Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

Yaz tatilini çocuklarımız için fırsat bilelim!

Din ve İnanç Kategorisi islam (Müslümanlık) Forumunda Yaz tatilini çocuklarımız için fırsat bilelim! Konusununun içerigi kısaca ->> Yaz tatilini çocuklarımız için fırsat bilelim! Okullar yaz tatiline girdi; çocuklarımız birikimlerine bir senelik bilgi daha ilave etmiş oldular. Çocuklar, ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    Icon14 Yaz tatilini çocuklarımız için fırsat bilelim!

    Yaz tatilini çocuklarımız için fırsat bilelim!

    Okullar yaz tatiline girdi; çocuklarımız birikimlerine bir senelik bilgi daha ilave etmiş oldular. Çocuklar, okul çağına gelince mecburi olarak eğitime alınıp, dünya hayatını daha rahat geçirebilmesi, çevresine ve milletine faydalı olması için çeşitli konularda donanımlı hale getirilmektedir.
    Bilindiği üzere hayat sadece dünya hayatından ibaret değildir. Hatta bizim inancımıza göre gerçek hayat ahiret hayatıdır. Dolayısıyla çocuklarımızı dünya hayatına hazırladığımız gibi ahiret hayatına da hazırlamamız bir mecburiyettir, zaruri bir görevdir.

    BU İŞ İHMALE GELMEZ!
    Eğer bu ihmal edilirse, çocuklarımız topal ördeğe döner. Belki iyi okulları, iyi üniversiteleri bitirebilirler fakat, bu onları hiçbir zaman mutlu kılamaz. Eksik kalan bu manevi boşluğu hayat boyu her zaman hissederler. Kendilerini ruhen ve bedenen rahat ve huzurlu hissedemezler. Her zaman huzursuz olurlar. Çoğu bu huzursuzluğun kaynağını bilemediği için de ömürleri huzur arayışı içinde geçer. Tam bir inancı yaşayışı olmadığı için de ahiret hayatı da azaba dönüşür. Buna sebep olan anne baba da, bu azaptan nasibini alırlar. Çünkü hadis-i şerifte; “Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz” buyurulmuştur.
    Her Müslüman, inancını kendisinden sonra gelen nesillere aktarmak zorundadır. Bu zaruri bir görevdir. Bu görev yapılmazsa, bir müddet sonra din yok olur. Vebal olarak bu bizlere yeter.
    Bunun için her Müslümanın, çocuğuna imanı, İslamı, imanın İslamın şartlarını, zaruri iman bilgilerini ve Kur’an-ı kerimi okumasını öğretmesi şarttır.
    Bir Müslümanın, bir Müslüman çocuğunun, tecvide uygun olarak kitabımız Kur’an-ı kerimi okuyamaması, namaz surelerini ve dualarını ezberlememesi, imanın, İslamın şartları, namaz, abdest gibi zaruri ilmihal bilgilerini bilmemesi kadar yanlış, affedilemez ihmal olamaz. Bu, yapılamayacak, altından kalkılamayacak bir yük de değildir. Fakat bir iş, ne kadar kolay olursa olsun, onu yapmakta kararlılık gösterilmezse, ciddi bir şekilde üzerine eğilinmezse netice almak mümkün olmaz.
    Peygamber efendimiz, “Ümmetimin en hayırlısı, Kur’ân-ı kerîmi öğrenen ve öğretendir.” buyurmuştur. Çok şükür, ülkemizde, bütün cami görevlileri yaz tatilinde çocuklarımıza yüce kitabımız Kur’an-ı kerimi öğretebilmek için seferber olmuş haldeler. Bütün bu imkanlara rağmen, bir Müslümanın kendisi veya çocukları Kur’an-ı kerimi bilmiyorsa bu, affedilecek, hoş görülecek bir davranış olmaz.
    Dînini öğrenmeyenin dîni, îmânı gider de haberi olmaz. Din düşmanlarının yalanlarına aldanıp kâfir olur. Dînini de, doğrudan doğruya, tefsirlerden, meâllerden, hadîs-i şerîf kitaplarından öğrenmek isteyen yanlış anlar, sapıtır, hak yoldan ayrılmış olur da haberi olmaz.

    ONLARA KÖTÜLÜK YAPMAYALIM!
    Bunun için anne-baba, çocuklarını camiye göndermeli, göndermekle kalmamalı, bunun takibini de yapmalıdır. Hatta imkânı olanlar ücretini verip, özel ders aldırmalı. Camide bir hocanın, 25-30 çocukla uğraşması, bir-iki çocuk ile ilgilenmesi bir değildir. İmkânı olan da olmayan da, Anadolu Liselerine, Fen Liselerine, üniversiteye hazırlık için binlerce lirayı çekinmeden verirken, çocuğunun dini için 200-300 lira gibi cüz’i bir parayı çok görmesini anlamak mümkün değil. Çocuğun ahiretine yatırım yapmayıp, sadece dünyası için yatırım yapmak ona yapılacak en büyük kötülüktür.
    Bu ilgisizlik, şuursuzluk devam ettiği takdirde, özellikle yurt dışında olan Müslümanların çocuklarının adlarının, iki-üç nesil sonra, Hıristo, Yorgo, Hans, Corc, Jozef... olması kaçınılmaz olacaktır. Türkiye’de de, belki isimleri Ahmet, Mehmet, Ali olarak kalacak ancak inançları, yaşayışları bunlardan farklı olmayacaktır.


    Kaynak: Gönül Bahçesi

  2. #2
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı nefisetülilm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yaz tatilini çocuklarımız için fırsat bilelim!

    Okullar yaz tatiline girdi; çocuklarımız birikimlerine bir senelik bilgi daha ilave etmiş oldular. Çocuklar, okul çağına gelince mecburi olarak eğitime alınıp, dünya hayatını daha rahat geçirebilmesi, çevresine ve milletine faydalı olması için çeşitli konularda donanımlı hale getirilmektedir.
    Bilindiği üzere hayat sadece dünya hayatından ibaret değildir. Hatta bizim inancımıza göre gerçek hayat ahiret hayatıdır. Dolayısıyla çocuklarımızı dünya hayatına hazırladığımız gibi ahiret hayatına da hazırlamamız bir mecburiyettir, zaruri bir görevdir.

    BU İŞ İHMALE GELMEZ!
    Eğer bu ihmal edilirse, çocuklarımız topal ördeğe döner. Belki iyi okulları, iyi üniversiteleri bitirebilirler fakat, bu onları hiçbir zaman mutlu kılamaz. Eksik kalan bu manevi boşluğu hayat boyu her zaman hissederler. Kendilerini ruhen ve bedenen rahat ve huzurlu hissedemezler. Her zaman huzursuz olurlar. Çoğu bu huzursuzluğun kaynağını bilemediği için de ömürleri huzur arayışı içinde geçer. Tam bir inancı yaşayışı olmadığı için de ahiret hayatı da azaba dönüşür. Buna sebep olan anne baba da, bu azaptan nasibini alırlar. Çünkü hadis-i şerifte; “Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz” buyurulmuştur.
    Her Müslüman, inancını kendisinden sonra gelen nesillere aktarmak zorundadır. Bu zaruri bir görevdir. Bu görev yapılmazsa, bir müddet sonra din yok olur. Vebal olarak bu bizlere yeter.
    Bunun için her Müslümanın, çocuğuna imanı, İslamı, imanın İslamın şartlarını, zaruri iman bilgilerini ve Kur’an-ı kerimi okumasını öğretmesi şarttır.
    Bir Müslümanın, bir Müslüman çocuğunun, tecvide uygun olarak kitabımız Kur’an-ı kerimi okuyamaması, namaz surelerini ve dualarını ezberlememesi, imanın, İslamın şartları, namaz, abdest gibi zaruri ilmihal bilgilerini bilmemesi kadar yanlış, affedilemez ihmal olamaz. Bu, yapılamayacak, altından kalkılamayacak bir yük de değildir. Fakat bir iş, ne kadar kolay olursa olsun, onu yapmakta kararlılık gösterilmezse, ciddi bir şekilde üzerine eğilinmezse netice almak mümkün olmaz.
    Peygamber efendimiz, “Ümmetimin en hayırlısı, Kur’ân-ı kerîmi öğrenen ve öğretendir.” buyurmuştur. Çok şükür, ülkemizde, bütün cami görevlileri yaz tatilinde çocuklarımıza yüce kitabımız Kur’an-ı kerimi öğretebilmek için seferber olmuş haldeler. Bütün bu imkanlara rağmen, bir Müslümanın kendisi veya çocukları Kur’an-ı kerimi bilmiyorsa bu, affedilecek, hoş görülecek bir davranış olmaz.
    Dînini öğrenmeyenin dîni, îmânı gider de haberi olmaz. Din düşmanlarının yalanlarına aldanıp kâfir olur. Dînini de, doğrudan doğruya, tefsirlerden, meâllerden, hadîs-i şerîf kitaplarından öğrenmek isteyen yanlış anlar, sapıtır, hak yoldan ayrılmış olur da haberi olmaz.

    ONLARA KÖTÜLÜK YAPMAYALIM!
    Bunun için anne-baba, çocuklarını camiye göndermeli, göndermekle kalmamalı, bunun takibini de yapmalıdır. Hatta imkânı olanlar ücretini verip, özel ders aldırmalı. Camide bir hocanın, 25-30 çocukla uğraşması, bir-iki çocuk ile ilgilenmesi bir değildir. İmkânı olan da olmayan da, Anadolu Liselerine, Fen Liselerine, üniversiteye hazırlık için binlerce lirayı çekinmeden verirken, çocuğunun dini için 200-300 lira gibi cüz’i bir parayı çok görmesini anlamak mümkün değil. Çocuğun ahiretine yatırım yapmayıp, sadece dünyası için yatırım yapmak ona yapılacak en büyük kötülüktür.
    Bu ilgisizlik, şuursuzluk devam ettiği takdirde, özellikle yurt dışında olan Müslümanların çocuklarının adlarının, iki-üç nesil sonra, Hıristo, Yorgo, Hans, Corc, Jozef... olması kaçınılmaz olacaktır. Türkiye’de de, belki isimleri Ahmet, Mehmet, Ali olarak kalacak ancak inançları, yaşayışları bunlardan farklı olmayacaktır.


    Kaynak: Gönül Bahçesi

    Allah razı olsun kardeşim. Yararlı ve dikkat edilmesi gereken bir konu her müslümanın.
    Tekrar teşekkürler.

  3. #3
    bursali68
    Misafir..
    " Dînini de, doğrudan doğruya, tefsirlerden, meâllerden, hadîs-i şerîf kitaplarından öğrenmek isteyen yanlış anlar, sapıtır, hak yoldan ayrılmış olur da haberi olmaz. "

    "...çocuğunun dini için 200-300 lira gibi cüz’i bir parayı çok görmesini anlamak mümkün değil..."

    " Bunun için anne-baba, çocuklarını camiye göndermeli, göndermekle kalmamalı, bunun takibini de yapmalıdır..."

    Sn.nefisetülilm,yazınızdan birkaç alıntı yaptım dikkatimi çeken.

    Öncelikle şunu belirtmeliyim,yazıdaki konunun birkaç içeriğinden biri olan Kur'an-ı Kerim'i okumayı öğrenmeye sonuna kadar katıldığımı belirtmeliyim.

    Ancak dini öğrenmek veya öğretmek paralı mı olmalı?Daha fazla veren Allah'ı daha mı iyi öğrenecek.Bu bir eğitim anlayışı mı?Buradan şu da anlaşılabilir 200-300 lirayı veremeyene göre verebilenlerin çocukları iyi diğerleri üstün körü öğrenecek.Yani çekeledikçe uzar bu konu.Son derece yanlış bir söz.Eğitim ve cahillikten dem vuruyoruz yorum ve yazılarımızda sonra da meslek eğitimiyle din eğitimine harcanan paraya vurgulama yapıyoruz.Buna katılmıyorum.

    İkincisi cami imamı neyi öğretebilir biliyor musunuz,iyi bir şekilde Kur'an-ı Kerim'i okumayı.Yoksa çocukların her merak ettiklerini sorabildiklerini ve yeterli yanıt bulabildiklerini mi sanıyoruz.Örneğin " Kaderi " ne kadar anlatabilecek.Benim aklım kesmiyor çok imam tanırım,surelerde nelerden bahsettiğini bilmez,enteresan değil mi?Ben bir imamın çocuklara dini iyi öğretebileceğine asla inanmıyorum.Dinin parayla öğrenilmesine de karşı olduğum gibi.

    Üçüncüsü," Dînini de, doğrudan doğruya, tefsirlerden, meâllerden, hadîs-i şerîf kitaplarından öğrenmek isteyen yanlış anlar, sapıtır, hak yoldan ayrılmış olur da haberi olmaz. " yorum ve yazılarımızda bizlerde aynı şeyi söylüyoruz,ancak biz söylediğimizde her ne hikmetse fırtınalar kopuyor burada.Ne yapalım çocuklarımızı dini öğrenmeleri için " tarikata " mı sokalım,dergaha mı gönderelim,yoksa Mekke'ye mi?

    Sonuç olarak vebalin ne olduğunu bilen anne babalar inanın ki çocuklarını gayet iyi eğitiyorlar.Kurda kuşa da yem etmiyorlar.Ayrıca siz bu çağa kadar çocuğunuzu doğru eğitemediyseniz işiniz zor.

    Sağlıcakla kalınız.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    " Dînini de, doğrudan doğruya, tefsirlerden, meâllerden, hadîs-i şerîf kitaplarından öğrenmek isteyen yanlış anlar, sapıtır, hak yoldan ayrılmış olur da haberi olmaz. "

    "...çocuğunun dini için 200-300 lira gibi cüz’i bir parayı çok görmesini anlamak mümkün değil..."

    " Bunun için anne-baba, çocuklarını camiye göndermeli, göndermekle kalmamalı, bunun takibini de yapmalıdır..."

    Sn.nefisetülilm,yazınızdan birkaç alıntı yaptım dikkatimi çeken.

    Öncelikle şunu belirtmeliyim,yazıdaki konunun birkaç içeriğinden biri olan Kur'an-ı Kerim'i okumayı öğrenmeye sonuna kadar katıldığımı belirtmeliyim.

    [RENK] Ancak dini öğrenmek veya öğretmek paralı mı olmalı?[/RENK]Daha fazla veren Allah'ı daha mı iyi öğrenecek.Bu bir eğitim anlayışı mı?Buradan şu da anlaşılabilir 200-300 lirayı veremeyene göre verebilenlerin çocukları iyi diğerleri üstün körü öğrenecek.Yani çekeledikçe uzar bu konu.Son derece yanlış bir söz.Eğitim ve cahillikten dem vuruyoruz yorum ve yazılarımızda sonra da meslek eğitimiyle din eğitimine harcanan paraya vurgulama yapıyoruz.Buna katılmıyorum.

    [RENK] İkincisi cami imamı neyi öğretebilir biliyor musunuz,iyi bir şekilde Kur'an-ı Kerim'i okumayı.[/RENK]Yoksa çocukların her merak ettiklerini sorabildiklerini ve yeterli yanıt bulabildiklerini mi sanıyoruz.Örneğin " Kaderi " ne kadar anlatabilecek.Benim aklım kesmiyor çok imam tanırım,surelerde nelerden bahsettiğini bilmez,enteresan değil mi?Ben bir imamın çocuklara dini iyi öğretebileceğine asla inanmıyorum.Dinin parayla öğrenilmesine de karşı olduğum gibi.

    [RENK] Üçüncüsü," Dînini de, doğrudan doğruya, tefsirlerden, meâllerden, hadîs-i şerîf kitaplarından öğrenmek isteyen yanlış anlar, sapıtır, hak yoldan ayrılmış olur da haberi olmaz. "[/RENK] yorum ve yazılarımızda bizlerde aynı şeyi söylüyoruz,ancak biz söylediğimizde her ne hikmetse fırtınalar kopuyor burada.Ne yapalım çocuklarımızı dini öğrenmeleri için " tarikata " mı sokalım,dergaha mı gönderelim,yoksa Mekke'ye mi?

    [RENK]Sonuç olarak vebalin ne olduğunu bilen anne babalar inanın ki çocuklarını gayet iyi eğitiyorlar.Kurda kuşa da yem etmiyorlar.Ayrıca siz bu çağa kadar çocuğunuzu doğru eğitemediyseniz işiniz zor.[/RENK]
    Sağlıcakla kalınız.


    sn. bursalı68, yazıyı okuyup değerlendirdiğiniz için teşekkür ederim.
    Bazı sorularınız olmuş, değerlendirelim:

    "Ancak dini öğrenmek veya öğretmek paralı mı olmalı?"
    Yazıyı dikkatle tekrar okursanız, "paralı olmalı" diye bir ifade zaten yok. Burada vurgulanmak istenen şey; dini eğitime en az okuldaki eğitim kadar önem verilmesi gerektiğidir. Yani hali vakti yerinde olan anne-babalar nasıl ki dershanelere milyarlar ödeyip okuldaki başarısını temin etmeye çalışıyorlarsa, Kuran-ı Kerim ve din bilgisi öğrenme hususunda da "gerekirse" bir miktar para harcamayı da göze alarak çocuklarını bu konuda da en iyi şekilde yetiştirmeye gayret sarfetmelidirler.
    Mesela; dini bilgiler içeren bir kitabı birisine hediye ettiğinizde belki önemsemeyip bir kenara bırakabilir, ancak para verip satın aldığında o kitap onun için değerlidir ve okumak ister. Çocuklarımıza matematiği öğretirken özel hoca tutup masraf ettiğimizde, çocuk anlıyor ki, matematik öğrenmek çok önemlidir, olmazsa olmaz... Kuran-ı Kerim öğrenmesi için de aynı titizliği gösterirsek, çocuk Kuran-ı Kerim öğrenmenin de değerini ve önemini idrak eder.


    İkincisi cami imamı neyi öğretebilir biliyor musunuz,iyi bir şekilde Kur'an-ı Kerim'i okumayı.
    Biz de bunu istiyoruz zaten... Haklısınız bu zamanda her cami im***** itikadi mevzularda güvenmek mevzu bahis değildir. Kuran-ı Kerim'i okumayı doğru olarak öğretsin yeter...
    Her müslüman kendine lazım olan fıkıh bilgilerini doğru yazılmış bir ilmihal kitabından öğrenmeli ve çocuklarına da öğretmelidir.

    Ne yapalım çocuklarımızı dini öğrenmeleri için " tarikata " mı sokalım,dergaha mı gönderelim,yoksa Mekke'ye mi?
    :)))...
    Bunları yapmaya elbette gerek yok,
    Bu konuda çok şey yazdık, anlattık, cevapladık uzun uzun yinelemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Arzu eden eski açtığımız konulara bakabilir.
    Tekrar ediyorum "Doğru yazılmış bir ilmihal kitabından itikadi ve fıkhi bilgileri öğrenip, evladına da öğretmek her müslümanın birinci vazifesidir."

    Sonuç olarak vebalin ne olduğunu bilen anne babalar inanın ki çocuklarını gayet iyi eğitiyorlar.Kurda kuşa da yem etmiyorlar.Ayrıca siz bu çağa kadar çocuğunuzu doğru eğitemediyseniz işiniz zor.
    Elbette vebalin bilincinde olanlar gereğini yapıyordur, onlara hiç sözümüz yok. Niye olsun ki? Burada yine gereksiz yere alınganlık gösteriyorsunuz gibi hissettim...

    Ayrıca siz bu çağa kadar?! eğitemediyseniz?! demişsiniz...

    Nereden biliyorsunuz, hemen önyargılı ithamlarda bulunuyorsunuz...
    Bizim kızımız daha bebeklik çağında...:)) 3 yaşında...
    Ama dini ve ahlaki terbiyesi (maaşallah desin okuyanlar) yaşının çok çok üzerinde...
    Bunu ben söylemiyorum, kızımızı gören tanıyan eğitimci kişiler söylüyor...

    Siz de sağlıcakla kalınız....

  5. #5
    bursali68
    Misafir..
    Sn.nefisetülilm,ben de size yazımı değerlendirdiğinizden dolayı teşekkür ederim.Bir çok konuda hemfikiriz buradan o gözüküyor sadece son kısma takıldım niçin mi:))))

    ben siz derken ;" Ayrıca siz bu çağa kadar çocuğunuzu doğru eğitemediyseniz işiniz zor."bu genel anlamda sizdir,yani "nefisetülilm" e sarfedilen veya hitab eden siz değildir:)).

    Ayrıca ben de eski bir eğitimci olarak şunu söyleyebilirim sizin kızınızı yetiştirmenizle ilgili yorum yapmam gerekirse,meyvayı dahi zamanından önce yetiştirirseniz o istediğimiz tadı vermez.Çocuklarımız da yaşından olgun olmamalı düşüncesindeyim.Çocuk çocuk gibi olmalı,büyük büyük gibi.Yani zorlamamak en iyisi sanırım.Gerçi her anne-baba muhakkak ki kendi çocuğunu en iyi eğitendir.Bu sözümden de sakın şunu anlamayın " siz çocuğunuzu yanlış eğitiyorsunuz" bunu anlamanızı istemem,çünkü zaten bunu bilme şansım yok.

    " Elbette vebalin bilincinde olanlar gereğini yapıyordur, onlara hiç sözümüz yok. Niye olsun ki? Burada yine gereksiz yere alınganlık gösteriyorsunuz gibi hissettim..."

    Burada da yanlış bir kanıya kapılmışsınız,burada aslında sözü açayım mı açmayayım mı diye düşündüm,gereksiz tartışma yaratmamak için sözü açmadım.Dikkatli olduğunuz belli.Burada aslında vurgulama yapmak istediğim şudur,dinimizin içerisinde " insan olmanın " gereklilikleri olan yalan söylememek,hak-adalet,çalışkan olmak,çalmamak,saygı,sevgi...gibi kavramları çocuklarımıza doğru aşılayamazsak sonunda ne yaparsak yapalım dini de öğretemeyiz.Bunları aşılayabilirsek zaten kendiliğinden çocuklarımız doğru yola girmiş olacaktır.Vereceğimiz en büyük miras sanırım bunları öğretebilmektir hele ki günümüzde.

    Sağlıcakla kalınız.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sn.nefisetülilm,ben de size yazımı değerlendirdiğinizden dolayı teşekkür ederim.Bir çok konuda hemfikiriz buradan o gözüküyor sadece son kısma takıldım niçin mi:))))

    ben siz derken ;" Ayrıca siz bu çağa kadar çocuğunuzu doğru eğitemediyseniz işiniz zor."bu genel anlamda sizdir,yani [RENK]"nefisetülilm" e sarfedilen veya hitab eden siz değildir:)).[/RENK]

    Ayrıca ben de eski bir eğitimci olarak şunu söyleyebilirim sizin kızınızı yetiştirmenizle ilgili yorum yapmam gerekirse,meyvayı dahi zamanından önce yetiştirirseniz o istediğimiz tadı vermez.Çocuklarımız da [RENK]yaşından olgun olmamalı[/RENK] düşüncesindeyim.Çocuk çocuk gibi olmalı,büyük büyük gibi.Yani zorlamamak en iyisi sanırım.Gerçi her anne-baba muhakkak ki kendi çocuğunu en iyi eğitendir.Bu sözümden de sakın şunu anlamayın " siz çocuğunuzu yanlış eğitiyorsunuz" bunu anlamanızı istemem,çünkü zaten bunu bilme şansım yok.

    " Elbette vebalin bilincinde olanlar gereğini yapıyordur, onlara hiç sözümüz yok. Niye olsun ki? Burada yine gereksiz yere alınganlık gösteriyorsunuz gibi hissettim..."

    [RENK]Burada da yanlış bir kanıya kapılmışsınız[/RENK],burada aslında sözü açayım mı açmayayım mı diye düşündüm,gereksiz tartışma yaratmamak için sözü açmadım.Dikkatli olduğunuz belli.Burada aslında vurgulama yapmak istediğim şudur[RENK],dinimizin içerisinde " insan olmanın " gereklilikleri olan yalan söylememek,hak-adalet,çalışkan olmak,çalmamak,saygı,sevgi...gibi kavramları [/RENK]çocuklarımıza doğru aşılayamazsak sonunda ne yaparsak yapalım dini de öğretemeyiz.Bunları aşılayabilirsek zaten kendiliğinden çocuklarımız doğru yola girmiş olacaktır.[RENK]Vereceğimiz en büyük miras sanırım bunları öğretebilmektir hele ki günümüzde.[/RENK]
    Sağlıcakla kalınız.

    Genel olarak "siz" diyebileceğinizi düşündüm ancak,
    cümlenin gelişinden diğer mana da çıktığı için yine de bir cevap vereyim dedim....

    "Olgunluk" Hak Teala'nın bir ihsanıdır.
    Zorla, zerle uğraşmayla da olmadığını yakın çevremde bazı ailelerde de gözlemliyorum...
    Biz "olgun" olsun diye extra bir çaba sarfetmedik, ancak anne-baba olarak en iyi şekilde (lisan-ı hal ile öğütleyip) örnek olmaya çalıştık... Evladımız inşallah, hayatı boyunca bu halini muhafaza eder ve aldığı bu sağlam temel üzerine sağlam bir bina inşa eder...

    "Burada da yanlış bir kanıya kapılmışsınız" demişsiniz ama aslında işin özü aynı kapıya çıkıyor...
    Siz de zaten yazınızda belirtmişsiniz ki bu kavramların hepsi dinimizin içinde, dahilindedir.
    İslamiyet güzel ahlaktır. Dinimizi doğru olarak evlatlarımıza öğretebilirsek ayrıca bu meziyetler de çocuğa kazandırılmış olacaktır. En büyük miras budur...

    Selamlar, saygılar...

  7. #7
    - Çevrimdışı
    yeni üye irafshi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Nerden
    Amerika /
    Mesaj
    64
    Rep Gücü
    245
    Alıntı nefisetülilm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yaz tatilini çocuklarımız için fırsat bilelim!

    Okullar yaz tatiline girdi; çocuklarımız birikimlerine bir senelik bilgi daha ilave etmiş oldular. Çocuklar, okul çağına gelince mecburi olarak eğitime alınıp, dünya hayatını daha rahat geçirebilmesi, çevresine ve milletine faydalı olması için çeşitli konularda donanımlı hale getirilmektedir.
    Bilindiği üzere hayat sadece dünya hayatından ibaret değildir. Hatta bizim inancımıza göre gerçek hayat ahiret hayatıdır. Dolayısıyla çocuklarımızı dünya hayatına hazırladığımız gibi ahiret hayatına da hazırlamamız bir mecburiyettir, zaruri bir görevdir.

    BU İŞ İHMALE GELMEZ!
    Eğer bu ihmal edilirse, çocuklarımız topal ördeğe döner. Belki iyi okulları, iyi üniversiteleri bitirebilirler fakat, bu onları hiçbir zaman mutlu kılamaz. Eksik kalan bu manevi boşluğu hayat boyu her zaman hissederler. Kendilerini ruhen ve bedenen rahat ve huzurlu hissedemezler. Her zaman huzursuz olurlar. Çoğu bu huzursuzluğun kaynağını bilemediği için de ömürleri huzur arayışı içinde geçer. Tam bir inancı yaşayışı olmadığı için de ahiret hayatı da azaba dönüşür. Buna sebep olan anne baba da, bu azaptan nasibini alırlar. Çünkü hadis-i şerifte; “Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz” buyurulmuştur.
    Her Müslüman, inancını kendisinden sonra gelen nesillere aktarmak zorundadır. Bu zaruri bir görevdir. Bu görev yapılmazsa, bir müddet sonra din yok olur. Vebal olarak bu bizlere yeter.
    Bunun için her Müslümanın, çocuğuna imanı, İslamı, imanın İslamın şartlarını, zaruri iman bilgilerini ve Kur’an-ı kerimi okumasını öğretmesi şarttır.
    Bir Müslümanın, bir Müslüman çocuğunun, tecvide uygun olarak kitabımız Kur’an-ı kerimi okuyamaması, namaz surelerini ve dualarını ezberlememesi, imanın, İslamın şartları, namaz, abdest gibi zaruri ilmihal bilgilerini bilmemesi kadar yanlış, affedilemez ihmal olamaz. Bu, yapılamayacak, altından kalkılamayacak bir yük de değildir. Fakat bir iş, ne kadar kolay olursa olsun, onu yapmakta kararlılık gösterilmezse, ciddi bir şekilde üzerine eğilinmezse netice almak mümkün olmaz.
    Peygamber efendimiz, “Ümmetimin en hayırlısı, Kur’ân-ı kerîmi öğrenen ve öğretendir.” buyurmuştur. Çok şükür, ülkemizde, bütün cami görevlileri yaz tatilinde çocuklarımıza yüce kitabımız Kur’an-ı kerimi öğretebilmek için seferber olmuş haldeler. Bütün bu imkanlara rağmen, bir Müslümanın kendisi veya çocukları Kur’an-ı kerimi bilmiyorsa bu, affedilecek, hoş görülecek bir davranış olmaz.
    Dînini öğrenmeyenin dîni, îmânı gider de haberi olmaz. Din düşmanlarının yalanlarına aldanıp kâfir olur. Dînini de, doğrudan doğruya, tefsirlerden, meâllerden, hadîs-i şerîf kitaplarından öğrenmek isteyen yanlış anlar, sapıtır, hak yoldan ayrılmış olur da haberi olmaz.

    ONLARA KÖTÜLÜK YAPMAYALIM!
    Bunun için anne-baba, çocuklarını camiye göndermeli, göndermekle kalmamalı, bunun takibini de yapmalıdır. Hatta imkânı olanlar ücretini verip, özel ders aldırmalı. Camide bir hocanın, 25-30 çocukla uğraşması, bir-iki çocuk ile ilgilenmesi bir değildir. İmkânı olan da olmayan da, Anadolu Liselerine, Fen Liselerine, üniversiteye hazırlık için binlerce lirayı çekinmeden verirken, çocuğunun dini için 200-300 lira gibi cüz’i bir parayı çok görmesini anlamak mümkün değil. Çocuğun ahiretine yatırım yapmayıp, sadece dünyası için yatırım yapmak ona yapılacak en büyük kötülüktür.
    Bu ilgisizlik, şuursuzluk devam ettiği takdirde, özellikle yurt dışında olan Müslümanların çocuklarının adlarının, iki-üç nesil sonra, Hıristo, Yorgo, Hans, Corc, Jozef... olması kaçınılmaz olacaktır. Türkiye’de de, belki isimleri Ahmet, Mehmet, Ali olarak kalacak ancak inançları, yaşayışları bunlardan farklı olmayacaktır.


    Kaynak: Gönül Bahçesi
    Cenabı Hak Razı olsun.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    Kur’ân-ı kerîmi öğrenme ve öğretme sevabı

    Kur’ân-ı kerîmi öğrenme ve öğretme sevabı

    Dün, okulların tatil olmasını fırsat bilerek çocuklarımıza yüce kitabımız Kur’ân-ı kerîmi öğretmemizin önemi üzerinde durmuştuk. Gerçekten, Kur’ân-ı kerîmi öğretmenin, öğrenmenin, okumanın sevabı anlatılamayacak kadar fazladır. Hatta bunun sevâbı dedelerine, çocuklarına ve torunlarına yedi sülalesine ulaşır. Îtikâdı düzgün bir kimse Kur’ân-ı kerîmi okuyup, sâlih Müslümanların yazdığı, ilmihâl kitaplarında bildirdiği üzere amel ettiği, ibâdet yaptığı takdirde büyük sevaplara kavuşur. Kur’ân-ı kerîmi okuyup Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun îmân eden, hidâyet üzere olur. Doğru yolda bulunur. Allahü teâlâya kavuşturan doğru yolu bulur. Cehennem azâbından kurtulur.

    İBADETLERİN EN KIYMETLİSİ

    Bununla ilgili sevgili Peygamberimiz buyurdu ki,

    “Ümmetimin en hayırlısı, Kur’ân-ı kerîmi öğrenen ve öğretendir.”

    “Hoca çocuğa besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ çocuğun anasının, babasının ve hocasının Cehennem’e girmemesi için senet yazdırır. “

    “Ümmetimin yaptığı ibâdetlerin en kıymetlisi Kur’ân-ı kerîmi mushafa bakarak okumaktır.”

    “Namazda okunan Kur’ân-ı kerîm, namaz dışında okunan Kur’ân-ı kerîmden daha sevaptır.”

    “Kur’ân-ı kerîm okunan evden Arş’a kadar nûr yükselir.”

    Ebû Hüreyre hazretleri buyurdu ki: “Kur’ân-ı kerîm okunan eve, bereket, iyilik gelir. Melekler oraya toplanır. Şeytanlar oradan kaçar. Kur’ân-ı kerîm okunmazsa bunun aksi olur.”

    Kur’ân-ı kerîmi okumak, mühim sünnettir. Tecvîd ilmine uygun olarak ve hürmet ile okunan Kur’ân-ı kerîmi dinlemek farz-ı kifâyedir. Okuyanlara verilen sevâbların aynısı, dinleyenlere de verilir.

    Hindistan’da yetişen büyük âlim ve velî Muhammed Hâcı Efdal hazretleri buyurdular ki:
    “Ne kadar şaşılır ki, insanların birçoğu, Allahü teâlânın kelâmı olarak Kur’ân-ı kerîmin mübârek harflerini, zarûrî lâzım olan tecvîd bilgisine uygun olarak okumaya ve bunu öğrenmeye gayret etmiyorlar. Bu bilgi nihâyet birkaç günde öğrenilebilir. Kırâatin (okumanın) sahih olması için bu bilgi mutlaka lâzımdır. Namazın sahih olması için de kırâatin sahih olması mutlakâ lâzımdır.”

    Evliyânın büyüklerinden Seyyid Abdülvehhâb Buhârî hazretleri hocası ve eniştesi Seyyid Sadreddîn Buhârî’den şu sözleri nakletmektedir:
    “Dünyâda iki büyük nîmet vardır. Bunlar, bütün nîmetlerden üstündür, lâkin insanlar bu iki nîmetin kıymetini bilmiyorlar. Onlara kavuşmaktan gâfil bulunuyorlar. Birincisi; iki cihânın efendisi Muhammed aleyhisselâmın mübârek vücûdunun, Medîne-i münevverede bulunmasıdır. İkincisi ise; Kur’ân-ı kerîmdir. Hak teâlâ, onunla söylüyor ve insanlar bundan gâfillerdir.”

    Emri altında bulunanlara dinini, Kur’ân-ı kerîmi öğretmenin sevabı hadîs-i şerîfte şöyle bildirilmektedir:
    “Çocuklarına Kur’ân-ı kerîm öğretenlere veya Kur’ân-ı kerîm hocasına gönderenlere, öğretilen Kur’ânın her harfi için, on kere Kâbe-i muazzama ziyareti sevabı verilir ve kıyamette, başına devlet tâcı konur. Bütün insanlar görüp imrenir.”

    AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR!

    Çocuk, ana baba elinde bir emanettir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun mahsulü alınır. Onun için Ağaç yaşken eğilir demişlerdir. Bunun gibi çocuk da neye meylettirilirse, oraya yönelir. Eğer hayrı âdet eder, öğrenirse hayır üzerine büyür. Çocuklara iman, Kur’ân ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler. Bu saadete ana-baba ve hocaları da ortak olur.

    Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

    “Çok Müslüman evladı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme gidecektir. Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyif sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup, evlatlarına Müslümanlığı ve Kur’ân-ı kerîmi öğretmediler. Ben böyle babalardan uzağım. Onlar da benden uzaktır. Çocuklarına dinlerini öğretmeyenler Cehenneme gidecektir.”

    Kaynak: Gönül Bahçesi

Benzer Konular

  1. Çocuğunuzun sömestr tatilini verimli geçirmesi için
    mopsy Tarafından Anne Baba ve Çocuklar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-01-2010, 10:16 AM
  2. Haydi' Çocuklarımız için El Ele!
    KİRMİZİELMA.05 Tarafından Anne Baba ve Çocuklar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-12-2009, 09:16 PM
  3. Kıymetin,Bilelim,Cumhuriyetin
    Hamdi ÖZDEMİR Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 26-10-2008, 07:05 PM
  4. Yazar olmak isteyenler için büyük fırsat
    YukseLL Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-03-2008, 11:20 AM
  5. Çocuklarımız ve biz
    pandura Tarafından Anne Baba ve Çocuklar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-08-2007, 05:23 PM
Yukarı Çık