2. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci 1234 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 47
  1. #11
    yeni üye irafshi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Nerden
    Amerika /
    Mesaj
    64
    Rep Gücü
    245
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    SAİD NURSİ İÇİN MASON EFGANİ'nin BOZUK FİKİRLERİNİ TANIMAK BÜYÜK BİR FIRSATMIŞ...MASON EFGANİ ŞEYH DİYE TANIMLANIYOR...

    Said Nursi'nin kendi sitesinde biyografisinde diyorki :
    1893 yılında, Miran aşiret reisi Mustafa Paşa’yı, yöre halkına yaptığı baskı ve zorbalıktan vazgeçirmek için6 Cizre’ye giden ve burada bir müddet kalan Said Nursi, 1894’te Mardin’e geldi. Mardin’de kaldığı süre zarfında her türlü sosyal faaliyetin içinde bulunan Bediüzzaman, burada karşılaştığı Şeyh Cemaleddin Afgani’nin bir talebesinden Afgani’nin siyasi fikirlerini tanıma fırsatı buldu.7 Siyasetle ilgilenmeye de ilk defa Mardin’de başlayan Bediüzzaman, tartışmalarda fikrini açıklamaktan geri durmuyordu. Bulunduğu topluluklarda tartışmalara neden olan Said Nursi’yi, Mardin Mutasarrıfı bir tedbir olarak il hudutları dışına çıkarmak zorunda kaldı. Bitlis’e gelen Bediüzzaman’ın ilmi vukufiyeti ve farklı kişiliği, Bitlis Valisi Ömer Paşanın dikkatini çekmiş ve Vilayet konağında kalarak çalışmalarına devam etmesi için ona bir oda tahsis etmişti. Konağın büyük kütüphanesi İslami ilimlere ait olan eserleri tamamen mütalaa ederek çalışmasına müsait zemin oluşturmuştu. Bitlis’te geçirdiği iki yıllık süre Bediüzzaman’ın İslami ilimlerde derinleşmesine vesile olmuş, ilmi üstünlüğü ulema ve nüfuzlu kimseler arasında ona, hatırı sayılır bir şöhret kazandırmıştı. Bu arada onun ulema ve halk arasındaki şöhret ve itibarından etkilenen Van Valisi Hasan Paşa, Van’a gelmesi için ısrarla davet ediyordu.
    BUYURUN İNCELEYİN:
    Risale-i Nur Enstitüsü | Bediüzzaman Said Nursi


    Evet , yukarıda kırmızı ile işaretlediğimiz cümlede Said Nursi'nin kimin fikirlerini alma fırsatı olmuş.Şu hezeyana bakın Nurcuların hocası MASON Cemalletin Efganinin sapık fikirlerine kavuşma ve tanıma imkanı bulmuş.Ve bu sapık Efgani ŞEYH olarak kabul ediliyor , Şeyh olarak tanımlanıyor.

    Şimdi Bu Cemalettin Efgani Masonunun Hezeyanlarına bir göz atalım : http://www.supermeydan.net/forum/for...read50304.html

    Sonuç : Din düşmanlarının fikirlerine önem veren bunları tanıma fırsatı olarak değerlendiren bir zihniyetin talebelerinin , mezhepsizleri savunmaları ve Eshaba dil uzatan sapıkları savunmaları ve Ayetlre tarihsel demelerini , Kafirleri cennetlik yapmalarını , papa keferesine hazret demelerini gayet normal buluyoruz çünkü zehir aynı kaynaktan geliyor.EEe üzüm üzüme baka baka kararı demiş atalarımız.

    “İttihad-ı İslâm (İslâm birliği) ve Cemaleddin Efgani ile alâkalı, Said Nursi’nin de bazı görüşleri vardır. Said Nursi şöyle demektedir:


    “… Ben bu ittihadın efradındanım (bireylerindenim) ve bu ittihadın tezahürüne (meydana gelmesine) teşebbüs edenlerdenim. Yoksa, sebebi iftirak (ayrılık sebebi) olan fırkalardan değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o Kürtleri ikaz etti. Onlar da ona biat etti. Şimdiki Kürtler o zamanki Kürtlerdir. Bu meselede seleflerim (benden önce aynı düşüncede olanlar) Cemaleddin Efgani, Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, Ali Süavi, Hoca Tahsin Efendilerle Kemal Bey (Namık Kemal) ve Sultan Selim’dir.”

    (Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, Tenvir Neşriyat, 1987, İstanbul, Yedinci Cinayet.)

    Evet Said Nursi selefi yani aynı düşüncede olan kişiler olarak MASON CEMALEDDİN EFGAN'yi ve ABDUH densizini göstermektedir.Böylece hangi itikadda olduğunu müslüman kardeşlerimiz daha iyi anlıyabilirler.Cemalettin Efgani sapığı ve Abduh sapığı ile ilgili vidolarımda açık delilleri ile hezeyanları ve nasıl din düşmanlığı yaptıklarını paylaştım.Arzu eden kardeşlerimiz videolarımdan izleyebilirler.



    YİNE BAŞKA BİR KAYNAKTA AYNI İTİRAF MEVCUTTUR BUYURUN :

    “Said Nursi’nin bu konudaki görüşleri, arada küçük olmakla beraber farklı yorumlara sebep olabilecek diğer bir kaynakta şöyle nakledilmektedir:


    “İşte ben bu ittihadın efradındanım ve bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa sebeb-i iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim, onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o, vilayat-ı şarkıyeyi ikaz etti, onlar da ona biat ettiler. Şimdiki şarklılar, o zamandaki şarklılardır. Bu meselede seleflerim; Şeyh Cemaleddin Efgani, allamelerden Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, müfrit âlimlerden Ali Süavi, Hoca Tahsin ve ittihad-ı İslâm’ı hedef tutan Namık Kemal ve Sultan Selim’dir ki…”


    (Bediüzzaman Said Nursi, İki Mekteb-i Musibet’in Şehadetnamesi, Risale-i Nur Külliyatı’ndan, Aksi Seda Matbaası, Samsun, 1957, s 14-15)
    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    EVET ŞİMDİ SAİD NURSİNİN MASON ÜSTADLARININ ADLARI BİR TOPLANTIDA DİLE GELİNCE TERCÜMAN SUAT YILDIRIM DENİLEN KİŞİ BAKIN NASIL ES GEÇMİŞ HEMDE 2 DEFA TEKRARLANMASINA RAĞMEN....
    1996 veya 97’de Aksaray Akgün Otel’de Risale-i Nur toplantısı yapılmıştı. Galiba Filistin’den gelen hatipdi; konuşması içinde “Said Nursi, üstadlarım Cemaleddin Efgani, Muhammed Abduh, Ali Süavi diyor” dedi. Konuşmaları anında tercüme eden Suat Yıldırım Hoca, hatibin bu cümlesini tercüme etmedi. Arkasından, Suriyeli Ramazan el Buti konuştu. İşe bakın ki, bir önceki hatibin söylediğini o da söylemesin mi… Suat Hocamız, Buti’nin o cümlesini de es geçti. Bendeniz, tercümede bazı yerleri niçin atladığını yazıp kâğıdı masaya bıraktım. Suat Hocamız cevap vermek mecburiyetinde kaldı ve “Efendim biz polemik olmasını istemiyoruz” dedi. Hoca kendine göre bu iki ismi yani Abduh ve Cemaleddin Afgani’yi Said Nursi’nin üstadı olarak göstermek istemiyordu. İyi de, Said Nursi kendisi bu isimleri vermekten çekinmemişse bize ne oluyor!..

    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    SONUÇ : Nurculuk adı altında din kisvesi ile MASON maşalığı yapan SAİD NURSİ ve TALEBESİ FETULLAH GÜLEN'in peşinde gidenlerin bu delilleri iyi inceleyip bir kez daha düşünmeleri gerekmektedir.Koyu bir inatla yazılarımıza ve delilerimize saldıranları insafa davet ediyor , delillerimizi iyi incelemelerini talep ediyorum.SAİD NURSİ'in CEMALEDDİN EFGANİ ve MASON ABDUH 'un din düşmanlıklarını açık delilleri ile videolarımda ifşaa ettim.Diğer yandan şu anki fitnebaz FETULLAH GÜLEN'nin hezeyanlarını sağır sultanlar duymuştur.Bu ifşaatimiz müslümanların bu din düşmanlarından korunmaları içindir bunların bozuk itikadlarına aldanan gizli zehirleri ile beyinleri uyuşan gözleri kör olan itikadı sarsılan kişileri Allahü Teala ıslah etsin diyor son söz olarak diyorumki : İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:(İtikad edilecek [inanılacak] şeylerde, bir sarsıntı olursa, kıyamette Cehennemden hiç kurtulmak olmaz. İtikad doğru olup da amelde [ibadetleri yapmakta, haramlardan kaçmakta] gevşeklik olursa, tevbeyle ve belki tevbesiz de affedilebilir. Cehenneme girse de, sonunda yine kurtulur. İşin aslı, temeli itikadı düzeltmektir.) [1/193]

    İŞTE SAİD NURSİNİN ÜSTADIM DEDİĞİ MASON ABDUH'un gerçek yüzü :

    İŞTE SAİD NURSİNİN ÜSTADIM DEDİĞİ MASON CEMALEDDİN EFGANİ'nin gerçek yüzü :


    -------------------------------------------------------------------------------------------

  2. #12
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Nurcu Müellif ve yandaşlarının neden Seyyit Kutub , Abduh , Efgani mezhepsizlerini ve diğer eshaba dil uzatan masonları savunanları savundukları umarım anlaşılmıştır.Ee söz kendi üstadlarına uzanıyor sonuçta kendi üstadlarını savunmuş oluyorlar...Şapka düştü kel göründü...

    Allahü Teala bu din adı altında insanların itikadını bozan yobazları perişan etsin.Planlarını başlarına devirsin.Saf müslümanları bunların şerrinden korusun.

  3. #13
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Nurcu Müellif ve yandaşlarının neden Seyyit Kutub , Abduh , Efgani mezhepsizlerini ve diğer eshaba dil uzatan masonları savunanları savundukları umarım anlaşılmıştır.Ee söz kendi üstadlarına uzanıyor sonuçta kendi üstadlarını savunmuş oluyorlar...Şapka düştü kel göründü...

    Allahü Teala bu din adı altında insanların itikadını bozan yobazları perişan etsin.Planlarını başlarına devirsin.Saf müslümanları bunların şerrinden korusun.
    Çırpın - ma biziya ! batıyorsun iyi batmalar. Konuya dön ve konuda sünneti seniye ile ilgili birtane yanlış ( sana göre yanlış olsada kabul ) bul. Konuya gel konuya... çamıra ve yalana ve iftiraya değil.

    Bekliyorum !!!!

  4. #14
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ON BİRİNCİ LEM’A

    Mirkatü’s-Sünne ve Tiryaku Marazı’l-Bid’a

    -1-
    Şu âyetin birinci makamı Minhâcü’s-Sünnet, ikinci makamı Mirkatü’s-Sünnettir.
    -2-
    -3-
    Bu iki âyet-i azîmenin yüzer nüktesinden on bir nüktesi icmâlen beyan edilecek.
    Not : Ayetler arabi olduğu için kopyalanamadı sanırım, üzgünüm. Merak edenler için bir çaresini bulurum ulaştırılmada.

    BİRİNCİ NÜKTE
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: -4- Yani, "Fesâd-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir."

    Evet, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ, mutlaka gayet kıymettardır. Hususan bid’aların istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ittibâ etmek daha ziyade kıymettardır.
    Hususan fesâd-ı ümmet zamanında Sünnet-i Seniyyenin küçük bir âdâbına mürâât etmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir imanı ihsas ediyor. Doğrudan doğruya Sünnete ittibâ etmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı hatıra getiriyor. O ihtardan, o hâtıra, bir huzur-u İlâhi hâtırasına ink¨lap eder. Hattâ en küçük bir muamelede, hattâ yemek, içmek ve yatmak âdâbında Sünnet-i Seniyyeyi mürâât ettiği dakikada, o âdi muamele ve o fıtrî amel, sevaplı bir ibadet ve şer’î bir hareket oluyor.

    Çünkü o âdi hareketiyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma ittibâını düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder.
    Ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir.
    Ve ondan, Şâri-i Hakikî olan Cenâb-ı Hakka kalbi müteveccih olur. Bir nevi huzur ve ibadet kazanır.
    İşte, bu sırra binaen, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı kendine âdet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir.

    Sn bziya tarşılır dediğiniz eserden bir parşa sundum bakarmısınız ? tartışırmısınız ?
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    İKİNCİ NÜKTE
    İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî (r.a.) demiş ki: "Ben seyr-i ruhanîde kat-ı merâtip ederken, tabakat-ı evliyâ içinde en parlak, en haşmetli, en letâfetli, en emniyetli, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı esas-ı tarikat ittihaz edenleri gördüm. Hattâ o tabakanın âmi evliyaları, sair tabakâtın has velîlerinden daha muhteşem görünüyordu."
    Evet, Müceddid-i Elf-i Sâni İmam-ı Rabbânî (r.a.) hak söylüyor. Sünnet-i Seniyyeyi esas tutan, Habibullahın zılli altında makam-ı mahbubiyete mazhardır.


    Bakarmısın sn bziya ! 11 Nükteyi işlicem inş. İyi bak ve iyi oku. Ondan sonra kanaatini söyle.

    Risale-i Nur Enstitüsü | Risale-i Nur Külliyatı
    ÜÇÜNCÜ NÜKTE

    Bu fakir Said, Eski Said'den çıkmaya çalıştığı bir zamanda, rehbersizlikten ve nefs-i emmârenin gururundan gayet müthiş ve mânevî bir fırtına içinde akıl ve kalbim hakaik içerisinde yuvarlandılar. Kâh Süreyya'dan serâya, kâh serâdan Süreyya'ya kadar bir sukut ve suud içerisinde çalkanıyorlardı.

    İşte, o zaman müşahede ettim ki, Sünnet-i Seniyyenin meseleleri, hattâ küçük âdâbları, gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenâmeli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. Hem o seyahat-i ruhiyede, çok tazyikat altında, gayet ağır yükler yüklenmiş bir vaziyette kendimi gördüğüm zamanda, Sünnet-i Seniyyenin o vaziyete temas eden meselelerine ittibâ ettikçe, benim bütün ağırlıklarımı alıyor gibi bir hiffet buluyordum. Bir teslimiyetle, tereddütlerden ve vesveselerden, yani, "Acaba böyle hareket hak mıdır, maslahat mıdır?" diye endişelerden kurtuluyordum. Ne vakit elimi çektiysem, bakıyordum, tazyikat çok. Nereye gittikleri anlaşılmayan çok yollar var. Yük ağır, ben de gayet âcizim. Nazarım da kısa, yol da zulümatlı. Ne vakit Sünnete yapışsam yol aydınlaşıyor, selâmetli yol görünüyor, yük hafifleşiyor, tazyikat kalkıyor gibi bir hâlet hissediyordum. İşte o zamanlarımda İmam-ı Rabbânînin hükmünü bilmüşahede tasdik ettim.

  5. #15
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Bu defter burada kapandı serdençakılan vatandaş bak yukarıda üstadınızın üstadı mason daha ne konuşuyorsunuz.Kime hizmet ettiğinizi zannediyorsunuz , bak başka şeylerde anlatırım delilleri ile o zaman yüzünüzü yerden dahi kaldıramazsınız.Şimdilik susuyorum fakat yukarıda NASIL MASONLARA MAŞALIK yaptığınızı kanıtlamışlar.

    İpinizi çektik , bu masal burada bitmiştir.Artık Üstadınızın ve sizin kime hizmet ettiğiniz masonlara nasıl maşalık yaptığı ortadadır.Bak büyük üstadın kendi ağzı ile itiraf ediyor yukarıda yalanlıyormusun yoksa üstadını...

    Üstadınız büyük mason uşaklığı ile dini kullanarak , islam bilgilerini kullanarak 9 şeyi doğru yazmış böylece sizi kendi safına çekerek yavaş yavaş 1 yanlış ile insanların dinini itikadını nasıl bozmuş , en yakın örnek müellif ve sensin , delili ise mason olduğu kat'i deliller ile ortada olan sapıkları savunmanız ve savunanlara kardeş demeniz , Fetullah Gülenin sapkınlıklarına rağmen eli öpülesi demenizdir.

    MASKE DÜŞTÜ , SARDENÇAKILAN MASKE DÜŞTÜ...

    Artık ne olduğunuz belli olduğuna göre ve insanlarda bunu bu şekilde öğrendiğine göre nurculuğa buna göre yaklaşacaktır.Aklınız varsa sizde hakikati görürsünüz.

    dolayısı ile bu derece sapkın bir ideolojinin kurbanları eğer inadında davamcı ise bizim artık diyecek tek sözümüz kalmamıştır.Sizinle konuşmamız dahi sözkonusu değildir.Baştanda dediğim gibi sizin dininiz ve itikadınız size bizimki bizedir.Boşuna kendinizi yormayın...

  6. #16
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu defter burada kapandı serdençakılan vatandaş bak yukarıda üstadınızın üstadı mason daha ne konuşuyorsunuz.Kime hizmet ettiğinizi zannediyorsunuz , bak başka şeylerde anlatırım delilleri ile o zaman yüzünüzü yerden dahi kaldıramazsınız.Şimdilik susuyorum fakat yukarıda NASIL MASONLARA MAŞALIK yaptığınızı kanıtlamışlar.

    İpinizi çektik , bu masal burada bitmiştir.Artık Üstadınızın ve sizin kime hizmet ettiğiniz masonlara nasıl maşalık yaptığı ortadadır.Bak büyük üstadın kendi ağzı ile itiraf ediyor yukarıda yalanlıyormusun yoksa üstadını...

    Üstadınız büyük mason uşaklığı ile dini kullanarak , islam bilgilerini kullanarak 9 şeyi doğru yazmış böylece sizi kendi safına çekerek yavaş yavaş 1 yanlış ile insanların dinini itikadını nasıl bozmuş , en yakın örnek müellif ve sensin , delili ise mason olduğu kat'i deliller ile ortada olan sapıkları savunmanız ve savunanlara kardeş demeniz , Fetullah Gülenin sapkınlıklarına rağmen eli öpülesi demenizdir.

    MASKE DÜŞTÜ , SARDENÇAKILAN MASKE DÜŞTÜ...

    Artık ne olduğunuz belli olduğuna göre ve insanlarda bunu bu şekilde öğrendiğine göre nurculuğa buna göre yaklaşacaktır.Aklınız varsa sizde hakikati görürsünüz.

    dolayısı ile bu derece sapkın bir ideolojinin kurbanları eğer inadında davamcı ise bizim artık diyecek tek sözümüz kalmamıştır.Sizinle konuşmamız dahi sözkonusu değildir.Baştanda dediğim gibi sizin dininiz ve itikadınız size bizimki bizedir.Boşuna kendinizi yormayın...
    Vah vahhh şıhım bize de himmet et... et ki kurtulalım bu yanlışlarımızdan.

    İmanın hakkı için doğru söyle !!! Sen okudunmu Nur Külliyatını ?

  7. #17
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Vah vahhh şıhım bize de himmet et... et ki kurtulalım bu yanlışlarımızdan.

    İmanın hakkı için doğru söyle !!! Sen okudunmu Nur Külliyatını ?
    Bari bunu oku şığım !!! ( senin için seçmedim, nüktelerin sıralamaları böyle. istersen yukarda verdiğim lıng ( pe, ayak ) e bak. )


    DÖRDÜNCÜ NÜKTE:

    Bir zaman râbıta-i mevtten ve اَلْمَوْتُحَقٌّ kaziyesindeki tasdikten ve âlemin zeval ve fenasından gelen bir hâlet-i ruhiyeden kendimi acib bir âlemde gördüm. Baktım ki: Ben bir cenazeyim, üç mühim büyük cenazenin başında duruyorum.

    Birisi: Benim hayatımla alâkadar ve mazi kabrine giren zîhayat mahlûkatın heyet-i mecmûasının cenaze-i mâneviyesi başında bir mezar taşı hükmündeyim.

    İkincisi: Küre-i Arz mezaristanında, nev-i beşerin hayatiyle alâkadar envâ-ı zîhayatın hey'et-i mecmûasının mâzi mezarına defnedilen azîm cenazenin başında bulunan, mezar taşı olan bu asrın yüzünde çabuk silinecek bir nokta ve çabuk ölecek bir karıncayım.

    Üçüncüsü: Şu kâinatın kıyamet vaktinde ölmesi muhakkak-ul vuku' olduğu için, nazarımda vaki hükmüne geçti. O azîm cenazenin sekeratından dehşet ve vefatından beht ü hayret içinde kendimi görmekle beraber, istikbalde de muhakkak-ul vuku' olan vefatım, o zaman vuku buluyor gibi göründü ve فَاِنْتَوَلَّوْا ilâhir.. sırriyle: Bütün mevcudat, bütün mahbubat, benim vefatımla bana arkalarını çevirip beni terkettiler, yalnız bıraktılar. Hadsiz bir deniz suretini alan ebed tarafındaki istikbale ruhum sevkediliyordu. O denize ister istemez atılmak lâzım geliyordu.

    İşte o pek acib ve çok hazîn hâlette iken, îman ve Kur'andan gelen bir mededle فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّهُ لاَ اِلهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ Âyeti imdadıma yetişti ve gâyet emniyetli ve selâmetli bir gemi hükmüne geçti. Ruh, kemal-i emniyetle ve sürurla o Âyetin içine girdi. Evet anladım ki; Âyetin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı işârîsi, beni teselli etti ki, sükûnet buldum ve sekinet ( emniyet )verdi.
    Evet nasılki mânâ-yı sarîhi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a der: "Eğer ehl-i dalâlet arka verip senin Şeriat ve Sünnetinden i'raz edip Kur'anı dinlemeseler, merak etme! Ve de ki: Cenab-ı Hak bana kâfidir. Ona tevekkül ediyorum. Sizin yerlerinize ittiba edecekleri yetiştirir. Taht-ı saltanatı herşeyi muhittir. Ne âsiler, hududundan kaçabilirler ve ne de istimdad edenler mededsiz kalırlar!"

    Öyle de mânâ-yı işârîsiyle der ki: Ey insan ve ey insanın reisi ve mürşidi! Eğer bütün mevcudat seni bırakıp fena yolunda ademe giderse, eğer zi-hayatlar senden müfarakat edip ölüm yolunda koşarsa, eğer insanlar seni terkedip mezaristana girerse, eğer ehl-i gaflet ve dalâlet seni dinlemeyip zulümata düşerse, merak etme! De ki: Cenab-ı Hak bana kâfidir. Madem o var, herşey var. Ve o halde, o gidenler ademe gitmediler. Onun başka memleketine gidiyorlar. Ve onların bedeline o Arş-ı Azîm sahibi, nihayetsiz cünûd ve askerinden başkalarını gönderir. Ve mezaristana girenler mahvolmadılar, başka âleme gidiyorlar. Onların bedeline başka vazifedarları gönderir. Ve dalâlete düşenlere bedel, tarîk-ı hakkı takib edecek muti' kullarını gönderebilir. Madem öyledir, o herşeye bedeldir. Bütün eşya, birtek teveccühüne bedel olamaz! der.

    İşte şu mânâ-yı işârî vasıtasıyla; bana dehşet veren üç müdhiş cenaze, başka şekil aldılar.

    Yâni: Hem Hakîm, hem Rahîm, hem Âdil, hem Kadîr bir Zat-ı Zülcelâl'in taht-ı tedbir ve Rubûbiyetinde ve hikmet ve Rahmeti içinde hikmet-nüma bir seyeran, ibret-nüma bir cevelan, vazifedarane bir seyahat suretinde bir seyr ü seferdir, bir terhis ve tavziftir ki, böylece kâinat çalkalanıyor, gidiyor, geliyor!..

  8. #18
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bari bunu oku şığım !!! ( senin için seçmedim, nüktelerin sıralamaları böyle. istersen yukarda verdiğim lıng ( pe, ayak ) e bak. )


    DÖRDÜNCÜ NÜKTE:

    Bir zaman râbıta-i mevtten ve اَلْمَوْتُحَقٌّ kaziyesindeki tasdikten ve âlemin zeval ve fenasından gelen bir hâlet-i ruhiyeden kendimi acib bir âlemde gördüm. Baktım ki: Ben bir cenazeyim, üç mühim büyük cenazenin başında duruyorum.

    Birisi: Benim hayatımla alâkadar ve mazi kabrine giren zîhayat mahlûkatın heyet-i mecmûasının cenaze-i mâneviyesi başında bir mezar taşı hükmündeyim.

    İkincisi: Küre-i Arz mezaristanında, nev-i beşerin hayatiyle alâkadar envâ-ı zîhayatın hey'et-i mecmûasının mâzi mezarına defnedilen azîm cenazenin başında bulunan, mezar taşı olan bu asrın yüzünde çabuk silinecek bir nokta ve çabuk ölecek bir karıncayım.

    Üçüncüsü: Şu kâinatın kıyamet vaktinde ölmesi muhakkak-ul vuku' olduğu için, nazarımda vaki hükmüne geçti. O azîm cenazenin sekeratından dehşet ve vefatından beht ü hayret içinde kendimi görmekle beraber, istikbalde de muhakkak-ul vuku' olan vefatım, o zaman vuku buluyor gibi göründü ve فَاِنْتَوَلَّوْا ilâhir.. sırriyle: Bütün mevcudat, bütün mahbubat, benim vefatımla bana arkalarını çevirip beni terkettiler, yalnız bıraktılar. Hadsiz bir deniz suretini alan ebed tarafındaki istikbale ruhum sevkediliyordu. O denize ister istemez atılmak lâzım geliyordu.

    İşte o pek acib ve çok hazîn hâlette iken, îman ve Kur'andan gelen bir mededle فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّهُ لاَ اِلهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ Âyeti imdadıma yetişti ve gâyet emniyetli ve selâmetli bir gemi hükmüne geçti. Ruh, kemal-i emniyetle ve sürurla o Âyetin içine girdi. Evet anladım ki; Âyetin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı işârîsi, beni teselli etti ki, sükûnet buldum ve sekinet ( emniyet )verdi.
    Evet nasılki mânâ-yı sarîhi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a der: "Eğer ehl-i dalâlet arka verip senin Şeriat ve Sünnetinden i'raz edip Kur'anı dinlemeseler, merak etme! Ve de ki: Cenab-ı Hak bana kâfidir. Ona tevekkül ediyorum. Sizin yerlerinize ittiba edecekleri yetiştirir. Taht-ı saltanatı herşeyi muhittir. Ne âsiler, hududundan kaçabilirler ve ne de istimdad edenler mededsiz kalırlar!"

    Öyle de mânâ-yı işârîsiyle der ki: Ey insan ve ey insanın reisi ve mürşidi! Eğer bütün mevcudat seni bırakıp fena yolunda ademe giderse, eğer zi-hayatlar senden müfarakat edip ölüm yolunda koşarsa, eğer insanlar seni terkedip mezaristana girerse, eğer ehl-i gaflet ve dalâlet seni dinlemeyip zulümata düşerse, merak etme! De ki: Cenab-ı Hak bana kâfidir. Madem o var, herşey var. Ve o halde, o gidenler ademe gitmediler. Onun başka memleketine gidiyorlar. Ve onların bedeline o Arş-ı Azîm sahibi, nihayetsiz cünûd ve askerinden başkalarını gönderir. Ve mezaristana girenler mahvolmadılar, başka âleme gidiyorlar. Onların bedeline başka vazifedarları gönderir. Ve dalâlete düşenlere bedel, tarîk-ı hakkı takib edecek muti' kullarını gönderebilir. Madem öyledir, o herşeye bedeldir. Bütün eşya, birtek teveccühüne bedel olamaz! der.

    İşte şu mânâ-yı işârî vasıtasıyla; bana dehşet veren üç müdhiş cenaze, başka şekil aldılar.

    Yâni: Hem Hakîm, hem Rahîm, hem Âdil, hem Kadîr bir Zat-ı Zülcelâl'in taht-ı tedbir ve Rubûbiyetinde ve hikmet ve Rahmeti içinde hikmet-nüma bir seyeran, ibret-nüma bir cevelan, vazifedarane bir seyahat suretinde bir seyr ü seferdir, bir terhis ve tavziftir ki, böylece kâinat çalkalanıyor, gidiyor, geliyor!..
    BEŞİNCİ NÜKTE:

    قُلْ اِنْ كُنْتُمْ ُتحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللّهُ Âyet-i azîmesi, ittiba-ı Sünnet ne kadar mühim ve lâzım olduğunu pek kat'î bir surette ilân ediyor.

    Evet şu Âyet-i Kerime, kıyâsât-ı mantıkıyye içinde, kıyâs-ı istisnâî kısmının en kuvvetli ve kat'î bir kıyâsıdır. Şöyle ki:
    Nasıl mantıkça kıyâs-ı istisnâî misâli olarak deniliyor: "Eğer güneş çıksa, gündüz olacak." Müsbet netice için denilir: "Güneş çıktı, öyle ise netice veriyor ki: Şimdi gündüzdür."
    Menfî netice için deniliyor: "Gündüz yok, öyle ise netice veriyor ki: Güneş çıkmamış". Mantıkça, bu müsbet ve menfî iki netice kat'îdirler.
    Aynen böyle de:
    Şu Âyet-i Kerime der ki: "Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullah'a ittiba edilecek. İttiba edilmezse, netice veriyor ki: Allah'a muhabbetiniz yoktur." Muhabbetullah varsa, netice verir ki: Habibullah'ın Sünnet-i Seniyyesine ittibaı intac eder.

    Evet Cenab-ı Hakk'a îman eden, elbette ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstâkimi ve en kısası, bilâ-şübhe Habibullah'ın gösterdiği ve takib ettiği yoldur. Evet bu kâinatı bu derece in'âmat ile dolduran Zat-ı Kerim-i Zülcemal, zîşuurlardan o nîmetlere karşı şükür istemesi, zarurî ve bedihîdir. Hem bu kâinatı bu kadar mu'cizat-ı san'atla tezyin eden o Zat-ı Hakîm-i Zülcelâl, elbette bilbedahe zîşuurlar içinde en mümtaz birisini kendine muhatab ve tercüman ve ibâdına mübelliğ ve imam yapacaktır. Hem bu kâinatı hadd ü hesaba gelmez tecelliyat-ı Cemal ve Kemalâtına mazhar eden o Zat-ı Cemil-i Zülkemâl, elbette bilbedahe sevdiği ve izharını istediği Cemal ve Kemal ve Esmâ ve san'atının en câmi ve en mükemmel mikyas ve medârı olan bir zata, her halde en ekmel bir vaziyet-i ubûdiyeti verecek ve onun vaziyetini sairlerine nümune-i imtisal edip herkesi onun ittibaına sevkedecek, tâ ki o güzel vaziyeti başkalarında da görünsün.

    Elhasıl: Muhabbetullah, Sünnet-i Seniyyenin ittibaını istilzam edip intac ediyor. Ne mutlu o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeye ittibaından hissesi ziyade ola. Veyl o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeyi takdir etmeyip, bid'alara giriyor.

  9. #19
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    BEŞİNCİ NÜKTE:

    قُلْ اِنْ كُنْتُمْ ُتحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللّهُ Âyet-i azîmesi, ittiba-ı Sünnet ne kadar mühim ve lâzım olduğunu pek kat'î bir surette ilân ediyor.

    Evet şu Âyet-i Kerime, kıyâsât-ı mantıkıyye içinde, kıyâs-ı istisnâî kısmının en kuvvetli ve kat'î bir kıyâsıdır. Şöyle ki:
    Nasıl mantıkça kıyâs-ı istisnâî misâli olarak deniliyor: "Eğer güneş çıksa, gündüz olacak." Müsbet netice için denilir: "Güneş çıktı, öyle ise netice veriyor ki: Şimdi gündüzdür."
    Menfî netice için deniliyor: "Gündüz yok, öyle ise netice veriyor ki: Güneş çıkmamış". Mantıkça, bu müsbet ve menfî iki netice kat'îdirler.
    Aynen böyle de:
    Şu Âyet-i Kerime der ki: "Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullah'a ittiba edilecek. İttiba edilmezse, netice veriyor ki: Allah'a muhabbetiniz yoktur." Muhabbetullah varsa, netice verir ki: Habibullah'ın Sünnet-i Seniyyesine ittibaı intac eder.

    Evet Cenab-ı Hakk'a îman eden, elbette ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstâkimi ve en kısası, bilâ-şübhe Habibullah'ın gösterdiği ve takib ettiği yoldur. Evet bu kâinatı bu derece in'âmat ile dolduran Zat-ı Kerim-i Zülcemal, zîşuurlardan o nîmetlere karşı şükür istemesi, zarurî ve bedihîdir. Hem bu kâinatı bu kadar mu'cizat-ı san'atla tezyin eden o Zat-ı Hakîm-i Zülcelâl, elbette bilbedahe zîşuurlar içinde en mümtaz birisini kendine muhatab ve tercüman ve ibâdına mübelliğ ve imam yapacaktır. Hem bu kâinatı hadd ü hesaba gelmez tecelliyat-ı Cemal ve Kemalâtına mazhar eden o Zat-ı Cemil-i Zülkemâl, elbette bilbedahe sevdiği ve izharını istediği Cemal ve Kemal ve Esmâ ve san'atının en câmi ve en mükemmel mikyas ve medârı olan bir zata, her halde en ekmel bir vaziyet-i ubûdiyeti verecek ve onun vaziyetini sairlerine nümune-i imtisal edip herkesi onun ittibaına sevkedecek, tâ ki o güzel vaziyeti başkalarında da görünsün.

    Elhasıl: Muhabbetullah, Sünnet-i Seniyyenin ittibaını istilzam edip intac ediyor. Ne mutlu o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeye ittibaından hissesi ziyade ola. Veyl o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeyi takdir etmeyip, bid'alara giriyor.
    ALTINCI NÜKTE

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:

    كُلُّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ وَكُلُّ ضَلاَلَةٍ فِى النَّارِ


    Yani, 2 اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ sırrıyla, kavaid-i Şeriat-ı Garrâ ve desâtir-i Sünnet-i Seniyye ( şeriatın kaideleri ve sünnetin dusturları ) tamam ve kemâlini bulduktan sonra, yeni icadlarla o düsturları beğenmemek veyahut—hâşâ ve kellâ—nâkıs görmek hissini veren bid’aları icad etmek dalâlettir, ateştir.

    Sünnet-i Seniyyenin merâtibi var.
    Bir kısmı vâciptir, terk edilmez. O kısım, Şeriat-ı Garrâda tafsilâtıyla beyan edilmiş. Onlar muhkemattır, hiçbir cihette tebeddül etmez.
    Bir kısmı da nevâfil ( nafile ) nev’indendir. Nevâfil kısmı da iki kısımdır:

    Bir kısmı, ibadete tâbi Sünnet-i Seniyye kısımlarıdır. Onlar dahi şeriat kitaplarında beyan edilmiş; onların tağyiri bid’attır.
    Diğer kısmı, “âdâb” tabir ediliyor ki, Siyer-i Seniyye kitaplarında zikredilmiş. Onlara muhalefete bid’a denilmez; fakat âdâb-ı Nebevîye bir nevi muhalefettir ve onların nurundan ve o hakikî edepten istifade etmemektir. Bu kısım ise, örf ve âdât, muamelât-ı fıtriyede Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tevatürle malûm olan harekâtına ittibâ etmektir.

    Meselâ, söylemek âdâbını gösteren ve yemek ve içmek ve yatmak gibi hâlâtın âdâbının düsturlarını beyan eden ve muaşerete taallûk eden çok sünnet-i seniyyeler var. Bu nevi sünnetlere “âdâb” tabir edilir. Fakat o âdâba ittibâ eden, âdâtını ibadete çevirir. O âdâbdan mühim bir feyiz alır. En küçük bir âdâbın mürââtı, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı tahattur ettiriyor, kalbe bir nur veriyor.

    Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeâire de taallûk eden sünnetlerdir. Şeâir, adeta hukuk-u umumiye nev’inden, cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeâire riyâ giremez ve ilân edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir.

  10. #20
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesaj
    1
    Rep Gücü
    9
    Cemaatleri kişilere mal etmek isteyenler, o kişi üzerine yükleyecekleri -iyi kötü- fiillerle cemaate zarar vermek isteyenlerdir.. O yüzden üzerinde durulması abes bir konudur.. Kimsenin yaptığı HİZMETİ kimseye maledemezsiniz.. Risale-i Nur'a karşı cephe alanlara hayretle soruyorum: Bu karşıtlığın sebebi bundan daha yüce bir hakikat mi, yoksa nefsinizin emrini yerine getirmek mi? Varsa hakikati getirin, yoksa...

2. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci 1234 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Resûlullaha uymak
    nefisetülilm Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-11-2009, 01:28 PM
  2. Risale-i Nur 1.2.3.4.5.6.7.8.9.Söz
    oylesine_07 Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 05-10-2009, 06:46 PM
  3. Vecdimin Penceresinden
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-07-2009, 09:30 AM
  4. Bediüzzaman'ın penceresinden milliyetciliğe bakış....
    M ü e l l i f... Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 16
    Son mesaj: 25-05-2009, 05:11 PM
  5. Bir ressam Penceresinden Yaratan'a bakış
    atmaca34 Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-04-2008, 11:50 PM
Yukarı Çık