiç değiştirilmeden gelmiş ve yayılmıştır. Diğer dinlerin hiçbiri böyle sıhhatli bir şekilde nakledilememiş ve korunamamıştır.

    İnanılacak olan iman bilgilerini doğru olarak öğrendikten sonra, helal, haram, farz, vacib, sünnet, mendub ve mekruh olan şeyleri de, Ehl-i sünnet âlimlerinin nakil yolu ile yazdıkları fıkıh kitaplarından öğrenmek ve bunlara uymak lazımdır.

    Bu âlimlerin üstünlüklerini anlayamamış olan cahillerin, kendi kafalarına göre yazdıkları kitaplardan öğrenmemelidir.
    Zira itikat edilecek şeylerde Ehl-i sünnete uymayan inanışı olan bir Müslüman, ahirette Cehenneme girmekten kurtulamaz.
    İmanı doğru olan bir Müslümanın, ibadetinde gevşeklik olursa, tövbe etmese bile, affedilebilir.
    Affedilmese bile, azab çektikten sonra, Cehennemden kurtulur.
    Bunun için işin başı, itikadı düzeltmektir. Ubeydullah-i Ahrar hazretleri; “Bütün keşifleri, kerametleri bana verseler, fakat, Ehl-i sünnet vel cemaat itikadını vermeseler, kendimi harab bilirim. Keşif ve kerametim olmasa ve kabahatim çok olsa, fakat Ehl-i sünnet ve cemaat itikadını ihsan eyleseler, hiç üzülmem” buyurmuştur.


    Ebü’l-Abbas-ı Mürsi hazretleri, sohbetlerinde hep hocasından nakiller yapardı. Bunun sebebi sorulduğunda buyurdu ki:

    “Eğer istesem; Allahü teâlâ buyurdu ki, Resulullah efendimiz buyurdu ki, ben diyorum ki... diyerek nefesler adedince, pekçok şey anlatırım.
    Yani Allahü teâlânın izni ile ilmim o kadar genişledi.
    O kadar çok şey biliyorum, fakat bütün bunları öğrenmeme, bu dereceye yükselmeme vesile, vasıta olan mübarek hocama karşı edebe riâyet ederek, edepte noksanlık olmaması ve daha çok ihsanlara kavuşmak için, hep hocamdan naklederek konuşuyorum. Layık ve uygun olan da budur.”

    Netice olarak din bilgileri, nakil yolu ile yani önce gelenlerden haber almakla öğrenilir.
    Fen bilgileri ise, tecrübe, deney yolu ile öğrenilir. Tecrübe, deney, fen bilgilerinde olur, din bilgilerinde olmaz.
    Ebu Ali Dekkak hazretlerinin buyurduğu gibi:

    “Kendiliğinden yetişen ağaç, yaprak verir. Fakat meyve vermez. Verse de tatsız olur. İnsan da böyledir. Hocası olmayan kimseden hiçbir şey hasıl olmaz. Ben söylediklerimi kendiliğimden söylemiyorum. Bu anlattıklarımı hocam Nasrabadi hazretlerinden öğrendim. Onun hocası Şibli hazretleri ve o da, bu bilgileri Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinden öğrenmiştir.”

    Kaynak: Gönül Pınarı

  2. #2
    bursali68
    Misafir..
    Sn.nefisetülilm,acaba sizin yazınızdaki gibi mi o ayetlerdeki anlatım

    " Allahü teâlâ, Resulullah efendimizi, Kur’an-ı kerimi tebliğ etmek, öğretmek için gönderdi. Eshab-ı kiram, Kur’an-ı kerimdeki bilgileri Resulullah efendimizden işiterek ve sorarak öğrendiler. Enbiya suresinin 7. âyet-i kerimesinde mealen; (Bilmediklerinizi, zikir sahiplerinden sorunuz!) buyurulmuştur. Zikir, ilim demektir. Bu âyet-i kerime, bilmeyenlerin, âlimleri bulup onlardan sorup, öğrenmelerini emretmektedir. "....

    Enbiya suresindeki ayetlerin bazılarına bir göz atalım bakalım neler diyor!!!

    ENBİYA
    1. İkterabe lin nasi hısabühüm ve hüm fı ğafletim mu'ridun
    1 - İnsanların hesab (görme) zamanı yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içinde, yan çizip aldırmıyorlar.

    2. Ma ye'tıhim min zikrim mir rabbihim muhdesin illestemeuhü ve hüm yel'abun
    2 - Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eğlenerek dinliyorlar.

    3. Lahiyeten kulubühüm ve eserrun necvellezıne zalemu hel haza illa beşerum mislüküm e fete'tunes sıhra ve entüm tübsırun
    3 - Kalbleri hep eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?"

    4. Kale rabbi ya'lemül kavle fis semai vel erdı ve hüves semiul alim
    4 - Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir" dedi.

    5. Bel kalu adğasü ahlamim belifterahü bel hüve şaır felye'tina bi ayetin kema ürsilel evvelun
    5 - Onlar: "Hayır, bunlar karışık rüyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir şairdir. Böyle değilse önceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin" dediler.

    6. Ma amenet kablehüm min karyetin ehleknaha e fe hüm yü'minun
    6 - Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi. Şimdi bunlar mı iman edecekler?

    7. Ve ma erselna kableke illa ricalen nuhıy ileyhim fes'elu ehlez zikri in küntüm la ta'lemun
    7 - (Ey Muhammed!) Biz, senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkek(peygamber)ler gönderdik. Bilmiyorsanız kitap ehli olanlara sorun.

    8. Ve ma cealnahüm cesedel la ye'külunet taame ve ma kanu halidın
    8 - Biz onları yemek yemez birer cesed kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.

    9. Sümme sadaknahümül va&'de fe enceynahüm ve men neşaü ve ehleknel müsrifın
    9 - Sonra biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; hem onları, hem de dilediğimiz kimseleri kurtardık, aşırı gidenleri yok ettik.

    10. Le kad enzelna ileyküm kitkaben fıhi zikruküm e fe la ta'kılun
    10 - (Ey Kureyş topluluğu!) And olsun, size öyle bir kitab indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

    24. Emittehazu min dunihı aliheh kul hatu bürhanekümv haza zikru mem meıye ve zikru men kablı bel ekseruhüm la ya'lemunel hakka fehüm mu'ridun
    24 - Yoksa O'ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların kitabı ve benden öncekilerin kitabı." Hayır, onların çoğu gerçeği bilmezler de onun için yüz çevirirler.

    27. La yesbikunehu bil kavli ve hüm bi emrihı ya'melun
    27 - Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.

    28. Ya'lemü ma beyne eydıhim ve ma halfehüm ve la yeşfeune illa li menirteda ve hüm min haşyetihı müşfikun
    28 - Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.

    92. İnne hazihı ümmetüküm ümmetev vahıdetev ve ene rabbüküm fa'büdun
    92 - Doğrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlık), bir tek ümmettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.

    93. Ve tekattau emrahüm beynehüm küllün ileyna raciun
    93 - Ama insanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar ama, hepsi bize döneceklerdir.

    106. İnne fı haza le belağal li kavmil abidın
    106 - Şüphesiz bu Kur'ân'da kulluk eden kimseler için kâfi bir öğüt vardır.

    107. Ve ma erselnake illa rahmetel lil alemın
    107 - (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.

    108. Kul innema yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahıd fe hel entüm müslimun
    108 - De ki, bana ancak şöyle vahyolunuyor: "İlâhınız ancak tek bir ilâhtır. Şimdi siz artık müslüman oluyor musunuz?"

    109. Fe in tevellev fe kul azentüküm ala seva' ve in edrı e karıbün em beıydüm ma tuadun
    109 - Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."

    110. İnnehu ya'lemü ma tektümun
    110 - Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
    ..........................................

    Peki Nahl suresindeki 43. ayet ve peşine hemen ilaveten getirilen ve " Alimlerden " din öğrenilir savunulması için kullanılan ayet ile ENBİYA 7 deki aynılığa/benzerliğe/tekrara bakar mısınız?Bu ayetleri tek başına değerlendirilebilecek ayetler midir?Yoksa hem ENBİYA,hem de NAHL suresinin kendi bütünlüğü içerisinde mi değerlendirmek akıllıca olur ve doğru olur.Ayrıca tek başına o ayetleri alsanız da yine de " Nakil ile din öğrenimine ait bir emir " söz konusu değildir.O ayetleri Nakil yolu ile İslam dini öğrenilebilir zorlaması için kullanmak son derece hem tehlikeli hem de abesle iştigaldir.Koskoca sureden birer ayet ile " nakli " isbat ettiğinizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz derim.Okuyanlar da istediklerine inanmakta serbesttirler,buyrun ayetler aşağıda

    ENBİYA 7. Ve ma erselna kableke illa ricalen nuhıy ileyhim fes'elu ehlez zikri in küntüm la ta'lemun
    ENBİYA 7 - (Ey Muhammed!) Biz, senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkek(peygamber)ler gönderdik. Bilmiyorsanız kitap ehli olanlara sorun.
    ..............
    NAHL 43. Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhıy ileyhim fes'elu ehlez zikri in küntüm la ta'lemun
    NAHL 43 - (Ey Peygamber!) Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorun.

    NAHL 44. Bil beyyinati vez zübür ve enzelna ileykez zikra li tübeyyine linnasi ma nüzzile ileyhim ve leallehüm yetefekkerun
    NAHL 44 - Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'ân'ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.

    NAKİL e isbat teşkil etmediğinden yukarıdaki ayetler " o buyurdu ki...şu buyurdu ki...bu buyurdu ki..." demiyor,Allah'ın buyurduklarını latince harfler ile ve Elmalılı Hamdi Yazır'ın Meali ile birlikte buraya aktarıyorum.

    Gayet net soruyorum ENBİYA 7 ve NAHL 44 e göre Yüce Allah bizden neyi sormamızı istiyor " Kitap ehline,zikr ehline " ???O birer ayette bunu açıklamış mı???

    Sağlıcakla kalınız.
    Konu bursali68 tarafından (04-07-2009 Saat 02:56 PM ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085
    Bu alimler kimlerdir, sizin bizim gibi kimseler midir ki hemen böyle itiraz ediliyor?!

    Kur'an-ı Kerim'deki murad-ı ilahi hemen öylece mealinden anlaşılacak kadar basit midir ki?



    Arabi ilimleri ve Kur’an-ı kerimi ezbere bilen,
    her âyet-i kerimenin manay-ı müradisini,
    manay-ı zımni ve iltizamisini bilen ve
    âyet-i kerimelerin geldikleri zamanları ve gelme sebeplerini
    ve ne hakkında geldiklerini, külli ve cüzi olduklarını,
    nasih veya mensuh olduklarını,
    mukayyed veya mutlak olduklarını
    ve kıraet-i seba ve aşereden
    ve kıraet-i şazzeden nasıl çıkarıldıklarını bilen,
    hadis kitaplarındaki,
    yüz binlerce hadisi ezberden bilen
    ve her hadisin ne zaman ve ne için irad buyurulduğunu
    ve manasının ne kadar genişlediğini
    ve hangi hadisin diğerinden önce veya sonra olduğunu
    ve bağlı bulunduğu olayları ve
    hangi vaka üzerine buyurulduğunu
    ve kimler tarafından nakil ve rivayet olunduğunu
    ve nakledenlerin ne halde
    ve ne ahlakta olduklarını bilen,
    fıkıh ilminin üsul ve kaidelerini tanıyan,
    12 ilmi ve Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin işaretlerini,
    rumuzlarını ve açık ve kapalı manalarını kavrayan
    ve bu manalar kalbinde yer etmiş olan,
    kuvvetli iman sahibi ve itminan ile dolu, nurlu ve saf bir kalbe ve vicdana malik olan

    kimselere âlim denir....



    Yüksek din bilgileri,
    - tefsir,
    - usul-i kelam,
    - kelam,
    - usul-i hadis,
    - ilm-i hadis,
    - usul-i fıkıh,
    - fıkıh,
    - ilm-i tasavvuftur.
    - Bu 8 ilmi öğrenebilmek için gerekli alet ilimleri ise 12 dir.
    Bunlar,
    - sarf,
    - iştikak,
    - nahv,
    - kitabet,
    - iştikak-ı kebir,
    - lügat,
    - metni lügat,
    - beyan,
    - meani,
    - bedi,
    - belagat,
    - inşa ilimleridir.


    Bütün bu ilimlere haiz olmadan Kur'an-ı Kerim'den kendi aklına göre hüküm çıkarmak ve bu hükme göre amel etmek insanı delalete sürükler....
    72 dalalet fırkası böyle meydana gelmiştir.

    Nasıl ki bir yerimiz ağrıdığında, hastalandığımızda,
    elimize bir tıp kitabı alıp da kendi kendimizi tedavi etmeye kalkışmıyor,
    en tecrübeli, konusunda uzman olan
    bir doktorun bir proföserün bilgisine ve tecrübesine teslim oluyorsak;
    Ebedi saadetimizi temin edecek dini bilgileri öğrenmek için de
    konusunda en üstün, en ehil, en yüksek olan
    Ehli sünnet alimlerinin kitaplarına
    teslim olmalı, bunlardan öğrenmeli
    ve bunlara uygun olarak amel etmeliyiz...

    Yoksa çıkardığımız mana, edindiğimiz itikat, yaptığımız ameller, yarın ahirette "kalp para" gibi geçersiz kalır ki,
    oradaki pişmanlık hiç fayda etmez....

    Bunu ben söylemiyorum, sadece naklediyorum....
    Akıl, idrak ve basiret sahibi herkesin bunları inceleyip, düşünmesi ve
    vicdani muhasebesini yaptıktan sonra karar vermesi gerekir...

  4. #4
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı nefisetülilm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu alimler kimlerdir, sizin bizim gibi kimseler midir ki hemen böyle itiraz ediliyor?!

    Kur'an-ı Kerim'deki murad-ı ilahi hemen öylece mealinden anlaşılacak kadar basit midir ki?



    Arabi ilimleri ve Kur’an-ı kerimi ezbere bilen,
    her âyet-i kerimenin manay-ı müradisini,
    manay-ı zımni ve iltizamisini bilen ve
    âyet-i kerimelerin geldikleri zamanları ve gelme sebeplerini
    ve ne hakkında geldiklerini, külli ve cüzi olduklarını,
    nasih veya mensuh olduklarını,
    mukayyed veya mutlak olduklarını
    ve kıraet-i seba ve aşereden
    ve kıraet-i şazzeden nasıl çıkarıldıklarını bilen,
    hadis kitaplarındaki,
    yüz binlerce hadisi ezberden bilen
    ve her hadisin ne zaman ve ne için irad buyurulduğunu
    ve manasının ne kadar genişlediğini
    ve hangi hadisin diğerinden önce veya sonra olduğunu
    ve bağlı bulunduğu olayları ve
    hangi vaka üzerine buyurulduğunu
    ve kimler tarafından nakil ve rivayet olunduğunu
    ve nakledenlerin ne halde
    ve ne ahlakta olduklarını bilen,
    fıkıh ilminin üsul ve kaidelerini tanıyan,
    12 ilmi ve Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin işaretlerini,
    rumuzlarını ve açık ve kapalı manalarını kavrayan
    ve bu manalar kalbinde yer etmiş olan,
    kuvvetli iman sahibi ve itminan ile dolu, nurlu ve saf bir kalbe ve vicdana malik olan

    kimselere âlim denir....



    Yüksek din bilgileri,
    - tefsir,
    - usul-i kelam,
    - kelam,
    - usul-i hadis,
    - ilm-i hadis,
    - usul-i fıkıh,
    - fıkıh,
    - ilm-i tasavvuftur.
    - Bu 8 ilmi öğrenebilmek için gerekli alet ilimleri ise 12 dir.
    Bunlar,
    - sarf,
    - iştikak,
    - nahv,
    - kitabet,
    - iştikak-ı kebir,
    - lügat,
    - metni lügat,
    - beyan,
    - meani,
    - bedi,
    - belagat,
    - inşa ilimleridir.


    Bütün bu ilimlere haiz olmadan Kur'an-ı Kerim'den kendi aklına göre hüküm çıkarmak ve bu hükme göre amel etmek insanı delalete sürükler....
    72 dalalet fırkası böyle meydana gelmiştir.

    Nasıl ki bir yerimiz ağrıdığında, hastalandığımızda,
    elimize bir tıp kitabı alıp da kendi kendimizi tedavi etmeye kalkışmıyor,
    en tecrübeli, konusunda uzman olan
    bir doktorun bir proföserün bilgisine ve tecrübesine teslim oluyorsak;
    Ebedi saadetimizi temin edecek dini bilgileri öğrenmek için de
    konusunda en üstün, en ehil, en yüksek olan
    Ehli sünnet alimlerinin kitaplarına
    teslim olmalı, bunlardan öğrenmeli
    ve bunlara uygun olarak amel etmeliyiz...

    Yoksa çıkardığımız mana, edindiğimiz itikat, yaptığımız ameller, yarın ahirette "kalp para" gibi geçersiz kalır ki,
    oradaki pişmanlık hiç fayda etmez....

    Bunu ben söylemiyorum, sadece naklediyorum....
    Akıl, idrak ve basiret sahibi herkesin bunları inceleyip, düşünmesi ve
    vicdani muhasebesini yaptıktan sonra karar vermesi gerekir...

    Fatihin ( Rahmetullahialeyh ) topları kadar yıkıcı ve Kanuni'nin fermanları kadar kat'i olan bu gerçeği bir kez daha inkar gürûhunun suratına çarptığınız için Cenab-ı Hak sizi iki alemde aziz ve mübarek eylesin.Gerçekleri değiştirmeye yeltenenleri Hak Teala bildiği gibi yapacaktır.Her fiilleri ateşlerinin şiddetini artırmakta azaplarını çetinleştirmektedir vesselam.

  5. #5
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    niçin eski âlimlerin kitaplarını tavsiye ediyorsunuz?

    Sual: Niçin günümüzdeki insanların yazdıkları kitapları değil de, eski âlimlerin kitaplarını tavsiye ediyorsunuz?

    CEVAP

    İslam âlimlerinin en büyüklerinden olan imam-ı Rabbani hazretleri, dört yüz sene önce buyurdu ki:

    (İslam âlimleri, bugün garip oldu, azaldı. Şimdiki tarikatçıların yoluna bid'atler karıştığı ve bu yolu bozdukları için, Resulullahın sünnetine sarılmış olan büyük âlimleri, bu millet tanımaz oldu. Bu bilgisiz kimseler, milletin kalbini, bu bid'atleri ile kazanmaya çalıştılar. Böyle yapmakla dini yayacaklarını, hatta İslamiyet’i olgunlaştıracaklarını sandılar. Hâşâ öyle değildir. Bunlar, dini yıkmaya çalışıyorlar. Allahü teâlâ bunları doğru yola kavuştursun! Şimdi büyük âlimlerden bu ülkede pek az kalmıştır. İslamiyet’i sevenlerin, bu âlimlerin kitaplarının bildirdiği yolda gitmeleri gerekir.) [c.2 m.62]

    Hadis-i şeriflerde

    (Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar),

    (İlmin azalması âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar, halkı yoldan saptırırlar)

    ve (Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur)

    buyuruldu. İnsanların en iyileri olan âlimlerin yazdıkları kitapları beğenmeyip, bozuk asrın bozuk insanların kitaplarına aldanmaktan sakınmalıdır! (Hadika)

    Din yeni gelmedi.
    Hem de kâmil olarak geldi.
    Eksik olarak gelmedi.
    İslamiyet saf, berrak şekildedir.
    İslami ilimler, nakli ve akli ilimler olmak üzere ikiye ayrılır.
    Nakli ilimler, yani din bilgileri zamanla değişmez,
    kıyamete kadar hep aynıdır.
    Zamanla değişen, âdetler ve fen bilgileridir.
    Nakli ilimlerin saf, berrak, bid’atsiz şekli geridedir.
    Akli ilimlerin ise en gelişmiş şekli ileridedir.
    Zamanla gelişirler. Fende değişiklik olur, dinde değişiklik olmaz.
    Nakli ilimleri yani din bilgilerini fen bilgileri ile karıştırmak, cahillik değilse, nedir?
    Din düşmanlarının oyunlarını anlayalım, tuzaklarına düşmeyelim.

    alıntı

  6. #6
    bursali68
    Misafir..
    Sn.nefisetülilm,sorumun yanıtını vermemişsiniz,sadece itikatınızı yazmışsınız.Ben ise gayet net sordum sanırım,tekrar ediyorum sorumu ;

    " ENBİYA 7 ve NAHL 44 e göre Yüce Allah bizden neyi sormamızı istiyor " Kitap ehline,zikr ehline " ???O birer ayette bunu açıklamış mı??? "

    Yani dğer bir deyişle,ENBİYA 7 ve NAHL 44 ayetleri bizlere " Alimlere uyun " emri mi veriyor?Ayetlerde bu mu var,yoksa anlatımın içerisinde ayetlerde belirtildiği üzere inanamamakta direnen veya belli konularda isbat isteyenler için " zikr alimlerine sorun " mu deniyor?

    " Nasıl ki bir yerimiz ağrıdığında, hastalandığımızda,
    elimize bir tıp kitabı alıp da kendi kendimizi tedavi etmeye kalkışmıyor,
    en tecrübeli, konusunda uzman olan
    bir doktorun bir proföserün bilgisine ve tecrübesine teslim oluyorsak;..."

    Yine tekrar ediyorum şu doktorculuk oyununu bir kenara bırakalım.Bizler saftirik değiliz.Okuduğumuzu anlamayak kadar basiretsiz,bilgisiz,cahil de değiliz ki.Tabii ki anlamayan için bir şey diyecek halimiz yok.Ama şu da bir gerçek ;

    Yüksek din bilgileri,
    - tefsir,
    - usul-i kelam,
    - kelam,
    - usul-i hadis,
    - ilm-i hadis,
    - usul-i fıkıh,
    - fıkıh,
    - ilm-i tasavvuftur.
    - Bu 8 ilmi öğrenebilmek için gerekli alet ilimleri ise 12 dir.
    Bunlar,
    - sarf,
    - iştikak,
    - nahv,
    - kitabet,
    - iştikak-ı kebir,
    - lügat,
    - metni lügat,
    - beyan,
    - meani,
    - bedi,
    - belagat,
    - inşa ilimleridir.

    Bu kadar ilim ile bu Kur'an,garibim kullara indirilmemiş.Yani bunu anlayacak insanlara indirilmiş, " ALİMLERE,DİN ADAMLARINA..." .Yani diğer bir deyişle Yüce Allah daha Kur'an-ı indirdiğinde bir "SINIF" farkı yaratmış,nasıl bir adalettir ki bu?Hem bize " apaçık ve anlaşılır " diyecek hem de anlamak için ilim üzerine ilim bilmek gerekecek.Anlamayan Arapları kasdediyorsak doğru zaten cehaletin zirvesindeki bir millet ki Kur'an bile bunu söylüyor zaten,ancak anlayabilenler için adaletsiz değil mi?Siz ce anlamlı mı?Bence değil hem de hiç.

    " Ehli sünnet alimlerinin kitaplarına
    teslim olmalı, bunlardan öğrenmeli
    ve bunlara uygun olarak amel etmeliyiz..."

    Ben Kur'an'a yani Allah'ın sözüne teslim olmayı yeğliyorum,hata nerede?Bende mi yoksa yanlışlıklar yapılan/yapılmış olabilen " MEALLERDE" mi?O zaman ısrarla vurguladığım gibi " İSLAM ŞURASI " oluşturulsun/toplansın ve kökünden çözülsün bu sorun,olamaz mı?


    " Zamanla gelişirler. Fende değişiklik olur, dinde değişiklik olmaz."

    Bu söz çok ama çok iddialı bir söz.Dinde değişiklik fenne göre anlayış açısından ve bazı içeriklerde olabilir nasıl mı işte size bir örnek ;

    " FİL " suresindeki fili fil (elephant ) olarak mı algılıyorsunuz yoksa " Zırh-Donanım " mı?ADİYAT suresinde konusu geçen " AT " mı yoksa,

    1. Wel ADİYAT'ı DABHAN.
    Adiyat=Atın yaptığı işi yapan, Beygir-gücü, Horse Power (HP) Pferde Stark (PS) gibi KUVVET birimleri.

    2. Fel MURİYATı KADHAN
    Bir tek yerinden "Alev=Tepki bırakan . Namlu ya da egzost gibi...Yoksa dört nalından dört kıvılcım çakan çakmaktaşı gibi at demek değil)

    3. Sabaha karşı baskın veren:
    Modern askerlikte, siz çıkarma yaparken, namlu ya da roketin tepkimesi en iyi sabahın alaca karanlığında görünecektir. Çünkü hem düşmanın silah yuvalarını hem de çıkarma yapmak için az bir ışığa ihtiyacınız vardır ve önünüzü görürsünüz. Bu ayetin daha ateşli silahlar icat edilmeden, ok, kılıç, gürz, mızrak vb. gibi ateşsiz silahlar döneminde indirildiğini görürseniz, Kur'an'ın her çağın kitabı olduğunu da teslim etmiş olursunuz. Burada Normandiya çıkartması gibi çağımızda uygulanan Tan yeri ağarırken yapılan askeri taktik ve stratejiler verilmiştir).

    Başka bir örnek ;

    Ebabile= Ebabil kuşu??? Zümrüdü Anka (Phoenix) gibi nesli ortadan kalkmış bir kuş mu? Böyle bir kuş varsa hani nerede dinozor, mammut gibi fosili?

    Yoksa Ebabila=Filo Düzeninde Uçuş mu demektir.Gaga=Namlu ya da roketatan mekanizma, Pişmiş Balçık=Cephanelikte soğuk nevale gibi duran bir merminin (Dinamitin vb) tetiklenince ölüm makinesi gibi ortamı ısıtması...

    Şimdi bilim(müsbet bilme) göre bakın ayetler nasıl da farklılaşabiliyor.Böyle olunca anlayış da değişebiliyor.Sadece basit herkesin anlayabileceği türden örnekler,hem de o kadar az verdim ki bu örnekleri.Buraya yazmaya kalksam şaşar kalırsınız.Ne anlatıyoruz ki?

    Sağlıcakla kalınız.

  7. #7
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992
    Sayın Bursalı Sayın nefisenin Mushaf Kuranı yorumlayabilmek için göstermiş olduğu şart bilgilere sahip olabilmek için değil Alim ancak Yüce Allah olmak gerekir.Çünkü nakil yapanların hallerini vede Ahlaklarını ancak Yüce Allah bilebilir.Pekiyi ne diyor Yunus İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir.Kişi ancak kendi öz nefsini tanıdığında Yüce Allahı bilir. Yani İlimden kasıt Kendini bilebilmektir.O zaman Belirtilen ilimler beşeri olmayıp Öznefsimizde mevcutturlar.Yani Yüce Allah Kendi ilmini öğrenmekte sınıf farkı yapmadığı gibi Okuma yazma bilenle bilmeyen ,zengin olanla olmayan arasındada sınıf farkı yapmaz.Bu gün rahatlıkla edinip okuyabildiğimiz bu Kuran meallerini o zamanlar yazma olarak alabilmek madden çok zor olduğu gibi birde okuyabilmek derdide vardı.Bir metni ezberleyebilmekte çok zordur. Oda bir IQ ister.
    Şu halde buradan ortak bir kanıya varabiliriz:Mesele Kuran ayetlerini okuyup bilebilmek yada bunların yanında daha bir çok şeyde bilebilmek değildir. Çünkü böyle düşünecek olursak Allahın sevgili kulları İlahiyat üzerine tahsil yapmış okuma yazma bilen varlıklı insanlardır.Siz Çıtayı alçak tutuyorsunuz;Sayın Nefise ise Çıtayı bayağı yükseltiyor. Ama Çıtada çıtadır.Kaldırmak gerekir bu beşeri çıtayı.Ve sonuçta her iki görüşe görede bu bilgilerde bir noktada Beşeridir. Çünkü beşeri usullerle öğreniliyorlar.Halbuki ne peygamberler nede sofiler böyle bir tahsil ve eğitim görmemişlerdir.Ama şu varki Hz Ademe Bütün bu bilgiler Hz Allah tarafından bizzat öğretilmiştir.İşte meselede budur. O Ademiyeti bulabiliyormuyuz,kendimizde?Yoksa Ne Tekkede,Ne Medresede,Nede Okuduğumuz Mushaf Kuranda bulabileceğimize kani değilim.Ama deyelimki O Ademiyeti bulduk. Kime ne anlatabiliriz? Kendimizden gayrı. O zaman Bu Yolda gizli bir yol olmaktadır.Ama Beşeri bilgilerede sahip olanlar bulanların anlatamadıklarını anlatacaklardır,ve anlatıklarının bir çoğu hakikat olmasada dinlenileceklerdir.Çünkü maddi bir dünyada yaşıyoruz.

    Sekahüm sırrını söyleme sakın
    Sakla kulum beni saklayam seni
    Cevheri zatını faş etme sakın
    Sakla kulum beni saklayam seni

    Elde ayağında dilde gözünde
    Hakkına razı ol her bir sözünde
    Canından içeru kendi özünde
    Sakla kulum beni saklayam seni

    Bilen demez,deyen bilmez bu hali
    Bildiğini deme sözün misali
    Aşıklar sakladı buldu kemali
    Sakla kulum beni saklayam seni

    Dizilmiş katara erenler pirler
    Hakkın emri ile Hakka giderler
    Hakikat sırrını söyleme derler
    Sakla kulum beni saklayam seni

    Genç Abdalım Hakkı sen sakla sende
    Hak seni saklasın can ile tende
    Hak buyurdu Ben Sendeyim. Sende bende
    Sakla kulum beni saklayam seni
    Baki selamlar.

  8. #8
    bursali68
    Misafir..
    Sn.yavuz34,yaklaşımınız ve ayrıntılarınız için teşekkürler.Yazdığımın içeriği şudur bir örnek ile açayım.Kur'an'ın indiği devirlerde Bedeviler ve Araplar çölü " DEVELER " ile geçerlerdi,şimdi ise develer turistlere gösteriliyor,yarıştırılıyor...çöl ise uçaklar ile aşılıyor.
    O zamanlarda ayetlerin açılımı o devirde ayetlerin mealini yazanın bilgisiyle(bilim ve teknolojiye bağlı) paraleldir,şimdi ise ayetlerin meallerini yazanın bilgisi(bilim ve teknolojiye bağlı) ile paraleldir.Yani Ehl-i Sünnet Alimleri acaba o devirde " ışınlanma teknolojisini,kuantum mekaniğini,zaman aberasyonunun etkenlerini,uçağı,uzay mekiğini,aya seyahati veya uzay yolculuklarını,zamanın akacak kadar zaman bulamadığı yeri...vb. " biliyorlar mıydı?Hiç sanmıyorum.Bunu onları küçümsemek anlamında söylemiyorum,bilim ve teknoloji o boyutta değildi,dolayısı ile bilebilmelerine imkan yok.Tasavvufi olarak bir şeyler söyler ancak söylediklerinin ne olduğunu kendileri de bilememiş olabilirler.Bu onlara hakaret mi?Oklid de paralel evrenleri bulmuş ancak tam olarak ne bulduğunu anlamadan göçmüş gitmiş???

    Onun ötesinde Hz.Adem için ayrı düşünmek gerek.Bilgileri bilmek ayrı,uygulamak ayrı.Kuşun gagasıyla toprağı eşelediğini görünce Kabil öldürdüğü Habil'i gömeceğini anlıyor,demek ki daha ilk kuşakta anlaşılamayanlar var.Hz.Adem anlasa ne olur,ilk kuşağı bir çok şeyi anlamamış gözüküyor.Ayrıca inceleyebiliriz bunu da ben de bu meyanda düşünüyorum.Yani Ehl-i Sünnet Alimlerinden nakil ile Hz.Adem'in bilgisi arasında tartılmayacak derecede ayrılık ve farklılık olduğuna inanıyorum.

    Her yükseklikteki çıtayı anlamak önemlidir.Çünkü Kur'an her kademedeki çıtaya has bir kitaptır.En saf kulun da anladığı vardır,en alim oğlu alimin de anladığı vardır.Her ikisi de kendi anladıklarıyla amel ederler ve bununla da sorumludurlar.Bunu yaparken " Edinilen yanlış/sahte Rablere " yani ŞİRK e bulaşmamak önemli kıyısından köşesinden de olsa kaçabilmek önemlidir derim.

    Sağlıcakla kalınız.

  9. #9
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sn.yavuz34,yaklaşımınız ve ayrıntılarınız için teşekkürler.Yazdığımın içeriği şudur bir örnek ile açayım.Kur'an'ın indiği devirlerde Bedeviler ve Araplar çölü " DEVELER " ile geçerlerdi,şimdi ise develer turistlere gösteriliyor,yarıştırılıyor...çöl ise uçaklar ile aşılıyor.
    O zamanlarda ayetlerin açılımı o devirde ayetlerin mealini yazanın bilgisiyle(bilim ve teknolojiye bağlı) paraleldir,şimdi ise ayetlerin meallerini yazanın bilgisi(bilim ve teknolojiye bağlı) ile paraleldir.Yani Ehl-i Sünnet Alimleri acaba o devirde " ışınlanma teknolojisini,kuantum mekaniğini,zaman aberasyonunun etkenlerini,uçağı,uzay mekiğini,aya seyahati veya uzay yolculuklarını,zamanın akacak kadar zaman bulamadığı yeri...vb. " biliyorlar mıydı?Hiç sanmıyorum.Bunu onları küçümsemek anlamında söylemiyorum,bilim ve teknoloji o boyutta değildi,dolayısı ile bilebilmelerine imkan yok.Tasavvufi olarak bir şeyler söyler ancak söylediklerinin ne olduğunu kendileri de bilememiş olabilirler.Bu onlara hakaret mi?Oklid de paralel evrenleri bulmuş ancak tam olarak ne bulduğunu anlamadan göçmüş gitmiş???

    Onun ötesinde Hz.Adem için ayrı düşünmek gerek.Bilgileri bilmek ayrı,uygulamak ayrı.Kuşun gagasıyla toprağı eşelediğini görünce Kabil öldürdüğü Habil'i gömeceğini anlıyor,demek ki daha ilk kuşakta anlaşılamayanlar var.Hz.Adem anlasa ne olur,ilk kuşağı bir çok şeyi anlamamış gözüküyor.Ayrıca inceleyebiliriz bunu da ben de bu meyanda düşünüyorum.Yani Ehl-i Sünnet Alimlerinden nakil ile Hz.Adem'in bilgisi arasında tartılmayacak derecede ayrılık ve farklılık olduğuna inanıyorum.

    Her yükseklikteki çıtayı anlamak önemlidir.Çünkü Kur'an her kademedeki çıtaya has bir kitaptır.En saf kulun da anladığı vardır,en alim oğlu alimin de anladığı vardır.Her ikisi de kendi anladıklarıyla amel ederler ve bununla da sorumludurlar.Bunu yaparken " Edinilen yanlış/sahte Rablere " yani ŞİRK e bulaşmamak önemli kıyısından köşesinden de olsa kaçabilmek önemlidir derim.

    Sağlıcakla kalınız.
    Sayın Bursalı Tasavvufi olarak bir şeyler söyleyen sofiler var.İlim dedikleride Kendi öz nefis yolculuğunu yapanlardır.Yoksa maddi ilim falan öyle fazla bilgileri elbette yokki?Habil ve Kabilde tamamen ayrı bir olaydır.Tıpkı Ademi anlatmakla Sınırsız sevgiyi anlatmışlarsa. Habil ve Kabil olayıylada İnsandaki Emeklerin Hebaya gitmesi anlatılmak istenilmiştir.Mizan terazisinin bir tarafında Kültür durur,Emek durur. Diğer taraftada İç yağlar durur. Onlarsa Başarısızlıklardır. Başarısızlıklar kabul edilir. Emek ve kültür kabul edilmez.Bu İse aynı zamanda Çıtanın kaldırılmasıdır. Yani Yaşarken Beşeriyetinizin silinmesidir.
    Ekili yaylalar nasıl basayım
    Üzerine birkaç kurban keseyim
    Bu iş Haktan geldi kime küseyim?
    Sal Allahım Sal sılama varayım
    Kuran ise Resulullaha dahi parça parça gelmiştir. Dayanabilmesi için.Yani Kuran Söz değildir aslında Çıtamızın yakılıp yıkılmasıdır.Onun için yavaş yavaş gelmeye başlar.Aaa bi bakarsınız bir gün yeni aldığınız alırkende borca girdiğiniz henüz sigortasını yaptıramadığınız arabanız çalınır. Geldi işte sana bir ayet. Terlemeye kasılmaya titremeğe başlarsınız,Bir gün bir bakarsınız İşinizden çıkarılmışsınız,İşte bir ayet daha.Bir gün evinize gidersiniz bir de ne görürsünüz Eşiniz ihanet içersindedir,işte geldi size bir ayet daha,Boşanırsınız gayet haklı olarak ama Nafakaya mahkum olursunuz yine titremeler kasılmalar başlar işte buda bir ayet,Evladınız vardır sizden uzaklaştırılır gösterilmez İcra dairelerinde soğuk soğuk terleyip üşümeye başlarsınız geldi işte Cebrail size rızkınızla beraber,Ondanda vazgeçersiniz bir gün bir bakarsınız İhanet eden ve gayet mutlu bir şekilde sevgilisiyle yaşayan o eşiniz Size faiziyle yüklü bir nafaka biriktirmiş bundan dolayıda evinizi aldığınız üç kuruşluk emekli maaşınızın yarısını haczetmiş başlar yine titremeler kasılmalar çünkü Cebrail meleği Yüce Allahın Selamını getirmiştir size.Bütün işte bunlar çıtanın yakılmasıdır.Yada Perdenin kaldırılmasıdır.Ve Kuranın Kendi göğünüzden size indirilmesidir. Bu Mübarek iniş Dağdaki okuma yazma bilmeyen çobanada gelebilir,Yüksek tahsilliyede gelebilir,Çok güçlü bir zenginede gelebilir. Yüce Allah Nasibi kime verecekse ona verir.İşte bundan nasiplenen her insanda bu Kuranı anlatmaya çalışırki kelimeleri buna yetmez.Kuranın kendisi zaten bir imtihandır. Ama Hangi Kuran.Kurana tabi olanın yaşadığı halmi? Yoksa yazdığı yazılarmı?Şirk ise Sonuçta bu Ağır imtihan karşısında yaşama karşı oluşan sevgilerimiz,beklentilerimiz,dertlerimiz,üzüntüler imiz işte bunlarında hepsi şirktir.O yüzden şirk kelimesini kötü bir şey olarak görmüyorum. Bidat dediğimiz kavram bile normal insanlara göre değil Kurana tabi olanlara göre tefekkür edilip anlaşılmalıdır.
    Hakikat bir gizli sırdır
    Açabilirsen gel beri
    Küfr içinde iman vardır
    Seçebilirsen gel beri

    Şüphe getirme gönlüne
    Hak perde çeker önüne
    Oddan bir gömlek eğnine
    Biçebilirsen gel beri

    Ana Baba,Kavim kardeş
    Hak yolunda olduk yoldaş
    Can ile baştan ey kardeş
    Geçebilirsen gel beri

    Pir Sultanım eli attık
    Vardık bir pir eteğin tuttuk
    Bir ağudur bala kattık
    İçe bilirsen gel beri
    Baki selamlar.

  10. #10
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Allahü Teala kullarının ilm sahibi olmasını istiyor , Hakkın halifeleri ancak yukarıdaki ilmlere sahip olan kıymetli insanlardır.Bu ilmlere sahip olmayanın din konusunda kendi aklından bir şey söylemesi caiz değildir.Ancak bu ilmlere sahip olan hakiki veraset sahibi alimlerin sözlerini dinlemelidirler.Yani din öğretmeni onlardır , nasıl ki her ilmin mutehassısları varsa bu ilmlerin mutehassısları da onlardır.

    Mesela tıp doktoru olmak için tıp akademisinde tıp proflarının sözlerine ve derslerine göre yetişir öğrenciler değil mi ,

    Aynı şekilde hukuk profu olmak isteyen hukuk fakultesindeki öğretmenlerinin sözlerine ve derslerine uyarak yetişir.Söz dinlmez kendi aklına göre konuşursa öğretmeninden ikaz alır , çok ileri giderse ceza alır.Söylediği şey yanlış ise ve daha da ukelalık yaparsa sanıfta kalır.

    İşte Hak Teala'nında müberek kelamını yani Kur'anı Kerimi anlamak için, Efendimizin ve varislerinin yoluna tabi olmak , onların yukarıdaki ilmler dahilinde bildirdiklerine uymak lazımdır.Hak Teala'ya gerçek kul , gerçek halife olmak ancak bu yol ile mümkündür.Bu yola uymadan , bu ilmlere sahip olmadan yada bu ilmlere sahip olanlara tabi olmadan kendi kafasına göre din uyduran İslam'dan ayrı bir din uydurmuş olur.Yani sınıfta kalan öğrenci dahi olmaz, ki sınıfta kalan dahi istidadı kadarı ile bu yoldan bişeylre kavuşabilir fakat bunlar sınıfta kalan değil okuldan kavulanlar zümresindendir.

    Bunların hali öğrenci olmadan Prof. olmaya yeltenmek gibi şerbetli bir cahillik ile izah edilebilir.

    Bunlara diyorum ki ; gidin Marmara Üniversitesine ve kendinize kafanıza göre bir ünvan verin ve deyin ki mesela ben " Gastroentoloji Profesörüyüm " size kim inanır , ancak sizin kadar cahil olanlar inanır.Fakat sizin sahte bir Prof. olduğunuzu gerçek ilm sahibi bir Prof. rahatlıkla anlıyabilir.

    Demek istenen şudur ki ; her ilmin bir ehli vardır.Ehli olmadan herhangi bir ilmde fikir yürütmek kişinin cehaletini ortaya koyar.

Benzer Konular

  1. Muslumanlari fitne yoluyla denedik!
    mopsy Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 78
    Son mesaj: 07-03-2013, 06:00 PM
  2. Nakil olan araçlarda istenen belgeler
    dogangunes Tarafından Araba ve Otomobil Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-02-2012, 05:04 AM
  3. 2010 Ogretmen nakil
    mopsy Tarafından Öğretmenler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-01-2010, 09:09 AM
  4. ölü olmak nasıl öğrenilir
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-09-2009, 11:36 PM
  5. Islâmiyet menkîbelerle öğrenilir
    nefisetülilm Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 39
    Son mesaj: 24-06-2009, 10:19 PM
Yukarı Çık