Âlemlerin rabbi olan Allahü teâlâya hamd olsun! Peygamberlerin en üstününe ve Onun temiz Âl ve Eshâbına bizden selâmlar ve duâlar olsun!

Herşeyden önce istenilecek şey ve en çok aranılacak şey, Allahü teâlâya kavuşturan yolu bulmaktır. Fakat insan, önce dünya işlerine dalmış, birçok ihtiyaçlarına sarılmış olduğundan pek kirli, çok aşağıdır. Allahü teâlâ ise, her bakımdan yüksek ve kusursuzdur. Ondan feyz gelmesi ve gelen feyzlerin, marifetlerin alınması için verici ile alıcı arasında bir bağlantı, bir yakınlık yoktur. Bunun için, bu yolu bilen ve gören bir kılavuz elbette lâzımdır. Bu kılavuzun, hem alıcı ile, hem verici ile bağlantısı olması şarttır. Ancak böyle olursa, aracılık yapabilir. Alıcı, vericiye yaklaştıkça, kılavuz kendini aradan çekmeye başlar. Tâlib yâni alıcı, matlûba tâm bağlanınca, rehber aradan büsbütün kalkar. Tâlibi, matlûba, aracı olmadan kavuşturur. Bunun içindir ki, başlangıçta ve yolda iken, aranılan şey, rehberin aynasından başka hiçbir yerde görülemez. Sona erenlere, rehberin aynası olmadan, matlûb kendini gösterir. Vasl-ı uryânî hâsıl olur. Bu zaman, pîr araya girerse, başını keserim denilmesi, sersemce, aptalca bir sözdür. Doğru yolda olanlar, böyle konuşmazlar. Edebsizlik etmezler. Her istediklerini pîrin bereketinde ararlar ve bulurlar. Vesselâm.

Vücûd, lutf-i ilâhî, hayat, rahmet-i Kerim,
Ağız, atıyye-i Rahmân, kelâm fadl-ı Kadîm!
Beden, binâ-yı Hudâ, ruh, nefha-i tekrîm,
Kuvvet, ihsân-ı kudret, duygular, Vaazı Hakîm,
Bu dünyada bilseydim, ben neyim, hem neyim var?


Kaynak : İrafshi